Giresun University Institutional Repository
Not a member yet
5771 research outputs found
Sort by
Voleybolcular n haz rl k dönemi önce ve sonras nda belirlenen parametrelerin performans de erlerinin incelenmesi
Amaç: Voleybol sporunda dikey s çrama kuvveti, k sa ko u ve zig zag yaparak hareketli ko ular ve hamleler çok önemli yer tutar. Haz rl k devresinde bu çal malara yer vermek voleybol sporu yapan sporcunun performans nda önemli yükselmeler meydana gelir. Yap lan bu çal mada sporcular n uygulanan antrenman sonras performans de erlerindeki geli imi görmek amaçlanm t r. Gereç ve Yöntem: Ara t rmaya TVF Efeler Liginde mücadele eden Develi Belediye Spor Kulübü A tak m ve alt yap s nda yer alan 18 - 32 ya aras 29 erkek voleybolcu kat lm t r. Sporculara sezon öncesi belirli bir program içerisinde antrenman yapt r lm t r. Oyuncular n ölçümleri Develi Spor Salonunda yap lm t r. Çal maya kat lan voleybolcular n de erlerinin tan mlay c istatistikleri yap lm , ön ve son test sonuçlar ise Wilcoxon testi analizi ile SPSS program nda yap larak de erlendirilmi tir. Anlaml l k düzeyi 0,05 olarak kabul edilmi tir. Bulgular: Yap lan ölçümler ve antrenmanlar sonucunda, Shuttle Run Testi ve S çrama Kuvveti sonuçlar nda istatistiksel olarak anlaml farkl l k tespit edilmi tir. Ayr ca T Testi ve 20 metre Sürat ko usu testinde istatiksel olarak anlaml bir fark tespit edilmemesine ra men matematiksel olarak de i im görülmektedir. Sonuç: Sporcular n sezon öncesi haz rl k döneminde yapt fiziksel çal malar maç dönemi öncesi sporcular n haz r olmas ad na ciddi önem arz etmektedir. Yap lan bu çal mada da uygulanan egzersiz programlar n n fiziksel olarak pozitif yönlü de i imler sa lad tespit edilmi tir
Bireylerin bağlanma stillerinin affetme düzeyleri ve yaşam doyumu üzerindeki etkisi
Bu araştırma 18 yaş ve üzeri bireylerin bağlanma stillerinin affetme düzeyleri ve yaşam doyumu üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Aynı zamanda bu değişkenlerin demografik değişkenlere (cinsiyet, yaş, medeni durum, çocuk sahibi olma durumu, çalışma durumu, gelir düzeyi, öğrenim düzeyi) göre farklılaşıp farklılaşmadığına bakılmıştır. Kolay erişilebilir örneklem tekniği kullanılarak 724 kişiden veri toplanmıştır. Katılımcılara İlişki Ölçekleri Anketi, Heartland Affetme Ölçeği, Yaşam Doyumu Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan Demografik Bilgi Formları uygulanmıştır. Verilerin analizinde Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi, Çoklu Regresyon Analizi, t Testi ve One Way (ANOVA) kullanılmıştır. Araştırma sonucunda bağlanma stilleri ile affetme düzeyleri ve yaşam doyumu arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bireylerin bağlanma stillerinin genel affetme düzeylerini %20.3, kendini affetme düzeylerini %20,5, diğerlerini affetme düzeylerini %8,4 ve durumu affetme düzeylerini %15,4 varyans yüzdesiyle yordadığı belirlenmiştir. Bireylerin güvenli bağlanma stillerinin genel affetme, kendini affetme, diğerlerini affetme ve durumu affetme düzeylerine pozitif yönde etki ettiği; kayıtsız bağlanma stillerinin kendini affetme düzeylerine pozitif yönde etki gösterirken diğerlerini affetme düzeylerine negatif yönde etki ettiği; korkulu ve saplantılı bağlanma stillerinin genel affetme, kendini affetme ve durumu affetme düzeylerine negatif yönde etki gösterdiği, ayrıca korkulu bağlanma stillerinin diğerlerini affetme düzeylerine de negatif yönde etki gösterdiği görülmüştür. Bireylerin bağlanma stillerinin yaşam doyumunu %4,1 varyans yüzdesiyle yordadığı belirlenmiştir. Bireylerin korkulu ve saplantılı bağlanma stilleri yaşam doyumuna negatif yönde etki etmektedir. Araştırmanın ana değişkenlerinin bazı demografik değişkenlere göre anlamlı düzeyde farklılaştığı belirlenmiştir. Araştırma bulguları ilgili alanyazın çerçevesinde tartışılmış ve öneriler sunulmuştur
Siyasal İslam'ın gelişimi ve devlet aygıtları üzerindeki etkisi: FETÖ örneği
İnsanlar, yaşamın gayesini anlayabilmek ve yaşadığı dünyayı yorumlayabilmek için dine ihtiyaç duymuştur. İslam dini, bireylerin sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasal alanlarına etki eden bir din olarak karşımıza çıkmıştır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde adımları atılan İslamcılık akımı, Cumhuriyetin ilanı ile dinin siyasallaşmasına neden olmuştur. İslam'ın tarihsel düzeyde oluşturduğu siyasal ve sosyal sorunlar, siyasal İslam'ın şekillenmesine yol açmıştır. 1950'li yıllar itibari ile Türkiye'de dini hayatın canlanması, özgürlük alanlarının genişlemesi ile İslam'ın siyasal malzeme olarak kullanılması sonucunda toplumsal tabanda kabul gören cemaatlerin oluşmasına yol açmıştır. İlerleyen zamanlarda bu cemaatler topluma hizmet etmek yerine toplumu din üzerinden istismar eden birer aktör haline gelmiştir. Bu çalışmamda siyasal İslam'ın bir sonucu olarak 1970'li yıllardan itibaren devletin eğitim, emniyet, TSK ve bunun gibi önemli kurumlarına sızan ve uzun yıllar boyunca yapılanma içerisinde olan Fetullahçı Terör Örgütüne (FETÖ) yer verilecektir. Örgütün devlet aygıtları içinde örgütlenme şekli, istismar boyutu ve İslam'ın pratiklerini kullanarak 15 Temmuz 2016 darbe sürecine giden süreçten bahsedilecektir
Kural etiği açısından Türk kamu yönetimi
Etik, kamu yönetimi açısından 1980'lerden itibaren sürekli gündemde olan bir olgudur. Kamu yönetiminde etik, kamu görevlilerinin davranışlarını düzenleyerek hem devletin hem toplumun güven tahsisi ve devamlılığı için kritik bir roldedir. Etik felsefesinin bir kuramı olan teleolojik yaklaşımlarla geliştirilen etik sistemler, devletlerin hukuksal bağlamda etik ilkelerinin oturtulmasında etkili olmuştur. Türk kamu yönetiminde de etik, küresel akımlardan ve uluslararası yapıların etkilenerek 2000'li yıllarda gündeme gelerek, Türkiye'de etik anlamda hukuksal bir altyapı oluşturmaya çalışılmıştır. Etik felsefesinin diğer kuramı olan deontolojik etik, eylemin sonuçlarına göre ahlakiliğini ölçen teleolojik etiğe göre eylemin arkasındaki niyeti, değerleri ve ödevi öne çıkararak insan kapsamında vurgular yapmıştır. Kural etiği de deontolojik etik kuram içinde kendine yer bulan bir yaklaşımdır. Bu çalışmanın öne sürdüğü düşünce, kural etiği anlayışındaki değer, ödev, irade, saygı gibi kavramların detaylandırılarak incelenmesinin; günümüzde de devam eden etik ve etik dışı davranışlar hususunda Türk kamu yönetimine olumlu bir bakış açısı kazandıracağı yönündedir. Bu çalışma betimsel bir nitel araştırmadır. Çalışmada önce etik ve kamu yönetimi kavramlarının açıklamalarına ve bu kavramların birbirleri ile ilişkisini yer verilecek, sonrasında açıklanan kavramlar ışığında kural etiğinin Türk kamu yönetimindeki olumlu anlamda etki edebileceği yerlerin analizleri tartışılacaktır
Otizm spektrum bozuklu u tan l çocuklarda duyusal i lemleme ile motor stereotip davran lar n incelenmesi
Amaç: Otizm Spektrum Bozuklu u tan s alm çocuklar n tekrarlay c motor stereotip davran lar n incelemek ve bu davran lar n alt nda yatan sorunlar n motor geli im aç s ndan duyusal kaynaklar n incelemek amaçlanm t r. Gereç ve Yöntem: Ara t rmada nicel ara t rma türlerinden tarama ara t rma modeli kullan lm t r. Çal ma etik izin alm ve süreçte Helsinki bildirgesine ba l kal nm t r. Ara t rman n evrenini 3-10 ya OSB tan l çocuklar olu tururken, örneklem 50 erkek ve 40 k z toplam 90 çocuk olu turmaktad r. Veri toplama sürecinde Tekrarlay c Davran lar (TD) Ölçe i ve Duyu Profili (DP) Ölçe i olmak üzere çal man n amac na uygun olarak iki adet standardize ölçüm arac kullan lm t r. Veriler SPSS 26 paket program kullan larak analiz edilmi tir. Bulgular: Elde edilen bulgulara göre DP ve TD aras nda cinsiyet fark etmeksizin negatif yönlü bir korelasyon tespit edilmi tir (r=-0.62, p=0.001). Cinsiyetler aras TD puanlar kar la t r ld nda k z çocuklar n n daha fazla tekrarlay c davran sergiledi i belirlenmi tir (p=0.01). Buna ra men her iki grup aras nda DP profili puanlar aras nda benzer oranda önemli düzeyde bir farkl l k tespit edilememi . Sonuç: Sonuç olarak tekrarlay c davran lar ile duyusal sistemler aras nda bir ili kinin olabilece i ve tekrarlay c motor davran lar n alt nda yatan sorunlar n duyusal kaynakl olabilece i söylenebilir ancak bu rol içerisinde DP'nin tek ba na rol alamayaca sonucuna ula lm t r. Hem duyusal sistemlerin hem de tekrarlay c davran lar n farkl etkenlerden etkilendikleri söylenebilir. Ancak bu iki de i ken aras ndaki i levsel ili kinin daha iyi anla labilmesi için deneysel tasar mlar önerilmektedir
Spinoza'nın Teolojik-Politik İnceleme'sinde ahlak temelli din anlayışı
Dinlerin amacı, işlevi, otoritesi, evrenselliği ve onun felsefe, bilim, siyaset ve hukuk ile ilişkisi gibi konular geçmişten günümüze tartışılmaktadır. Benedictus Spinoza bu tartışmalı meseleler ile ilgili düşüncelerini Teolojik-Politik İnceleme adlı kitabında sunmuştur. Bu tezde dinlerle ilgili mezkûr problemlere karşı bir çözüm önerisi olarak Spinoza'nın eserinde savunduğu ahlak temelli din anlayışı irdelenmiştir. Spinoza batıl inançlarla dolu, ahlaki özünü kaybetmiş kurumsal din anlayışını eleştirmiştir. Ona göre dinin tek amacı itaat yolu ile ahlakı öğretmek ve uygulatmaktır. Peygamberler ahlak alanında otoritedir. Kitapları kutsal yapan ahlaki mesajlarıdır. Kişiler inançlarına göre değil ahlaki davranışlarına göre değerlendirilmelidir. Çoğulcu, evrensel ve rasyonel din yalnızca ahlaktan ibarettir. Bu anlayış dinin felsefe, bilim ve siyaset ile olan çatışmalarını sonlandırır. Çalışma sonucunda Spinoza'nın kitabında kurumsal din anlayışına karşı ahlak temelli dini ikame ettiği tespit edilmiştir. Öne sürdüğü fikrin günümüzün dini problemlerine alternatif çözümler sunabileceğine ve gelecekte ortaya çıkacak yeni din anlayışlarına ilham kaynağı olabileceğine ulaşılmıştır. Nitel araştırma yöntemi ile hazırlanan çalışmada Teolojik-Politik İnceleme merkeze alınmış, konu ile ilgili kitap, makale, tez ve diğer kaynaklardan yararlanılmıştır
Gemilerde hibrit tahrik sisteminin modellenmesi
Bu tez, denizcilik sektöründe enerji verimlili ini art rmak ve karbon ayak izini azaltmak amac yla hibrit tahrik sistemlerinin dinamik modelleme, simülasyon tabanl analiz ve optimizasyon süreçlerini incelemektedir. Çal ma, özellikle PowerCell MS100, Ballard FCwave ve Ballard FCveloCity®-MD 100 yak t hücresi modellerini içeren hibrit sistemlerin performans n de erlendirmeye ve en uygun sistem entegrasyonunu belirlemeye odaklanmaktad r. Ara t rma kapsam nda, bu spesifik yak t hücresi sistemlerinin dinamik modelleri olu turulmu ve ileri düzey simülasyon teknikleri kullan larak enerji yönetimi stratejileri ve çevresel etkileri analiz edilmi tir. Simülasyonlar, her bir yak t hücresi modelinin farkl operasyonel senaryolardaki davran lar n , güç üretim kapasitelerini ve batarya sistemleri ile etkile imlerini de erlendirmek için kullan lm t r. Elde edilen bulgular, PowerCell MS-100 sisteminin kompakt yap s ve ani yük taleplerine h zl yan t verme yetene iyle dü ük tonajl gemi tipleri için uygun oldu unu; Ballard FCwave sisteminin yüksek güç üretim kapasitesiyle uzun süreli ve yo un enerji tüketen görev profilleri için öne ç kt n ; ve Ballard FCveloCity®- MD 100 sisteminin ise orta ölçekli uygulamalar için dengeli bir çözüm sundu unu göstermektedir. Simülasyon tabanl de erlendirme, bu spesifik yak t hücresi modellerinin enerji verimlili i ve emisyon kontrolü aç s ndan uygulanabilirliklerini ortaya koyarak, gemi tahrik sistemleri tasar m na yönelik kritik bilgiler sa lam t r. Bu ba lamda, bu tez, PowerCell MS-100, Ballard FCwave ve Ballard FCveloCity®- MD 100 gibi spesifik yak t hücresi teknolojilerinin hibrit denizcilik sistemlerine entegrasyonuna yönelik analizler sunarak, denizcilik sektöründe sürdürülebilir enerji çözümlerinin geli tirilmesine yol gösterici bir rehber niteli indedir
5. sınıf Türkçe ders kitaplarındaki dramaya yönelik etkinlikler üzerine bir inceleme
Bu çalışmada, 2014, 2016, 2017, 2022, 2023 ve 2024 [1. Kitap, 2. Kitap ve Zenginleştirme Etkinlikleri Öğretmen Kılavuz Kitabı (3.Kitap)] yıllarında MEB Yayınları [2014, 2016, 2017, 2024 (1. Kitap, 2.Kitap ve Zenginleştirme Etkinlikleri Öğretmen Kılavuz Kitabı (3.Kitap)], Anıttepe (2022) ve Koza (2023) Yayıncılık tarafından basılan 5. sınıf Türkçe ders kitaplarında yer alan etkinlikler içerisinde, Türkçe dersinin temel dil becerileri olan dinleme/izleme, konuşma, okuma ve yazma becerilerinin, sosyal becerilerin ve daha birçok becerilerin geliştirilmesine yönelik katkısı bulunan dramaya yönelik etkinliklerin hangi ölçüde yer aldığını tespit etmek amaçlanmıştır. Bu doğrultuda 8 kitap incelenmiştir. Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi kullanılmıştır. 5. sınıf Türkçe dersinde işlenmek üzere öğrenciye sunulan etkinlikler incelendiğinde araştırma sonucunda ulaşılan veriler, yaratıcı drama teknikleri çerçevesinde hazırlanmış dramaya yönelik etkinliklerden hangi ölçüde yararlanıldığını göstermektedir. Bulgular genel olarak incelendiğinde ders kitaplarındaki dramaya yönelik etkinliklerin hangi ölçüde yer aldığına yönelik bulgular elde edilmiş ve bulgular doğrultusunda önerilerde bulunulmuştur. Bu çalışmanın bu alanda çalışacaklara ve ders kitabı hazırlayıcılarına yol göstereceği umulmaktadır
Öngörü problemi için yeni bir geri beslemeli dikenli pi sigma yapay sinir a
Yapay sinir a lar esnek model yap lar ve do rusal olmayan modellemedeki ba ar lar nedeniyle öngörü probleminin çözümüne de iyi alternatifler ortaya koyulmas na olanak sa lamaktad r. Farkl yapay nöron modellerinin öngörü performans na pozitif etki edebildi i ve yeni yapay sinir a modellerinin olu turulmas na zemin haz rlad görülmektedir. Bu çal mada öngörü probleminin çözümü çarp msal ve toplamsal nöron modellere dayal , üstel düzle tirme yöntemlerindeki geri besleme mant n kullanarak olu turulan mimariye sahip yeni bir yapay sinir a ortaya koyulmu tur. Önerilen yapay sinir a n n parçac k sürü optimizasyonuna dayal e itim algoritmas , son gözlemlere daha fazla a rl k veren dinamik bir uygunluk fonksiyonu kullan larak parçac k sürü optimizasyonuna dayal olarak ortaya koyulmu tur. Önerilen yeni yapay sinir a n n performans Nasdaq borsas zaman serileri üzerinden literatürdeki di er yöntemler ile kar la t r larak istatistiksel hipotez testleri yard m yla ara t r lm t r. Tez çal mas sonucunda önerilen yapay sinir a n n ba ar l bir öngörü performans na sahip oldu u deneysel olarak gözlemlenmi tir
Grafit kalem ucu elektrodun polifuksin modifikasyonu ile ürik asite duyarl hale getirilmesi
Bu çal mada, ürik aside (UA) duyarl sensör yap m amaçlanm t r. Çal ma elektrodu olarak 0,7 mm grafit kur un kalem ucu (PGE) seçilmi tir. Elektrot modifikasyonunda elektrokimyasal aktifle tirme, grafen oksit kaplama, polifuksin kaplama ve bunlar n kombinasyonlar çal lm t r. Elektropolimerizasyon 0,1 M PBS tamponunda (pH 7,20) 0,005 mM fuksin (FS) varl nda 0 (+2,0) V aral nda döngüsel voltametri kullan larak gerçekle tirilmi tir. MIP türü polimer eldesi için FS çözeltisine monomer/analit oran 1:2 olacak ekilde UA eklenmi tir. Elektrotlar n ürik asite kar etkinli i 0,1 - 0,5 mM UA konsantrasyon aral nda diferansiyel puls voltamogram ile takip edilmi tir. En duyarl elektrodun elektrokimyasal aktifle tirilmi PGE üzerinde polifuksin kaplanmas yla elde edildi i belirlenmi tir