1155 research outputs found
Sort by
Kümele analizi ile sağlık göstergelerine göre Türkiye'deki illerin sınıflandırılması
Kümeleme analizi verilerin gruplara ayrılmasında kullanılan bir sınıflandırma yöntemidir. Yöntemin amacı, gruplanmamış verileri benzerliklerine göre sınıflandırmak ve araştırmacıya özet bilgiler sunmaktır. Kümeleme analizi, özellikle tıp, ziraat, mühendislik ve sosyal bilimlerde yaygın olarak kullanılan çok değişkenli bir istatistik yöntemidir. Bu çalışmada 81 ile ait 10 sağlık değişkeni ile
aynı yapıyı gösteren il gruplarının belirlenmesine çalışılmıştır. Bu nedenle, “Kümeleme Analizi” adı verilen yöntemin kullanılması uygun görülmüştür. TÜİK 2010 yılına ilişkin sağlık istatistikleri kullanılarak 81 il, sağlık yapılarına göre kümelendirilmiştir. Küme sayılarının belirlenmesinde 81 ilin kümeleme analiziyle 7, 10 ve 15 kümeye ayrıldığındaki sonuçlar incelenmiştir. Analiz sonucunda, sağlık verilerine göre en kötü durumdaki iller de belirlenmiştir
Türkiye’de iklim tiplerinin tritikale bitkisi verimine etkisinin parametrik olmayan istatistik yöntemlerle incelenmesi
Bu çalışmada, Türkiye’de görülen farklı iklim tiplerinin yetiştirilen tritikale verimine etkisi araştırılmıştır. Tritikale verimine ait veriler üzerinde normallik ve varyansların homojenliği testi yapılmıştır. Shapiro Wilk testine göre Marmara iklimine sahip illere ait veriler normal dağılım göstermemiştir. Varyansların homojenliği testine göre, varyansların homojen olmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda parametrik olmayan testlerden biri olan Kruskal Wallis testi uygulanmıştır. Yapılan analizle, farklı iklim koşullarında yetiştirilen tritikale bitkisi verim bakımından istatistiksel olarak önemli bir değişiklik göstermemiştir. Tritikale bitkisi Türkiye’de her iklim tipinde yetişmeye elverişli olmaktadır
A morphological study on Phryna Ortegioides (Fisch. & C. A. Mey.) Pax & K. Hoffm. from Bingöl (Turkey)
In this study morphological characters of Phryna ortegioides (Fisch. & C. A. Mey.) Pax & K. Hoffm. was examined for the systematic purposes which has distributed in the Bingöl province. In this context morphology of studied sample was examined by scanning electron microscope (SEM) and stereo microscope. As a result with this study new morphological properties for diagnostic purposes have determined and the description of P. ortegioides have extende
Essential oil compounds of three Centaurea L. taxa from Turkey and their chemotaxonomy.
The essential oil of three Centaurea L. taxa from Turkey (Centaurea iberica Trev. ex Spreng.- Centaurea
solstitialis L. subsp. solstitialis and Centaurea virgata Lam.) which were collected in the same habitat,
have been studied. As a result, thirty nine, forty and forty two components were identified representing
90.8, 91.6 and 92.5% of the oil, respectively. Germacrene D (20.3%), caryophyllene oxide (10.7%), β-
caryophyllene (10.5%), β-eudesmol (15.5%), bicyclogermacrene (14.2%), spathulenol (11.3%), and
germacrene D (21.4%), β-caryophyllene (16.5%), caryophyllene oxide (9.5%) were detected as the main
compounds of C. iberica, C. solstitialis subsp. solstitialis and C. virgata, respectively
Ortaöğretim öğrencilerinin okul başarılarını olumsuz etkileyen nedenlerin belirlenmesine yönelik bir araştırma : Bingöl örneği
Okul basarısızlıgı, ögrencinin gerçek yetenegi ile okul basarısı arasında görülen
farklılık olarak tanımlanmaktadır. Okul basarısını etkileyen degisik faktörler vardır. Okul
basarısızlıgı, bireyin kendisinden kaynaklanabilecegi gibi, ailesinden, okulundan ve diger çevresel faktörlerden de kaynaklanabilmektedir. Etkili bir okul, birey ve toplumun egitsel ihtiyaçlarını en üst düzeyde gerçeklestirmeyi kendisine ilke edinen okuldur. Günümüzde artık geleneksel egitim anlayısı olan ögretmen merkezli ve ezbere dayalı egitimler, bireyin ve toplumun ihtiyaçlarına cevap verememektedir. Bunun yerine, birey (ögrenci) merkezli, uygulamalara dönük, bireyin ilgisini çeken ve yeteneklerine uygun olan, gereksinimlerine cevap veren, bireyin bütün gelisim özelliklerini dikkate alan, arastırmaya ve proje üretmeye dayalı olan ögretim programları önem kazanmıstır. Aksi durumda, birçok ortaögretim ögrencisi uygulanan yanlıs egitim politikalarının kurbanı olarak basarısız olmakta ve ögrenimlerini yarıda bırakmaktadırlar. Bu durum, erken yaslarda suça bulasmak gibi beraberinde birçok olumsuz sonuçlar dogurmaktadır.
Bu arastırma, Bingöl il genelinde, 2011-2012 ögretim yılında 13 ortaögretim okulunda
en az 3 desten basarısız olan 9.10.11.ve 12. sınıflarda ögrenimlerine devam eden 652 erkek 332 kız olmak üzere toplam 984 ögrenciye uygulanmıstır. Arastırmada Survey (tarama) yöntemi kullanılmıstır. Katılımcılara 22 maddelik “Basarısızlık Nedenleri Anketi” ölçegi uygulanmıstır. Elde edilen veriler önce Excel programına aktarılarak frekansları ve
yüzdelikleri çıkarılmıstır. Daha sonra çıkan sonuçlara göre, genel bir sıralama yapılmıstır.
Arastırma bulgularına genel olarak baktıgımızda, erkek ögrencilerde ilk 5 madde söyle
sıralanmıstır: 1.“Bazı derslere karsı yetenegimin (istidatımın) olmamasından %61.7” ;
2.“Verimli ders çalısma yöntemlerini bilmedigimden %58.3 ; 3.“Çalıstıgım halde
yapamadıgımdan %51.7” ; 4. “Basaramayacagım derslere çalısmak istemedigimden %50.6” ; 5.”Bazı derslerde tekrar ve alıstırma yapılmadıgından %49.0” çıkmıstır. Kız ögrencilerde ise basarısızlık nedenleri olarak ilk 5 madde su sekilde çıkmıstır: 1.“Verimli ders çalısma yöntemlerini bilmedigimden %65.1 ; 2. “Çalıstıgım halde yapamadıgımdan %59.3” ; 3.“Bazı derslere karsı yetenegimin olmamasından %55.2”; 4.”Basaramayacagım derslere çalısmak istemedigimden %50.1”; 5.“Sınavlarda çok heyecanlıgımdan %50.0” olarak çıkmıstır
Türkiye'de Aile İçi Kadına Karşı Şiddetin Psiko-Sosyal Ve Kültürel Dinamiklerinin Değerlendirilmesi
Tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de aile içi kadına yönelik şiddet, mücadele edilmesi gereken ciddi bir toplumsal sorun olarak varlığını sürdürmektedir. Ülkemizde kadına yönelik şiddet üzerine yapılan araştırmalara baktığımızda, kadına yönelik şiddetin yaygınlığını, kadının aile içi şiddet karşısındaki çaresiz kalışını, şiddete uğrayan kadının nasıl yardım alması gerektiği vb. konularında bilgisizliğini ve çaresizliğini görmekteyiz. Toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle yaşanan kadına yönelik
şiddet, kadınların yakın çevrelerindeki erkeklerden, tanımadıkları erkeklere ve hatta aile içindeki kadınlara kadar uzanan geniş bir çevre içinde yaşanmaktadır. Diğer taraftan Türkiye'de namus adına işlenen cinayetlerle ilgili olarak özel veriler elde edilememektedir ve bu durum halen gizliliğini korumaktadır. Aile içi kadına karşı şiddet, yaygınlığı tam olarak bilinemeyen, aile mahremiyetinin bir unsuru olarak görülerek gizlenen, bu sebeple de mücadele edilmesi ve önlenmesi güç bir olgu olarak
algılanmaktadır. Bu gelenekçi anlayış, kadının aile içi şiddete yıllarca boyun eğmesine ve çaresiz kalmasına yol açmıştır. Son yıllarda yapılan yasal düzenlemelerin ve şiddete sıfır toleransın, toplumun sosyal dokusunu zedeleyen bu hazin duruma son vereceğini ümit ediyoruz. Bu alanda birçok kurum ve kuruluşun işbirliğine ihtiyaç duyulmaktadır. Toplumsal bir sorun olan kadına yönelik şiddet; kadının bireysel ve toplumsal işlevlerini, özel yaşamını, işini ve diğer sorumluluklarını yerine getirebilmesinde, kadının güçlenmesi ve ilerlemesinde bir engel teşkil etmektedir. Kadının ilerlemesi ve kadın-erkek eşitliğinin sağlanması bir insan hakları sorunudur. Bu durum aynı zamanda, sosyal adaletin de temel bir şartıdır. Türkiye'de aile içi şiddet çalışmalarının araştırma alanına girişi oldukça yeni olup, 1980'li yıllardan sonra kamuoyunda kadın ve çocuk haklarına yönelik farkındalığın gelişmesi ile birlikte başlamıştır. Bu çalışmada, ülkemizde aile içi kadına yönelik şiddet konusunda literatür taraması yapılarak, mevcut
problem psiko-sosyal ve kültürel dinamikleriyle ele alınmıştır
Ahilik teşkilatında iş ve meslek ahlakının bireylerin kişilik, karakter ve sosyal gelişimine etkisi
XIII. yüzyılda Anadolu'da kurumsallaşmaya başlayan Ahilik Teşkilatı, İslam inancıyla
Türk örf ve adetlerinin sentezi sonucu oluşmuş bir düşünce sistemidir. Ahilikte insan insan- eşya, insan-tabiat ilişkilerinin ana ekseni, insanın her iki âlemdeki
mutluluğuna göre dizayn edilmiştir. Ahilikte insan, dayanışmacı bir ruh yapısına sahip
olarak k yetiştirilirdi. Birlik ve beraberlik içinde büyük hedeflere yürümek esastı. Zengin ile üretici ile tüketici, emek ile sermaye, millet ile devlet yani toplumun bütün fert ve
kurumları arasında iyi ilişkiler ve denge kurarak herkesin huzur içerisinde yaşaması
öncelikli gaye idi. Eğitim, gençlikten başlayıp bütün yaşamı kapsayan bir sürekliliğe
dayanır. Mesleğe yeni başlayan çıraklara önce toplumun ahlaki ve insani erdemleri
öğretilir ve sonraki aşamalarda ise, meslek eğitimine geçilirdi. îş eğitimi teorik ve pratik
yaparak öğrenme" ve "beceri geliştirme" tekniğine dayanmaktadır. Bu teşkilatlarda eğitim sadece bireysel ve işe yönelik değil aynı zamanda toplumsal kalkınmayı
ve gelişmeyi sağlayacak şekilde örgütlenmiştir. Bu nedenle Ahilik Teşkilatında bireylere mesleğin her aşamasında sadece mesleki bilgiler değil aynı zamanda dini, milli, ahlaki,
askeri, sanatsal, toplumsal ve çevresel bilgiler de verilmekteydi. Ahiler gündüzleri çalışır,
geceleri ise büyüklerden birinin kurduğu zaviyelerde toplanıp ilim, irfan, edep ve birazda
eğlence içeren sohbetlere katılırlardı. Ahilikte "çalışmak, öğrenmek ve olgun insan olmak" için özel bir çaba gösterilmiştir. Buçalışmada, Ahilik Teşkilatı'ndaki iş ve meslek ahlakının bireyin kişilik, karakter ve sosyal gelişimine etkileri incelenmiştir. Bu alanda literatür taraması yapılmıştır
Measurement of magnetic quadrupole-electric dipole mixing ratios and angular distribution parameters in atomic inner-shell transitions
In studies of the angular distribution of the magnetic L 3-subshell X-ray transitions it has been generally assumed that observed radiations consist of pure electric dipole transitions and contributions from higher-order multipole terms have been overlooked. However, this assumption is questionable, especially in the case of heavy elements and high energies. In this study, by analysis of the angular distribution of the 22.6 keV photon induced X-ray transitions of U, Tl, Ta and Er the subshell alignment, the anisotropy parameters have been measured and from the measured parameters α kinematic coefficients, M2/E1 mixing ratios and polarization degrees have been deduced by energy dispersive X-ray fluorescence (EDXRF) system. The obtained results were compared with a few experimental and theoretical predictions available in the literature
Bingöl ilinde organik ürün tüketimini ve tüketim alışkanlıklarını etkileyen faktörler
Bu çalışmada, Bingöl İli Merkez İlçesinde organik ürünleri kullanan tüketicilerin organik ürünlere yönelik tutumlarını ve tercihleri etkileyen faktörlerin incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmada anket yöntemiyle veriler toplanmıştır. Bu amaçla, Bingöl il merkezinde ikamet eden 392 tüketici ile görüşülmüştür. Tüketicilerin organik ürün tercihlerinin demografik özelliklere bağlı olarak değişkenlik gösterdiği görülmektedir. Tüketicilerin organik ürünleri algılamaları ile tüketicilerin cinsiyetleri, meslek durumları, ailelerinin aylık ortalama gelirleri arasında anlamlı farklılıklar bulunurken, yaşları, medeni durum, eğitim seviyesi ve ailelerinde kaç kişi olduğu arasında anlamlı farklılıklar bulunamamıştır
Etlik piliç diyetlerine farklı düzeylerde ilave edilen çörek otu tohumunun (Nigella sativa) besi performansı üzerine etkisi
Bu çalışma etlik piliçlerin karma yemlerine ilave edilen çörek otu tohumunun (Nigella sativa) besi
performansı üzerine etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Bu amaçla günlük yaşta toplam 120 broiler
civcivi (Ross 308) kullanılmıştır. Hayvanlar 1 kontrol ve 3 muamele grubu olarak 4 gruba ayrılmış ve deneme 3
tekerrürlü olarak düzenlenmiştir. Çörek otu tohumu öğütülerek diyetlere % 0 (kontrol), % 0.5 , %1 ve %1.5
düzeyinde ilave edilmiştir. Altı hafta süren denemenin sonunda, etlik piliçlere ait canlı ağırlık ve yem
tüketimleri belirlenmiştir.
Sonuç olarak, etlik piliç diyetlerine ilave edilen çörek otu tohumunun canlı ağırlık ve yem tüketimi
üzerine önemli bir etkisinin olmadığı saptanmıştır