1155 research outputs found
Sort by
Comparison of relative growth rates in silage corn cultivars
This study was carried out, in Konya Bahri Dagdas International Agricultural Research Institute’s practice and research land. In the study, silage corn varieties growth analyses were made which depending on time. Relative Growth Rates (RGR) were measured all cultivar and times. While these analysis making 5 plants were taken from each plot and measured on these plants. Richards, Logistic, Weibull and Gompertz growth models were used for evaluating. At the models comparing determination coefficient (R2), mean square error were used. As a result this showed that RGR is different from growth features. Weibull function explained RGR better than other models for all of cultivars
Niçin organik hayvansal üretim
Dünya nüfusunun hızla artması diğer ihtiyaçlar yanında insanların gıda ihtiyacını da artırmaktadır. Bu durum üreticilerin, nüfusun yeterli ve dengeli düzeyde beslenebilmesi için geleneksel tarım yöntemlerinden vazgeçilerek yeni arayışlar içine girmelerine sebep olmuştur. Araştırmalarda daha kısa sürede, daha yüksek kalitede ve daha fazla miktarda ürüne ulaşmak amaçlanmıştır. Ancak bu yeni yöntemler beraberinde insan sağlığı için güvenli gıda problemini de beraberinde getirmiştir. Hayvansal üretimde kesimhane yan ürünleri ve kadavra unları ile çeşitli katkı maddeleri bilinçsizce ve yoğun olarak kullanılarak ekolojik denge, ürün kalitesi ve insan sağlığı göz ardı edilmiştir. Uzun süreli konvansiyonel üretimin sonucu olarak hayvan ve insanlarda nitrat zehirlenmeleri, çeşitli kanser vakaları, hayvanlarda Bovine Spongiform Encephalopathy (BSE-Deli İnek Hastalığı) ve buna bağlı olarak insanlarda Creutzfeldt Jacop (CJ) hastalığı görülmüştür. Konvansiyonel üretim sistemleri, ekosistemin hızlı bir şekilde bozulmasına neden olduğu için geri döndürülemeyecek bir tehlikenin eşiğine gelinmiştir. Konvansiyonel üretimin bu ve benzeri problemleri nedeniyle, son zamanlarda artık birçok ülke süratle organik üretime geçmektedir. İnsanların bu konuda giderek bilinçlenmesi, doğala dönüş eğilimi ve dengeli beslenme endişesi ile birim alandan daha fazla üretim elde etme çalışmaları yerini organik ve doğal dengeyi korumayı esas alan bir üretim modeline bırakmaya başlamıştır. Bu amaçla, organik hayvancılık üretim sistemleri üzerinde birçok çalışma yürütülmektedir
Organik kanatlı hayvan üretiminde yem ve civciv
Organik tarım, insan, çevre ve ekonomik olarak devamlılığı ve sürdürülebilirliği olan tarımsal üretim sistemini bütünleştiren bir üretim sistemidir. Sistemin amacı doğal kaynakları koruyarak, kimyasallardan, zararlı ve hastalıklardan arınmış bitkisel ve hayvansal ürünler üretmektir. Dünyada organik et ürünlerine olan talep gün geçtikçe artmaktadır. Bu talebin karşılanabilmesi için organik hayvancılıkta en önemli girdiyi oluşturan organik yem ihtiyacının karşılanması gerekir. Organik üretiminde hayvanlar organik yolla üretilmiş yem hammaddeleri ile beslenmelidir. Hayvanlar, tercihen yetiştirildikleri işletmeden sağlanan yemlerle veya yönetmelik kurallarına uygun üretim yapan diğer işletmelerden sağlanan yemlerle beslenmelidirler. Organik kanatlı yetiştiriciliğinde, genotip seçiminde yerel koşullar göz önüne alınmalıdır. Organik üretimde kullanılan hayvanlar, genetik yapısı değiştirilmemiş, çevreye, iklim koşullarına, hastalıklara dayanıklı olmalı ve hayvanlar organik yöntemlerle üretilen yemlerle beslenmelidir
Geleneksel ve organik yöntemlerle yetiştirilen etlik piliçlerin gelişme özellikleri bakımından karşılaştırılması
Bu çalışma, geleneksel ve organik yöntemlerle yetiştirilen etlik piliçlerin gelişme ve bazı karkas özelliklerinin karşılaştırılması amacıyla yürütülmüştür. Denemede kullanılan toplam 180 adet günlük etlik piliç civcivi üçer tekerrürlü olmak üzere altı gruba ayrılmıştır. Muamele grupları, geleneksel, organik kontrol, organik + mer’a, organik %80 + mer’a, organik %70 + mer’a ve organik %50 + mer’a şeklinde oluşturulmuştur. Geleneksel grubun altı haftalık, organik grupların ise on haftalık dönem boyunca gelişme özellikleri incelenmiştir. Geleneksel yöntemle yetiştirilen grubun altıncı hafta sonunda ulaştığı canlı ağırlık ortalaması 2305.4 g (erkek+dişi) olarak saptanmıştır. Canlı ağırlık değerleri, organik gruplarda 10 haftalık besi dönemi sonunda sırasıyla; 1935.4, 3028.6, 2656.6, 2876.7 ve 2789.6 g olarak belirlenmiştir. Geleneksel yöntemle yetiştirilen hayvanlar 6. hafta, organik yöntemle yetiştirilen hayvanlar 10. haftanın sonunda kesilmişlerdir. Karkas özellikleri olarak temizlenmiş karkas, but, göğüs ve abdominal yağ ağırlıkları incelenmiştir.
Sonuç olarak, organik etlik piliç üretiminde organik yemleme ile birlikte organik mer’a uygulamasının daha avantajlı olduğu ve organik %70 yem + mer’a ve organik %50 yem + mer’a uygulamalarının gelişme ve karkas özelliklerini olumlu yönde etkilediği söylenilebilir
Levels of fat-soluble vitamins in some foods
The levels of vitamins in nine food of winter season which are grown
in Turkey were determined. High performance liquid chromatography
(HPLC) was used in this work. Eight vitamins were detected in the
foods. The contents of vitamins were determined as b-carotene, 38.4-
144.5; d-tocopherol, 0.63-6.15; g-tocopherol, 0.7-936.2; a-tocopherol,
0.7-72.8; a-tocopherol acetate, 3.7-113.1; vitamin D2, 5.2-47.8; vitamin
D3, 36.4-642.2 and vitamin K1, 12.6-67.4 μg g-1. For the simultaneous
determination of all the vitamins, the mixture of acetonitrile/methanol
(3/1, v/v) was used as the mobile phase. Detection was performed at
202 nm for vitamins. The results showed that vitamin D3 level is high
for corn and g-tocopherol is rich in bulgur
Extending shelf life of fresh-cut persimmon by honey solutions dips
Ripe persimmon fruit (Diospyros kaki L) cv. “Hachiya” were diced, then
treated with 10–20% w/v diluted honey solution or water as the control,
followed by cold storage at 4C until loss of acceptable quality. The persimmon
cubes were subject to assessments during the storage of organoleptic and
visual quality, softness and exuding juice, soluble solids content (SSC), and
absorbance at 436, 440, 675 and 760 nm, respectively. Honey treatments
prevented off-aroma development and delayed jelling. Softness and exuding
juice of the fresh-cut persimmon cubes increased with time, with the increase
in both parameters being significantly suppressed by honey solution dips.
Changes in SSC, pH and the absorbance at 436, 440, 675 and 760 nm,
respectively, during storage were minor and there was little effect of the honey
treatments on these parameters. Overall, the shelf life of fresh-cut persimmon
cubes was extended by honey solution dips, which delayed off-aroma development, firmness loss and jellin
Türkiye finansal raporlama standartlarının finansal tablolar üzerine etkileri ve Kahramanmaraş'ta bir alan çalışması
Ekonomik ve siyasi açıdan birbirleriyle sıkı bir ilişki içerisinde olan
ülkelerin ortak bir standart oluşturması Uluslar arası muhasebe standartlarının
hızla gelişmesine ve yaygınlaşmasına neden olmuş bu durum Türkiye’yi de etkisi
altına almıştır. Ülkemizin 1994 yılında Tek Düzen Muhasebe sistemine geçişinden
bu yana Türkiye, muhasebe standartlarında gelişmeler ve değişmeler kaydetmiş
özelliklede Avrupa Birliği’ne uyum süreci, ülkemizin Uluslar arası Muhasebe
Standartlarına yönelmesini zorunlu kılmıştır. Bu nedenle yapılan her değişiklik
eski standartların değişmesine neden olmakla beraber muhasebe standartlarını ve
finansal tabloları farklı açılardan etkileyip güncellemektedir. Bu çalışmada
Türkiye Finansal Raporlama Standartlarına geçişte ülkemizde kullanılan finansal
tabloların nasıl etkilendiğinin araştırılması amaçlanmıştı
Farklı öz-anlayış düzeylerine sahip üniversite öğrencilerinin karar vermede öz-saygı, karar verme stilleri ve kişilik özelliklerinin değerlendirilmesi
Bu arastırmada; üniversite ögrencilerinin karar vermede öz saygı, karar verme
stilleri ve kişilik özellikleri alt boyutları puan ortalamalarının öz-anlayış düzeyi,
cinsiyet, sınıf, üniversiteye giris puan türü, yasamının çogunun geçirildigi yer,
ailenin gelir düzeyi, aile yapısı ve anne-baba tutumu degişkenlerine göre anlamlı
düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığı ilişkisel olarak incelenmiştir. Araştırmanın diğer
bir amacı da karar vermede öz saygı, karar verme stilleri ve kişilik özellikleri
arasında anlamlı düzeyde bir ilişkinin olup olmadığının saptanmasıdır. Değiskenler
arasındaki ilişkinin anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadıgını saptamak amacıyla
değiskenlere baglı olarak t testi ve tek yönlü varyans analizi (Anova) uygulanmıştır.
Farklılaşmanın kaynağını belirlemek amacıyla Tukey testi uygulanmıstır. Karar
vermede öz-saygı, karar verme stilleri ve kişilik özellikleri arasındaki ilişkinin analizi
Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı tekniği ile yapılmıstır. Üniversite
öğrencilerinin öz-anlayıs düzeyleri düsük, orta ve yüksek olarak bağımsız değiskene
dönüştürülmüştür. Öğrencilerin Öz-Anlayış Ölçeği puanlarının ortalaması 75.16,
standart sapması ise 14.48’dir. Bu durumda 60’ın altındaki puanlar düşük, 61-88 arasındaki puanlar orta ve 89’un üstünde yer alan puanlar ise yüksek öz-anlayış
düzeyleri olarak adlandırılmıslardır.
Araştırmada “Kisisel Bilgi Formu”, Üniversite ögrencilerinin öz-anlayış
düzeylerinin belirlenmesinde, Deniz, Kesici ve Sümer’in (2009) geçerlilik ve
güvenirlik çalışmasını yaptığı “Öz–Anlayıs Ölçegi”; Üniversite öğrencilerinin karar
verme stillerinin belirlenmesinde Deniz’in (2004) geçerlik ve güvenirlik çalışmasını
yaptığı “Melborne Karar Verme Ölçeği I–II (MKÖ, I-II)”; Üniversite ögrencilerinin
kişilik özelliklerinin belirlenmesinde Bacanlı, lhan ve Aslan’ın (2007) geçerlik ve
güvenirlik çalışmasını yaptıgı “SDKT Kisilik Ölçeği (SDKT)” uygulanmıstır.
1. Üniversite Ögrencilerinin Öz-Anlayış Düzeylerine Göre Karar Vermede
Öz Saygı ve Karar Verme Stillerine ilişkin bulgular;
a. Üniversite ögrencilerinin öz-anlayış düzeylerine göre, karar vermede özsaygı
ve karar verme stillerinin anlamlı düzeyde farklılaştıgı görülmektedir.
b. Cinsiyet değiskeni açısından üniversite öğrencilerinin karar vermede özsaygı,
karar verme stillerinden dikkatli ve erteleyici alt boyutlarında anlamlı düzeyde
bir farklılaşma gözlenmezken; kaçıngan ve panik karar verme stillerinde ise cinsiyet
değiskeni açısından anlamlı düzeyde farklılaşma gözlenmistir.
c. Sınıf değiskeni açısından üniversite öğrencilerinin karar vermede öz-saygı ve
karar verme stillerinden dikkatli karar verme alt boyutu anlamlı düzeyde farklılaşmazken,
kaçıngan, erteleyici ve panik karar verme stili anlamlı düzeyde farklılaşmaktadır.
d. Üniversiteye giriş puan türü değişkeni açısından karar vermede öz-saygı,
kaçıngan ve panik karar verme stili anlamlı düzeyde farklılaşmaktadır.
e. Üniversite öğrencilerinin yaşamlarının çoğunu geçirdikleri yer değiskeni açısından
karar vermede öz-saygı ve panik karar verme stili anlamlı düzeyde farklılaşmaktadır.
f. Üniversite öğrencilerinin karar vermede öz-saygı ve karar verme stilleri puan
ortalamaları aile yapısı değiskenine göre anlamlı düzeyde farklılaşmamaktadır.
g. Üniversite öğrencilerinin anne-baba tutumları değiskenine göre karar
vermede öz- saygı, karar verme stillerinden kaçıngan, erteleyici ve panik karar verme
stili puan ortalamaları arasında anlamlı düzeyde bir farklılaşma saptanmıstır.
2. Üniversite Ögrencilerinin Öz-Anlayış Düzeylerine Göre Kişilik
Özelliklerine İlişkin Bulgular;
a. Üniversite ögrencilerinin öz-anlayış düzeylerine göre kişilik özellikleri alt
boyutlarının anlamlı düzeyde farklılaşmıstır.
b. Cinsiyet değiskeni açısından üniversite ögrencilerinin kişilik özellikleri alt
boyutlarından “dışadönüklük, deneyime açıklık, yumuşak başlılık ve sorumluluk”
puan ortalamaları anlamlı düzeyde farklılaşmazken; “duygusal dengesizlik/
nevrotizm” alt boyutunda cinsiyet değiskeni açısından anlamlı düzeyde bir
farklılaşma gözlenmistir.
c. Sınıf değişkeni açısından üniversite ögrencilerinin kişilik özellikleri alt
boyutlarından “duygusal dengesizlik/nevrotizm, yumusak başlılık ve sorumluluk”
puan ortalamaları anlamlı düzeyde farklılaşmazken; “dısadönüklük ve deneyime
açıklık” alt boyutunda sınıf degişkeni açısından dördüncü sınıflar lehine anlamlı
düzeyde bir farklılaşma gözlenmistir.
d. Üniversiteye giris puan türü değişkeni açısından üniversite ögrencilerinin
kişilik özellikleri alt boyutları “duygusal dengesizlik/nevrotizm, dısadönüklük,
deneyime açıklık, yumuşak başlılık ve sorumluluk” puan ortalamaları anlamlı
düzeyde farklılaşmamaktadır.
e. Aile geliri değiskenine göre, öğrencilerin kişilik özellikleri alt boyutlarından
“duygusal dengesizlik/nevrotizm, dşsadönüklük, deneyime açıklık ve yumuşak
başlılık” puan ortalamaları anlamlı düzeyde farklılaşmazken; sorumluluk alt
boyutunda anlamlı düzeyde farklılaşma saptanmıştır.
f. Aile yapısı değiskeni açısından üniversite öğrencilerinin kişilik özellikleri alt
boyutlarından “duygusal dengesizlik/nevrotizm, yumuşak baslılık ve sorumluluk”
puan ortalamaları anlamlı düzeyde farklılasmazken; “dısadönüklük ve deneyime
açıklık” alt boyutunda aile yapısı degiskeni açısından genis aile lehine anlamlı
düzeyde bir farklılasma gözlenmistir.
g. Üniversite ögrencilerinin anne-baba tutumları degiskenine göre kisilik özellikleri
alt boyutlarından “duygusal dengesizlik/nevrotizm, dısadönüklük ve deneyime açıklık”
puan ortalamaları arasından anlamlı düzeyde bir farklılasma saptanmıstır.
3. Karar Vermede Öz-Saygı, Karar Verme Stilleri ve Kisilik Özellikleri Arasındaki liskin bulgular;
Karar vermede öz-saygı ve dikkatli karar verme stili puanları ile “duygusal
dengesizlik/nevrotizm” puanları arasında negatif yönlü bir iliski varken;
“dısadönüklük, deneyime açıklık, yumusak baslılık ve sorumluluk” arasında pozitif
yönlü anlamlı iliskiler saptanmıştır
Tannin, protein contents and fatty acid compositions of the seeds of several vicia L. species from Turkey
The seedoils of six Vicia species (Leguminosae) were
investigated for their protein, tannin contents and fatty
acid compositions. The protein contents of the seeds were
found to be between 21.87%-31.33%. The tannin contents
of the seeds were found to be between 0.13%-1.07%. The
fatty acid compositions of these six different species were
determined by the GC of the methyl esters of their fatty acids.
The oilseeds of Vicia species contain palmitic and stearic
acids as the major component of their fatty acids, among the
saturated acids, with small amounts of myristic, palmitoleic
and margaric acids. The major unsaturated fatty acids found
in the oilseeds were oleic, linoleic and linolenic acids. In this
study, the total saturated fatty acids of Vicia species were
between 18.5 and 22.4% while the total unsaturated fatty
acids were between 71.1 and 80.3%
Yield and nutritive value of Anti-Taurus Mountain rangeland shrubs in Turkey
Shrubs provide the bulk of feed for goats in the Mediterranean agropastoral farming systems, yet quantitative data on productivity and nutritive value of highland shrubs species that is needed to develop rangeland management strategies are limited. Edible fodder (EF) yield and concentrations of CP, ADF, NDF and IVOMD in the EF of shrubs were evaluated at Saksak and Candir in Yayladagi County of Antakya on the Anti-Taurus Mountains in Turkey. Significant variations in EF yield (8-4003 kg DM ha-1), CP (5.9-23.1%), ADF (19.9-38.4%), NDF (30.9-54.2%) and IVOMD (22.7- 56.7%) were recorded among the shrubs at Saksak. Similarly, variations in EF yield (202-1523 kg DM ha-1), CP (5.9-13.2%), ADF (22.8-37.7%), NDF (38.3-53.6%) and IVOMD (29.3-51.4%) were significant among the shrubs at Candir. Based on digestible organic matter yield, the shrubs could be ranked as: Daphne sericea > Calycotome infesta > Styrax officinalis > Cistus salviaefolius > Rhamnus alaternus > Laurus nobilis > Juniperus oxycedrus > Quercus coccifera > Pistacia terebentis in Saksak; and Daphne sericea > Styrax officinalis > Cistus salviaefolius > Juniperus oxycedrus > Quercus coccifera > Pistacia terebentis in Candir. D. sericea, S. officinalis, C. salviaefolius and C. infesta showed greater potential for development of agroforestry technologies to increase rangeland productivity in the Anti-Taurus Mountains region and similar highland environments in other parts of the world. Further research on cheaper methods of establishment, defoliation options to optimize and sustain edible fodder and wood production, fodder quality in terms of outputs of livestock products may be needed