Kapadokya University Institutional Repository
Not a member yet
    2517 research outputs found

    “Lombard Effect” and Voice Changes in Adductor Laryngeal Dystonia: A Pilot Study.

    Get PDF
    Objectives: The aim was to describe the acoustic, auditory-perceptive, and subjective voice changes under the Lombardeffect (LE) in adductor laryngeal dystonia (AdLD) patients.Methods: Subjective perception of vocal effort (OMNI Vocal Effort Scale OMNI-VES), Maximum Phonation Time (MPT),and the perceptual severity of dysphonia (GRBAS scale) were assessed in condition of stillness and under LE in 10 AdLDpatients and in 10 patients with typical voice. Speakers were asked to produce the sustained vowel /a/ and to read a phoneti-cally balanced text aloud. Using the PRAAT software, the following acoustic parameters were analyzed: Mean Pitch (Hz), Mini-mum and Maximum Intensity (dB), the Fraction of Locally Unvoiced Frames, the Number of Voice Breaks, the Degree of VoiceBreaks (%), the Cepstral Peak Prominence-Smoothed (CPPS) (dB).Results: Under LE, the AdLD group showed a decrease of both G and S parameters of GRBAS and subjective effort, meanMPT increased significantly; in the controls there were no significant changes. In both groups under LE, pitch and intensity ofthe sustained vowel /a/ significantly increased consistently with LE. In the AdLD group the mean gain of OMNI-VES score andthe mean gain of each parameter of the speech analysis were significantly greater than the controls’ ones.Conclusion: Auditory feedback deprivation obtained under LE improves subjective, perceptual-auditory, and acousticsparameters of AdLD patients. These findings encourage further research to provide new knowledge into the role of the audi-tory system in the pathogenesis of AdLD and to develop new therapeutic strategies.Key Words: acoustic analysis, adductor laryngeal dystonia, audio-vocal feedback control, Lombard effect.Level of Evidence: 4Laryngoscope, 134:3754–3760, 202

    Gama Işınlarına Maruz Kalan Sıçanlarda Myricitrin ve Chebulinic Asitin Böbrek Üzerine Etkilerinin Stereolojik, Histokimyasal Yöntemlerle Belirlenmesi

    No full text
    Amaç: Bu çalışmada Gama radyasyonuna maruz bırakılan sıçanlarla; tedavi amacı ile antioksidan madde uygulanan sıçanların böbrek dokuları kullanılarak Gama radyasyonunun böbrek fonksiyonları üzerine etkilerinin ve ilerlediği yolakların incelenmesi ile antioksidanlar olan myricitrin ve chebulinic asitin Gama radyasyonunun oluşturduğu zararı önlemedeki etkilerinin açığa çıkarılması amaçlanmıştır. Materyal-Metod: Çalışma kapsamında Control, Sham, Myricitrin, Chebulunic asit, Gama, Gama+Chebulunic asit ve Gama+Myricitrin olamak üzere rastgele olarak 6 gruba ayrılmış 8-10 haftalık 36 Wistar albino cinsi yetişkin erkek sıçanlar’dan (250-300 g) böbrek dokuları temin edilmiştir. Elde edilen böbrek dokuları dereceli alkol, ksilen ve parafin ile muamele edilerek doku takibi gerçekleştirilmiş ve elde edilen böbrek dokuları parafin içerisine gömülmüştür. Bloklanmış dokulardan mikrotom (Leica RM2125RT) yardımı ile 10 mikronluk kesitler alınmış ve hematoksilen-eozin ile doku boyaması gerçekleştirilmiştir. Analiz için hazır hale getirilen örneklerden kamera ataçmanlı mikroskop (Zeiss Primostar 3) ile görüntüler alınmıştır. Alınan görüntüler üzerinde hem AxioCam programı hemde Image J programı üzerinde hacim analizleri gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Çalışma kapsamında gerçekleştirilen hacimsel analizlerde korteks hacminde gruplar arasında fark izlenmemiştir. Histopatolojik değerlendirmede ise Gama, Myr ve Che gruplarında böbrek yapısında bozulmalar izlenmiştir. Gama maruziyetinin ardından antioksidan tedavisi gerçekleştirilmiş Gama+Myr, Gama+Che gruplarında ise Kont grubuna benzer sağlıklı morfoloji izlenmiştir. Sonuç: Elde edilen bulgular antioksidanların Gama radyasyonun böbrek üzerinde yarattığı olumsuz etkiler üzerinde koruyucu etkiye sahip olduğunu göstermektedir

    Dede Korkut Hikâyelerinde Gösterge Değeri Olarak Niteleme Grupları

    No full text
    Niteleme grupları yazın alanında ve günlük konuşma dilinde anlatımı akıcı ve güçlü kılmak, söyleyişe zenginlik katmak için sıklıkla kullanılan söz öbekleridir. Kullanımdaki sıklık yazarın, konuşucunun, anlatıcının bilinçli tasarrufuyla açıklanabilir. Bütün bunlara alıcı konumundaki kimsenin tasavvurunda oluşan düşünceler de eklendiğinde sözcüklerin anlam sınırlarının ne kadar genişlediğini görmek mümkündür. Türkçede niteleme grupları sıfat ve zarf olmak üzere iki ana başlık altında ele alınabilir. Bunun yanında bazı edatlarla da fillerin farklı durum ifadeleriyle nitelenebildiği görülmektedir. Sıfat ve zarf görevli niteleyicilerin fiilimsi ekleriyle yan cümlecik oluşturarak niteleme grubu oluşturduğu da görülmektedir. Burada ifade edilen tüm niteleme grupları söz dizimi açısından da önemlidir. Bir tümce içerisinde yer alan niteleme grupları tümcedeki anlam zenginliğine doğrudan tesir eden unsur olarak da değerlendirilebilir. Çünkü bir isim veya fiilin sıfat veya zarf görevli bir sözcükle nitelenmesi o sözcüğün yeni bir anlam ilgisiyle kullanılabileceğinin de göstergesidir. Bu bağlamda niteleyiciler aklımızda olan bir sözcüğün farklı algılanmasını sağlayan birer aracıdır. Niteleyiciler sözcüklerin giyebileceği birer kıyafet veya kılıf olarak da değerlendirilebilir. Bu bağlamda niteleyiciler sınırlayıcı, belirleyici, işaretleyici ve açıklayıcı işlevleriyle dikkat çekerler. Bir niteleme grubunda yer alan niteleyicinin zihinde karşılık bulduğu değer onun gösterge değeri olarak ifade edilebilir. “Büyük” sözcüğü bir niteleyici olarak ele alındığında “ev” sözcüğü ile farklı, “tehlike” sözcüğü ile farklı, “gel-” fiili ile farklı bir gösterge değeri ile zihinde karşılık bulur. Bu noktada yazınsal bir metnin veya sözlü bir ifadenin icrasında kullanılan niteleyiciler farklı gösterge değerleriyle yeni çağrışım ve anlam ilgisiyle kullanılabilir. Basit bir denklemle “gösterge=gösteren+gösterilen” şeklinde ifade edilebilecek bu kullanımlar sözcüklerin algılanması, anlamlandırılması ve metnin anlaşılmasında oldukça önemlidir. Bu çalışmada, Türk kültürünün önemli eserlerinden biri olan Dede Korkut Hikâyelerinde F. de Saussure’ün “gösterge” kavramı çerçevesinde niteleme gruplarının gösterge değerlerinin analizi ele alınacaktır. Kültürel açıdan, dil ve anlatım özellikleri bakımından önemli olan bu eserdeki niteleyicilerin farklı disiplinler çerçevesinde ele alınmasının bir model oluşturması ve alana katkı sağlayabilmesi hedeflenmektedir

    Kapadokya Üniversitesi Alev Alatlı Stratejik Düşünce Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetmeliği

    No full text
    Bu Yönetmeliğin amacı; Kapadokya Üniversitesi Alev Alatlı Stratejik Düşünce Uygulama ve Araştırma Merkezinin amacına, faaliyet alanlarına, yönetim organlarına, yönetim organlarının görevlerine ve çalışma şekline ilişkin usul ve esasları düzenlemektir

    A Brief History of Assessment Approaches in Translation

    Get PDF
    The goal of obtaining translation competency in translation education necessitates awareness of the entire process, from the generation of the source text to the assessment of the target text. Since the variety of the translation action necessitates a multidimensional assessment, this awareness is achieved by integrating the flexible and varied nature of translation with the field-based perspective. Within the context of literary texts and non-literary texts, the concretization of these characteristics in translation education is crucial. Different languages and civilizations can be translated into one another. Target texts are therefore assessed in various contexts, either directly or indirectly. The notion of assessment is, however, extremely broad. This can occasionally result in uncertainty and complication. Translation assessment ideas that are relevant to this diversity and inclusivity are also reflected in the act of translation. This study aims to track the translation of assessment and criticism notions. The multi-layered character of criticism and evaluation concepts is highlighted in this study as it examines terms like review, quality evaluation, criticism, and measurement assessment within the framework of theoretical viewpoints based on text type classifications

    6-8 yaş arası kekemeliği olan çocukların fonolojik becerilerinin incelenmesi

    Get PDF
    Bu araştırmada, kekemeliği olan çocukların fonolojik beceriler ile ilişkisi incelenmektedir. Katılımcılar 6-8 yaş aralığındaki 35 çocuktan oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak Türkçe Erken Dil Gelişim Testi (TEDİL), Türkçe Okul Çağı Dil Gelişim Testi (TODİL), KEŞİDA-4(Kekemelik Şiddetini Değerlendirme Aracı), Sesletim Sesbilgisi Testi’nin (SST) alt testlerinden Sesletim Alt Testi (SET), İşitsel Ayırtetme Alt Testi (İAT) ve Sesbilgisi Alt Testi (SAT) kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizi için SPSS 26.0 paket programı kullanılmıştır. İstatistik analizde Ki- Kare Bağımsızlık Analizi, Shapiro Wilk’s Testi, Mann-Whitney U Testi, Kruskal-Wallis Testi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda ise, SET, SAT, İAT ve doğru ünsüz üretim yüzdesi puanları kekemelik gruplarına göre karşılaştırılmış ve anlamlı farklılık olmadığı görülmüştür. Bu bulgular sonucunda kekemelik şiddetlerine göre ayrılan grupların hesaplanan puanların farklılık oluşturmadığı ifade edilmektedir Ancak kekemeliği olan çocukların SET, SAT ve İAT ham puanlarına bakıldığında kekemeliği olan çocuklarda fonolojik becerilerinde eşlik eden güçlükler gözlenmektedir. KEŞİDA, SET ve SAT puanlarının cinsiyete göre karşılaştırılmasında KEŞİDA puanında anlamlı farklılık söz konusu olmuştur. Doğru ünsüz üretim yüzdesi ve İAT puanlarının cinsiyete göre karşılaştırılmış ve işitsel ayırt etme testi puanında anlamlı farklılıklar gözlenmiştir. KEŞİDA, SET, SAT, İAT ve Doğru Üretim Yüzdesi yaş gruplarına göre karşılaştırılmış anlamlı farklar bulunamamıştır. Kekemelik grupları yaş grupları karşılaştırılmış ve aralarında anlamlı farklılık bulunamamıştır

    Avrupa Birliği ve Türkiye Arasındaki Güvenlik İş Birliği

    Get PDF
    Bu çalışmanın amacı, güvenlik yönetimi yaklaşımları ve Türkiye ile AB arasındaki güvenlik iş birliğini çeşitli yönleriyle ele alarak devlet güvenliği kavramını çağın getirdiği yeni zorunluluklar çerçevesinde incelemektir. Bilim ve teknolojinin geliştiği ve hızla küreselleşen dünyada, güvenlik yönetimine yönelik birçok yeni yaklaşıma rağmen devlet güvenliği kavramı daha da önemli hale gelmiş, Türkiye gibi ülkeler ile uluslararası siyasal birliklerin zorunlu olarak iş birliğine gitmesini sağlamıştır. Bu bağlamda AB, Türkiye’nin Avrupa güvenliğinde oynadığı kilit rolü defalarca vurgulamış olsa da, Türkiye ile AB arasındaki çalkantılı ilişkiler, savunma ve güvenlik iş birliklerinde açıkça görülmektedir. Öte yandan tehdit algılama ve politika farklılıkları, Türkiye ile AB arasında güvenlik ve savunma konularında ayrışmalara yol açmıştır. Özellikle Arap Baharı ayaklanmalarından bu yana, iki taraf bölgesel güvenlik önceliklerinde birbirinden uzaklaşmıştır. AB kendi içinde bile tek bir sese sahip değilken, Türkiye’den kendi politikaları doğrultusunda hareket etmesini beklemektedir. Öte yandan, 1952’den beri NATO’nun zaman zaman Avrasya’ya yönelen bir parçası olarak genel itibariyle Batı yönelimli dış politikasıyla paralel olarak Türkiye, Avrupa güvenlik yapılarına dâhil olmayı hedeflemektedir. Bu nedenle, Türkiye proje bazlı PESCO’da bir fırsat penceresi görmektedir. NATO’nun AB üyesi olmayan üyelerine Konsey’de PESCO’nun politika yönüne karar vermede istişare hakkı ve PESCO’nun yetenek ve operasyonel modüllerinde tam katılım hakları verilirse, sorunun çözülebileceği düşünülmektedir. Türkiye, PESCO da dâhil olmak üzere olası OGSP yapılarına derinlemesine entegre olma fırsatlarını genişletmeye çalışmalıdır. Bu, AB ile potansiyel ve verimli bir işlem modelinin oluşturulabilmesinin en makul yollarından biri olarak değerlendirilmektedir. AB için Türkiye, beceriksiz bir komşu olarak değil, güvenlik ve savunma sektöründe AB’nin henüz gelişmekte olan Stratejik Pusulası ile Savunma Birliği’ne katkıda bulunabilecek güçlü bir ortak olarak görülmelidir

    Kurşunlu Cami Kavramı ve Camilerde Duvar Resimlerini Betimleme Anlayışı

    No full text
    yokBu çalışma da Ege Bölgesi Kurşunlu Camilerinde yer alan duvar resimleri tanıtılacaktır. Ege bölgesinde yer alan, Kütahya, Manisa ve Muğla şehirlerinde bulunan Kurşunlu Camilerdeki duvar resimleri başlıca konumuz içerisindedir. Ege bölgesinde yer alan Kurşunlu Cami olarak adlandırılan eserlerde bulunan duvar resimleri konusunda çalışmamızın başlıca amacı, birçoğu yok olmakta ya da harap olmuş duvar resimlerinin tanıtılması ve aktarılmasıdır. Bu Kurşunlu Camilerin neden ortak bir adla anıldıkları ve ortak resim dili sunmaları üzerinde durulacaktır. Bu camilerin gerek planları gerekse tarihçeleri gibi konular hakkında çok fazla yayın bulunmaktadır. Fakat Ege bölgesi Kurşunlu camilerin duvar resimleri hakkında az bilgi bulunması, yeteri kadar korunamaması ya da yanlış restorasyonla günümüze ulaşmış olması bu resimlerin ele alınmasını gerekli kılmıştır. Ege bölgesi Kurşunlu Camilerin duvar resimlerinde bulunan benzer betimlemeler karşımıza çıkmaktadır. Benzer duvar resimleri bulunan bu camilerin neden kurşunlu cami olarak adlandırıldıkları bu çalışmanın araştırma konusunu oluşturmaktadır. Kurşunlu camilerin ortak betim dilinde özellikle Mekke- Medine betimlemesi, cami tasvirleri dikkat çekmektedir. Mekke- Medine betimlemeleri ve İstanbul’un simge yapılarından Süleymaniye ve Selimiye Camilerinin tasvirleri karşımıza çıkmaktadır. Bu betimlemelerin gerek tasvir edildikleri yer, gerekse ne amaçla ve neyi anlatmak amaçlı tasvir edildikleri bu çalışmada sorgulanacaktır. Ortak betim dili oluşturmaları tesadüfîmidir? Yoksa aynı şablonun tekrar kullanması itibariyle mi tasvir edildikleri üzerinde durulacaktır.yo

    The Ombudsman Institution In Turkey Within The Framework Of Good Governance Principles: Literature Review

    Get PDF
    In this article, the applicability of the principles of good governance in the Ombudsman Institution in Turkey is analysed. In the article, the historical processes, definitions and good governance principles of the concepts of management /governance are given in detail. In the following sections of the article, the historical background of the Ombudsman Institution, its first emergence and its implementation in various countries, especially Sweden, where the institution was first implemented, are given. The establishment process of the Ombudsman Institution in Turkey under the name of the Ombudsman Institution and the legalisation process of the institution in the post-Republican period are examined. In this framework, the six generally accepted principles of good governance; transparency, participation, effectiveness, accountability, consistency, and rule of law are evaluated in terms of relevant explanations and activities. In addition to the relevant literature, examples related to the principles of good governance have been tried to be shown in these sources. As the method of the study, a comprehensive literature review was conducted in order to reach the data and an answer was sought to the question to what extent the principles of good governance are applied in the Ombudsman's Office. The definitions of the principles of good governance formed the boundaries of the study and the findings obtained were evaluated according to the definitions. In the light of the evaluations made, in the light of the evaluations made, as a result of this study; within the framework of the principles of good governance, the Ombudsman's Office in Turkey was evaluated as "improvable" in terms of the principles of accountability and transparency, and "strong" for the principles of participation, efficiency, consistency and rule of law

    Periferik Sinir Hasarlanması ve Tedavisi

    Get PDF
    Periferik sinir sistemi merkezi sinir sistemi ile efektör organ arasında köprü kuran bir iletim sistemidir. Çevreden alınan uyarıları merkezi sinir sistemine taşırken, merkezi sinir sisteminden gelen uyarıları ise organlara iletmekle görevlidir. Periferik sinirler vücudun bir çok alanına yayılım göstermekte ve vücudun işleyişinin düzenlenmesinde önemli bir rol üstlenmektedir. Vücutta birçok alanda yer almaları sebebi ile travmalara bağlı olarak hasarlanması oldukça sık izlenmektedir. Hasarlanan periferik sinirlerin eski yapı ve fonksiyonuna dönmesi uzun ve zorlu bir süreçtir. Bu sürecin zorluğu ve süresi yaralanmaların boyutlarına göre farklılık göstermektedir. Tüm yaralanma tiplerinde rejenerasyonun tam ve hızlı olması adına literatürde bir çok farklı tedavi şekli yer almaktadır. Klasik sinir greftlerinin yanı sıra, son yıllarda sıklıkla elektriksel stimülasyonlar tedavi seçeneği olarak yerini almaya başlamıştır. Literatürde yer alan tüm çalışmaların ana amacı aksonal filizlenmeyi arttırmak ve efektif bir tedavi seçeneği oluşturmaktır. Bu derleme periferik sinir yaralanmalarında dejenrasyon sürecinin tanımlanması ve dejenerasyon alanlarında iyileşme sağlayan uygulamaların özetlenmesi amaçlanmaktadır

    1,251

    full texts

    2,517

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Kapadokya University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇