1155 research outputs found
Sort by
Relationships between fertilizer application and nutritional values of plants in natural pastures
This study was carried out in natural pastures in Konya,
Karaman, Aksaray and Nigde Provinces in Turkey. The
aim of the study was to determine the effect of nitrogen
fertilizers on plant nutritional values and plant numbers
in the grassland plots. Nitrogen doses @ 0, 5, 10, 15, 20
and 25 kg/da (1 da = 0.1 ha = 1000 square meter) were
applied to pastures in the ammonium nitrate form.
Number of plants in the plots and nutritional values of
plants were monitored. Besides, dry matter (DM),
digestible dry matter (DDM), crude protein (CP), digestible
protein (DP) and ash contents were determined. The
study revealed that Festuca ovina was the main plant of
natural pastures. The number of plants increased upto
20 kg nitrogen/da. Similarly, nutritional values of plants
also increased upto 20 kg nitrogen/da and thereafter they
decreased
İlköğretim öğrencilerinin okul başarılarını olumsuz etkileyen nedenlerin belirlenmesine yönelik bir araştırma (Konya örneği). A study aimed at defining the reasons that effect the school success of the primary school students negatively (The sample of Konya).
Özet
Okul başarısızlığı; öğrencinin gerçek yeteneği ile okuldaki başarısı arasında görülen farklılık olarak tanımlanmaktadır. Okul, çocuğun yaşamındaki ilk toplumsal kurumdur. Bu dönemde çocuk yepyeni bir yaşama başlamış olup, bu süreçte kendinde farklı tutum ve davranışlar geliştirme ihtiyacını hissetmektedir. İlköğretim döneminde anne-baba ve öğretmen tutumları çocuğun okul döneminde başarılı olması ve başarı duygusunu kazanması açısından oldukça önemli işlevlere sahiptir.
Okul başarısızlığına en fazla geleneksel anlayışa sahip öğretmen ve ebeveynlerin yanlış yaklaşımları neden olmakta ve sonuçta birçok soruna yol açabilmektedir. Bireyin akademik benlik saygısını, öz-güvenini, kendine olan inancını ve başarı duygusunu zedelemektedir. Sonuçta, hayatın baharında bireylerde, “öğrenilmişlik çaresizlik” duygusu yerleşmektedir. Artık bu çocuklar, yeteneklerini kapasitelerinin altında kullanmaya programlanmışlardır. Bu nedenle başarısızlığın mümkün
olduğunca erken fark edilmesi önemlidir. Okul yıllarının ilk dönemlerinde fark edilen başarısızlık, ilköğretim süresince düzeltilmezse, çocuğun tüm okul yaşamını olumsuz etkileyeceği akıldan çıkarılmamalıdır. Bu araştırma, Konya il merkezinde, 2011-2012 Eğitim-Öğretim yılında Birkent Ses Dershanesi’ne devam eden öğrenciler üzerinde yapılmıştır. Araştırmada Survey yöntemi kullanılmıştır.
Araştırma farklı okullarda öğrenimlerine devam eden ve hafta sonları dershaneye gelen, ilköğretim 5.6.7.ve 8. sınıfta öğrenim görmekte olan 132’si erkek, 140’ı kız olmak üzere toplam 272 öğrenci üzerinde yapılmıştır. Öğrencilerin her birine 44 maddelik “Başarısızlık Nedenleri Anketi” uygulanmıştır. Öğrencilerin başarısızlık nedenleri belirlenerek, okul başarılarını olumsuz etkileyen nedenler tespit edilmiş olup, en yüksekten en düşüğe doğru sıralanmıştır. Başarısızlık nedenlerine genel
olarak baktığımızda, “aileden, öğretmenden, bireyin kendisinden, ders içeriklerinden, öğrenme-öğretme yöntemlerinden ve çevresel faktörlerden” kaynaklandığı görülmektedir.
Anahtar sözcükler: İlköğretim dönemi; okul başarısızlığı; okul ruh sağlığı, ilgi ve yetenek, öğrenilmiş çaresizlik.
A Study Aimed at Defining The Reasons That Effect The School Success
of The Primary School Students Negatively (The Sample of Konya)
Abstract
School failure has been defined as the difference between a student’s real ability
and his or her success at school. A school is the first social foundation in a child’s
life. In this period the child starts a brand new life and feels the need of developing
different attitudes and behaviours in the process. In the primary school period, the
attitudes of parents and teachers have quite important functions from the point of
view that the child becomes successful and gains the feeling of success in the school
period. The reason for failure of a school mostly occurs because of the teachers and
parents’ wrong approaches who have traditional understanding and as a result it
brings about lots of problems. It gives harm to the individual’s academic self-respect,
self-confidence, self-belief and feeling of success. Eventually, at the prime of life,
the sensation of “desperation having been learnt” is formed. And so the children in
question, are programmed to use their abilities under their capacities. For this reason
is is important to discover the failure as soon as possible. We should always
remember that if the failure that is noticed at the first periods of school years is not
corrected, it effects the child’s whole life negatively. This research has been done on
the students studying at Birkent Ses University exam preparatory school in Konya
centre in 2011-2012 education year. In the research the method of Survey has been
used. The research has been done 132 boys and 140 girls totally on 272 students
who study at various primary schools 5th, 6th, 7th and 8th classes and come to the
preparatory school at weekends. Each student has been applied a 44 entry “Failure
Reasons Survey”. Having been defined the reasons of failure of the students and the
resons of negative effects of school failure, they are listed in the order from the
highest to the lowest. When we look at the reasons of failure generally we can see
that they arise from “family, teacher, individual himself, lesson contents, the
methods of learning-teaching and environmental factors”.
Key words: Primary school, school failure, school mental health, interest and talent,
learnt despair
Bingöl Koşullarında Değişik Macar Fiği (Vicia pannonica Crantz) + Buğday (Triticum
Bu araştırma, Bingöl ekolojik koşullarında en uygun Macar fiği (Vicia pannonica) + buğday (Triticum
aestivum) karışım oranının saptanması amacıyla 2014-2015 yetiştirme sezonunda yürütülmüştür. Tarla denemesi, üç tekerrürlü tesadüf blokları deneme desenine uygun olarak planlanmıştır. Denemede, her iki türün saf ekimleri ile %25 Macar fiği + %75 Buğday, %50 Macar fiği + %50 Buğday ve %75 Macar fiği + %25 Buğday karışımlarının yeşil ot ve kuru ot verimleri ile bazı kalite özellikleri incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; en yüksek toplam yeşil ot verimi %75 Macar fiği + %25 buğday karışımından (1038.0 kg/da), en yüksek toplam kuru ot verimi de %75 Macar fiği + %25 buğday karışımı (326.8 kg/da) ile %50 Macar fiği + %50 buğday (268.0 kg/da) karışımından elde edilmiştir. Macar fiğinin karışıma katılma oranı arttıkça buğdayda ham protein oranının arttığı, ADF ve NDF oranının düştüğü ve dolaysıyla NYD oranının da yükseldiği görülmektedir. Araştırmada elde edilen bulgulara dayanarak, Bingöl koşullarında Macar fiği + buğday karışımları için en uygun karışım oranının %75 Macar fiği + %25 buğday olabileceği sonucuna varılmıştır
Current Situation, Issues and Solutions on Agricultural Crop Production of Bingöl
Bu çalışmada Bingöl ilinin bitkisel üretim açısından mevcut durumu, sorunları ve çözüm önerileri incelenmiştir. Bingöl ili,
Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat bölümünde yer almaktadır. Doğuda Muş, kuzeyde Erzincan ve Erzurum, batıda Tunceli
ve Elazığ, güneyde ise Diyarbakır illeri ile komşudur. Bingöl İli coğrafi konumu itibariyle Orta Anadolu’yu İran’a bağlayan
güzergâh ile GAP bölgesini, Karadeniz Bölgesi’ne bağlayan güzergâhın kesiştiği noktada yer almaktadır. Bu yönüyle bir kavşak
noktasındadır. Bingöl ilinin başlıca gelir kaynağı tarım ve hayvancılık faaliyetleridir. İlin toplam arazi varlığı 825300 hektardır.
Toplam arazi varlığı içeresinde 59140 hektarlık alan tarım arazisi vasfında olmakla birlikte bunun 34527 hektarı kullanabilir
tarım arazisidir. Bitkisel üretim yapılan bu arazilerin %67’sinde tarla tarımı, %14,5’inde bahçe tarımı yapılmakta olup, geriye
kalan %18,5’lik kısmı ise nadasa bırakılmaktadır. Bingöl ilinde sebzelerden en çok karpuz; meyvelerden ise en çok ceviz
yetiştiriciliği yapılmaktadır. Diğer taraftan tahıllardan en çok buğday; baklagillerden fasulye; endüstri bitkilerinden patates; yem
bitkilerinden ise yonca yetiştirilmektedir. Bingöl aynı zamanda tıbbi ve aromatik bitkiler açısından önemli bir potansiyele
sahiptir
Direnç Kaynağında Kullanılan W+Cu+(X) Elektrodunun Toz Metalurjisi Yöntemi İle Üretimi, Karakterizasyonu ve Mikroişlenebilirliği
Bu çalışmanın amacı, piyasada kullanılan direnç elektrodunu toz metalurjisi (T/M) yöntemini kullanarak, farklı sinterleme teknikleriyle üretimini sağlarken, yüksek sıcaklıklara dayanabilen, elektriksel özellikleri iyileştirilmiş, ark kararlılığı arttırılmış, uzun ömürlü, akım taşıma kapasitesi geliştirilmiş, mikro işlenebilirlik özelliği daha iyi olan, tungsten esaslı farklı alaşım elementleri içeren bir direnç elektrodu malzemesi üretmektir. Bu yüzden tungsten esaslı farklı kompozisyonlara sahip elektrot malzemesi numuneleri üretilmek üzere; W, Cu, Ag, Ni ve Co metal tozları kullanılarak içeriği 12 farklı kompozisyondan oluşan ve her kompozisyondan 2'şer adet numune üretilebilecek kadar olmak üzere toplam 24 adet karışım oluşturulmuştur. Hazırlanan kompozisyonlar 500 bar basınç altında preslenerek 24 adet numune sinterlenmeye hazır hale getirilmiştir. Sinterleme işlemleri ise saf (%99 saflıkta) argon atmosferli tüp fırında, 1000 ºC ve 1100 ºC sıcaklıkları arasında 1,5 saat süre ile uygulanmıştır. Oluşturulan tungsten esaslı kompozit numunelerin mikroyapı, mikro vickers sertlik, mikro işlenebilirlik ve elektrik iletkenliği analizleri ile farklı oranlarda Cu, Ag, Ni ve Co metal tozları ilavesinin mekaniksel ve elektriksel özelliklerine etkileri araştırılmıştır. Mikroyapı çalışmaları, X ışını difraksiyon analizi (XRD) ve taramalı elektron mikroskobu (SEM) ile yapılmıştır. Sinterleme sonrasında numunelerde meydana gelen tabakaların faz analizi, XRD analizi yapılarak belirlenmiştir. Numunelerin sinterleme sonrası yüzeyleri, mikro işleme sonrası kesici takım uçlarındaki aşınmış yüzeyler SEM ile incelenmiş ve tabaka/yüzey görüntüleri elde edilmiştir. Ayrıca numunelerin yüzey tabakalarının sertliği mikro vickers sertlik cihazında ölçülmüştür. Mikro işleme işlemi CNC dik işleme tezgâhında, soğutma sıvısı kullanılmadan, kesici takım ucunun sabit devir, sabit ilerleme hızı ve sabit derinlikte malzeme üzerinden talaş kaldırılmasıyla gerçekleştirilmiştir. Kesici takım olarak 500 μm çapında kaplanmamış tungsten karbür esaslı mikro freze (WC) kesici takımı kullanılmıştır. Numune üzerinde oluşan kanallarda kesici takımın meydana getirdiği çapak miktarları ve yüzey pürüzlülükleri 3D profilometre ile tespit edilmiştir. Kesici takım uçlarındaki elementel dağılımları belirlemek için enerji dağılımı spektrometre (EDS) element analizleri yapılmıştır. Deneysel çalışmalar sonucu elde edilen analiz sonuçları literatür verileri doğrultusunda incelenmiştir.AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ BİLİMSEL ARAŞTIRMA KOMİSYONU BİRİMİ (AKÜBAPK
Based on the Quantity, Temperature and Time, The Examination of Variability in Odorous Components of Tanacetum abrotanifolium from Turkey: An Exclusive Gradient Work
In these exclusive study accomplished by plant of Tanacetum abrotanifolium collected from natural habitats in the eastern region of Anatolia in Turkey and was studied for the first time. Twenty-three volatile components of this species were analyzed with head-space solid micro-extraction (HS-SPME) and determined by gas chromatography mass spectrometer (GC-MS) for the first time. Moreover, while this process depending on the temperature, time and amount are formed twelve different gradients. Carried out according to these the gradients eucalyptol, in the range of 20.8 % to 31.5 % in the all those gradient, was determined as main components, sort it followed by components camphor by 6.94-25.79 % and p-cymene by 8.37-13.6 %. Executed these different gradients revealed that are specific and different operating conditions for each compound.The authors thank for financial support
TUBITAK (111T560) and BÜBAP (2010-07
Nasîruddîn et-Tûsî’den Molla Sadrâ’nın Hikmet-i Mütealiyesi’ne (Aşkın Hikmet) İmâmiyye Kelâmının Değişim Süreci
İmamiyye kelamını araştıran pek çok araştırmacı, şu görüş hususunda
hemfikirdir: “İmamiyye kelamı hatta İslam kelamı, Nasîruddîn et-Tûsî (ö. 672/1274)
eliyle değişmiş ve kendi felsefî rengini almıştır.” Gerçi bu görüş, doğru olsa da
tam olarak gerçeği yansıtmamaktadır. Şu açıdan bu görüş, isabetlidir: Tûsî, pek
çok varlık bilim konusu ile ilgili bahisleri, özel anlamda Allah’ın ve tevhidin ispatı,
Tanrı’nın ebedîliği ve O’nun selbî sıfatları gibi konuları felsefî bir metotla işlemiş;
Hakk’ın cemal sıfatlarının varlığının vacip oluşunu ispatlamış ve noksan sıfatları
da O’ndan selb etmiştir. Fakat Tûsî, kudret, irade ve kelam gibi bazı konuları ise
mütekellimlerin metoduyla ele almıştır. Sonuç olarak Hace Nasîruddîn Tûsî, metot
bakımından kelam ilminde özellikle ilahiyat bahislerinde değişim meydana getirmiş
ve yeni bir çığır açmıştır. Açtığı bu değerli çığır, Şirazlı Molla Sadrâ’nın eli ve
hikmet-i mütealiye/aşkın hikmet takipçileri vasıtasıyla kemale/yetkinliğe ulaştı ve
bütün metafi zikle ilgili konular, İslam felsefesi esasına göre şekillenmeye başladı.
Bu durum, İslam kelamını, felsefî okullar aracılığıyla Avrupa Rönesans’ından sonra
ortaya çıkan bazı kuşkulara cevap vermeye hazır hale getirdi. Bunun semeresi,
Molla Muhsin Feyz Kaşanî (1091/1670), Molla Ali Nurî, Molla Abdullah Zenûzî ve
çağımızda Allame Tabâtâbaî, Şehid Mutahharî ve benzeri fi lozofl arın ortaya çıkışı
oldu. Bunlar, Felsefe usulü, realizm metotu, tevhidî dünya görüşü, peygamberlik ve ahiret gibi konularda eserler ortaya koydular; felsefe ve İslam kelamında ve özel
anlamda ilahiyat meselelerinde yeni bir kapı araladıla
Bingöl'ün Kalkınma Dinamikleri: Iı. Bingöl Kalkınma Çalıştayı'nın Bir Analizi
2014 yılında Bingöl'ün yedi ilçesi, üç beldesi ve merkez ilçesinde yapılan çalıştaylar sonucu elde edilen veriler, II. Bingöl Kalkınma Çalıştayı adı altında Bingöl Üniversitesi'nde değerlendirildi. Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz'ın da katılımı ile Bingöl Üniversitesi'nde beş oturumda gerçekleştirilen çalıştaylar zincirinin final bölümünde; eğitim, kültür, enerji, iletişim, ulaşım, sağlık, spor, sanat, turizm, tarım, hayvancılık, sanayi, şehir ve çevre konularında ortaya atılan fikirler üzerinde tartışıldı ve ortaya önemli veriler çıktı. Bir ilin kalkınma dinamikleri o ilin yerel unsurları göz önünde bulundurularak ele alınabilir. Bu temel ilkeye bağlı kalınarak gerçekleştirilen II. Bingöl Kalkınma Çalıştayı, Bingöl'ün kalkınma dinamiklerini yerel unsurları göz önünde bulundurarak ortaya koymayı amaçlayan bir çalışma. Uzun süreye yayılan çalışma Bingöl'ün avantaj ve dezavantajlarını ortaya koyarak kısa vadeli ve uzun vadeli çözüm önerileri geliştirmiştir. Bingöl ili kalkınma konusunda Türkiye ortalamasının oldukça altında olsa da kalkınma için önemli fırsatlar barındırmaktadır. Bu fırsatları ortaya koymak, bir yol haritasına dönüştürmek bu alanda atılacak önemli adımlardandır. Bu çalışmada, bu temel amaca bağlı kalınarak ve II. Bingöl Kalkınma Çalıştayı'nın verileri göz önünde bulundurularak Bingöl'ün kalkınma dinamikleri ortaya konulmaktadır
Essential oil composition of two Centaurea L. (Asteraceae) species from Turkey.
In this study, aerial parts of C. cynaus L. and C. depressa Bieb. were analysed by HS-SPME/GC-MS. As a result
thirty five and thirty seven components were identified representing 92.3% and 91.1% of the oil, respectively.
Germacrene D (14.8%), caryophyllene oxide (19.6%) and butanal (8.7%) were detected the main compounds of
C. cynaus, however germacrene D (20.6%), caryophyllene oxide (13.3%) and -eudesmol (12.6%) were detected
the major constituents of C. depressa
Zazaca yazılan eserlere dair bir bibliyografya (1899-2014)
Yüzyıllarca sözlü geleneğini koruyan, onu nesilden nesile aktaran Zazaca,
yazılı geleneğe çok sonradan dâhil olmuştur. Mevcut verilere göre Zazacanın ilk
yazılı eseri 1899 yılına aittir. Yazıyla geç dönemlerde tanışma, Zazacaya edebî
eserler yönünden de olumsuz yansımıştır. Nitekim Zazaca bugün eski edebiyatı,
halk edebiyatını ve modern edebiyatı bir arada yaşamaktadır. Günümüzde
verilen eserlerin büyük bir çoğunluğunu modern türler oluştursa da halk edebiyatı
ürünleri derlenmeye devam etmekte, eski edebiyat ürünleri de medrese
mollaları tarafından kaleme alınmaktadır. Bu çalışmada, Zazacanın yazı ile tanıştığı
ilk dönemden günümüze kadar gelen sürede verilen eserlerin bir bibliyografyası
sunulmaktadır