1155 research outputs found
Sort by
Bingöl ilinde kanatlı eti tüketiminin yapısı
This study was carried out to figure out effect of income and education levels on chicken consumption
taste performances and habits in urban area of Bingol. This study focused on consumer’s income, food
expenditure, consumption quantities, decision-making and purchasing process. To achieve this goal prepared
questionnaires were given to 384 families. Sample size of this study was determined with unclustered probability
sampling method. According to the survey the average age, monthly income and food expenditure were 42,
2183.12 TL and 486 TL respectively. Yearly chicken consumption per person and family were calculated as 28.4
and 143.8 kg respectively. It was observed that while 31.3% of consumers were buying chicken once a week, 44.5
and 58.5% of them preferred to buy whole chicken and from supermarket, respectively. According to the
purchasing performance of consumers; breeding, feeding and marketing models to determine are extremely
important
A Study on Status of Egg Consumption of Households in Central of Bingöl
Bu çalışma Bingöl merkezde yumurta tüketimi üzerine etkisi olduğu düşünülen tüketici özellikleri ile tüketicilerin satın alımına ve tüketimlerine etkisi olan zevk, tercih ve alışkanlıklarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bingöl il merkezinde yaşayan hane halkının gelir seviyesi, gıda harcamaları, karar alma ve satın alma süreçleri ele alınmıştır. Bu amaçla 384 aile ile anket yapılmıştır. Yapılan anket sayısı ana kitle oranlarına dayalı kümelendirilmemiş tek aşamalı basit tesadüfî olasılık örneklemesi ile belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, incelenen ailelerde aile başına aylık yumurta tüketimi ortalama olarak 61.6 adet, kişi başına yıllık yumurta tüketimi ise 146.3 adet olarak bulunmuştur. Tüketicilerin yumurta alım sıklığı olarak %44.1’nin iki haftada bir yumurta satın aldığı gözlenirken, ayda bir alanların oranı ise %27.8 olarak bulunmuştur. Ailelerin ortalama olarak %36.8’i beyaz yumurtayı, %20.0’ı kahverengi yumurtayı tercih ettikleri görülmüştür. Ailelerin çok önemli bir kısmı (%88.0) yumurtayı öncelikle sabah kahvaltılarında tüketmek amacıyla aldıklarını söylemişlerdir. Yumurta satın alırken yumurtanın büyüklüğüne dikkat edenlerin oranı %69.3 olarak saptanmıştır. Tüketicilerin %77.3’ü yumurtayı marketten satın aldıklarını belirtmişlerdir. Sonuç olarak; yumurta tüketiminin arttırılması için tüketici taleplerinin dikkate alınarak üretim modellerinin revize edilmesinin önemli olduğu söylenebilir
A Study on Status of Egg Consumption of Households in Central of Bingöl
Bu çalışma Bingöl merkezde yumurta tüketimi üzerine etkisi olduğu düşünülen tüketici özellikleri ile tüketicilerin satın alımına ve tüketimlerine etkisi olan zevk, tercih ve alışkanlıklarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bingöl il merkezinde yaşayan hane halkının gelir seviyesi, gıda harcamaları, karar alma ve satın alma süreçleri ele alınmıştır. Bu amaçla 384 aile ile anket yapılmıştır. Yapılan anket sayısı ana kitle oranlarına dayalı kümelendirilmemiş tek aşamalı basit tesadüfî olasılık örneklemesi ile belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, incelenen ailelerde aile başına aylık yumurta tüketimi ortalama olarak 61.6 adet, kişi başına yıllık yumurta tüketimi ise 146.3 adet olarak bulunmuştur. Tüketicilerin yumurta alım sıklığı olarak %44.1’nin iki haftada bir yumurta satın aldığı gözlenirken, ayda bir alanların oranı ise %27.8 olarak bulunmuştur. Ailelerin ortalama olarak %36.8’i beyaz yumurtayı, %20.0’ı kahverengi yumurtayı tercih ettikleri görülmüştür. Ailelerin çok önemli bir kısmı (%88.0) yumurtayı öncelikle sabah kahvaltılarında tüketmek amacıyla aldıklarını söylemişlerdir. Yumurta satın alırken yumurtanın büyüklüğüne dikkat edenlerin oranı %69.3 olarak saptanmıştır. Tüketicilerin %77.3’ü yumurtayı marketten satın aldıklarını belirtmişlerdir. Sonuç olarak; yumurta tüketiminin arttırılması için tüketici taleplerinin dikkate alınarak üretim modellerinin revize edilmesinin önemli olduğu söylenebilir
Farklı yerfıstığı (Arachis hypogaea) çeşitlerinin kuru otlarına ait hayvan besleme değerlerinin belirlenmesi
Bu çalışmada, farklı yerfıstığı (Arachis hypogaea) çeşitlerinin kuru otlarına ait besin madde
kompozisyonlarının belirlenmesi amacıyla, 2012 yılı yetiştirme sezonunda Bingöl’de bir çiftçi tarlasında
yürütülmüştür. Denemede, 10 adet yerfıstığı çeşidi materyal olarak kullanılmıştır. Deneme, tesadüf blokları
deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak kurulmuştur. Denemede; ham protein (HP), ham kül (HK),
sindirilebilir kuru madde (SKM), kuru madde tüketimi (KMT), nispi yem değeri (NYD), asit deterjan lif (ADF) ve
nötr deterjan lif (NDF) özellikleri incelenmiştir. Yapılan varyans analizi sonucunda, ham protein (HP) ve kuru
madde tüketimi (KMT) değerleri arasındaki farklılıklar istatistikî olarak önemli bulunmuştur. HP oranı
bakımından Florispan ve Arıoğlu-2003 (%10.11 ve %8.64) çeşitleri ön plana çıkarken, KMT değerleri bakımından
ise yine Florispan (3.46) çeşidi ilk sırada yer almıştır
Bıldırcınlarında anaç yaşının yumurtanın bazı iç ve dış kalite özellikleri üzerine etkisi
Giriş: Bu çalışma, Japon bıldırcınlarında anaç yaşı ile yumurtanın dış ve iç kalite özellikleri
arasındaki ilişkilerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır.
Materyal ve Metot: Çalışmada hayvan materyali olarak 3 farklı yaşta (8-12, 16-20 ve 32-36
haftalar arasında) toplam 72 adet bıldırcın kullanılmıştır. Deneme, 8 tekerrürlü olarak 24
farklı bölmede yürütülmüştür. Her bir bölmeye eşit ağırlıkta 3 adet bıldırcın konulmuştur.
Bıldırcınlardan 4 hafta boyunca 174 yumurta toplanmış ve yumurtalarda ağırlık, şekil indeksi,
özgül ağırlık, kabuk ağırlığı, haugh birimi, sarı indeksi, ak indeksi, sarı ağırlığı ve ak ağırlığı
gibi yumurta iç ve dış kalite özellikleri incelenmiştir.
Bulgular: Bıldırcınlarında anaç yaşının yumurta ağırlığını, özgül ağırlığı, ak ağırlığını, sarı
ağırlığını ve kabuk ağırlığını önemli düzeyde (P<0.05, P<0.001) etkilerken, Haugh birimi,
şekil indeksi, ak ve sarı indeksi üzerine önemli bir etkisi olmadığı saptanmıştır. Bıldırcınlarda
yaş arttıkça yumurta ağırlığı, özgül ağırlık, ak ağırlığı ve sarı ağırlığı artmıştır. Yumurta
ağırlığı bakımından en yüksek değer 16-20 haftalık yaş grubundan elde edilirken (12.71 g)
bunu sırasıyla; 32-36 ve 8-12 haftalık yaş grupları (sırasıyla, 11.96 ve 11.40 g) izlemiştir.
Ancak, 16-20 haftalık dönemde en yüksek değere ulaşan yumurta ağırlığı, 32-36 haftalık
dönemde önemli derecede azalmıştır.
Sonuç: Bıldırcın yumurtalarının farklı yaş dönemlerinde (8-12, 16-20 ve 32-36 hafta) iç ve
dış kalite özelliklerinde meydana gelen değişimlerin incelendiği bu çalışmada, yaşın
ilerlemesiyle birlikte yumurta kalitesinin arttığı, ancak belirli bir yaştan sonra tekrar düşmeye
başladığı gözlenmiştir
PRESENT STATUS OF VITICULTURE IN DİYARBAKIR, EĞİL PROVINCE, ITS PROBLEMS AND POSSIBLE SOLUTIONS
Bu çalışma Diyarbakır ili Eğil ilçesini temsil eden 100 adet bağ işletmelerinde yürütülmüştür. Veriler 100 üreticiden anket yoluyla elde edilmiştir. Çalışmada elde edilen verilerin ışığında üreticilerin eğitim durumları, yaş durumları, bağ işletmelerinin büyüklük durumları ve örgütlenme durumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Anket çalışmasının sonuçlarına göre; bağcılıkla uğraşan üreticilerin eğitim düzeyi (%44.0 ilkokul) düşüktür. Ankete katılan üreticilerin yaş ortalaması 50 ve bağ alanlarının %21.0’ının 20 da’nın altında olduğu saptanmıştır. Bağcılık yörede aile işletmeciliği şeklinde yapılmaktadır. Ankete katılan üreticilerin tamamı bağlarında “diğer” terbiye sistemini kullandıklarını ve bu terbiye sistemini %65.0 oranında “tavsiye edildiğinden dolayı tercih ettiklerini belirtmişlerdir. Üreticilerin tamamının kooperatif ya da birlik üyesi olmadıkları belirlenmiştir. Üreticilerin %65.0’ı üzüm üretiminden iyi para kazanamadığını (ort:1.34), üzüm üretim tekniğini iyi bilme, bağcılık faaliyetinin işçilik gerektirdiğini ve daha fazla tarımsal bilginin üretimi arttıracağı konularına büyük oranda katıldıkları gözlemlenmiştir.
Sonuç olarak; üreticilere bağcılık konusunda tarımsal bilginin verilmesi ve üreticinin gelirinin iyileştirilmesi için düzenlemeler yapılması öngörülmektedir. Bu araştırma kapsamında, mevcut verilerden de yararlanılmak suretiyle, il genelinde karşılaşılan sorunlar ve bu sorunların çözülmesinde yararlı olacağına inanılan çözüm önerileri sunulmaya çalışılmıştır
Kademeli soğutma sistemlerinde belirli soğutucu akışkanlar için ikinci kanun analizi
Buhar sıkıştırmalı soğutma çevrimlerinde normal çalışma şartları içinde -20⁰C'ye kadar olan buharlaştırıcı sıcaklıkları için genellikle tek kademeli çevrim kullanılmaktadır. Çok düşük buharlaşma sıcaklıklarında ve yoğuşma sıcaklığı yüksek olan çalışma şartlarında soğutma kapasitesi ve performans katsayısının hızla düştüğü görülür. Özellikle –30⁰C ile -60⁰C arasındaki sıcaklıklarda çalışma zorunluluğu doğduğunda tek kademeli soğutma sistemleri yetersiz kaldığı anlaşılır. Bu nedenle söz konusu sıcaklık aralıklarında kademeli soğutma sistemleri kullanılması zorunlu olmaktadır. Bilindiği gibi kompresör çıkış sıcaklıklarının 100⁰C'nin üzerinde olması istenmeyen bir durumdur. Kompresör çıkış sıcaklığının çok yüksek olması halinde; yağlama yağının yanmasını ve kompresör mekanik aksamlarında termik gerilmelerin artmasına ve ince şerit türü elemanların kısa sürede kullanılmaz hale gelmesine; ayrıca akışkan özelliklerinin bozulmasına neden olur. Bu nedenle kademeli soğutma sistemlerin kullanılması ile sistemin çalışma dengesi, basınç oranları, volümetrik verim, kompresör çıkış sıcaklıkları istenen çalışma şartlarına uygun hale gelir.
Bu çalışmada, R600a, R290 ve R410a endüstriyel soğutma sistemlerinde halen yoğun olarak kullanılan soğutucu akışkanlar olan R717 ve R22'ye alternatif olarak ele alınmıştır. Söz konusu akışkanlar için termodinamiğin birinci ve ikinci kanunu tek ve çift kademeli sistemlere uygulanmıştır. Çalışmada hidrokarbon grubu olan R600a ve R290'nın, kompresör çıkış sıcaklığı, hacimsel verim ve ikinci kanun verimi bakımından R717 ve R22'ye alternatif olabileceği ve R410a'nın ise özellikle R22'ye alternatif olarak kullanılabileceği anlaşılmıştır. Ayrıca ilgili tasarım şartları için kademeli soğutmanın gerekliliği ortaya konulmuştur
Bazı tohum ön uygulamalarının tatlı biber tohumlarının stres sıcaklıklarında çimlenme ve çıkış performansları üzerine etkileri
Bu çalışmada priming çözeltilerine ilave edilen Prohexadione-Calcium (Pro-Ca)
dozlarının biber tohumlarının düşük sıcaklık ve yüksek sıcaklıkta çimlenme ve fide çıkış
performansları üzerine etkileri araştırılmıştır. Tohumlar 0, 25, 50 ve 100 mg.l-1 Pro-Ca
içeren 3% KNO3, 2% KH2PO4, ve 10% PEG solüsyonları içerisinde, karanlıkta 25 °C’de
3 gün süreyle prime edildi. Priming işleminden sonra tohumlar saf su ile yıkanıp filtre
kâğıdı üzerinde 25 ºC sıcaklıkta 24 saat kurutulduktan sonra 15 ºC ve 35 ºC’de çimlenme
ve çıkış testlerine tabi tutulmuşlardır. Uygulama görmemiş kontrol tohumlarına göre,
bitki büyüme düzenleyicilerinin gerek varlığında ve gerekse yokluğunda gerçekleştirilen
priming uygulamaları genel olarak biber tohumlarında 15 ºC’de çimlenme yüzdesi (FGP),
ortalama çimlenme süresi (MGT), çimlenme hızı (G50), çimlenme indisi (GI), çıkış
yüzdesi (FEP) ve ortalama çıkış süresinde (MET) önemli iyileşme sağlamıştır. Düşük
sıcaklıkta (15 ºC) en yüksek çimlenme yüzdesi (% 85,33) ve en kısa ortalama çimlenme
süresi (12,89 gün) 25 mg.l-1 Pro-Ca içeren KH2PO4 çözeltisinden elde edilmiştir. En
yüksek çıkış yüzdesi (%94,6) KNO3 + 50 mg.l-1 Pro-Ca uygulamasından elde edilmiştir.
Öbür taraftan uygulama görmemiş kontrol tohumlarında 15 ºC’de fide çıkışı yüzdesi %64
olarak gerçekleşmiştir. Yüksek sıcaklıkta (35 ºC) yürütülen çimlendirme testlerinde en
yüksek çimlenme yüzdesi (%81,33) 0 mg.l-1 Pro-Ca içeren KH2PO4 uygulamasından elde
edilmiştir. Sonuçlar priming ortamına ilave edilecek Pro-Ca’un, tatlı biber tohumlarının
düşük ve yüksek sıcaklıktaki performanslarını arttırmada başarılı bir şekilde
kullanılabileceğini ortaya koymaktadır
Bazı nohut ( Cicer arietinum L.) çeşitlerinin Elazığ koşullarındaki verim ve adaptasyon yeteneklerinin belirlenmesi
Bu araştırma 2013 yılında, on bir adet nohut çeşidinin Elazığ ekolojik koşullarındaki verim ve verim komponentlerini belirlemek amacıyla tesadüf blokları deneme deseninde ve üç tekerrürlü olarak yürütülmüştür.
Çeşitler arasındaki bitki boyu, ilk bakla yüksekliği, ana dal sayısı, baklada tane sayısı, bitkide bakla sayısı, bitkide tane sayısı, bitki verimi, baklada tane sayısı, 100 tane ağırlığı, metrekarede bitki sayısı, biyolojik verim, çıkış süresi, çiçeklenme süresi ile olgunlaşma süresi bakımından olan farklılıklar istatistiki olarak önemli bulunmuştur.
Çalışmada kullanılan çeşitlere ait bir yıllık sonuçlara göre, bitki boyu 41,2-56,9 cm, ilk bakla yüksekliği 24,4-35,1 cm, ana dal sayısı 3,0-4,4 adet, bitkide bakla sayısı 17,7-35,4 adet, bitkide tane sayısı 17,4-33,1 adet, bitki verimi 4,7-11,0 g, baklada tane sayısı 0,88-1,07 adet, 100 tane ağırlığı 25,6-38,5 g, metrekarede bitki sayısı 9,8-16,8 adet, biyolojik verim 123,1-214,9 kg/da, tane verimi 58,2-100,1kg/da, hasat indeksi % 29,1-49,2, çıkış süresi 14,7-19,3 gün, çiçeklenme süresi 57,0-62,3 gün ve olgunlaşma süresi 70,3-72,3gün olarak bulunmuştur.
Dekara 100,1 kg ile tüm çeşitler arasında en yüksek verimli çeşit olarak belirlenen Işık-05 çeşidi, 47,3 cm bitki boyuna, 28,3 cm ilk bakla yüksekliğine, 3,1 adet ana dal sayısına, 28,1 adet bitkide bakla sayısına, 27,4 adet bitkide tane sayısına,10,1 g bitki verimine, 0,98 adet baklada tane sayısına, 37,0 g 100 tane ağırlığına, 16,8 adet metrekarede bitki sayısına, 214,9 kg/da biyolojik verime ve % 46,5 hasat indeksine sahip olmuştur.
Tane verimi ile çiçeklenme süresi (r=-0,433**), olgunlaşma süresi (r=-0,344*), hasat indeksi (r=0,495**), bitkide bakla sayısı (r=0,425**), bitkide tane sayısı (r=0,355**), bitki verimi (r=0,547**), metrekarede bitki sayısı (r=0,428**), 100 tane ağırlığı (r=0,419**) ve biyolojik verim (r=0,721**) arasındaki ilişkiler istatistiki olarak önemli bulunmuştur.This research was conducted in 2013 under Elazıg ecological conditions to determine the yield and yield components of eleven chickpea cultivars. Experiment was arranged in randomized complete block design with three replications.
The differences among cultivars in respect to plant height, first pod height, number of main brunch, number of kernels per plant, number of kernels per plant, plant yield, number of kernels per pod, 100 kernel weight, number of plants per square meter, biological yield, duration to emergence, duration to flowering, duration to maturity were found statistically significant.
According to one year results belonging to the cultivars used in the study, plant height 41.2-56.9 cm, first pod height 24.4-35.1 cm, number of main brunch 3.0-4.4, number of pods per plant 17.7-35.4, number of kernels per plant 17.4-33.1, plant yield 4.7-11.0 g, number of kernels per pod 0.88-1.07, 100 kernel weight 25.6-38.5 g, number of plants per square meter 9.8-16.8, biological yield 123.1-214.9 kg per hectare, seed yield 58.2-100.1 kg harvest index 29.1-49.2%, duration to emergence 14.7-19.3 days, duration to flowering 57.0-62.3 days and duration to maturity 70.3-72.3 days were found.
The highest yielding cultivar Işık-05 with yield of 100.1 kg per hectare had 47.3 of plant height, 28.3 of first pod height, 3.1 of number of main brunch, 28.0 of number of pods per plant, 27.4 of number of kernels per plant, 10.1 g of plant yield, 0.98 of number of kernels per pod, 37.0 g of 100 kernel weight, 16.8 of plant number per square meter, 214.9 kg per hectare of biological yield, and 46.5 % of harvest index.
The correlations between seed yield and duration to flowering (r=-0.433**), duration to maturity (r=-0.344*), harvest index (r=0.495**), number of pods per plant (r=0.425** ), number of kernels per plant (r=0.355**), plant yield (r=0.547**), number of plants per square meter (r=0.428**), 100 kernel weight (r=0.419**) and biological yield (r= 0.721**) were found statistically significant
Hidrojen depolanmasında dimetilamin boranın dehidrojenlenmesini katalizleyecek bakır nanopartiküllerinin sentezi, tanımlanması ve katalitik aktivitesinin sınanması
Enerjiye olan ihtiyaç gün geçtikçe artmaktadır. Bu nedenle çevreyi kirletmeyen, yenilenebilir ve sürdürülebilir enerji kaynakları içerisinde hidrojen enerjisi büyük önem taşımaktadır. Ancak hidrojenin uygulanabilirliğini engelleyen en önemli konu hidrojenin depolanmasıdır. Yüksek hidrojen depolama kapasiteleriyle amin boranlar gelecek vaat etmektedir. Amin boranlar içerisinde ağırlıkça %16,9 hidrojen depolama kapasitesi, yüksek kararlılığı ve çevre dostu olması ile dimetilamin boran hidrojen depolama malzemesi olarak özel bir yere sahiptir.
Bu çalışmada, düşük erime noktasına sahip olan (35°C) dimetilamin boran indirgeyici olarak kullanılırken bakır(0) nanopartikülleri ise aktif katalizör olarak dimetilamin boranın dehidrojenlenmesinde kullanıldı. Cu(acac)2 ve eriyik haldeki dimetilamin boranın yaklaşık oda sıcaklığında (30°C) çözücüsüz olarak etkileşmesi sonucu reaksiyon ortamında oluşan bis(dimetilamino)boran, (Me2N)2BH, ile kararlılaştırılmış bakır(0) nanopartiküllerinin dimetilamin boranın dehidrojenlenme reaksiyonu üzerine katalitik aktivitesi incelendi ve aktivasyon enerjisi Ea = 18 + 2 kjmol-1 olarak hesaplandı. Yeniden kullanılabilen, oldukça ucuz, aktif ve kararlı olan bakır(0) nanopartiküllerinin ortalama parçacık boyutunun 2,9 + 0,2 nm olduğu TEM görüntülerinden tespit edildi. Elde edilen bakır(0) nanopartiküllerinin yaklaşık oda sıcaklığında dimetilamin boranın neredeyse tamamen siklik dimetilamino boran, [Me2NBH2]n, ve bis(dimetilamino)boran, (Me2N)2BH,’a dönüştüğü dehidrojenlenme tepkimesinde 1,0 eşdeğer H2 üretimi ile 50 saati aşkın bir süre boyunca toplam 200 çevrim sayısına ve 19 sa-1 başlangıç frekansına sahip olduğu açıkça gözlendi. Çözücüsüz ortamda elde edilen bu nanopartiküller TEM, EDX, HRTEM, P-XRD, 11B{1H}-NMR, ATR-IR ve UV-Vis teknikleri ile tanımlandı.The need for energy is increasing day by day. Therefore, hydrogen energy in non-polluting, renewable and sustainable energy sources is of great importance. However, the most important issue that the applicability of hydrogen prevents is hydrogen storage. Amine boranes have been promising with high hydrogen storage capacity. Among amine boranes, dimethylamine-borane has a special place owing to its impressive gravimetric hydrogen capacity of 16,9 wt %, high stability and environmentally friendly as a hydrogen storage material.
In this study, dimethylamine-borane which has low melting point (35°C) was used as reducing agent while copper(0) nanoparticles were used as the active catalyst in the dehydrogenation of dimethylamine-borane. Catalytic activity of in situ generated copper(0) nanoparticles by stabilizing bis(dimethylamino) borane, (Me2N)2BH, obtained as a result of interaction of Cu(acac)2 and melted dimethylamine-borane at nearly room temperature(30°C) in solventless medium was examined and activation energy, Ea, was determined as 18 + 2 kjmol-1. Average particle size of reusable, relatively inexpensive, active and stable copper(0) nanoparticles was calculated from TEM images as 2,9 + 0,2 nm. It was clearly observed that the resulting copper(0) nanoparticles were provided 200 total turnovers over 50 h with an initial turnover frequency (TOF) value of 19 h−1 at nearly room temperature with the generation of 1,0 equiv H2 at the almost complete conversion of dimethylamine borane to cylic dimethylamino borane, [Me2NBH2]n, and bis(dimethylamino) borane, (Me2N)2BH, units. These nanoparticles obtained under solventless medium were charactarized by TEM, EDX, HRTEM, P-XRD, 11B {1 H}-NMR, ATR-IR and UV-Vis technique