2045 research outputs found
Sort by
…
KH00146MEF Üniversitesi Kütüphane direktörü Ertuğrul Çimen, IFLA'nın düzenlediği World Library and Information Conference adlı etkinlikte "The HERMES Project: Strengthening Digital Resource Sharing during COVID and Beyond" başlıklı sunumuyla yer aldı.Ağusto
France Telecom Davası Işığında Psikolojik Taciz (Mobbing) Suçu
Paris Asliye Ceza Mahkemesi önündeki France Telecom davası psikolojik taciz ve özellikle de kurumsal psikolojik taciz açısından çok büyük önem taşımaktadır. Bu makalede öncelikle mahkemenin önündeki yargılama süreci soruşturma ve kovuşturma boyutuyla ayrıntılı olarak açıklanmakta, daha sonra da Fransa’daki psikolojik taciz kurumu gerek iş hukuku gerekse ceza hukuku yönüyle ele alınmaktadır. Daha sonra da bu tartışmaların ışığında Türkiye’deki durum ele alınmaktadır. İş hukukunda var olan psikolojik taciz, ceza hukukunda özel bir suç oluşturmamaktadır. Bu bağlamda var olan hangi suçların bu eylemi karşılayabileceği, özel bir suç düzenlemesinin gerekliliği ve psikolojik tacizin bir suç olarak tanımlanması durumunda ceza hukuku bakımından hangi tartışmaların dikkate alınması gerektiği açıklanmaktadır.The France Telecom case before the Paris Criminal Court is of great importance in terms of mobbing and especially organizational mobbing. This article firstly deals with the trial process before the court including investigation and prosecution, and then the notion of mobbing in France in terms of both Labor Law and Criminal Law. Then, in the light of these discussions, we focus on the situation in Turkey. Mobbing, which exists in Labor Law, does not constitute a special crime in the Turkish Criminal Law. In this context, we explain which crimes can punish this action, the necessity of a special crime definition and what discussions should be considered in terms of Criminal Law if mobbing is defined as a crime.1112223Nisa
…
KH0008926/03/2019 tarihinde, Türk Kütüphaneciler Derneği’nin düzenlediği 55. Kütüphane Haftası Galasında, hafta afişlerini tasarlayan MEF Üniversitesi Kütüphanesi Kullanıcı Hizmetleri Kütüphanecisi İpek Yarar’a ve haftaya destek veren MEF Üniversitesi Kütüphanesi’ne 2 adet plaket verildi.Mayı
…
KH00082MEF Kütüphane Teknik Hizmetler Birim Sorumlusu Bahar Biçen Aras'ın "Bilgiye Erişimde Engellilere Yönelik Kütüphane Uygulamaları” başlıklı kitapta yer alan "Türkiye'deki Üniversite Kütüphanelerinde Engelli Kullanıcılara Yönelik Hizmetler: Bir Durum Değerlendirmesi" başlığıyla kaleme aldığı kitap bölümü yayınlandı.Mayı
…
KH00126MEF Üniversitesi Kütüphanesi Kullanıcı Hizmetleri Kütüphanecisi İpek Yarar, KHAS Bilgi Merkezi’nin ev sahipliği yaptığı XLIBRIS Projesi Türkiye toplantısına katılım sağladı.Mayı
Mobile-assisted language learning (MALL) research trends and patterns through bibliometric analysis: Empowering language learners through ubiquitous educational technologies
Mobile devices and technologies have proliferated extensively and become an integral part of life
and learning. Mobile-assisted language learning (MALL) has progressed as an emerging area of
research corresponding to recent advances in mobile technologies and the proliferation of
smartphones and tablet computers. Accordingly, this study examined MALL research between
2008 and 2020 through a bibliometric analysis using social network analysis (SNA) and text
mining techniques. The SNA and text mining analysis suggest five broad research themes: (1) self-
regulated language learning by defining one’s own learning objectives, (2) providing learner
agency and motivation by empowering autonomy, (3) personalizing learning through artificial
intelligence (AI)-supported mobile learning (m-learning), (4) MALL for learning in the wild, and
(5) MALL to support higher education. The findings show that while MALL research has been
considerably operationalized around linguistic factors, nonlinguistic factors relating to learners’
interactions with mobile devices or applications have been largely overlooked. It was found that
MALL scholarship has recently tended to incorporate the use of mobile devices in informal
learning contexts and outside the classroom due to the flexibility and anytime anywhere func-
tionality of m-learning. The study concludes with several suggestions and highlights the areas that
need more attention in MALL research.WOS:0008709109000012-s2.0-85139021240Social Sciences Citation IndexArticleUluslararası işbirliği ile yapılmayan - HAYIRNovemberYÖK - 2022-23Kası
Unconventional thinking in online laboratory school: fractions
...2-s2.0-85181216589Temmu
The impact of the force majeure on contractual obligatıons special report on the united nations convention on The Contracts for The International Sales of Goods (CISG)
The effect of force majeure on contracts has possibly been the most debated subject of the law of contracts in the past two years. In this report, the effect of force majeure on the contracts for the international sale of goods will be analyzed withi n the context of the United Nations Convention on Contracts for the International Sale of Goods (CISG). Even though the CISG does not directly refer the concept offorce majeure, the issue is dealt with under the highly controversial article 79 of the CISG. In this report, the conditions and consequences of exemption from liability under the article 79 will be examined.Eki
Ceza yargılama hukukunda hukuka aykırı kanıtlar (Deliller)
Ceza (suç) yargılamasının temel amacı, işlenmiş olan eylemle ilgili maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır, maddi gerçeğe ulaşmaktır. Burada söz konusu olan biçimsel gerçek değil, gerçeğin kendisi olan maddi gerçektir. Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması konusunda yapılacak araştırma ve soruşturma ise sınırsız değildir. Hukuka uygun yöntemlere göre yapılan araştırma ve soruşturma sonucu elde edilen kanıtlara dayanılarak eylemle/olayla ilgili maddi gerçek ortaya çıkarılmalıdır. Kanıt elde edilirken kişisel ve toplumsal değerlerin korunması zorunludur. Ceza yargılamasında, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması önemlidir. Çünkü faillerin cezasız kalmaları toplum düzeni ve kamu otoritesi için daha da önemlidir. Ancak, suçu işlemeyenlerin cezalandırılmaları ise, suç işleyenlerin cezasız kalmaları kadar, hatta ondan daha fazla, hukuki barışı ve düzeni bozma açısından sakıncalıdır. Bu nedenle, maddi gerçeği araştırma, ne pahasına olursa olsun gerçekleştirilemez. Ceza Yargılamasında yapılan araştırma ve soruşturma mutlak ve sınırsız değildir. Maddi gerçeğe, hukuk kurulları içinde kalınarak ulaşılmaya çalışılmalıdır. Sanığın ve diğer sujelerin, kişisel ve toplumsal değerleri korunmalıdır. İlk defa, “hukuka aykırı kanıtlar”, 1992 yılında 3842 sayılı Yasayla, Eski 1412 sayılı Ceza Yargılama Yasasında (CYY’nda) yapılan değişikle açık bir biçimde ifade edilmişti. Bu yasa değişikliği konuyla ilgili bilim çevreleri tarafından, özellikle, CYY.’nın 135/a ve 254/2. maddelerindeki düzenlemeler, “büyük bir reform” olarak kabul edilmiştir. Anayasamızın 38. maddesine 2001 yılında eklenen bir fıkrayla hiçbir duraksamaya neden olmayacak bir biçimde, açıkça; “Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez” ilkesi Anayasa metnine girmiştir. Öte yandan, Anayasa değişikliğinden sonra 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Yargılama Yasası'nın 148. maddesinde ifade alma ve sorgudaki yasak usuller örnekseme yoluyla ve sayılanlarla sınırlı olmayacak biçimde gösterilmiş, ayrıca “yasak usullerle elde edilen ifadelerin rıza ile verilmiş olsa dahi delil olarak değerlendirilemeyeceği” hükme bağlanmıştır. Yine 5271 sayılı Ceza Yargılama Yasası'na göre yüklenen suç, ancak hukuka uygun şekilde elde edilmiş olan delillerle ispat edilebilir (CYY m.217/2); yargılamada ortaya konulması istenilen delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse, reddolunur (CYY m.206/2-a). Kaldı ki, aynı Yasanın 230. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi de zorunludur. Görüldüğü gibi, Türk hukukunda deliller arasında herhangi bir ayırım yapılmamıştır. Delil yasaklarına ilişkin teori, delil yasaklarının uzak etkisi için de geçerli olacaktır. Açıklanan pozitif hukuk metinlerine ve uygulamayı yansıtan yargısal kararlar karşısında belirtmek gerekir ki; “hukuka aykırı biçimde” elde edilen deliller, Türk Ceza Yargılaması Hukuku sisteminde dikkate alınamaz. Ayrıca, 5271 Sayılı Ceza Yargılama Yasası'nda, hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanmasının, hükmün hukuka kesin aykırı olması sonucunu doğuracağı kabul edilmiştir (CYY m.289/1-İ). Hukuka aykırı delilin hükmü mutlaka etkilediği, hükmün bu halde değişebileceği yasal bir karine olarak kabul edilmiştir.Eki