Kapadokya University Institutional Repository
Not a member yet
    2517 research outputs found

    Açık Açılı Glokomlu Hastalarda İşitsel Fonksiyonun Değerlendirilmesi

    No full text
    Amaç: Çalışmanın amacı açık açılı glokom tanısı almış hastalarda saf ses odyometrik inceleme ile işitsel fonksiyon değerlendirmesi yaparak glokom ve işitsel fonksiyonlar arasındaki ilişkinin ortaya konulmasıdır.Yöntemler: Göz içi basınç (GİB) değerleri 22 mm Hg ve üzerinde olan 32 erkek ve 28 kadın olmak üzere 60 birey (44,66±15,75 yaş ort.) çalışma grubuna, GİB ölçüm değerleri normal olan ve göz rahatsızlığı bulunmayan 30 erkek ve 30 kadın olmak üzere 60 birey (43±13,53 yaş ort.) sağlıklı kontrol grubuna dahil edildi. Yaşa bağlı işitme kaybını ekarte etmek için 60 yaş üstü bireyler çalışmaya dahil edilmedi. Katılımcılara saf ses odyometri testi uygulandı ve gruplar karşılaştırıldı.Bulgular: Yapılan karşılaştırma sonucunda sağ kulak hava yolu eşiklerinden 250, 500, 6000 ve 8000 Hz ile saf ses ortalamasında açık açılı glokomu olan hasta grubunda sağlıklı kontrol grubuna göre daha yüksek olmak üzere anlamlı fark tespit edildi (p<0,05). Sol kulak hava yolu eşiklerinden 6000 Hz’de açık açılı glokomu olan hasta grubunda sağlıklı kontrol gruba göre daha yüksek olmak üzere anlamlı fark bulundu (p<0,05). Kemik yolu sonuçlarında ise bilateral 4000 Hz ve SSO’da açık açılı glokomu olan hasta grubunda sağlıklı kontrol gruba göre daha yüksek olmak üzere anlamlı fark saptandı (p<0,05).Sonuç: Glokom ve Sensörinöral İşitme Kaybı nörodejeneratif temelli hastalıklar olarak tanımlanmaktadır. Çalışmamızda glokom grubunda, kontrol grubuna göre işitme fonksiyonlarında kayıp daha fazla tespit edildi. Bu nedenle açık açılı glokom hastalarının belli aralıklarla saf ses tonal odyometri ile değerlendirilmeli ve birlikte görülme olasılığı nedeniyle işitme taramaları rutin tarama programlarına dahil edilmelidir

    Ordu’nun Gönüllülük ve Tarım Turizmi Potansiyeli

    No full text
    Bu çalışma Türkiye’nin Karadeniz Bölgesinde yer alan Ordu ilinin son yıllarda turizmde önemli eğilimler arasında yer alan gönüllülük ve tarım turizmi potansiyelinin belirlenmesi amacı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın problemi Ordu ilide tarım turizmi ve gönüllülük faaliyetlerinin belirlenmesi olarak seçilmiştir. Bu kapsamda doküman analizi, gözlem ve görüşme tekniklerinden yararlanılmıştı

    Comparison of The Performances of Clustering and Dimensionality Reduction Approaches in Collaborative Filtering

    Full text link
    Recommendation systems (RS) can be defined as systems that aim to offer personalized product and service recommendations to users based on users' past product preferences and similarities with other users in the system, especially in systems that provide e-commerce services. The main purpose of RS is to reveal meaningful information from large-scale data to users and to recommend systems that aim to simplify the analysis of user behaviors and product attributes. It is possible to divide the techniques used in RS into two main categories content-based and collaborative filtering (CF) according to the information they receive as input. Content-based recommendation systems focus on analyzing the attributes of items such as articles, movies or music to generate tailored recommendations. CF methods analyze user-generated scores for products and services to identify patterns and preferences. The success of CF techniques hinges on accurately identifying user similarities within large datasets. However, in CF techniques, large-scale data sets consisting of a large number of users and the scores given by users to these products are used. Consequently, identifying user similarities in such extensive datasets poses significant challenges. Two different methods are used to overcome this problem. The first method applies clustering analysis to divide the dataset into smaller subsets (user or product), followed by the application of CF techniques. In the other method, dimensionality reduction is performed on a product (object) basis using Singular Value Decomposition (SVD) and Principal Component Analysis (PCA) methods. Up to now, many studies have been carried out using clustering analysis and variable dimensionality reduction methods Despite extensive research, a thorough comparison of clustering and dimensionality reduction methods on real-world datasets remains unexplored. This study aims to compare the performances of eleven clustering techniques of eleven clustering techniques, four of which are non-hierarchical seven of which are hierarchical clustering algorithms, and two variable dimensionality reduction techniques, consisting of SVD and PCA METHODS, in CF

    SKS Bülten Aralık 2024

    No full text
    Sağlık Kültür ve Spor Dairesi Bülteni Aralık 202

    Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezinde Çalışan Psikolog ve Psikolojik Danışmanların Çocuklardaki Dil ve Konuşma Bozukluklarına Yönelik Tutum Ve Bilgilerinin İncelenmesi

    Full text link
    Dil ve konuşma terapistlerinin, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde verilen hizmetlerde sürece eşlik eden psikolog ve psikolojik danışmanlar ile yapacağı iş birliği dil ve konuşma bozukluklarının erken tespit edilmesinde ve müdahale sürecinde önemli rol oynamaktadır. Çalışmanın amacı özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde çalışan psikolog ve psikolojik danışmanların cinsiyet, yaş, hizmet süresi ve dil ve konuşma bozukluğu öğrencisi bulunması değişkenleri göz önünde bulundurularak dil ve konuşma bozukluğuna yönelik tutum ve bilgi düzeylerinin ortaya koymaktır. Çalışma, Marmara Bölgesi’ndeki, Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde 2023-2024 eğitim öğretim döneminde aktif olarak çalışan ve çalışmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden 174 psikolog ve 106 psikolojik danışmandan oluşan örneklem ile yürütülmüştür. Katılımcılara “Kişisel ve Sosyodemografik Bilgi Formu” ve “Dil ve Konuşma Bozukluklarına Yönelik Tutum ve Bilgi Anketi” çevrimiçi ortamda uygulanmıştır. Çalışmanın sonucunda özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde çalışan psikologların ve psikolojik danışmanların dil ve konuşma bozukluğu olan çocukların akademik/sosyal başarısına ve dil ve konuşma terapisi gereksinime yönelik tutum alt boyut puan ortalamalarının ve toplam puan ortalamalarının yüksek olduğu saptanmıştır. Psikolojik danışman ve psikologlarda yaş, tecrübe süresi, çalıştıkları kurumda konuşma bozukluğu olan çocuk olup olma değişkenlerine göre anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir (p>0,05). Çalışmanın sonuçları doğrultusunda özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde hizmet alan dil ve konuşma bozukluğu olan öğrenciler için belli aralıklarla, dil ve konuşma terapisti ve kurumda görev alan psikolog veya psikolojik danışmanların bir araya geldiği, bireyin terapi süreci hakkında görüşüldüğü önleyici ve müdahaleci çalışmalara ihtiyacı olup olmadığının belirlendiği multidisipliner çalışmayı destekleyecek toplantılar düzenlenmesi önerilmektedir

    DİSFAJİNİN YÖNETİMİNDE 3D GIDA BASKI UYGULAMALARI

    No full text
    Disfajinin yönetiminde 3D gıda baskı uygulamaları başlıklı kitap bölümünde; - Üç Boyutlu Gıda Baskısı, - Disfajinin Yönetiminde 3D Gıda Baskısı, - Disfaji Yönetiminde 3D Gıda Baskısının Nütrisyonel Bakımdan Değerlendirilmesi ve - Gelecek Araştırmalara yer verilmiştir

    Kabin Eğitim Seti Geliştirilmesi

    Full text link
    Havacılık, emniyeti temel alan bir sektör olması nedeniyle havayolu firmaları, çalışanlarının eğitimini en öncelikli faaliyetlerden biri olarak görmektedir. Gerçekleştirilen uçuşların ve genel olarak tüm hava operasyonlarının emniyeti, personellerinin eğitimlerine bağlıdır. Dolayısıyla, havada olağanüstü olayların meydana gelmesi durumunda, yolcuların uçaktan güvenli ve zamanında tahliyesi uçuş ekibinin sorumluluğundadır. Olağanüstü ve kritik durumlarda doğru müdahaleler, yüksek kaliteli eğitimler almayı gerektirir. Kabin memurlarının en önemli görevleri, kritik bir durumda uçağın zamanında ve güvenli bir şekilde tahliyesini sağlamaktır. Bunu ciddi bir zorluk yaşamadan yapabilmek için talimatlara uymak, yetkin eğitimler almak ve simülasyonlardan geçmek zorundadırlar. Yapılan araştırmalar, öğreniminin en etkili öğretim şeklinin deneyimsel/pratik eğitim olduğunu göstermiştir. Bununla beraber gerçekçi koşullar altında tekrarlanan eğitimin, gerçek bir acil durum sırasında kabin ekibinin yaşadığı stres miktarını azalttığı bilinmektedir. Çünkü stres, kriz durumunun üstesinden gelmek için algılanan gerekli yetkinlik ile kişinin yeterliliğinin iç imajı arasındaki bilinçsiz karşılaştırmadan kaynaklanmaktadır. Böylece, eğitimde ilave gerçekçilik, kursiyerlerin acil durumla başa çıkma konusunda güvenlerine katkıda bulunmaktadır. Bu kapsamda, kabin memuru adaylarına sınıf ortamında öğretilen acil durum prosedürleri hakkında bilgi ve bu prosedürleri gerçekçi bir eğitim ortamında aktarılmasını temin için kabin eğitim seti geliştirilmiştir. Gerçekleştirilen bu eğitim seti ile sivil havacılık kabin hizmetleri öğrencilerimizin eğitimlerinin verimini artırılmış ve uçak içerisinde yaşayacakları durumları simüle ederek deneyim kazanmaları sağlanmıştır. Bununla beraber UGMB, HEE ve UT öğrencilerimize, kabin içi ile ilgili söküm-takım-bakım ve onarım olarak yeterli düzeyde pratik eğitim yapması sağlamıştır

    Türkçe Konuşan 10-12 Yaş Arası Özel Öğrenme Güçlüğü Olan ve Olmayan Çocukların Alıcı Dil, Sesletim ve Sesbilgisel Becerilerinin Karşılaştırılması

    Full text link
    Araştırmamızın amacı 10-12 yaş aralığında Özel Öğrenme Güçlüğü tanısı olan bireylerin dil ve konuşma becerileri açısından değerlendirilmesi ve normal gelişim gösteren bireyler ile karşılaştırıp farklılıkların olup olmadığını tespit etmektir. Araştırmanın katılımcılarını 20 ÖÖG tanılı birey ve 20 kontrol grubu oluşturmuştur. Araştırmamız için sesletim becerilerini değerlendirebilmek için Ankara Artikülasyon Testi (AAT), sesbilgisel becerilerini değerlendirebilmek için Sesbilgisel Farkındalık Kontrol Listesi (SFKL) ve alıcı dil becerilerini değerlendirebilmek için Peabody Resim Kelime Testi kullanılmıştır.Yapılan istatistiksel analiz sonucunda Kontrol grubu ve ÖÖG çocukların AAT standart puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür (Mann Whitney U test; p>0,05). Kontrol ve ÖÖG çocukların SFKL standart puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu görülmüştür (Mann Whitney U test; U=0; Z=-5,477; p=0,0001<0,01). Kontrol ve ÖÖG çocukların PRKT standart puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu görülmüştür (Mann Whitney U test; U=7; Z=-5,228; p=0,0001<0,01).Sonuç olarak iki grup arasında farklılıklar olduğu, Dil ve öğrenme arasında bir ilişki olduğu görülmüştür. ÖÖG’li bireylere dil ve konuşma becerileri açısından çeşitli destekler sağlamak, öğrencilerin akademik başarılarını ve dil performanslarını arttıracağı düşünülmektedir. Literatüre bakıldığında Çalışmamıza benzer yapılan araştırmalar sınırlı olduğu görülmüştür. Dolayısıyla çalışmamızın önem arz ettiği düşünülmektedir

    Şubat Depremleri ve Artçı Sarsıntılar Sonrası Gelişen Deprem Kaygı Düzeyinin Vertigo ve Dizziness Üzerine Etkisi

    Full text link
    Amaç: Çalışmamız deprem yaşamış bireylerde meydana gelen deprem kaygı düzeylerinin vertigo ve dizziness semptomları üzerindeki etkisini incelenmek amacıyla yapılmıştır.Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza 6 Şubat depremlerinin en çok etkilediği 11 ilde (Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa) depremi yaşamış 18-65 yaş arasındaki 706 birey dahil edilmiştir. Katılımcılara Deprem Kaygı Ölçeği, Vertigo Semptom Skalası Kısa Form (VSS) ve Vertigo Dizziness Imbalance Semptom Skalası (VDI-SS) uygulanmıştır.Bulgular: Kadınların deprem kaygı düzeyi ve vertigo semptomları erkeklere göre anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Deprem öncesinde herhangi bir işitme kaybı veya çınlama semptomu yaşamayan ancak deprem sonrasında işitme kaybı veya çınlama semptomları yaşayan katılımcıların bu semptomları yaşamayan katılımcılara göre deprem kaygı düzeyi, vertigo ve dizziness semptomları anlamlı derecede daha yüksek tespit edilmiştir (p<0,05). Depremden önce herhangi bir deprem eğitimi alan katılımcıları deprem kaygı düzeyi anlamlı derecede daha düşük tespit edilmiştir (p<0,05). Depremi en çok hasar alan dört ilde (Adıyaman, Hatay, Kahramanmaraş ve Malatya) yaşayan bireylerin diğer yedi ilde (Adana, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Kilis, Osmaniye ve Şanlıurfa) depremi yaşayan bireylere göre deprem kaygı düzeyi anlamlı derecede daha yüksek tespit edilmiştir (p<0,05). Katılımcıların deprem kaygı düzeyi arttıkça vertigo ve dizziness semptomlarının arttığı tespit edilmiştir. Deprem kaygı düzeyi ile vertigo (r=0,590) ve dizziness (r=0,557) semptomları arasında anlamlı pozitif yönlü orta düzeyde bir ilişki tespit edilmiştir (p<0,05). Ayrıca katılımcıların vertigo semptomları ile dizziness semptomları arasında anlamlı pozitif yönlü ve yüksek düzeyde bir ilişki tespit edilmiştir (r=0,843; p<0,05).Sonuç: Çalışmamızda deprem kaygı düzeyinin vertigo semptomlarına ve dizziness semptomlarına etkisi olduğu sonucuna varılmıştı

    AKADEMİK DANIŞMANLIK YÖNERGESİ

    Full text link
    Bu yönergenin amacı, Kapadokya Üniversitesi’nde yürütülen Akademik Danışmanlık faaliyetlerinin yürütülmesinin usul ve esaslarını belirlemektir

    1,251

    full texts

    2,517

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Kapadokya University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇