1155 research outputs found
Sort by
Barbados Cherry (MalpighiaemarginataD.C.)
Barbados kirazı (Malpighiaemarginata D.C.)Orta Amerika, Karayibler (özellikle Barbados, Trinidad, Tobago ve Haiti) ve Brezilya’da oldukça fazla talep görenkiraz görünümlü tropikal bir bitki türüdür. Kırmızı renk tercih edilmesi ile beraber, olgunlaştığında kırmızı, pembe veya sarı renkli olan meyvesi, daha çok oranı yaş ağırlıkta %4’e kadar çıkabilen C vitamini içeriği ile ön plana çıkmaktadır. Ayrıca birçok çalışma meyvenin antosyaninler, fenolik maddeler ve diyetsel karotenoidler gibi fitokimyasallar tarafından da zengin bir içeriğe sahip olduğunu rapor etmektedir. Özellikle yüksek C vitamin değeri ile hazır besin ürünlerineaskorbik asit ve antikoksidankatkı maddesi olarak kullanılması, meyveye olan talebisürekli artırmaktadır. Brezilya en fazla üreten ülke konumunda olup bunu Karayibler takip etmektedir. Taze tüketim pazarı meyvenin raf ömrünün çok kısa olması nedeni ile oldukça kısıtlı olsa da meyveden elde edilen ürünlerdünya genelinde iyi fiyatlara satılmaktadır. Ülkemizde bugün itibarı ile sadece örtü altında yetiştirilebilme potansiyeli vardır. Şimdiye kadar Barbados kirazı ile ilgili Türkçe akademik bir yayına rastlanılmamıştır; bu yüzden, bu derleme meyveyi akademisyenlere ve ilgilenenlere tanıtmak amacıyla hazırlanmıştır
Forage nutritive value of soybean varieties
This study was carried out in Bingol Province of Turkey in the growing season of 2012 to determine
the nutritive value of different soybean varieties. A total of 12 different soybean [Glycine max (L.)
Merr.] varieties supplied from Eastern Mediterranean Agricultural Research Institute, Western
Mediterranean Agricultural Research Institute, Aegean Agricultural Research Institute and May-Agro
Seed Company were used as the plant material of the field experiments. Experiments were carried
out in randomized block design with 3 replications. Green herbage and hay yields, crude protein
(CP), protein yield (PY), crude ash (CA), dry matter digestibility (DMD), dry matter intake (DMI),
relative food value (RFV), acid detergent fiber (ADF) and neutral detergent fiber (NDF) characteristics
were investigated. The results showed that the varieties Blaze, Ataem-7, Cinsoy, Nova, Erensoy and
Türksoy were considered as primary varieties to be used in animal feed and agricultural activities of
the region with regard to hay yield and quality
Japon bıldırcınlarında canlı ağırlığın yetiştirme sistemleri ve cinsiyete göre incelenmesi
Bu çalışmada, Japon bıldırcınlarının 7 haftalık yaşa kadar olan canlı ağırlıklarına ilişkin özelliği tesadüf parselleri deneme deseninde faktöriyel deneme ile incelenmiştir. Yetiştirme sistemlerine (kafes ve altlıklı yer) göre Japon bıldırcınlarının canlı ağırlıkları arasındaki farklılık 7. haftada istatistiksel olarak önemli bulunmuştur (P0.05). Genel olarak kafeste yetişen bıldırcınların yerde yetişenlerden ve dişi bıldırcınların erkeklerden daha fazla canlı ağırlığa sahip olduğu görülmüştür
Pamukta verticillium solgunluğunun verime etkisinin regresyon modeliyle incelenmesi
Bu çalışma, bazı pamuk çeşitlerinde kütlü pamuk verimi ile hastalık şiddeti arasındaki ilişkinin iki regresyon katsayısının karşılaştırılması ve iki korelasyon katsayısı arasındaki farka ilişkin hipotez kontrolüyle ortaya konulması amacıyla yürütülmüştür. Hastalık etmeninin yaprak dökmeyen patotipinin bulunduğu tarlada, hastalığa karşı reaksiyonları farklı altı pamuk çeşidinde, %5-10, %50-60 koza açım döneminde ve hasat sonrasında hastalık şiddeti değerleri saptanmıştır. Elde edilen veriler kullanılarak iki regresyon katsayısının karşılaştırılması ve iki korelasyon katsayısı arasındaki farka ilişkin hipotez kontrolüyle ilgili hesaplamalar yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, %5-10, %50-60 koza açımı ve gövde kesitinde hastalık şiddeti-verim ilişkisi negatif yönde, regresyon katsayısı negatif ve belirleme katsayıları sırasıyla R2=0.77, R2=0.78 ve R2=0.78 olarak bulunmuştur. %5-10 koza açımındaki hastalık şiddeti-kütlü pamuk verimi ile %50-60 koza açımındaki hastalık şiddeti-kütlü pamuk verimi arasındaki genel regresyon katsayısı - 49.9 olarak bulunmuş ve %11.02’lik bir verim kaybı ortaya çıkmıştır. %5-10 koza açımındaki hastalık şiddeti-kütlü pamuk verimi ile gövde kesiti hastalık şiddeti-kütlü pamuk verimi arasındaki genel regresyon katsayısı -55.5 olarak saptanmış ve %12.25’lik bir verim kaybı tespit edilmiştir. %50-60 koza açımındaki hastalık şiddeti-kütlü pamuk verimi ile gövde kesiti hastalık şiddeti-kütlü pamuk verimi arasındaki genel regresyon katsayısı -55.6 olarak belirlenmiş ve %12.28’lik bir verim kaybı saptanmıştır. Bu çalışmanın sonucuna göre hastalık şiddetinin artmasının yanı sıra patojenin topraktaki sklerot sayısına, patotipine, bitkide ilerleme hızına, genotiplerin duyarlılık durumuna ve hastalığa yakalanma süresine bağlı olarak kütlü pamuk veriminde ciddi kayıpların oluşabileceğini ortaya koymuştur
Farklı yem bezelyesi (Pisum arvense) genotiplerinin tanelerinin yem içeriği yönünden karşılaştırılması
Islah materyalleri ve kültürü yapılan bitkiler; verim özelliği yönünden incelendiği gibi biotik ve abiotik stres
koşullarına dayanıklılıkları yanında yem kalitesi gibi özellikleri bakımında da değerlendirilmelidir. Bu
çalışmada 11 adet bezelye çeşit ve hatlarının tanelerinin besleme özellikleri yönünden karşılaştırılması
amaçlanmıştır. Yapılan çalışma sonucunda yem bezelyeleri tanelerinin kimyasal kompozisyonları arasında
oldukça farklılıklar gözlemlenmiştir. ADF oranı %8.35-14.34, NDF oranı %18.65-36.48, ham protein oranı
%20.39-31.63, ham kül oranı %2.43-5.55, ham yağ oranı %1.27-1.87, sindirilebilir kuru madde oranı
%77.73-82.39, kuru madde tüketimi %3.29-6.64 ve nispi yem değeri ise 209.30-404.17 arasında
değişmiştir. Araştırma sonuçlarına göre gerek ıslah materyali olarak gerekse tarla tarımı için» materyal
seçiminde amaca uygun seçimlerin yapılması çok önemli olduğu belirlenmiştir
N tipi silisyum tabanlı altlık üzerine pyrene (C16H10) maddesinin kaplanarak elde edilen yapıların akım iletim mekanizmaları
Bu tez çalışmasında organik pyrene ara yüzeyli Au/n-Si yarıiletken Schottky diyotun elektriksel karakterizasyonu sistematik bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Numune hazırlama aşamasında öncelikle (100) doğrultusunda büyütülmüş n-Si tabakaya, Au omik kontak yapılmıştır. Daha sonra vakumda buharlaştırma yöntemiyle, n-Si tabakanın diğer yüzeyi pyrene ile kaplanmış ve bunun üzerine Au doğrultucu Schottky kontakları vakumda buharlaştırma yöntemiyle oluşturulmuştur. I-V karakteristiklerinden idealite faktörü, engel yüksekliği, seri direnç gibi diyota ait bazı parametreler hesaplanmıştır. Bu parametreler, Cheung-Cheung ve Norde yöntemiyle hesaplanmış ve her iki yöntemden elde edilen sonuçlar karşılaştırmalı olarak verilmiştir. Ayrıca pyrene ara yüzeyli Schottky diyotun ara yüzey durumlarını belirlemek için oda sıcaklığında sığa-gerilim C-V karakteristikleri de incelenmiştir. Bu ölçümlerden, taşıyıcı yoğunluğu, engel yüksekliği gibi diyota ait bazı elektriksel parametreler belirlenmiştir. I-V ölçümlerinden elde edilen engel yüksekliği ile C-V ölçümlerinden elde edilen engel yüksekliği değerleri karşılaştırılmalı olarak verilmiştir. Sonuçta her iki yöntem ile belirlenen değerlerin uyum içinde olduğu gözlenmiştir.In this thesis, electrical characterization of an Au/n-Si semiconductor Schottky diode with organic pyrene interlayer has been systematically carried out. At sample fabrication stage, first, the ohmic contact has been performed on one surface of n-Si wafer grown in direction of (100). Later, the other surface of the wafer has been coated with pyrene via thermal evaporation method and then the Schottky contacts have been constituted on the organic material via thermal evaporation method. By using the I-V characteristics, the idealite factor, barrier height and some other diode parameters have been calculated. These parameters have also been calculated by means of Cheung-Cheung and Norde methods and have been compared with each other. Besides, to determine the interface states of Schottky diode with pyrene interlayer, capacitance-voltage C-V characteristics have been investigated at room temperature. From these measurements, the concentration of carriers, barrier height and some other diode parameters have been obtained. The barrier heights of diode have been compared with the results obtained by I-V and C-V methods. It has been seen that there is a good agreement with each other
The influence of breeder age to the interior and exterior quality of quail eggs
Japon bıldırcınlarında anaç yaşı ile yumurtanın dış ve iç kalite özellikleri arasındaki ilişkilerin incelendiği çalışmada hayvan
materyali olarak 3 farklı yaşta (8-12, 16-20 ve 32-36 haftalar arasında) toplam 72 adet bıldırcın kullanılmıştır. Deneme 8
tekerrürlü olarak 24 farklı bölmede yürütülmüştür. Bıldırcınlardan 4 haftada 174 yumurta toplanmış ve yumurtalarda ağırlık,
şekil indeksi, özgül ağırlık ve haugh birimi gibi yumurta iç ve dış kalite özellikleri incelenmiştir.
Sonuç olarak, bıldırcınlarda anaç yaşının yumurta ağırlığını, özgül ağırlığı, ak, sarı ve kabuk ağırlığını önemli düzeyde
(P<0,001, P<0,05) etkilediği saptanmıştır. Bıldırcınlarda yaş arttıkça yumurta ağırlığı, özgül ağırlık, ak ve sarı ağırlıkların da
artığı belirlenmiştir
Fatty acid and metal composition of the seeds of vicia ervilia varieties form Turkey
Bitter vetch (Vicia ervilia L.) of the Fabaceae family is grown in Asiatic Turkey, central and northern Spain, and other
countries of the Mediterranean region and western United States; the seed is exported to the United Kingdom and other
countries for feed, especially for sheep. The antinutritional factors of the species of the genus Vicia, in addition to affecting the
nutritional value of the grain, can cause pathological changes of varying extent in animals that consume them, especially birds.
The seed is the part mainly used in this group of legumes, although they are also grown as green fodder or hay and play an
important role as a green manure, which is dug in at the end of the winter to improve soil fertility. The straw of these legumes
is of high nutritional value for livestock [1].
The objective of the present study was to determine the fatty acid (FA) and trace elements of the seeds of Vicia ervilia L.
varieties. In addition, during the course of this study, our aim was to characterize seed fatty acids used by animals in the field,
to establish the nutritional value, and to contribute to the renewable resources of FA and other chemical patterns in these crops.
The results of the fatty acid analysis are shown in Table 1, and of the trace elements, in Table 2. The fatty acid
composition of some bitter vetch varieties used as feed crops showed different saturated and unsaturated fatty acid concentrations.
The main components in the seed oils of the feed crops were linolenic, oleic, palmitic, myristic, stearic, and linoleic acids.
Linoleic acid, undoubtedly, is one of the most important polyunsaturated fatty acids in human food because of its ability to
prevent heart and vascular diseases [2]. The saturated acid components of the seed oils relieved that low-molecular weight
acids (caproic, caprylic, capric, and lauric acids) commonly found in all the investigated varieties. The total saturated fatty
acid (TSFA) concentrations of the feed crop oils studied were between 22.34 and 37.25%. On the other hand, the total unsaturated
FA contents (TUSFA) of the seed oils were higher than the TSFA, between 62.75 and 75.22%. Linoleic, oleic, and linolenic
acid components were reported as the main USFA components in Vicia [3], Colutea, Gonocytisus, Lupinus, Vicia, Hedysarum,
Onobrychis, Trigonella [4], and Astragalus [5, 6] genera patterns and also in some other family patterns like Euphorbiaceae
[7]. The high USFA contents in these seed crops have nutritional significance. As far as unsaturated fatty acid content is
concerned, the present study is supported by previous reports [4, 6, 8–11] that suggest that the unsaturated FA contents of
legume seed oils closely resemble each other and the abundant components are the linoleic–palmitic and/or oleic acids type
FA [12].
The concentrations of the elements in the seeds are presented in Table 2. All data are averages of three measurements
on each sample. The levels of metals were calculated on g·g–1 dry weight. Eight elements (Cu, Mn, Mo, Na, Zn, Fe, Mg, and B)
were detected in the crop seeds in different amounts. The contents of elements in the crop seeds were Cu 6.91–9.11,
Mn 10.55–12.94, Zn 107.3–154.9, Fe 57.84–81.79, Mg 1014–1119, B 2.70–6.24, Mo 0.35–1.44, and Na 10.14–
17.63 g·g–1 (Table 2). The role of trace elements in human nutrition and disease cannot be overemphasized. Even though
the mineral elements form a small proportion of the total composition of most plant materials and total body weight and do
not contribute to the energy value of the food, they are of great physiological importance particularly in body metabolism
[13]. It is of interest that the prevalent mineral element in the seeds is Mg, which is present in amounts of 1014–1119 g·g–1 dry
weight in all varieties (Table 2). The high quantity of potassium, magnesium, and calcium together with the quantity of
sodium plus the content of the essential elements iron, manganese, zinc, and copper make excellent sources of bioelements
[14]. It is recommended that these seeds be used in the preparation of diets of individuals with low levels of these mineral elements. Metals are unique nutrients because of their important role in metabolism. They are an essential part of many important
enzymes and also play roles of catalysts and antioxidants. Iron and copper, for example, are essential in blood formation, and
copper is also involved in normal carbohydrate and lipid metabolism [15].
As a result, the seeds of Vicia ervilia L. varieties are rich in unsaturated fatty acids and some elements. The results
were discussed in terms of nutrition, agricultural values, and phytochemicals. Legumes occupy an important place in human
and animal nutrition. Legumes are rich in proteins and complex carbohydrates and are an important source of minerals and
vitamins [16]. Grain legumes are potential sources of energy and micronutrients, but their use is still limited because of
uncertainty with respect to the amount and effect of antinutritional factors they may contain [17]
Organic product consumption and customer preferences in urban sections of Bingol province
The present study was conducted to determine the consumer attitudes toward organic products and to
investigate the factors effecting consumption levels and preferences of consumers in urban sections of Bingol
Province. Data were collected through a survey conducted on 392 consumers living in the city center of Bingol.
Results revealed that organic product preferences of consumer varied based on demographic characteristics.
While significant differences were observed between consumer perceptions of organic products and their
genders, occupations, monthly incomes. The differences between consumer perceptions and their ages, marital
status, educational levels and number of households were not significant