1155 research outputs found
Sort by
CİN SURESİ PERSPEKTİFİNDE CİNLERİN VARLIĞI
Kur’ân-ı Kerim; 23 yıllık nüzul sürecinde, özelde ilk muhatapları olan Arapların, genelde de tüm insanların hatta bunlarla beraber tüm cinlerin eksik, yanlış ve hurafelerle bozulmuş olan inançlarını tenkit etmekten ve doğru olanı da Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in aracılığıyla anlatmak geri durmamıştır. Mekke müşriklerinin, Hz. İbrahim (a.s.) ile başlayan Hanif dininin tevhîd akidesini bozan hurafe karışık inançlarından birisi de, Allah’ın çocukları diyerek putlaştırdıkları ve yarı Tanrı yerine koydukları “cin” inançlarıydı. Kur’ân, bu hurafe ürünü yanlış inançlarını düzeltmiş ve cinlerin sahip oldukları vasıfları doğru bir şekilde beyan etmiştir
An Investigation of Microstructure of the Worn Surfaces on Drum in Brake Systems
Every vehicle in motion has a kinetic energy. In order to control this motion, brake systems are used in vehicles. Brake systems are utilized so as to slow down the speed of moving vehicle or to stop it when desired. Many brake systems have been developed with development of technology until today. One of them is drum brake system. In this study, damaged material is heavy vehicle drum brake system. According to spectral analysis results of the material, optical microscope images of microstructure and hardness values were obtained. At the first visual inspection of the drum brake system, part integrity preserved, however due to long-continued and hard working conditions, fatigue, wear and due to in tense corrosion, metal erosion were determined. Failure analysis was made by comparing the data obtained from experimental results with literature information
Determination of K-shell absorption jump factors and jump ratios for La2O3, Ce and Gd using two different methods
The K shell absorption jump factors and jump ratios for La2O3, Ce and Gd samples have been determined using the gamma or X-ray attenuation and EDXRF methods. It is the first time that the K shell absorption jump factor and jump ratio have been discussed for present elements using two different methods. To detect K X-rays, a high resolution Si(Li) detector was used. The experimental results of K shell absorption jump factors and jump ratios were compared with the theoretically calculated ones.This work was done with the support of the Atatürk University Research Fund under Project N0. 2011/82
The comparison terms fattening performance and carcass characteristics of quail grown in cages and place systems
Bu araştırma, bıldırcınların büyütme döneminde farklı yetiştirme sistemlerinde besi performansı ve karkas özelliklerinin karşılaştırılması amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın hayvan materyalini günlük yaşta 150 adet Japon bıldırcın civcivi oluşturmuştur. Çalışmada, 150 adet bıldırcın civcivi her grupta 75’er hayvan (1 kafes, 1 yer) ve her grupta kendi arasında 3 tekerrürlü olacak şekilde şansa bağlı olarak dağıtılmıştır. Çalışma 49 gün sürdürülmüştür. Araştırmada 7 haftalık dönem sonunda; kafes ve yer gruplarının ortalama canlı ağırlık değerleri sırasıyla; 188.5 ve 164.9 g; yem tüketimleri 820.4 g ve 855.9 g; yemden yararlanma oranları 4.3 ve 5.3; yaşama gücü değerleri % 96 ve % 94.7 ve karkas randımanları %70.5 ve %71.7 olarak saptanmıştır. Yapılan duyusal analizde lezzet ve genel beğeni düzeylerinde yer grubunun daha üstün olduğu belirlenmiştir (P<0.01). Sonuç olarak; bıldırcınları kafeste yetiştirmenin yerde yetiştirmeye göre daha avantajlı olduğu söylenebilir
Zaza edebiyatında Tirêj dergisinin yeri
1899 yılında Ahmed-i Xasi’nin Diyarbakır’da ve 1933 yılında Osman Efendi’nin Şam’da basılan Zazaca mevlitlerinden sonra, 1960’lı yıllara kadar herhangi bir Zazaca metne rastlanılmamaktadır. 1963 yılında Roja Newe gazetesinde yayımlanan iki Zazaca metinden sonra, bazı gazete ve dergilerde dönem dönem Zazaca yazılar yayımlanmıştır. Bu dönemlerde hem sayfa sayısı hem de içerik bakımından, Zazaca en fazla Tirêj isimli dergide kendisine yer bulmuştur. Tirêj dergisi 1979 ile 1981 yılları arasında dört sayısı çıkan bir kültür ve edebiyat dergisidir. Dergide; şiir, hikâye, masal, bilmece, atasözü, dilbilgisi gibi yazınsal türlerde Zazaca metinler yayımlanmıştır. Bu çalışmada, Tirêj dergisinde yayımlanan Zazaca metinler incelenecek ve bunlara dair bazı veriler ortaya konulacaktır
Spline fonksiyonların organik tavuklarda canlı ağırlığın modellenmesinde kullanımı
Bu çalışmada, organik tavukçulukta yaş ile canlı ağırlık arasındaki ilişki kübik spline fonksiyonu ile incelenmiştir. 10 haftalık (70 günlük) yaşa kadar tavukların canlı ağırlık modeli için kübik spline fonksiyonu kullanılmıştır. Kübik spline fonksiyonu; 14-28, 28-42, 42-56 ve 56-70 günlük yaşa göre parçalara ayrılarak canlı ağırlık modeli belirlenmiştir. Elde edilen fonksiyona göre 15-65 gün arası tavuklarda canlı ağırlık tahmini yapılmıştır.
Sonuç olarak kübik spline fonksiyonuna göre canlı ağırlıklar 15 günlük tavuklarda 378.29 g iken, 65 günlük tavuklarda 2956.6 g bulunmuştur. 5’er günlük canlı ağırlık artışı 242.47 g olarak tahmin edilmiştir
Bingöl’ün Endemik ve Tehlike Altındaki Bazı Bitkileri.
Giriş: Coğrafik konumu, jeomorfolojik yapısı, çok çeşitli toprak tipleri ve iklim çeşitliliğine sahip oluşu nedeniyle farklı ve zengin bir fuloraya sahip olan ülkemiz, bitki çeşitliliği, zenginliği ve endemik bitki türleri açısından dünya ülkelerinin başında gelir ve bugüne kadar yapılmış olan araştırmalar gösteriyor ki ülkemiz bitki çeşitliliği, zenginliği ve endemik bitkiler açısından Avrupa’dan zengindir. Ancak ülkemizin floristik yapısının dolayısıyla biyoçeşitliliğinin tam anlamıyla ortaya konulamadığı ve hala bazı eksikliklerin olduğu bir gerçektir. Bundan dolayı, ülkemiz florasına katkı verecek çalışmaların önemi büyüktür. Çalışma konumuzu oluşturan Dikme (Kür) yaylası (Bingöl merkez) ve çevresi, bugüne kadar floristik açıdan çalışılmamış bir alan olup, çalışma Bingöl’ ün biyolojik çeşitliliğinde önemli bir yeri olan endemik, nadir ve tehlike kategorisindeki bitkileri belirlemek ve floristik zenginliğini ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtmak amacıyla yapılmıştır.
Gereçler ve Yöntemler: Çalışma 2013-2014 yılları arasında Dikme Köyü ve Çevresindeki (1400-1900 m) ve
alanlarda gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın materyalini oluşturan bitkiler doğal habitatlarından toplanıp tekniğine uygun kurutulduktan sonra teşhisleri, "Flora of Turkey and the East Aegean Islands", Cilt 1-10'e göre tayin edilerek flora listesi hazırlanmış olup, endemik ve nadir taksonların tehlike kategorileri ise, “Türkiye Bitkileri Kırmızı Kitabı” ve IUCN (2001) kriterlerine göre yapılmıştır. Bitki materyalleri Yıldırımlı Otluk’u, Hacettepe Üniversitesi Herbaryumu ile Bingöl Üniversitesi Teknik Bil. MYO. Park ve Bahçe Bitkileri Bölümü’nde korunmaktadır.
Bulgular: Araştırma alanından toplam 707 takson saptanmıştır. Çalışma alanından 75 taksonun endemik olduğu tespit edimiş ve çalışma alanının endemizm oranı % 10.6 olarak bulunmuştur. IUCN tehlike basamaklarına göre 23 endemik taksonun durumu verilmiş olup bunların tehlike kategorilerine göre dağılımları şöyledir: 1 takson tehlikede “EN”, 3 takson zarar görebilir “VU”, 15 takson az endişe verici “LC”, 3 takson tehdit altına girebilir “NT”, 1 takson veri yetersiz “DD”. Çalışmada, endemik türlerin alandaki yayılış durumları, lokaliteleri ve yükseklikleri de verilmiştir.
Sonuç ve Tartışma: Özellikle endemik türlerin nesillerinin devamı için, uzun vadeli gözlem çalışmalarına ve
populasyonlarda meydana gelen dalgalanmaların izlenmesine, yaşadıkları alanların ekolojik özelliklerinin
bilinmesine ve bu özelliklerin daha sonraki nesillerin devamı için korunmasına ihtiyaç vardır. Alanda ilk olarak yapılmış olan bu çalışma ile ülke, bölge ve Bingöl il florasına belirli ölçüde katkı sağlanmış; bazı taksonların korolojileri, tehlike kategorileri, endemizm durumları ve özellikleri ile ilgili yeni veriler ve ileride yapılacak buna benzer çalışmalara yardımcı olacak temel veriler elde edilmiş; yoğun tehdit altında olan taksonları tehdit eden faktörler belirlenerek bunların korunmasına yönelik önerilerde bulunulmuş ve bilhassa endemik taksonların tehlike kategorileri de belirtilerek nesli tehlikede olan türlerin korunması ile ilgili çalışmalara da ışık tutulmuştur
"Bingöl’den iki Origanum L. (Lamiaceae) Taksonunun Uçucu Yağ Kompozisyonu".
Giriş: Origanum L. cinsi Türkiye’de 23 tür 32 takson ile temsil edilip, Origanum kelimesi Yunanca süsü anlamındadır. Türkiye’de doğal olarak yetişen veya kültürü yapılan Origanum taksonları tıbbi ve aromatik özellikte olup, çoğunlukla baharat ve halk ilacı olarak kullanılmaktadır. Aynı zamanda ticari öneme sahip olup büyük miktarlarda ihraç edilen bir bitkidir. Dünya ve ülkemiz baharat bitkileri ticaretinde Origanum taksonları önemli bir rol oynamaktadır ve bu cinsin taksonları daha çok Akdeniz ikliminin hakim olduğu yerlerde yayılış göstermektedir. Bu cins içerisinde yer alan Origanum vulgare L. türü en fazla çeşitlilik gösteren bir tür olup, bu türün; subsp. gracile (K.Koch) Ietswaart, hirtum (Link) Ieswaart, vulgare, ve viride (Boiss.) Hayek olmak üzere dört alttürü bulunmaktadır. Bu çalışma ile Bingöl’de doğal olarak yayılış gösteren O. vulgare L. subsp. gracile (K.Koch) Ietswaart ve O. acutidens L. bitkilerinin kurutulmuş toprak üstü kısımlarının uçucu yağ içeriği, kemotipi ve farklı amaçlarla yararlanma potansiyelinin belirlenmesi amaçlanmıştır.
Gereçler ve Yöntemler: Bu çalışmada Bingöl’den doğal habitatlarından toplanmış olan O. vulgare subsp. gracile ve O. acutidens taksonlarının kurutulmuş olan toprak üstü kısımlarının uçucu yağ kompozisyonu HS-SPME metodu ile belirlendi.
Bulgular: Bu çalışman sonucunda O. vulgare subsp. gracile ve O. acutidens taksonlarından sırasıyla otuz yedi ve otuz dokuz bileşen tespit edildi. Timol (% 32.8) ve karvakrol (% 28.8) O. vulgare subsp. gracile’ nin; timol (% 35.2) ve gamma-terpinen (% 23.1) ise O. acutidens’ in ana bileşenleri olarak tespit edildi.
Sonuç ve Tartışma: Sonuçta, O. vulgare subsp. gracile ‘nin kemotipleri timol ve karvakrol; ve O. acutidens ‘in ise timol ve gamma-terpinen olarak belirlendi. Buna ek olarak bu çalışma ile çalışılan bitkilerin uçucu yağ içerikleri bakımından önemli veriler ortaya konularak sonuçlar kemotaksonomi, doğal ürünler ve potansiyel kullanım alanları açısından tartışıldı
Vocational School Students’ Information and Communication Technology Self-efficacy Beliefs and the Factors Affecting their Use of such a Technology
The purpose of vocational schools (VSs) in Turkey, which offer two-year degree courses, is to provide the students who have completed a high school programme successfully with practical introductory experience in skilled trades such as computing, electronics, mechanics, carpentry, construction, field crops, and so on.
Those who complete a two-year VS degree successfully are also entitled to take the national exam to access the associate degrees so that they can study further two years and get a four year degree diploma instead of a two-year one. In this study, vocational school (VS) students’ (i.e., age 17/18 and above) information and communication technology (ICT) self-efficacy beliefs and their level in use of certain common programmes at one of the colleges in the eastern part of Turkey were investigated in the spring of 2012. The study examined the VS students’ (a) demographic background, (b) their ICT self-efficacy beliefs and (c) their ICT-using level in certain common programs. The VS students at four different departments (i.e., two-year degree courses) who were full-time were given the questionnaires to complete. 272 (N=272) participants completed them. The study was both quantitative and qualitative. The quantitative results were analysed with SPSS (i.e., descriptive
statistics, ANOVA, Independent Samples Test). The qualitative data were analysed with examining the participants’ responses gathered from the open-ended questions and focussing on the shared themes among the responses. The results revealed that the participants were ICT literate and users. They had positive ICT self-efficacy beliefs and their level in certain common programs was good. There were also statistical differences between their (a) ICT self-efficacy beliefs and (b) ICT level in certain common programs in terms of the length of ICT-use, the frequency of ICT-use, the place of ICT-access, and gender. The findings were consistent with the models and theories of technology engagement (i.e., theory of technology acceptance, the theory of reasoned action, the decomposed theory of planned behaviour, and the unified theory of acceptance and use of technology), which recognise facilitating or inhibiting conditions. The implications are (1) to provide (free) full-access to ICT in terms of technology availability and efficient resources, (2) to provide free efficient ICT
courses and (3) to integrate ICT into teaching/learning
“Muhammed b. Hasan es-Semennûdî ve Âdabu’s-Seniyye Adlı Eseri” .
Muhammed b. Hasan es-Semennûdî, Mısır’ın Semânûd şehrinde dünyaya gelmiş, ilk tahsilini burada yapmış, Kur’ân-ı Kerim ve bazı dinî metinleri ezberledikten sonra yirmi yaşlarında Ezher’e gitmiştir. Ezher’de Mustafa Kemâleddin Bekrî’nin halifesi Muhammed b. Salim el-Hifnî’ye intisab etmiş ve ondan Halvetiyye tarikatı icazetini almıştır.
el-Âdabu’s-Seniyye, Muhammed b. Hasan es-Semennûdî’nin, hakikat, ilim ve irfan ehlinin yolu olan zikir ve tarikatın şartlarını ihtiva eden risâlesine yazdığı bir şerhtir. Semennûdî, eserinde muhteva olarak şu konuları ele almıştır: Besmele, hamdele ve salvele, zikir, ahd ve telkin, tarikatın rükünleri, tarikatın usulleri, tarikatın mertebeleri, zikrin mertebeleri, mürşitte bulunması gereken vasıflar, müridin âdabı, nefis ve nefsin mertebeleri, tasavvufî ıstılahlar ve kırk tane sûfî menkıbesi eserin ana muhtevasını oluşturmaktadır