Giresun University Institutional Repository
Not a member yet
5771 research outputs found
Sort by
Üniversite öğrencilerinde dijital flört şiddetinin çocukluk çağı travmaları ve yakın ilişkilerde şiddete yönelik tutumlarla ilişkisi
Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinde dijital flört şiddeti (DFŞ), çocukluk çağı travmaları (ÇÇT) ve yakın ilişkilerde şiddete yönelik tutumlar (YİŞYT) arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışma, yaşları 18–25 arasında değişen, Giresun Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi ve Eğitim Fakültesi'nde öğrenim gören 332 lisans öğrencisi üzerinde yürütülmüştür. Veriler, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (ÇÇTÖ), Yakın İlişkilerde Şiddete Yönelik Tutum Ölçeği (YİŞYTÖ) ve Dijital Flört Şiddeti Ölçeği (DFŞÖ) aracılığıyla toplanmış; istatistiksel analizlerde korelasyon, regresyon ve farklılık testleri uygulanmıştır. Araştırma bulguları, çocukluk çağı travmaları ile dijital flört şiddeti arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Özellikle duygusal ihmal ve istismar boyutlarının dijital şiddetle en güçlü bağlantıyı kurduğu saptanmıştır. Yakın ilişkilerde şiddeti onaylayan tutumların da dijital flört şiddetini anlamlı biçimde yordadığı bulunmuştur. Demografik değişkenler açısından; erkek öğrenciler daha çok uygulayıcı, kadın öğrenciler ise mağdur konumunda çıkmıştır. Ayrıca yaş ilerledikçe dijital şiddet puanlarının arttığı ve sosyo-ekonomik düzeyi düşük öğrencilerin daha yüksek risk taşıdığı belirlenmiştir. Buna karşın, aile eğitim düzeyi ile dijital şiddet arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Sonuçlar, mevcut literatürle büyük ölçüde uyumlu olmakla birlikte, özellikle duygusal ihmalin güçlü etkisinin ortaya konması ve yaş faktöründeki anlamlı farklılıklar çalışmanın özgün katkılarıdır. Dijital şiddetin önlenmesi için bireysel, kurumsal ve toplumsal düzeyde bilinçlendirme ve müdahale programlarının uygulanması önerilmektedir
Yerel (ata) tohumlarının ekoturizm tanıtımına etkisi: SWOT analizi ile Giresun örneği
Ata tohumları, ekoturizmin temel öncüllerinde bulunan sürdürülebilirlik, biyo-çeşitliliğin korunması ve bölgesel kalkınma gibi konularla doğrudan bir ilişki içindedir. Çalışmanın temel amacı, ata tohumlarının ekoturizm faaliyetleriyle entegre edilerek, ekoturizm destinasyonlarının tanıtımında ve geliştirilmesinde kullanılıp kullanılamayacağının belirlenmesini sağlamaktır. Çalışma evrenini, Giresun ili ekoturizm destinasyonları ve ata tohumu ile turizm ilişkisi konusunda uzman olan turizm kamu yöneticileri, otel yöneticileri, seyahat acentesi yöneticileri, turizm akademisyenleri, ekoturizm destinasyonu muhtarları ve yerel ata tohumu üreticileri oluşturmaktadır. Çalışma örneklemini de bu uzmanlardan oluşan 12 kişilik bir grup oluşturmaktadır. Çalışmada, swot analizi ve yüz yüze görüşme tekniği kullanılmıştır. Swot analizi ve yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak elde edilen bulgular sonucunda; yerel (ata) tohumların korunmasına yönelik bilinçlendirme çalışmalarının yapılması, alt yapı eksikliklerinin giderilmesi, özel ve kamu kurumlarının iş birliği, turizm kapsamında tohum takas etkinlikleri, yerel ürün pazarlarının oluşturulması ve ata tohumu sergileri gibi çalışmaların gerçekleşmesi halinde Giresun ili ekoturizminin hem yerel ekonomiye katkı sağlayabileceği hem de ekoturizmin destinasyonlarının tanıtımında etkili bir unsur olabileceği sonuçlarına ulaşılmıştır. Ata tohumlarının Giresun ekoturizminde turistik talep yaratacak bir ürün olarak ön plana çıkarılmasının uygun olacağı konusunda uzmanların hemfikir olduğu belirlenmiştir
Voleybolcular n haz rl k dönemi önce ve sonras nda belirlenen parametrelerin performans de erlerinin incelenmesi
Amaç: Voleybol sporunda dikey s çrama kuvveti, k sa ko u ve zig zag yaparak hareketli ko ular ve hamleler çok önemli yer tutar. Haz rl k devresinde bu çal malara yer vermek voleybol sporu yapan sporcunun performans nda önemli yükselmeler meydana gelir. Yap lan bu çal mada sporcular n uygulanan antrenman sonras performans de erlerindeki geli imi görmek amaçlanm t r. Gereç ve Yöntem: Ara t rmaya TVF Efeler Liginde mücadele eden Develi Belediye Spor Kulübü A tak m ve alt yap s nda yer alan 18 - 32 ya aras 29 erkek voleybolcu kat lm t r. Sporculara sezon öncesi belirli bir program içerisinde antrenman yapt r lm t r. Oyuncular n ölçümleri Develi Spor Salonunda yap lm t r. Çal maya kat lan voleybolcular n de erlerinin tan mlay c istatistikleri yap lm , ön ve son test sonuçlar ise Wilcoxon testi analizi ile SPSS program nda yap larak de erlendirilmi tir. Anlaml l k düzeyi 0,05 olarak kabul edilmi tir. Bulgular: Yap lan ölçümler ve antrenmanlar sonucunda, Shuttle Run Testi ve S çrama Kuvveti sonuçlar nda istatistiksel olarak anlaml farkl l k tespit edilmi tir. Ayr ca T Testi ve 20 metre Sürat ko usu testinde istatiksel olarak anlaml bir fark tespit edilmemesine ra men matematiksel olarak de i im görülmektedir. Sonuç: Sporcular n sezon öncesi haz rl k döneminde yapt fiziksel çal malar maç dönemi öncesi sporcular n haz r olmas ad na ciddi önem arz etmektedir. Yap lan bu çal mada da uygulanan egzersiz programlar n n fiziksel olarak pozitif yönlü de i imler sa lad tespit edilmi tir
Bireylerin bağlanma stillerinin affetme düzeyleri ve yaşam doyumu üzerindeki etkisi
Bu araştırma 18 yaş ve üzeri bireylerin bağlanma stillerinin affetme düzeyleri ve yaşam doyumu üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Aynı zamanda bu değişkenlerin demografik değişkenlere (cinsiyet, yaş, medeni durum, çocuk sahibi olma durumu, çalışma durumu, gelir düzeyi, öğrenim düzeyi) göre farklılaşıp farklılaşmadığına bakılmıştır. Kolay erişilebilir örneklem tekniği kullanılarak 724 kişiden veri toplanmıştır. Katılımcılara İlişki Ölçekleri Anketi, Heartland Affetme Ölçeği, Yaşam Doyumu Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan Demografik Bilgi Formları uygulanmıştır. Verilerin analizinde Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi, Çoklu Regresyon Analizi, t Testi ve One Way (ANOVA) kullanılmıştır. Araştırma sonucunda bağlanma stilleri ile affetme düzeyleri ve yaşam doyumu arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bireylerin bağlanma stillerinin genel affetme düzeylerini %20.3, kendini affetme düzeylerini %20,5, diğerlerini affetme düzeylerini %8,4 ve durumu affetme düzeylerini %15,4 varyans yüzdesiyle yordadığı belirlenmiştir. Bireylerin güvenli bağlanma stillerinin genel affetme, kendini affetme, diğerlerini affetme ve durumu affetme düzeylerine pozitif yönde etki ettiği; kayıtsız bağlanma stillerinin kendini affetme düzeylerine pozitif yönde etki gösterirken diğerlerini affetme düzeylerine negatif yönde etki ettiği; korkulu ve saplantılı bağlanma stillerinin genel affetme, kendini affetme ve durumu affetme düzeylerine negatif yönde etki gösterdiği, ayrıca korkulu bağlanma stillerinin diğerlerini affetme düzeylerine de negatif yönde etki gösterdiği görülmüştür. Bireylerin bağlanma stillerinin yaşam doyumunu %4,1 varyans yüzdesiyle yordadığı belirlenmiştir. Bireylerin korkulu ve saplantılı bağlanma stilleri yaşam doyumuna negatif yönde etki etmektedir. Araştırmanın ana değişkenlerinin bazı demografik değişkenlere göre anlamlı düzeyde farklılaştığı belirlenmiştir. Araştırma bulguları ilgili alanyazın çerçevesinde tartışılmış ve öneriler sunulmuştur
Siyasal İslam'ın gelişimi ve devlet aygıtları üzerindeki etkisi: FETÖ örneği
İnsanlar, yaşamın gayesini anlayabilmek ve yaşadığı dünyayı yorumlayabilmek için dine ihtiyaç duymuştur. İslam dini, bireylerin sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasal alanlarına etki eden bir din olarak karşımıza çıkmıştır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde adımları atılan İslamcılık akımı, Cumhuriyetin ilanı ile dinin siyasallaşmasına neden olmuştur. İslam'ın tarihsel düzeyde oluşturduğu siyasal ve sosyal sorunlar, siyasal İslam'ın şekillenmesine yol açmıştır. 1950'li yıllar itibari ile Türkiye'de dini hayatın canlanması, özgürlük alanlarının genişlemesi ile İslam'ın siyasal malzeme olarak kullanılması sonucunda toplumsal tabanda kabul gören cemaatlerin oluşmasına yol açmıştır. İlerleyen zamanlarda bu cemaatler topluma hizmet etmek yerine toplumu din üzerinden istismar eden birer aktör haline gelmiştir. Bu çalışmamda siyasal İslam'ın bir sonucu olarak 1970'li yıllardan itibaren devletin eğitim, emniyet, TSK ve bunun gibi önemli kurumlarına sızan ve uzun yıllar boyunca yapılanma içerisinde olan Fetullahçı Terör Örgütüne (FETÖ) yer verilecektir. Örgütün devlet aygıtları içinde örgütlenme şekli, istismar boyutu ve İslam'ın pratiklerini kullanarak 15 Temmuz 2016 darbe sürecine giden süreçten bahsedilecektir
Kural etiği açısından Türk kamu yönetimi
Etik, kamu yönetimi açısından 1980'lerden itibaren sürekli gündemde olan bir olgudur. Kamu yönetiminde etik, kamu görevlilerinin davranışlarını düzenleyerek hem devletin hem toplumun güven tahsisi ve devamlılığı için kritik bir roldedir. Etik felsefesinin bir kuramı olan teleolojik yaklaşımlarla geliştirilen etik sistemler, devletlerin hukuksal bağlamda etik ilkelerinin oturtulmasında etkili olmuştur. Türk kamu yönetiminde de etik, küresel akımlardan ve uluslararası yapıların etkilenerek 2000'li yıllarda gündeme gelerek, Türkiye'de etik anlamda hukuksal bir altyapı oluşturmaya çalışılmıştır. Etik felsefesinin diğer kuramı olan deontolojik etik, eylemin sonuçlarına göre ahlakiliğini ölçen teleolojik etiğe göre eylemin arkasındaki niyeti, değerleri ve ödevi öne çıkararak insan kapsamında vurgular yapmıştır. Kural etiği de deontolojik etik kuram içinde kendine yer bulan bir yaklaşımdır. Bu çalışmanın öne sürdüğü düşünce, kural etiği anlayışındaki değer, ödev, irade, saygı gibi kavramların detaylandırılarak incelenmesinin; günümüzde de devam eden etik ve etik dışı davranışlar hususunda Türk kamu yönetimine olumlu bir bakış açısı kazandıracağı yönündedir. Bu çalışma betimsel bir nitel araştırmadır. Çalışmada önce etik ve kamu yönetimi kavramlarının açıklamalarına ve bu kavramların birbirleri ile ilişkisini yer verilecek, sonrasında açıklanan kavramlar ışığında kural etiğinin Türk kamu yönetimindeki olumlu anlamda etki edebileceği yerlerin analizleri tartışılacaktır
Giresun merkezdeki liselerde bulunan çiçekli bitkilerin belirlenmesi ve literatür destekli e itim ö retime olan katk lar n n tart lmas
Bu ara t rma, Giresun Merkez ilçesindeki liselerin bahçelerinin fiziksel özellikleri, ye il alan miktarlar ve çiçekli bitki çe itlili i aç s ndan de erlendirilmesini amaçlamaktad r. Çal mada, okul bahçelerinin kullan m alanlar (ye il alan, spor alan , beton zemin), estetik ve fonksiyonel durumlar , bitki türleri ve bunlar n da l m detayl bir ekilde incelenmi tir. Ara t rma, nitel ara t rma yöntemi çerçevesinde gözlem ve foto raflama teknikleri kullan larak yürütülmü tür. Elde edilen veriler, ulusal (MEB) ve uluslararas (OECD) standartlarla kar la t r larak okul bahçelerinin mevcut durumu de erlendirilmi tir. Çal ma grubunu olu turan 18 lisenin %88,9'u (16 okul) devlet, %11,1'i (2 okul) ise özel statüde faaliyet göstermektedir. Devlet liselerinde ortalama ö renci ba na dü en bahçe alan 12,50 m² iken, özel liselerde bu de er 8,66 m² olarak hesaplanm t r. Ye il alan söz konusu oldu unda ise devlet okullar n n ortalamas 4,77 m²; özel okullar n ortalamas 4,64 m²'dir. Ö renci ba na dü en ye il alan miktar aç s ndan incelendi inde, okullar n %27,8'i (5 okul) 1 m²'nin alt nda, %38,9'u (7 okul) 2 m²'nin alt nda ve %55,6's (10 okul) 3 m²'nin alt nda ye il alan sunmaktad r. Yaln zca iki okul Sosyal Bilimler Lisesi ve 125. Y l Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi %11,1'lik payla 10 m²'nin üzerinde ye il alan sa lamakta; bu iki okul tüm liselerin yaln zca %11,1'ini olu tururken, toplam ye il alan n %16,7'sine sahiptir. Bahçe alan ba lam nda ise %11,1 (2 okul) ö renci ba na 5 m²'nin alt nda bahçe alan na sahipken, %50'si (9 okul) 10 m²'nin üzerinde, yaln zca %5,6's (1 okul) 20 m²'nin üzerinde bahçe alan sunmaktad r. En geni ö renci ba na bahçe alan na sahip okul 32 m² ile 125. Y l Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi (%5,6), en dar alana sahip okullar ise 0,37 m² ile Spor Lisesi ve Güzel Sanatlar Lisesi (%11,1) olarak belirlenmi tir
A r çinko (Zn) maruziyetinin potansiyel toksik etkilerinin Allium testi kullan larak ara t r lmas
Bu çal mada, yakla k 300'den fazla enzimin kofaktörü olan çinko (Zn) eser elementinin a r dozlar n n Allium cepa L. test materyalinde te vik etti i toksisite ara t r lm t r. Toksisite fizyolojik, sitogenetik, biyokimyasal ve anatomik yönden ele al nm t r. Çimlenme yüzdesi, kök uzunlu u, a rl k kazan m , mitotik indeks (MI) yüzdesi, mikronukleus (MN) s kl , kromozomal anormallikler, malondialdehit (MDA) düzeyi, süperoksit dismutaz (SOD) ve katalaz (KAT) enzim aktiviteleri ile meristematik hücre hasarlar toksisitenin indikatörleri olarak kullan lm t r. A. cepa bulblar 1 kontrol ve 3 uygulama olacak ekilde 4 gruba ayr lm t r. Kontrol grubundaki bulblar çe me suyu, uygulama gruplar ndaki bulblar ise 35, 70 ve 140 mg/L dozlar nda Zn ile çimlendirilmi lerdir. Çimlendirme i lemi 72 saat süresince oda s cakl nda gerçekle tirilmi tir. Süre sonunda kök uçlar toplanarak, rutin preparasyon teknikleri yard m yla makroskobik-mikroskobik incelemeler ve spektrofotometrik ölçümler için haz r hale getirilmi tir. Sonuçta, Zn maruziyeti çimlenme yüzdesi, kök uzunlu u ve a rl k kazan m gibi ara t r lan fizyolojik parametrelerde anlaml (p<0,05) azalmalara neden olmu tur. Zn maruziyeti MI yüzdesini azaltarak (p<0,05), MN ve kromozomal hasar s kl n ise art rarak (p<0,05), genotoksisiteye sebep olmu tur. Zn kök ucu hücrelerinde yap kan kromozom, fragment, vagrant kromozom, köprü, kromatinin e it olmayan da l m , vokuollü nukleus ve ters kutupla ma gibi kromozomal hasarlar te vik etmi tir. Zn uygulamas biyokimyasal parametreler olan MDA düzeylerinde anlaml art lara (p<0,05), SOD ve KAT enzim aktivitelerinde ise 70 mg/L dozuna kadar anlaml art lara (p<0,05) ve 140 mg/L dozunda ise anlaml azal lara (p<0,05) neden olmu tur. Ayr ca Zn maruziyeti kök ucu meristem hücrelerinde epidermis hücre hasar , yass la m hücre çekirde i, korteks hücre hasar ve iletim doku kal nla mas belirgin olmayan iletim doku eklindeki anatomik hasarlar te vik etmi tir. Zn maruziyeti sonucunda fizyolojik, sitogenetik, biyokimyasal ve anatomik parametrelerde gözlenen tüm bu art ve azal lar n Zn dozu ile do rudan ili kili oldu u da belirlenmi tir. Sonuç olarak, organizmalar n metabolik faaliyetlerinin devam için eser miktarlarda mutlaka gerekli olan Zn elementinin, a r düzeylere ula mas halinde toksisiteye neden olabilece i tespit edilmi tir
Genç işsizlik ve eğitim ilişkisi
İşsizlik, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde sosyal ve ekonomik açıdan önemli bir olgudur. Bu kapsamda, önemli olan konulardan biri de genç işsizliğidir. Öyle ki, genç işsizliği birçok ülkede ciddi boyutlara ulaşmış ve önemli bir sorun haline gelmeye devam etmektedir. Bu sorunun çözümünde en çok öne çıkan araçlardan biri ise eğitimdir. Bu çalışmada, eğitim düzeylerinin genç işsizlik üzerindeki etkisinin araştırılması amaçlamaktadır. Bu doğrultuda, 2001-2022 yılları arasındaki veriler kullanılarak, gelişmekte olan 21 ülkede eğitim düzeyleri ve genç işsizlik arasındaki ilişki panel veri analizi yöntemiyle incelenmiştir. Elde edilen bulgular, İlköğretim ve ortaöğretim düzeyinde eğitim ile genç işsizlik arasında uzun dönemli bir ilişki bulunurken, yükseköğretim düzeyinde ise böyle bir ilişkiye rastlanmadığını göstermektedir. Ayrıca, nedensellik analizine göre, ortaöğretim ve yükseköğretimden genç işsizliğe doğru tek yönlü; ilköğretim ile genç işsizlik arasında ise çift yönlü bir nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir
Makine ö renmesi yöntemleri ile deniz yüzeyi s cakl tahmini: Bart n uygulamas
Deniz yüzeyi s cakl , okyanus ve denizlerdeki de i imleri izlemek ve ekosistemleri de erlendirmek için oldukça önemlidir. Deniz yüzeyi s cakl tahmini, iklim de i ikli inin olas zararl etkileri ba ta olmak üzere; bal kç l k yönetimi, deniz ta mac l , turizm ve k y eridi yönetimi gibi farkl olgularda karar vericilere yol göstermektedir. Dahas , sürdürülebilir ekosistem yönetimi ve biyoçe itlili in korunmas nda etkili bir ç kt d r. Günümüzde deniz yüzeyi s cakl yapay zeka metodolojileriyle birlikte çok daha verimli bir ekilde tahmin edilebilmektedir. Bu nedenle bu çal mada örnek bir uygulama istasyonunda makine ö renimi yöntemleriyle deniz yüzeyi s cakl n n tahmin performans ve validasyonu s nanm t r. Bu çal mada, Meteoroloji Genel Müdürlü ü'nden 2014-2023 y llar aras na ait Bart n ili deniz yüzeyi s cakl na ait de erler veri seti olarak kullan lm t r. Bu çal mada kullan lan farkl makine ö renimi modelleri, performans de erlendirme kriterleri nda mukayese edilmi tir. Kar la t rma ortalama mutlak hata, kök ortalama kare hatas , ortalama yüzde hata ve medyan hata de eleriyle yap lm t r. Elde edilen sonuçlar, modellerin hedef de i kenin varyans n aç klama gücünün ve hata oranlar n n birbirinden oldukça farkl oldu unu ortaya koymu tur. Özellikle Gaussian SVM modeli, yüksek R² de eri ve dü ük hata metrikleri ile en ba ar l model olarak öne ç km t r. Sonuç olarak, elde etti imiz bulgular benzer çal malar ve uygulama alan ndaki gelecekteki çal malar için önemli ç kt lar bar nd rmaktad r