Kapadokya University Institutional Repository
Not a member yet
    2517 research outputs found

    Examination of Verbal/Visual Working Memory and Phonologic Awareness Skills of 5-7 Years Old Children With Hearing Implied Development of Speaking Sound Disorder

    No full text
    YÖK TEZ NO: 10539318Konuşma sesi bozukluğu fonksiyonel veya organik nedenlerle ortaya çıkabilmektedir. Özellikle okul öncesi çağda dil ve konuşma terapistlerine en çok başvurulan bozukluklardan biridir. Konuşma sesi bozukluğu yaşayan çocuklar alan yazında çalışma belleği ve fonolojik farkındalık becerileri açısından sıklıkla incelenmiştir ve bu alanların çocukların üzerinde etkili olduğu bulunmuştur. Bu çalışmaya ana dili Türkçe olan ve konuşma sesi bozukluğu tanısı olup 5 yaş 0 ay ile 7 yaş 11 ay aralığındaki 28 kız ve 28 erkek toplamda 56 çocuk dâhil edilmiştir. Çalışmanın, çalışma grubu konuşma sesi bozukluğu tanısını fonksiyonel nedenle almış olup işitme engeli bulunan çocuklardan oluşurken, kontrol grubu organik nedenli konuşma sesi bozukluğu olan normal işiten çocuklardan oluşmaktadır. Katılımcılara Türkçe Sesletim Sesbilgisi Testi’nin Sesletim Tarama Alt Testi, Çalışma Belleği Ölçeği’nin sözel\görsel çalışma belleği kısımları olan iki alt boyut ve Türkçe Fonolojik Farkındalık Testi uygulanmış ve verileri toplanmıştır. Bulgular; İşitme engeli olan grup normal işiten gruba göre tüm testlerde daha düşük skorlar elde etmiştir ve çalışma belleği ölçeğine göre normal işiten grubun sonuçları istatiksel olarak anlamlıdır. İşitme engeli olan grup normal işiten gruba göre Türkçe Fonolojik Farkındalık Testinde daha düşük skorlar elde etmiş fakat istatiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Değerlendirme ölçeklerinin hem birbiriyle hem de grup içinde ilişkileri incelendiğinde her iki gruptada ölçeklerin birbiriyleilişkili olduğubulunmuştur. Bu araştırmada ortaya çıkan sonuçlar tartışılmış literatür ile uyumlu sonuçlar elde edilmiştir.Konuşma sesi bozukluğunun nedenlerine ve etkilediği becerilerin, katılımcı sayısı daha fazla tutularak yapılması önerilmektedir

    Determining the Awareness of Parents with School-Age Children Who Have Never Taken Speech and Language Therapy

    No full text
    YÖK TEZ NO: 10540989Bu çalışmada okul çağındaki çocuklarına hiç konuşma eğitimi almamış ebeveynlerin farkındalık düzeylerinin araştırılmasını amaçlamıştır. Birincil amaç, bu ebeveynlerin meslek hakkında sahip oldukları bilgi düzeyini ve çocukları için konuşma ve dil terapisinin potansiyel faydalarını anlamak olmuştur. Veriler, daha önce konuşma ve dil terapisi deneyimi olmayan okul çağındaki çocukların ebeveynlerini hedef alan bir anket aracılığıyla toplandı. Anket, konuşma ve dil terapisi mesleğine ilişkin anlayışlarını, uygulamanın kapsamını ve iletişim güçlüğü çeken çocuklar için olası yararları ve sonuçları değerlendirmeye odaklandı.Çalışmada okul çağındaki çocukların ebeveynleri arasında konuşma ve dil terapisi mesleği hakkında farkındalığın ve eğitimin artırılmasına ihtiyaç olduğu sonucuna varılmıştır. Bu, hedeflenen halkı bilinçlendirme kampanyaları, okullar ve sağlık profesyonelleri ile iş birliği ve konuşma ve dil terapisinin yararları hakkında bilgi yaymak için güvenilir bilgi kaynaklarının kullanılması yoluyla başarılabilir. Ebeveyn farkındalığını artırarak, iletişim güçlüğü çeken daha fazla çocuğun uygun ve zamanında müdahaleye erişmesi ve akademik ve sosyal yaşamlarında daha iyi sonuçlara yol açması beklenmektedir

    The Challenges That Speech and Language Therapists Face In Their Working Life In Türkiye and Investigation of Possible Solutions

    No full text
    YÖK TEZ NO: 10537685Dil ve konuşma terapisi bölümü ülkemizde yeni ve hala gelişmekte olan bir alandır. Dolayısıyla dil ve konuşma terapistleri ( bi rçok zorlukla karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu çalışmanın amacı DKT’lerin yaşadığı bu zorlukları anlamak ve olası çözüm önerileri sunmaktır.Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan fenomenoloji ( kullanılmıştır. Bu çalışmanın ka tılımcıları olas ılıklı olmayan ö rnekleme y ö ntemlerinden ö lçüt bağımlı örnekleme y ö ntemi ile seçilmiş olup ö rneklem büyüklüğü 10 kişi olarak seçilmiştir. DKT’ler demografik bilgiler formunu doldurmuş daha sonra yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. G örüşmeler ses kaydına alınmış ve ses kayıtları katılımcı teyidi alındıktan sonra deşifre edilmiştir. Veriler kodlanırken MAXQDA 2022 programı kullanılmıştır. Analiz sonucunda 4 ana tema ve 28 alt tema oluşmuştur.Ara ştırmanın bulgularına göre DKT’ler terapist kaynaklı, diğer meslek elemanları kaynaklı, aile kaynaklı, lisans eğitimi kaynaklı, çalışma koşulları kaynaklı, alınan eğitimleri uygulama kaynaklı, danışan kaynaklı zorluklar yaşadıklarını ve bu zorluklarla başa çıkmak için kullandıkları yöntemleri belirtmişlerdir. DKT’ler mesleklerinin hayatlarına stres gibi bir etkisi olduğunu, kişilik özelliklerine ise olumlu anlamda etkileri olduğunu belirtmişlerdir. Dil ve konuşma terapisi bölümünün ülkemizde gelişebilmesi için önerilerde bulunmuşlard ır.Araştırmanın sonucunda Türkiye’de çalışmakta olan DKT’ler çalışma hayatında yaşadıkları zorluklar ve bu zorluklara sundukları olası çözüm önerileri konusunda çoğunlukla ortak görüşler belirtmişlerdir. Dil ve konuşma terapisi alanının ülkemizde gelişebilmesi için dernek faaliyetlerin arttırılması, mesleğin doğru tanıtılması, üniversitedeki eğitim kalitesinin gözden geçirilmesi, farklı çalışma alanlarının olması gerektiğini belirtmişlerdir

    The Importance of Green Public Procurement for Sustainable Development and Assessment of Its Applicability in Turkiye

    No full text
    Yaşadığımız evrende ilişki içinde bulunduğumuz çevrenin giderek artan ve artık görmezden gelemeyeceğimiz noktaya gelen sorunların fark edilmesiyle ortaya çıkan ve günümüzde halen devam eden çözüm arayışlarının sonucu olarak ortaya çıkan ‘sürdürülebilirlik ve sürdürülebilir kalkınma” kavramlarının kazandığı boyutlardan biri olan “yeşil kamu alımları”, aynı amaca hizmet eden rakip ürün veya hizmetlere kıyasla çevre ve insan sağlığı üzerinde daha az etkisi olan ürün ve hizmetlerin satın alınması şeklinde bir politika tercihi olarak özellikle AB ülkeleri başta olmak üzere OECD ülkelerince de benimsenmiş bir kamu kurumları alım şekli olarak karşımıza çıkmaktadır. Yeşil kamu alımlarının, AB kamusal satın alma direktiflerince nerede, ne zaman ve ne şekilde uygulanacağının açık bir tarifi ile ve buna paralel AB üye ülkelerinin iç mevzuatına bütünleşmiş şekilde uygulanabilirliğinin örnekleriyle ve yasal dayanakları ile açıklanmaya çalışıldığı bu çalışmada aslında bir tercihin ötesinde zorunlu bir politikaya dönüşmesi gerektiğinin önemi ve farkındalığı üzerinde durulmuştur. Ayrıca, Türkiye’nin de imzasını taşıyan 2030 yılı Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri için yeşil kamu alımları, hâlihazırda ülkemizdeki kamu ihale mevzuatı olan 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu ve diğer kanun ve yönetmelikler çerçevesinde uyumu ve uygulanabilirliği açısından incelenmiş, yeşil kamu alımları kapsamında değerlendirilebilecek uygulama örnekleri üzerinden tartışılmıştır. Türkiye’de devlet teşkilatlanması içinde kamu alımlarından sorumlu ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından ulusal ve/veya yerel ölçekte yeşil kamu alımları konusunda henüz bir politika geliştirilmiş değildir. Yeşil kamu alımları, devletin piyasaya yön veren ve düzenleyen etkisi ile gerek Türkiye’de gerekse küresel ölçekte bugünden yarına kolektif bir eylem planına dönüşmesi gereken, çevreyi artık tüm alanlarda önceleyen, modası geçmiş tedarik yöntemlerinin yerini “yeşil” tedarik yöntemlerine bırakan sürdürülebilir bir alım yöntemidir. Ülkemizde de başta kamu ihale mevzuatının Avrupa Birliği direktifleri ile tam uyumunun sağlanması gerektiğini ortaya koyan bu çalışma, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşma noktasında yeşil kamu alımlarının kamu kaynaklarının etkili ve verimli kullanılmasının yeşil kamu alımları ile mümkün olduğunun önemine vurgu yapması ve akademik alanda ortaya konan örnek bir çalışma olması bakımından son derece önemlidir

    Locational Assessment of Dynasty Mosques in Istanbul

    No full text
    İstanbul, tarihsel süreçte birçok medeniyetin sahip olmak istediği şehir olmuştur. Osmanlı Devleti’nde, Fatih Sultan Mehmed bu idealini gerçekleştirmiş ve İstanbul için yeni bir dönem başlamıştır.İstanbul'u imar eden Osmanlı Devleti; İstanbul topoğrafyasının getirdiği ekonomik, coğrafî, ticarî avantajların ve şehrin tarihsel birikiminin farkındaydı. Bu farkındalıkla, Roma ve Bizans’ın oluşturduğu ticaret alanları, kamusal alanlar, kültürel ve dinî mekânlarda çoğu kez devamlılık sağlamıştır. Katmanlarında üç imparatorluğun izini barındıran İstanbul, hanedana mensup veya hanedan dışı birçok şahıs tarafından imar edilmiştir. Yedi tepeli eşsiz şehrin her bir tepesi, hanedanın birbirinden güzel külliyeleriyle süslenmiştir. Suriçi İstanbul’un prestijli konumu, hanedandan olan veya olmayan herkesi burada yapı faaliyetinde bulunmaya yönlendirmiştir. XIX. yüzyıldan itibaren değişen dengeler, İstanbul’da odak noktasının Suriçi İstanbul’dan, Boğaz’a ve kıyılara kaymasına sebep olmuştur. Konumsal değişim, yapıları da etkilemiş; külliyelerden camilere, avlulardan hünkâr köşklerine evrilen bir süreç başlamıştır.İmparatorluğun kuruluşundan yıkılışına kadar yaşadığı her türlü değişim, İstanbul’un imar faaliyetlerinde izlenmiştir. Çalışma, inşa edilen yapıların neden bulundukları konumda olduklarını anlamak üzerinedir. Önce hanedan üyeleri sonra hanedan dışı şahsiyetlerin yapıları incelenmiş, sonrasında yapılar arasında, çeşitli faktörler göz önünde bulundurularak karşılaştırmalar yapılmıştır

    Investigation of Pragmatic Language Skills and Language Development in Children with Autistic Spectrum Disorder and Normal Development

    No full text
    Otizm spektrum bozukluğunda (OSB), dil ve iletişim güçlükleri görülmektedir. Otizm spektrum bozukluğunun heterojen bir yapıya sahip olduğunu düşünürsek bu güçlüklerin otizmin şiddetine göre değişiklik gösterdiğini ifade edebilmek mümkündür. OSB olan çocuklarda söz öncesi dönemde sözel olmayan sosyal iletişim becerilerine ve sözel dil döneminde dilin bileşenlerine ilişkin otizme özgü gelişimsel bozukluklar görülmektedir. Dilin bileşenlerinden biri olan pragmatik dil becerilerinde görülen bozukluklar da bunlardan biridir. Pragmatik dil becerisi, özellikle insanların anlama ve anlatımda bağlamı nasıl kullandığına ve bağlamsal faktörlerin linguistik anlam ile nasıl etkileşime girdiğine odaklanan bir beceri olarak tanımlanmaktadır. Otizm spektrum bozukluğu olan bireylerde pragmatik dil becerilerinde zayıflık gözlenmektedir.Bu araştırma, otizmli çocukların ve normal gelişim gösteren çocukların dil gelişimleri ve pragmatik dil becerilerinin karşılaştırılmasını amaçlamıştır. Bunun için 5-12 yaşları arasında 20 otizm spektrum bozukluğu olan ve 20 normal gelişim gösteren toplam 40 çocuğun dil gelişimlerini karşılaştırmak amacıyla Test of Language Development-Primary: Fourth Edition’ın (TOLD-P:4) Türkçeye uyarlaması olan Türkçe Okul Çağı Dil Gelişimi Testi (TODİL) kullanılmıştır.Araştırmaya katılan bireylerin pragmatik becerilerini değerlendirmek için Pragmatik Dil Becerileri Envanterinin (TV-PLSI) Türkçe versiyonu kullanılmıştır. Pragmatik Dil Becerileri Envanteri (PDBE), Türkiye'de anlamsal-pragmatik bozukluğu olan bireylerde kullanılan değerlendirme aracıdır. PDBE, öğrenciyi kişisel ve sosyal etkileşim, sınıf etkileşimi alanlarında gözlemleyebilecek öğretmenine doldurması için verilmiştir. Veri toplama sürecinde kullanılan araçlar; Ebeveyn Bilgilendirme ve Onam Formu, Kişisel Bilgi Formu, Türkçe Okul Çağı Dil Gelişimi Testi (TODİL) ve Pragmatik Dil Becerileri Envanteri (PDBE)’dir.Analiz sonuçlarına göre OSB tanılı çocuklar, normal gelişen çocuklara göre pragmatik dil becerileri ve dil gelişimleri anlamlı düzeyde zayıf olduğu saptanmıştır

    Kapadokya Üniversitesi Sosyal ve Stratejik Çalışmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi

    No full text
    Kapadokya Üniversitesi Sosyal ve Stratejik Çalışmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi 21 Kasım 2018 tarihinde kurulmuştur. Kuruluş amacı Kapadokya Üniversitesinin toplumsal konularda yaptığı çalışmalara, araştırmalara, politika geliştirme süreçlerine ve bunların uygulamalarına katkıda bulunmaktır. Merkez, kalkınma, dış politika, güvenlik, ekonomi, dış ticaret, sanayi, tarım gibi alanlarda stratejik önceliklerinin belirlenmesine katkıda bulunarak bu önceliklere yönelik uzun vadeli politika önerileri sunan araştırmalar yürütür. Merkezin bir diğer amacı ise Kapadokya bölgesinin temel sosyal, ekonomik, demografik, kültürel sorunlarının tespiti ile bu sorunların giderilmesine yönelik projeler üretmek ve alan araştırması çalışmaları yapmaktır. Merkez, burada sayılan konularda Üniversitenin eğitim faaliyetlerine destek olmakta, danışmanlık faaliyetleri yürütmekte, akademik araştırmalar gerçekleştirerek sonuçlarını kamuoyu ile paylaşmaktadır

    Effective Use of Social Media as a New Political Communication Tool

    No full text
    Günümüzde siyasal iletişim, dijital medyanın yükselişiyle önemli bir dönüşüm yaşamaktadır. Özellikle sosyal medya platformları, siyasi partilerin ve aktörlerin kitlelere ulaşma ve etkileşim sağlama stratejilerini kökten değiştirmektedir. Bu dijital dönüşüm, siyasal iletişim alanında tarihsel bir değişimin habercisidir. Geleneksel medya araçlarının sınırlamalarını aşan sosyal medya, siyasi partilerin anında geri dönüş alabilme, hızla yanıt verebilme ve interaktif iletişim sağlama kapasitesini artırmıştır. Bu çalışma AK Parti, MHP, CHP ve İyi Parti'nin Şubat 2023, Mart 2023 ve Nisan 2023 tarihlerindeki Twitter (X) paylaşımlarını incelemektedir.Yapılan araştırma sonucunda AK Parti'nin Twitter (X)'da en fazla takipçiye sahip olduğu ve seçim kampanyaları döneminde diğer partilere göre daha yoğun bir şekilde Twitter (X)'ı kullandığı görüldü. MHP'nin genel başkanlarının fotoğraf ve sözlerini içeren görselli metinleri sıkça paylaştığı, CHP'nin ise videolu metinler, retweetler ve seçim kampanyası için çekilen reklam filmlerini yoğun bir şekilde kullandığı belirlendi. İyi Parti'nin ise retweetler, görselli metinler ve seçim kampanyası için çekilen reklam filmlerini sıkça paylaştığı tespit edildi. Ayrıca, tweet içeriklerinin kategorilere göre dağılımı incelendiğinde, duyuru/bilgilendirme, siyasi mesaj, açılış/proje, toplumsal mesaj, kutlama/farkındalık, ziyaret gibi farklı kategorilerde paylaşımlar yapıldığı görüldü. Her bir parti, kendi stratejileri doğrultusunda bu kategorilerde paylaşımlar gerçekleştirdi

    Kayseri Büyükşehir Belediyesi Uluçınarlar Yaşlı Yaşam ve Dayanışma Merkezinden Hizmet Alan Yaşlılarin Sağlık Durumları ve Organ Bağışına Yönelik Tutumları

    Get PDF
    Bu araştırmada, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Uluçınarlar Yaşlı Yaşam ve Dayanışma Merkezinden hizmet alan yaşlıların; sağlık durumları, beslenme alışkanlıkları, organ bağışına yönelik tutumları gibi durumların incelenmesi ve yaşlı bireylerin yaşam kalitelerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç kapsamında yaşlıların; organ bağışına yönelik tutumları, tutumlarının çeşitli değişkenlere göre (cinsiyet, yaş, eğitim durumu, sağlık/hastalık durumu vb.) farklılaşma durumları, bireylerin sağlık durumları, beslenme alışkanlıkları, yaşam kaliteleri ve yaşam kalitelerinin cinsiyet ve depresyon düzeylerine göre durumları gibi sorulara cevap aranmıştır. Kesitsel tipte planlanan araştırma, Kayseri Belediyesi Uluçınarlar Yaşlı Yaşam ve Dayanışma Merkezinden hizmet alan 60 yaş ve üzeri bireylerle yürütülmüştür. Araştırmada örneklem grubu seçilmeyerek, grubun tamamına gönüllülük esasına dayalı olacak şekilde ulaşılması hedeflenmiştir. Araştırmada yüz yüze görüşme yöntemi kullanılmıştır. Bireylerin tanımlayıcı bilgileri, organ bağışına yönelik tutumları ve sağlık bilgileri araştırmacı tarafından hazırlanan anket formu ile sorgulanmıştır. Bireylerin %21,7’si ilerde organ bağışı yapmayı düşündüğünü, %20,0’ı organ bağışı konusunda kararsız olduğunu, %58,3’ü organ bağışı yapmayı düşünmediğini ifade etmiştir. Kadınlarda depresyon görülme oranı erkeklerden anlamlı derecede yüksek bulunmuştur (p<0,001). Düzenli kahvaltı alışkanlığı olmayan bireylerde depresyon görülme oranı düzenli kahvaltı alışkanlığı olanlara göre anlamlı derecede daha yüksektir (p<0,05). Hipertansiyon hastası yaşlılarda depresyon görülme oranı hipertansiyon olmayanlara göre anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur (p<0,05)

    Türkiye-AB ilişkileri ekseninde mülteci ve sığınmacı sorunu: fırsatlar ve zorluklar

    Get PDF
    Türkiye ile Avrupa Birliği arasında gerçekleştirilen Avrupa Birliği üyelik müzakereleri 1999’dan bu yana devam etmektedir. Müzakerelerden henüz bir sonuç alınmadığından Türkiye’nin yakın tarihte birliğe üye olacağı düşünülmemektedir. Süreç devam ederken Türkiye’ye komşu ülkelerde iç karışıklıklar yaşanmış ve bunun bir sonucu olarak başta Türkiye ve birliğe üye ülkeler göç almaya başlamıştır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye ve Avrupa Birliği’ne üye devletlere göç etmek zorunda kalan bireylerin durumunu incelemek ve bu durumun iki taraf arasındaki ilişkilere olan etkilerini analiz etmektir

    1,251

    full texts

    2,517

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Kapadokya University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇