Kapadokya University Institutional Repository
Not a member yet
2517 research outputs found
Sort by
Investigation of Factors Causing Tinnitus in Patients with Chronic Otitis Media
Bu araştırmada Kronik Otitis Media (KOM) tanısı almış hastalarda “Tinnitus
Derece Endeksi (Tinnitus Severity Index = TSI)” ve “Tinnitus Engellilik Anketi
(Tinnitus Handicap Inventory = THI)” kullanılarak, tinnitusun hasta yaşamını
nasıl ve ne derecede etkilediğini ve tinnitusun kronik otitis media ile bağlantısı
değerlendirilmiştir. Ayrıca KOM’a özgü sağlıkla ilgili yaşam kalitesi anketi
(Kronik Otitis Media anketi-12) hastalık bulgularının değerlendirilmesinde
kullanılmıştır
Veba Geceleri’nde Anlatıcının Söylem Alanı
Anlatı evrenine dair tüm olay ve durumların anlatma görevini üstlenen bir ya da birden fazla anlatıcı vardır. Bu nedenle anlatıcı anlatının söylem alanını üstlenir. Anlatıcı, insan veya hayvan olabileceği gibi herhangi bir nesne, işaret, görüntü veya renk olabilir. Tüm bunlar onun varlığını görünür kılan detaylardır. Anlatıyı şekillendiren yapı unsurları da söylem alanını açımlayan diğer detaylardır. Vaka, mekân ve zaman birliğinin yanı sıra kişilerin konumlanışındaki yapısal özellikler söylem alanının somut örneklerindendir. Çağdaş Türk edebiyatının üretken yazarlarından Orhan Pamuk, Veba Geceleri romanında hayalî bir adada yaşanan veba salgınının Osmanlı toplumu üzerindeki etkisini anlatır. Minger Adası’nda görülen salgın, Osmanlı’nın ağır ekonomik sıkıntılarının yaşandığı II. Abdülhamit devrinde yaşanır. Anlatının polisiye türüne dönüşmesini sağlayacak olan cinayet vakasının işlenmesi ise kurgusallık bakımından anlatıyı süreğenleştirir. Roman, anlatıcı vasıtasıyla gerek tarihsel gerekse kurgusal yönlerden söylem alanının farklılaşmasını sağlayacak ifadeleri içerir. Bu çalışmada anlatıcının söylem alanına dâhil olmasını sağlayan özelliklerine yer verilecektir. Bu noktada dişil ve eril söylemin belirgin olduğu örnekler yukarıda bahsedilen ayırıcı unsurlar etrafında incelenecektir
Book Review: Film, Environment, Comedy: Eco-Comedies on the Big Screen
Karim Townsend is a PhD student at Cambridge Film and Screen, University of Cambridge. His research explores connections between contemporary film and screen media, neoliberalism, ecocriticism, and critical theory. His writing has been published or is forthcoming in journals such as Quarterly Review of Film and Video, New Review of Film and Television Studies, and the European Journal of American
Culture
Histopathological Changes In Lung Tissue Caused By Diabetes: A Review
Diabetes mellitus associated with oxidative stress and inflammation can affect many organs. While the effects of diabetes on many organs are well known and documented, its mechanisms of action on the lung are known far less. Hyperglycemia can lead to lung damage by increasing oxidative stresses and inflammation. Diabetes may be a trigger for pulmonary fibrosis, as studies suggest that there may be an important link between pulmonary fibrosis and diabetes. In this review, the histopathological changes caused by diabetes in the lung tissue were summarized. In addition, changes in the lung due to inflammation, oxidative stress and pulmonary fibrosis mechanisms were evaluated
Blockchain Technology-Based Crowdfunding Systems
Technological developments can be effective in every sector, in every subject, as well as in crowdfunding with innovations such as blockchain and bitcoin. While it is important to benefit from funding sources for entrepreneurs, those with investment projects, etc., it is much more important for those who are in a more disadvantaged position to be able to benefit from new and accessible funding sources for their funding needs. Classic crowdfunding can partially provide a solution to these needs. However, classical crowdfunding has some disadvantages as well as other fund alternatives. By taking advantage of the unique opportunities offered by blockchain technology, crowdfunding can come to a much more advantageous position. Blockchain technology-based crowdfunding, which has some features such as being more trustworthy, more understandable, and more open, has emerged from the combination of blockchain technology and crowdfunding. Blockchain technology-based crowdfunding can attract both those in need of funds (e.g., entrepreneurs, investment projects) and those who supply funds (e.g., stakeholders, donors, investors) with the advantages it offers to the processes. Researches and examinations are important in attracting interest and demand in blockchain technology-based crowdfunding and in continuing the technological and structural developments in blockchain-based crowdfunding. This study, it is aimed to examine blockchain technology-based crowdfunding in light of studies in the literature. In this context, blockchain and crowdfunding are discussed in detail in this study. It is thought that this study can provide helpful information to both researchers and those who are considering taking part in the blockchain technology-based crowdfunding process
“Yasak İlişkiler” ve “Suçlu Sohbetler”: Donna Haraway’in “Yoldaş Türler” Anlayışı
Amerikalı biyolog-filozof Donna J. Haraway'in insanın gezegendeki yerini, insan dışı canlılarla ve teknolojiyle olan ilişkisini çok disiplinli bir yaklaşımla sorgulayarak yeni bir insan ve çevre kavrayışını ortaya koyduğu "yoldaş türler" kavramı anlatılacaktır
İnsanlık ve Gezegen İçin Ortak Ufuk Tasavvuru
"İklim Değişikliği, geçmiş ve muhtemel salgınlar ve benzeri küresel krizler, insanlığı ve gezegenimizi tehdit ediyor. Tüm disiplinlerden bilim insanları ve düşünürler bu krizlerden çıkış yolları aramak ve bulmak için iş birliği yapmalıdır. Türkiye böyle bir iş birliğini sağlamak açısından merkezi ve önemli bir konumda. Çünkü, Batı'nın en doğusunda, Doğu'nun en batısında ve Kuzey ile Güney'in ortasında yer alıyor. Bu kitap, Kapadokya Üniversitesi'nin gerçekleştirdiği İnsanlık ve Gezegen için Ortak Ufuk Tasavvuru projesinin bir ürünü. Kitabın bölümlerinde, farklı ülkelerden, farklı kültürlerden ve disiplinlerden önemli bilim insanları ve düşünürlerin tespitlerini bulacaksınız. Bu proje kapsamında ortaya konulan ve kitaba yansıtılan bilgi ve tecrübelerin uygulanabilir ortak bir ufka ulaşmaya ve çocuklarımız için daha güvenilir ve güzel bir dünyaya kavuşmaya katkı sağlamasını umut ediyoruz."Prof. Dr. İskender Öksüz, Kapadokya Üniversites
Sağlık Yönetimi/Sağlık Yönetiminde Etik Yaklaşımlar
İnsan sağlığı söz konusu olduğunda herkes için doğru veya iyi kabul edilebilen bir kanı her zaman geçerli olmayabilir. İnsan olmanın getirmiş olduğu eşsiz olma ve birey olma kavramları etik değerlerin göz önüne alınmasını zorunlu hale getirmiştir.
Geçmişte uygulanan tedavi ve araştırma yöntemleri, hasta bireye yaklaşım, prosedürler, hasta ve sağlık çalışanı rolleri günümüzdekinden oldukça farklıydı. Etik değerlerin tanımlanmadığı veya farkında olunmadığı bu dönemlerde birey açısından oldukça riskli, geri dönüşü olmayan hatta çoğu zaman kişiye zarar verebilecek yaklaşımlarda bulunulduğu söylenebilir.
Teknolojinin gelişmesi, hasta hakları kavramının tanımlanması ve elde edilen tüm bu deneyimlerin sonucunda sağlık uygulamalarının tamamında etik değerlerin ön planda tutulması, etik yaklaşımın öğretilmesi, etik kurulların oluşturulması kararına varılmıştır. Böylece birey üzerinde gerçekleştirilen her türlü tanı ve tedavi işlemlerinin belli bir prosedür çerçevesinde gerçekleştirilmesi, kişisel bilgi içeren tüm kayıt ve raporların gizli tutulması mümkün olmuştur.
Günümüzde etik ilkeler her ne kadar tanımlanmış olsa da etik yaklaşımlar, karşılaşmış olduğumuz etik sorunlar karşısında bizlere sadece rehberlik etme görevi görmektedir. Bu nedenle etik sorunları çözmede tek bir doğru yol olduğunu söylemek mümkün değildir. Bireylerin içinde bulunduğu kültürü, çevresi, sahip olduğu hastalıkları, ailevi değerleri, ahlaki gelişimi, inançları, deneyimleri, yaşı, rolleri ve sayamayacağımız kadar fazla olan tüm farklılıkları sebebiyle birçok değişkenin göz önünde bulundurulmasıyla en iyi kararı vermek mümkün olacaktır.
Bu noktadan yola çıkarak öncelikle tıp etiği ve ilkeleri kavramlarına, sonrasında ise güncel olan ve en fazla etik sorun yaşayabileceğimiz konulara yer verilmiştir
The Level of Father-Child Relationship in Children Diagnosed with Autism Spectrum Disorder And the Investigation of the Contribution of the Father's Communication Skills to the Child's Communication Skills
Bu araştırmanın amacı, otizm spektrum bozukluğuna sahip çocukların ailelerinde baba-çocuk ilişkisinin dil konuşma terapilerine ilişkin katkısının incelenmesidir. Türk literatüründe otizm spektrum bozukluğu tanılı çocuk-ebeveyn etkileşimini inceleyen çalışmaların sınırlı olması nedeniyle, araştırma babalar ile sürdürülmüştür. Konunun ülkemiz literatüründe çok az yer alması dolayısıyla otizm spektrum bozukluğu tanılı çocuğa sahip ebeveynlere yönelik önemli gelişmelere neden olabileceği, konunun akademik alana yeni bilgiler sağlayabileceği ve elde edilen bulguların bu konuda yeni yapılacak olan çalışmalara yön verebileceği düşünülmektedir. Araştırmada nicel araştırma yaklaşımlarından betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini otizm spektrum bozukluğu tanılı çocuğa babalar oluşturmaktadır. Kontrol grubu olarak da tipik gelişim gösteren çocukların babaları tercih edilmektedir. 176 katılımcı araştırmaya katılırken 88 otizm spektrum bozukluğu tanılı çocuk babası, 88 tipik gelişim gösteren çocuk babası olarak gruplandırıldı. Araştırmanın verilerini “Ebeveyn Onam Formu”, “Demografik Bilgi Formu” ve araştırmacı tarafından hazırlanan “Ebeveyn Anket Soruları” oluşturmaktadır. Araştırma online bir şekilde yapılmıştır. Verilerin analiz edilmesinde SPSS programı kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde, frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, Fisher's exact, Ki-kare testleri, Kolmogorov Smirnov testi ve Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, otizm tanılı çocuğa sahip babalar ile tipik gelişim gösteren çocuğa sahip babaların demografik bilgileri incelendiğinde medeni durum, eğitim durumu, meslek, çocuğun cinsiyeti arasında anlamlı fark bulunamamıştır. Dil-konuşma terapisi alma durumuna bakıldığında ise otizm tanısına sahip çocukların daha yoğun olarak dil terapisi aldığı sonucuna varılmıştır. Tipik gelişim gösteren babaların kendi babalık rollerini arkadaş yardımcı olarak tanımlaması otizm spektrum bozukluğu tanılı çocuğu olan babalara istatistiksel oranda anlamlı olarak daha yüksektir. Tipik gelişim gösteren çocuğa sahip babalar ile otizm spektrum bozukluğu tanılı çocuğa sahip babalar arasında iletişime geçme yolları incelendiğinde tipik gelişim gösteren grubun konuşarak iletişime geçme yolu istatistiksel oranda anlamlı olarak daha yüksektir. Ve araştırmaya bağlı olarak otizm spektrum bozukluğu tanılı çocuğa sahip babaların daha çekimser olduğu, çocuk gelişimine ayıracak zamanı bulamadığı, zamanları olsa dahi çevrenin otizmi anlamadığına yönelik sonuçlara varılmıştır
Evaluation of The Interaction Between Alternative Endodontic Irrigation Solutions
Statement of the problem: For successful endodontic treatment, mecha-nical cleaning and chemical irrigation can be used together. Since there is not yet a single solution sufficient for both root canal cleaning alone, combined use of irrigants is recommended for the synergistic effect. Polyhexanide (PHMB), boric acid, phytic acid, peracetic acid, and hypochlorous acid are relatively new alternative endodontic irrigation solutions and there are no studies in the lite-rature on the combined use of alternative solutions.
Objective: This study aimed to evaluate the interactions that would re-sult from applying PHMB as a substitute for CHX following alternative inter-mediate irrigation solutions that might be utili-zed with NaOCl.
Materials & Methods: Eight microtubes were used for this study. 0.5ml of 5%NaOCl was placed in each microtube first, the microtubes were divided into two groups as the final product CHX and Polyhexanide, and the two gro-ups were divided into four groups with different irrigants in themselves. The study was conducted at room temperature and the images of the mixtures were photographed at 1 min, 10 min, 20 min, 30 min, and 1 hour. Groups; G1: NaOCl+ 1%Phytic acid +0.1%Polyhexanide, G2: NaOCl+ 0.02%Hypochlorous acid +0.1%Polyhexanide, G3: NaOCl+ 2% Peracetic acid +0.1%Polyhexanide, G4: Na-OCl+ 5% Boric acid +0.1%Polyhexanide, G5: NaOCl+ Phytic acid+ 2%CHX, G6: NaOCl+ 0.02%Hypochlorous acid +2%CHX, G7: NaOCl+ 2% Peracetic acid+2%CHX, G8: NaOCl+ 5% Boric acid + 2%CHX.
Results: White or brown precipitates occurred as soon as the solutions were applied to all of the CHX groups; milky-white precipitate was only seen in the Polyhexanide group's Phytic acid-added group. After 5 minutes, air bubbles were seen in the Polyhexanide group that had Peracetic acid added, whereas the CHX group had an increase in brown precipitates.
Conclusions: Considering the current research conditions, In clinical practice, the administration of Polyhexanite as the last irrigant and the combi-nation of NaOCl with boric acid or hypochlorous acid can be advised