Bingöl University

Open Access @ Bingol University
Not a member yet
    1155 research outputs found

    Öksüz ve yetimlerin toplumsal bütünleşme problemi: Diyarbakır yetiştirme yurdu uygulaması

    No full text
    Çocukların bedensel, zihinsel ve ruhsal açıdan sağlıklı bir gelişim gösterebilmeleri için; anne, baba ve kardeşlerden oluşan aile içinde yetişmelerinin gerekli olduğu biçimindeki olgu, farklı dallardaki bilim adamları tarafından ortaya konulmaktadır. Aile yuvasının yakınlığı, sevisi ve anne-babanın şefkat ve sıcak ilgisinden yoksun kalan çocukların, şahsiyet gelişimi bozukluklarına maruz kalmaları, topluma uyum sağlayamamaları ve gelişme açısından birtakım eksiklikleri üzerlerinde barındırmaları kaçınılmazdır. Çocuklar; anne-babadan birisinin veya her ikisinin ölmesi, savaş, doğal afet, anne-babanın ayrılması vb. nedenlerle aile ortamından yoksun kalabilirler. Bahsedilen durumlara maruz kalan çocuklar; sevgi, ilgi, yaşama ortamı, eğitim vs. açısından yetersizlik içinde kalabilmektedirler. Bu eksiklikleri üzerinde barındıran çocukların ileriki yaşamında; birtakım sapma davranışlarda (ferdi/adi suç, yaygın suç/terör, hırsızlık, uyuşturucu madde kullanımı vs.) bulunması ve ömrü boyunca başka insanlara “yük olması” kaçınılmazdır. Anne, baba ya da hem anne ve babanın ölmesi sonucu, korunmaya muhtaç olan çocukların topluma kazandırılması yönünde farklı teknikler kullanılmaktadır. Bunlar; kurum bakımı, grup evleri, koruyucu evleri, evlat edinme ve çocuklara kendi aileleri / yakın akrabaları yanında hizmet sağlanması biçiminde sıralanabilir. Dünyada birçok ülkede olduğu gibi, ülkemizde de kurum bakımı uygulaması yaygındır. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu‟nun denetimi altında olan çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtları, öksüz ve yetim kalan çocukların büyük bir kısmına hizmet vermeyi amaçlamıştır. Ancak, en mükemmel yetiştirme yurdu ve çocuk yuvasının bile, ailedeki “hava”yı veremediği bir gerçektir. Nitschke; annenin şefkat ve bakımını veya onun yerini tutacak duygusal bağı bulamayan çocuğun, dünyaya bir “giriş kapısı” bulamayacağını belirtir. Öksüz ve yetimlerin sosyal bütünleşmelerinin konu edinildiği bu çalışmada, Diyarbakır Yetiştirme Yurdu‟nda kalan; annesi, babası ve hem annesi hem babası ölmüş çocuklar ele alınacaktır. Bahsedilen çocukların, şu an devam edegelen ve ileride görülmesi muhtemel olan toplumsal bütünleşme problemleri incelenecektir. Çocuklar şu anda, az-çok adapte oldukları bir sosyal çevre (yurt arkadaşı, öğretmen vs.) içinde bulunuyor olsalar da, bu kurumdan ayrıldıktan sonra, onları “yabancı” bir çevrenin / toplumun beklediği bir gerçektir. Bahsedilen bu doğal çevre içinde yaşanmadığından dolayı, bahsedilen kişilerin, buranın değerleri ve normlarına karşı “alışılmışın dışında” bir karşılık vermeleri ve bundan dolayı da göreli bir uyumsuzluk hali içinde olmaları olasıdır. Yetiştirme yurdunda kalan ve “reşit yaş”a gelince de buradan ayrılması kaçınılmaz olan çocukların, daha sonraki yaşamlarına ilişkin öngörüleri, toplumsal bütünleşmelerini etkileyebilecek düzeydedir. Bahsedilen kurumdan ayrılarak topluma katılan çocukların, “acınacak kimseler” olarak toplumda yer edinmemeleri ve topluma yabancılaşmamaları için, bu kesimin problemlerinin tespit edilip çözümler üretilmesi gerekmektedir. Bahsedilen adımların atılmasında kamu kuruluşları yanında, özel kuruluşların ve yine sivil toplum kuruluşlarının eşgüdüm halinde olmaları, bütünleşmenin en yüksek düzeyde olmasını sağlayabilecektir

    Investigation of arcobacters in meat and faecal samples of clinically healthy cattle in Turkey

    No full text
    Aims: To investigate the presence of Arcobacter spp. in minced beef meat (n ¼ 97) and rectal faecal samples (n ¼ 200) collected from cattle immediately after slaughter at a local abattoir in Turkey. Methods and Results: Meat samples were examined using three different isolation procedures (CATsupplemented media, de Boer arcobacter isolation method and membrane filtration method), but only one method (CAT-supplemented media) was employed for faecal samples. The isolated Arcobacter strains were identified by genus- and species-(multiplex) specific PCR assays. Arcobacter spp. were isolated from 5 and 9Æ5% of meat and faecal samples respectively. Although the only Arcobacter sp. found in meat samples was Arcobacter butzleri, all three pathogenic species – A. butzleri, A. cryaerophilus and A. skirrowii – were detected in the rectal swabs. No Arcobacter was isolated when the de Boer method was used for minced meat samples but the same five meat samples were found positive for arcobacters when CAT-supplemented media and membrane filtration method were used. Conclusions: The membrane filtration method was found to be superior to the CAT-supplemented media, because it led to a reduction in competing microflora. However, the necessity for one filter and medium for each sample makes this method somewhat expensive. The multiplex-PCR (m-PCR) assay shortened significantly the time required for the identification of Arcobacter spp. and also removed the possibility of false positive results due to other campylobacteria. Significance and Impact of the Study: This study reports the isolation of Arcobacter spp. in cattle for the first time in Turkey. The m-PCR assay enables the identification and differentiation of all arcobacters simultaneously in one-step PCR

    Subklinik mastitisli ineklerde kan ve süt serumu bazı mineral madde düzeyleri üzerine çalışma

    No full text
    Bu çalışma, sağlıklı ve subklinik mastitisli ineklerde kan serumu kalsiyum, magnezyum, çinko, bakır ve demir ve süt serumunda Cu hariç diğer parametrelerin (Ca, Mg, Zn ve Fe) düzeylerini ortaya koymak amacıyla yapıldı. Materyal olarak, yaşları 2-9 arasında değişen 15 baş sağlıklı ve 21 baş subklinik mastitisli toplam 36 inek kullanıldı. California Mastitis Test (CMT) sonuçlarına göre negatif reaksiyon gösteren 41 meme lobu sağlıklı, +1 ve +2 şeklinde pozitif reaksiyon veren 56 meme lobu subklinik mastitisli olarak değerlendirildi. Alınan kan ve süt örneklerinde mineral madde düzeyleri atomik absorbsiyon cihazı ile tespit edildi. Subklinik mastitisli ineklerin süt serumu Ca düzeyleri, sağlıklı sütlere göre düşük (P<0.001), Zn ve Fe değerlerinin yüksek olduğu (sırısıyla; P<0.05 ve P<0.01), Mg değerlerinin ise değişmediği tespit edildi. Sağlıklı ineklerin kan serumu Ca değerleri, subklinik mastitisli hayvanlara göre yüksek (P<0.01), Cu değerlerinin düşük olduğu (P<0.001) ve Mg, Zn ve Fe düzeylerinin ise değişmediği belirlendi (P0.05). CMT skoru +1 olan sütlerin Ca değerleri, +2 olan sütlere göre yüksek (P<0.05), Mg, Zn ve Fe değerlerinin ise, CMT skorundan etkilenmediği belirlendi. Sonuç olarak, subklinik mastitisli memelerin süt serumu Ca değerleri, sağlıklı memelere göre düşük, Zn ve Fe değerlerinin ise yüksek olduğu ve Mg düzeylerinin değişmediği belirlendi. Subklinik mastitisin teşhisinde adı geçen parametrelerden faydalanılabileceği ve ileride yapılacak çalışmalara ışık tutacağı kanaatindeyiz

    Investigation of some haematologic and biochemical parameters in serum of gazelles (gazella subgutturosa) at Ceylanpınar, Şanlıurfa, Turkey.

    No full text
    Some hematological and biochemical parameters were determined in blood specimens collected from 16 clinically healthy gazelles (Gazella subgutturosa). They are bred in a large enclosed area in which they roam freely in CeylanpÝnar, ÞanlÝurfa, Turkey. Average levels for the following hematological and biochemical parameters were found: WBC (10.09 ± 1.50 x 103/mm3), RBC (11.7 ± 1.78 x 106/mm3), Hb (18.85 ± 1.10 g/dl), PCV (51.64 ± 3.2 %), MCV (45.1 ± 0.86 fl), MCH (16.5 ± 0.23 pg), MCHC (36.68 ± 0.77 g/dl), platelets (315.70 ± 33.00 x 103/ml), glucose (66.6 ± 20.0 mg/dl), ALT (50 ± 12.0 IU/l) and AST (372.4 ± 75.0 IU/l), calcium (8.88 ± 0.26 mg/dl), phosphorus (6.9 ± 0.50 mg/dl), sodium (154 ± 5.1mmol/l), potassium (4.98 ± 0.37 mmol/l), and chloride (112.8 ± 2.70 mmol/l). Wide variations were recorded in the levels of WBC, platelets and glucose as well as in the activities of the enzymes ALT and AST

    Orman mera ilişkisi

    No full text
    Ormanlar dünya kara yüzeyinin yaklaşık %39’lık kısmını, ülkemizde yaklaşık %26.42’lık kısmını kaplar. Ülkemizde yaklaşık 1.6 milyon hektar orman merası mevcuttur. Dünyadaki konifer ormanları orman merası veya geçiş merası olarak sınıflandırılmaktadır. Orman ekosistemleri yapı bakımından benzer olan iki ana tip (orman üstü ve altı) şeklinde karakterize edilebilmektedir. Bu ekosistemlerde bitki ve ağaç türlerinde değişiklik olabilmektedir. Genellikle orman ekosistemlerinde alt türler sık orman ağaçların artmasıyla azalırlar. Bir çok orman ekosisteminde orman yönetiminde bir düzen sağlamada evcil hayvanların otlatılmasının kullanımı potansiyeli vardır. Ormanların birçoğu büyük ve küçük baş evcil çiftlik hayvanlar tarafından tüketilen lezzetli, yüksek kaliteli, farklı orman altı yem türlerini kapsarlar. Hayvanlar ağaçların yenilenmesinde ağaçlara zarar vermeksizin yemleri otlayabilmektedirler ve geçiş meraları ve ormanüstü-ormanaltı meraları gelecekte orman yönetiminde daha önemli olabilecektir

    Arı otunun (Fazelya) Bingöl yöresinde arı merası olarak kullanılma olanakları

    No full text
    Bingöl ve çevresi coğrafi konum bakımından %8 aktif tanmın yapıldığı ekilebilir aıazi, %92 tarım yapılamayan çayr mera ve çalılıklardan oluşmuştur. Bu rakamlara bakıldığında tanmsal yapının büyük oranda hayvancılık ve ancılık üzerinde yoğunlaştığı gönilmektedir. Aynca bu bölge çayır, merabitkilerinin çeşitliliği ve bolluğundan dolayı yerli ve gezgin arıcıların tercih ettiği ve konakladığı biı bölge konumundadır

    Evcil hayvanlarda immunolojik infertilite

    No full text
    İnfertilite ve buna bağlı olarak ortaya çıkan ekonomik kayıplar özellikle çiftlik hayvanları için çok önemli bir konudur. Bu hayvanlarda, nedenlerine yönelik çok sayıda çalışma yapılmasına rağmen infertilitenin sebepleri tam olarak ortaya konamamıştır. Sunulan derlemede, sebebi belli olmayan infertilite içerisinde, immunolojik faktörlere bağlı infertilitenin rolünün ortaya konması amaçlandı

    Çukurova koşullarında miirdiinıük (Lathyrus sativus L.) ile değişik tahıl türleri karışım oranlarının verim ve kaliteye etkisi

    No full text
    Çukurova koşullarında, mürdürnüğün değişik tahıl türleri ile karışını halinde, kışlık ara ürün olarak, yeşil ot üretim amacıyla yetiştirilme olanaklarının belirlenmesi amacıyla yürütülen bu çalışma, 1997-98 yetiştirme sezonunda Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü araştırma alanında yürütülmüştür. Araştırma, bölünmüş parseller deneme desenine göre 4 tekrarlamalı olarak yürütülmüş ve karışıma giren tahıl türleri ana parselleri, karışım oranları ise alt parselleri oluşturmuştur. Deneme, buğdaygil materyali olarak arpa (Hordeum vıılgare L.), yulaf (Avena sativa (L.)) ve tritikale (X.Triticosecale (Wittmack.)) türleri, karışım oranları olarak %75 Tahıl + %25 Mürdümük, %50 Tahıl +- %50 Mürdümük ve %25 Tahıl + %75 Mürdümük olacak şekilde düzenlenmiştir. Araştırma sonucunda, karışıma giren bitkilerin tek verimlerinin azaldığı, ancak toplam verimde artışlar olduğu bulunmuştur. Kuru ot verimi bakımından en yüksek değer 1175.10 kg/da ile yulafın %75 oranında karışıma girdiği sistemlerden elde edilmiştir.Tahılların %25 oranında karışıma girmesiyle birim alandan elde edilen toplam ham protein verimi bakımından saf ekimlerden üstün değerler elde edilebileceği belirlenmiştir

    traT and CNF2 genes of Escherichia coli isolated from milk of healthy cows and sheep

    No full text
    The objectives of the present study were to isolate Escherichia coli from milk of apparently healthy cows and sheep and to investigate the presence of traT and cytotoxic necrotising factor-2 (CNF2) virulence genes by multiplex polymerase chain reaction (PCR). Milk samples collected from a total of 1028 apparently healthy ruminants (737 cows and 291 sheep) in eastern Turkey were streaked onto 5% sheep-blood agar. E. coli was isolated and identified by biochemical tests in 5.9% (61/1028) of milk samples. Correct amplification with the molecular length of 232 bp was obtained from all E. coli isolates by the species-specific PCR. The isolation rates of the agent were calculated to be 7.6% (56/737) in cows and 1.7% (5/291) in sheep. The difference between these proportions was statistically significant (p<0.001). Multiplex PCR showed that traT and CNF2 genes were present in 62.3% and 6.6% of all isolates, respectively. Both genes were present in 16.4% of the isolates, with only 14.7% having neither gene

    Çayır meralarda yabancı bitkitürlerinin kontrol altında tutulması

    No full text
    Çayır mera alanlarında gerek ortam y e t e r s i z l i ğ i n e ve gerekse yararlanma yanlışlıklarına bağlı olarak çeşitli nedenlerden kaynaklanarak ortaya çıkan yabancı bitkilerle savaşım; çayır meraların ıslahında uygulanan en önemli kültürel yöntemlerden birini teşkil etmektedir. Zira, çayır meraların yabancı bitkilerle kaplanması; sadece otobur çiftlik hayvanlarının sağlıklarına, ürünlerinin miktarına ve kalitesine zarar vermekle kalmamakta, aynı zamanda çayır-mera vejetasyonlarının s a ğ l ı ğ ı n a ve tüm varlığına da zarar vermektedirler. Hatta, çayır mera arazisinin tahribatına ve erozyonun gelişerek tüm alanı bozup işe yaramaz bir hale getirmesine ve çölleşmesine de yol açabilmektedirler. Yabancı bitki savaşımı, çayır mera ıslahında tek başına dahi ıslahın gerçekleşmesinde rol o y n a y a b i l m e k t e d i r . Bu uygulama ile, vejetasyonun botanik kompozisyonuna katılan değerli yembitkilerinin örtü derecesi, % 25'e dahi düşmüş olsa, 2-3 yıl içinde % 80'e ve hatta % 100'e çıkartabilmektedir. Bu yöntemin, mera ıslahında daima öncelikle ele alınması gerekmektedir

    0

    full texts

    1,155

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Open Access @ Bingol University
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇