Bingöl University

Open Access @ Bingol University
Not a member yet
    1155 research outputs found

    Çayır mera yem bitkilerinin bugünkü durumu, sorunları ve geliştirilme olanakları

    No full text
    ister petrol, ister kömür ve diğer enerji şekilleri yanında,en çok enerji tüketen; insanlarına en bol miktarda hayvansal protein sağlayabilen ülkeler bugün teknolojisi ve ekonomisi en gelişmiş olan ülkeler sınıfına girmektedir. Ülkemiz gıda üretimi bakımından aslında kendi kendine yeterli olabilen ülkeler arasında ilk 10'a giren bir ülkedir. Ancak tüketilen gıda maddeleri içerisinde hayvansal protein oranı göz önüne alınırsa, hayvansal protein tüketimimiz oldukça düşük düzeyde kalmaktadır. ülkemizde günde kişi başına 82,4 gram protein tüketimi ile dünya ortalamasından 69,2 gramdan daha fazla protein tüketilmektedir. Ancak bu proteinin %75'i bitkisel kaynaklı gıda maddelerinden sağlanmaktadır. Ülkemizde yetiştirilmekte olan hayvanların kaba yem gereksinimi bugün için genel olarak doğal çayır meralardan, tarla tarımı içerisinde yetiştirilen, sınırlı miktarlardaki yembitkilerinden karşılanmaktadır. Uzun zamandan beri yapılan çalışmalarla tarla toprakları üzerinde yem bitkileri yetiştiriciliği toplam tarla topraklarının ancak %1-2'sini kapsar bir düzeye çıkarılabilmiştir. Halbuki bu oran ileri tarım ülkelerinde %10'nun altına düşmemektedir. Bugün hayvancılığımızın en temel ve başta gelen sorunlarından birisi olan yem sorunu, ister yerli isterse üstün genetik potansiyele sahip yabancı türlere ve onların melezlerine en ucuz fakat bol ve kaliteli yem sağlamakla çözümlenebilir. Bunun içinde tarla toprakları içerisinde yembitkileri tarımına fazla önem vermekle birlikte var olan çayır meraların daha iyi bir şekilde tekniğine uygun olarak kullanılmasını gerçekleştirmek gerekir. Bugün için en güvenilir çayır mera alanlarını gösteren istatistikler Toprak- Su işleri tarafından yayınlanmıştır. Bu istatistiklere göre yurdumuzda yaklaşık 8-9 milyon hektar mera 300.000 hektar çayır alanı ile en fazla çayır mera varlığına Doğu Anadolu bölgesi sahiptir. Mera alanı olarak Akdeniz bölgesi yaklaşık 1 milyon hektarlık bir alanda 5. sırayı almasına karşın çayır alanı yönünden sondan 2. sırayı almaktadır. Genellikle 1-1.5 milyon hektarlık Akdeniz bölgesi meralarının büyük bir kesimini de yörenin doğal florasını oluşturan genellikle çalı türü vejetasyondan ibaret makilikler kaplamaktadır. Akdeniz bölgesi içinde yer alan ve Adana, Mersin, Hatay illerini kapsayan Çukurova bölgesinde çayır mera alanları 126.689 hektarlık bir alan kaplamaktadır. Aşırı ve düzensiz otlatmanın hüküm sürdüğü meralarımızın büyük çoğunluğunda toprak yüzeyinin sadece %10- %20 gibi düşük oranlarda bitkiyle kaplı durumda olması, topraklarımızın erozyonla kolayca aşınmasına yol açmaktadır. Özellikle bitki örtüsü seyrekleşmiş yamaç meralarda toprağın devamlı erozyonla aşınması sonucu, birçok yerde ana kayanın ortaya çıkmasına ve topraklarımızın giderek verimsizleşmesine neden olmaktadır

    Elazığ şartlarında Nohut (CİCER ARİETİNUM L.)’ta tohum verimi ve tarımsal özellikler

    No full text
    Bu çalışma Fırat üniversitesi çiftliğinde yetiştirilen nohut (Cicer arietinum L.) bitkisinde 2003 yılında yürü-tülmüştür. Bu çalışmada bitki boyu, ana ve yan dal sayıları, ilk bakla yüksekliği, bitkide bakla, baklada to-hum, bitkide tohum, m2’de bitki, tohum ve kes verimi ile 100 dane ağırlığı incelenmiştir. Ortalama bitki boyu 32.80 cm, ana dal sayısı 3.63 adet, yan dal sayısı 11.40 adet, ilk bakla yüksekliği 16.03 cm, bakla sayısı / bit-ki ve tohum sayısı / bitki 35.50 ve 36.33 adet, tohum / bakla 1.04 adet, bitki / m2 11.37 adet, tohum ve kes ve-rimi 98.20 ve 90.92 kg ve 100 dane ağırlığı 38.58 g olarak tespit edilmiştir. Bitki özelliklerinde yapılan nonlinear regresyon analizlerinde bitki boyu ile ilk bakla yüksekliği; yan dal sayısı- ilk bakla yüksekliği, bitkide bakla ve baklada tohum; ilk bakla yüksekliği-bitkide bakla ve tohum; bitkide bakla- bitkide tohum ve m2’de bitki-tohum ve kes verimde önemli ilişkiler kaydedilmiştir

    Çukurova kıraç koşullarında karışım oranının iran üçgülü (Trifolium resupinatum L.) + biryıllık çim (Lolium Multiflorum LAM) karışımında ot verimi ve kalitesine etkileri üzerinde bir araştırma

    No full text
    Bu araştırma, İran üçgülü+ biryıllık çim karışımında karışım oranının ot verimi ve ot kalitesine etkisinin saptanması amacıyla yürütülmüştür. Araştırma ile ilgili tarla denemeleri, 2001-2004 yılları arasında Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nin kıraç koşullardaki arazisinde üç tekrarlamalı tesadüf blokları deneme desenine uygun olarak sürdürülmüştür. Denemelerde, Iran üçgülü ve biryıllık çim saf ekimleri ile % 80 İran üçgülü+ % 20 biryıllık çim, % 60 Iran üçgülü+ % 40 biryıllık çim, % 40 İran üçgülü+ % 60 biryıllık çim, % 20 Iran üçgülü+ % 80 biryıllık çim karışımlarının yaş ot, kuru ot ve ham protein verimi ile kuru ot veriminde Iran üçgülü oranı incelenmiştir. Üç yıllık araştırma bulguları, karışımların incelenen özelliklerinin yıldan yıla önemli farklılıklar gösterdiğini ortaya koymuştur. Üç yıllık ortalama değerlere göre, karışımlar saf Iran üçgülünden istatistiksel olarak farklı olmayan, ancak saf biryıllık çimden daha yüksek kuru ot verimi vermişlerdir. Saf Iran üçgülü karışımlar ve saf biryıllık çime göre daha yüksek ham protein verimi vermiştir. Karışımlarda, İran üçgülünün ekimdeki oranı azaldıkça karışımın ot verimine katılma oranı azalmıştır. Araştırma sonuçlarına dayanılarak, Iran üçgülü+ biryıllık çim karışımlarının stabil ve ekonomik verim alınabilmesi için bölgenin taban ve sulanabilir koşullarında yetiştirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır

    Electrochemical atom-by-atom growth of PbS by modified ECALE method

    No full text
    Here, we report a new electrochemical process based on the co-deposition of Pb and S precursors from the same solution containing EDTA, Pb2+, and S2- at a constant potential, which is determined from the upd potentials of Pb and S. Preliminary results indicate that this one-step process could also be used for the electrochemical deposition of II-VI compound semiconductors in the form of single crystalline thin film. Additionally, this method allows easy control of the thickness of the material by simply using different deposition times and has some advantages over the present electrochemical deposition methods to overcome the deposition problems mentioned above

    Azot, Fosfor ve Kükürtle gübrelemenin Ardahan meralarının verim ve tür kompozisyonuna etkisi

    No full text
    Ardahan İli Çamlıçatak Köyü meralarında 2000-2002 yılları arasında yürütülen bu çalışmada azot, fosfor ve kükürtlü gübrelerin mtranın verim ve bitki kompozisyonuna etkileri ele alınmıştır. Denemede azotun §) 0, 5, 10 ve 15 kg/da, fosforun (P2O5) 0, 5 ve l0 kg/da, kükürdün (SO+) ise 0, 2.5 ve 5 kg/da seviyeleri 3 tekerrürlü olarak uygulanmıştır. Baskın türler çiçeklendiği dönemde lıer parselden 4 adet 0.5 x 0.5 m'lik alan biçilerek kuru ot verimini ve ağırlığa göre botanik kompozisyonu belirlemek için örnekler alınmıştır. Araştırmada ot verimi yıllara göre önemli farklılık göstermiştir, 2001 yılında ortalama kuru ot verimi (365.9 kg/da) diğer yıllardan yaklaşık iki kat daha yüksek olarak belirlenmiştir. Azot ve fosforlu gübreleme kuru ot verimini önemli derecede artırırken kükürdün verime etkisi önemli olmamıştır. Kuru ot verimi yönünden en kararlı gübre tepkisinin 5 kg/da P2O5 ve l0 kg ida N seviyesinde olduğu kaydedilmiştir. Denemede azot ve fosforlu gübreler buğdaygil tüirü bitkilerin oranını artırmıştır. Azotlu gübreler botanik kompozisyonda baklagillerin oranını azaltırken fosforlu gübrelerin baklagil oranını artırdığı kaydedilmiştir. Gerek azotIu ve gerekse fosforlu gübreler kompozisyondaki diğer familyalara ait bitkilerin oranını azaltarak ti-ir kompozisyonuna olumlu etkide bulunmuştur. Kükürtlü gübreler ise kompozisyondaki diğer familyaların artışına sebep olmuştur. Bu çalışmanın yürütüldüğü alanlarda ve benzer ekolojilerde kuru ot verinıi, botanik kompozisyon ve gübrenin ekonomikliği gözönünde bulundurularak,5 kğda PzOs ile birlikte l0 kg/da N uygulanması, kükürde ise yer verilmemesi önerilebilir

    Levels of the glutathione peroxidaseand some biochemical and haematological parameters in gazelles anaesthetised with tiletamin-zolazepam-xylazin combination

    No full text
    Bu çalışma Tiletamin-Zolazepam-Xylazin kombinasyonu ile anestezi edilen ceylanlarda eritrosit glutatyon peroksidaz (GSH-Px) aktivitesi ve serum lipid peroksidasyon (MDA) düzeyleri ile biyokimyasal ve hematolojik parametrelerin seviyelerini tespit etmek amacıyla yapıldı. Çalışmanın materyalini Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesindeki Devlet Üretme Çiftliğinde yetiştirilen 16 adet ceylan oluşturdu. Anesteziden önce, anestezinin 30. dakikasında ve anesteziden 24 saat sonra kan örnekleri toplandı. Anestezi sırasındaki Eritrosit GSH-Px aktivitesi ve serum MDA düzeyleri anestezi öncesine göre önemli derecede (p<0.05) yüksek bulundu. Glukoz ve fosfor dışındaki biyokimyasal parametreler (AST, ALT, Ca, Na, K, Cl) ile hematolojik değerlerde (RBC, WBC, PCV, Hb) anestezi öncesi ve sonrası arasında önemli değişiklikler saptanmadı. Anestezi, fosfor düzeylerinde önemli bir azalmaya neden olurken glukoz düzeylerinde ise önemli bir artışa yol açtı (p<0.001). Sonuç olarak; Ceylanlarda Tiletamin-Zolazepam-Xylazin kombinasyonu ile anestezinin, yüksek oksidan strese bağlı olarak eritrosit GSH-Px ve serum MDA düzeylerini artırmak suretiyle hiperglisemiye yol açtığı söylenebilir

    Investigation of Ca, Zn, Mg, Fe and Cu concentrations in blood and milk of cows with negative and positive CMT results

    No full text
    The study was performed on 15 healthy and 21 with subclinical mastitis cows, aged 3-5 years. Forty-one udder quarters which gave negative reaction in California Mastitis Test (CMT) were considered to be healthy, and those (n=56) with +1 and +2 reactions in CMT were diagnosed to be affected by subclinical mastitis. Contents Ca, Zn, Mg, Fe, and Cu in blood serum and milk samples were determined by atomic absorption spectrophotometry. Ca levels in the milk serum of the CMT positive cows were significantly lower (P<0.001) than those found in healthy milk samples. It was also determined that levels of Zn and Fe (P<0.05 and P<0.01, respectively) in milk were elevated in the CMT positive cows compared to the controls. Milk serum Mg values did not significantly change. Ca levels of blood serum obtained from healthy cows were higher (P<0.01) and Cu values lower (P<0.001) than those found in the CMT positive cows. Serum levels of Mg, Zn and Fe were not significantly altered. Ca levels in milk samples with a CMT result of +1 were significantly higher than those with +2 (P<0.05). However, it was observed that serum values of Mg, Zn and Fe did not well correlate with CMT scores. In conclusion, the presented results have shown that Ca levels in milk from quarters with subclinical mastitis were lower and Zn and Fe levels higher than those in the controls

    Electrochemical atom-by-atom growth of PbS by modified ECALE method

    No full text
    Here, we report a new electrochemical process based on the co-deposition of Pb and S precursors from the same solution containing EDTA, Pb2+, and S2- at a constant potential, which is determined from the upd potentials of Pb and S. Preliminary results indicate that this one-step process could also be used for the electrochemical deposition of II-VI compound semiconductors in the form of single crystalline thin film. Additionally, this method allows easy control of the thickness of the material by simply using different deposition times and has some advantages over the present electrochemical deposition methods to overcome the deposition problems mentioned above

    Levels of the glutathione peroxidaseand some biochemical and haematological parameters in gazelles anaesthetised with tiletamin-zolazepam-xylazin combination

    No full text
    Bu çalışma Tiletamin-Zolazepam-Xylazin kombinasyonu ile anestezi edilen ceylanlarda eritrosit glutatyon peroksidaz (GSH-Px) aktivitesi ve serum lipid peroksidasyon (MDA) düzeyleri ile biyokimyasal ve hematolojik parametrelerin seviyelerini tespit etmek amacıyla yapıldı. Çalışmanın materyalini Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesindeki Devlet Üretme Çiftliğinde yetiştirilen 16 adet ceylan oluşturdu. Anesteziden önce, anestezinin 30. dakikasında ve anesteziden 24 saat sonra kan örnekleri toplandı. Anestezi sırasındaki Eritrosit GSH-Px aktivitesi ve serum MDA düzeyleri anestezi öncesine göre önemli derecede (p<0.05) yüksek bulundu. Glukoz ve fosfor dışındaki biyokimyasal parametreler (AST, ALT, Ca, Na, K, Cl) ile hematolojik değerlerde (RBC, WBC, PCV, Hb) anestezi öncesi ve sonrası arasında önemli değişiklikler saptanmadı. Anestezi, fosfor düzeylerinde önemli bir azalmaya neden olurken glukoz düzeylerinde ise önemli bir artışa yol açtı (p<0.001). Sonuç olarak; Ceylanlarda Tiletamin-Zolazepam-Xylazin kombinasyonu ile anestezinin, yüksek oksidan strese bağlı olarak eritrosit GSH-Px ve serum MDA düzeylerini artırmak suretiyle hiperglisemiye yol açtığı söylenebilir

    Hanyeri Köyü (Tufanbeyli-Adana) merasının nemli kesiminde farklı azot ve fosfor dozlarının botanik kompozisyon, ot verimi ve ot kalitesine etkileri üzerinde bir araştırma

    No full text
    Bu araştırma, deniz seviyesinden yüksekliği 1940-2020 metre olan Adana ili Tufanbeyli ilçesi Hanyeri köyü merasının nemli kesiminde farklı azot (0, 5, 10, 15 kg/da) ve fosfor dozlarının (0, 4, 8, 12 kg/da) botanik kompozisyon, ot verimi ve kalitesine etkisini saptamak amacıyla yürütülmüştür. Araştırma ile ilgili denemeler, 2000-2003 yılları arasında üç tekrarlamalı tesadüf bloklarında iki faktörlü faktöriyel deneme desenine uygun olarak yürütülmüştür. Deneme parsellerinde, mera kesiminin ağırlığa göre botanik kompozisyonu, ot verimi, ham protein verimi ve otun NDF içeriği incelenmiştir. Üç yıllık araştırma bulguları, fosfor dozlarının mera kesiminde incelenen özellikleri önemli derecede etkilemediğini, azot dozlarının ise incelenen özellikler üzerinde önemli etkide bulunduğunu, ancak bu etkinin yıllara bağlı olarak önemli derecede farklılık gösterdiğini ortaya koymuştur. Üç yıllık ortalamalara göre, 10 kg/da’a kadar artan azot dozu kuru ot veriminde önemli artışa neden olmuş ve kontrol parsellerinde 166.3 kg/da olan ortalama kuru ot verimi, 10 kg/da azot uygulanan parsellerde 386.4 kg/da’a yükselmiştir. Azot dozunun 10 kg/da’a kadar artırılması vejetasyondaki buğdaygillerin mera kesiminin kuru ot verimine katılma oranında önemli artışa neden olmuştur. Azot dozundaki artış vejetasyondaki baklagillerin ot verimine katkısını önemli derecede azaltmıştır. 5 kg/da’ın üzerindeki azot dozları vejetasyondaki diğer familya bitkilerinin kuru ot verimine katılma oranını önemli derecede azaltmıştır. Azot dozlarının ham protein verimine ve otun NDF içeriğine etkisi, kuru ot verimi ile benzerlik göstermiş ve 10 kg/da. kadar artan azot dozları ham protein veriminde ve otun NDF içeriğinde önemli artışa neden olmuştur. Araştırma bulgularına dayanılarak, incelenen mera kesiminde ve benzer ekolojiye sahip meralarda 10 kg/da azot uygulamasının meranın ot ve protein veriminde önemli artışlar sağlayabileceği sonucuna varılmıştır

    0

    full texts

    1,155

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Open Access @ Bingol University
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇