Bingöl University

Open Access @ Bingol University
Not a member yet
    1155 research outputs found

    Maintaining quality of minimally processed pomegranate arils by honey treatments

    No full text
    Purpose – A major challenge facing the fresh-cut industry is maintaining and preserving the quality of minimally processed or fresh-cut produce. A low temperature regime, although insufficient, has been the main method of overcoming this challenge so far. Thus, methods preserving the quality and extending the shell life of minimally processed or fresh-cut produce are needed. This paper seeks to propose that honey could be used to preserve the fresh-like quality of minimally processed pomegranate arils and extend their shelf life. Design/methodology/approach – Manually extracted pomegranate arils were treated with water as control, 10 or 20 per cent diluted honey solution each for five minutes, then held at 4 8C for ten days. Changes in organoleptic and visual quality, softening, soluble solids content, pH, absorbance at 446 and 510nm, and total aerobic count were recorded during the ten-day storage period. Findings – The study found that honey solution dip treatments extended the fresh-like quality of minimally processed arils by delaying quality loss, microbial development, and pigment changes. Practical implications – The paper shows that honey dip treatment may be used, depending on commodity, to preserve quality and extend the shelf life of minimally processed or fresh-cut produce in the food-processing industry. Originality/value – The study pays particular attention to minimally processed pomegranate arils, by adapting a potentially safe organic method, the use of honey dips

    İneklerde tohumlama sonrası 12.günde uygulanan GnRH’nın serum progesteron, LH, östrus siklusu ve gebelik üzerine etkisi

    No full text
    Tohumlama sonrası 12. günde GnRH uygulanan ineklerin (n=9), serum progesteron, Luteinizing Hormon (LH), östrus siklus süresi ve gebelik oranları kontrol grubu (n=8) ile karşılaştırıldı. Östrusları, 11 gün ara ile iki defa uygulanan Prostaglandin F2 alpha (cloprostenol) ile senkronize edildi. Kızgınlık gösteren inekler doğal olarak tohumlandı. Tohumlamayı takiben östrus siklusu boyunca iki gün ara ile hayvanlardan kan örnekleri alındı. Serum progesteron ve LH düzeyleri, enzim immunoassay yöntemi ile ölçüldü. GnRH uygulamasından sonra, LH düzeyi 1. saatten itibaren artmaya başladı ve pik düzeye 3. saatte ulaştı. Progesteron düzeyinde herhangi bir değişiklik olmadı. Uygulama ve kontrol grubunda, tohumlama sonrası 12 ve 24. günler arasında progesteron düzeyleri yönüyle bir farklılık tespit edilmedi. Ancak, uygulama grubunda siklusun 16. gün progesteron seviyesi, kontrol grubuna göre daha düşük olduğu kaydedildi. Hayvanların gebeliği, tohumlama sonrası 30-35. günler arasında B mod ultrasonografi ile tespit edildi. Gebelik oranı, uygulama grubunda % 77.7, kontrol grubunda % 50 olarak belirlendi. Gebe olmayan hayvanlarda seksüel siklus uzunluğu (Kontrol, 21.3±0.8 gün; Uygulama, 22.5±0.5 gün) uygulamadan etkilenmedi. Sonuç olarak, tohumlama sonrası 12. günde ineklere yapılan GnRH uygulamaları gebelik oranlarını artırmada kullanılabilir

    Van Et ve Balık Kurumu’nda Kesilen Kıl Keçilerinde Linguatula serrata (Fröhlich, 1789) Nimflerinin Araştırılması

    No full text
    Bu araştırma, Van Et ve Balık Kurumu’nda kesilen kıl keçilerinin mezenteriyal lenf yumrularında Linguatula serrata nimflerinin yaygınlığını ve enfekte lenf yumrularındaki histopatolojik değişiklikleri araştırmak için yapılmıştır. Bu amaçla, 116 keçinin mezenteriyal lenf yumrusu incelenmiş, 9 keçide (%7.76) L. serrata nimfi tespit edilmiştir. Enfekte keçilerde toplam 9 adet L. serrata nimfi toplanmış olup, her mezenteriyal lenf yumrusunda birer adet L. serrata nimfi görülmüştür. Enfekte mezenteriyal lenf yumrularının histopatolojik incelenmesinde, içerisinde nimfin yer aldığı kistik yapının yangısal bir alanla çevrelendiği, lenfoid folliküllerde ise lenfositlerin azalmasına bağlı olarak lenfoid folliküllerinin merkezinin boşaldığı tespit edilmişti

    Effects of seeding rate on forage yield and quality of vetch (Vicia sativa L.) - triticale (Triticosecale Wittm.) mixtures under east mediterranean rainfed conditions

    No full text
    This study was carried to determine the best seed mixture of vetch and triticale for East Mediterranean rainfed conditions of Turkey. The experiments were conducted in two locations, Adana and Kozan, during the years of 2003 - 2005. The field trials were arranged in a randomised block design with three replications. In the research, pure stands of vetch and triticale and their seed mixtures (80% vetch + 20% triticale, 60% vetch + 40% triticale, 40% vetch + 60% triticale, 20% vetch + 80% triticale) were studied. Crude protein concentrations, hay and crude protein yields of pure stands and the mixtures and the percentage of vetch in the dry matter yield were determined. In addition to these, relative yield total (RYT) values were calculated for the mixtures. The study showed that the characters studied were significantly influenced by years, locations and mixtures. According to the averaged values of two years, the seed mixture containing 20% vetch and 80% triticale gave highest dry matter yield with an average vetch content of 23.5% under Adana conditions, while the seed mixture of 40% Vetch + 60% triticale gave the highest dry matter yield with an average vetch content of 10% under Kozan conditions. RYT values for the mentioned mixtures were 1.12 and 1.20, respectively. It was concluded that the above mixtures of vetch and triticale could be recommended for the locations in Adana and Kozan, respectively

    Elazığ koşullarında burçakta (vicia ervilia (L.) Willd.) farklı ıra Aralığının verim ve verim unsurları üzerine etkisi

    No full text
    Elazığ şartlarında 2004 yılında yürütülen bu çalışmada Burçakta 4 farklı sıra arası mesafesinin (20, 30, 40, 50 cm) tane verimi ve bazı özelliklerine etkileri incelenmiştir. Bu çalışma, tesadüf blokları deneme desenine göre üç tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. İncelenen bazı özellikler arasında (yan dal sayısı, alt bakla yüksekliği, bitkide bakla sayısı, baklada tane sayısı, bitkide tane, tane verimi, kes verimi, yaş ot verimi ve kuru ot verimi) istatistiki olarak önemli farklılıklar saptanmıştır. En yüksek tane verimi (114.77 kg da-1) 40 cm, en düşük tane verimi ise (75.77 kg da-1) 20cm sıra aralığından elde edilmiştir. Bitki boyu 31.23-33.17 cm, bitki başına ana dal sayısı 2.13-2.40 adet, alt bakla yüksekliği 19.10-21.27 cm, bitkide bakla sayısı 14.73-23.40 adet, yaş ot verimi 1383.00- 1922.05 kg da-1, kuru ot verimi 286.79-442.43 kg da-1, kes verimi 113.40-147.97 kg da-1 ve bin tane ağırlığı 59.27-60.67 g arasında değişmiştir. Bu sonuçlara göre, Elazığ ve çevresinde burçaktan yüksek tane verimi, kes verimi, yaş ot ve kuru ot verimi alabilmek için 40 cm sıra aralığı önerilebilir

    Vygotsky’nin düşünce ve dil gelişimi üzerine görüşleri: Piaget’e eleştirel bir bakış

    No full text
    Bu makalenin amacı, Vygotsky'in çocukta düşünce ve dil gelişimi üzerine görüşlerini incelemek; Vygotsky'nin, Piaget'in çocuk psikolojisi alanına kazandırdığı genetik modele eleştirilerini sunarak, çocuğun bilişsel gelişimine sosyo-kültürel temelli bir bakış açısı kazandırmaktır. Bu makalede Vygotsky'in "Düşünce ve Dil" (1965) adlı kitabının özeti niteliğinde olup, Vygotsky'in Piaget ile ayrıldığı temel noktalar olan, "çocukta benmerkezcilik, çocukta olgunlaşma ve eğitimin rolü, çocukta kavram gelişimi" ana başlıkları altında Vygotsky'in eğitim alanına getirdiği en büyük katkılardan biri olan "proksimal gelişim alanı" kavramı incelenmiştir. Vygotsky'e göre konuşmanın amacı, bebeklikten itibaren iletişim kurmak olduğundan, çocukta ilkin otistik düşünce ve konuşma yoktur, çocuk en başından itibaren sosyaldir. Bu nedenle Vygotsky düşünce ve dil gelişimi modelini, Piaget’in yaptığı “otistik, benmerkezci, sosyal” sıralamanın tersine, “sosyal, benmerkezci ve içsel konuşma” şeklinde kurmuş; düşünce ve konuşmanın gelişiminde, bireysellikten sosyalliğe değil, sosyallikten bireyselliğe doğru bir gidişatın olduğunu belirtmiştir. Sonuç olarak Vygotsky, bebeklikten itibaren dış gerçeklikten kopuk ve ilkel addedilen çocuk düşüncesinin, belirli bir amaca, yani iletişim kurmaya ve sosyalleşmeye yönelik olduğunu göstererek çocuk düşüncesine hak ettiği konumu kazandırmış; verilen eğitimin çocuğun olgunlaşma düzeyinin üzerinde olduğunda çocuğun yardımla gösterdiği başarıya dikkat çekerek, eğitim metotlarının kökten değişime uğramasına vesile olmuştur.The aim of this article is to examine the arguments of Vygotsky on thought and language development of child, and to provide a socio-cultural oriented framework on cognitive development of child by presenting Vygotsky’s criticism to Piaget’s genetic model. This article summarizes one of the Vygotsky’s books, “Thought and Language” (1965) and is divided into three sections: egocentrism of child, the role of maturation and education on the child development, and concept development of child. Also, Vygotsky’s one of the best known contributions to developmental psychology, the concept of “zone of proximal development” is examined. The aim of speech, for Vygotsky, is to enable communication between child and his/her social environment since infancy. On contrary to Piaget’s thought and language development model “autistic, egocentric, social”; Vygotsky’s model consists of three consecutive phases: “social, egocentric, and inner” speech. Therefore for Vygotsky, the direction of thought and language development is to reach individualism through sociability, not the other way around. As a result, Vygotsky gave the thought of child the position it deserves. He also caused a radical change on the methods of education, pointing that child can be successful with help when the level of education is higher than his/her level of maturation

    Çukurova Bölgesi koşullarında yetiştirilen fiğ (vicia sativa L.) + buğday (triticum aestivum L.) karışımında otlatma amenajmanı ilkelerinin saptanması üzerinde bir araştırma

    No full text
    Bu araştırma, Çukurova Bölgesi koşullarında otlatma amacıyla yetiştirilecek fiğ + buğday karışımında uygulanacak otlatma amenajmanı ilkelerinin saptanması amacıyla Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla- Bitkileri Bölümü araştırma alanında 2006-2009 yılları arasında 3 yıl süre ile yürütülmüştür. Araştırmada, 4 farklı biçim zamanı (bitkiler 15 cm, 20 cm, 25 cm veya 30 cm bitki boyuna eriştiğinde) ve 4 farklı biçim yüksekliğinin (2.5, 5.0, 7.5. 10 cm) karışımın ot verimi ve kalitesine etkileri incelenmiştir. Araştırma sonuçları, ot verimi ve kalitesinin yıllara bağlı olarak önemli farklılıklar gösterdiğini, biçim zamanı geciktikçe ot verimi ve ham protein veriminin arttığını, otun ham protein oranının biçim zamanından çok fazla etkilenmediğini, biçim yüksekliğinin ot verimi ve otun fiğ içeriği üzerine önemli etkide bulunduğunu ortaya koymuştur. Araştırma sonuçlarına dayanılarak. Çukurova koşullarında otlatma amacıyla yetiştirilecek fığ+buğday karışımının bitkiler 25 cm bitki boyuna eriştiğinde 10 cm anız kalacak şekilde otlatılması durumunda 15 Mart-30 Nisan döneminde otlatılarak kaliteli ve yüksek ot verimi sağlanabileceği sonucuna varılmıştır

    Van Yöresinde Evde Beslenen Kafes Kuşlarında Bağırsak Parazitlerinin Yaygınlığının Araştırılması

    No full text
    Bu araştırma, Van yöresinde evde beslenen kafes kuşlarında bulunan parazitlerin yaygınlığını araştırmak için yapılmıştır. Bunun için, 70 kafes kuşundan (6 papağan, 5 bülbül, 24 kanarya, 35 muhabbet kuşu) dışkı örnekleri alınıştır. Parazitoloji laboratuarında, 70 dışkı örneği, Helmint yumurtaları, Eimeria sp. ookistleri ve Giardia sp. kistleri yönünden nativ ve sedimentasyon, Cryptosporidium sp. ookistleri yönünden de asid-fast boyama yöntemleri ile incelenmiştir. Gaitaları incelenen 70 kafes kuşunun 6 (%8,57)’sı enfekte bulunmuştur. Eimeria sp. ookistleri, muhabbet kuşlarında (%8,57) ve kanaryada (%8,33) tespit edilirken, Cryptosporidium sp. ookistleri ise sadece papağanlarda (%16,67) tespit edilmiştir. Kafes kuşlarının hiç birinde Helmint sp. yumurtası ve Giardia sp. kisti bulunamamıştır. Bülbüllerde de hiçbir parazit tespit edilememiştir

    DOXORUBİSİN UYGULANAN RATLARDA CoQ10 VE VİTAMİN E’NİN LİPİT PEROKSİDASYONU, ANTİOKSİDAN PROFİL VE BAZI BİYOKİMYASAL PARAMETRELERE ETKİSİ

    No full text
    Bu çalışmada doksorubisin uygulanan ratlarda, CoQ10 ve Vitamin E’in lipit peroksidasyonu, antioksidan profil ve bazı biyokimyasal parametreler üzerine etkisi araştırıldı. Çalışmayı altı ve dokuz aylık 80 Wistar-Albino ırkı rat oluşturdu. Hem altı hem de dokuz aylık ratlar dört gruba ayrıldı. Birinci grup ratlara doksorubisin 2,5 mg/kg/serum fizyolojik ile intraperitoneal olarak haftada bir kez 6 hafta süreyle uygulandı. İkinci grup ratlara doksorubisine ilave olarak CoQ10 4 mg/kg/ canlı ağırlık oranında intraperitonal olarak hergün uygulandı. Üçüncü grup ratlara sadece CoQ10 4 mg/kg/ canlı ağırlık oranında yine günlük olarak verildi. Dördüncü grup ratlara doksorubisine ilave olarak vitamin E 10 mg/kg/subkutan/haftada iki kez 6 hafta süreyle uygulandı. Çalışma süresi altı hafta olarak planlandı. Çalışmaya başlamadan önce ratlardan alınan kanlar kontrol grubu oluşturmak amacıyla kullanıldı. Uygulamaya başladıktan sonra üçüncü ve altıncı haftalarda kan örnekleri örnekleri alındı. Yapılan analizler sonucunda MDA düzeylerinde tüm gruplarda önemli seviyelerde artışlar gözlendi. Glutatyon seviyelerinde kontrol değerlerine göre tüm gruplarda değişik anlamlarda azalmalar görüldü. Seruloplazmin değerlerinde ise tüm çalışma gruplarda deneme sonunda artışlar hesaplandı. α-tokoferol düzeyinde grupların çoğunda azalmalar elde edildi. Diğer biyokimyasal kan parametrelerinde de önemli değişimler gözlendi özellikle glukoz seviyelerinde düşüş globulin seviyelerinde yükselme albumin seviyelerinde düşüşler saptandı. Sonuç olarak, CoQ10 ve Vitamin E gibi antioksidan maddeler çeşitli ilaçların kullanımında bu ilaçların vücutta verdikleri harabiyeti azaltmada kullanılabilir.Bu araştırma Yüzüncü Yıl Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Başkanlığı tarafından 2007-SBE-YL104 numaralı proje olarak desteklenmişti

    Van’da Evcil Güvercinlerde (Columba livia domestica) Coccidia ve Helmint Türlerinin Yayılışı

    No full text
    Bu çalışma, Van şehir merkezindeki evcil güvercinlerde (Columba livia domestica) coccidia ve helmint türlerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Dışkı örnekleri Eimeria ookistleri ve helmint yumurtaları için Sheater’in şekerli yüzdürme yöntemi, Cryptosporidium spp. ookistleri için modifiye asit fast yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Dışkı bakısı yapılan 145 güvercinin 98’inde (%67.58) Eimeria spp. ookistlerine 42’sinde (%28.96) helmint yumurtalarına rastlanmıştır. Pozitif dışkı örneklerindeki ookistler %2.5’lik potasyum dikromat solusyonu ile sporlandırıldıktan sonra, güvercinlerin %55.17’sinin E.columbarum, %51.03’ünün E.labbeana ile enfekte oldukları belirlenmiştir. Eimeria türleri belirlenen dışkıların 56 (%38.62) tanesinde her iki Eimeria türü birlikte bulunmuştur. Güvercinlerin hiç birinde Cryptosporidium spp. ookistlerine rastlanmamıştır. Helmintlerden Capillaria spp. %18.62, Ascaridia columbae %11.03, Heterakis spp. %6.20 ve Syngamus spp. %4.84 oranında belirlenmiştir

    0

    full texts

    1,155

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Open Access @ Bingol University
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇