1155 research outputs found
Sort by
ECG sinyallerinde kaotik gürültüyü giderebilmek için dalgacık dönüşümünün kullanılması
Bu çalışmada, biyomedikal sinyallerden biri olan EKG sinyallerinde kaotik gürültüyü gidermek için Dalgacık Dönüşümü (DD) yöntemi ve bu yöntemin etkinliği sunulmuştur. Bu yöntemde, kaotik gürültü ile bozulmuş EKG sinyali çeşitli seviyelere ayrıştırılarak gürültülü bileşenler tespit edilmeye çalışılmıştır. Daha sonra kaotik gürültülü katsayılar eşikleme yöntemi kullanılarak sıfıra çekilmiştir. Başarım kriteri kullanılarak yöntemin etkinliği gösterilmiştir
Klasik Türk şiirinde sürme
Klasik Türk Edebiyatı, on birinci yüzyılda Karahanlıların İslâmiyeti kabûl etmesiyle birlikte Orta Asyadan başlayarak on üçüncü yüzyılda Türk-İslam Medeniyetinin etkisiyle ortaya konulmuş ve yaklaşık beş asır etkisini devam ettirmiş güçlü bir edebiyattır. Çoğunlukla Arap ve Fars edebiyatının etkisiyle gelişimini sürdürmüştür. Farklı, dil , din, kültür öğeleri ile kendine has bir sentez oluşturmuştur. Klasik Türk şiirinin merkezini aşk oluşturmaktadır. Aşk, çeşitli sembollerle yoğun bir anlatımla ifade edilmiştir. Bu çalışmada şiirlerde çok sık kullanılan sembollerden biri olan sürmenin Klasik Türk Şiirinde Âşık, Sevgili, Rakip, Devlet Adamları, Din Adamları, Sabâ Rüzgârı bağlamında örneklerle ilişkilendirilerek ele alınmaktadır.Classical Turkish Literature, in the thirteenth century, beginning with the adoption of Islam in Central Asia in the eleventh century Karahanid being introduced under the influence of the Turkish-Islamic civilization and literature have a powerful effect will continue for about five centuries. Mostly it continued to grow under the influence of Arabic and Persian Literature. Different language, religion has created a unique synthesis of culture items Love constitutes the center of classical Turkish poetry Love is expressed intense narrative with a number of symbols In this study, very often used poetry in the riding, which is one of the symbols of classical Turkish poetry in love, Valentine, competitors, Statesmen, religious leaders, are discussed in relation to the examples in the context Sabâ wind
THE EFFECT OF PROPOLIS ON LIPID PEROXIDATION AND SOME ANTIOXIDANTS PARAMETERS ON THE RADIATION EXPOSED RATS
Bu araştırmada radyasyon verilen ratlarda kanda; MDA, GSH düzeyinde, SOD, GSHPx
ve CAT aktivitelerinde propolis verilmesi ile oluşacak değişikliklerin belirlenmesi
amaçlandı. Araştırma 3 grup üzerinde yapıldı. 1. Grup Kontrol, 2. Grup Radyasyon, 3.
Grup Propolis + radyasyon verilen gruplar şeklinde düzenlendi. Uygulama sonrası
plazma MDA, eritrosit GSH düzeyi, SOD, GSH-Px ve CAT aktivitesi ölçüldü. Yapılan
istatistiksel değerlendirmede; radyasyon grubunda kontrol grubuna kıyasla; plazma
MDA (p<0,001), eritrosit GSH (p<0,001) düzeyleri, GSH-Px (p<0,001), CAT
(p<0,001) ve SOD (p<0,001) aktivitesi önemli bulundu. Propolis + radyasyon grubunda,
radyasyon grubuna kıyasla; plazma MDA (p<0,001) düzeyi önemli bulunurken,
eritrosit GSH düzeyi, SOD, GSH-Px ve CAT (p>0,05) aktivitelerinin ise önemsiz
olduğu gözlendi.The aim of this study was to determine the effects of propolis levels MDA, GSH,
activities SOD, GSH-Px and CAT on radiation exposed rats. Animals were divided into 3
groups: Group 1: Control, Group 2: Radiation administered, Group 3: Propolis +
radiation administered. At the and of the study, the levels of plasma MDA, the levels of
GSH, activities of SOD, GSH-Px and CAT were measured. After statistical analyses, the
differences between control and radiation treated group of plasma MDA (p<0.001) and
erythrocyte GSH (p<0.001) levels, SOD (p<0.001), GSH-Px (p<0.001) and CAT
(p<0.001) activites were significant. In comparing between radiation and propolis +
radiation groups; while the levels of plasma MDA (p<0.001) were signifacnt, however,
levels of GSH (p>0.05) in erythrocyte and activities of SOD, GSH-Px and CAT were not
significant
Bazı Stachys Taksonlarının Uçucu Yağ ve Yağ Asidi Kompozisyonu; Kemotaksonomik Bir Yaklaşım.
Giriş: Lamiaceae (Labiatae) familyasındaki taksonların çoğunluğu sekonder metabolitler ve özellikle de çok ilginç doğal bitkisel ürünler olan uçucu yağlar bakımından zengin olup bu özelliklerinden dolayı birçok biyolojik aktiviteye sahiptirler. Bu çalışma ile Bingöl ve Elazığ çevresinde doğal yayılış gösteren 10 Stachys L. [S. cretica subsp. L. mersinaea (Boiss.) Rech. f.; S. spectabilis Choisy ex DC.; S. sylvatica L.; S. mardinensis (Post) R. Mill.; S. lavandulifolia Vahl var. lavandulifolia; S. iberica M.Bieb. subsp. stenostachya (Boiss.) Rech. f.; S. atherocalyx K. Koch, S. angustifolia Bieb.; S. annua (L.) L. subsp. anuua var. annua; S. ramosissima Montbret & Aucher ex Bentham var. ramosissima] taksonunun kurutulmuş toprak üstü kısımlarının uçucu yağ içeriği ve tohum yağ asidi kompozisyonu ile kemotaksonomik bir değerlendirme amaçlanmıştır. Böylece bu sahadaki bilgi birikimine katkı sağlanabileceği gibi doğal ürün olarak değişik amaçlarla yararlanma potansiyeli de belirlenmiş olacaktır.
Gereçler ve Yöntemler: Bu çalışmada Elazığ ve Bingöl’den doğal habitatından toplanmış olan 10 Stachys L. taksonunun kurutulmuş olan toprak üstü kısımlarının uçucu yağ kompozisyonu ve ekstraksiyon yöntemi ile elde edilen tohum yağ asitleri GC-MS yöntemi ile araştırılmış ve elde edilen sonuçlar doğrultusunda kümeleme analizleri de yapılmıştır.
Bulgular: Bu çalışmanın sonucunda linanyl acetate, -terpineol, germacrene D, -myrcene, -pinene, linalool, caryophyllene oxide, -caryophyllene ve spathulenol çalışılan bitkilerin uçucu yağlarında major bileşenler olarak bulunmuştur. Ayrıca çalışılan taksonların yağ asidi içeriğinde çok farklılıklar olmadığı ancak linoleic, oleic ve palmitic acid oran olarak en fazla oranda tespit edilen yağ asitleri olmuştur.
Sonuç ve Tartışma: Sonuçta,çalışılan taksonların uçucu yağ ve yağ asidi kemotipleri belirlenerek kemotaksonomik bir değerlendirme yapılmış; uçucu yağ ve tohum yağ asit içerikleri bakımından zengin olduğu tespit edilmiş ve bu bitkilerin kullanım amaçlarının genişletilmesi açısından önemli sonuçlar ortaya konulmuştur
Bedruddîn el-‘Aynî ve “Resâ’ilu'l-fi’e fî şerhi'l-‘Avâmili'l-mi’e” İsimli Eserinin Değerlendirilmesi
Bedruddin el-'Aynî ve Resâ’ilu'l-fi’e fî şerhi'l-‘Avâmili'l-mi’e’si adlı bu çalışmada
Bedruddîn el-‘Aynî'nin hayatı, eserleri ve ilmî kişiliğinden söz edilmiştir. Sonra ‘Avâmil
adlı eserlerden bahsedilmiş, daha sonra Resâ’ilu'l-fi’e fî şerhi'l-‘Avâmili'l-mi’e ele alınıp
konusu, muhtevası, metodu ve kaynakları hakkında bilgi verilmiş, eserin mevcut yazma
nüshalarının tavsifi yapılmıştır
el-Câhız ve Kitâbu’l-Buhalâ’dan Bir Bölüm Üzerine Mülahazalar
Hicri II. asrın sonu ve III. asrın ortalarında yaşamış, büyük bir Arap dili âlimi
olmasının yanı sıraeserlerinde, yaşadığı toplumun hemen hemen her sorununu ele
almaya çalışan ve edebiyatını halka faydalı olmak amacıyla kullanan el-Câhız, içinde
bulunduğu asırda öne çıkan cimrilik eğilimi ile de kendi metotları ile savaşmıştır. Yazar
el-Buhalâ adlı eserinde, değişik birçok risâle, hikâye ve fıkralar ile döneminin
cimrilerini anlatmaktadır. Bunu yaparken bazen bir cimriyi, bazen cimri dostuna veya
akrabasına cephe alıp onu eleştiren bir başka kişiyi konuşturur. Bazen de olayları kendi
ağzından okuyucularına sunar. Biz de bu makalemizde el-Buhalâ adlı eserden bir
bölüm ele alıp inceledik
Cuma Namazı Öncesi Sünnetlerin Sübutu
Fakihler cuma namazından önce kılınan sünnetlerin sübutu hakkında ihtilaf etmişlerdir. Bu namazın sabit olduğunu söyleyenler, onun ispatı sadedinde birçok rivayete yer vermektedirler. Çoğu mevkûf olan bu rivayetlerin bir kısmı sahih değildir. Sahih olanların da bu namaza delaleti sarih değildir. Cuma öncesi sünnetlerin Hz. Peygamber (s.a.v.) tarafından kılındığını gösteren sahih ve sarih bir rivayet kaynaklarda yer almamaktadır. Hz. Peygamber’in (s.a.v.), bu namazı evinde kıldığını ifade eden sahih bir rivayet Hanımları tarafından bize aktarılmamıştır. Kaynaklarda bazı sahâbîlerin cuma öncesinde kıldıkları ifade edilen namaz, cuma ezanı ile kameti arasında kılınan cuma öncesi sünnetler değil zeval vaktinden önce kılınan ve muayyen bir rek’at sayısıyla sınırlı olmayan nafile namazdır.
Cuma namazının öğle namazına kıyas edilmesi, bu sünnetlerin sübutu için yeterli bir delil teşkil etmemektedir. Cuma öncesi sünnetlerin sabit olduğunu savunan müctehidlerin bu sünnetleri kılmalarında herhangi bir beis söz konusu olmadığı gibi, onları taklit edenlerin de bu namazı kılmalarında bir sakınca yoktur
FELAK ve NAS SURELERĐ BAĞLAMINDA SĐHĐR MEFHÛMU
İnsanların sihirle olan ilişkisi binlerce yıl öncesine dayanmaktadır. Kur’ân-ı Kerim’in de açıkladığı gibi; Babil ve Mısır coğrafyalarında sihir olarak gerçekleştirilen bazı faaliyetler bunun misallerini teşkil etmektedirler. Cahiliye dönemi inançları, geçmiş milletlerin inanç kırıntılarına bulanmış hurafelerden ve asılsız zanlardan oluştuğundan, o dönemde de sihir hadisesine rastlanmaktadır. Onların da Babil ve Mısırlılar gibi, sihri kötü emelleri için kullandıkları ve küfürlerini arttırdıkları anlaşılmaktadır. Kur’ân-ı Kerim, bu vakanın her dönemde var olduğuna işaret ederek çirkinliğini ortaya koymakta ve bu çirkinliğin şerrinden sadece Allah’a sığınılması gerektiğini bildirmektedir. İşte bu çalışmada, Türkçe’de “büyü” olarak ifade edilen ancak çok daha kapsamlı bir anlama sahip olan “sihir” kavramının ifade ettiği mefhum, muavvizeteyn surelerinin nüzulüne sebep olan hadiseler
çerçevesinde anlaşılır hale getirilmeye çalışılacak ve Efendimiz (s.a.s.)’in kendisi için yapıldığı bildirilen sihir karsısındaki durumu değerlendirilecektir
Mu‘tereku’l-Akrân” Adlı Eseri Bağlamında es-Suyûtî’nin Kur’ân’ın İ‘câz Anlayışı
Celâleddîn Suyûtî, Kur’an i‘câzı ile ilgili Mu‘tereku’l-akrân fî i‘câzil-Kur’an
adında bir eser telif etmiştir. Üç ciltten oluşan ve oldukça hacimli olan bu eser,
ansiklopedik mahiyettedir. Eser Kur’an ilimleri, i´câz, fıkıh, akait, tefsir başta
olmak üzere ve pek çok usûl ile ilgili mevzuları ve başka meseleleri içermektedir.
Suyûtî, eserde pek çok kaynağa atıfta bulunmaktadır. Onun kaynakları kendi
eserleri ve başka âlimlerin kitapları olmak üzere iki kısma ayırmak mümkündür.
O, i’câz ile ilgili konuları anlatırken tefsir, ulûmu’l-Kur’an, akâid, hadis, fıkıh,
usûl, Arap Dili ve Tarih ilim dallarına ait müelliflerin eserlerine müracaat etmiştir.
Binaenaleyh, onun eseri kaybolma tehlikesi ile karşı karşıya olan farklı âlimlere
ait görüşleri muhafaza etme işlevi görmüştür. Kur’an’ın i’câz vecihlerini otuz beş
başlık halinde ele alan Suyûtî, Kur’an’ın i’câz dairesini genişletmiş, çok sayıda ayet
ve hadisi istişhat olarak getirmiştir. İ’câz ile ilgisi olmayan Kur’an ilimlerine dair
bazı konuları da Kur’an’ın i’câz vechi olarak anlatmıştır
UNESCO'nun dil raporlarına göre Zazaca'nın durumu ve geleceği
Zazaca, Türkiye’deki nüfus oranına göre Türkçe ve Kürtçe’den sonra en çok konuşulan üçüncü dil konumundadır. Hint Avrupa Dil Ailesinin Kuzeybatı İranî grubuna mensup olarak kabul edilen bu dil, kesin bir oran olmamakla birlikte, 4-6 milyon insanın anadili olarak kabul edilmektedir. Daha çok Türkiye’nin Doğu Anadolu Bölgesi’nde konuşulan bu dil, Bingöl ve Dersim başta olmak üzere; Elazığ, Diyarbakır, Sivas, Erzincan, Bitlis, Muş, Adıyaman, Şanlıurfa gibi illerde ve belirli ilçelerde ağırlıklı olarak konuşulmaktadır. Güçlü bir sözlü geleneği ve hafızası olan bu dil, yazı ile ilk olarak 19. yüzyılın son çeyreğinde tanışmıştır. Cumhuriyet tarihinin ilk 40 yılı, uzun bir suskunluk dönemi olarak geçirilmiş ve hiçbir yazılı eser verilmemiştir. 2000’li yıllardan sonra ivme kazanan Zazaca yazını, günümüzde çok iyi bir oran olmasa dahi, yıllık ortalama 40-50 eser vermektedir. Hint-Avrupa dil ailesine mensup olan Zazaca, UNESCO’nun son yıllarda yayımladığı dil raporlarına göre; kaybolma tehlikesi altında olan dillerden biridir. Anadolu’nun kültürel çeşitliliğine ve coğrafyasına ayrı bir renk katan Zazaca’nın yok olma tehlikesi altında olması; bazı tarihi, kültürel ve siyasi nedenlere bağlanmaktadır. UNESCO, dillerin yok olma tehlikesi altında olup olmadığını belirlemek için bazı yöntem ve ölçütleri kullanmaktadır; ayrıca UNESCO yok olma tehlikesi altında olan dillerin, yok olma risklerini de yine farklı gruplara ayırmaktadır. Bu çalışmada, UNESCO’nun dilin mevcut durumunu belirleyen ölçütlerine göre Zazaca’nın bugünkü durumu irdelenecek ve geleceği değerlendirilecektir