1155 research outputs found
Sort by
Preparation of Complexes with Acetates of Transition Metal of Amino Compounds Including 1,3-Dioxalane Group. 2(3), 33-38.
In this study, 6,7-O-Cyclopentlydine-1-amino-4-azaheptane (L) has been synthesized starting from 1-chloro-2,3-O-cyclopentylidinepropane (1), which has been prepared by the reaction of epichlorohydrin and cyclopentanone. In this reaction BF3 ·OEt2 was used as catalyst. The complexes of this ligand with Co(II), Ni(II) and Cu(II) acetate salts were prepared. The structures of the ligand and its complexes are proposed based on elemental analyses, IR, UV-vis, 1 H-NMR spectra, magnetic susceptibility measurement, conductivimetry, thermogravimetric and differential thermal analyses. The suggested structure for the all of complexes is octahedral geometry. All complexes are paramagnetic and mononuclear
Türkiye’de töre baskısına bağlı intiharlar ve töre cinayetleri
İntihar; insanın öz benliğine yönelmiş bir saldırganlık ve yok etme
eylemi olup, bireyin istemli olarak yaşamına son vermesi olarak
tanımlanabilir. İntiharların meydana gelmesinde, çevresel baskıların
önemli bir yere sahip olduğu bilinmektedir. Yani; toplumsal, ekonomik,
kültürel vb. unsurlar, intiharları etkileyen temel değişkenler
konumundadır. Kültürel etkenler içinde ele alınan ‘töre’nin, intiharları
etkileme gücüne sahip olduğu ifade edilebilir.
Kişilerin –ve özellikle de kadınların–, ‘töre’ye uygun olmayan bir
görüntü sergilemeleri durumunda, töre baskısı söz konusu olmakta ve kişi
ya töreye uyarak ‘hizaya gelmekte’ ya da intihar ederek, aşiretin, ailenin,
soyun vb. ‘namusunu kurtarmakta’dır. Bu durum, her ne kadar intihar
gibi algılansa ve yansıtılsa da, bu, gerçekte bir ‘töre cinayeti’ veya
‘namus cinayeti’dir.
Birtakım cinayetlere intihar süsü verilmesi de söz konusu olabilir.
Resmi kayıtlara ve basın yayın organlarına yansıyan intiharların belli bir
kısmının, aslında töre cinayeti olduğu bilinmektedir. Töre gereği
öldürülmesi gereken kişi, özellikle küçük yaştaki çocuklar kullanılarak,
ortadan kaldırılmakta ve ‘namus temizlenmekte’dir
SICAK SU UYGULAMALARININ ÇUBUK ŞEKLİNDE DOĞRANMIŞ HAVUÇLARIN RAF ÖMRÜ ÜZERİNE ETKİLERİ
Effects of hot water treatments on the shelf life of fresh-cut carrots (Daucus
carota ‘Nantes’) were studied in this research. Carrots were cut into sticks with a
dimension of 9 x 9 x 9 mm3. These sticks later divided into 4 batches, then first
batch was dipped into distilled water (24 ºC), the second batch into distilled water
with the temperature of 50 ºC, the third batch into distilled water with the
temperature of 55 ºC, and the fourth batch into distilled water with the temperature
of 60 ºC for 5 min each. Following the treatments, the sticks were wrapped with a
plastic stretch film and stored at 4 ºC for 10 days. At 2 day intervals, weight loss,
total soluble solids, pH, titratable acidity, color, crispness, bitterness and aroma were
recorded. Results indicated that carrot sticks could be stored at 4 ºC for a long time
without compromising their quality, and however, unlike other horticultural
commodities hot water treatments did not have additional benefits on the shelf life
of carrot stic
Isırgan Otu'nun dimetilbenzantrasen uygulanan tavşanlarda lipit peroksidasyonu, antioksidan maddeler ve nitrit-nitrat düzeyleri üzerine etkisi
Bu çalışmada, ısırgan otu ekstresinin 7,12-dimetilbenzantrasen(DMBA) verilen tavşanlarda nitrik oksit
oksidasyon ürünleri, lipit peroksidasyon ürünleri ve antioksidan maddeler düzeyleri üzerine etkileri
araştırıldı. Çalışmayı 21 dişi Yeni Zelanda ırkı tavşan oluşturdu. Tavşanlar üç gruba bölündüler.
Deneme süresi 150 gün olarak belirlendi. Kontrol grubuna 0.5 ml/kg/gün dozunda % 10’luk
dimetilsülfoksit (DMSO) çözeltisi, DMBA grubuna %10’ luk DMSO’da çözündürülen DMBA maddesi 0.5
ml/kg/gün olarak verildi. Diğer gruba DMBA’ ya ilaveten ısırgan otu ekstraktı 0.2 ml/kg/gün şeklinde
uygulandı. Deneme sonunda kan örnekleri alındı. Yapılan analizlerde kontrol grubu ölçümlerine göre
hem DMBA verilen hem de DMBA+ısırgan otu verilen grupta nitrit ve nitrat düzeylerinde gözlenen
artışlar istatistik olarak anlamlı bulundu(P<0.001). Malondialdehit(MDA) seviyelerinde gözlenen
artışlarda DMBA grubunda P<0.001 kadar, DMBA+ısırgan otu grubunda P<0.01 kadar bir anlam
gözlendi. Seruloplazmin, glutatyon, retinol ve β-karoten düzeylerindeki artışlar DMBA grubunda
P<0.001 kadar bir önem arzederken, Vit.C’ de bu anlam P<0.01 kadardı. DMBA+ısırgan otu verilen
grupta glutatyon, Vit.C, retinol ve β-karoten seviyelerindeki düşüşler istatistik olarak P<0.001 kadar
bir önem arz etti. Seruloplazminde ise bu anlam P<0.01 olarak gözlendi. Sonuç olarak, ısırgan otu
ekstraktı verilen grupta hem nitrik oksit oksidasyon ürünlerinde hem de lipit peroksidasyon
ürünlerinde diğer deneme grubuna göre daha az artışların gözlenmesi bu bitkinin kısmen de olsa lipit
peroksidasyonuna karşı bir koruma özelliği olduğunu göstermiştir
Ghrelin and orotic acid increased in subclinical mastitis
Hormone ghrelin and orotic acid accelerate wound healing as well as controlling inflammation and immunity. We have, therefore, investigated the serum and milk levels of ghrelin and orotic acid in dairy cows with (n = 21) or without (n = 21) subclinical mastitis. Acylated and des-acylated ghrelin as well as orotic acid concentration were detected by using high performance liquid chromatography (HPLC). The results revealed that ghrelin level in milk and serum was significantly higher in dairy cows with subclinical mastitis than that of dairy cows without subclinical mastitis. This was also the case when the orotic acid concentrations in dairy cows with subclinical mastitis were compared with those dairy cows without subclinical mastitis. In conclusion, ghrelin and orotic acid occur in particularly high concentrations in subclinical mastitis, and might, therefore, be required in greater amounts for tissue repair and may be also used as a indicator for subclinical mastiti
Türk yazılı kültüründe komşuluk
Komşuluk, Türk kültür hayatının ve toplum yapısının önemli bir unsurudur. Gündelik hayatın işleyişinde en çok ihtiyaç duyulan ve etkilerine maruz kalınan komşuluk üzerine yazılı kültürde yeterli araştırmaların varlığından söz etmek güçtür. Sosyal dinamiğin önemli unsuru olan komşuluk bölgeden bölgeye, toplumdan topluma çeşitli yönleriyle farklılık gösteren bir tarihselliğe sahiptir. Değişen dünya koşullarında yapısal ve işlevsel bakımdan da hızla değişmektedir. Bu değişimin tespit edilebilmesi için konunun kültürel tarih içindeki yeri geniş biçimde araştırılmalıdır. Bu çalışmada, komşuluğun Türk kültüründeki ve toplumsal yapısındaki yerine, önemine, işlevine ve yazılı kaynaklardaki ele alınış biçimine değinilmiştir.Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi (www.esosder.com
EFFECTS of JASMONIC and SALICYLIC ACIDS on QUALITY of FRESH-SHREDDED CARROT
Farklı jasmonik (0, 0.1, 0.5 ve 1 µM) ve salisilik (0, 1, 5 ve 10 mM) asit çözeltilerinin rendelenmiş havuç kalitesi üzerine etkileri araştırılmıştır. Rendelenmiş havuçlar jasmonik ve salisik asit ile muamele edildikten sonra 4 °C’de 10 gün süre ile depolanmıştır. Depolama boyunca 2 gün aralıklarla, organoleptik özellikler (aroma, tekstür ve acılık), pH ve suda çözünür kuru madde miktarları kayıt edilmiştir. Jasmonik asit rendelenmiş havuçların aromasını hemen hemen etkilemezken salisilik asitin 0.5 ve 1 mM dozları depolamanın 4. gününden itibaren kötü aroma oluşumuna neden olmuştur. Tekstürel yapıdaki bozulma jasmonik asit uygulamaları ile geciktirilebilmesine rağmen salisilik asit uygulamalarından etkilenmemiştir. Jasmonik asit uygulamalarının acılık üzerine etkileri önemsiz bulunmuş, ancak salisilik asitin 10 mM dozu, 6. günden itibaren daha fazla acılığa neden olmuştur. Depolama süresince hem jasmonik asitin hem de salisilik asitin, pH ve suda çözünür kuru madde üzerine etkisi önemsiz kabul edilebilecek düzeyde az olmuştur. Sonuçlar 4 ºC’de depolanan rendelenmiş havuçlardaki kalite kayıplarının sadece jasmonik asit uygulamaları geciktirilebileceğini göstermiştir
Lack of the correlation between the electrical conductivity of milk and the blood progesterone levels in cows
A study was conducted to investigate the possibility of measuring the electrical conductivity (EC) of cow’s milk as a practical and cost-effective means of determining oestrus in cows. Prostaglandin injections were used to synchronise the oestrous cycle of 15 cows. From the onset of oestrus, milk and blood samples were collected from eachcowevery 2nd day over a period of 22 days. A portable, commercially available instrument was used to measure the EC of the milk. The blood progesterone levels were determined by means of an enzyme immuno-assay method. No correlation was found between the EC of milk and the blood progesterone levels of the cows tested. Electrical conductivity measurements of milk are of no value in determining the onset of oestrus in cows
Fodder yield and nutritive vaitıe of Turkish highlands shrubs
Introduction Information on productivity and nutritive value of Mediterranean highland shrubs. especially those
preferred by goats on üıe Tudrish Anti-Taunıs Mountain (Amanos Mountains) region is linrited (Papachristou, 2000;
Ammar and Gonzalez, 2005; Larbi et aL, 2007). Such data are needed to develop rangeland improvement plans and to
prioritize shnıb research. TMs study airoed at quantifying edible foddo- yields and nutritional values of rangeland shrubs
in the Anti-Taurus Mountains region in Tmkey.
Materials and methods Data were collected during 2002-2003 at Caridir village (1235 m asi) in Yayladagi County of
Antakya on the Anti-Taurus Mountains. Annual rainfall average 75 mm. humidity 75%, vvith minimum and maximum
temperatures of 6°C and 33°C respectively över a 30-year period. Three replicates measuing 5 m x 10 m were randomly
selected at two rangeland sites and marked. biomass of shrub species in each replicate was measured using the reference
unit method on: 6 ApriL, 8 July, and 13 October 2002, and 15 Januaıy 2003.The sample branch leaves and tvvigs less than
10 mm in diameter (edible fodder, EF) vvere vveighed fresh and oven-dried at 70°C for 48 h to determine dıy matter
(DM) content. Crude protein (CP, N x 6.25), neutral (NDF) and acid (ADF) detergent fîbre. and in vitro organic matter
digestibility (IVOMD) concentrations in the EF were determined.
Results Yield of EF (Fig. 1), and concentrations of CP, ADF and IVOMD in the EF varied (P <0.05) among the shrubs,
but NDF (Table 1) did not differ (P>0.05). Positive and significant correlations vvere recorded betvveen concentrations
of CP and IVOMD (r = 0.46). In contrasL negative and significant correlation were recorded betvveen concentrations of
CP and ADF (r = - 0.72), ADF and IVOMD (r = - 0.65).
Conclusions Significant variations in EF yield and nutritive value among the shrubs agree vvith other reports
(Papachristou, 2000; Ammar and Gonzalez, 2005; Larbi et al., 2007). Ouercus coccifera and S. officinalis and shovved
greater potential for development of agroforestry technologies to increase the productivity of Anti-Taunıs Mountains
rangelands based on digestible organic matta1 yield
Isırgan Otu'nun dimetilbenzantrasen uygulanan tavşanlarda lipit peroksidasyonu, antioksidan maddeler ve nitrit-nitrat düzeyleri üzerine etkisi
Bu çalışmada, ısırgan otu ekstresinin 7,12-dimetilbenzantrasen(DMBA) verilen tavşanlarda nitrik oksit
oksidasyon ürünleri, lipit peroksidasyon ürünleri ve antioksidan maddeler düzeyleri üzerine etkileri
araştırıldı. Çalışmayı 21 dişi Yeni Zelanda ırkı tavşan oluşturdu. Tavşanlar üç gruba bölündüler.
Deneme süresi 150 gün olarak belirlendi. Kontrol grubuna 0.5 ml/kg/gün dozunda % 10’luk
dimetilsülfoksit (DMSO) çözeltisi, DMBA grubuna %10’ luk DMSO’da çözündürülen DMBA maddesi 0.5
ml/kg/gün olarak verildi. Diğer gruba DMBA’ ya ilaveten ısırgan otu ekstraktı 0.2 ml/kg/gün şeklinde
uygulandı. Deneme sonunda kan örnekleri alındı. Yapılan analizlerde kontrol grubu ölçümlerine göre
hem DMBA verilen hem de DMBA+ısırgan otu verilen grupta nitrit ve nitrat düzeylerinde gözlenen
artışlar istatistik olarak anlamlı bulundu(P<0.001). Malondialdehit(MDA) seviyelerinde gözlenen
artışlarda DMBA grubunda P<0.001 kadar, DMBA+ısırgan otu grubunda P<0.01 kadar bir anlam
gözlendi. Seruloplazmin, glutatyon, retinol ve β-karoten düzeylerindeki artışlar DMBA grubunda
P<0.001 kadar bir önem arzederken, Vit.C’ de bu anlam P<0.01 kadardı. DMBA+ısırgan otu verilen
grupta glutatyon, Vit.C, retinol ve β-karoten seviyelerindeki düşüşler istatistik olarak P<0.001 kadar
bir önem arz etti. Seruloplazminde ise bu anlam P<0.01 olarak gözlendi. Sonuç olarak, ısırgan otu
ekstraktı verilen grupta hem nitrik oksit oksidasyon ürünlerinde hem de lipit peroksidasyon
ürünlerinde diğer deneme grubuna göre daha az artışların gözlenmesi bu bitkinin kısmen de olsa lipit
peroksidasyonuna karşı bir koruma özelliği olduğunu göstermiştir