1155 research outputs found
Sort by
Diyarbakır şartları sürekli pamuk sisteminde kışlık ara ürün olarak fiğin yetiştirilme imkanlarının araştırılması
Bu araştırma Diyarbakır şartlarında yaygın olarak uygulanmakta olan sürekli pamuk sisteminde 5-6 aylık kış döneminin değerlendirilmesi amacıyla Güneydoğu Anadolu Tarımsal Araştırma Enstitüsü deneme arazisinde Bölünmüş Parseller Deneme Desenine göre 1997-2000 yılları arasında 3 yıl süre ile yürütülmüştür. Kışlık ara ürün olarak tüylü (Vicia villosa Roth.) ve koca fiğin (Vicia narbonensis L.) yeşil ot ve yeşil gübre olarak değerlendirildiği bu çalışmada, pamuğun kütlü verimi yanında, erkencilik ve bazı tarımsal özellikleri de incelenmiştir. Araştırma sonucunda, pamuk tarımında fiğ bitkisinin ara ürün olarak yer alması ile pamukta incelenen tarımsal özellikler üzerine önemli bir etkisinin olmadığı, fiğin yeşil ot amaçlı uygulamasının yeşil gübreye oranla önemli bir verim artışı sağladığı görülmüştür. Ayrıca yıllar arasında gerek fiğlerin gelişmesi ve gerekse kütlü pamuk verimleri arasında önemli farklılıklar tespit edilmiştir. Üç yıllık verilere göre kışın sert ve sıcaklığın düşük olduğu yıllarda fiğlerin kış dönemi boyunca gelişemediği ve toprağa devrilmesini gerektirecek yeterli vegetatif aksam oluşturmadığı görülmüştür. Sonuç olarak fiğlerin kışlık ara ürün olarak değerlendirilme şansının elverişli iklim şartlarına bağlı olduğu, aksi taktirde olumsuz sert iklim şartlarında söz konu ara ürünlerden istenen faydanın elde edilemeyeceği kanaatine varılmıştır.Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarımsal Politikalar ve Araştırmalar Genel Müdürlüğ
Çukurova Bölgesindeki taban bir merada fosforlu gübreleme ve farklı azot dozlarının ot verimi ve kalitesi ile botanik kompozisyona etkileri üzerinde bir araştırma
Bu araştırma 1999 v^ 2000 yıllarında Adana ili Ceyhan ilçesi Mustafabeyli Beldesindeki baklagillerin dominant olduğu taban bir
merada yürütülmüştür. .Araştırmada, fosforlu gübreleme ve farklı azot dozlarının meranın verim, ot kalitesi ve botanik kompozisyonuna
etkisinin saptanması amaçlanmıştır. Üç tekrarlamalı tesadüf hloklan deneme desenine göre yürütülen araştırmada, 10 kj^da PjO; ile kombine
edilen 6 farklı azot dozu (0, 5, 10, 15, 20, 25 kg/da) ve hiç gübre uygulanmayan kontrol uygulaması incelenmiştir.
Araştırmadan eide edilen iki yıllık verilere uygulanan varyans analizi sonuçları; fosfor uygulamasının meranın kuru ot veriminde
çok önemli artışa neden olduğunu, incelenen azot dozlarının yalnızca fosfor uygulamasına göre verimde çok önemli bir farklılık
yaratmadığını göstermiştir. Fosforun valmz başma uygulanması; vejetasyondaki baklagillerin oranmı artırmış, buğdaygillerin oranını ise
azaltmıştır. Fosforla birlikle uygulanan azot dozunun satışı, baklagiller oranmı azaltmış, buğdaygiller «anım ise artırmıştır. Artan azot
dozları kuru maddede ham pnXein içeriğim yalnız fosfor uygulamasına göre azaltmış, kuru maddede NDF (selüloz+lignin+hemiselüloz)
oranlarını artırmıştır
Sığırlarda antisperm antikorları üzerine çalışma
Bu çalışmada, inek ve düvelerde antisperm antikorlarının varlığının tespiti, bu antikorların özgül olduğu sperm proteinlerinin belirlenmesi ve gebelik, ırk, yaş, tohumlama sayısı gibi parametrelerle antisperm antikorlarının ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın materyalini, yaşları 1-11 arasında olan ve değişik ırklardan 200 inek ve düve oluşturdu. Bu hayvanlarda antisperm antikorlarının varlığı ELISA ile belirlendi ve pozitif serumlarWestern Immunoblot tekniği ile test edildi. Sonuç olarak, ELISA’da, ele alınan hayvanların % 7.5’inde antisperm antikorları tespit edildi. Ayrıca bu tespit sonucunda, 3 veya daha fazla tohumlanan hayvanlarda antisperm antikorlarının varlığının daha fazla ve Simental ırkı ineklerde de en az olduğu görüldü. Western Immunoblot testi sonucunda ise hayvanların kan serumlarının, yaklaşık 30 ve 60 kDa’luk sperm proteinlerine karşı immun reaksiyon verdiği belirlendi
Sığır yaylasındaki tipik bir akdeniz orman içi mera ekosisteminin vejetasyon yapısı ve verim gücünün saptanması üzerinde bir araştırma
Bu araştırma 2000 yılmda tçel ili Tarsus İlçesi Çamlı Yayla beldesi smırian içerisinde bulunan Sığır Yaylasındaki bir orman içi
merada yürütülmüştür. Araştırmada, incelenen meranın su kaynağından farklı uzaklıklarda bulunması nedeniyle farklı düzeyde otlatma
baskısına maruz kalan üç farklı kesiminde vejetasyonun bitkiyle kaplı alan ve botanik kompozisyonu, her kesimde 500 m uzunluğundaki 3
hat boyunca 20 cm aralıklarla nokla incelemesiyle, verim değerleri ise mera kesimlerine vejetasyon başlangıcında yerleştirilen tel kafesler
içerisindeki bitkilerin çiçeklenme döneminde biçilmesi ile saptanmıştır. Araştırma sonuçlan, mera kesimine bağlı olarak bitki ile kaplı alan
oranının % 62.1 ile % 90.9 arasmda değiştiğini, üç mera kesiminde de dominant bitki grubunu buğdaygillerin oluşturduğunu ortaya
koymuştur. En yüksek kuru ot verimi ( 292.7 kg/da ) orta derecede otlatılan, en düşük verim ise ağır otlatılan mera kesimmden elde
edilmiştir. Orta derecede otlatma baskısına maruz kalan mera kesiminde en yüksek otlanma oranının ortaya çıkması, merada hayvan otlatan
göçebelerin bir tür rotasyon otlatması yaptığım ve hayvanlarım her yıl daha çok otun bulunduğu mera kesimlerinde yoğunlaştıracak şekilde
otlatmayı tercih ettiklerini ortaya koymuştur. Ancak, mera amenajmam açısından bu yeterli değildir ve özellikle erkm ilkbahar otlatmasının
hiç olmazsa 15-20 gün geciktirilecek şekilde yapılması için gereken önlemler almmalıdır. Ayrıca, yakın gelecekle bu alanları tehdit eden en
önemli unsur, otlatma baskısından daha çok tanm alanlarına dönüştürülme ve yaz turizmi amacıyla yerleşime açılma eğilimleridir
Palandöken meralarının bazı kesimlerinden alınan ot örneklerinde bazı kimyasal özelliklerin otlatma mevsimindeki değişimi
Erzurum ili Merkez İIçeye bağlı Tuzcu Köyü meralarında 1992-1993 yıllarnda Yürütülen bu çalışmada; ,meranın taban, güney,.kuzey, doğu, batı ve tepe kesimlerinden otlatma sezonu boyunca 15'er gün aralıklarla alınan ot Örneklerinde, ham protein, ham selüloz, Ca, Mg, P ve K kapsamının değişim seyri incelenmiştir. incelenen özellikler yönünden, kesimler arasında ve zamana bağı olarak önemli değişimler gözlenmiştir. Taban suyuna sahip taban kesiminde diğerlerine göre daha yüksek ham Protein ve daha düşük ham selüloz değerleri kaydedilmiştir. Taban hariç tutulduğunda tepe diğerlerine göre daha yüksek ham protein oranına sahip olurken, ham selüloz oranı yönünden düşük değere sahip olan kesimlerden birisi olmuştur. ilerleyen zamana bağlı olarak tüm kesimlerde ham protein oranında azalma, selüloz oranında ise artış kaydedilmiştir. Ham protein oranındaki azalma ve ham selüloz oranındaki artışın hızı tepede diğerlerine göre daha yavaş seyretmiştir. Ca ve Mg kapsamı yönünden tepe diğerlerine göre daha yüksek değerlere sahip olurken P veK yönünden taban daha zengin olmuştur. Minerallerin ilerleyen zaman içerisinde göstermiş olduğu değişim seyri genel manada ham proteinin değişim seyrine benzer olmuştur. Ancak Ca ve Mg'da başlangıçta kısmı bir artış gözlenmiştir. İncelenen özellikler yönunden yıllar arasında görülen farklılık iklimin seyrindeki farklılıktan kaynaklanmıştır.
Elde edilen sonuçlar değişen yöneyin yem kalitesini önemli derecede etkilediğini, aynı şekilde artan rakımın yem kalitesine olumlu yönde katkıda bulunduğunu göstermektedir. Buna göre düşük rakımdan başlayarak güney, batı, doğu, kuzey ve tepe veya taban şeklinde yönlendirilecek " Mevsime Uygun Otlatma Sistemi" planlanmasının faydalı olacağı kanısına varılmıştır. Taban kesimi toprak nemi yönünden uygun hale geldikten sonra otlatmaya alınmalıdır. Bu nedenle taban planlanacak otlatma sisteminde yaz aylarında ortaya çıkacak yem açığını kapatmada dikkate alınması gerekir. Çünkü taban suyu yaz aylarında bitki örtüsünün erkenden kurumasını engellemektedir.
"aı
Dinsel bürokrasinin Türkiye’deki serüvenine kısa bir bakış
Bu çalışmada, kurum ve örgütlerin oluşum ve gelişimlerinde yaşamsal bir öneme sahip olan bürokrasi üzerinde kısaca durulacak, din bürokrasisinin ortaya çıkışı ve devamı ile ilgili konular Türkiye özelinde ele alınmaya çalışılacaktır. Öncelikli olarak; din, bürokrasi ve din bürokrasisi kavramları konusunda kısaca bilgi verilecek ve daha sonra da, İslam’ın dinsel bürokratik yapılanmasına değinilecektir. Türkiye’deki -İslam- din bürokrasisini nicel ve nitel anlamda etkilemiş olması bakımından, Cumhuriyet yönetiminin uygulamaları ele alınacaktır. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kurulmasıyla birlikte, dinsel bürokrasinin yapılanışı farklı bir boyut kazandığından, Cumhuriyet öncesi ve Cumhuriyet sonrasındaki dinsel bürokrasinin farklı alt başlıklar altında ele alınması gereği ortaya çıkmıştır. Din bürokrasisi kavramı çerçevesinde, din alanındaki resmi örgütlenmeler yanında, yeri geldiğinde de özel dinsel örgütlenmeler üzerinde durulacaktır. İbadet yerlerinin örgütlenmesi, din-devlet ilişkileri, dinsel kurumlar ve faaliyetleri, dinsel eğitim-öğretim faaliyetleri ve bunun gibi dinin etkisi altındaki alanlar ele alınmaya çalışılacaktır. Ayrıca, din bürokrasisiyle yakından ilgili olması bakımından, yargı ve fetva konularına da yeri geldikçe değinilecektir.Kamu Hukuku Arşivi (KHukA
Talk now! Learning Turkish
Talk Now! Learning Turkish is advertised as language software aiming to teach basic vocabulary and phrases to absolute beginner Turkish learners of 12 years of age and older. It offers basic Turkish vocabulary and phrases related to nine different topics such as First words (Ilk kelimeler), Food (Yiyecek), Colors (Renkler), Phrases (Deyimler), Body (V? Numbers (Sayilar), Countries (keler), Time (Zaman), and Shopping (Alis-veris)
Klinik ve subklinik mastitisli ineklerin kan serumu bazı mineral madde ve elektrolit düzeyleri üzerine çalışma
Bu çalışmada, yaşları 2-9 arasında değişen farklı iki işletmedeki 57’si subklinik, 16’sı klinik mastitisli ve 40’ında da mastitis bulunmayan olmak üzere toplam 113 inek materyal olarak kullanıldı. Hayvanlardan toplanan kan örneklerinin serumlarında Kalsiyum (Ca), Fosfor (P), Sodyum (Na), Klor (Cl), Demir (Fe), Magnezyum (Mg) ve Potasyum (K) düzeyleri tespit edildi. Klinik ve subklinik mastitisli hayvanlarla, mastitis bulunmayan hayvanların kan serumu Ca, P, Na, Cl, Fe, Mg ve K düzeyleri arasında fark olmamasına rağmen, 8-9 yaş grubunda bulunan subklinik mastitisli hayvanların ortalama Fe düzeyinin diğer yaş gruplarından; gebe olmayan klinik mastitisli hayvanların ortalama Mg seviyesinin gebe olan klinik mastitislilerden ve Sultansuyu Tarım İşletmesine ait klinik mastitisli hayvanların Fe düzeyinin aynı işletmedeki subklinik mastitisli ve mastitis bulunmayan hayvanlardan daha yüksek olduğu tespit edildi
İneklerde tohumlama sırasında uygulanan GnRH'nın gebelik oranları ve kan progesteron seviyesi üzerine etkileri
Bu çalışmada, tohumlama ile birlikte, kas içi uygulanan GnRH'nın kan serumu progesteron seviyesine ve gebe kalma oranı üzerine etkilerini araştırmak amaçlanmıştır. Çalışmanın materyalini, yaşları 3-11 arasında değişen toplam 23 inek oluşturdu. Östrüsleri PGF2 alfa ile senkronize edilen hayvanlardan, östrüs günü başlanarak, siklus boyunca haftada 3 defa kan örnekleri alındı. Takip eden östrüste tüm hayvanlar tabii olarak tohumlandı ve 2 gruba ayrıldı. Tohumlamadan hemen sonra birinci gruba (uygulama grubu n=12) 100 mcg gonadorelin, 2. gruba (kontrol grubu n=11) 2 ml izotonik NaCl solüsyonu kas içi olarak uygulandı. Uygulamalar sonrasında östrüs siklusu süresi kadar (21-22 gün) bir zaman süresince, haftada 3 defa kan örnekleri alınmasına devam edildi. Kan örneklerinin serumları çıkarıldı ve progesteron değerleri RIA ile tayin edildi.
Tohumlama sonrası östrüs siklusu süresinin, uygulama ve kontrol grubunda gebe kalmayan hayvanlarla benzerlik gösterdiği tespit edildi. Uygulama ve kontrol grubunda gebe kalan hayvanların tohumlama sonrası progesteron seviyelerinin karşılaştırılmasında, 10. gün progesteron seviyeleri arasındaki farkın önemli olduğu belirlendi. Uygulama ve kontrol grubunda gebe kalmayan hayvanların tohumlama sonrası progesteron seviyelerinin karşılaştırılmasında ise, 17 ve son gün progesteron değerleri arasındaki farkın önemli olduğu tespit edildi. Uygulama grubunu oluşturan 9 (%77.7) inekten 7'si ve 11 kontrol inekten 5'i (%45.4) gebe kaldı.
Sonuç olarak, tohumlama ile birlikte uygulanan 100 mcg gonadorelin, gebe kalan ineklerde progesteron seviyelerini önemli derecede etkilememekle beraber, gebe kalan ineklerin sayısını artırdı. Bu sebeple, tohumlamayı takiben kas içi olarak 100 mcg gonadorelin uygulamasının, mekanizması tam olarak ortaya konamamakla birlikte ineklerin gebe kalma oranının yükseltilmesi amacıyla kullanılmasının faydalı olabileceği sonucuna varıldı
İsviçre Esmeri ineklerde bazı linear tip özellikleri ile mastitis arasındaki ilişkiler üzerine bir çalışma
Bu çalışma, Malatya’daki bir süt sığırı işletmesinde bulunan İsviçre Esmeri ineklerde bazı linear tip özellikleri ile mastitis arasındaki ilişkileri tespit etmek amacıyla yapıldı. Çalışmanın materyalini, yaşları 2-8 arasında değişen toplam 54 baş İsviçre Esmeri inek oluşturdu. Bu araştırmada, linear tip özellikleri olarak ön meme başı yerleşimi, ön meme başı uzunluğu, ön meme bağlantısı, meme derinliği, arka meme bağlantısı, suspansor ligament ve arka bacaklar (yandan görünüm) gibi özellikler ile toplam puan değerlendirildi. Sonuç olarak, meme derinliği fazla olan İsviçre Esmeri ineklerde mastitis oranının daha yüksek olduğu belirlendi. Ancak mastitisin görülme oranları itibarıyla diğer meme özelliklerine ait puanlar ile arka bacakların yandan görünümü ve toplam puan bakımından CMT pozitif ve negatif gruplar arasında istatistiki anlamda önemli düzeyde bir farklılık tespit edilemedi. Bu araştırmada, süt sığırı işletmeleri için mastitisten korunmada, linear tip özelliklerinin, mastitis görülme oranları bakımından gruplar arasındaki farklılıkları önemli bulunmamıştır. Meme derinliği bakımından gruplar arasındaki farklılık istatistiki anlamda önemli bulunmuştur (p<0.05). Bu durumun, özellikle yetiştirme ve damızlık amaçlı ineklerin seçimi sırasında dikkate alınmasının yararlı olacağı kanısına varılmıştır