9301 research outputs found
Sort by
DETERMINING HEALTH PROBLEMS OF CHILD WORKERS WITH THE OMAHA SYSTEM: EXAMPLE FROM A SUBURB OF ISTANBUL
Amaç: Bu çalışmada, İstanbul'un kenar mahallelerinde bulunan ortaokullarda öğrenim gören göçmen ve göçmen olmayan çocuk işçilerin sağlık sorunlarının Omaha sistemiyle değerlendirilmesi amaçlandı. Yöntem: Tanımlayıcı ve gözlemsel çalışma olarak planlanan bu çalışma kapsamına İstanbul'da yaşayan çocuk işçiler alındı. Verilerin toplanmasında Tanımlayıcı Özellikler Değerlendirme Formu ve Omaha Sistemi terminolojisine dayalı Nightingale Notes yazılımı kullanıldı. Bulgular: Katılımcılar; 10-13 yaş arası 81 çocuk işçiden oluşmaktaydı. Çocuk işçilerin %86'sı erkek ve %12'si Suriye'den göç etmişti. Çocukların %85’i ailelerinin gelirine katkıda bulunmak için çalıştığını ifade etti. Çocuklarda en sık görülen sağlık sorunları ruh sağlığı, ihmal, düşük gelir, ağız sağlığı, beslenme, kişisel bakım, fiziksel aktivite, uyku ve dinlenme düzeni ve mahalle/iş yeri güvenliği gibi sorunlardı. İstatsitiksel değerlendirmede, ruh sağlığı sorunları ile aile sağlığı arasında; bireysel sağlık durumu ile ağız sağlığı ve rol değişikliği arasında; anne eğitim düzeyi ile ağız sağlığı ve kişisel bakım arasında; ve beslenme ile baba eğitim düzeyi arasında ilişki bulundu. Sonuç: Göçmen ve göçmen olmayan çocuk işçilerin sağlık sorunlarının belirlenmesinde Omaha Sistemi’nin uygun olduğu bulundu. Ancak bu kesimin sağlık sorunlarının çözümü için yoksulluğun ve çocuk işçiliğinin önlenmesi ve hukuk normlarına uyulması önerilmektedir. Ayrıca geniş örneklem gruplarında, uzun süreli ve karma yöntemli gözlemsel çalışmalarla çocuk işçilerin sağlığının incelenmesi önerilebilir. Objective: This study assessed health problems of migrant and non-migrant child workers in lower-secondary schools from suburb of Istanbul. Method: This descriptive and observational study was conducted in Istanbul. It comprised child workers. Descriptive Characteristics Assessment Form and Nightingale Notes Software based on the terminology of the Omaha System were used for data collection. Results: The participants were 81 child workers aged 10–13 years, 86% were male, and 12% were migrants from Syria. Eighty-five percent worked to contribute their family income. The most common health problems were mental health, neglect, income, oral health, nutrition, personal care, physical activity, sleep and rest patterns, and neighbourhood/workplace safety. There was an association between mental health problems and family health status;between individual health status and oral health as well as role change;between maternal education level and oral health as well as personal care and between nutrition and paternal education level (p<.05). Conclusion: The Omaha system was found suitable for determining health problems of migrant and non-migrant juvenile labor. However, it is necessary to prevent poverty, develop the understanding of the social state, and comply with legal norms. We recommend that researchers examine the health of child workers in long-term and mixed-method observational studies
Dünden Bugüne Ülkemizde Yapılan Dış Ortam Havakirliliği Sağlık Etkileri Araştırmaları
Ülkemizde havakirlililiği konusunda yapılan araştırmalar, 1960’lı yıllarda “Ankara’nın hava kirliliği” sorunu ile başlamış, daha sonra hava kirliliği sorununun diğer kentlere de yayılmasıyla yaygınlaşmıştır. 2000’li yıllara dek, daha çok tez çalışması veya kongre bildirisi şeklinde olan araştırmalar, sonraki yıllarda, kirleticilerin havayolu üzerine etkilerine dair daha spesifik araştırmalara evrilmiştir. Hava kirleticilerinin, solunum yolundaki epitel hücrelerine zarar vererek epitelde geçirgenliği arttırdığını ve inflamatuar hücre göçü, sitokinlerin artışı gibi bir dizi inflamatuar olaya yol açtığı gösterilmiştir. 2016 yılında Bodrum’da ortaokul ve lise öğrencilerinde çevre bilincinin belirlenmesini amaçlayan araştırmada; lise öğrencileri için "çok zararlı" olarak belirlenen ilk üç çevre sağlığı sorununun "sigara, santrallerden kaynaklanan hava kirliliği ve ozon tabakasının incelmesi" olduğu görülmüştür. 2020 yılına doğru kirleticilerin kalp ve akciğer hastalıklarında akut kötüleşme yaratmasının yanısıra, hastalıkların oluşumunda da doğrudan etkili olduğunu gösteren araştırmalar artış göstermiştir. 2021 yılında yayınlan iki makale, ulusal havakirliliği verilerimiz açısından çok önemli sonuçlar bildirmektedir. Kayıhan Pala ve arkadaşlarının “Türkiye'de PM2.5 kirleticisine uzun süre maruz kalmaya bağlı erken ölümler” başlıklı makalesinde, 2018 yılında Türkiye'de PM2.5 maruziyeti nedeniyle toplam 44.617 kişinin (%95 GA 29.882-57.709) erken öldüğü ortaya konmuştur. Ayrıca Aykaç ve Yasin’e ait başka bir araştırmada, Avrupa ülkelerinde kirleticiler açısından azalmalar söz konusu iken, 2016-2019 yılları arasında Türkiye'de partikül madde kaynaklı hava kirliliğinin belirgin bir şekilde gerilemediği aksine, bazı illerde hava kirliliğinin kalıcılık kazandığı tespit edilmiş ve bazı istasyonların, yetersiz ölçüm faaliyetleri nedeniyle hava kalitesi izlemede yetersiz kaldığı tespit edilmiştir. Dünya Sağlık Örgütü’nün 11 Mart 2020 tarihinde pandemi ilan etmesi ile birlikte, yüzyıla damgasını vuran Covid-19 pandemisinin hava kirliliği ile ilişkisini inceleyen makaleler, 2020 yılının ikinci yarısından itibaren ülkemizden de yayınlanmaya başlamıştır
Distance Education in Health Sciences Education
Öğretimde teknoloji kullanımı giderek yaygın hale gelmektedir. Öğretimde kullanılan teknolojilerden biri de uzaktan eğitimdir. Uzaktan eğitim, eğitim ihtiyacını karşılayan geleneksel örgün eğitime alternatif bir yollardan birisidir. Uzaktan eğitimin kullanıldığı eğitim alanlarından biri olan sağlık bilimleri eğitiminde birçok teknolojik uygulamaların kullanımı, sınırsız tekrar yapma imkanı ve kliniğe çıkmadan gerekli ön becerilerin kazanılması açısından büyük önem taşımaktadır. Ancak sağlık bilimleri alanında önemli yeri olan laboratuvar ve klinik uygulamalarda sadece uzaktan eğitim yönteminin eksikliklere neden olabileceği ve bu nedenle uzaktan eğitim sistemlerinin geleneksel örgün eğitimin yerini alamayacağı düşünülmektedir.The use of technology in education is becoming increasingly common. One of the technologies used in teaching is distance education. Distance education is one of the alternative ways to traditional formal education that meets the need for education. The use of many technological applications in health sciences education, which is one of the education areas where distance education is used, is of great importance in terms of unlimited repetition and gaining the necessary pre-skills before going to the clinic. However, it is thought that only distance education method may cause deficiencies in laboratory and clinical applications which have an important place in the field of health sciences and therefore, distance education systems cannot replace traditional formal education
The crimes of the infringement of moral, economic and related rights in the Intellectual and Artistic Works Code No. 5846 (FSEK m. 71)
Lisansüstü Programlar Enstitüsü, Kamu Hukuku Ana Bilim DalıFikir ve sanat eserlerinden kaynaklı hakların ceza hukukuyla korunması tartışmalı bir konudur. Bu tartışmalar söz konusu hakların ceza hukukuyla korunmasının gerekip gerekmediğinden başlayarak her bir suç tipinin belirlenmesi ve nasıl yorumlanması gerektiğine kadar çeşitlilik göstermektedir. Özellikle ceza hukuku teorisyen ve uygulamacıları ile fikri mülkiyet alanında çalışan teorisyen ve uygulamacılar arasındaki görüş ayrılıkları, tartışma konularını daha da çetrefilli bir hale getirmektedir. Manevi, mali ve bağlantılı haklara tecavüz suçları da fikir ve sanat eserleri hukuku ile ceza hukuku dallarının kesişimi olan fikri ceza hukukunun temelinde yer almaktadır. Bu nedenle fikir ve sanat eserleri hukuku ile ceza hukuku olmak üzere hukukun farklı disiplinleri dikkate alınarak bu suçlarla ilgili bir çalışmanın yapılması önem kazanmaktadır.The criminal protection of intellectual and artistic rights is a controversial issue. These debates range from whether these rights should be protected by criminal law, to how each type of crime should be identified and interpreted. Especially, the differences of opinion between the theorists and practitioners of criminal law and the theorists and practitioners working in the field of intellectual property make the topics of discussion even more complicated. The crimes of infringement of moral, economic and related rights are corner stone of criminal copyright law, which is the intersection of copyright law and criminal law disciplines. For this reason, it is important to conduct a study on these crimes by considering different disciplines of law, especially the copyright law and criminal law
Pandemi döneminde tek ebeveynlik: Yaratıcı kapasitenin rolü
Lisansüstü Programlar Enstitüsü, Psikoloji Ana Bilim Dalı, Klinik Psikoloji Bilim DalıBu çalışma, karantina sırasında ebeveynlik yaratıcılığının rolünü araştırmayı amaçlamaktadır. Katılımcılar, yaşları 35 ile 43 arasında değişen sekiz bekar anneden oluşmaktadır. Görüşmeler, 45 dakika ile 1 saat 15 dakika arasında süren bireysel olarak online olarak gerçekleştirilmiştir. Verileri analiz etmek için tematik analiz kullanılmış ve dört ana tema elde edilmiştir; 1) karantinanın algılanan etkileri, 2) zorluklara yardımcı olarak yaratıcılık, 3) ebeveyn yaratıcılığını arttırmayla ilişkin faktörler, 4) ebeveyn yaratıcılığını engellemeyle ilişkin faktörler. Birinci tema, algılanan olumsuz etkiler ve algılanan olumlu etkiler alt temaları şeklinde adlandırılmıştır. İkinci tema, yaratıcı kapasitenin kendini algılaması, ortak yapımlar, bağ kurma amacıyla yaratıcı kapasite, uyum sağlamayı sağlayan yaratıcılık alt temalarını içermektedir. Üçüncü tema, kapsayıcı bir çevre sunma ve baş etme stratejilerini içermektedir. Son tema ise, sürekli ulaşılabilirlik, çocuk ile kurulan ilişkinin kalitesinde düşüş ve finansal sorumluluklar içermektedir. Sonuçlar, pandemide tek ebeveynlerin deneyimlerini ve ebeveyn yaratıcılığını nasıl algıladıklarını ve bu dönemdeki rolünü ortaya koymuştur. Ebeveynlik yaratıcılığının, ebeveynlerin esnek olmalarına yardımcı olduğu ve ellerindeki kaynakları zor zamanlarda kullanmalarını sağladığı bulunmuştur. Karantinalar, her iki tarafın da evin içinde birlikte geçirdikleri süreyi artırması nedeniyle çocuklarıyla ilişkilerini kötüleştirerek yaratıcılık kapasitelerini de azaltıyor görünmektedir. Bununla birlikte, ebeveynlerin kendi baş etme stratejileri ve bir tutma ortamı sağlama yeteneklerinin yaratıcı düşünmelerini geliştirdiği düşünülmüştür. Tartışma bölümünde sonuçlar geçmiş literatürlerle beraber ele alınmış, ancak ebeveyn yaratıcılığı konusunda çok daha az araştırma olduğu için, mevcut sonuçlar çocukların, öğrencilerin, genç yetişkinlerin yaratıcılığı gibi popülasyonları ele alan makalelerle tartışılmıştır.This study aims to explore the role parenting creativity during quarantine. Participants consisted of eight single mothers aged between 35 to 43. Interviews were conducted online individually which lasted through 45 minutes to 1 hour 15 minutes. Thematic analysis was used to analyze the data, resulting in four main themes; 1) perceived influences of quarantine, 2) creativity as an aid to challenges, 3) factors related to enhance parenting creativity, 4) factors related to inhibit parenting creativity. First theme consisted subthemes of perceived negative and positive influences. Second theme included subthemes of self-perception of creative capacity, co-creations, creative capacity as use of bonding, creativity providing adaptability. Third theme contained providing a holding environment and coping strategies. Last theme involved decline in quality of the relationship between child, constant availability, and financial responsibilities. The results revealed the experiences of single parents in pandemic and gave information on how they perceive and use parenting creativity during this time. Parenting creativity has been found to help parents to be flexible and has enabled them to use the resources they have in their hands in difficult times. Quarantines also appeared to have diminishing effects to capacity of creativity by worsening of relationship with their child due to both parties increase in duration of time they spent together. Parents own coping strategies and their ability to provide a holding environment was thought to enhance their creative thinking. The results were concluded with the previous literature, however since there was much less research on parenting creativity, current results were discussed with articles regarding other populations such as children, students, young adults' creativity
'Kozaya Zarar Verme': Şiddetsiz ergen oğlan çocukları yetiştirme deneyimleri üzerine nitel bir çalışma
Lisansüstü Programlar Enstitüsü, Klinik Psikoloji Ana Bilim DalıBu tez, ergen oğlan çocuklarını yetiştiren ebeveynlerin ergenlik, cinsiyet rolleri, şiddetsiz oğlan çocuğu yetiştirmek ile ilgili deneyimlerini ve görüşlerini ekolojik bakış açısıyla incelemeyi amaçlamaktadır. Nitel araştırma deseni nedeniyle, altı anne ve altı babayla yarı yapılandırılmış, derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Tematik analizden sonra, şiddetsiz ergen oğlan çocukları yetiştirme konusundaki ortak deneyimleri ve bakış açılarını yansıtmak üzere dört tema belirlenmiştir. Bu temalar şunlardır: farklı ama eşit kadın ve erkek, bir değişim dönemi olarak ergenlik, ergen oğlan çocuklarına ebeveynlik yapma süreci ve şiddetsiz oğlan çocuklar olmayı öğrenmek: ebeveynlerin rolü. Birinci tema, toplumsal cinsiyet farklılıkları ve toplumsal cinsiyet eşitliği olmak üzere iki alt tema içermektedir. Cinsiyet farklılıkları alt temasının kız ve oğlan çocukları arasındaki farklılıklar ve babalar ve anneler arasındaki farklılıklar olmak üzere iki alt teması bulunmaktadır. İkinci tema, bir değişim dönemi olarak ergenlik olarak belirlenmiştir. Bu tema iki alt temaya ayrılmıştır: ergen oğlan çocuklarındaki değişimler ve anne-baba ile ergen arasındaki ilişkideki değişimler. Ergen oğlan çocuğundaki değişimler adlı alt temada bireyselleşme süreci, arkadaşlıklara öncelik verme, bedene ilginin artması, sosyal geri çekilme ve öfke patlaması olmak üzere beş alt alt tema ile tanımlanmıştır. Anne-baba ve ergen ilişkisindeki değişiklikler alt teması, aile olarak geçirilen zamanda azalma ve babanın rol model alınması olmak üzere iki alt alt temadan oluşmaktadır. Üçüncü tema olan ergen oğlan çocuğuna ebeveynlik yapmak yedi alt tema ile kategorize edilmiştir: ergenliği gelişimsel bir aşama olarak kabul etme, açık iletişim kurma, ebeveynin kendi ergenlik anılarının canlanması, ergen oğlan çocuğuyla arkadaş olma, ebeveynin yol gösterici ve sınırlayıcı rolleri, ergen çocuktan beklentiler ve nesiller arası aktarım. Son tema, şiddet içermeyen oğlan çocukları olmayı öğrenmek: ebeveynlerin rolü, iki alt temadan oluşmaktadır: şiddet konusunda ebeveyn rehberliği ve ailede şiddet içermeyen davranışların modellenmesi. Sonuçlar, kabul etme, açık iletişim kurma, yakınlık kurma, sıcaklık, rehberlik etme, ve sınırlama gibi ebeveyn uygulamalarının hem ergen oğlan çocuğunun gelişiminde hem de ebeveynin deneyiminde etkili rol oynadığını göstermiştir. Ekolojik kuram perspektifinden, ergenler için eşitlikçi ve şiddetsiz bir çevre sağlamanın (ör. mikrosistem, mezosistem, egzosistem) önemli olduğu görülmüştür. Ergenler ve ailelere yönelik klinik çalışmalar, önleyici programlar, STK projeleri ve sosyal politikalara yönelik öneriler tartışılmıştır.This thesis aims to explore the experiences and perspectives of parents with adolescent boys, on adolescence, gender roles, and nonviolence with an ecological perspective. Due to the qualitative design, in-depth semi-structured interviews were conducted with six mothers and fathers. After thematic analysis, four themes were determined to reflect the shared experiences and perspectives on raising nonviolent adolescent boys. These themes are men and women as different but equal, adolescence as a period of change, the process of parenting adolescent boys, and learning to be non-violent boys: parents' role. The first theme includes two sub-themes: gender differences and gender equality. The gender differences sub-theme has two sub-sub-themes: differences between girls and boys, and differences between fathers and mothers. The second theme is identified as adolescence as a period of change. This theme is categorized into two sub-themes: changes in the adolescent boy and changes in the relationship between the parents and the adolescent. Changes in the adolescent boy further divided into five sub-sub-themes: the individuation process, prioritizing friendships, increased interest in the body, social withdrawal, and anger outbursts. Changes in the relationship between the parents and the adolescent sub-theme consists of two sub-sub-themes: decreased time spent as a family and taking the father as a role model. The third theme, the process of parenting adolescent boys is categorized with seven sub-themes: accepting adolescence as a developmental stage, having open communication, reviving memories of the parent's adolescence, being friends with the adolescent boy, guiding and limiting the adolescent boy, communicating expectations to the adolescent boy, intergenerational transmission. The last theme, learning to be non-violent boys: parents' role consists of two sub-themes: parental guidance against violence, and modeling non-violent behaviors in the family. The results showed that parental practices such as acceptance, open communication, closeness, warmth, guidance, and limit setting played effective roles in the development of the adolescent boy and experiences on the parents' side. From the ecological perspective, providing a gender-equal and nonviolent environment (e.g. in microsystems, mesosystems and exosystems) for adolescents was crucial. Suggestions for prevention programs for parents, clinical works for adolescents and families, and projects in NGOs and social policies are discussed
The relationship between anti-gender movements and right-wing populism: The case of the Istanbul Convention
Lisansüstü Programlar Enstitüsü, Hukuk Ana Bilim DalıBu c?alıs?ma, "Toplumsal Cinsiyet Karşıtı Hareketler", "Sağ Popülizm ve Toplumsal Cinsiyet Karşıtlığı" ve "Toplumsal Cinsiyet Karşıtı Hareketlerin Sağ Popülist İktidarlarla İş Birliği: İstanbul Sözleşmesi Örneği" başlıklı üç ana bo?lu?mden olus?maktadır. Bu çalışmada, yeni bir politik fenomen olarak toplumsal cinsiyet karşıtı hareketlerin neliği ve giderek yükselen sağ popülizmle olan ilişkisi anlaşılmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda değerlendirilmeye tutulan sağ popülist partilerin iktidarda olduğu Türkiye ve Polonya'daki İstanbul Sözleşmesi tartışmaları, çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. Birinci bölümde toplumsal cinsiyet karşıtı hareketlere ışık tutulmuş ve bu hareketlerin doğası, söylemi, köken ve stratejileri ele alınmıştır. İkinci bölümde bu hareketlerin sağ popülizmle olan ilişkisi üzerine bir tartışma yapılmış ve bu doğrultuda öncelikle popülizmin ve sağ popülizmin neler olduğu, hangi araç ve yöntemlerle kendilerini gerçekleştirdikleri ele alınmıştır. Çalışmanın son kısmında ise Türkiye ve Polonya'daki İstanbul Sözleşmesi tartışmaları örnekleminde sağ popülist iktidarlarla toplumsal cinsiyet karşıtı hareketlerin ilişkisi gözlemlenmeye çalışılmıştır. Çalışmanın sonunda, bu iki olgu arasında güçlü bir ilişkinin varlığı; bununla birlikte, bu birlikteliğin iktidar dinamiğini de arkasına aldığında başkaca yeni bir rejim sorunu yaratıyor olduğu; ve bu sorunların yalnızca kadın ve LGBT haklarına ilişkin olmadığı, bunun ötesinde demokratik değerlere ve insan haklarına yönelik bir saldırının var olduğu sonuçlarına varılmıştır. Anahtar Kelimeler: toplumsal cinsiyet karşıtlığı, toplumsal cinsiyet karşıtı hareketler, popülizm, sağ popülizm, İstanbul Sözleşmesi, illiberal polipor devletThis study is composed of three main sections titled "Anti-Gender Movements", "Right-Wing Populism and Anti-Genderism" and "The Collaboration of Anti-Gender Movements with Right-Wing Populist in Power: The Case of the Istanbul Convention". In this study, the nature of anti-gender movements as a new political phenomenon and its relationship with the rising right-wing populism have been tried to understand. The Istanbul Convention debates in Turkey and Poland, where right-wing populist parties are in power, constitute the case of the study. In the first section, anti-gender movements were shed light on, and their nature, discourse, origins, and strategies were examined. In the second section, a discussion was made on the relationship of these movements with right-wing populism, and in this regard, the natures of populism and right-wing populism and what tools and methods they use in order to realize themselves were discussed. In the last section of the study, the relationship between right-wing populist governments and anti-gender movements was tried to be observed in the case of the Istanbul Convention debates in Turkey and Poland. At the end of the study, it has been concluded that there is a strong relationship between these two phenomenons; furthermore, their collaboration creates another state problem when it takes the power dynamics behind it; and these problems are not only related to women's and LGBT rights but beyond that, there is an attack on democratic values and human rights. Keywords: anti-genderism, anti-gender movements, populism, right-wing populism, Istanbul Convention, illiberal polypore stat
Müşterilerin değer ve risk algılarının ve kişisel değerlerinin ileri dönüşüm giyim ürünleri tüketimine etkisi
Lisansüstü Programlar Enstitüsü, Pazarlama Ana Bilim DalıSürdürülebilirlik fikri farklı alanlarda genişlemekte ve artmaktadır. Üretim, tüketim ve dağıtımda sürdürülebilirlik, işletmeler ve tüketiciler için enerji tasarrufu, karbon ayak izi azaltma ve atık oranını düşürme gibi sosyal sorumluluk çözümlerinin yanı sıra bir pazarlama yaklaşımı olarak katkı sağlamaktadır. İleri dönüşüm (Upcycle) moda kumaş kesikleri, elyaflar, stok fazlası ürünler veya hatalı, eski, hasarlı giysiler gibi mevcut malzemelerden moda ürünlerini yeniden üretmeyi amaçlar. Moda ürünlerine bu yönelik yeni yaklaşım, tüketiciler tarafından henüz tam olarak benimsenmemiştir. Bu çalışma, tüketicilerin ileri dönüştürülmüş moda ürünlerinden kaçınmalarına veya satın almalarına yol açan iç görüyü pazarlama perspektifinden sağlamayı amaçlamaktadır. Tüketicilerin, ileri dönüşüm ürünleri için algıladığı değer ve risk faktörleri, kişisel değerleri ve çevre bilinci ile birlikte satın alma niyeti, ödeme istekliliği ve önerme davranışı incelenir. Önerilen modeli analiz etmek için örneklem olarak, çeşitli yaş aralıkları, gelir düzeyleri, eğitim geçmişleri ve alışveriş alışkanlıkları olan dört yüz elli dokuz kişi çevrimiçi bir ankete katıldı. Çalışmanın sonucunda, ileri dönüşüm moda davranışının duygusal ve sosyal değerler ve çevresel değerler tarafından motive edilirken hijyen riski, estetik risk ve fonksiyonel risk faktörleri tarafından motive edilmediği bulunmuştur. Üstelik değişime açık tüketicilerin ileri dönüşüm moda yaklaşımını daha çok benimsediği gözlenmiştir.Sustainability idea is expanding and increasing in different areas. Sustainable production, consumption, and distribution not only provide social responsibility solutions such as decreasing energy usage, carbon footprint, and waste production but also contribute as a marketing approach for businesses and consumers. Upcycle fashion intends to remanufacture fashion products from existing materials such as fabric cut-outs, fibers, deadstock, or faulty, old, damaged clothing items. The new approach toward fashion products is not fully embraced by consumers yet. This study aims to provide consumers insight that leads them to avoid or purchase the upcycled fashion product from a marketing perspective. Consumers' perceived value, perceived risk, and personal values are examined, along with environmental consciousness that affects their purchase intention, willingness to pay a price premium, and advocacy behavior toward upcycled fashion products. As the sample for analyzing the proposed model, four hundred fifty-nine individuals with various age ranges, income levels, educational backgrounds, and shopping habits participated in an online survey. As the result of the study, it is found that upcycle fashion behavior is motived by emotional and social values and environmental values while demotivated by sanitary risk, aesthetic risk, and functional risk factors. Moreover, it is detected that consumers who are open to changes embrace upcycled fashion approaches more
Builder lien within the construction contract
Lisansüstü Programlar Enstitüsü, Hukuk Ana Bilim DalıYapı işlerinde taraflar arasındaki menfaatlerin en hakkaniyetli şekilde korunmasını sağlayacak ve bu sayede doğası gereği yapı işlerinde taşınmaz maliki ile yapı alacaklısı arasında ortaya çıkan güven açığını dengeleyecek bir hukuki mekanizmanın oluşturulmasının önemi açıktır. Bu amaçla kanun koyucu; yapı alacaklılarına, Türk Medeni Kanunu m. 893/3 ile tescile tabi bir kanuni ipotek hakkı niteliğinde olan yapı alacaklısı ipoteği hakkı tanımıştır. Kanun koyucunun yapı alacaklılarını korumak için özel bir düzenleme yapması, yapı işlerinin doğasından ve uygulamasından kaynaklanmaktadır. Zira bir yapı işinde; yapı alacaklıları, önce borcunu ifa ederek yapı işini tamamlamakta, ondan sonra karşı edim olan bedeli talep edebilmektedir. Bu iş modeli yapı alacaklılarını kredi veren konumunda kılmaktadır. Söz konusu ipotek hakkının doğumu ve kullanılması mevzuatımızda özel bazı şartlara tabi kılınmıştır. Çalışmamız kapsamında, doktrindeki görüşlere ve uygulamadaki kararlara yer verilerek; yapı alacaklısı ipoteğinin unsurları, hukuki niteliği ve hakkın kullanılması noktasında dikkate alınacak hususlar tartışmaya açılmıştır.The importance of establishing a legal mechanism that will ensure the most equitable protection of the interests between the parties in construction works and thus balance the trust gap that arises naturally between the owner of the real estate and the builder is obvious. For this purpose, the legislator; gives to the builder a legal lien, which is subject to registration according Art. 893/3 of the Turkish Civil Code, on the property which he has performed his work to secure his wage claim. Due to the nature of the construction business, there is a special provision in the law for protecting the building creditors. Because, building creditors can only request payment after they complete the construction. This business model puts them into a creditor position. The birth and exercise of the said right is subject to some special conditions. Within the scope of our study, by giving place to doctrine and jurisdiction; the elements of the builder's lien, its legal nature, the exercise of the legal lien and the issues which arise thereof are subject to discussion
21. yüzyılda aşırı finansallaşma ve riskin menkul kıymetleştirilmesi: 2008 Krizi sonrası FED'in para politikası
Lisansüstü Programlar Enstitüsü, Uluslararası Politik Ekonomi Ana Bilim DalıNeoliberalizmin yükselişi ile başlayan deregülasyon süreci ekonomik alanda fazlasıyla özgür bir ortam yarattı. Bu özgür ortamın birçok anlamda pozitif etkisi olmuş olsa da global ekonomiyi oldukça kırılgan bir hale getirdi. Bu süreçte Dünya, birçok ekonomik ve finansal krize şahit oldu. Özellikle ABD ekonomisi için tüm bu yaşananlar daha gevşek bir para politikası için zemin hazırladı. Uzun süren gevşek para politikası ortamı, spesifik olarak konut kredileri olmak üzere kredi talebini patlattı. Düşük faiz ortamında faiz gelirlerinden tatmin olamayan finansal kuruluşlar, konut kredilerinin menkul kıymetleştirilmesi üzerinden türev işlemlerine hız verdi. Oldukça karlı olduğu keşfedilen bu yöntemler, finansal kuruluşların kredi verme istekliliğini eşi benzeri görülmemiş seviyelere yükseltti. Bunun sonucunda kredi sistemine subprime denilen yeni bir kesim dahil edildi. Ve kredilerini asla ödeyemeyecek bu kesime verilen krediler ve buna dayalı gerçekleştirilen türev işlemler, finansal sistemi darmadağın edecek ve etkileri halen devam eden 2008 Küresel Finansal Krizine yol açtı. Bu süreçte birçok yatırım bankası iflas etti. Krizle mücadele etmek için geleneksel politikaların yetersiz kalması FED'i başka önlemler almaya itti. Quantitative Easing adı verilen ve oldukça agresif bir şekilde gerçekleştirilen varlık alım programları, FED bilançosunu eşi benzeri görmemiş seviyelere yükseltti. Bilançosunu küçültmek için doğru zamanı bulmaya çalışan FED, buna karar verdiğinde ise Dünya ekonomisini derinden etkileyecek bir pandemi ile karşı karşıya geldi. Ve bilançosunu daha da saldırgan bir şekilde büyütmek zorunda kaldı. Günümüze geldiğimizde ise artık doğru zamanın geldiği kararı verildi ve bilanço küçültme adımı resmi olarak duyuruldu. Bu çalışma 2008 krizinin sebeplerini kriz sırasında yaşananları ve sonrasını detaylı olarak incelemektedir. Spesifik olarak ise FED'in kriz sonrası uygulamış olduğu para politikası tüm ayrıntılarıyla, grafik ve tablolarla desteklenerek ele alınmıştır. Bu çalışmanın metodolojisi hikayeleştirilmiş bir süreç analizi ve yorumlanması kapsamında oluşturulmuş olup, çeşitli literatür kaynakları, Federal Açık Piyasa Komitesi'nin açıklamaları ve çalışma kapsamında kullanılan verilerin analizi ve yorumlanmasına dayanmaktadır.The deregulation process, which started with the rise of neoliberalism, created an extremely free environment in the economic field. Although this free environment has had a positive effect in many ways, it has made the global economy quite fragile. In this process, the World witnessed many economic and financial crises. All these events laid the groundwork for a looser monetary policy, especially for the US economy. The protracted loose monetary policy environment has exploded the demand for loans, specifically housing loans. Financial institutions, which were not satisfied with interest income in a low-interest environment, accelerated their derivative transactions through the securitization of housing loans. These methods which were highly profitable, have increased willingness of the financial institutions to lend at an unprecedented level. As a result, a new segment which is called subprime was incorporated into the credit system. Besides the loans given to this segment which will never be able to repay their debts and the derivative transactions based on these loans, led to the 2008 Global Financial Crisis, which would collapse the financial system and whose effects are still ongoing. During this period, many investment banks went bankrupt. The inadequacy of traditional policies to tackle the crisis obliged the FED to take further measures. Asset purchase programs, called Quantitative Easing, which were implemented very aggressively, increased the FED's balance sheet to unprecedented levels. Trying to find the right time to shrink its balance sheet, the FED faced a pandemic that would deeply affect the World economy when it decided to do so. And FED had to grow its balance sheet even more aggressively. When we come to today, it has been decided that the right time has come and the step of reducing the balance sheet has been officially announced. This study examines the causes of the 2008 crisis in detail and what happened during and after the crisis. Specifically, the monetary policy implemented by the FED after the crisis was discussed in all its details, supported by graphics and tables. The methodology of this study was created within the scope of narrative process analysis and is based on the analysis and interpretation of various literature sources, the statements of the Federal Open Market Committee, and the data used in the study