Istanbul Ticaret University Institutional Repository (DSpace@Ticaret)
Not a member yet
8409 research outputs found
Sort by
COVID-19 pandemisinin Türkiye ekonomisine etkileri: Sektörel bir yaklaşım
Although its unfavorable effects have been gradually fading today, the Covid-19 pandemic, which first appeared in China at the end of 2019 and then spread rapidly all over the earth, has had negative effects on world economies along with Turkish economy. The effects of Covid-19 have been felt as a whole in the economies, but more severely in service sectors such as the Accommodation and Food Service Activities. With this study, it is aimed to examine the effects of Covid-19 over Turkish economy in a detailed manner for the sectors, along with their contribution to GDP and changes in their balance sheet. To achieve this assessment, first the effects on all sectors were examined from a general perspective and then the study was expanded on a sector basis especially for the most unfavorably affected sectors. The "Sector Balance Sheets" data provided by CBRT and TURKSTAT have been mainly employed for the period of 2019-2023 to investigate these effects over the markets with GDP data. This sector data covers 17 main sectors, including more than 1.6 million company information according to NACE REV.2 classification, and is quite comprehensive to generate adequate conclusions for Turkish economy on a sectoral basis. According to the study results, the sectors that suffered the most losses in 2020, when the impact of Covid-19 was felt the most, were "transportation and storage", "accommodation and food service" and "real estate", respectively. However, in the same period, profits were made in different sectors such as "manufacture" and "wholesale and retail trade; repair of motor vehicles and motorcycles".Olumsuz etkileri günümüzde giderek azalsa da 2019 yılı sonunda ilk olarak Çin'de ortaya çıkan ve ardından hızla tüm dünyaya yayılan Covid-19 salgını, Türkiye ekonomisiyle birlikte dünya ekonomilerini de olumsuz yönde etkilemiştir. Covid-19'un etkileri ekonomilerin tamamında hissedilmiş olmakla birlikte, Konaklama ve Yiyecek Hizmeti Faaliyetleri gibi hizmet sektörlerinde daha şiddetli hissedilmiştir. Bu çalışma ile Covid-19'un Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerinin sektörler bazında detaylı bir şekilde incelenmesi amaçlanmıştır. Bu değerlendirmeyi yapabilmek için öncelikle tüm sektörlerdeki etkiler genel bir bakış açısıyla incelenmiş, ardından çalışma özellikle en olumsuz etkilenen sektörler için sektör bazında genişletilmiştir. Piyasalar üzerindeki bu etkileri araştırmak için TCMB ve TÜİK tarafından sağlanan "Sektör Bilançoları" verileri ağırlıklı olarak 2019-2023 dönemi için kullanılmıştır. Bu veri seti, NACE REV.2 sınıflandırmasına göre 1,6 milyondan fazla şirket bilgisini içeren 17 ana sektörü kapsamaktadır ve bu açıdan oldukça kapsamlıdır. Çalışma sonuçlarına göre Covid-19’un etkisini en çok hissettirdiği 2020 yılında en çok zarar eden sektörler sırasıyla “ulaşım ve depolama”, “konaklama ve yiyecek hizmeti” ve “gayrimenkul” olmuştur. Bununla birlikte aynı dönemde “imalat” ve “toptan ve perakende ticaret; motorlu kara taşıtlarının ve motosikletlerin onarımı” sektörü gibi farklı sektörlerde kar elde edebilmiştir
The use of rhetoric in advertising: An analysis of the use of visual rhetorical elements in commercials and posters
Reklamlar hedef kitlenin dikkatini çekmek, onları etkilemek ve belirli bir ürün veya hizmete yönlendirmek amacıyla tasarlanmış etkili iletişim araçlarıdır. Reklamlarda retorik kullanım da reklam mesajlarının etkisini arttırmada önemli bir rol oynamaktadır. Retorik, etkili ve ikna edici bir iletişim sağlama sanatıdır. Görsel retorik ise, sözel veya yazınsal bağlamdan koparak, görselin ikna edici biçimde kullanımına işaret etmektedir. Bu çalışma kapsamında, reklam tasarımı ve içerik oluşturma süreçlerinde görsel retorik unsurların önemi incelenerek ve reklamcılık alanında daha derin bir anlayışın geliştirilmesi ve iknaya yönelik çabaların algılanışının sağlanması amaçlanmıştır. Çalışmada, reklamlarda görsel retorik unsurların kullanım biçimleri incelenmiş ve bu unsurların reklamların hedef kitledeki anlamlandırılış düzeyinin farkındalığı değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında çeşitli basılı ve görsel reklam örnekleri seçilmiş, bu örnekler Gillian Dyer’in ‘İletişim Olarak Reklamcılık’ kitabında yer alan görsel retorik bağlamında, Roland Barthes’ın göstergebilimsel yöntemiyle analiz edilmiştir. Çözümlemelerin sonucunda, incelenen afişlerin tümünde görsel retorik unsurların varlığına rastlanmıştır. Reklam afişlerinde anlamın oluşumu için bu unsurları etkin bir şekilde kullanıldığı görülmüştür. Reklamda kullanılan retorik unsurlar, hedef kitle üzerinde hem bilişsel hem de duygusal bir etki yaratarak, tüketici davranışlarını yönlendirmede güçlü bir araç olduğu değerlendirilmiştir. Çalışma ile görsel retoriğin reklamlarda anlam oluşturmadaki önemi ortaya konulmuştur.Advertisements are designed to grab attention, influence the audience, and guide them toward a product or service. The use of rhetoric enhances the effectiveness of these messages, with rhetoric defined as the art of persuasive communication. Visual rhetoric, specifically, involves the persuasive use of images and visuals outside of verbal or literary contexts. This study explores the importance of visual rhetorical elements in advertising design and content creation. It aims to provide a deeper understanding of advertising and the perception of persuasive efforts. The research examines how visual rhetorical elements are employed in advertisements and evaluates the audience's awareness of these elements' meanings. To achieve this, a selection of printed and visual advertisements was analyzed using the visual rhetoric framework from Gillian Dyer's "Advertising as Communication" and Roland Barthes's semiotics. The analysis found that visual rhetorical elements were present in all the posters reviewed, and these elements played a key role in creating meaning within the advertisements. Furthermore, the rhetorical tools used were effective in influencing consumer behavior, generating both cognitive and emotional responses from the target audience. This study highlights the power of visual rhetoric in shaping consumer perception and behavior
Analysis of TRT commercials with humorous content between 1980-1990
Reklamların en temel amaçlarının başında hedef kitlenin dikkatini çekmek gelmektedir. Televizyon reklamları açısından bakıldığında, bu ilgiyi çekmek için en çok başvurulan yöntemlerin başında mizah gelmektedir. Bu çalışma, mizah içerikli reklamların kullanımına ve kullanım şekline odaklanmaktadır. Genel olarak çalışmanın amacı, geçmişten günümüze yaygın olarak kullanılan bir tür olan mizahın reklam açısından önemini ortaya koymaktır. Bu doğrultuda yapılan araştırma, 24 Ocak 1980 ekonomik kararlarından itibaren ilk özel televizyonun açılış tarihi olan 7 Mayıs 1990 tarihine kadar olan TRT reklamlarını kapsamaktadır. Araştırma TRT reklamlarını ele alarak, o dönemdeki reklam stratejilerini anlamak için bir temel oluşturmuştur. Çalışma kapsamında reklamcılığın gelişmekte olduğu 80’li yıllar hem siyasi olarak hem de alınan neoliberal kararlarla hatırlanmaktadır. Ele alınan dönemde yer alan TRT reklamları mizah açısından değerlendirilmiş olup, elde edilen reklamları analiz etmek için içerik analiz yöntemi kullanılmıştır. Reklamların incelenmesinde mizahın reklam içeriğine nasıl entegre edildiği ve hangi tekniklerin olduğu analiz edilmiştir. Sonuç olarak çalışma, Türkiye’de reklamcılık sektörünün evrimini anlamak ve mizahın reklamlarda nasıl kullanıldığını anlamak için önemli bir perspektif sunmaktadır. Mizahın reklam stratejilerindeki etkili olduğu, hedef kitlenin dikkatini çektiği ve reklamın akılda kalıcılığını artırdığı sonuçlarına ulaşılmıştır.One of the most basic objectives of advertisements is to attract the attention of the target audience. In terms of television advertisements, humour is one of the most commonly used methods to attract this attention. This study focuses on the use of humorous advertisements and the way they are used. In general, the aim of the study is to reveal the importance of humour, which has been widely used from past to present, in terms of advertising. The research conducted in this direction covers TRT advertisements from the economic decisions of 24 January 1980 until 7 May 1990, the opening date of the first private television. The research has created a basis for understanding the advertising strategies in that period by dealing with TRT commercials. Within the scope of the study, the 80s, when advertising was developing, are remembered both politically and with the neoliberal decisions taken. TRT commercials in the period under study were evaluated in terms of humour, and qualitative observation method was used to analyse the obtained commercials. In the analysis of the advertisements, how humour was integrated into the advertisement content and which techniques were used were analysed. As a result, the study provides an important perspective to understand the evolution of the advertising sector in Turkey and how humour is used in advertisements. It was concluded that humour is effective in advertising strategies, attracts the attention of the target audience and increases the memorability of the advertisement
Türkiye ve Mısır’da inovasyon: Ulusal kültürün rolü
The dynamic globe where we live necessitates research on innovation and entrepreneurship as factors fostering economic growth, competitiveness, and technological advancement. This study aims to understand the relationship between national culture dimensions and innovation in Egypt and Türkiye, and to analyze which cultural dimension contributes national innovation. The study adopts a theoretical approach using secondary data from Hofstede’s cultural model, and Global Innovation Index (GII) indicators as a measurement of innovation. Data covers 2013-2023. It is found out that despite sharing cultural similarities like high uncertainty avoidance and power distance, Egypt and Türkiye differ in individualism and indulgence, whereas Egypt is highly collectivist, compared to Türkiye. High power distance in both countries reflects a lack of egalitarianism and can impede communication and innovation. Egypt and Türkiye have high scores on short-term orientation. This necessitates a more pragmatic approach, considering the future by focusing on education and its long-run returns. According to the GII, the performance in Egypt and Türkiye, is at expectations for their level of development, relative to their GDP. In terms of innovation, Egypt and Türkiye share weaknesses concerning their business policies and the stability of their operational environments. These deficiencies reflect systematic problems slowing the pace of innovative processes. While this study aims to provide a theoretical foundation, empirical research is necessary to analyze further how Egypt and Türkiye can increase their innovative capacity, considering their national cultural values. Moving beyond a mere focus on scores on cultural dimensions, even within a single cultural cluster like the MENA region, is a prerequisite for research on innovation. This highlights the need for a multifaceted approach to understand the exact reasons impeding innovative activities in each country. Also, country-based structural challenges that the GII identifies should be considered while acknowledging the cultural structure of society.İçinde yaşadığımız dinamik dünya, ekonomik büyümeyi, rekabetçiliği ve teknolojik ilerlemeyi teşvik eden faktörler olarak inovasyon ve girişimcilik üzerine araştırmaları gerekli kılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Mısır ve Türkiye'de ulusal kültür boyutları ile inovasyon arasındaki ilişkiyi anlamak ve hangi kültürel boyutun ulusal inovasyona katkıda bulunduğunu analiz etmektir. Çalışmada Hofstede'nin Kültürel Modeli ve inovasyon ölçümü olarak Küresel İnovasyon Endeksi (KİE) göstergelerinden elde edilen ikincil veriler kullanılarak teorik bir yaklaşım benimsenmektedir. Veriler 2013-2023 yıllarını kapsamaktadır. Bulgularımıza göre, yüksek belirsizlikten kaçınma ve güç mesafesi gibi kültürel benzerlikleri paylaşmalarına rağmen, Mısır ve Türkiye bireycilik ve hoşgörü açısından farklılık gösterirken, Mısır Türkiye'ye kıyasla oldukça kolektivisttir. Her iki ülkedeki yüksek güç mesafesi eşitlikçilik eksikliğini yansıtmakta ve iletişim ve inovasyonu engelleyebilmektedir. Mısır ve Türkiye kısa vadeli yönelim konusunda yüksek puanlara sahiptir. Bu durum, eğitime ve uzun vadeli getirilerine odaklanarak geleceği düşünen daha pragmatik bir yaklaşım gerektirmektedir. KİE’ye göre Mısır ve Türkiye'nin performansı, GSYİH'lerine oranla gelişmişlik düzeylerine göre beklenen seviyededir. İnovasyon açısından Mısır ve Türkiye, iş politikaları ve faaliyet ortamlarının istikrarı konusunda zayıf yönleri paylaşmaktadır. Bu eksiklikler, yenilikçi süreçlerin hızını yavaşlatan sistematik sorunları yansıtmaktadır. Bu çalışma teorik bir temel sağlamayı amaçlasa da Mısır ve Türkiye'nin ulusal kültürel değerlerini göz önünde bulundurarak inovasyon kapasitelerini nasıl artırabileceklerini analiz etmek için ampirik araştırmalara ihtiyaç vardır. MENA bölgesi gibi tek bir kültürel küme içinde bile kültürel boyutlara ilişkin puanlara odaklanmanın ötesine geçmek, inovasyon araştırmaları için bir ön koşuldur. Bu durum, her bir ülkede inovasyon faaliyetlerini engelleyen nedenleri tam olarak anlamak için çok yönlü bir yaklaşıma duyulan ihtiyacı vurgulamaktadır. Ayrıca, KİE'nin tanımladığı ülke bazlı yapısal zorluklar, toplumun kültürel yapısı göz önünde bulundurularak değerlendirilmelidir
Efforts to foster agricultural entrepreneurship in the Ottoman Empire (1880-1914)
Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde ülkenin kalkınması için tarımsal üretimin ve verimliliğin artırılmasına yönelik ciddi çabalar sarf edilmiştir. Ziraatta kalkınmayı “çağdaş ziraat literatürü oluşturma, ziraat eğitimini kurumsallaştırma ve ziraat fuarları düzenleme” ekseninde devlet politikası haline getiren ise Sultan II. Abdülhamid olmuştur. Bu çalışmada adı geçen üç politikanın oluşum safhası ele alınarak, II. Abdülhamid dönemi tarım uygulamaları analiz edilmektedir. Bu amaçla, tarihsel araştırma yöntemlerinden birincil kaynak olarak nitelenen dönemin ziraat dergilerinden yararlanılmıştır. Böylece II. Abdülhamid’in tarım kültürü ve tarımsal girişimciliği artırmak için ilk Türk tarım dergilerini yayınlatıp desteklemesi, yabancı dildeki tarım kitaplarının çevrilmesi için tercüme odası kurdurması ortaya konmaktadır. Aynı şekilde Türk tarımının ilk girişimcilik sorunlarına getirilen ilk çözüm önerileri listelenip bugüne ilham verilmeye gayret edilmektedir. Çalışmada Osmanlı’da tarımsal girişimciliği artırmak için ömürlerini vakfeden Edhem Nejad, eski vali Hüseyin Kazım Kadri, Hamdullah Emin Paşa ve Aydın Valisi Rahmi Bey gibi isimlerin bu yöndeki çalışmalarından örnekler verilmektedir. Özetle; dönemi en iyi yansıtan periyodik yayınlar üzerinden dönemin ziraat faaliyetlerine bütüncül bir bakış açısı koyması bakımından özgün olma özelliği taşıyan bu çalışma; Osmanlı Tarım Devrimi kavramını ilk kez gündeme taşıyarak, bu devrimsel çabaların neden tam anlamıyla hedefe ulaşamadığı sorusunu ve bunun cevaplarını düşünmeye davet etmektedir.During the last period of the Ottoman Empire, serious efforts were made to increase agricultural production and productivity for the development of the country. Sultan Abdülhamid II was the one who made development in agriculture a state policy with his program of “creating a contemporary literature on agriculture, institutionalizing agricultural education and organizing agricultural fairs”. In this study, the formation phase of these three policies is discussed and agricultural practices during the reign of Abdülhamid II are analyzed. For this purpose, agricultural journals of the period, which are considered as primary sources in historical research methods, were used. Thus, it is presented that Abdülhamid II, to increase agricultural culture and agricultural entrepreneurship, published and supported the first Turkish agricultural journals and established a translation room to translate agricultural books in foreign languages. Similarly, the first solutions to the first entrepreneurial problems of Turkish agriculture are listed and an attempt is made to inspire today. Examples of the works of names such as Edhem Nejad, former governor Hüseyin Kazım Kadri, Hamdullah Emin Pasha and Rahmi Bey, Governor of the city of Aydın, who devoted their lives to increase entrepreneurship in the Ottoman Empire, were given. In summary; the study, which is original in terms of presenting a holistic perspective on the agricultural activities of the period through periodicals that best reflect the period, brings the concept of the Ottoman Agricultural Revolution to the agenda for the first time and invites us to think about the question of why these revolutionary efforts did not fully achieve their goals and the answers to it
Psikolojik sözleşmenin işe tutkunluk üzerindeki etkisinde güç mesafesinin düzenleyici rolü: Karşılaştırmalı bir araştırma
This study examines the effect of power distance on the relationship between psychological contract and work engagement. The aim of the study is to explore the relationship between psychological contract and work engagement and to compare these dynamics in the cultural contexts of Türkiye and Switzerland. By focusing on how power distance shapes this relationship, it aims to provide practical insights to increase the levels of work engagement of employees in multinational environments. This comparative analysis, using Hofstede's cultural dimensions, shows how power distance affects the interaction between psychological contract and work engagement in the two countries, Türkiye and Switzerland. This study uses a crosssectional design by collecting data through a survey from employees in both countries. Regression analysis was conducted with a total sample of 210 employees. The results suggest that transactional psychological contracts tend to reduce work engagement, and relational contracts are positively associated with engagement. However, contrary to expectations, the negative effect of transactional contracts was stronger in low power distance environments. These findings highlight the importance of considering power distance when designing engagement strategies in multinational contexts. The findings of the study also help explain employee work engagement in an organizational context and are important for both theory and practice. This article contributes to the literature on understanding work engagement through the dynamics determined by the psychological contract, taking into account the influence of power distance. This research, conducted in the cultural diversity of Türkiye and Switzerland, provides insights into how cultural dimensions affect organizational dynamics. The results highlight the importance of considering cultural factors when designing strategies that increase the level of employee engagement.Bu çalışma, güç mesafesinin psikolojik sözleşme ile işe tutkunluk arasındaki ilişkiye etkisini incelemektedir. Çalışmanın amacı, psikolojik sözleşme ile işe tutkunluk arasındaki ilişkiyi incelemek ve bu dinamikleri Türkiye ve İsviçre'nin kültürel bağlamlarında karşılaştırmaktır. Güç mesafesinin psikolojik sözleşme ile işe tutkunluk arasındaki ilişkiye olan etkisini araştırarak, çok uluslu ortamlarda çalışanların işe tutkunluk düzeylerini artırmaya yönelik uygulanabilir içgörüler sunmayı hedeflemektedir. Hofstede’in kültürel boyutları kullanılarak yapılan bu karşılaştırmalı analiz, güç mesafesinin psikolojik sözleşme ile işe tutkunluk arasındaki etkileşimini Türkiye ve İsviçre gibi iki farklı ülkede nasıl şekillendirdiğini vurgulamaktadır. Bu çalışma, İsviçre ve Türkiye'deki çalışanlardan anket yoluyla veri toplayarak, kesitsel bir tasarım kullanmaktadır. Her iki ülkeden toplam 210 çalışandan oluşan bir örneklem ile regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Sonuçlar, psikolojik sözleşmenin işe tutkunluk üzerinde negatif bir etkisi olduğunu, buna karşın ilişkisel sözleşmenin pozitif bir etki yarattığını göstermektedir. Ancak, beklentilerin aksine, işlemsel psikolojik sözleşmenin olumsuz etkisi düşük güç mesafesi ortamlarında daha güçlüdür. Bu bulgular, çok uluslu bağlamlarda katılım stratejileri tasarlarken güç mesafesini dikkate almanın önemini ortaya koymaktadır. Aynı zamanda, çalışma bulguları örgütsel bağlamda çalışanların işe tutkunluğuna dair derin bir anlayış sunmakta olup, hem teori hem de uygulama açısından önem taşımaktadır. Bu makale, güç mesafesinin etkisini dikkate alarak, psikolojik sözleşmenin belirlediği dinamikler üzerinden işe tutkunluğun anlaşılmasına dair literatüre önemli katkılarda bulunmaktadır. Türkiye ve İsviçre’nin kültürel çeşitliliğinde gerçekleştirilen bu araştırma, kültürel boyutların örgütsel dinamikleri nasıl etkilediğine dair benzersiz içgörüler sunmaktadır. Sonuçlar, çalışanların işe tutkunluk düzeyini artıran stratejileri tasarlarken kültürel faktörlerin dikkate alınmasının önemini vurgulamaktadır
Professional or tradesman? Professional pendulum of the pharmacy
Türkiye’de çalışma hayatının geçirdiği dönüşümler içinde profesyonel meslekler önemli bir yer tutmaktadır. Bu bağlamda eczacılık, birçok farklı meslekî rol ve dinamiği içinde barındıran çok boyutlu bir meslek olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışma, hem profesyonel hem “serbest meslek” olarak kabul edilen eczacılık mesleğinin çalışma ilişkilerinde yaşanan dönüşümün eczacıların meslekî rol ve itibarına yansımalarını keşfetmeyi hedefleyen bir araştırmadır. Nitel araştırma yöntemlerinden gömülü teori deseni kullanılarak yürütülen çalışmada, sekiz sahip ve mesul müdür eczacı, bir yardımcı eczacı, iki stajyer eczacılık öğrencisi, bir eczane çalışanı, bir hastane eczacısı ile derinlemesine mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile görüşmelerden elde edilen bulgular; sosyal bir mekân olarak eczaneler, güven-bilgi-temsil ilişkisi, meslek sarkacı, sosyal medya olmak üzere dört başlıkta analiz edilmiştir. Analiz sonucunda eczacılık mesleğinin yalnızca kendi içinde farklı meslek rollerini barındırmakla kalmadığı, aynı zamanda profesyonellerin mesleklerini icra ederken başka mesleklerin rollerini de üstlendiği bir yapıya sahip olduğu anlaşılmıştır. Bu durum, “meslek içinde meslek” kavramsallaştırmasını ortaya çıkarırken, eczacılık mesleğinde güven, bilgi ve temsil ilişkilerinin dengede tutulması gerektiğini ifade eden “meslek sarkacı” kavramını da doğurmaktadır.Professions play a crucial role in shaping and transforming working life in Türkiye. In this context, pharmacy emerges as a multifaceted and multidimensional profession that includes many different roles and Dynamics. This study aims to explore the reflections of the transformation in the working relations of the pharmacy profession on the Professional role and reputation. The research was conducted using gorunded theory design, one of the qualitative research methods; and in-depth interviews were conducted with eight owner managing pharmacists, one assistant pharmacist, two intern pharmacy students, one pharmacy employee, and one hospital pharmacist. The interview data were analyzed under four main themes: pharmacies as a social space, trust-information-representation triangle, Professional pendulum, and social media. As a result of the analysis, it was discovered that the pharmacy profession not only includes different Professional roles within itself but also has a structure in which professionals assume the roles of other profesions while practicing their profession. While this situation reveals the conceptualization of “profession within a profession”, it also introduces the concept of “Professional pendulum” to the literatüre, suggesting that trust, knowledge and representation relations should be kept in balance in the pharmacy profession
Ticari diplomasinin Türkiye ile Arnavutluk arasındaki ekonomik ilişkilerin gelişmesinde rolü
This article examines the role of commercial diplomacy in strengthening bilateral economic relations between Türkiye and Albania. It highlights how diplomatic initiatives, institutional collaborations and strategic agreements have contributed to the development of trade and investment ties between the two countries. Using a qualitative case study approach, the research analyzes the activities of key government institutions such as the Ministry of Foreign Affairs, the Ministry of Trade, the Turkish Cooperation and Coordination Agency and the Foreign Economic Relations Board, as well as leading business associations such as MÜSİAD. Particular emphasis is placed on high-level diplomatic visits, the Free Trade Agreement and the Türkiye-Albania Strategic Partnership Agreement signed in 2021, and how these agreements form the basis of an institutionalized cooperation mechanism. The findings reveal that trade diplomacy is an important tool for providing market access, removing trade barriers, attracting investments and deepening political and economic integration between the two countries. The study concludes by emphasizing the importance of continuous diplomatic contacts, business council activities and public-private partnerships in shaping the future of Türkiye-Albania economic relations.Bu makale, Türkiye ile Arnavutluk arasındaki ikili ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesinde ticari diplomasinin rolünü incelemektedir. Çalışma, diplomatik girişimlerin, kurumsal iş birliklerinin ve stratejik anlaşmaların iki ülke arasındaki ticaret ve yatırım bağlarının gelişimine nasıl katkı sağladığını vurgulamaktadır. Nitel bir vaka çalışması yaklaşımıyla hazırlanan bu araştırma; Dışişleri Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Türk İş birliği ve Koordinasyon Ajansı ve Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu gibi temel devlet kurumlarının yanı sıra MÜSİAD gibi önde gelen iş dünyası derneklerinin faaliyetlerini analiz etmektedir. Özellikle üst düzey diplomatik ziyaretler, Türkiye-Arnavutluk Serbest Ticaret Anlaşması ve 2021 yılında imzalanan Türkiye-Arnavutluk Stratejik Ortaklık Anlaşması üzerinde durulmuş; bu anlaşmaların kurumsallaşmış bir iş birliği mekanizmasının temelini nasıl oluşturduğu ele alınmıştır. Elde edilen bulgular, ticari diplomasinin pazar erişimi sağlama, ticaret engellerini kaldırma, yatırımları çekme ve iki ülke arasındaki siyasi ve ekonomik entegrasyonu derinleştirmede önemli bir araç olduğunu ortaya koymuştur. Çalışma, Türkiye-Arnavutluk ekonomik ilişkilerinin geleceğinin şekillendirilmesinde sürekli diplomatik temasların, iş konseyi faaliyetlerinin ve kamu-özel sektör iş birliklerinin önemini vurgulayarak sonlanmaktadır
The moderating role of cultural intelligence in the relationship between emotional intelligence and conflict management styles
This research examines the moderating role of cultural intelligence (CQ) in the relationship between emotional intelligence (EQ) and conflict management (CM) styles by focusing on professionals in the airport industry with international operations. An online survey of 480 participants, from 35 countries, primarily composed of white-collar employees was analyzed using SPSS to assess the dimensions of EQ and CQ, as well as their impact on CM styles. The research highlights the unique moderating role of CQ in shaping how EQ influences CM styles. The findings provide valuable insights for organizational behavior, particularly in defining effective CM styles in multinational work environments
An analysis of the film moneyball in the context of sports marketing
Teknolojik gelişmeler, dijitalleşme ve medya dinamiklerindeki dönüşüm, pazarlama anlayışını da köklü biçimde etkilemiştir. Artık markalar, geleneksel pazarlama stratejilerine ek olarak hedef kitleyle daha anlamlı ilişkiler kurabilmek adına yenilikçi yöntemlere yönelmektedir. Deneyimsel pazarlama, oyun içi reklamlar, artırılmış gerçeklik uygulamaları ve bilgisayar üretimli görüntü teknolojileri bu bağlamda dikkat çeken araçlardır. Bu yaklaşımlar arasında spor pazarlaması kitlesel erişim imkanı nedeniyle öne çıkan bir alan haline gelmiştir. Araştırmada seçilen Kazanma Sanatı filmi betimsel analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir. Analiz sonucunda filmde spor pazarlamasına dair beş temel tema öne çıkmıştır: risk alma, taraftar kültürü, imaj yönetimi, sponsorluk ve sporcu seçimi ile veri analizi. Bu temalar, günümüz spor yönetiminde yalnızca oyun içi başarıların değil, aynı zamanda stratejik kararların ve veri temelli yaklaşımların da etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca, spor pazarlamasında taraftarlarla duygusal bağ kurmak, güçlü bir kulüp imajı oluşturmak ve markalaşma süreçlerini yönetmek, saha dışı başarıların temelini oluşturmaktadır. Bu durum, pazarlama stratejilerinin performans kadar iletişim ve algı yönetimine de dayandığını göstermektedir. Araştırmanın temel amacı, spor pazarlamasının sinemada nasıl gösterildiğini incelemek ve günümüz pazarlama stratejilerinin nasıl şekillendiğini ortaya koymaktır. Film, geleneksel spor anlayışının dışına çıkarak veri odaklı karar alma süreçlerinin bir takımın başarısını nasıl etkileyebileceğini göstermesi açısından önemli bir örnektir.Technological developments, digitalization, and transformations in media dynamics have profoundly affected the understanding of marketing. Brands are now turning to innovative methods in addition to traditional marketing strategies in order to establish more meaningful relatonships with ther target audiences. Experiental marketing, in-game advertising, augmented reality applications, and computergenerated imaging technoloiges are notable tools in this context. Among these approaches, sports marketing has emerged as a prominent field due to its mass reach potential. The film The Art of Winning, selected for the study, was evaluated using descriptive analysis methods. The analysis revealed five key themes related to sports marketing in the film: risk-taking, fan culture, image management, sponsorship, and athlete selection and data analysis. These themes reveal that in today's sports management, not only in-game successes but also strategic decisions and data-driven approaches are effective. Additionally, establishing an emotional connection with fans, creating a strong club image, and managing branding processes in sports marketing form the basis of off-field successes. This situation shows that marketing strategies rely not only on performance but also on communication and perception management. The primary objective of the research is to examine how sports marketing is portrayed in cinema and to reveal how today's marketing strategies are shaped. The film serves as an important example in showing how data-driven decision-making processes can influence a team's success by moving beyond traditional sports understanding