Bingöl University

Open Access @ Bingol University
Not a member yet
    1155 research outputs found

    Pamukta fide kök çürüklüğü etmenlerine karşı bazı bitki ekstrakt ve uçucu yağlarının antifungal etkisi

    No full text
    Bu çalışma, nane (Mentha piperita L.), kekik (Thymus vulgaris L.) ve lavanta (Lavandula angustufolia Mill.) bitki türlerinden elde edilen su ekstraktı ve uçucu yağların Rhizoctonia solani (AG4) ve Fusarium spp. üzerindeki antifungal etkisini belirlemek amacıyla in vitro koşullarda yürütülmüştür. Bitkilerden elde edilen su ekstraktlarının son konsantrasyonları %0.5, %1, %2, %4 ve %8 dozunda ve uçucu yağlar 1, 2, 3, 5 ve 10 μl ml-1 dozunda otoklav edilen Patates Dekstroz Agar (PDA) besi yerine ilave edilmiştir. Patojenlere ait 5 mm çapında miselyum diskleri PDA besi yerlerine ekilmiştir. Kontrol grubu olarak ekstrakt ve uçucu yağlardan ari PDA besi yeri kullanılmıştır. PDA’lı petriler 24±1oC’da inkübasyona bırakılmıştır. Deneme tesadüf parselleri deneme deseninde 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. 7 günlük inkübasyon süresi sonunda fungusların koloni çapları ölçülmüş ve kontrollere göre bitki ekstraktlarının % engelleme oranları hesaplanmıştır. Çalışma sonucunda elde edilen verilere göre, nane, kekik ve lavanta ekstraktlarının antifungal etkisi, aynı bitkilerin uçucu yağlarına göre daha düşük saptanmıştır. Nane, kekik ve lavanta ekstraktları R. solani ve Fusarium spp.’nin miseliyal gelişimini farklı oranlarda engellerken, en yüksek fungitoksik etki kekik ekstraktının %8 dozunda saptanmıştır. Kekik uçucu yağının 1, 2, 3, 5 ve 10 μl ml-1 dozları test edilen patojenlerin misel gelişimini %100 oranında engellemiş ve test edilen patojenlere karşı fungisidal etki göstermiştir. Nane ve lavanta uçucu yağlarının antifungal etkileri patojene ve doza bağlı olarak değişmekle birlikte birbirlerine çok yakın bulunmuştur. Sonuç olarak, kekik uçucu yağının biyolojik preparat olarak kullanılabileceği kanısına varılmıştır

    Bazı pamuk çeşit adaylarının verticillium solgunluk hastalığı etmeni (Verticillium dahliae Kleb.)'ne karşı reaksiyonlarının belirlenmesi

    No full text
    Pamuk bitkisinde en önemli hastalık Verticillium dahliae Kleb. etmeninin neden olduğu solgunluk hastalığıdır. Verticillium solgunluk hastalığına karşı etkin bir mücadele yöntemi olmadığından hastalığa karşı mücadelede dayanıklı çeşit kullanımı önerilmektedir. Bu çalışma, Büyük Menderes Havzasında bazı pamuk çeşit adaylarının Verticillium solgunluğuna karşı reaksiyonlarını belirlemek amacıyla Pamuk Araştırma İstasyonu Müdürlüğü deneme tarlasında ve iklim odasında yürütülmüştür. Bu amaçla, öncelikle 11 pamuk çeşit ve çeşit adayının iklim odasında saksı denemeleri ile V. dahliae’nın yaprak döken (PYDV6) ve yaprak dökmeyen (Vd11) izolatlarına karşı duyarlılıkları saptanmıştır. Tarla denemesi solgunluk hastalığı ile doğal olarak bulaşık olan tarlada, tesadüf blokları deneme desenine göre 4 tekerrürlü olarak yapılmıştır. Ayrıca denemede kütlü pamuk verimi, lif inceliği, lif uzunluğu ve lif kopma dayanıklılığı gibi özellikler de saptanmıştır. Çalışmada, en tolerant genotip Carmen bulunmuş ve bunu 83, 116, 292 ve 109 çeşit adayları izlemiştir. En duyarlı genotip Çukurova 1518 bulunurken, bunu 255 çeşit adayı izlemiştir. Kütlü pamuk verimi yönünden Carmen, 292, 116, 83, BA 308 ve 109 genotipleri diğer çeşit adaylarından daha verimli bulunurken, Carmen, 83 ve 116 genotiplerinin en iyi lif kalite değerlerine sahip olduğu görülmüştür

    Farklı yem bezelyesi (Pisum arvense) genotiplerinin tanelerinin yem içeriği yönünden karşılaştırılması

    No full text
    Islah materyalleri ve kültürü yapılan bitkiler; verim özelliği yönünden incelendiği gibi biotik ve abiotik stres koşullarına dayanıklılıkları yanında yem kalitesi gibi özellikleri bakımında da değerlendirilmelidir. Bu çalışmada 11 adet bezelye çeşit ve hatlarının tanelerinin besleme özellikleri yönünden karşılaştırılması amaçlanmıştır. Yapılan çalışma sonucunda yem bezelyeleri tanelerinin kimyasal kompozisyonları arasında oldukça farklılıklar gözlemlenmiştir. ADF oranı %8.35-14.34, NDF oranı %18.65-36.48, ham protein oranı %20.39-31.63, ham kül oranı %2.43-5.55, ham yağ oranı %1.27-1.87, sindirilebilir kuru madde oranı %77.73-82.39, kuru madde tüketimi %3.29-6.64 ve nispi yem değeri ise 209.30-404.17 arasında değişmiştir. Araştırma sonuçlarına göre gerek ıslah materyali olarak gerekse tarla tarımı için» materyal seçiminde amaca uygun seçimlerin yapılması çok önemli olduğu belirlenmiştir

    Tannin, protein contents and fatty acid compositions of Silene compacta Fische seeds from Bingöl, Turkey

    No full text
    The seeds of Silene compacta Fische were investigated for their protein, tannin content and fatty acid composition. The protein contents of Silene seeds were found to be 15,33%. On the other hand the tannin contents of the same seeds were also found to be 1,9%. The fatty acid compositions of these Silene compacta Fische were determined by GC (Schimadzu GC, 17 Ver.3) of the methyl esters of its fatty acids. The seed oils of Silene compacta Fische contained palmitic and stearic acids as the major component of fatty acids, among the saturated acids, with small amounts of myristic, palmitoleic, stearic acids and margaric acids. The major unsaturated fatty acids found in the seed oils were oleic, linoleic and linolenic acids. In this study, total proportion of saturated fatty acids of S. compacta Fische was found 25,6% while total proportion of unsaturated fatty acids was found 74,4%

    Hidrojen üretimi için amin bileşikleriyle kararlaştırılmış paladyum (0) nanopartiküllerinin sentezi, tanımlanması ve katalitik dimetilamin-boranın dehidrojenlenmesinde kullanılması

    No full text
    2015 için BirleĢik Devletler Enerji Bakanlığı tarafından belirlenen malzeme bazlı gravimetrik hidrojen hedefinden daha yüksek olanhidrojen kapasitesi (3,5 % ağırlık) nedeniyle son zamanlarda dimetilamin-boran (DMAB, Me2NHBH3), en umut verici hidrojen depolama malzemelerinden biri olarak ilgi çekmektedir. Bugüne kadar, dimetilamin-boran ve ilgili bor-azot bileĢikleri de hidrojen depolama için bir aday olarak birçok araĢtırmanın konusu olmuĢtur. Bu tez kapsamında; (i) dodesilamin (DodAm)-Pd (0) nanopartiküller (NPs)‟in mol oranının Pd (0) NPs katalitik aktivitesi üzerindeki etkisi, (ii) Oda sıcaklığında DodAm ile kararlaĢtırılmıĢ Pd (0) NPs tarafından katalizlenen DMAB‟ın dehidrojenlenmesinin hız kanununu belirlemek için, tepken ve katalizörün deriĢimine bağlı olarak uygun karıĢtırma koĢullarının kinetik etkisi (iii) DodAm ile kararlaĢtırılmıĢ Pd (0) NPs tarafından katalizlenen DMAB‟ın dehidrojenlenmesi için aktivasyon parametrelerinin (Ea, ΔH# and ΔS#) belirlenmesi, (iv) Oda sıcaklığında DMAB‟ın dehidrojenlenmesindeki DodAm ile kararlaĢtırılmıĢ Pd (0) NPs‟in katalitik yaĢam ömrünün gösterilmesi, (v) Santrifüjlenerek reaksiyon çözeltisinden toz halinde izole edilen 2.6 + 0.7 nm parçacık boyutuna sahip olan DodAm ile kararlaĢtırılmıĢ Pd (0) NPs‟in TEM, XRD, XPS, 11B NMR, ATR-IR ve UV-Vis kullanılarak karakterizasyonu, (vi) Aktif paladyum-atom baĢına düĢen doğru TTO ve TOF değerlerini bulmak için kantitatif karbon disülfür (CS2) zehirlenmesi deneyleri, (vii) Oda sıcaklığında DMAB‟ın dehidrojenlenmesindeki DodAm ile kararlaĢtırılmıĢ Pd (0) NPs‟in tekrar kullanılabilirliği ve izole edilebilirliği araĢtırılmıĢtır.Recently, dimethylamine borane (DMAB, Me2NHBH3) has been appealed as one of the most promising hydrogen storage materials owing to its high gravimetric capacity of hydrogen (3,5 wt%) that is higher than the material-based gravimetric target set by the US Department of Energy (DOE) for 2015. Up to now, dimethylamine borane and related boron-nitrogen compounds have also attracted much research interest as a candidate for hydrogen storage. In the scope of this thesis, it has been investigated; (i) effect of initial dodecylamine (DodAm)-Pd (0) nanoparticles (NPs) molar ratio on the catalytic activity of palladium(0) nanoparticles, (ii) effect of extensive kinetic data under stirring conditions depending on the substrate and catalyst concentrations to define the rate law of DodAm stabilized Pd (0) NPs catalyzed dehydrogenation of DMAB at room temperature, (iii) determination of activation parameters (Ea, ΔH# and ΔS#) for DodAm stabilized Pd (0) NPs catalyzed dehydrogenation of DMAB; (iv) demonstration of the catalytic lifetime of DodAm stabilized Pd (0) NPs in the dehydrogenation of DMAB at room temperature, (v) characterization of DodAm stabilized Pd (0) NPs having an average particle size of 2.6 + 0.7 nm was isolated as powder from the reaction solution by centrifugation and characterized by TEM, XRD, XPS, 11B NMR, ATR-IR and UV-Vis. (vi) quantitative carbon disulfide (CS2) poisoning experiments to find a corrected TTO and TOF values on a per-active-palladium-atom basis, (vii) testing the isolability and reusability of DodAm stabilized Pd (0) NPs nanocatalyst in the room-temperature dehydrogenation of DMAB

    Essential oil composition of Six Pinus L. Taxa (Pinaceae) from Canada and their chemotaxonomy

    No full text
    In this study six Pinus L. taxa from Canada (P. strobus L., P. parviflora Siebold & Zucc., P. mugo Turra subsp. mugo, P. resinosa Sol. ex Aiton, P. flexilis E. James and P. nigra J. F. Arnold) were studied to determine on chemical characters of studied taxa. For this purpose, essential oil from needles of the six Pinus taxa were investigated by HS-SPME/GC-MS. 38, 33, 39, 28, 31 and 46 compounds were respectively identified from each species representing 95.90%, 95.07%, 95.79%, 96.20%, 93.05% and 96.25% of the oil. The results have given some clues on the chemotaxonomy of this genus and are of usable potentials of the plants as renewable resources. Although the essential oil composition of studied taxa showed chemical divergences because of climatical, seasonal, geographical and geological factors, but the major compounds of plant derivatives are generally similar and the major compounds are chemotaxonomical markers for studied taxa

    Lerch’in zazaki derlemelerinin çevrimyazımı ve türlerine göre sözcüklerin tahlili

    No full text
    Metin vêrin kı derheq Zazaki dı umê nuştış, arêkerdê kı pey destun zıwunzunayoğ Wurıs, Peter Lerch, kitab yi “Kırdun, û Keldaniyun Zımêyi İrûni ser Cıgêrayış” dı esti, ey i. Arêkerdê kı herb Qırım dı eskerun hesirun Osmaniyun ra arêbiyayê, û ser yın dı xebat biya, pey destun Lerch umê nuştış. Semed kı Zazaki hema wahar yew nuştış hewl niya, xebat kı ser yê dı bena hema zaf newe ya, û qedexe kı cuaver qal yi pere kerdin, û hukum kerdin, yew têvernayış kı teze û zerrewuşk estu; yew het vun Zazaki lehcê Kırdki ya, yew het vun Zazaki xuser yew zıwun a. Sebeb kı in arêkerdê nusêr, xebatek tewr vêrin i, xebatek tewr rewin i, ma ena xebat dı çekuyun Zazaki tesnif kerd, û ma waşt kı ma torê çekuyun Zazaki biar vêr çımun wendeğun. Bad ena karê ma, ma wazêni kı sebeb kı wird zi hê yew ailê zıwunun dı, ma yewbin ri tesir kerdış het ra Kurmonci û Farıski, hêt nızdiyê yewbin ra ey Erebi û Tırki zi tene hewl bıar fehm kerdış. Şık çiniya kı semed fehm kerdış tebiet zıwunun, gon ma zıwunun xuser yew otorite qebul bıkır. Ena xebatê ma nızdi biyayiş zıwun esas genu, çımıg zıwun xu bı otorite u.Zazaki dilinde yazılı bulunan ilk metinler, Rus dilbilimci Peter Lerch tarafından yazılan “Kürdler ve Kuzey İranî Keldaniler Üzerine Araştırmalar’” adlı kitapta bulunan Zazaki derlemelerdir. Lerch’in Kırım Savaşında Ruslara esir düşen Osmanlı askerleriyle yaptığı derleme çalışmaları sayesinde ilk Zazaki metinler yazı diline aktarılmıştır. Yazın dünyasıyla çok geç tanışan Zazaki’nin henüz derli toplu bir yazı diline kavuşmamış olması, çalışmaların çok yeni olması ve geçmiş dönemlerdeki yasakçı anlayış nedeniyle Zazaki’nin Kürdçe’nin bir lehçesi mi yoksa kendi başına bağımsız bir dil mi olduğuna dair taze ve yoğun tartışmalar yaşanmaktadır. Bu çalışmamızda, ilk olması hasebiyle en eski tarihe ait derleme metinlerdeki sözcükler türlerine göre tasnif edilmiş ve Zazaki’deki sözcük dağarcığı ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Böylelikle İranî dillerden olan Zazaki’nin hem aynı dil ailesi içinde olan Kurmanci ve Farsça gibi dillerle, hem de yakın ilişki içerisinde olduğu Arapça ve Türkçe dilleriyle olan etkileşimi sözcükler üzerinden daha anlaşılır kılınmaya çalışılmıştır. Dillerin doğasının ancak dilin kendisinin otorite olduğunun anlaşılmasıyla anlaşılacağı şüphe götürmez. Bu çalışma, başlı başına otorite olan dilin kendisine yönelmeyi esas alır

    Türkiye’den heracleum persicum (apiaceae) türünün uçucu yağ kompozisyonu

    No full text
    Umbelliferae(Apiaceae) familyası Dünya’da 434 cins ve yaklaşık 3.700 tür, Türkiye’de ise102 cins ve yaklaşık 465 tür ile temsil edilmekte ve bunların 130 tanesi endemik olup endemizm oranı 30% civarındadır. Buna ek olarakApiaceae familyasındaki taksonların çoğunluğu sekondermetabolitler ve uçucu yağlar bakımından zengin olup apoptozis, karaciğer koruyucu, antibakteriyal, damar açıcı ve antitümör aktivitesi gibi etkilere sahiptir.Bu çalışma ile Bingöl ve çevresinde doğal yayılış gösteren Heracleumpersicumbitkisinin kurutulmuş toprak üstü kısımlarının uçucu yağ içeriği, bileşimi ve bunların özelliklerinin araştırılması amaçlanmıştır. Böylece bu sahadaki bilgi birikimine katkı sağlanabileceği gibi doğal ürün olarak değişik amaçlarla yararlanma potansiyeli belirlenmiş olacaktır

    Kamuda çalışan engelli kadınların problemleri

    No full text
    Bu çalışmanın amacı derinlemesine mülakatlar aracılığıyla İstanbul’da kamu sektöründe çalışan kadınların iş hayatında karşılaştığı problemleri ortaya koymaktır. Belirlenen problemler doğrultusunda engelli istihdam politikalarının eksiklik ve yanlışlıkları tespit edilmiştir. Engelli kadınların iş hayatında yaşadıkları problemlerin daha iyi anlaşılabilmesi ve konu bütünlüğünü sağlamak amacıyla engelli kadınların işe girişini etkileyen faktörler de incelenmiştir. Çalışmada engellilik toplumsal bir olgu olarak kabul edilip engelli kadınların eğitim durumları, yaşları aileleri, yetiştikleri alt kültürler irdelenmiş ve örneklemle sınırlı kalınarak engelli kadınların iş hayatında karşılaştıkları problemler sorgulanmıştır. Çalışma sonucunda, engelli kadınların işe girişte ve iş hayatında yaşadıkları problemler tespit edilmiş ve yorumlanmıştır. Engelli kadınların yaşadıkları problemlerin giderilmesi amacıyla genel öneriler ve sosyal politika önerileri sunulmuştur

    xiv INVESTIGATION OF ECTO AND ENDOPARASITES OF Capoeta trutta (Heckel, 1843) AND Acanthobrama marmid (Heckel, 1843) FISH SPECIESES LIVING IN THE GOYNUK STREAM (BINGOL)

    No full text
    Bu çalışmada; Temmuz 2011 - Haziran 2012 tarihleri arasında, Göynük Çayı’ndan (Bingöl) toplanan Capoeta trutta (Heckel, 1843) ve Acanthobrama marmid (Heckel, 1843)’in metazoan parazitleri çalışıldı. Çalışma boyunca 37 adet Capoeta trutta ve 44 adet Acanthobrama marmid örneği incelendi. Capoeta trutta’da Dactylogyrus crivellius, Dactylogyrus lenkorani, Dactylogyrus pulcher, Dogielius mokhayeri, Gyrodactylus sp. 1 (Monogenea), Rhabdochona denudata (Nematoda), Neoechinorhynchus zabensis (Acanthocephala) ve Lamproglena puchella (Copepoda) olmak üzere sekiz farklı parazit türü, Acanthobrama marmid’de ise Dactylogyrus elegantis, Gyrodactylus sp. 2, Paradiplozoon megan (Monogenea), Caryophyllaeus laticeps (Cestoda) ve Ergasilus sieboldi (Copepoda) olmak üzere beş farklı parazit türü tespit edilmiştir. Parazit türlerinin enfeksiyon değerleri hesaplandı. Buna göre Capoeta trutta’da Neoechinorhynchus zabensis (% 43,24), Acanthobrama marmid’de ise Dactylogyrus elegantis (% 70,45) dominant tür olarak belirlendi. Capoeta trutta’da bulunan parazitlerden D. crivellius ve D. mokhayeri Türkiye tatlı su balıkları parazit faunası için yeni kayıttır.In this study, metazoan parasites of Capoeta trutta (Heckel, 1843) and Acanthobrama marmid (Heckel, 1843) fishes in the Göynük Stream were studied between July 2011 and June 2012. During the study, a total of 37 Capoeta trutta and 44 Acanthobrama marmid specimens were examined. Eight different parasite specieses were found in or on Capoeta trutta; Dactylogyrus crivellius, Dactylogyrus lenkorani, Dactylogyrus pulcher, Dogielius mokhayeri, Gyrodactylus sp. 1 (Monogenea), Rhabdochona denudata (Nematoda), Neoechinorhynchus zabensis (Acanthocephala) and Lamproglena puchella (Copepoda). Five different parasite specieses were found in or on Acanthobrama marmid; Dactylogyrus elegantis, Gyrodactylus sp. 2, Paradiplozoon megan (Monogenea), Caryophyllaeus laticeps (Cestoda) and Ergasilus sieboldi (Copepoda). Infection values of parasite specieses were calculated. According to the results, it determined that Neoechinorhynchus zabensis (43.24 %) is dominant species in Capoeta trutta and Dactylogyrus elegantis (70.45 %) is dominant species on Acanthobrama marmid. The parasites found on Capoeta trutta, D. crivellius and D. mokhayeri are the first record for parasite fauna of fresh water in Turkey

    0

    full texts

    1,155

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Open Access @ Bingol University
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇