Giresun University Institutional Repository
Not a member yet
    5771 research outputs found

    Türev ürün kullan m n n Türkiye bankac l k sektörüne etkisi: Kat l m bankac l analizi

    No full text
    Bankac l k kavram n n ortaya ç k , insanlar n yerle ik hayata geçti i ve henüz paran n kullan lmad eski ça lara dayanmaktad r. Yerle ik hayata geçi ile birlikte olu an ihtiyaç fazlas birikimlerin saklanabilmesi amac yla bugünkü bankalar ile benzerlik gösteren kurumlara gerek duyulmu tur. Modern anlamda bankac l k faaliyetlerinin ise 1600 lü y llarda Avrupa da görülmeye ba lad kabul edilmektedir. Söz konusu bankalar faiz esas na göre faaliyet gösteren kurumlar olarak kurulmu lard r. Faiz; geçmi ten günümüze sosyal, ahlaki ve ekonomik aç dan en çok tart ma konusu olan kavramlardan biri olmu tur. Faiz kavram , ilkça ve orta ça da toplumsal ve ahlaki yönüyle ele al n rken sonraki dönemlerde iktisadi hayatta meydana gelen geli melerle birlikte ekonomik yönüyle de incelenmeye ba lam t r. Günümüzdeki mevcut finans sektörü, faiz esas na göre çal an bir sistem olarak kurulmu tur. Faizsiz bankac l k ise mevcut bankac l k sistemine dâhil olmak istemeyen gerçek ve tüzel ki ilerin taleplerini kar lamak üzere alternatif bir finans sistemi olarak ortaya ç km t r. Dünyada faizsiz bankac l k, insanlar n birikimlerini faiz esas na dayal i lemler ile de erlendirmek istememesi veya birikimlerini faizsiz olarak güvenli bir yerde saklama ihtiyaçlar ndan do mu tur. Tarihteki ilk faizsiz finans faaliyetlerinin M.Ö. 20. yüzy lda Babil de yap ld kabul edilmektedir. Modern anlamda faizsiz bankac l k faaliyetleri ise 1960 l y llar n ba lar nda M s r da kurulan Mit Ghamr Tasarruf Bankas ile ba lam t r. Bu banka, dünya genelinde faizsiz bankac l k faaliyetlerinin geli mesinde önemli bir rol oynam t r. Önceleri sadece Müslüman nüfusun yo un oldu u ülkelerde görülmeye ba layan faizsiz bankac l k faaliyetleri günümüzde ABD ve Avrupa ülkelerinde uygulama alan bulmu tur. Türkiye de modern anlamda faizsiz bankac l k faaliyetleri ise 1983 y l nda yay mlanan Bakanlar Kurulu Kararnamesi uyar nca Özel Finans Kurumlar (ÖFK) n n kurulmas na izin verilmesi ile ba lam t

    Stratejik amaç ve hedeflere ula mada performans program n n rolü: Kamu denetçili i kurumu örne i

    No full text
    Dünyada ya anan siyasi, ekonomik, teknolojik ve kültürel de i imlerle birlikte devletin yap ve i levinde de birtak m de i imler ya anm t r. Bu de i imler sonucunda mali ve idari aç dan bir yap land rma ihtiyac ortaya ç km t r. Bununla birlikte ülkemizde kaynaklar n etkili, verimli ve ekonomik bir ekilde kullan m ile mali saydaml k ve hesap verebilirlik ilkeleri önem kazanm t r. Bu sebeple kamu idarelerinin stratejik plan ve planlar yla uyumlu olacak ekilde performans programlar ile faaliyet raporlar n haz rlamalar gerekli görülmü tür. Stratejik planlarla idarenin stratejik amaç ve hedefleri belirlenirken performans programlar nda bu amaç ve hedeflerle uyumlu performans hedefleri ile performans hedeflerinin kaynak ihtiyac belirtilmektedir. Faaliyet raporlar nda ise performans programlar nda belirtilen performans hedeflerine yönelik gerçekle meler yer almaktad r. Performans programlar stratejik plan n y ll k uygulama dilimlerini olu turmaktad r. Ayn zamanda stratejik plan ile bütçe aras ndaki ili kiyi sa lamakta ve faaliyet raporunun haz rlanmas na da katk da bulunmaktad r. Bunlar n yan nda performans programlar stratejik amaç ve hedeflere ula mada da önemli bir rol üstlenmektedir. Bu ara t rmada nitel durum çal mas yöntemi kullan larak stratejik amaç ve hedeflere ula mada performans program n n rolü de erlendirilmi tir. Ayr ca ara t rmada veri toplama yöntemi olarak doküman inceleme yöntemi kullan lm ve bu do rultuda Kamu Denetçili i Kurumu nun 2017-2021 dönemine ait stratejik plan , performans programlar ve faaliyet raporlar incelenmi tir. Tüm bunlara bak larak performans programlar sayesinde stratejik amaç ve hedeflerin y ll k olarak uygulanabilir hale geldi i ve idare kaynaklar n n hedeflere yönlendirildi i sonucuna ula lm t r

    Swiss albino farelerde aflatoksin M1 taraf ndan indüklenen toksisiteye kar resveratrolün koruyucu rolü

    No full text
    AFM1, kontamine olmu yem tüketen hayvanlardan al nan süt veya süt ürünlerinde tespit edilen bir tür mikotoksindir. Besin zinciri yoluyla tüm organizmalara ula abilen AFM1 ile ilgili toksisite çal malar henüz yeterli düzeyde de ildir. Bu çal mada, albino farelerde AFM1'in toksisite mekanizmas ve trans-resveratrolün bu toksisite üzerindeki s n rlay c etkisi ara t r lm t r. Bu amaçla fareler 6 gruba ayr lm ve gruplar trans-resveratrol ve AFM1 ile beslenmi tir. AFM1'in toksik etkileri ve trans-resveratrolün koruyucu özellikleri fizyolojik, biyokimyasal ve sitogenetik parametreler kullan larak ara t r lm t r. AFM1'in sitotoksisite ve genotoksisite mekanizmas n ayd nlatmak için moleküler yerle tirme çal malar da yap lm t r. Sitotoksik etkinin belirlenmesinde AFM1'in -tubulin ve -tubulin ile etkile imleri ara t r l rken, genotoksik etkinin belirlenmesinde AFM1'in farkl histon proteinleri ve DNA ile etkile imleri ara t r lm t r. Sonuç olarak 16 mg/kg AFM1 uygulamas yem tüketiminde, vücut, böbrek ve karaci er a rl klar nda azalmaya neden olmu ve trans-resveratrol uygulamas bu de i iklikleri önemli ölçüde geriletmi tir. Karaci er ve böbrekte glutatyon ve malondialdehit düzeyleri ölçülerek belirlenen antioksidan/oksidan dengenin AFM1 uygulamas sonras nda bozuldu u tespit edilmi tir. Trans-resveratrol uygulamas ise glutatyon seviyesini art rarak, malondialdehit seviyesini azaltarak dengenin iyile mesine katk sa lam t r. AFM1, kemik ili inde mitotik indeks oranlar n azaltarak sitotoksik bir etki sergilemi ve bu etki moleküler doking ile belirlenen AFM1- / tubulin etkile imleri ile ili kilendirilmi tir. AFM1, yüksek frekansta mikronükleus ve kromozomal anormalliklere neden olarak genotoksik bir etki sergilemi , bu etkinin AFM1-histon ve AFM1-DNA etkile imlerinden kaynakland belirlenmi tir. Sonuç olarak literatürde toksisitesi hakk nda yeterli veri bulunmayan AFM1, albino farelerde oksidatif hasara, sitotoksik ve genotoksik etkilere neden olurken, trans-resveratrol bu toksik etkileri s n rlayarak koruyucu bir rol göstermi tir

    G da ambalaj uygulamalar için biyo-bazl fonksiyonel yenilebilir kaplama malzemelerinin geli tirilmesi

    No full text
    Bu çal man n amac , fonksiyonel özellik gösteren çay a ac ya ile zenginle tirilmi kitosan ve karagenan bazl yenilebilir filmlerin geli tirilmesi ve karakterize edilmesidir. Kitosan ve karagenan n kar m olarak bulundu u filmlerin yan s ra kitosan ve karagenan n farkl katmanlarda bulundu u iki katmanl filmler elde edilmi tir. Elde edilen filmlerin renk, yüzey ve kesit özellikleri, yap sal özellikleri, su buhar geçirgenli i, hidrofilik/hidrofobik karakteri ve antimikrobiyal aktiviteleri incelenmi tir. Kitosan ve karagenan kar m filmlerinin rengi saf polimer filmlerine k yasla daha sar olup tüm filmlerde çay a ac ya konsantrasyonuna ba l olarak sar l k de eri artm t r. ki katmanl filmler homojen, pürüzsüz ve belirgin film ara yüzeyine sahip olup kar m filmler daha pürüzlü ve gözenekli bir yap ya sahip olmu tur. Kitosan ve karagenan n elektrostatik etkile imi ve hidrojen ba lar nedeniyle bariyer özelli i iyile mi , su buhar geçirgenli i çay a ac ya ilavesiyle azalm t r. Kar m filmlerde temas aç s azalm , iki katmanl filmlerde ise artm ve daha hidrofobik bir yap olu mu tur. Çay a ac ya hidrofobik özelli i artt rm t r. Çay a ac ya konsantrasyonu artt kça filmlerin antimikrobiyal aktivitesi artm , en yüksek antimikrobiyal aktivite Bacillus cereus ve Pseudomonas aeruginosa'ya kar bulunmu tur. Hava-temas yüzeyi çay a ac ya içeren kitosan katman , g da-temas yüzeyi karagenan katman olan iki katmanl filmler geçirgenlik ve fonksiyonellik aç s ndan g da kaplamaya en uygun filmler olarak belirlenmi tir

    Samsun Giresun k y sal akarsular nda kirlilik riski de erlendirmesi; istatistiksel analiz ve su kalitesi endeksli birle ik bir yakla m

    No full text
    Samsun-Ordu-Giresun illerinde bulunan Ye il rmak Nehri, Terme Çay , Cevizdere Deresi, Melet Irma , Aksu Deresi ve Har it Çay 'n n de arj noktalar nda su kalitesi, sediment kalitesi ve mikroplastik çe itlili i incelenmi tir. Arazi çal malar , Kas m 2020 ve A ustos 2021 tarihleri aras nda mevsimsel olarak yap lm t r. Su ve sediment örneklerinde baz fiziko-kimyasal parametreler ve a r metal analizleri yap larak mikroplastik varl tespit edilmi tir. Analiz sonuçlar , Su Kirlili i Kontrolü Yönetmeli i (SKYY) ve Yerüstü Su Kalitesi Yönetmeli i (YSKY)'ne göre s n fland r lm t r. Tespit edilen mikroplastikler tür, renk ve polimer çe itlerine göre s n fland r lm t r. Su ve sediments örneklerinden elde edilen sonuçlara ANOVA, korelasyon ve kümeleme gibi istatistiksel analizler uygulanm t r. Tüm istasyonlarda su, s cakl k, çözünmü oksijen (ÇO), elektriksel iletkenlik (EC) ve toplam çözünmü madde (TDS) de erlerinin ortalamalar I. s n f su kalitesi özelli i ta maktad r. Tüm istasyonlarda ortalama pH de eri 8,66 9,30 aral nda olup, bazik özelliktedir. YSKY göre toplam fosfor, Ye il rmak Nehri'nde III. s n f di er akarsularda ise II. s n f bulunmu tur. Biyokimyasal oksijen ihtiyac (BO 5) bak m ndan Har it Çay II. s n f su kalitesine sahipken, di er istasyonlar n hepsi I. s n f su kalitesine sahip oldu u tespit edilmi tir. Bulan kl k; Ye il rmak Nehri, Terme Çay , Cevizdere Deresi, Melet Irma , Aksu Deresi ve Har it Çay 'nda s ras yla 21,02, 8,20, 11,25, 14, 67,68 ve 19,50 NTU olarak kaydedilmi tir. Sudaki alüminyum (Al) deri imleri tüm istasyonlarda izin verilebilir çevre kalite standard n n üzerinde ölçülmü tür. Krom (Cr), nikel (Ni), arsenik (As), mangan (Mn) ve kur un (Pb) tüm istasyon ve mevsimlerde I. s n f kategorisindedir. Demir (Fe) ise Aksu Deresi ve Har it Çay nda II. s n f, geri kalan akarsularda I. s n f oldu u tespit edilmi tir. Su örneklerinde su kalite indeksi (WQI), a r metal kirlilik indeksi (HPI) ve a r metal de erlendirme indeksi (HEI) hesaplanm t r. Sediment örneklerinde ise kontaminasyon faktörü (CF), jeoakümülasyon indeksi (Igeo), ekolojik risk faktörü (Eri), zenginle tirme faktörü (EF) ve kirlilik yük indeksi (PLI) hesaplanm t r. Su örneklerinde mikroplastik miktar (adet/m3), Ye il rmak Nehri'nde 55, Terme Çay 'nda 51,25, Cevizdere Deresi'nde 44,75, Melet Irma 'nda 58,5, Aksu Deresi'nde 43,75 ve Har it Çay 'nda 72,75 olarak bulunmu tur. Sediment örneklerinde ise mikroplastik miktar (adet/kg), Ye il rmak Nehri'nde 300,75, Terme Çay 'nda 133, Cevizdere Deresi'nde 144,5, Melet Irma 'nda 242,75, Aksu Deresi'nde 106 ve Har it Çay 'nda 195,75 olarak bulunmu tur. Su ve sedimentte tespit edilen mikroplastiklerde siyah, mavi ve k rm z renklerin yo unlukta oldu u gözlenmi tir. K z l ötesi spektrometresi (FT-IR) sonuçlar na göre tüm istasyonlarda tespit edilen polimer türlerinin oran , %41,67 PP (Polypropilen), %31,25 PES (Polyester) ve %27,08 PA (Polyamit) polimeridir

    -sasakian, -kenmotsu ve trans sasakian yap lar ve bu yap lar n tanjant demete ta nmas

    No full text
    Bu çal mada amac m z Manifold üzerindeki yap lar tanjant demete ta makt r. Bunun için önce üzerinde - Sasakian, - Kenmotsu ve Trans-Sasakian yap lar incelenip bu yap lar n tanjant demete ta nmas sa lanm ve baz ba nt lar elde edilmi tir

    Har it çay algleri üzerine floristik bir ara t rma, Giresun

    No full text
    Har it Çay (Giresun) fitoplankton, epilitik ve epipelik alg floras n mevsimsel olarak belirlemek için Eylül 2018-A ustos 2020 tarihleri aras nda seçilen be istasyondan periyodik olarak her ay su, ta ve çamur örneklemesi yap lm t r. Say m ve te hisleri yap lan örneklerden yararlan larak Har it Çay 'nda alglerin mevsime ba l de i imleri belirlenmi tir. Har it Çay fitoplanktonunda Bacillariophyta (103 takson), Chlorophyta (14 takson), Cyanobacteria (11 takson), Charophyta (4 takson), Ochrophyta (4 takson), Euglenozoa (4 takson), Miozoa (2 takson) ve Cryptophyta (1 takson) olmak üzere toplam 143 takson kaydedilmi tir. Har it Çay epilitik alg floras nda Bacillariophyta (54 takson), Chlorophyta (7 takson), Cyanobacteria (4 takson), Charophyta (1 takson), Cryptophyta (1 takson) divizyolar na ait toplam 67 takson belirlenmi tir. Har it Çay epipelik alg floras nda ise Bacillariophyta (28 takson), Chlorophyta (6 takson), Cyanophyta (3 takson), Charophyta (1 takson), Ochrophyta (1 takson) divizyolar na ait toplam 39 takson belirlenmi tir. Bacillariophyta divizyosu üyeleri Har it Çay alg floras nda tür say s ve yo unlu u bak m ndan dominant olmu lard r. Har it Çay fitoplankton biyomas say m ve klorofil-a miktar n n ölçülmesi yolu ile hesaplanm , elde edilen say m sonuçlar na Shannon-Weaver tür çe itlili i, Kümeleme Analizi (Cluster Analizi) ve Temel Bile enler Analizi (PCA) uygulanarak fitoplankton kompozisyonundaki de i imler incelenmi ve buna ba l olarak kommunite yap s n n özetlenmesi amaçlanm t r. Ayr ca epilitik ve epipelik diyatomelerin indikatör özelliklerinden yararlan larak hesaplanan Trofik Diatom ndeksi (TDI) ile Har it Çay 'n n trofik durumu ve Su Kalitesi ndeksi (WQI) ile su kalitesi durumu özetlenmeye çal lm t r. Çevresel parametre verilerine, bask n alg gruplar n n da l m na ve tür çe itlili ine bak ld nda Har it Çay oligotrof karakterli olarak belirlenmi olup, sucul ekosistem ve halk sa l aç s ndan kirlenme tehdidi alt nda oldu u görülmü tür. Herhangi bir ar tma i lemi yap lmadan Har it Çay suyu evsel ve tar msal olarak kullan lmamal ve akarsu hatt izlenerek kirlilik faktörlerinin kontrol alt nda tutulmas gerekmektedir

    I n madde ile etkile imi ünitesinin ö retiminde teknoloji entegrasyonunun ö rencilerin akademik ba ar , tutum ve motivasyonlar na etkisi

    No full text
    Ça m z n gereklili i olarak bilim ve teknolojideki geli melere paralel olarak ö retime teknolojinin entegrasyonu kaç n lmaz olmu tur. Teknoloji entegrasyonunun ö renmeyi kolayla t rmas , ö renme tutum ve motivasyonu artt rmay sa lamas ile birlikte fen bilimleri dersinin ö renilmesini de kolayla t rd yap lan ara t rmalarla ortaya koyulmu tur. Bu do rultuda bu ara t rman n amac Fen Bilimleri dersi "I n Madde ile Etkile imi" ünitesinin ö retiminde teknoloji entegrasyonunun yedinci s n f ö rencilerinin akademik ba ar lar na, fene yönelik tutumlar na, teknolojiye yönelik tutumlar na ve fen ö renme motivasyonlar na olan etkisini incelemektir. Bu amaç do rultusunda ara t rman n modeli nicel ara t rma yöntemlerinden tek gruplu ön test son test basit deneysel desen olarak belirlenmi tir. Ara t rma 2021-2022 e itim ö retim y l n n ikinci döneminde Giresun ili Bulancak ilçesinde bir devlet ortaokulunun yedinci s n f nda ö renim gören 30 ö renci ile yürütülmü tür. Dokuz hafta süren ara t rmada, ara t rman n örneklemi ile fen ö retimine teknoloji entegre edilmi , ara t rma sorgulamaya dayal ve 5E ö retim modeline uygun olarak haz rlanm etkinlikler yürütülmü tür. I n Madde ile Etkile imi" ünitesinin ö retiminde teknoloji entegrasyonunun yedinci s n f ö rencilerinin akademik ba ar lar na, fene yönelik tutumlar na, teknolojiye yönelik tutumlar na ve fen ö renme motivasyonlar na olan etkisini belirlemek amac yla uygulama sürecinin ba lang c ve sonunda ön test- son test olarak "I n Madde ile Etkile imi Akademik Ba ar Testi", "Fene Yönelik Tutum Ölçe i", "Teknolojiye Yönelik Tutum Ölçe i" ve "Fen Ö renme Motivasyon Ölçe i" uygulanm t r. Nicel olarak elde edilen veriler SPSS22 program nda analiz edilmi tir. Normal da l m gösteren veriler Ba ml (ili kili) Gruplar t Testi ile normal da lmayan veriler Wilcoxon aretli S ralar Testi ile analiz edilmi tir. Ara t rmadan elde edilen bulgular sonucunda Fen Bilimleri dersi "I n Madde ile Etkile imi" ünitesinin ö retiminde teknoloji entegrasyonunun yedinci s n f ö rencilerinin akademik ba ar lar , fene yönelik tutumlar , teknolojiye yönelik tutumlar ve fen ö renme motivasyonlar n anlaml düzeyde art rd sonucuna var lm t r. Ula lan sonuçlardan yararlan larak uygulay c lara ve ara t rmac lara yönelik önerilerde bulunulmu tur

    Lise ö rencilerinin karbon ayak izinin hesaplanmas ve lise baz nda kurumsal karbon ayak izinin tespiti

    No full text
    nsan kaynakl faaliyetlerin çevre üzerindeki etkilerinin azalt lmas ndaki birinci öncelik fark ndal kt r. Fark ndal n artmas ve davran de i ikli inin yarat labilmesi için, insan n çevre üzerindeki do rudan ve dolayl etkilerinin ölçülebilmesi önem arz etmektedir. Son zamanlarda yayg n olarak kullan lan ölçüm yöntemlerinden bir tanesi de karbon ayak izi dir. Bu çal ma 3 k s mdan olu maktad r. Çal man n birinci k sm nda, 304 ö rencisi ve 29 ö retmeni bulunan Lokman Hekim Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ö rencilerine ön bir e itim verilerek ö rencilerin ve ö retmenlerin ekolojik ve karbon ayak izi hakk ndaki fark ndal klar n n tespit edilmesi için 15 soruluk bir fark ndal k anketi uygulanm t r. Anket sonuçlar na göre, ö rencilerin iklim de i ikli i, küresel s nma konular nda bilgi sahibi olduklar , ekolojik ayak izi, karbon ayak izi gibi konularda ise yeterince bilgi sahibi olmad klar ve bu konular n müfredatlar nda i lenmesini istedikleri tespit edilmi tir. Çal man n ikinci k sm nda, 295 ö renci ile birebir yüz yüze yap lan ölçüm çal mas ile ö rencilerin y ll k olu turduklar ortalama CO miktar ve kategori baz ndaki emisyon miktarlar hesaplanm t r. Buna göre ö rencilerin y ll k olu turduklar ortalama CO miktar 7,43 ton olarak hesaplanm t r. Ö rencilerin, kategori baz ndaki emisyonlar incelendi inde ise, en fazla emisyon miktar n n 3 ton CO e/y l ile evsel faktörlerden, 2,135 ton CO e/y l ile ya am tarz al kanl klar ndan kaynakland tespit edilmi tir. Çal man n üçüncü k sm nda ise lise binas nda kurumsal olarak sal nan karbon emisyon miktarlar hesaplanm t r. Buna göre, Kapsam 1, Kapsam 2 ve Kapsam 3 kaynakl emisyon miktarlar s ras yla 85368, 16716, 18916 ton CO e/y l olarak, lisenin toplam kurumsal ayak izi ise 120984 ton CO e/y l olarak bulunmu tur

    Güne panellerinde kullan lan maksimum güç izleme tekniklerinin kar la t r lmas

    No full text
    Yenilenebilir güne enerji sistemlerinde, k s tl zaman diliminde ve de i en atmosferik artlarda güne enerjisinden elde edilecek enerjinin verimli ekilde yüke aktar lmas son derece önemli ve gereklidir. Güne enerjisinden maksimum seviyede yararlanamayan sistemlerde, fotovoltaik panel say s art , verim dü ü ü ve maliyet art ndan bahsedilebilir. Bu durumda; güne enerjisinden al c lar n maksimum seviyede yararlanabilmesi, fotovoltaik panellerden en üst seviyede yararlanabilmeye ba l d r. Bunun içinde maksimum güç noktas izleyiciler kullan lmal d r. Farkl pek çok çe it maksimum güç noktas izleme teknikleri vard r, bu tekniklerin kendine göre avantaj ve dezavantajlar bulunmaktad r. Bu çal mada maksimum güç noktas izleme tekniklerinden De i tir Gözle, Artan letkenlik ve Aç k Devre Gerilim yöntemi ayr ayr kullan lm olup, yük üzerinde sabit bir gerilim elde edebilmek amac yla, harici bir kur un asit batarya iki yönlü dönü türücü ile birlikte sisteme eklenmi tir. Gerek yük üzerindeki gerilimi belirli bir seviyede tutmak, gerekse, kur un asit bataryan n arj ve de arj n kontrol etmek için ortalama ak m mod tipi, kontrolör kullan lm t r. Bu sayede güne enerjisinden kaynakl de i imlere h zl cevaplar verilebilmi tir. Kontrolörlerin Kp ve Ki parametrelerini tesbit etmek için, Geleneksel yöntemlerden Ziegler-Nichols yöntemi kullan lm , geleneksel yöntemler ile Meta sezgisel algoritmalardan Parçac k Sürü Optimizasyon (PSO) ve Çakal Optimizasyon Algoritmas (ÇOA) kullan lm t r. Geleneksel yöntemle bulunan Kp ve Ki katsay lar , metasezgisel algoritmalar ile bulanan Kp ve Ki katsay lar n n etkinlikleri ve yük üzerinde kar la t rmal sonuçlar , ekiller halinde verilmi tir

    0

    full texts

    5,771

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Giresun University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇