Kapadokya University Institutional Repository
Not a member yet
    2517 research outputs found

    5-7 Yaş Konuşma Sesi Bozukluğu Olan Çocukların Anlatı Becerileri, Sözel Çalışma Bellekleri ve Psikososyal Özelliklerinin İncelenmesi

    Full text link
    Araştırmada, 5-7 yaş aralığında konuşma sesi bozukluğu olan çocukların anlatı becerileri, sözel çalışma belleği becerileri ve psikososyal özelliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma konuşma sesi bozukluğu tanısı alan 43 çocuk ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada katılımcıların anlatı becerileri, sözel çalışma belleği becerileri ve psikososyal özellikleri arasındaki ilişkiyi belirlemek için ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Veriler Edmonton Narrative Norms Instrument, Çalışma Belleği Ölçeği, Güçler Güçlükler Anketi ve Türkçe Sesletim Sesbilgisi Testi’nin Sesletim Tarama Alt Testi kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde “IBM SPSS 25.0” paket programı kullanılmıştır. Çalışma sonucunda; konuşma sesi bozukluğu bulunan çocuklarda anlatı becerileri ve sözel çalışma belleği becerileri arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Sözel çalışma belleği puanları ve sözel kısa süreli bellek puanları ile güçler güçlükler anketi alt bileşenleri arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Anlatı becerileri ve güçler güçlükler anketi alt bileşenleri arasında anlamlı farklılık bulunmamıştır

    Tip 2 diyabet hastalarında diyabet süresi işitme kaybı ilişkisinin yüksek frekans odyometri ile değerlendirilmesi ve işitme sağlığı farkındalığının incelenmesi

    Full text link
    Amaç: Tip 2 diyabet hastalarında, diyabet süresi ile işitme kaybı arasında ilişki olup olmadığını yüksek frekans odyometri ile değerlendirmek ve işitme sağlığı farkındalığını belirleyebilmektirYöntemler: Çalışmamıza 18-65 yaş arası 50 Tip 2 Diyabet hastasının yanı sıra kontrol grubu olarak da 50 sağlıklı birey dahil edilmiştir. Diyabet hastaları hastalık süresine göre ≤7 yıl ve >7 yıl alt gruplarına ayrılmıştır. Çalışmaya katılan tüm katılımcılara sorular araştırmacı tarafından sözlü olarak sorulup demografik bilgi formu doldurulmuştur. Odyolojik olarak saf ses odyometrisi, yüksek frekans odyometri ve timpanometri ölçümü yapılmıştır. İşitme sağlığı farkındalığı da anket kullanılarak belirlenmiştir.Bulgular: Tip 2 diyabetik hastalarda 500 Hz sağ kulak, 1000 Hz-14000 Hz tüm frekanslarda sağ ve sol kulak saf ses eşik ortalaması (SSEO) değerlerinin sağlıklı kontrollere kıyasla anlamlı şekilde daha yüksek olduğu görülmüştür. Tip 2 Diyabetik hastalarda diyabet süresi ile 14000 Hz frekansta sol kulak SSEO değeri arasında pozitif yönde ve düşük şiddette (r = .309; p<0.05), 16000 Hz frekansta sol kulak SSEO değeri arasında pozitif yönde ve düşük şiddette (r = .400; p<0.05) ilişki saptanmıştır. Tip 2 diyabetik hastalarda diyabet süresine göre sağ ve sol kulak hava ve kemik yolu saf ses ortalaması (SSO) değerlerinde anlamlı fark saptanmadı. Çalışmamızda Tip 2 diyabetik hastalarda diyabet süresine göre konuşmayı alma eşiği (SRT), konuşmayı ayırt etme oranı (SD) ve rahat dinleme eşiği (MCL) açısından anlamlı fark olmadığı görüldü (p>0.05).Sonuç: Tip 2 diyabetik hastalarda diyabet süresi ve işitme kaybı arasında anlamlı bir ilişki gözlenmemiştir. Tip 2 diyabetlilerde SSO normal sınırlarda olmasına karşı yüksek frekans odyometri SSEO değerlerinde belirgin düşme görülmektedir. Böylece yüksek frekans odyometrinin diyabetli hastalarda işitme kaybının erken dönem tespiti için önemli bir test aracı olduğunu söyleyebiliriz

    Küresel Sürdürülebilir Turizm Konseyi Destinasyon Kriterlerinin Sürdürülebilir Destinasyon Yönetiminde Uygulanabilirliği: Çıralı Örneği

    Full text link
    Sürdürülebilir turizm konusunda ortak anlayış geliştirmek üzere oluşturulan Küresel Sürdürülebilir Turizm Konseyi (GSTC), yayımladığı kriterler ile sürdürülebilir turizm uygulamalarına dair standartlar belirlemiştir. Bu kriterler, bir yandan sertifikasyon için temel teşkil ederken aynı zamanda daha sürdürülebilir olmak isteyen destinasyonlar için de bir rehber olarak görülmektedir. Çalışmaya konu olan Antalya ili Kemer ilçesi sınırlarında yer alan Çıralı destinasyonu hem kırsal hem de kıyı turizmi imkanlarına sahip olmanın da etkisiyle gün geçtikçe turizm açısından gelişmekte ve ziyaretçiler arasında popular hale gelmektedir. Bu durum çalışmasında Destinasyonlar için Küresel Sürdürülebilir Turizm (GSTC-D) Kriterleri; Çıralı destinasyonu için mevcut ikincil kaynakların incelenmesi, paydaş faaliyetlere katılım ve incelemenin yanında Çıralı destinasyonuna yayılmış turistik noktaların gözlemlenmesi yöntemi ile değerlendirilmiştir. Bu nitel çalışma bütüncül tek durum desenli durum çalışması olarak tasarlanmış ve çalışma sırasında ikincil kaynaklardan, yazılı metinlerden ve görsel ögelerden faydalanılmıştır. Araştırmada nitel araştırma yaklaşımı çerçevesinde durumu betimlemeye yönelik veri sağlamak üzere araştırmacının yaptığı gözlemlerden ve doküman analizinden yararlanılmıştır. Çalışmanın bulguları, Çıralı’nın sürdürülebilir turizm sertifikalı destinasyonu olmasına engel hususlar bulunup bulunmadığını belirlemenin yanında doğal ve kültürel kaynakları koruyacak, yerel halk için turizmin faydalarını en üst düzeye çıkaracak ve ziyaretçilere yüksek kaliteli bir deneyim sunacak bir eylem planı için atılması gereken adımları ortaya koyacaktır. Çıralı’nın sürdürülebilir bir turizm destinasyonu olduğunun belgelenmesi yönündeki akredite kuruluşlara yapılacak başvurular öncesinde destinasyonda yerine getirilmesi gerekenleri ortaya koymak isteyenlere rehberlik yapacaktır. Çalışma sonunda yer alan öneriler bölgenin ülkemizin öncü, adı uluslararası düzeyde seslendirilen bir turizm destinasyonunu olmasına ışık tutacaktı

    4- 16 Yaş Arası Amatör Futbolcuların Akustik Ses Analizi Özellikleri ve Subjektif Ses Değerlendirme Sonuçlarının Kontrol Grubu ile Karşılaştırılması

    Full text link
    Amaç: 14-16 yaş arası amatör futbolcuların ses özelliklerini akustik ses analizi, aerodinamik ölçümler ve subjektif ses değerlendirme yöntemleri ile incelemek ve elde edilen ölçümleri aynı yaş grubunda yer alan ve normofonik sese sahip kontrol grubu ile karşılaştırmaktır. Bu çalışmanın sonucunda amatör futbolcuların ses özelliklerine ilişkin bilgi edilmesi amaçlanmaktadır

    Türkiye-Paraguay Diplomatik ve Ticari İlişkileri Üzerine Bir Değerlendirme

    Full text link
    Türkiye Cumhuriyeti’nin 2006 yılında faaliyete geçirdiği Latin Amerika Eylem Planı kapsamında, Latin Amerika ülkeleriyle diplomatik ilişkiler tekrar gözden geçirilmiştir. Söz konusu açılım politikalarının bir parçası olan Paraguay, Türkiye ile ilişkilerini güçlendirme eğiliminde olan bir ülkedir. Latin Amerika’nın gelişmekte olan ülkeleri arasında yer alan Paraguay açısından Türkiye, Ortadoğu’ya açılan önemli bir kapı ve stratejik bir ortaktır. Güney Amerika’da genel olarak Türklere karşı beslenen sempati ve Türkiye-Paraguay diplomatik ilişkileri tarihinde bugüne kadar olumsuz bir hadisenin vuku bulmaması göz önüne alındığında Paraguay’ın, Türkiye’nin Güney Amerika’daki müttefikleri arasında yer alacağına inanılmaktadır. Güney Amerika Ortak Pazarı (MERCOSUR) üyesi Paraguay, Türk iş insanları ve girişimciler için yeni fırsatları içinde barındıran önemli bir destinasyondur. Aynı zamanda yeni bir hammadde pazarı olarak da değerlendirilebileceği düşünülmektedir. Her ne kadar son yıllarda iki ülke arasında olumlu diplomatik gelişmeler gözlemlense de söz konusu olumlu havanın Türkiye- Paraguay ticari ilişkilerinde ciddi bir ivmelenmeye sebep olmadığı anlaşılmaktadır. Çalışmada, Türk iş insanları ve girişimciler tarafından Paraguay’ın ticari potansiyeline daha fazla önem verilmesi gerektiği, Türkiye’nin Paraguay ve Güney Amerika bölgesindeki politikalarına daha fazla ağırlık vermesi gerektiği sonucuna varılmıştır

    Bülten Kapadokya Haziran 2024

    No full text
    Kapadokya Üniversitesi Haziran 2024 Bülte

    Sesletim Bozukluğuna Sahip Çocukların İşitsel Ayırt Ediciliğinin İncelenmesi

    Full text link
    Sesletim bozukluğu olan çocuklarla yapılan çalışmalar, çocuklarda sosyal gelişimin ve akademik hayatın olumsuz etkilendiğini göstermektedir. Bununla birlikte çocuklarda depolama, geri çağırma gibi bilişsel becerilerin de olumsuz etkilendiğini gösteren çalışmalar mevcuttur. Sesletim bozukluğuna sahip olan çocuklardan terapiyle tedavi olanların dil becerilerinde tanı almamış olan çocuklara göre düşük performans gösterdikleri bulunmuştur. Alan yazın incelendiğinde, sesletim bozukluklarının gelişimsel alanlar üzerindeki etkisini inceleyen çalışmalara sık rastlanmaktadır. Ancak sesletim bozukluğu bulunan çocukların hangi sesleri üretemediğine yönelik ya da işitsel ayırt ediciliğine yönelik çalışmaların yetersiz olduğu görülmektedir. Bu çalışmada sesletim bozukluğuna sahip çocukların üretemedikleri seslerin işitsel ayırt ediciliğini arasındaki ilişki araştırılmıştır. Bu amaçla bu çalışmada konuşma sesi problemi yaşayan çocukların konuşma seslerinin tespiti için sesletim ses bilgisel testin sesletim tarama alt testi ve işitsel ayırt etme üzerindeki etkisini ölçmek için işitsel ayırt edicilik alt testi uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre hatalı ses sayısı ve yaş ile işitsel ayırt etme arasında ilişki olduğu görülmüştür. Hatalı ses sayısı arttıkça işitsel ayırt ediciliğin azaldığı ve yaş artıkça işitsel ayırt ediciliği artığı gözlemlenmiştir

    Kadmiyum Uyarılı Testis Hasarına Karşı Timokinon’un Koruyucu Etkisi

    No full text
    Giriş: Metaller, günlük yaşamda mesleki olarak veya çevredeki doğal varlıklarıyla karşılaşılan önemli bir toksik element sınıfı olarak bilinmektedir (1). Toksik ağır metallerden biri olan kadmiyumun (Cd) artan üretimi ve yaygın kullanımı hem insanları hem de diğer canlıları onun toksik etkilerine maruz bırakmaktadır (2). Cd, testis dokusuna nüfuz ederek testis disfonksiyonuna ve ardından spermatogenezin bozulmasına neden olmaktadır. Cd maruziyeti ile hücrelerde HMGB1/TLR4/NF-κB yolağının aktivasyonu ile akut inflamatuar yanıt başlamaktadır (3). Cd aynı zamanda serbest oksijen radikallerinin salınmasına neden olmaktadır. Ayrıca testosteron seviyesini düşürmektedir (4). Sonuç olarak farklı mekanizmalar yoluyla testis toksisitesine neden olan Cd fertiliteyi azaltmaktadır. Nigella Sativa’nın (çörek otu) aktif bileşenlerinden olan timokinon (TK) anti-hiperglisemi, anti-inflamasyon, analjezi, anti-bakteriyel, anti-mutajenik, anti-konvülsiyon, anti-oksidan, anti-kanserojenik ve nöroprotektif etkilerinin yanı sıra testiküler hasar ve düşük sperm kalitesini iyileştirici etki göstermektedir (5, 6). Ancak Cd’nin oluşturduğu testiküler hasara karşı TK’nın koruyuculuğunu gösteren çok az sayıda çalışma olmakla birlikte bu koruyucu etkinin mekanizması yeterince aydınlatılmamıştır. Amaç: Bu çalışmada Cd’nin sebep olduğu testis hasarına karşı TK’nın koruyucu etkisini araştırmayı amaçladık. Materyal-Metot: 32 adet erkek Wistar albino sıçan aşağıdaki şekilde 4 gruba ayrıldı. 1. Kontrol grubuna (n=8) 14 gün boyunca intraperitoneal yolla serum fizyolojik uygulandı. 2. Cd grubuna (n=8) 14 gün boyunca intraperitoneal olarak 0.4 mg/kg dozda Cd uygulandı (3). 3. Cd+TK grubuna (n=8) 14 gün boyunca intraperitoneal olarak 0.4 mg/kg dozda Cd ve 10 mg/kg dozda TK uygulandı (7). 4. TK grubuna (n=8) 14 gün boyunca intraperitoneal olarak 10 mg/kg dozda TK uygulandı. Deneyin 15. gününde sıçanlar ksilazin ve ketamin anestezisi altında dekapite edilerek testis dokusu örnekleri alındı. Fiksasyon ve doku takibi işlemlerinin ardından parafine gömülen testis dokularından 5µm kalınlığında kesitler alındı. Kesitler rutin hematoksilen-eozin boyaları ile boyanarak histolojik hasar belirlendi. Seminifer tübüllerdeki hasarlanmanın derecesinin değerlendirilmesinde Johnsen Testiküler Biyopsi Skoru (JTBS) kullanıldı. Ayrıca testis dokularında HMGB1, TLR4 ve NF-κB antikorları immünohistokimya yöntemi ile değerlendirildi. Veriler ortalama ± SD olarak ifade edildi. One-way ANOVA ve Tukey's post-hoc testleri ile analiz yapıldı. Analizlerde p<0.05 anlamlı olarak kabul edildi. Bulgular: Deney sonunda testis kesitlerinde JTBS’ye göre Cd grubunda biyopsi skoru kontrol grubuna göre anlamlı şekilde azaldı. Cd+TK grubunda ise Cd grubuna göre anlamlı şekilde fazlaydı. Aynı zamanda Cd grubunda HMGB1, TLR4 ve NF-κB ekspresyonları kontrol grubuna göre anlamlı şekilde fazlaydı. Bu antikorlar Cd+TK grubunda ise Cd grubuna göre anlamlı şekilde azalma gösterdi. Sonuç: Bizim sonuçlarımız Cd uygulaması ile oluşan testis hasarına karşı TK’nın, HMGB1/ TLR4/NF-κB yolağı aracılığıyla oluşan akut inflamatuar yanıtı baskılayarak, koruyucu etki oluşturduğunu göstermektedir

    Klinik Programlarda Okuyan Öğrencilerin Sterilizasyon ve Dezenfeksiyona İlişkin Bilgilerinin Değerlendirilmesi

    Full text link
    Bu çalışmada sağlık meslek yüksekokulu klinik programlarında okuyup hastane uygulamasına giden ön lisans öğrencilerinin sterilizasyon ve dezenfeksiyona ilişkin bilgilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma kesitsel tipte bir çalışmadır. Çalışmaya katılmayı kabul eden ve anket formunu dolduran (n=174) katılımcılar örnekleme alınmış olup anket formu öğrencilere elektronik ortamda ulaştırılmıştır. Katılımcıların yaş ortalaması 20,7, %79,9’u (n=139) kadın ve % 29,9’u (n=52) anestezi programı öğrencisidir. Öğrencilerin %63,8’i (n=111) uygulama esnasında aseptik uygulamaların zorunlu olduğu bir girişimde bulunduklarını beyan etmiş olup %54’ünün (n=94) daha önce sterilizasyon dezenfeksiyon uygulamalarına yönelik seminer, kongre, sempozyum gibi etkinliklere katıldığı görülmüştür. Dezenfektanların temizlik amacıyla kullanılabileceğini düşünenler %72,4 (n=126) oranındadır. Flaş sterilizasyon yönteminin zorunlu durumlarda kullanılan bir yöntem olduğunu destekleyenler %66,1 (n=115) şeklindedir. Uygun olmayan dezenfeksiyon prosedürlerinin hastanede yatan hastalar arasında hastane enfeksiyonlarının bulaşma riskini artırdığını düşünenler %78,7 (n=137); sağlık çalışanları arasında hastane enfeksiyonlarının bulaşma riskini artırdığını kabul edenler %83,9 (n=146); sağlık çalışanları arasında hastane enfeksiyonlarının alınma riskini artırdığını destekleyenler %70,7 (n=123) olmuştur. Sonuç olarak bulgularımızın ışığında enfeksiyon kontrol prosedürleri hakkında daha fazla kurumsal desteğe ve hastane uygulamalarının başlangıcında uyum eğitimlerinin düzenlenmesine ihtiyaç vardır. Hastane uygulamalarının rotasyonlar halinde yapılmasından kaynaklı olarak öğrencilerin klinik ortamlarda sürekliliğinin olmaması, her seferinde klinik ortamda farklı öğrencilerin çalışması uygulamalı bilginin iyileştirilmesinin önemini ortaya koymaktadır

    The Invisible Labour Loops Project as Portal—Framing Mother Labour through Animation

    Full text link
    Jen McGowan is an artist, educator, and mother living in the unceded Coast Salish territory currently known as Vancouver, Canada. She holds a BFA from Concordia University and is a recent graduate of the MFA program at Emily Carr University. She has a Secondary Art BEd from UBC and has taught Animation, Film, and Art at a Public Secondary School for 15 years. In her interdisciplinary practice, she allows each project to determine the choice of medium and often repurposes the discarded material detritus of caregiving. Her work navigates maternal experience and the socio-political systems that weigh upon it

    1,251

    full texts

    2,517

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Kapadokya University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇