1155 research outputs found
Sort by
Yurt dışına işçi gönderme olayının sosyolojik eleştirisi
Korkut Tuna, Yurt Dışına İşçi Gönderme Olayının Sosyolojik Eleştirisi adlı çalışmayı doktora tezi olarak hazırlamıştır. Çalışma 1974 yılında
tamamlanmış, 1975 yılında ise Prof. Dr. Cahit Tanyol, Prof. Dr. Erol
Tümertekin, Prof. Dr. Nihat Nirun, Prof. Dr. Refia Şemin ve Prof. Dr. Nephan
Saran’ın yer aldığı jüri karşısında savunulmuş ve doktora tezi olarak
kabul edilmiştir. 1981 yılında 2869 numara ile İstanbul Üniversitesi
Edebiyat Fakültesi yayını olarak kitap haline getirilen çalışma, Atatürk’ün
doğumunun 100. yılı münasebetiyle Atatürk’ün hatırasına ithaf edilmiştir.
Kitap toplam 262 sayfa ve 102 kaynaktan oluşmaktadır
Türk sosyoloji tarihinde İstanbul ekolü: Korkut Tuna örneği
Bu çalışmanın temel amacı, Türk sosyoloji tarihinin serüveni ile birlikte bir gelenek oluşturan İstanbul sosyoloji ekolünün sosyoloji anlayışı doğrultusunda, ekolün önemli bir temsilcisi olarak kabul edilen Korkut Tuna'nın sosyoloji anlayışını ve çalışmalarını ele almaktır. Aktarmacı bir anlayış ile varlığını Türkiye'de sürdüren sosyoloji, İstanbul ekolü diye nitelendirilen sosyoloji geleneğinin önemli temsilcilerinden Baykan Sezer ile yeni bir anlayış kazanmıştır. Sezer'in "Türk sosyolojisi" olarak nitelendirdiği bu anlayış, özgün bir anlayış olarak değerlendirilmektedir. Bu özgünlük, Sezer'in Doğu-Batı çatışması teorisi ile temellendirilmektedir. Sezer ile birlikte canlılık kazanan bu anlayış, Korkut Tuna'nın çalışmalarının da merkezinde yer almaktadır. Tuna'nın "yeniden sosyoloji" çağrısında görülen bu anlayış, temel ilgi alanları olan şehir ve bilgi sosyolojisine yönelik çalışmalarına da yansımıştır.
Bir geleneğin varlığını sürdürebilmesi, kendisini sürekli yenilemesine bağlıdır. Baykan Sezer'e kadar tarihi birikimi referans alan ekol, Sezer ile Doğu-Batı çatışması ile eleştirel bir boyutta kazanmıştır. Sezer ile başlayan bu yeni anlayışın, Korkut Tuna'nın çalışmalarına da yansıdığı görülmektedir. Bu anlamda, şehir teorileri, şehirlerin ortaya çıkış ve yaygınlaşması, küreselleşme söylemi ve şehir arasındaki ilişki, feodal düzen ve şehir olgusu, küresel ve yerel ilişkisi, Batılı bilginin eleştirisi gibi konular Tuna'nın Doğu-Batı çatışması ekseninde ele aldığı konular arasında yer almaktadır. Tuna, İstanbul ekolünün tarihsel ve eleştirel sosyoloji anlayışını sürdürmekle birlikte, ekole yeni bir anlayış da katmıştır. Bu anlayış, tarihsel ve eleştirel özelliğe sahip teorik çalışmalara, toplumun içindeki küçük grupları anlamaya yönelik uygulamalı çalışmaları dâhil ederek varlık bulmaktadır.
İstanbul sosyoloji ekolünün Baykan Sezer ile kazandığı bu özellik, Baykan Sezer ile ilgili hazırlanan makale, tez, kitap çalışması gibi pek çok bilimsel çalışmada ortaya konulmuştur. Ekolün önemli bir temsilcisi olarak kabul edilen Korkut Tuna ile ilgili bilimsel çalışmalar ise sınırlı sayıdadır. Bu anlamda, özgün sayılabilecek bu çalışmanın literatürde önemli bir boşluğu da dolduracağı düşünülmektedir
An assesment of the struggle of Balkan Turks in terms of social, psychological, cultural and political dimensions (The sample of Bosnia and Herzegovina)
In this research, existence and survival struggle of Turks living in Balkans are dealt with their social, cultural and political dimensions. Ottoman-Turk heritage is still existing in society, politics, culture, economy, military service implicitly in Balkans. Ottoman-Turk heritage in Balkans is still existing and being kept alive. The society living in Kosovo and Macedonia, using Turkish as their mother language andclaiming that they are Turks is the most concrete and vivid example of Turk heritage in Balkans. The term of identity has a wide area of usage from psychology to philosophy, social psychology, sociology and social and cultural anthropology. The studies done in the area of identity
require an approach between disciplines. Because of this, studies of identity expanded through an area emphasizing not only individual forms of identity but also its collective forms in a conceptual frame whose roots are on sciences and approaches like psychology, sociology, anthropology,
psychoanalysis. An identity has lines that differentiate its members from others’ while conjoining its members. Being Turk also effects mental processes. Being a Turk in Balkans is a type of identity encoded on religion, culture, history and politics. The identity of “Turk” was turned into a political material being drawn from the bottomless wells of history in due course. Due to this, Balkan Turks faced with so many dramatic situations like wars, genocides, assimilations, migrations, slaughters. For example, in 1992-1995 wars, Serbs’ perception of Bosnians as Turks and their thought that with the death of a Bosnian, one more Turk would reduced was a result of this perception. After Bosnia, places experienced crisis has been to Kosovo. The reasons of problems, Balkan Turks sometimes faced, were also perceptions of their identities. The reason for Bosnian genocide was perception and problem of identity even though they used the same language and their races were the same
Hezin Divanı : metin, inceleme ve sözlük
Edebiyata Kurdî ya Klasîk ji sedsala 16. û vir ve bi gelek helbestvan û berhemên wan
ên hêja ve derketiye asteke bilind, kemiliye û dewlemend bûye. Di vî warî de dîwanên ku
hatine nivîsandin, naveroka dîwanan û kalîteya şi’rên wan cihekî taybet digire.
Mela Husnî Hezîn, yek ji wan helbestvanên edebiyata kurdî ya klasîk e ku di serdema
modernîzmê de bi dîwana xwe ya klasîk ve bal kişandiye ser xwe. Hezîn bi vê dîwana xwe ya
tam û têkûz di sêrî de bi me dide ispatkirin ku edebiyata kurdî ya klasîk hê jî bi awayekî
serkeftî didome.
Me jî di vê xebata xwe de li ser dîwana Mela Husnî Hezîn lêkolîn kir, digel metn û
ferhenga dîwanê ew nirxand. Me şi’rên dîwanê, uslûb û zimanê nivîskar rave kirin û me dîsa
di xebata xwe de cî da jiyan û berhemên din ên nivîskêr. Em hêvî dikin ku ev xebat dê
berhemeke hêja ya din a Edebiyata Kurdî ya Klasîk derîne û qîmeta edebiyata me isbat bike.Klasik Kürt Edebiyatı 16. yy.dan itibaren bir çok şair ve onların mükemmel eserleri
sayesinde olgunlaşmış, üst bir seviyeye çıkmış ve zenginlik kazanmıştır. Bu alanda yazılmış
olan divanlar, divanların içeriği ve şiirlerin kalitesi önemli bir yer tutmaktadır.
Molla Hüsnü Hezin bu Klasik Kürt Edebiyatı şairlerinden birisidir ki modern çağda
divanıyla dikkatleri üzerine çekmiştir. Hezin bu eksiksiz olan divanıyla bize şunu ispatlıyor ki
Klasik Kürt Edebiyatı hala başarılı bir şekilde sürmektedir.
Biz de bu çalışmamızda divan metni ve sözlük değerlendirmesinin yanında Molla
Hüsnü Hezin’in divanını inceledik. Divanın şiirlerini, şairin dili ve üslubunu açıkladık ve
bunun yanında şairin hayatına ve diğer eserlerine yer verdik. Umuyoruz ki bu çalışmamız
diğer bir Klasik Kürt Edebiyatı örneği olan bu değerli eseri gün yüzüne çıkaracak ve
edebiyatımızın kalitesini bir kez daha ispat edecektir.Classical kurdish literature has been developed, upgraded and enriched by the poets
and his immortal works from the sixteenth century. Diwans written in kurdish literature and
have an important place in classical literature in terms of their contents and quality of poets
Mullah Husni Hezin is one of the classical kurdish literature poets who took attention
in modern diwan literature. Hezin, with his complete divan, has proved that classical kurdish
literature is still going on with success.
In this study, we examined both diwan texts, dictionary evaluation and Mullah Husni
Hezin’s divan. We also explained this diwan’s poems and poet’s language and genre. In
addition to, we mention about the life of the poet and his other important works. We hope that
this study will unearth another example of classical kurdish literature and prove the quality of
this literature
100. Ylında Tehcir'in psiko-sosyal boyutları ile reel politik bağlamda değerlendirilmesi.
Özet
Asya ve Avrupa kıtaları arasında köprü konumunda olan Türkiye, Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayan boğazları, Orta Asya, Kafkasya ve Ortadoğu’daki doğal enerji kaynaklarının kesiştiği noktadaki jeopolitik konumuyla tarih boyunca stratejik bir ülke olmuştur. Geçmişte Osmanlı devleti, bugün de Türkiye, bu jeopolitik ve jeostratejik konumundan dolayı çeşitli entrikaların çevrildiği bir alan olmuştur. Osmanlı devletini parçalayarak tarih sahnesinden silmek isteyen emperyalist devletler bu amaçla 20. y.y.’ın sonlarında Ermenileri kullanmışlardır. Tarihte olduğu gibi günümüzde de, Ermeni toplumu üzerinden siyasi ve ekonomik çıkar sağlamaya çalışan çok sayıda ülke bulunmaktadır. Bazı
ülkelerde Türkleri ve Türkiye’yi sözde soykırımla suçlayan anıtlar dikilmekte, bazı ülkelerde ise soykırım iddiasını tanımaya yönelik kararlar parlamento gündemlerine getirilmektedir. Öyle ki, sözde soykırım yasası kimi ülke parlamentolarında dahi kabul edilmektedir. Bugün ABD’nin 42 eyaleti sözde soykırım tasarısını kabul etmiş durumdadır. Osmanlı devletinin çalışan, liyakatli, dürüst ve becerikli her vatandaşına sağladığı imkânlardan gayr-i müslimler içinde en çok faydalananlar Ermeniler olmuştur. Osmanlı devletinin son zamanlarda zayıflamaya başlamasıyla, bazı ülkelerin müdahalesi ile Ermeniler, yıllarca birlikte yaşadığı devlete ve topluma karşı kullanılmaya başlanmıştır.Turkey which is a bridge between Asian and European countries has been a strategic country with its straits connecting Black Sea to Mediterranean Sea and with its geopolitical position where natural energy sources of Caucasus, Central Asia and the Middle East intersect during history. In the past Ottoman Empire was a place where various intrigues existed because of its geopolitical and geostrategic location just like today's Turkey. Emperialist Countries wanting to erase name of Ottoman Empire from the stage of history by parceling out Ottoman Empire, used Armenians for this aim towards the end of the 20th century. Today, there are many countries trying to get political and economic benefit through Armenian society, as in the history. In some countries, monuments accusing Turkish people and Turkey of alleged genocide are constructed and in some others, proposals about accepting alleged genocide are brought on to parliament. Tthat alleged genocide law is even accepted in some countries. Today, 42 states of USA accepted alleged genocide. Among non-Muslims, Armenians were the ones having the most benefit from facilities Ottoman Empire provided to every citizen who was hardworking, honest, worthy and skilled. With weakening of Ottoman Empire, Armenians, intervention of some countries, were used against the society and state they lived with for years.Türk Tarih Kurumu, Diyarbakır Valiliği, Dicle Üniversitesi
İlköğretim öğrencilerinin okul başarılarını olumsuz etkileyen nedenlerin belirlenmesine yönelik bir araştırma (Konya örneği)
Özet
Okul başarısızlığı; öğrencinin gerçek yeteneği ile okuldaki başarısı arasında görülen farklılık olarak tanımlanmaktadır. Okul, çocuğun yaşamındaki ilk toplumsal kurumdur. Bu dönemde çocuk yepyeni bir yaşama başlamış olup, bu süreçte kendinde farklı tutum ve davranışlar geliştirme ihtiyacını hissetmektedir. İlköğretim döneminde anne-baba ve öğretmen tutumları çocuğun okul döneminde başarılı olması ve başarı duygusunu kazanması açısından oldukça önemli işlevlere sahiptir. Okul başarısızlığına en fazla geleneksel anlayışa sahip öğretmen ve ebeveynlerin yanlış yaklaşımları neden olmakta ve sonuçta birçok soruna yol açabilmektedir. Bireyin akademik benlik saygısını, öz-güvenini, kendine olan inancını ve başarı duygusunu zedelemektedir. Sonuçta, hayatın baharında bireylerde, “öğrenilmişlik çaresizlik” duygusu yerleşmektedir. Artık bu çocuklar, yeteneklerini kapasitelerinin altında kullanmaya programlanmışlardır. Bu nedenle başarısızlığın mümkün olduğunca erken fark edilmesi önemlidir. Okul yıllarının ilk dönemlerinde fark edilen başarısızlık, ilköğretim süresince düzeltilmezse, çocuğun tüm okul yaşamını olumsuz etkileyeceği akıldan çıkarılmamalıdır. Bu araştırma, Konya il merkezinde, 2011-2012 Eğitim-Öğretim yılında Birkent Ses Dershanesi’ne devam eden öğrenciler üzerinde yapılmıştır. Araştırmada Survey yöntemi kullanılmıştır. Araştırma farklı okullarda öğrenimlerine devam eden ve hafta sonları dershaneye gelen, ilköğretim 5.6.7.ve 8. sınıfta öğrenim görmekte olan 132’si erkek, 140’ı kız olmak üzere toplam 272 öğrenci üzerinde yapılmıştır. Öğrencilerin her birine 44 maddelik “Başarısızlık Nedenleri Anketi” uygulanmıştır. Öğrencilerin başarısızlık nedenleri belirlenerek, okul başarılarını olumsuz etkileyen nedenler tespit edilmiş olup, en yüksekten en düşüğe doğru sıralanmıştır. Başarısızlık nedenlerine genel olarak baktığımızda, “aileden, öğretmenden, bireyin kendisinden, ders içeriklerinden, öğrenme-öğretme yöntemlerinden ve çevresel faktörlerden” kaynaklandığı görülmektedir.
A Study Aimed at Defining The Reasons That Effect The School Success of The Primary School Students Negatively (The Sample of Konya)
Abstract
School failure has been defined as the difference between a student’s real ability and his or her success at school. A school is the first social foundation in a child’s life. In this period the child starts a brand new life and feels the need of developing different attitudes and behaviours in the process. In the primary school period, the attitudes of parents and teachers have quite important functions from the point of view that the child becomes successful and gains the feeling of success in the school period. The reason for failure of a school mostly occurs because of the teachers and parents’ wrong approaches who have traditional understanding and as a result it brings about lots of problems. It gives harm to the individual’s academic self-respect, self-confidence, self-belief and feeling of success. Eventually, at the prime of life, the sensation of “desperation having been learnt” is formed. And so the children in question, are programmed to use their abilities under their capacities. For this reason is is important to discover the failure as soon as possible. We should always remember that if the failure that is noticed at the first periods of school years is not corrected, it effects the child’s whole life negatively. This research has been done on the students studying at Birkent Ses University exam preparatory school in Konya centre in 2011-2012 education year. In the research the method of Survey has been used. The research has been done 132 boys and 140 girls totally on 272 students who study at various primary schools 5th, 6th, 7th and 8th classes and come to the preparatory school at weekends. Each student has been applied a 44 entry “Failure Reasons Survey”. Having been defined the reasons of failure of the students and the resons of negative effects of school failure, they are listed in the order from the highest to the lowest. When we look at the reasons of failure generally we can see that they arise from “family, teacher, individual himself, lesson contents, the methods of learning-teaching and environmental factors”.
Key words: Primary school, school failure, school mental health, interest and talent, learnt despair.Çankırı Karatekin Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergis
Design of the while listening activities in multimedia listening software
This chapter focuses on the design of the while-listening activities while designing and developing interactive multimedia listening software (MLS) that aims to enhance language learners’ listening skills as a part of learning English as a second. The language learners’ perceptions towards the type (priority) as well as the number of the while listening activities (questions) on screen at one time were investigated. In total, 56 (N = 56) language learners participated in this study. The study was mostly quantitative and partly qualitative in nature. The quantitative results were analysed with SPSS. The qualitative data were analysed by examining the participants’ responses gathered from the open-ended questions and semistructured interviews, and by focussing on the shared themes among the responses. The results reveal that the language learners think that the priority as well as the number of the while listening activities on screen at one time can help as well as hinder their focus and comprehension at the while-listening stage in terms of different aspects
4,7-Dihydroindole: a synthon for the preparations of 2-substituted indoles
This review covers the functionalization of 4,7-dihydroindole derivatives as synthetic equivalents (synthons) for 2-substituted indoles
Kadına yönelik şiddetle mücadelede Ulusal Eylem Planı (2012-2015)'nın değerlendirilmesi
Ulusal ve uluslararası tüm pozitif gelismelere rağmen, kadına yönelik şiddet, ülkemizde ve tüm dünyada halen önemli sorunlar arasında yer almaya devam etmektedir. Küresel bir sorun olarak aile içi kadına yönelik şiddet, ülkemizde de mücadele edilmesi gereken ciddi bir toplumsal sorundur. Toplumsal yasamın her aşamasında rastlanan kadına yönelik şiddet olgusu; kadının maddi ve manevi bütünlüğüne ağır zarar vermesi nedeniyle önemli bir halk sağlığı sorunu olmasının yanı sıra, kadının toplumsal yaşama aktif katılımının önüne geçerek sosyal ve ekonomik kalkınma önünde bir engel teşkil etmektedir. Bu çerçevede yürütülecek çalışmalarda, disiplinler arası bir yaklaşımla, ilgili tüm tarafların önleme, koruma, cezalandırma, sosyo-kültürel, eğitsel ve politik boyutuyla
sürecin içinde yer alması daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Ülkemizde kadın-erkek eşitliğinin sağlanması ve kadının insan haklarının güçlendirilmesi konusunda yasal düzenlemelerde büyük günümüze değin oldukça olumlu sayılabilecek ilerlemeler sağlanmıştır. 2006/17 sayılı Başbakanlık Genelgesi, konu hakkında yürütülmesi gereken çalışmalar, bu çalısmaları yürütmekle sorumlu kurum ve kuruluşlar ile işbirliği kuruluşlarını belirleyerek, çok kapsamlı bir yol haritası oluşturmus, konu hakkındaki çalısmaların bir üst seviyeye tasınmasına katkı sağlamıstır. 2007’de yürürlüğe giren “Kadına Yönelik Aile Đçi Siddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı 2007-2010”, bu kararlılık ve işbirliğinin somut örneklerinden biridir. Söz konusu Ulusal Eylem Planı’nın uygulama süresinin dolması nedeniyle, yine ilgili kurum ve kuruluşların katılımlarıyla, Kadına Yönelik Siddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin
Avrupa Konseyi Sözleşmesi ışığında, yeni gelişmeler, ihtiyaçlar ve eksiklikler göz önünde bulundurularak, “Kadına Yönelik Siddetle Mücadele Ulusal Eylem
Planı 2012-2015” hazırlanmıştır. Çok boyutlu bir toplumsal sorun olan kadına yönelik siddeti ortadan kaldırmak, ancak toplumun tüm kesimlerinin ortak ve
kararlı mücadelesi ve bütüncül bir yaklasımla mümkündür. Bu çalısmada, T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’nün 2012 yılında hazırlamıs olduğu, “Kadına Yönelik Siddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı 2012-2015”in genel bir değerlendirilmesi yapılmıştır