1155 research outputs found
Sort by
Otlatılan ve korunan iki farklı mera kesiminin bazı toprak ve bitki örtüsü özelliklerinin karşılaştırılması II. toprak özelliklerinin karşılaştırılması
Çalışmalar Erzurum merkez ilçenin Sütevler mahallesinde yarısı otlatmaya açık yarısı ise
askeri amaçla koruma altında olan bir mera alanının iki farklı kesiminde yürütülmüştür. Araştırmada
Otlatılan ve korunan mera kesimlerinde organik madde oranı, tekstür sınıfı, kireç oranı, kütle
yoğunluğu, agregat stabilitesi, hava ve su geçirgenliği, strüktür stabilitesi ve dispersiyon oranı
incelenmiştir. Toprakların fiziksel ve kimyasal özellikleri kesimlere göre önemli fark göstermemekle
birlikte derinliğe doğru önemli değişim tespit edilmiştir. Otlatılan ve korunan mera kesimlerinde
organik madde oranı %2.31 ve 2.41 olarak belirlenirken, kireç oranı %0.31 ve 0.38, kütle yoğunluğu
1.16 ve 1.12 g/cnv\ agregat stabilitesi %70.17 ve 67.48, hava geçirgenliği 1.34 ve 1.28//, , su
geçirgenliği 38.35 ve 37.90// , strüktür stabilitesi 10.07 ve 9.50 cm/h ve dispersiyon oranı 15.24 ve
14.32 olarak belirlenmiştir. Otlatılan kesimde killi-tın olan tekstür sınıfı korunanda kumlu-killi-tın
olarak belirlenmiş ve derinlikle fazla değişim göstermemiştir
Use of cauda epididymis extract as ımmunocontraceptive
The objective of this study was to evaluate use of a cauda epididymis extract (CEE) as an immunocontraceptive in rats. Twenty-two rats in puberty or 19 rats that gave birth once (primipara) were immunized with intraperitoneal (IP) injection of CEE. Rats in puberty received one or two injections of CEE containing 1.5 109 sperm/mL, while primipara rats received injections of CEE containing 3 106 sperm/mL up to three times. Animals were tested for the presence and concentration of anti-CEE antibody by enzyme-linked immunosorbent assay(ELISA) and monitored for pregnancy following natural insemination. Results revealed that 38 (92.6%) of the 41 rats were positive for anti-CEE antibodies, regardless of animal type or immunization procedure. However, there was no relation between pregnancy rates and concentration of anti-CEE antibody in rats immunized with CEE. These results indicate that immune response against CEE may not play a major role in contraception in rats. © 2002 Elsevier Science Inc. All rights reserved
Resmi dinsel bürokrasinin temsilcisi olarak diyanet ve alevilik
Dinsel bürokrasi, "din ve dinsel grupların bürokratik yöntemlerle örgütlenmelerinden doğan yapı" biçiminde tanımlanabilir. Dinsel bürokrasi kavramından; resmi ve resmi olmayan dinsel yapılanmalar anlaşılabilmektedir. Bu çalışmada, Türkiye'de, Diyanet İşleri Başkanlığı biçiminde şekillenen dinsel bürokratik örgütlenmede, Alevilik ve Alevilerin konumu ile ilgili tartışmalara ve yapılan araştırma sonuçlarına yer verilmeye çalışılacaktır.
3 Mart 1924 tarihinde, Cumhuriyet döneminin din-devlet ilişkilerini belirleyen önemli birtakım kararlar alınmıştır. Bunlardan birisi de, din işlerinin yürütülmesi için bir teşkilat ve vakıfların yönetimi için bir müdürlüğün kurulmasını öngören 429 sayılı kanundur.
429 sayılı kanun, "Türkiye Cumhuriyeti'nde muamelât-ı nâsa dair olan ahkâmın teşri ve infazı Türkiye Büyük Millet Meclisi ile onun teşkil ettiği Hükûmete ait olup, dini mübîni İslam'ın bundan maada itikadat ve ibadata dair bütün ahkamın ve mesalihinin tedviri ve müessesatı diniyenin idaresi için Cumhuriyetin makarrında bir (Diyanet İşleri Reisliği) makamı tesis edilmiştir" şeklindedir. Aynı kanunun 3. maddesi ise; "Diyanet İşleri Reisi, Başvekil'in inhası üzerine Reisicumhur tarafından nasbolunur" denilerek tayin şekli konusunda açıklayıcı bilgi verilmiştirElektronik Sosyal Bilimler Dergisi (www.esosder.com
Kurumda yaşayan korunmaya muhtaç çocuklarda Rorschach testinin "kendilik algısı, duygulanım ve fikir yürütme" boyutlarının incelenmesi
Bu çalışmada Çocuk Esirgeme Kurumunda yaşayan korunmaya muhtaç çocuklarda, aileden ayrılmanın ve kurumda kalmanın etkileri Rorschach Testi kullanılarak araştırılmıştır. Deney grubu, bir kurumda yaşayan yaşları 10-15 arasında değişen, zihinsel veya bedensel herhangi bir özrü bulunmayan 30 kız 30 erkek toplam 60 çocuktan meydana gelmiştir. Kontrol grubu için deney grubuyla yaş ve cinsiyet bakımından eşlenmiş, görece olarak düşük sosyo-ekonomik seviyeyi temsil eden bir devlet okulundan ailesiyle yaşayan 60 çocuk alınmıştır. Deneklerin Rorschach Teste tepkileri, Exner’in (1986,1991) Rorschach Testi sistemi ile sembollere dönüştürülerek, Rorschach Testinin "Kendilik Algısı, Duygulanım ve Fikir Yürütme" boyutları kıyaslanmıştır. Puanların gruplar içinde düzensiz bir dağılım göstermesi nedeniyle Rorschach Testini değerlendirmede Mann Whitney U Testi ve Ki-Kare Testi kullanılmıştır. Rorschach Testinin "Kendilik Algısı, Duygulanım ve Fikir Yürütme" boyutlarının yorumlanması sonucunda elde edilen bulgular, kurumda yaşayan korunmaya muhtaç çocukların duygulanımlarını göstermekten kaçındıkları, duygusal donukluk gösterdikleri, düşünce süreçlerindeki ve algılamalarındaki bozulmaların şizofrenik bir tabloyla benzerlikler gösterdikleri yönündedir. Önemle belirtilmesi gereken bir nokta, araştırmanın yapılış amacının, kurumda yaşayan çocukları herhangi bir psikiyatrik tanıyla etiketlendirmek olmadığıdır. Bu bulgular sadece, kurumda yaşayan çocukların, aileden ayrılma ve kurumda kalmalarının olumsuz sonuçlarının boyutunu göstermesi bakımından önem taşımaktadır. Kurumda yaşayan çocukların özelliklerinin daha iyi anlaşılması için, Rorschach Testinin "Kişiler Arası Algılama, Kendini Kontrol Etme, Stres, Kavrama" gibi boyutlarının da incelenmesi gerekmektedir. Benzer psikometrik tekniklerle de yapılacak araştırmaların bu sonuçları teyit etmesiyle, korunmaya muhtaç çocukların duygusal dünyaları ve düşünce süreçleri hakkında daha iyi formülasyonlara gitmek mümkün olacaktır.In this study, the children who faced with the effects of leaving their families and had to live at Chıldren Protect Instıtue researched by using the Rorschach Test. The experiment group consisted of 60 children, 30 boys and 30 girls who are aged between 10 –15 and have no mental or physical defect. For the control group 60 children who represent the lower social-economic level and live with their families have been taken from a state school and this group was paired with the age and sex. The reactions of the children have been converted into symbols through Exners [1986,1991) Comprehensive Rorschach Test system, "Self Perception, Affect and Ideation" cluster of Rorschach Test have been compared. Due to the irregular distribution of the scors to evaluate Rorschach Test Mann Whitney U and Chi Square Test have been applied. In the results of interpretation and findings of Rorschach Test system "Self Perception, Affect and Ideation" the children who live at the institute and need to be protected, avoid showing their sense reception, they also indicate emotional paralysis and their defeats during thinking process and perception showing similiarities and inclining towards a schizophrenic table. The point must be considered important that the aim of the research is not to label the children of institue with a psychiatric diagnosis. These findings are important only as they reveal the dimensions of negative results of living in an institue and being left by the families. To understand better the characteristics of the children living at institute, it is necessary to examine "Interpersonel Perception and Relatations, Capacity for Control, Stiationally-Related Stress, Cognitive Mediation" the cluster of Rorschach Test. It will be possible going to better agreed solution about the emotional life and thinking development of the children who need to be protected, with the results and confirmation of similiar psychometric tecniques that will done
Kuzularda çinko oksit uygulamalarının bazı biyokimyasal parametreler ve canlı ağırlık kazancı üzerine etkileri.
Bu çalışma, kuzulara çinko oksit uygulamalarının kan serumu çinko, bakır, demir, kalsiyum, magnezyum, total protein ve gammaglobulin düzeyleri ile canlı ağırlık kazancı üzerindeki etkilerinin araştırılması amacıyla yapıldı.
Çalışmada, 15 kontrol ve 20 deneme olmak üzere toplam 35 adet 20-25 günlük İvesi ırkı erkek kuzu kullanıldı. Deneme grubundaki kuzulara haftalık aralıklarla toplam 12 defa 500’er mg çinko oksit % 2’lik çözelti halinde ağız yolu ile verildi. Gruplardan 0., 14., 28., 42. ve 84. günlerde olmak üzere toplam 5 kez kan örnekleri alındı. Ayrıca kuzular 0., 14., 28., 42., 56., 70., 84. ve 118. günlerde tartılarak canlı ağırlıkları belirlendi. Deneme grubu serum çinko ve gammaglobulin ortalamaları, çinko oksit uygulandıktan sonraki bütün ölçümlerde, canlı ağırlık ortalamaları ise 70., 84. ve 118. günlerde kontrol grubu ortalamalarından istatistik olarak önemli derecelerde yüksek saptandı. Ancak deneme grubu serum bakır ortalamaları 28., 42. ve 84. günlerde kontrol grubu ortalamalarından önemli derecelerde düşük bulundu. Serum demir, kalsiyum, magnezyum ve total protein ortalamalarında ise gruplar arasında önemli farklar saptanmadı. Sonuç olarak, kuzularda çinko oksitin ağız yolu ile uygulanmasının serum çinko ve gammaglobulin düzeyleri ile canlı ağırlık kazancı üzerinde önemli artışlar sağladığı belirlendi. Ancak çinkonun tek başına verilmesinin serum bakır düzeylerinde azalmalara yol açabileceği, bu nedenle kuzulara çinko ile bakırın kombine verilmesinin daha yararlı olabileceği kanısına varıld
Otlatılan ve korunan iki farklı mera kesiminin bazı toprak ve bitki örtüsü özelliklerinin karşılaştırılması I. bitki örtüsü özelliklerinin karşılaştırılması
Erzurum merkez ilçenin Sütcvler mahallesinde yarısı otlatmaya açık yansı ise askeri amaçla
koruma altında olan bir mera alanının iki farklı kesiminde 1996 ve 1997 yılları arasında (Haziran ve
Eyliil'de) yürütülen çalışmada mera kesimlerinin bazı bilki örtüsü (botanik kompozisyon, toprağı
kaplama oranı, topraküstü ve toprakaltı bioması, mera kalite derecesi ve bazı bitki kimyasal analizleri)
özellikleri incelenmiştir. Çalışma sahası bitki örtüsünün botanik kompozisyonunda otlatılan kesimde
baklagil ve diğer familyadan türler, korunanda bıığdaygil türleri yüksek oranda yer almışlardır. Her iki kesimde Haziran ayında buğdaygil ve diğer familyadan türler Eylül ayından daha yüksek değerde
olurken, baklagillerde tersi durum ortaya çıkmıştır. Bitki örtüsünün toprağı kaplama oranları korunan
kesimde deha yüksek tespit edilmiştir. Örtü materyali miktarı haziran döneminde eylülden daha yüksek olmasına karşın, toprakaltı biomasi eylülde daha yüksek kaydedilmiştir. Mera durumu otlatılan kesimde zayıf (2.95), korunan kesimde ise orta (5.55) sınıfta yer almıştır. Otlatılan mera kesiminin olu, ham protein. P, K ve Mg yönünden korunandan, korunan kesimin otu ise ham selüloz ve Ca yönünden otlatılandan daha zengin olmuştur
Use of cauda epididymis extract as ımmunocontraceptive
The objective of this study was to evaluate use of a cauda epididymis extract (CEE) as an immunocontraceptive in rats. Twenty-two rats in puberty or 19 rats that gave birth once (primipara) were immunized with intraperitoneal (IP) injection of CEE. Rats in puberty received one or two injections of CEE containing 1.5 109 sperm/mL, while primipara rats received injections of CEE containing 3 106 sperm/mL up to three times. Animals were tested for the presence and concentration of anti-CEE antibody by enzyme-linked immunosorbent assay(ELISA) and monitored for pregnancy following natural insemination. Results revealed that 38 (92.6%) of the 41 rats were positive for anti-CEE antibodies, regardless of animal type or immunization procedure. However, there was no relation between pregnancy rates and concentration of anti-CEE antibody in rats immunized with CEE. These results indicate that immune response against CEE may not play a major role in contraception in rats. © 2002 Elsevier Science Inc. All rights reserved
Farklı oranlarda ekilen adi fiğ (Vicia sativa L.) ve arpa (Hordeum vulgare L.) karışımlarında tohum verimi ve bazı özelliklerin belirlenmesi
Erzurum sulu şartlarında 1997 yılında yürütülen bu çalışmada Adi fiğ (Karaelçi) ve Arpa
(Tokak 157/37)'nın yalnız ve karışık ekimlerinin tohum verimi ve bazı özellikleri incelenmiştir. Birim
alandan tesis eden bitki sayısı adi fiğde 102.7-188.0 adet/m2, arpada 26.7-420.0 adet/m2 arasında
değişmiştir. Adi fiğde ortalama bitki boyu 51.80 cm, bitki başına ana dal sayısı 1.50 ile 1.83 arasında,
ana dalda yan dal sayısı ise 1.80-2.50 adet arasında değişmiştir. Alt bakla yüksekliği en fazla %100
fîğ+%20 arpa karışım parsellerinden (28.63 cm) elde edilmiş, en düşük değer ise yalnız fiğ parselinde
(21.20 cm) kaydedilmiştir. Fiğ ve arpa bitkilerinde en yüksek tohum verimlerini yalnız ekilen parseller
vermiştir. Ortalama ham protein oranı fiğde %26.30 olarak belirlenmiştir. Bu çalışma sonuçlarına göre
karışık ekimlerde %90 adi fiğ+%10 arpa, tane yemi için değerlendinlecekse %100 adi fiğ+%10 arpa
uygun olduğu kanaatine varılmıştı
TÎN SÛRESİ’NİN TEFSİRİ VE SÛRE IŞIĞINDA KUTSAL ZAMAN VE MEKÂN MEFHÛMU
Tezimiz “Tîn Sûresinin Tefsîri ve Sûre Işığında Kutsal Zaman ve Mekân Mefhûmu” ismini taşımakta olup Giriş, III Bölüm ve Sonuç olmak üzere toplam beş bölümden oluşmaktadır. Giriş Bölümünde, sûre tefsîrine duyulan ihtiyacın üzerinde durduktan sonra, konulu tefsîrin ehemmiyetini anlattık. Daha sonra da daha önce yapılmış “Tîn Sûresi Tefsîrleri” hakkında ve tezimizin sistemi hakkında bilgi verdik. I. Bölümde sûreyi daha çok klasik usullerle tefsîr etmeye çalışıp bu metodu, sûrenin
nüzûl sebebi ve yeri, sûredeki ‘ğarîb’ lafızlar, kıraat ihtilafları, sûrenin i’râbı, icmâlî tefsîri, fazileti ve sûreden çıkabilecek hükümler şeklinde uyguladık. II. Bölümde sûre ışığında “kutsal” mefhûmu ve “kutsal zaman ve mekânlar” üzerinde durduk. İşe kutsalın tarifi ile başlayıp sonra kutsalın kaynakları, İslâm öncesi dinler ve İslâm’da kutsallık anlayışını araştırıp her iki anlayışı arşılaştırdıktan sonra tartıştırdık. Daha sonra da eşya, zaman ve mekânın kutsallıklarını ve dinlerdeki mantığını araştırdık. III. Bölümde İslâm’ın kutsal olarak benimsediği bazı zaman ve mekânlar hakkında âyet ve hadîsleri derleyip değerlendirdikten sonra kutsalın psikolojik yönü üzerinde bazı fikirler sunduk. Sonuç Bölümünde ise Kutsalın hakikati ile yanlış temâyüller sonucu oluşan kutsallarla İslâm’ın mücâdelesini anlattık
Pikalı ve sağlıklı kuzuların bazı biyokimyasal parametreleri üzerinde araştırmalar
Bu araştırma, pikalı ve sağlıklı kuzulardaki serum çinko, bakır, demir, kalsiyum, magnezyum, inorganik fosfor ve total protein düzeylerinin araştırılması amacıyla yapıldı.
Çalışmanın materyalini 38 pikalı ve 20 sağlıklı olmak üzere toplam 58 adet 1-1,5 aylık ivesi ırkı kuzu oluşturdu. Kuzulardan 5 gün ara ile 2 kez kan örnekleri alındı. Pikalı kuzuların her iki kan alma döneminde de ölçülen serum inorganik fosfor, bakır ve total protein ortalamaları, sağlıklı kuzulardaki ortalamalardan önemli derecelerde (sırasıyla; p<0,001, p<0,05 ve p<0,01) düşük saptandı. Ayrıca pikalı kuzuların serum çinko ve demir ortalamaları, sağlıklı kuzulardaki ortalamalardan hafif derecede düşüktü. Kalsiyum ve magnezyum ortalamalarında ise iki grup arasında önemli farklılıklar bulunmadı. Sonuç olarak, pikalı kuzuların tedavisinde fosfor, bakır ve protein ilavelerinin yararlı olacağı kanısına varıldı