Istanbul Bilgi University

Istanbul Bilgi University Library Open Access
Not a member yet
    9301 research outputs found

    Farklı Geomembran Astarlarının 2B Yüzey Topografyası Değişimleri: Danecik Şekli, Bağıl Yoğunluk ve Yükleme Perspektifleri

    No full text
    Surface topography is of importance in playing a major role for the mobilized mechanical behavior, and hence, the strength-stability performance of composite layered systems containing synthetic geomembrane liner and natural granular sand. The 2D surface topography alterations of different geomembranes were experimentally be studied by performing profile relief measurements for detecting and determining 2D surface topographical characteristics of different geomembrane liner sheets produced from distinctive polymeric resins (HDPE, LLDPE, PVC) previously subjected to abrasive action of granular sand grains at different relative densities (Dr) and dissimilar particle shape (rounded or angular), and additionally at various loading conditions. The surface topographical characteristics as evident on the detected profiles including asperity features such as size, shape, and spacing of material dislocations comprised of peaks and valleys in the topographies were different and unique to geomembrane type. As such, the softer and the more flexible the geomembrane liner sheet in an order of HDPE, LLDPE, PVC becomes, the greater the abrasion has developed in that the surface topography demonstrated more severe peaks and valleys. Further, the angular features of sand grains led to the mobilization of more violent abrasive action in that angular particles were able to penetrate into the surface of geomembrane liner, and thus, gouge on a trajectory along the surface. The dimensions and spacing of peaks and valleys for the surface topography were small-scale in relatively stiffer geomembrane liner sheet of HDPE in which the surface topography did not possess sharp corners such that the transitions from peaks to valleys to peaks were smooth and rounded as compared to that of LLDPE as well as PVC geomembranes where sharp and rough transitions from peaks to valleys to peaks exhibited. The quantification of surface topography alterations of different geomembranes by means of the computed values of average roughness (Ra) determined for the measured surface topographies of the liners unveiled that the Ra (i.e. surficial topographical changes) increases with an increase in load, relative density, particle angularity of grain shape, and softness of geomembrane liner sheet.Yüzey topografyası, mobilize edilmiş mekanik davranışta ve dolayısıyla sentetik geomembran astar ve doğal granüler kum içeren kompozit katmanlı sistemlerin mukavemet-stabilite performansında kritik bir rol oynamada önemlidir. Farklı geomembranların, 2 boyutlu yüzey topografisi değişiklikleri, daha önce farklı bağıl yoğunluklarda (Dr) ve farklı danecik şekillerinde (yuvarlak veya köşeli) ve ayrıca çeşitli yükleme koşullarında granüler kumun aşındırıcı etkisine maruz bırakılmış değişik polimerik reçinelerden (HDPE, LLDPE, PVC) üretilen farklı geomembran astar tabakalarının 2 boyutlu yüzey topografyası karakteristik özelliklerini tespit etmek ve belirlemek için profil kabarma ölçümleri gerçekleştirilerek deneysel olarak incelenmiştir. Topografyalardaki tepe ve vadilerden oluşan malzeme dislokasyonlarının boyutu, şekli ve aralıkları gibi pürüzlülük özellikleri de dahil olmak üzere tespit edilen profillerde açıkça görülen yüzey topoğrafik özellikleri farklı ve geomembran tipine özgüdür. Bu nedenle, HDPE, LLDPE, PVC sırasına göre geomembran astar tabakası ne kadar yumuşak ve esnek olursa, yüzey topoğrafyasının daha şiddetli tepeler ve vadiler göstermesi nedeniyle aşınma o kadar fazla gelişir. Ayrıca, kum danelerinin şekilsel özellikleri, köşeli-sivri parçacıkların geomembran astarının yüzeyine nüfuz edebilmesi ve dolayısıyla yüzey boyunca bir yörünge çizebilmesi nedeniyle daha şiddetli aşındırıcı etkinin harekete geçmesine yol açmıştır. Oysa ki, zirvelerden vadilere ve zirvelere keskin ve pürüzlü geçişlerin sergilendiği LLDPE ve PVC geomembranlar ile karşılaştırıldığında, yüzey topografyası için tepe ve çukurların boyutları ve aralıkları nispeten daha sert geomembran HDPE astar tabakasında küçük ölçekliydi; burada yüzey topografyası keskin köşelere sahip değildi, böylece tepelerden vadilere ve tepelere geçişler karşılaştırıldığında pürüzsüz ve yuvarlaktı. Geomembranların ölçülen yüzey topoğrafyaları için belirlenen ortalama pürüzlülüğün (Ra) hesaplanan değerleri aracılığıyla farklı geomembrane astarların yüzey topoğrafyası değişiminin niceliği, Ra'nın (yani, yüzeysel topografik çeşitliliğin) yük, bağıl yoğunluk, dane şeklinin parçacık sivriliği, ve geomembran astar tabakasının yumuşaklığının artışıyla arttığını ortaya çıkardı

    Cinayet, toplumsal cinsiyet ve reform: Tanzimat sonrası Osmanlı İmparatorluğu'nda Ümmügülsüm'ün yargılanması

    No full text
    Lisansüstü Programlar Enstitüsü, Tarih Bilim DalıSosyal statü ve toplumsal cinsiyet dinamiklerinin gündelik hayatı yönettiği küçük bir Osmanlı köyünde, 8 Şubat 1866'da bir adam gizemli bir şekilde öldürüldü ve karısı Ümmügülsüm 1 Haziran 1867'de cinayete ortak olmaktan mahkûm edildi. Bu tez, 19. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu'nda adaletin uygulanmasında toplumsal cinsiyet normları ve yasal reformların iç içe geçmiş yollarına odaklanarak bu cinayetin tarihsel bağlamını ve yansımalarını araştırmaktadır. Tanzimat döneminde Osmanlı hukuk sisteminde yaşanan dönüşümü inceleyen bu çalışma, gelişen hukuki uygulamalar ile yerleşik toplumsal cinsiyet önyargıları arasındaki karmaşık dinamikleri ortaya koymaktadır. Mahkeme kayıtları ve sorgu tutanaklarının detaylı analizi yoluyla araştırma, kadınların suçluluğuna ilişkin toplumsal algıların hukuki sonuçları nasıl etkilediğini vurgulamaktadır. Araştırma, Tanzimat'ın hukuk sistemini modernleştirmeye yönelik reformlarına rağmen, geleneksel toplumsal cinsiyet rollerinin yargı süreçlerini ve kararlarını etkilemeye devam ettiğini savunmaktadır. Ümmügülsüm'ün davasını merkeze alan bu tez, sıradan Osmanlı kadınlarının failliğini daha geniş bir hukuki ve toplumsal değişim anlatısı içinde yeniden konumlandırarak, 19. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu'nda adalet, toplumsal cinsiyet ve reform hakkında incelikli bir anlayış sunmayı amaçlamaktadır.Within a small Ottoman village, where social status and gender dynamics governed daily life, a man was mysteriously killed on 8 February 1866, and his wife, Ümmügülsüm, was sentenced to be an accomplice to the murder on 1 June 1867. This thesis explores the historical context and repercussions of this murder, focusing on the intertwined paths of gender norms and legal reforms in the application of justice in the 19th-century Ottoman Empire. By examining the transformation of the Ottoman legal system during the Tanzimat period, this study reveals the complex dynamics between evolving legal practices and entrenched gender biases. Through a detailed analysis of court records and interrogation protocols, the research highlights how societal perceptions of female criminality influenced legal outcomes. It argues that despite the Tanzimat reforms to modernize the legal system, traditional gender roles continued to impact judicial processes and decisions. By centering on Ümmügülsüm's trial, this thesis seeks to recenter the agency of ordinary Ottoman women within the broader narrative of legal and social change, offering a nuanced understanding of justice, gender, and reform in the 19th century Ottoman Empire

    Ruh sağlığı ve psikolojik problemlerin haber medyasında tasviri: Türkiye'deki günlük gazetelerin analizi

    No full text
    09.04.2025 tarihine kadar kullanımı yazar tarafından kısıtlanmıştır.Lisansüstü Programlar Enstitüsü, İletişim Bilimleri Ana Bilim Dalı, İletişim Bilimleri Bilim DalıMedyadaki temsillerin sağlık dahil olmak üzere algı ve gündemlerin inşasında önemli sembolik kaynaklar sağladığı bilinmektedir. Ruh sağlığı ve mental bozuklukların küresel ölçekte en fazla damgalanan ve hassasiyet teşkil eden insan koşullarından biri olarak devam ettiği de kabul görmektedir. Gazeteler, sağlık konularında en etkili ve güvenli bilgi ve görüş kaynaklarından biri olarak öne çıkar. Buna bağlı olarak bu araştırma, Türkiye'de günlük olarak Türkçe yayımlanan altı gazeteden 2014 – 2018 arasında beş senelik zaman diliminde yer alan mental sağlık, psikolojik sorunlar ve mental sorunlara sahip bireylerin konu olduğu kesitsel örneklem olarak seçilmiş haberlerdeki (N=577) tasvirleri incelemeyi amaçlamaktadır. Betimleyici ve tematik analizlerle kategorize edilen haberlerde en çok öne çıkan çerçeveler, bu çerçevelerin ilgili gazete ve yıllara göre dağılımı ile birlikte çerçevelemedeki epizodik ve tematik modeller ve bu modellerin ilgili gazete ve yıllara göre dağılımının yanı sıra uzman görüşleriyle desteklenmiş sorumlu gazetecilik gibi bazı unsurlar, etik gazetecilik uygulamalarına yönelik olarak analiz edilmekte, yorumlanmakta ve tartışılmaktadır. Egemen haber medya çerçevelerinin toplumsal sorunları tanımlamada ve kamusal söylem ile tutumları şekillendirmede güçlü bir rol oynadığı görüşüne dayanarak bu araştırmanın ruh sağlığı ve psikolojik sorunların haberlerde yer alması özelinde kamu sağlığı, gazetecilik pratikleri ve toplumsal farkındalığa ilişkin farklı bir görüş açısı ve alternatif çerçeveleme uygulamaları sağlayacağı öngörülmektedir.Media representations are known to provide important symbolic resources for the construction of perception and agendas in different domains, including health. It is also acknowledged that mental health and mental disorders remain as one of the most stigmatized and sensitive human conditions at global level. Newspapers stand as one of the most influential and reliable sources of information as well as opinion on health issues. Accordingly, this research aims to examine the portrayal of mental health, psychological problems and individuals with mental problems based on the news items of the six daily newspapers of Türkiye published in Turkish language within a five-year time interval between 2014 and 2018, chosen as a cross-sectional sample (N=577). Through the news items to be categorized by descriptive and thematic analysis, the most major frames, their distribution by the newspapers and years, along with the episodic thematic models of framing with their distribution by the newspapers and years, as well as some elements of responsible reporting like providing accurate information supported by expert opinions with respect to ethical journalism are analyzed, interpreted and discussed. Considering that the dominant news media frames are powerful in defining social problems and shaping public discourses as well as attitudes, the research is projected to provide a different perspective and alternative modes of framing applications concerning public health, journalistic practices and social awareness, specifically with regard to news coverage concerning mental health and psychological problems

    Murathan Mungan'ın öykülerinin queer teori bağlamında incelenmesi

    No full text
    Lisansüstü Programlar Enstitüsü, Kültürel İncelemeler Ana Bilim Dalı, Kültürel Çalışmalar Bilim DalıBu çalışma, yöntem olarak queer teoriyi kullanarak Murathan Mungan'ın öykülerini kapsamlı bir şekilde analiz etmektedir. Araştırmanın birinci kısmında queer teorinin önemli bileşenlerinden olan toplumsal cinsiyet, toplumsal cinsiyet çeşitliliği, cinsel çeşitlilik, heteronormativite, hegemonik erkeklik, cinsiyet ayrımcılığı ve homofobi gibi kavramlar açıklanmıştır. Ardından bu temaların belirgin olduğu öyküler incelenmiştir. Araştırmada queer teori çerçevesinde metin analizi ve eleştirel okuma yapılmıştır. Queer, belli açılardan heteroseksüel ilişkileri de kapsadığı için sadece normun dışında kalan cinselliklere odaklanılmamıştır; erkek ve kadın evliliklerinin yer aldığı öyküler de incelenmiştir. Bu öykülerdeki karakterlerin gerek toplumsal gerekse cinsel açılardan maruz kaldığı ayrımcılık ve ötekileştirme ortaya koyulmuştur. Bu ayrımcılıkta önemli rol oynayan hegemonik erkekliğin baskı süreçleri de değerlendirilmiştir. Hegemonik erkeklik kavramı çerçevesinde, öykülerde erkeklik normlarının nasıl yeniden üretildiği veya eleştirildiği incelenmiştir. Heteronormativite kavramı üzerinden ise normun dışında kalan cinselliklerin ve toplumsal cinsiyet kimliklerinin ya da ifadelerinin, heteroseksist normlara direnç gösterip göstermediği değerlendirilmiştir. Benzer şekilde, öykülerdeki karakterlerin temsil edilme biçimleri, onların toplum içindeki konumları ve okuyucuya nasıl aktarıldıkları detaylı bir şekilde analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, Mungan'ın hikâyelerinde evliliğin, toplumsal cinsiyetin ve cinselliğin nasıl temsil edildiğine dair yeni bir bakış açıları sunmaktadır. Bu çerçevede toplumsal cinsiyet, queer ve cinsellik çalışmaları başta olmak üzere edebiyat sosyolojisine ve literatüre interdisipliner bir zenginlik katmaktadır. Anahtar Kelimeler: Queer Teori, Hegemonik Erkeklik, Toplumsal Cinsiyet Çeşitliliği, Cinsel Çeşitlilik, Murathan MunganThis study comprehensively analyzes Murathan Mungan's stories by using queer theory as a methodological framework. In the first part of the research, the concepts such as gender, gender diversity, sexual diversity, heteronormativity, hegemonic masculinity, gender discrimination, and homophobia, which are key components of queer theory, are explained. Subsequently, stories where these themes are prominent are examined. The research employs text analysis and critical reading within the framework of queer theory. Since queer encompasses heterosexual relationships in certain respects, the focus is not solely on non-normative sexualities; stories featuring both male and female marriages are also analyzed. The discrimination and marginalization faced by characters in these stories, both socially and sexually, are revealed. The oppression processes of hegemonic masculinity, which play an important role in this discrimination, are also analysed. Within the concept of hegemonic masculinity, how masculine norms are reproduced or critiqued in the stories is examined. Through the concept of heteronormativity, it is evaluated whether sexualities and gender identities or expressions outside the norm resist heterosexist norms. Similarly, the representation of characters in the stories, their position within society and how they are conveyed to the reader are thoroughly analyzed. The findings offer new perspectives on how marriage, gender, and sexuality are represented in Mungan's stories. In this context, they contribute interdisciplinary enrichment to literary sociology and literature, especially gender, queer and sexuality studies. Keywords: Queer Theory, Hegemonic Masculinity, Gender Diversity, Sexual Diversity, Murathan Munga

    Türkiye'deki Suriyeliler için yurttaşlık sınırları

    No full text
    Lisansüstü Programlar Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı, Uluslararası İlişkiler (İngilizce) Bilim DalıBu çalışma, geniş bir göç ve entegrasyon dinamikleri bağlamında, Türkiye'deki Suriyeli mültecilerin yurttaşlığa kabul edilmesinin çok yönlü zorluklarını ve sonuçlarını incelemektedir. Yurttaşlık, yeni gelenlerle ev sahibi toplumlar arasındaki ilişkiyi şekillendiren temel bir unsurdur ve entegrasyonu incelemek için bir mercek görevi görmektedir. 2017-2023 dönemini kapsayan niteliksel içerik analiziyle Türkiye'nin Suriyeli mültecilere yönelik vatandaşlığa kabul sürecine ilişkin tartışmalar analiz edilmektedir. Bu çalışma, yasal çerçeveler, sosyo- politik dinamikler ve bireysel deneyimler arasındaki etkileşimi inceleyerek vatandaşlığa kabulün önündeki engelleri belirlemektedir. Çalışma, vatandaşlığın önemli entegrasyon unsurlarından biri olmasına rağmen vatandaşlık vermenin tek başına entegrasyonu sağlamadığı sonucuna varmaktadır. Kapsamlı sosyal uyum girişimleri, Türkiye'de Suriye vatandaşlığına geçişte toplumsal kabul ve uyumun desteklenmesi açısından büyük öneme sahiptir.This study explores the multifaceted challenges and implications of naturalization for Syrian refugees in Türkiye within a broader context of migration and integration dynamics. Citizenship emerges as a fundamental aspect shaping the relationship between newcomers and host societies, serving as a lens to examine integration. Through qualitative content analysis covering the period from 2017 to 2023, discussions surrounding Türkiye's naturalization process for Syrian refugees are analyzed. This study identifies impediments to naturalization by examining the interaction between legal frameworks, socio-political dynamics, and individual experiences. The study concludes that granting citizenship alone does not ensure integration, although citizenship is one of the significant integration elements. Comprehensive social cohesion initiatives are essential for fostering societal acceptance and harmony for Syrian naturalization in Türkiye

    The relationship between emotion regulation and introspective awareness variables in adults with adverse childhood experiences

    No full text
    Bu tez, çocukluk çağı olumsuz yaşantıları (ACE) yaşamış yetişkinlerde duygu düzenleme ile introspektif farkındalık arasındaki ilişkiyi araştırmaktadır. Araştırmalar, çocuklukta yaşanan olumsuzlukların sağlık üzerindeki derin uzun vadeli etkilerini giderek daha fazla vurgulamakta ve bu bireylerin çeşitli psikolojik ve fiziksel sağlık sorunları açısından daha yüksek risk altında olduğunu göstermektedir. Ancak, duygusal ve zihinsel sağlık üzerindeki spesifik etkiler yeterince araştırılmamıştır. Duygu düzenleme, bireylerin duygusal deneyimleri, özellikle de stres ve travmayı nasıl yönettiklerini ve bunlara nasıl tepki verdiklerini belirleyen kritik bir süreçtir. Bu iki yapıyı bütünleştiren bu araştırma, erken dönemdeki olumsuz deneyimlerin yetişkinlikte psikolojik dayanıklılık ve ruh sağlığını nasıl etkilediğine ışık tutmayı amaçlamaktadır. Bulgular, olumsuz çocukluk deneyimlerinin duygu düzenleme ve introspektif farkındalık üzerindeki önemli etkilerini, bireylerin zihinsel sağlıklarını ve dayanıklılıklarını nasıl etkilediğini vurgulamaktadır. Araştırma, insanların duyguları nasıl yönettiklerine ve içsel durumları nasıl algıladıklarına dair kalıcı etkiler göstererek hedefe yönelik müdahalelere duyulan ihtiyacı vurgulamaktadır. Bu müdahaleler, duygu düzenleme becerilerini geliştirmeli ve erken travmanın olumsuz etkilerini hafifletmek için bedensel ipuçlarının anlaşılmasını iyileştirmelidir. Araştırma, klinik değerlendirme ve müdahalelerde bütünsel bir yaklaşımı savunarak, ACE'den etkilenen bireylere daha iyi destek sağlanmasını teşvik etmektedir. Önemli bulgular arasında, daha yüksek ACE puanları, duygu düzenleme konusunda daha büyük zorluklar yaşadıkları gözlemlenmiş ve daha düşük introspektif farkındalık gösterdikleri ile ilgili ilişki bulunmuştur. Bu sonuçlar, ACE geçmişi olan bireylerin yaşam kalitesini iyileştirmek için terapötik yaklaşımlar geliştirilmesinin önemini vurgulamakta ve kültürel olarak duyarlı ve bütünsel sağlık uygulamalarının önemine dikkat çekmektedir.This thesis investigates the relationship between emotion regulation and introspective awareness in adults who have experienced adverse childhood experiences (ACE). Research increasingly emphasizes the profound long-term health impacts of childhood adversity, showing that individuals with such backgrounds are at higher risk for various psychological and physical health issues. However, the specific effects on emotional and mental health remain underexplored. Emotion regulation is a critical process that determines how individuals manage and respond to emotional experiences, particularly stress and trauma. Integrating these two constructs, this study aims to shed light on how early adverse experiences affect psychological resilience and mental health in adulthood. The findings highlight the significant impact of ACE on emotion regulation and introspective awareness, affecting individuals' mental health and resilience. The study reveals lasting effects on how people manage emotions and perceive internal states, emphasizing the need for targeted interventions. These interventions should enhance emotion regulation skills and improve the understanding of bodily cues to mitigate early trauma's adverse effects. The study advocates for a holistic approach in clinical assessments and interventions, promoting better support for those affected by ACE. Key findings include higher ACE scores correlate with greater challenges in emotion regulation and lower introspective awareness. These results underscore the importance of developing therapeutic approaches to improve the overall quality of life for individuals with ACE, emphasizing culturally sensitive and holistic health practices

    Examination of compliance with the disclosure provisions of TFRS 15 Standard in enterprises within the BIST wholesale and retail trade sector

    No full text
    Lisansüstü Programlar Enstitüsü, İşletme Ana Bilim Dalı, Muhasebe Ve Denetim Bilim DalıTFRS 15 Müşteri Sözleşmelerinden Hasılat standardı, finansal rapor kullanıcılarına, özellikle hasılat ve nakit akışları konusunda faydalı bilgiler sağlamayı hedeflemektedir. Bu standardın finansal raporlarda tam ve doğru bir şekilde ifade edilmesi, özellikle yatırımcılar için büyük önem arz etmektedir. Zira hasılat, işletmelerin performansını yansıtan temel göstergelerden biri olarak, yatırım kararlarını etkileyen kritik bir unsurdur. Bu çalışma, toptan ve perakende ticaret sektöründe faaliyet gösteren halka açık ortaklıkların TFRS 15 Müşteri Sözleşmelerinden Hasılat Standardında yer alan açıklama hükümlerine ne derecede uyduklarını belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu çalışma kapsamında, toptan ve perakende ticaret sektöründe faaliyet gösteren halka açık şirketlerin, TFRS 15 Müşteri Sözleşmelerinden Hasılat Standardındaki açıklama hükümlerine uyum düzeyleri incelenmiştir. Bağımsız denetim raporları detaylı bir analize tabi tutularak, şirketlerin TFRS 15 açıklama yükümlülüklerine ne ölçüde uydukları değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmede yapılırken; şirketlerin kilit denetim konusu olarak hasılatı seçip seçmedikleri irdelenmiş, uyum düzeylerinin denetim yapan bağımsız denetim firması ve faaliyet gösterilen sektör gibi faktörlere bağlı olarak değişip değişmediği araştırılmıştır.The TFRS 15 Revenue from Contracts with Customers standard is designed to offer valuable insights to users of financial statements, explicitly concerning revenue and cash flows. The complete and accurate representation of these matters in a company's financial reports is of significant importance, especially for investors, as revenue is one of the primary indicators of a company's performance. Thus, revenue is a critical factor influencing investment decisions. This study seeks to assess the degree of compliance among publicly traded companies in the wholesale and retail trade sector with the disclosure requirements outlined in TFRS 15 Revenue from Contracts with Customers. This study examined the compliance levels with the disclosure requirements of TFRS 15 Revenue from Contracts with Customers Standard for publicly traded companies operating in the wholesale and retail trade sectors. Independent audit reports were subjected to detailed analysis to assess the extent to which these companies met the disclosure obligations of TFRS 15. This evaluation considered whether companies selected revenue as a key audit matter and explored whether the levels of compliance varied depending on factors such as the independent auditing firm and the sector in which they operated

    İlahinin izdüşümünde insan deneyimleri: Antik dönemde melankoli ve trajedi

    No full text
    Lisansüstü Programlar Enstitüsü, Kültürel İncelemeler Ana Bilim Dalı, Kültürel Çalışmalar Bilim DalıBu tez, Antik Yunan kozmolojisiyle ilişkili olarak melankolik ve trajik deneyimin ve bu deneyim alanlarının mitik kahramanlardaki tasvirlerinin incelenmesi üzerinedir. Çalışmanın amacı, Antik Yunan Kozmolojisinin bir olgusu olan ilahinin, insani deneyimler üzerindeki izdüşümlerini incelemek ve bu deneyim alanlarında oluşan melankolik ve trajik deneyimleri irdelemektir. Sigmund Freud'un Mourning and Melancholia metninden yola çıkarak bir geriye dönüş stratejisiyle melankolinin Antik Dönemdeki tasvirleri ve tanımlamaları ele alınır. İlk melankolik figür kabul edilen Bellerophon'un deneyiminin arkaplanını oluşturan kozmolojik olguya değinerek ilahinin absence'ı ile presence'ı arasında bir ayrıştırma yapar. Bu ayrışan iki alanın sınırlarında melankolik deneyim ve trajik deneyim açıklanır ve trajik deneyim ile ilişkin olarak Oedipus the King tragedyasındaki Oidipus'un trajik deneyimi incelenir. Anahtar Sözcükler: Melankoli, Trajik, Antik Yunan Kozmolojisi, Bellerophontes, Kral OedipusThis thesis examines the melancholic and tragic experiences related to Ancient Greek cosmology and the depictions of these experiences in mythical heroes. The aim of this study is to investigate the reflections of the divine, as a phenomenon of Ancient Greek cosmology, on human experiences and to analyze the melancholic and tragic experiences that arise within these domains. By employing a retrospective strategy based on Sigmund Freud's Mourning and Melancholia, the thesis explores the depictions and definitions of melancholy in the Ancient Period. It addresses the cosmological phenomenon underlying the experience of Bellerophon, considered the first melancholic figure, and differentiates between the absence and presence of the divine. Within the boundaries of these differentiated domains, melancholic and tragic experiences are explained, with a particular focus on the tragic experience of Oedipus in the tragedy of Oedipus the King. Keywords: Melancholy, Tragic, Ancient Greek Cosmology, Bellerophon, Oedipus the Kin

    Comparison of soil improvement techniques on the development of efficient consolidation response

    No full text
    A comprehensive experimental program including two distinct series of consolidation tests was performed on clay specimens prepared at different dry weight proportions including 0%, 1%, 2.5%, 5%, 7.5%, 10% polypropylene fiber or lime by weight mixed with clayey soil. Fiber inclusion into clay resulted in enhancement of compressive strength characteristics, improvement of hydraulic properties that is an advantage for modification of stability and durability properties of clayey soil under loads. Similarly, the higher hydraulic conductivity of clay resulted that will shorthen duration of consolidation settlement, hence, eventually influence completion of plastic consolidation deformation favorably for soft clays. Lime-treatment on clay specimens showed that the compressibility properties are improved such that the strength of clay against loading enhances, exhibits less consolidation deformation under load owing to increase in lime content. On the other hand, clay becomes highly impermeable, displays substantially larger water-resistant properties because of increased lime mass proportion (i.e. time-extension) in clayey soil that results in prolongation of expulsion of excess porewater pressure from clay due to load application, relevant induced stresses. Fiber-inclusion resulted in exhibiting logarithmic decrement with a mild rate of decline while lime-treatment led to exponential reduction with a sharp rate of drop for compression index (Cc), compressibility coefficient (?v), volume compressibility coefficient (mv). Further, fiber-inclusion stimulated exponential and quadratical increment whereas lime-treatment induced exponential decrement for coefficient of consolidation (cv), hydraulic conductivity (k), respectively. As a result, the Cc, ?v, mv enhanced on the order of within 10 at average of 80% to 90% with a minimum of 70% by value for both fiber-reinforcement and lime-stabilization soil-stabilization techniques. The cv, k improved on the order of within 10 at average of 75% to 85% by value for fiber-reinforcement whereas dis-improved on the order of within 10 at average of 70% to 80% by value for lime-stabilization

    Feminist struggle in the grip of patriarchy and capitalism: Socialist feminist collective

    No full text
    Lisansüstü Programlar Enstitüsü, İnsan Hakları Hukuku Ana Bilim Dalı, Hukuk Bilim DalıBu tezde, Türkiye'de hayatın her alanında etkili olan neoliberal rasyonalitenin yükselişe geçtiği 2000'ler sonunda, feminist mücadeleye önemli katkılar sunan Sosyalist Feminist Kolektif'in üç kampanyası incelenmiştir. Bu kampanyalar, tam da neoliberal muhafazakar iktidarın otoriter niteliğinin yoğunlaştığı bir yeni evrenin başlangıcında art arda örgütlenen kampanyalar olma özelliği taşır. Dolayısıyla Sosyalist Feminist Kolektif, 2008-2016 yılları arasında üç kampanyası ile neoliberal muhafazakar otoriterleşmeye karşı muhalefet etmiştir. Tez, Kolektif'in pratiğin içinde, kampanyalarıyla patriyarkal kapitalist sistem ile mücadelede kendisine nasıl yol çizdiğinin izini sürmektedir. Tezin birinci bölümünde, patriyarkaya kavramsal bir çerçeveden bakılır.1970'lerde yükselişe geçen radikal patriyarka kuramı ve devamında Marksist senteze bakarak Heidi Hartmann'ın patriyarka yaklaşımı ile patriyarka ve kapitalizm (patriyarkal kapitalizm) ilişkisi ele alınır. İkinci bölümde, Türkiye'de sosyalist feminizmin tarihsel gelişimi, Sosyalist Feminist Kolektif'in kuruluşu ve onun teorik politik zemini incelenir. Özellikle, Kolektif'in ücretli / ücretsiz kadın emeği üzerine olan tartışmaları zemininde ilerlemesi, Kolektif'in özel olan politiktir ve bağımsız kadın hareketi çizgisi anlaşılmaya çalışılır. Üçüncü bölümde ise Kolektif'in "Erkeklerden Alacaklıyız", "Aile Dışında Hayat Var" ve "AKP'nin Makbul Kadın Dayatmasına Hayır" kampanyaları incelenir.In this thesis, three campaigns of the Socialist Feminist Collective, which made significant contributions to the feminist struggle in the late 2000s, when neoliberal rationality, which was effective in all areas of life in Turkey, was on the rise, are analysed. These campaigns were organised in succession at the beginning of a new phase in which the authoritarian character of neoliberal conservative power intensified. Therefore, the Socialist Feminist Collective opposed neoliberal conservative authoritarianism with three campaigns between 2008 and 2016. The thesis traces how the Collective, in practice and through its campaigns, has charted a path for itself in the struggle against the patriarchal capitalist system. In the first part of the thesis, the relationship between patriarchy and capitalism (patriarchal capitalism) is analysed through Heidi Hartmann's approach to patriarchy, looking at the radical patriarchy theory that rose in the 1970s and the Marxist synthesis that followed. The second part analyses the historical development of socialist feminism in Turkey, the establishment of the Socialist Feminist Collective and its theoretical political ground. In particular, the progress of the Collective on the basis of its debates on paid/unpaid women's labour, the Collective's line that the private is political and the independent women's movement are tried to be understood. The third part analyses the Collective's campaigns named "Men owe us", "There is Life Outside the Family" and "No to the AKP's (Justice and Development Party) Acceptable Woman Imposition"

    4,803

    full texts

    9,301

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Istanbul Bilgi University Library Open Access
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇