Bingöl University

Open Access @ Bingol University
Not a member yet
    1155 research outputs found

    The Foundation of Hejaz Province

    No full text
    Osmanlı Devlet teşkilatı 19. yüzyılda merkezileşme yönünde yeniden yapılanma faaliyetinden geçmiştir. Devletin atlatmış olduğu siyasal badireler devletin yeniden yapılandırılmasında katalizör görevi görmüştür. Mısır Eyalet valisi Mehmed Ali Paşa'nın sebep olduğu Mısır Meselesi bu süreci hızlandıran başlıca amillerdendir. Mehmed Ali Paşa Londra protokolü gereğinden olarak askerlerini Hicaz Eyaletinden çekmiştir. Babıali Ocak 1841'de Tatar Osman Paşa'yı Hicaz Eyaleti valisi olarak bölgeye atamıştır. Merkez idareci Tatar Osman Paşa ve Mekke Emiri Muhammed b. Avn ittifakla Mısır meselesinin doğurduğu olumsuz izleri eyaletten silmeye çalışmışlardır. Bu süreçte Nceid Emirliği Hicaz Eyaleti'ne bağlanmıştır. Haremeyn idaresi yeniden düzenlenerek memurlar ve görevliler arasındaki hiyerarşi tekrar oluşturulmuştur. Tatar Osman Paşa'dan sonra eyalete atanan valiler geleneksel idareci olan Mekke emiriyle eşit statüyü paylaşmayı kabul etmemişlerdir. Babıali eyalet valileriyle Mekke emirleri arasındaki rekabet ve gerginlikte her ne kadar Mekke emirlerini kırmamaya özen göstermişse de eyalet valilerini desteklemiştir. Irak ve Hicaz Ordusu'nun 1848'de kurulmasıyla merkez idarecilerinin daha etkin konuma geçmesini sağlayan temel atılmıştır. Mehmed Ali Paşa'nın desteklediği Emir Muhammed b. Avn, Mehmed Ali Paşa'nın 1849'daki ölümümnü müteakiben görevden alınmıştır. Rekabet sürecinde emirin nüfuzunu sağlayan önemli unsurlardan biri olan Urban idaresi 1851'de valiliğe devredilmiştir. Yeni emir Abdulmuttalib b. Galib tüccar ve ulemanın desteğini sağlayarak merkezileşmeye direnç göstermiştir. Bu bağlamda isyan hareketleri oluşmuştur. İsyanlar başarılı olmadığı gibi merekz güçlerinin daha da kuvvetlenmesini sağlamıştır. Hicaz Eyalet merkezinin etkinlik kazanmaya başlamasıyla Kızıldeniz sahilinin önemli iskeleleri olan Sevakin ve Musavva Hicaz Eyaleti'ne bağlanmıştır. Yemen'deki Osmanlı idaresi Hicaz Eyaleti üzerinden tekrar kurulmuş ve etkin hale getirilmeye çalışılmıştır

    Tututmlu inovasyon : İnternette yabancı dil öğretimi üzerine bir uygulama

    No full text
    Globalleşen dünyada inovasyon kavramının önem kazandığı görülmektedir. İnovasyon niteliği ve niceliği açısından değerlendirildiğinde sürekli artış göstermektedir. Yeni ve gelişmekte olan pazarlardan pay almak isteyen uluslararası işletmeler ve ülkeler, bireylerin ihtiyaçları ve imkanları doğrultusunda ürün ve hizmetleri daha uygun şartlarda sunmak istemektedirler. Tutumlu inovasyon ile ürün ve hizmetler yerel pazarlarda “yeterince iyi” özellikleri ile daha ekonomik olarak piyasaya sunulmaktadırlar. Bu çalışmada; 2012 yılında internet ortamında video dersleri şeklinde başlayan ve devam etmekte olan ingilizce dil öğretimine ait uygulamanın girdileri ve sonuçları üzerinde durulmaktadır. Uygulamanın sonuçlarına bakıldığında, Youtube ile İngilizce dil öğretiminin, tutumlu inovasyonun temel dayanağı olan daha ucuza elde etme prensibine tam uyduğu görülmektedir. Ülkemizde kronik bir sorun haline gelen İngilizce öğrenimi, Youtube İngilizce ders uygulaması ile kullanıcılara çok yarar sağlamaktadır. Video derslerinin ücretsiz olması, tüm yaş gruplarına açık olması, tüm ülkelerde herkese hizmet sunması ve derslerin zamandan - mekandan bağımsız olması kullanıcılar tarafından çok önemli görülmüştür.Fırat Üniversitesi, Tübita

    Çalışma ortamında çalışanların karşı karşıya olduğu risk faktörü: Stres faktörü

    No full text
    Son yıllarda iş yaşamında meydana gelen önemli değişmeler, iş güvenliği ve sağlığı alanında yeni risk faktörlerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Teknolojik, fiziksel, biyolojik ve kimyasal risk faktörleri dışında kalan ve iş sağlığı ve güvenliğini olumsuz etkileyen bu faktörler psiko-sosyal risk faktörleri olarak bilinmektedir. Kurumsal (örgüt) yapıdaki sorunlar, iş yerinde stres yaratıcı faktörler ve çalışanların iş görme biçimindeki olumsuzluklar psiko-sosyal risk faktörlerinin belirleyicileri olarak sayılabilir. Psiko-sosyal risk faktörleri, çalışanın yaptığı işi olumsuz etkileyebilen ve iş yeri artlarına karşı geliştirdiği tepkiler olarak tanımlanmaktadır. Çalışma yaşamını etkileyen koşullar Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından şöyle sıralanmıştır: İş içeriği, iş yükü, mesai düzenlemesi, gözetim, iş ortamı ve kullanılan malzeme, örgüt kültürü, iş yerinde kişilerarası ilişkiler, örgütsel rol tanımlamaları, kariyer gelişimi ve iş-özel yaşam etkileşimidir. Bilgi teknolojilerindeki hızlı değişim, iş hayatına ilişkin yeni çalışma biçimlerini de beraberinde getirmektedir. Bu çalışmanın amacı, günümüzde yaşanan teknolojik, ekonomik, hukuki, sosyal, kültürel alanındaki değişimler doğrultusunda bireyin iş hayatını etkileyebilecek yeni psiko-sosyal risklerini ve buna ilişkin önerileri ortaya koymaktır. Bu bağlamda, literatür taraması yapılmıştır. THE PSYCHO-SOCIAL RISK FACTORS THAT EMPLOYEES FACING IN WORKING LIFE: STRESS FACTORS Significant changes occurred in recent years in working life has led to emerge of the new risk ractors in the fields of occupational safety and health. These factors, which kept out from technological, physical, biological and chemical risk factors, negatively affect the occupational safety and health are known as psycho-social risk factors. Problems in the organizational structure, stressful factors at work and the negativity in the work of employees can be considered as a determinant of the psycho-social risk factors. Psychosocial risk factors is defined as these factors may adversely affect the work done by the employees and developed reactions contary to the workplace conditions. The conditions which affecting the working life has been listed by World Health Organization (WHO) as follows: the content of the work, work-load, regulation of shifting, supervision, work environment and the materials, culture of organization, interpersonal relationships at work, the role definitions in the organization, career development and the interaction of working- private life. Rapid changes in information technology bring the new forms of work related to the business life. The aim of this study is to reveal new psycho-social risks that may affect the work life of the individuals regarding its recommendations in accordance with experiencing changes in the technological, economic, legal, social and cultural fields. In this regard, the literature research was performed.Bingöl Üniversites

    RESEARCH ON THE HAY YIELD AND BOTANICAL COMPOSITION OF A RANGE IN BAHCECIK VILLAGE, KARAKOCAN-ELAZIG

    No full text
    Bu araştırmada, Elazığ ili, Karakoçan ilçesi, Bahçecik Köyü'nde doğal bir meranın dört farklı yöneyin botanik kompozisyon ve verim açısından karşılaştırılması amaçlanmıştır. Denemede; bitki ile kaplı alan, botanik kompozisyon, kuru ot verimi, ham protein oranı, ham protein verimi, ham kül oranı, asit deterjan lif (ADF), nötr deterjan lif (NDF), sindirilebilir kuru madde (SKM), kuru madde tüketimi (KMT) ve nispi yem değeri (NYD) özellikleri incelenmiştir. Araştırmada; meranın %79,7’sinin bitki ile kaplı olduğunu, kaplama alanına göre botanik kompozisyonun %44,3’ünün buğdaygiller, %9,8’ini baklagiller ve %45,9’unu diğer familya bitkilerinin oluşturduğunu, baklagillerin en fazla batı (%14,4) yöneyinde, buğdaygillerin en fazla kuzey (%51,5) yöneyinde ve diğer familya bitkilerinin en fazla doğu (%54,5) yöneyinde olduğu tespit edilmiştir. Merada en yaygın türlerin; Aegilops cylindrica Host (%51,25), Taeniatherum caput-medusae L. (%40,94), Centaurea carduiformis DC. (%35,63), Bromus danthoniae Trin. (%26,87) ve Ziziphora persica Bunge (%20,31) olduğu ortaya çıkmıştır. Kuru ot verimi, mera yöneylerine bağlı olarak 141,3 kg/da ile 282,3 kg/da arasında değiştiği ve mera yöneylerinin kuru ot verimi açısından istatistiksel olarak önemli olmadığı saptanmıştır. Meranın otlatma kapasitesi 327 BBHB olarak hesaplanmıştır. Ağırlığa göre botanik kompozisyonun %72,2’sini buğdaygiller, %0,3’ünü baklagiller, %26,8’ini diğer familya bitkilerinin oluşturduğu, ağırlığa göre botanik kompozisyon oranı içerisinde taban kesiminde buğdaygillerin, batı yöneyinde baklagillerin ve kuzey yöneyinde ise diğer familya bitkilerinin oranlarının yüksek olduğu saptanmıştır. Mera kuru otunun en yüksek ham protein oranının (%12,2) kuzey yöneyde olduğu belirlenmiştir. Ham protein verimi, mera yöneylerine bağlı olarak 15,3 kg/da ile 25,8 kg/da arasında değişmiş ve mera yöneylerinin bu açıdan istatistiksel olarak önemli olmadığı ortaya çıkmıştır. Araştırma sonucunda, Ham kül, ADF, NDF, SKM, KMT ve NYD sırasıyla %8,5-11,3, %34,0-37,0, %49,0-56,0, %60,1-62,4, %2,17-2,52 ve 103,0-118,4 arasında değişmiştir. İncelenen merada 16 familyaya ait 43 cins ve bu türlere ait 52 farklı takson türü saptanmıştır.This study was conducted to compare different aspects of range land vegetation in Bahcecik Village, Karakocan-Elazig, for hay yield and quality as well as botanical compositions. In the research; cover percentage of the range vegetation, botanical composition, crude protein ratio, crude protein yield, crude ash ratio, acid detergent fiber (ADF), neutral detergent fiber (NDF), dry matter digestibility (DMD), dry matter intake (DMI) and relative food value (RFV) characteristics were investigated. Results of the study showed that mean plant basal cover percentage of the range vegetation was 79.7%. Percentages of grasses, legumes and other family plants in the total plant cover were 44.3%, 9.8% and 45.9%, respectively. The highest percentage of grasses was determined in the North, the highest percentage of legumes was in the West and the highest percentage of other family plants was dominant in the East aspect. The most frequent plants encountered in the range vegetation were Aegilops cylindrica (51.25%), Taeniatherum caput-medusae (40.94%), Centaurea carduiformis (35.63%), Bromus danthoniae (26.87%) and Ziziphora persica (20.31%). The hay yield was statistically not significant and changed from 141.3 kg/da to 282.3 kg/da depending on the aspects. Grazing capacity of the range was calculated as 327 BBHB. Percent contributions of grasses, legumes and other family plants in the hay yield were 72.2%, 0.3% and 26.8%, respectively. Hay yield in Land section was mainly composed of grasses while legumes were main contributory group in the hay yields of the West aspects and other family plants were main contributory group in the hay yields of the North aspects. The highest crude protein ratio of hay (12.2%) were detected in the North aspect. Crude protein yields varied from 15.3 kg/da to 25.8 kg/da depending on the aspects, and the aspects were statistically not significant different in this respect. In the results of research, crude ash, ADF, NDF, DMD, DMI and RFV contents ranged from 8.5 to 11.3%, from 34.0 to 37.0%, from 49.0 to 56.0%, from 60.1 to 62.4%, from 2.17 to 2.52% and from 103.0 to 118.4, respectively. A total of 52 plant taxa from 43 genuses belonging to 16 families were determined in the vegetatio

    "Tutum Ölçekleri".

    No full text
    Kitabımız, alanında büyük bir boşluğu doldurmuştur. Bireyi tanımadan ona verilecek eğitim, rotasız bir geminin yol alması gibi olacaktır. Kitabı Pegem Akademi Yayınlarından isteyebilirsiniz. http://www.pegem.net/kitabevi/176388--Bireyi-Tanima-Teknikleri-kitabi.aspxKitabımız, psikolojik danışma ve rehberlik anabilim dallarında ders veren farklı üniversitelerden öğretim üyelerinin ortak çalışmasının bir ürünüdür. On iki bölüm halinde düzenlenen kitap, üniversitelerin insanı konu alan tüm bölümleri ile özellikle de psikolojik danışma ve rehberlik alanında öğrenim gören öğrencilerin teorik ve uygulamaya yönelik gereksinimlerini karşılamak amacıyla yalın, anlaşılabilir, uygulanabilir bir içerik ve dille “ders kitabı” olarak hazırlanmıştır. Eserin, kapsam ve içerik bakımından alanda önemli bir eksikliği gidereceği düşünülmektedir. Bu özelliği bakımından ‘Psikolojik Testler’ ve ‘Test Dışı Teknikler’ derslerine “kaynak kitap” olma özelliğine de sahiptir

    Farklı tüy rengine sahip Japon bıldırcınlarda bazı vücut ağırlığı verilerinin friedman ve quade testleriyle belirlenmesi

    No full text
    Bu çalışmada, Japon bıldırcınlarda farklı tüy renklerinin karkas ağırlığı, but ağırlığı, göğüs ağırlığı, kanat ağırlığı ve sırt ağırlığına olan etkisi araştırılmıştır. Denemede 4 farklı tüy rengine (beyaz, koyu kahve rengi, doğal ve sarı) sahip 40 adet bıldırcın kullanılmıştır. Veriler parametrik olmayan testlerden Friedman ve Quade testleri ile analiz edilmiştir. Yapılan analizle, farklı tüy renklerine sahip Japon bıldırcınları but ağırlığı, kanat ağırlığı ve sırt ağırlığı bakımından istatistiksel olarak önemli farklılık göstermiştir (P<0.05). Ancak tüy renklerinin karkas ağırlığı ve göğüs ağırlığı üzerine istatistiki olarak önemli bir etkisi olmamıştır (P>0.05). Bıldırcın but ağırlığı beyaz-sarı, koyu kahvedoğal ve doğal-sarı renkli bıldırcınlar arasında istatistiksel olarak önemli farklılık göstermiştir. Kanat ağırlığı beyazsarı ve doğal-sarı renkler arasında; sırt ağırlığı, beyaz-doğal ve doğal-sarı renkler arasında istatistiksel olarak önemli farklılık göstermiştir. Sarı rengin but ağırlığı, kanat ağırlığı ve sırt ağırlığı üzerinde diğer renklerden daha fazla farklılığa sebep olduğu ortaya çıkmıştır

    Kentleşme sürecinde değer yargılarında ve insan ilişkilerinde görülen değişmelerin suç ve şiddet bağlamında değerlendirilmesi (Samsun örneği)

    No full text
    Özet Kentleşme (urbanization) 20. yüzyılın ekonomik, siyasal, toplumsal ve kültürel olaylarının en belli başlılarından biridir. Türkiye’de 1950’den itibaren hızlı bir kentleşme süreci yaşanmış olup bu süreçte kendisini hızlı bir yapısal değişimin içinde bulmuştur. Bu değişimin en açık göstergesi, giderek yoğunlaşan bir kentleşme olgusudur. Kentleşme olgusunun doğurduğu birçok sonuç olmakla beraber, en belirgin ve ayırıcı özellik, toplumsal ve kültürel alanda meydana getirdiği değişmelerdir. Türkiye’deki kentleşmenin, gelişmiş ülkelerdeki kentleşmelerden farklı, tamamen azgelişmiş ülkelere özgü özelliklere sahip bir özellik arz etmektedir. Kentleşme olgusu, tarihsel süreçte özellikle sanayi devriminden sonra hem nitelik hem de nicelik olarak belirgin bir hale gelmiştir. Kentleşme, sanayileşmeye ve ekonomik gelişmeye koşut olarak kent sayısının artmasını ve günümüzdeki kentlerin ortaya çıkmasını sağlayan toplum yapısında, artan oranda örgütleşme, işbölümü ve uzmanlaşma yaratan, insan davranış ve ilişkilerinde kentlere has değişikliklere neden olan bir nüfus birikimi sürecidir. Kentlileşme ise kentleşme akımı sonucunda ortaya çıkan toplumsal değişmenin, insan davranışlarında ve ilişkilerinde, değer yargılarında, tinsel (spiritual) ve özdeksel (material) yaşam biçimlerinde değişiklik yaratması sürecidir. Bu süreç, beraberinde yeni sorunlar ve yeni ilişki ağları ortaya çıkarmaktadır. Bu sürecin iyi yönetilememesinden kaynaklanan, çarpık kentleşmenin ortaya çıkardığı olumsuz sonuçlar nedeniyle, yapılan araştırma sonuçları açıkça göstermektedir ki, birçok birey diğerleriyle iletişiminde çatışma ve şiddet yaşamaktadır. Kentsel alanlarda yaşanan çevre kirliliği, yoğun trafik, ulaşım zorlukları, geçim kaygısı, işsizlik, yüksek hizmet maliyetleri, ekonomik bunalımlar vb. sorunların varlığı kişinin psikolojisinde ve toplumun değer yargılarında olumsuz etkilere neden olmaktadır. Ayrıca, kentleşmenin getirmiş olduğu yalnızlık, çaresizlik, bunalım, tükenmişlik bireylerin içine düştüğü çıkmazlardır. Diğer taraftan hızlı göçlerin neden olduğu gecekondu yaşamı, düzensiz ve çarpık kentleşme, fiziksel ve sosyo-kültürel açıdan önemli sorunların yaşanmasına ve sanat ve estetikten yoksun “kimliksiz kentlerin” ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu olumsuz gelişmeler beraberinde, şiddet ve suç sarmalını da artırmıştır. Bu çalışmada, ülkemizde kentleşme sürecinden hareketle, Samsun ilinde kentleşme sonucunda değer yargılarında ve insan ilişkilerinde ortaya çıkan değişmeler çatışma, şiddet ve suç bağlamda değerlendirilmiştir. Bunun için, literatür taraması ve gözlem yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Göç; kentleşme; kentlilik bilinci; suç; değer, çevre. Examination Of Changes Seen In Human Relationship And Value Judgements During Urbanization Process In Terms Of Crime And Violence (Example Samsun) Abstract Urbanization is one of the most significant economical, social, cultural and political events of 20. century. Since 1950, Turkey has gone through a rapid urbanization process and during this time she found herself in a rapid stuructural change.The clearest indication of this change is phenomenon of urbanization getting concentrated. Although there are several conclusions that urbanization caused, the clearest and most distinctive feature is changes it caused in social and cultural fields. The urbanization in Turkey poses faetures complately unique to underdeveloped countries, unlike the urbanization in developed countriesThe phenomenon of urbanization during historical process especially after Industrial Revolution both qualitatively and quantitatively became a mark state. Urbanization is a population deposition process creating increasing specialization,business section and organization rate and causing changes unique to the city between human behaviours and relationship in community structure that enables the emergence of cities at present and the increasing number of cities parallel to industrialization and economic development. Urbanising is the process that social change caused by urbanization current created change in human behaviour and relationship, value judgements, spiritual and material life styles. This process is bringing about new problems and new relationship networks. The research results obviously show that due to the negative results that urban sprawl which occured because of the fact that this process couldn’t controlled well caused, many individuals live conflict and violence with others. The existence of the problems faced in urban areas of heavy traffic, environmental pollution, transportation difficulties, unemployment, livelihood concerns, high service costs, economic crises…etc. causes negative effects in the value judgements of the society and psychology of individuals. Loneliness, despair, depression and fatigue urbanization brought about are also deadlocks that individuals come. On the other hand, squattering rapid migration caused irregular and unplanned urbanization caused important problems in terms of physical and socio-cultural and the emergence of “faceless cities” being devoid of art and aesthetic. This adverse developments increased the spiral of violence and crime with it. In this research, starting from the urbanization process in our country, changes emerging in human relationships and value judgements as a result of the urbanization in Samsun are evaluated in terms of conflict, violence and crime. For this, literature scanning and observation is done. Key Words: Migration, urbanization; urban consciousness; deliquency; value; environmental.Samsun/Canik Belediye Başkanlığ

    Erken çocukluk döneminde ailede çocuğa kazandırılan değerlerin çocuğun kişilik gelişimine etkisi. (Effect of values acquered during early childhood in familyon children’s personality development).

    No full text
    Öz 1800‟li yıllardan itibaren anaokullarının ortaya çıkışı ile başlayan ve yüzyıllardır eğitimcilerin ilgilendiği bir konu olan erken çocukluk eğitimi, son yıllarda ülkemizde büyük bir mesafe almıştır. Erken eğitim, 0-6 yaş dönemindeki çocukların ev ve kurum ortamlarında bedensel, zihinsel, duygusal, sosyal ve ahlaki yönden gelişmelerini desteklemek amacıyla yapılan eğitime denir. Bu dönemlerde çocukların gelişimleri çok hızlıdır ve çocuklar birçok beceriyi öğrenmeye hazırdır. Okul çağına kadar aile; çocuklar için hangi değerlerin kazanılacağı konusunda temel bir kurumdur. Çocuklar söylenenden daha çok büyüklerinin yaptıklarından etkilenirler. Karşılaştırmalı araştırmalar, erken eğitim alan çocukların çoğunun, okula başladıklarında, erken eğitim almayan benzer özellikteki çocuklara kıyasla pek çok beceriyi daha iyi edinmiş olduklarını ve daha uyumlu olduklarını göstermektedir. Çocuklar; davranışları, duygu ve düşünceleri ile gelişim özellikleri bakımından yetişkinlerden farklı, öğrenmeye, gelişip değişmeye açık, son derece alıcı, kendilerine özgü biricik varlıklardır. Bu yüzden erken dönemde uyarıcılarla karşı karşıya gelmeleri, iyi düzenlenmiş bir ortamda, iyi planlanmış, kaliteli bir eğitim almaları son derece önemlidir. Yapılan araştırmalara göre, 17 yaşına kadarki zihinsel gelişmenin, %50‟sinin 4 yaĢına, %30‟unun ise 4 yaşından 8 yaşına kadar oluştuğu, 18 yaĢına kadar gösterilen okul başarılarının %33‟ünün 0-6 yaşına kadar, aldıkları eğitime bağlı olduğu görülmüştür. Bu çalışmada, erken çocukluk döneminde, ailede çocuğa kazandırılan değerlerin, çocuğun kişilik gelişimi üzerindeki etkileri incelenmiş olup; Prof. Dr. Hayati Hökelekli‟nin “Ailede, Okulda, Toplumda Değerler Psikolojisi ve Eğitimi" adlı eseri referans alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Erken çocukluk dönemi; ebeveyn tutumu, değer, kişilik, kritik dönem. Abstarct Since 1880s, early childhood education which started with emergence of kindergartens and which is a subject educationists have dealt with for centuries has proceeded recently in our country. Early education is education which is done to support 0-6-year-old-children‟s physical, mental, emotional, social and moral development in home and institutional environments. During this period, children‟s development is rather fast and they are ready to learn several skills. Till school age, family is an important institution regarding which values will be acquired. Children are more affected by what is done than what is said. Comperative surveys show that most of the children who have been educated early are more compatible and have acquired most of the skills better than the ones who haven‟t educated and have similar characteristic when they start going to school. Children are unique and rather recipient creatures who are different from adults in terms of emotions, behaviours, thoughts and development properties; open to learning, improving and changing. Thus, early confrontation with stimulus and getting well planned and qualified education in a good environment is quiet important for them. Surveys show that %50 of mental development till 17 years depends on education they get till 4 years, %30 of it depends on education from 4 up to 8 years and %33 of school success till 18 years depends on education from 0 to 6 years.Bingöl Üniversites

    Türk sosyoloji tarihinde İstanbul ekolü

    No full text
    Türk sosyoloji tarihi 2014 yılı itibari ile 100 yıllık serüvenini tamamlamıştır. Ziya Gökalp tarafından 1914 yılında kurulan Türkiye’nin ilk sosyoloji kürsüsü olan İÜEF Sosyoloji Kürsüsü, Türk sosyoloji tarihinin 100 yıllık serüvenine tanık olmuş ve Kıta Avrupa menşeli sosyoloji tarzını kuşaklar arası aktaran bir sosyoloji geleneğine zemin olmuştur. Türk sosyoloji tarihinde iki ekolden bahsedilmektedir: İstanbul ekolü ve Ankara ekolü. İstanbul ekolü makro ölçekli tarihsel sosyoloji yapan ekol olarak dikkat çekerken, Ankara ekolü mikro ölçekli uygulamaya dönük araştırmalar yapan ekol olarak dikkat çekmektedir. İstanbul ekolü Gökalp’ın kurduğu kürsüde varlığını sürdüren ve Gökalp’ın düşüncelerine de sahip çıkan bir ekol olarak dikkat çekmektedir. Sosyolojide makro ölçekli tarihsel sosyoloji yapma tarzını önemli ölçüde sürdüren Hilmi Ziya Ülken, Gökalp’ten sonra İÜEF Sosyoloji Kürsüsü’nün ikinci kurucusu olarak anılmaktadır. Ülken’den sonra bu geleneğin en canlı örneği olarak karşımıza çıkan isim Baykan Sezer’dir. Sezer’in tüm çalışmalarında tarihsel sosyoloji yapma tarzı görülmektedir. Bu ekolün son halkasını oluşturan isim ise Korkut Tuna’dır. Tuna, sosyoloji anlayışı ile hem İstanbul ekolünün önemli bir temsilcisi olarak kabul edilmekte, hem de mikro ölçekli, uygulamaya dönük çalışmalar ile ekole yeni bir mecra açan isim olarak dikkat çekmektedir. Bu çalışmada, Türk sosyoloji tarihinin 100 yıllık serüvenine kısaca vurgu yapılmakta ve İstanbul sosyoloji ekolünün temel özelliklerine değinilmektedir. Devamında İstanbul ekolünün önemli isimlerinden Hilmi Ziya Ülken, Baykan Sezer ve Korkut Tuna örnekleri incelenmektedir

    0

    full texts

    1,155

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Open Access @ Bingol University
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇