Bingöl University

Open Access @ Bingol University
Not a member yet
    1155 research outputs found

    Fatty acids, protein contents and metal composition of some feed crops from Turkey

    No full text
    In the course of investigations of new sources of higher plant lipids, fatty acid and metal compositions of some feed crops -Vicia ervilia (bitter veitch), Lotus corniculatus, Onobrychis fallax, Trifolium aureum (golden clover), Trifolium repens (white clover) (Fabaceae)- from Turkey were investigated by using GC and ICP-OES system. All the legume crops showed the same pattern of fatty acids. The fatty acid composition of plants used as feed crops showed different saturated and unsaturated fatty acid concentrations. Linolenic, oleic, palmitic and linoleic acids were found as the abundant compounds. The seeds are rich in unusual fatty acids, protein and also some elements. The protein content ranged from 20.09 to 28.6% in bitter vetch and golden clover. Cu, Mn, Cr, Ni, Zn, Fe, Mg, Al and Pb were detected in the crop seeds in different amounts. The proximate analysis indicated that the seeds contained Cu 4.93-12.59, Mn 10.17-20.0, Zn 33.67-54.48, Fe 51.6-372.8, Mg 258.2-793.2 and Al 10.38-15.50 μg g-1, respectively. The results were discussed in means of nutrition, agricultural values and phytochemicals

    Çukurova bölgesi koşullarında yetiştirilen fiğ (Vicia sativa L.) + buğday (Triticum aestivum L.) karışımında otlatma amenajmanı ilkelerinin saptanması üzerinde bir araştırma

    No full text
    Bu araştırma, Çukurova Bölgesi koşullarında otlatma amacıyla yetiştirilecek fiğ + buğday karışımında uygulanacak otlatma amenajmanı ilkelerinin saptanması amacıyla Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü araştırma alanında 2006-2009 yılları arasında 3 yıl süre ile yürütülmüştür. Araştırmada, 4 farkTi biçim zamanı (bitkiler 15 cm, 20 cm, 25 cm veya 30 cm bitki boyuna eriştiğinde) ve 4 farklı biçim yüksekliğinin (2.5, 5.0, 7.5, 10 cm) karışımın ot verimi ve kalitesine etkileri incelenmiştir. Araştırma sonuçları, ot verimi ve kalitesinin yıllara bağlı olarak önemli farklılıklar gösterdiğini, biçim zamanı geciktikçe ot verimi ve ham protein veriminin arttığını, otun ham protein oranının biçim zamanından çok fazla etkilenmediğini, biçim yüksekliğinin ot verimi ve otun fiğ içeriği üzerine önemli etkide bulunduğunu ortaya koymuştur. Araştırma sonuçlarına dayanılarak, Çukurova koşullarında otlatma amacıyla yetiştirilecek fığ+buğday karışımının bitkiler 25 cm bitki boyuna eriştiğinde 10 cm anız kalacak şekilde otlatılması durumunda 15 Mart-30 Nisan döneminde otlatılarak kaliteli ve yüksek ot verimi sağlanabileceği sonucuna varılmıştır

    Eğil-Ergani halkının dilinde medfun Peygamberler

    No full text
    Eğil ve Ergani Diyarbakır iline bağlı iki ilçedir. Ġki ilçeyi önemli kılan Ģey, bu iki ilçe çevresinde içinde yaĢayan veya kabri bulunan peygamberlerin olmasıdır. Bu çalıĢmada, öncelikle iki ilçe çevresinde yaĢaması muhtemel peygamberlerle ilgili bilgiler verilecektir. Daha sonra, peygamberlerle ilgili insanlarda var olan inanç ve bilgiler üzerinde durulacaktır. Kaynak taraması yanında, farklı zamanlarda yapılan alan çalıĢmasından elde edilen bilgilerin kullanılması yoluna da gidilecektir.Diyarbakır Valiliği, Dicle Üniversitesi, Eğil Kaymakamlığ

    Vygotsky’nin düşünce ve dil gelişimi üzerine görüşleri: Piaget’e eleştirel bir bakış

    No full text
    Bu makalenin amacı, Vygotsky'in çocukta düşünce ve dil gelişimi üzerine görüşlerini incelemek; Vygotsky'nin, Piaget'in çocuk psikolojisi alanına kazandırdığı genetik modele eleştirilerini sunarak, çocuğun bilişsel gelişimine sosyo-kültürel temelli bir bakış açısı kazandırmaktır. Bu makalede Vygotsky'in "Düşünce ve Dil" (1965) adlı kitabının özeti niteliğinde olup, Vygotsky'in Piaget ile ayrıldığı temel noktalar olan, "çocukta benmerkezcilik, çocukta olgunlaşma ve eğitimin rolü, çocukta kavram gelişimi" ana başlıkları altında Vygotsky'in eğitim alanına getirdiği en büyük katkılardan biri olan "proksimal gelişim alanı" kavramı incelenmiştir. Vygotsky'e göre konuşmanın amacı, bebeklikten itibaren iletişim kurmak olduğundan, çocukta ilkin otistik düşünce ve konuşma yoktur, çocuk en başından itibaren sosyaldir. Bu nedenle Vygotsky düşünce ve dil gelişimi modelini, Piaget’in yaptığı “otistik, benmerkezci, sosyal” sıralamanın tersine, “sosyal, benmerkezci ve içsel konuşma” şeklinde kurmuş; düşünce ve konuşmanın gelişiminde, bireysellikten sosyalliğe değil, sosyallikten bireyselliğe doğru bir gidişatın olduğunu belirtmiştir. Sonuç olarak Vygotsky, bebeklikten itibaren dış gerçeklikten kopuk ve ilkel addedilen çocuk düşüncesinin, belirli bir amaca, yani iletişim kurmaya ve sosyalleşmeye yönelik olduğunu göstererek çocuk düşüncesine hak ettiği konumu kazandırmış; verilen eğitimin çocuğun olgunlaşma düzeyinin üzerinde olduğunda çocuğun yardımla gösterdiği başarıya dikkat çekerek, eğitim metotlarının kökten değişime uğramasına vesile olmuştur.The aim of this article is to examine the arguments of Vygotsky on thought and language development of child, and to provide a socio-cultural oriented framework on cognitive development of child by presenting Vygotsky’s criticism to Piaget’s genetic model. This article summarizes one of the Vygotsky’s books, “Thought and Language” (1965) and is divided into three sections: egocentrism of child, the role of maturation and education on the child development, and concept development of child. Also, Vygotsky’s one of the best known contributions to developmental psychology, the concept of “zone of proximal development” is examined. The aim of speech, for Vygotsky, is to enable communication between child and his/her social environment since infancy. On contrary to Piaget’s thought and language development model “autistic, egocentric, social”; Vygotsky’s model consists of three consecutive phases: “social, egocentric, and inner” speech. Therefore for Vygotsky, the direction of thought and language development is to reach individualism through sociability, not the other way around. As a result, Vygotsky gave the thought of child the position it deserves. He also caused a radical change on the methods of education, pointing that child can be successful with help when the level of education is higher than his/her level of maturation

    Çukurova Bölgesi koşullarında yetiştirilen fiğ (vicia sativa L.) + buğday (triticum aestivum L.) karışımında otlatma amenajmanı ilkelerinin saptanması üzerinde bir araştırma

    No full text
    Bu araştırma, Çukurova Bölgesi koşullarında otlatma amacıyla yetiştirilecek fiğ + buğday karışımında uygulanacak otlatma amenajmanı ilkelerinin saptanması amacıyla Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla- Bitkileri Bölümü araştırma alanında 2006-2009 yılları arasında 3 yıl süre ile yürütülmüştür. Araştırmada, 4 farklı biçim zamanı (bitkiler 15 cm, 20 cm, 25 cm veya 30 cm bitki boyuna eriştiğinde) ve 4 farklı biçim yüksekliğinin (2.5, 5.0, 7.5. 10 cm) karışımın ot verimi ve kalitesine etkileri incelenmiştir. Araştırma sonuçları, ot verimi ve kalitesinin yıllara bağlı olarak önemli farklılıklar gösterdiğini, biçim zamanı geciktikçe ot verimi ve ham protein veriminin arttığını, otun ham protein oranının biçim zamanından çok fazla etkilenmediğini, biçim yüksekliğinin ot verimi ve otun fiğ içeriği üzerine önemli etkide bulunduğunu ortaya koymuştur. Araştırma sonuçlarına dayanılarak. Çukurova koşullarında otlatma amacıyla yetiştirilecek fığ+buğday karışımının bitkiler 25 cm bitki boyuna eriştiğinde 10 cm anız kalacak şekilde otlatılması durumunda 15 Mart-30 Nisan döneminde otlatılarak kaliteli ve yüksek ot verimi sağlanabileceği sonucuna varılmıştır

    Effect of post-matıng GnRH treatment on serum progesterone, luteinizing hormone levels, duration of estrous cycle and pregnancy rates in cows

    No full text
    Pregnancy rate, estrous cycle lenght, serum progesterone and luteinizing hormone (LH) concentrations were determined in intramuscularly GnRH (10.5 μg synthetic gonadotrophin releasing hormone agonist, receptal) administered cows on day 12 post-mating (n=9) compared to control cows (n=8). Their oestrous cycles were synchronised by intramuscular administration of prostaglandin F2 alpha (its analog, cloprostenol) twice at 11 dayS intervals. Estrous exhibited cows were mated naturally. Blood samples were collected every two days from all animals. Serum progesterone and LH concentrations were measured by ELISA method. GnRH administration significantly increased serum LH concentration which reached peak levels 2-3 h after treatment. However, serum progesterone concentration was not affected. There were no differences in mean progesterone concentrations on days 12 to 24 post-mating between GnRH administrated and control pregnant cows. However, in non pregnant animals, progesterone concentrations on days 16 in the treated group were lower than control group (P<0.01). Pregnancy diagnosis in animals made by B-mode ultrasonography between the 30th and 35th day showed that 77.7% of treated cows were pregnant compared to 50% in control group. Duration of the estrous cycle in the non-pregnant animals was not affected by the treatment (control, 21.3 ± 0.8 days; treated, 22.5 ± 0.5 days). In conclusion, this study supports the use of GnRH on day 12 post-mating as a method for enhancing pregnancy rates in lactating dairy cattl

    The Synthesis and Characterization of N,N '-[4,4 '-{Ethane-1,2-di-yl-bis(oxy)bis(4,1-phenylene)}bis(N '-hydroxy)-2-(hydroxyimino)acetimidamide], (LH4) and Its Binuclear Complexes. 83(11), 1903-1914.

    No full text
    A novel vic-dioxime ligand (LH4) and its transition metal complexes with Cu(ACO)(2)center dot H2O, Ni(AcO)(2) 4H(2)O, Co(ACO)(2) 4H(2)O and Cd(AcO)(2) metal salts were synthesized 1,2-Bis(p-aminophenoxy)ethane reacted with anti-chloroglyoxime to give N,N'-[4,4'- {ethane-1,2-di-yl-bis(oxy)bis(4,1-phenylcne)} bis(N'-hydroxy)-2-(hydroxyimino)acetimidamide] (LH4) ligand. Ligand forms binuclear complexes [(LH3)(2)M-2(ACO)(2)] nH(2)O with a 2:2 metal to ligand ratio, where M = Cu(II), Ni(II) and Cd(II), n = 2, 2 and 1, respectively. LH4 forms also binuclear Co(II) complex [(LH4)(2)Co-2(ACO)(4)(H2O)(2)]center dot 2H(2)O with a metal to ligand ratio of 2:2. The Ni(II) and Cd(II) complexes are proposed to be tetrahedral while the Cu(II) and Co(II) complexes should be octahedral. Structural assignments are supported by a combination of elemental analyses, UV-Vis, IR and H-1-NMR spectra, magnetic measurements and TGA and DTA techniquesManagement Unit of Scientific Research Projects of Firat University (FUBAP-1292

    Urtica dioica L. (Isırgan Otu)’nin metanol ve su ekstraktının 7,12 dimetilbenz(a) antrasen uygulanan tavşan tüylerindeki iz element seviyeleri üzerine etkileri

    No full text
    Bu çalışmada, Urtica dioica L.’nin, bir karsinojenik madde olan polisiklik aromatik hidrokarbonlardan 7,12- dimetilbenz(a)antrasen (DMBA) uygulanan tavşanların tüylerindeki iz element (Zn, Cu, Mn, Fe) konsantrasyonlarına etkileri araştırıldı. Her biri yedişer tavşandan oluşan üç deneme ve bir kontrol grubu oluşturuldu. A grubuna 7,12- dimetilbenz(a)antrasen (0,5 ml/kg/gün), B grubuna 0,5 ml/kg/gün DMBA+0.2 ml/kg/gün dozunda ısırgan otu metanol ekstraktı, C grubuna 0,5 ml/kg/gün DMBA+0.5 ml/kg/gün dozunda ısırgan otu sulu ekstraktı ve kontrol grubuna ise fizyolojik tuzlu su ile hazırlanan %10’luk dimetilsülfoksit çözeltisinden 0.5 ml/kg/gün dozunda İM olarak beş ay süreyle uygulandı. Yapılan ölçümlerde Cu düzeylerinde gözlenen azalmalar kontrol grubu ile karşılaştırıldığında istatistik olarak anlamlı bulundu (P<0.01). Fe düzeylerinde DMBA+Urtica dioica L’nin sulu ekstraktı uygulanan grupta kontrol grubuna göre ölçülen azalma istatistik açıdan önemli bulundu (P<0.05). Sonuç olarak, Urtica dioica L’nin metanol ve sulu ekstraklarının uygulandığı deneme gruplarında tüy iz element seviyeleri kontrol verilerine göre düşük, DMBA grubuna göre yüksek bulundu. Bu bağlamda Urtica dioica L’nin DMBA’ nın neden olduğu zararlı etkilere karşı koruyucu olabileceği düşünülmektedir

    Urtica dioica L. (Isırgan Otu)’nin metanol ve su ekstraktının 7,12 dimetilbenz(a) antrasen uygulanan tavşan tüylerindeki iz element seviyeleri üzerine etkileri

    No full text
    Bu çalışmada, Urtica dioica L.’nin, bir karsinojenik madde olan polisiklik aromatik hidrokarbonlardan 7,12- dimetilbenz(a)antrasen (DMBA) uygulanan tavşanların tüylerindeki iz element (Zn, Cu, Mn, Fe) konsantrasyonlarına etkileri araştırıldı. Her biri yedişer tavşandan oluşan üç deneme ve bir kontrol grubu oluşturuldu. A grubuna 7,12- dimetilbenz(a)antrasen (0,5 ml/kg/gün), B grubuna 0,5 ml/kg/gün DMBA+0.2 ml/kg/gün dozunda ısırgan otu metanol ekstraktı, C grubuna 0,5 ml/kg/gün DMBA+0.5 ml/kg/gün dozunda ısırgan otu sulu ekstraktı ve kontrol grubuna ise fizyolojik tuzlu su ile hazırlanan %10’luk dimetilsülfoksit çözeltisinden 0.5 ml/kg/gün dozunda İM olarak beş ay süreyle uygulandı. Yapılan ölçümlerde Cu düzeylerinde gözlenen azalmalar kontrol grubu ile karşılaştırıldığında istatistik olarak anlamlı bulundu (P<0.01). Fe düzeylerinde DMBA+Urtica dioica L’nin sulu ekstraktı uygulanan grupta kontrol grubuna göre ölçülen azalma istatistik açıdan önemli bulundu (P<0.05). Sonuç olarak, Urtica dioica L’nin metanol ve sulu ekstraklarının uygulandığı deneme gruplarında tüy iz element seviyeleri kontrol verilerine göre düşük, DMBA grubuna göre yüksek bulundu. Bu bağlamda Urtica dioica L’nin DMBA’ nın neden olduğu zararlı etkilere karşı koruyucu olabileceği düşünülmektedir

    Effects of seeding rate on forage yield and quality of vetch (Vicia sativa L.) - triticale (Triticosecale Wittm.) mixtures under east mediterranean rainfed conditions

    No full text
    This study was carried to determine the best seed mixture of vetch and triticale for East Mediterranean rainfed conditions of Turkey. The experiments were conducted in two locations, Adana and Kozan, during the years of 2003 - 2005. The field trials were arranged in a randomised block design with three replications. In the research, pure stands of vetch and triticale and their seed mixtures (80% vetch + 20% triticale, 60% vetch + 40% triticale, 40% vetch + 60% triticale, 20% vetch + 80% triticale) were studied. Crude protein concentrations, hay and crude protein yields of pure stands and the mixtures and the percentage of vetch in the dry matter yield were determined. In addition to these, relative yield total (RYT) values were calculated for the mixtures. The study showed that the characters studied were significantly influenced by years, locations and mixtures. According to the averaged values of two years, the seed mixture containing 20% vetch and 80% triticale gave highest dry matter yield with an average vetch content of 23.5% under Adana conditions, while the seed mixture of 40% Vetch + 60% triticale gave the highest dry matter yield with an average vetch content of 10% under Kozan conditions. RYT values for the mentioned mixtures were 1.12 and 1.20, respectively. It was concluded that the above mixtures of vetch and triticale could be recommended for the locations in Adana and Kozan, respectively

    0

    full texts

    1,155

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Open Access @ Bingol University
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇