1155 research outputs found
Sort by
The use and design of supplementary visuals for the enhancement of listening skills in hypermedia
This chapter investigates the attitudes and opinions (perceptions) of 43 language learners (LLs) towards the use of supplementary contextual visuals (SCVs) in a HME for enhancing listening skills as a part of Foreign Language Learning (FLL). Forty-three LLs’ attitudes towards the use of SCVs are examined in 3 areas: (1) at the pre-listening stage in preparing for listening texts, (2) with talking-heads video at the while-listening stage, and (3) with audio-only at the post-listening stage. The study is both quantitative and qualitative in nature. The results are analysed with SPSS (i.e. descriptive statistics including frequency, percentage, valid percentages, and cumulative percentages; Spearman test in Bivariate; Chi-square Test in the Crosstabs analysis; Fisher’s exact Test). The results reveal that the LLs are in favour of the use of SCVs (a) at the pre-listening stage for preparation, (b) with talking-heads video at the while-listening stage, and (c) with audio-only clips at the post-listening stage. The LLs believe that SCVs could benefit them in a variety of ways that could contribute to the enhancement of their listening. There are also some significant relationships between their perceptions and some independent variables
The inclusion and design of cultural differences in Interactive multimedia environments
A concern for social justice and the inclusion of cultural differences as a requirement of social justice in all learning materials, whether they are in the form of conventional materials or Interactive Multimedia Environments (IMEs), is the moral responsibility of all educators who want to contribute to humanity as well as long-lasting peace in our world. Such a responsibility requires a wide range of philosophical, political, and sociological discourses, informing multiple debates and their implications in the field of education. As a requirement of this, in this chapter, the inclusion and design of cultural differences in IMEs are focused on. The design and development stages of IMEs are categorized into six separate stages: (1) feasibility, (2) setting up a team of experts, (3) designing, (4) programming, (5) testing, and (6) evaluating (Turel & McKenna, 2013, pp. 188-190). Each stage is vital to the design and development process for cost effective and socially just IMEs. To be able to achieve cost effective and genuinely socially inclusive IMEs, a wide range of principles and guidelines need to be borne in mind at each stage. Here, the inclusion and design in IMEs of the cultural differences that need to be considered while designing and developing such environments (i.e. at stage 3 as well as 4) are focused on. Some examples of thought out and customized computerised cultural differences from an IME as well as some concrete examples from the Turkish context are given
Selahaddin-i Eyyubi kütüphanesindeki kullanıcılara yönelik yapılan danışma hizmeti çalışması
Alevi/Bektaşi öğretisinde insan-ı kamil anlayışı ve ahlak gelişimi üzerine genel bir değerlendirme
Özet:
Bektaşîlik, adını 13. yüzyıl Anadolu'sunun İslâmlaştırılması sürecinde etkin bir şekilde faaliyet gösteren ve Hoca Ahmed Yesevî'nin öğretilerinin Anadolu'daki uygulayıcısı konumunda olan büyük Türk mutasavvıfı Haydarî Şeyhi Hacı Bektaş Veli'den alan, daha sonra ise 14. ile 15. yüzyıllarda Azerbaycan ve Anadolu'da yaygınlaşan, 16. yüzyılın başlarında Balım Sultan tarafından kurumsallaştınlan, On İki İmam esasına yönelik sufı/tasavvufi tarikatın adıdır. Hacı Bektaş-ı Veli etrafında toplananlar, Hz. Muhammed'i mürşit, Hz. Ali'yi rehber, Hacı Bektaş Veli'yi de Pir olarak kabul ettiler. Anadolu'da Türk örf, adet, gelenek ve görenekleri ile İslam inancını birleştirerek bireylerin sosyal, kişilik, ahlaki ve mesleki gelişimlerini ve olgunlaşmalarını sağlamayı amaçlamıştır. Her yaş ve her sınıftaki bireylere sosyal hayatı düzenleyen dini, ahlaki ve mesleki değerler kazandınlmış ve böylece aralarındaki sosyal bağlar kuvvetlendirilmiş, güzel ahlaklı ve akl-ı selim bireylerden oluşan sağlam bir sosyal doku oluşturulmuş, "Akla yar, nefse düşman olan faziletli er kişi"ler yetiştirilmesi amaçlanmıştır. Bu bildiri de Anadolu kültür ve medeniyet tarihi içinde, önemli bir yaygın eğitim kurumu olarak önemli işlevler üstlenmiş olan Alevi/Bektaşi öğretisinde insan-ı kamil anlayışı ve ahlak gelişimi ele alınmıştır. Bu konuda alan yazın taraması yapışmıştır.Bingöl Üniversitesi
Pamukta fide kök çürüklüğü etmenlerine karşı bazı bitki ekstrakt ve uçucu yağlarının antifungal etkisi
Bu çalışma, nane (Mentha piperita L.), kekik (Thymus vulgaris L.) ve lavanta (Lavandula angustufolia Mill.) bitki türlerinden elde edilen su ekstraktı ve uçucu yağların Rhizoctonia solani (AG4) ve Fusarium spp. üzerindeki antifungal etkisini belirlemek amacıyla in vitro koşullarda yürütülmüştür. Bitkilerden elde edilen su ekstraktlarının son konsantrasyonları %0.5, %1, %2, %4 ve %8 dozunda ve uçucu yağlar 1, 2, 3, 5 ve 10 μl ml-1 dozunda otoklav edilen Patates Dekstroz Agar (PDA) besi yerine ilave edilmiştir. Patojenlere ait 5 mm çapında miselyum diskleri PDA besi yerlerine ekilmiştir. Kontrol grubu olarak ekstrakt ve uçucu yağlardan ari PDA besi yeri kullanılmıştır. PDA’lı petriler 24±1oC’da inkübasyona bırakılmıştır. Deneme tesadüf parselleri deneme deseninde 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. 7 günlük inkübasyon süresi sonunda fungusların koloni çapları ölçülmüş ve kontrollere göre bitki ekstraktlarının % engelleme oranları hesaplanmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen verilere göre, nane, kekik ve lavanta ekstraktlarının antifungal etkisi, aynı bitkilerin uçucu yağlarına göre daha düşük saptanmıştır. Nane, kekik ve lavanta ekstraktları R. solani ve Fusarium spp.’nin miseliyal gelişimini farklı oranlarda engellerken, en yüksek fungitoksik etki kekik ekstraktının %8 dozunda saptanmıştır. Kekik uçucu yağının 1, 2, 3, 5 ve 10 μl ml-1 dozları test edilen patojenlerin misel gelişimini %100 oranında engellemiş ve test edilen patojenlere karşı fungisidal etki göstermiştir. Nane ve lavanta uçucu yağlarının antifungal etkileri patojene ve doza bağlı olarak değişmekle birlikte birbirlerine çok yakın bulunmuştur. Sonuç olarak, kekik uçucu yağının biyolojik preparat olarak kullanılabileceği kanısına varılmıştır
Sığır sayısı, süt üretimi ve süt fiyatı arasındaki uzun dönem ilişkisinin belirlenmesi: 1980-2013 dönemi-Türkiye örneği
Bu çalışmada Türkiye’de sığır sayısı, sığır sütü üretimi ve sığır sütü fiyatı arasındaki ilişki, 1980-2013 dönemi temel alınarak araştırılmıştır. Sığır sayısı, sığır süt üretimi ve sığır süt fiyatı ile ilgili uzun dönem ilişkisi ele alınmıştır. Seriler arasındaki uzun dönem ilişkisi Johansen’in eş bütünleşme (koentegrasyon) yöntemi kullanılarak yapılmıştır. Eş bütünleşme için ön koşul olan serilerin durağanlığı araştırılmış ve bunların birinci mertebeden durağan olduğu görülmüştür. Eş bütünleşme analizine göre, seriler uzun dönemde birlikte hareket etmektedir, yani eş bütünleşiktir. Yapılan analiz sonucunda sığır sütü fiyatı ve sığır sayısı arasında pozitif ilişkinin olduğu görülmüştür. Ancak sığır sütü fiyatı ve sığır süt miktarı arasında negatif bir ilişkinin olduğu gözlemlenmektedir
Tropikal iklim bölgeleri için uygun soğutucu akışkan seçimi
Soğutma sistemleri günlük yaşantımızın hemen hemen her alanına girmiştir. Bu doğrultuda endüstriyel sistemlerde, ev tipi soğutucularda, iklimlendirme sistemlerinde ve benzeri alanlarda gerek enerji tüketimi bakımından gerekse sistemin göstereceği performans bakımından, sistemlerin kullanışlı olması tercih meselesidir. Söz konusu sistemlerden beklenen performansın alınması ise, pek çok parametreye bağlıdır. Bu parametrelerden birisi de uygun tasarım ve çevre koşullarında uygun akışkanın kullanılmasıdır. Esas alınan bir bölge için kullanılacak uygun bir cihazın üretimi ise, kuşkusuz ortamın şartlarına uyum gösterecek olan uygun akışkanın belirlenmesi ile tamamlanacaktır. Bilindiği gibi tropikal iklim bölgelerinde sıcaklık ortalama 16-43⁰C aralığındadır. Bu doğrultuda çevre şartları 30-50⁰C aralığında, buharlaştırıcı sıcaklıkları 0 ile -18⁰C aralığında alınmış, termodinamiğin birinci ve ikinci kanunu, soğutma sistemlerinde yaygın bir şekilde kullanılan R22, R134a akışkanları ve bu akışkanlara alternatif olarak R410a, R152a ve R600a'ya uygulanmıştır. Elde edilen veriler esas alınarak belirtilen akışkanlar için kompresörün gerektirdiği iş, performans değeri, ikinci yasa verimi, toplam durum tersinmezliği ve kullanılabilirlik hesabı yapılmıştır. Yapılan hesaplar grafiklere aktarılmış ve sistemin optimum çalışma şartları her akışkan için belirlenmiştir. Sonuç olarak esas alınan tasarım ve çevre şartlarında en uygun performans gösteren akışkan belirlenmeye çalışılmıştır
Bingöl ve yöresinde üretilen balların kimyasal incelenmesi
ÖZET
Anahtar Kelimeler: Çiçek balı, invert şeker, pH, rutubet, sakkaroz.
Bingöl ve yöresi zengin florası ve iklim koşulları ile arıcılığa oldukça elverişli bir
bölgedir. Bölgemizde arıcılık faaliyetleri gün geçtikçe artmaktadır. Bu çalışmada Bingöl
ve yöresinde üretilen çiçek ballarının sakkaroz, invert şeker, pH, rutubet ve diastaz enzim
aktivitesi analizlerinin yapılarak sonuçların standartlara uygunluğunun belirlenmesi
amaçlandı. Bu amaçla Bingöl ve yöresindeki 7 ayrı bölgeden (Bingöl-Merkez, Kiğı,
Solhan, Karlıova, Yayladere, Genç, Adaklı) 7 adet bal örneği toplanarak analizleri
yapıldı. Bu analizler sonucunda ortalama sakkaroz %1,65, invert şeker %80,23, pH 2,81,
rutubet %15,43 ve amilaz aktivitesi 0,074 units/mL olarak tespit edildi. Tüm bölgelerin
biyokimyasal analizlerinin ortalaması incelendiğinde bakılan parametreler bakımından
balların Türk Gıda Kodeksi, TS 3036 ve EU kriterlerine uyduğu tespit edildi. Bölgemizde
arıcılığın gelişmesini ve kaliteli bal üretimini sağlayabilmek için eğitimsel faaliyetlerin ve
çeşitli projelerle mali desteğin arttırılması gerekmektedir. Bundan sonraki en büyük adım
Bingöl balı markasının yeterli reklam faaliyetleri ile tüm yurda ve hatta yurtdışına
duyurulmasıdır.Bingöl and its vicinity with climatic conditions and rich flora is a sufficient area for
beekeeping. In our region, beekeeping activities are increasing day by day. In this study,
by analyzing saccharose, invert sugar, pH, moisture and diastase enzyme activity, it is
aimed to determine the flower honey’s conformity with standards that produced in Bingöl
and its vicinity. For this purpose, seven distinct areas of Bingöl and its vicinity (Bingöl-
Central, Kiğı, Solhan, Karlıova, Yayladere, Genç, Adaklı) 7 honey samples were
collected and analyzed. As a result of this analysis, 1.65% sucrose, 80.23% invert sugar,
pH 2.81, 15.43% moisture and 0.074 units/mL diastase enzyme activity was determined.
When the biochemical analysis average of all the regions was taken into consideration,
honey was found to comply with Turkish Food Codex, TS 3036, and EU criteria in terms
of examined parameters. In order to develop beekeeping and high quality honey
production in our region, educational activities and financial support- with various
projects- should be increased. The next biggest step is to announce the Bingöl honey to
whole country and even abroad, with adequate advertising activities
Cu-Mo çöktürülmüş karbon keçe elektrotların hazırlanması, karakterizasyonu ve hidrojen gazı üretimine katalitik etkilerinin incelenmesi
Bu çalışmada elektroliz sistemindeki aşırı gerilimleri düşürmek ve hidrojen gazı oluşum
reaksiyonunu hızını artırmak için büyük yüzey alanına sahip karbon keçenin (C) yüzeyi
farklı akımlar uygulanarak farklı miktarlarda Cu ve Mo çöktürülmüştür (C/Cu, C/Mo).
Belirlenen uygun çöktürme akımı ve metal miktarında Mo ve Cu farklı oranlarda
çöktürülerek elektrotun katalitik etkisi daha da arttırılmaya çalışılmıştır. Elektrotların
yüzey yapıları taramalı elektron mikroskopu (SEM) ile incelenmiş, elektrot yüzeylerinin
kimyasal bileşimleri ise enerji dağılımlı X-ray spektroskopisi (EDX) ile belirlenmiştir.
Hazırlanan elektrotlar katot olarak kullanılmış ve 1 M KOH çözeltisinde hidrojen gazı
üretimine katalitik etkileri incelenmiştir. Bu amaçla, katodik akım-potansiyel eğrileri ve
elektrokimyasal impedans spektroskopisi teknikleri kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara
göre Mo ve Cu metallerinin C yüzeyine çöktürülmesi elektrotun hidrojen gazı üretimine
katalitik etkisini arttırmaktadır. C yüzeyine Mo ve Cu bir arada çöktürüldüğünde
elektrotun katalitik etkisi daha da artmaktadır. MoCu ikili katalizörlerin katalitik etkisi
çöktürülen metal oranlarına bağlı olup çalışılan koşullarda en etkin elektrot çöktürme
banyosunda Mo ve Cu mol oranının 1:0,1 olduğu (*C/MoCu-5) koşullarda elde
edilmiştir. Bu elektrot (*C/MoCu-5) elektroliz sisteminde katot olarak kullanıldığında
elektrotun hidrojen oluşumuna katalitik etkisi zamanla hemen hemen sabit kalmıştır.In this study, Mo and Cu metals with various amounts at different deposition currents
were electrochemically deposited over a carbon felt (C) which has high surface area
(C/Cu, C/Mo) in order to reduce overpotentials in electrolysis system and increase the
rate of hydrogen evolution reaction. In order to enhance catalytic effect of the electrode,
MoCu binary coatings with various metal ratios were prepared over the C felt electrode
(C/MoCu) at the determined optimum deposition current and total metal amounts. The
surface morphologies were investigated by scanning electron microscopy (SEM), and the
chemical composition of the surfaces were determined by energy dispersive X-ray
spectroscopy (EDX). The prepared electrodes were used as cathode, and their catalytic
activities for hydrogen gas production were investigated in 1 M KOH solution. For this
aim, cathodic current-potential and electrochemical impedance spectroscopy
measurements were performed. The data obtained showed that, the deposition of Cu and
Mo over the C enhances the hydrogen evolution activity of the electrode. The codeposition
of small amount of Mo and Cu could further enhance hydrogen evolution
activity of the electrode. The electrocatalytic activity of the binary CoMo catalysts
depends on metal ratios of the deposited metals. The *C/MoCu-5 electrode with 1:0.1
(Mo:Cu) metal ratio in the bath solution has the highest hydrogen evolution activity
among the studied electrodes. The catalytic activity of this electrode (*C/MoCu-5) nearly
remained the same, when this electrode was used in electrolysis system as cathode