Kapadokya University Institutional Repository
Not a member yet
2517 research outputs found
Sort by
Kapadokya Üniversitesi Lisansüstü Bölümleri Tanıtım Broşürü 2024
Kapadokya Üniversitesi Lisansüstü Programları Tanıtım Broşür
Kapadokya Üniversitesi Lisans Bölümleri Tanıtım Broşürü 2024
Kapadokya Üniversitesi Lisans Bölümleri Tanıtım Broşür
Ophthalmic artery originating from anterior inferior cerebellar artery: a rare variation
Purpose
The variations of origin of ophthalmic artery are extremely rare. Here, we aimed to present a patient had a rare variation of the ophthalmic artery.
Clinical presentation
The patient had a history of Moyamoya disease. The imaging studies revealed ophthalmic artery origination from basillar artery. In addition, M1-segment fusiform aneurysm, vasculitis and, as a variation, middle meningeal artery originating from the ophthalmic artery were also detected. We presented this case report as it is the first case with ophthalmic artery originating from anterior inferior cerebellar artery.
Conclusion
In our case we reported, M1 segment fusiform aneurysm, vasculitis, and as a variation, middle meningeal artery originating from the ophthalmic artery and anterior inferior cerebellar artery as ophthalmic artery origin and hereby present it for inclusion into the literature. Ophthalmic artery anatomical abnormalities occupies so little place in existing literature when nominating rare variations. Ophtalmic artery originating from anterior inferior cerebellar artery firstly defined as an ophthalmic artery variation including its way-out branch structures
Sırt Ağrısı Olan Bireylerde Torakal Mobilizasyon Egzersizleri ile Klasik Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Tekniklerinin Fonksiyonellik ve Ağrı Üzerinde Etkisinin Karşılaştırılması
Kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları tüm yaş gruplarını ve cinsiyetleri etkileyen, engelliliğe neden olabilen ve güç kaybı yaratan önemli halk sağlığı sorunudur. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) 14 ülkede birinci basamak sağlık merkezlerinde yaptığı bir araştırmada, ağrının en sık sırt, baş ve eklemlerde olduğu bildirilmiştir. Uzun çalışma saatleri boyunca sabit pozisyonlarda bulunmak zorunda kalan kişiler, bu statik pozisyonlar nedeni ile ağrı yaşamakta ve yaşam kaliteleri olumsuz yönde etkilenmektedir. Statik postürler, kasların gerilmesine ve gevşeyememesine neden olmakta, o bölgede kan dolaşımının azalmasına ve metabolik atıkların birikmesine neden olmaktadır. Bu projeye sırt ağrısı yaşayan 30 birey katıldı. Bilgilendirme ve Onam Formunu dolduran bireyler 15’er kişilik iki gruba ayrıldı ve yaşam kalitesi, ağrı, yaş, cinsiyet vb bilgileri alındı. 3 hafta boyunca haftada 5 gün bir gruba klasik fizik tedavi yöntemleri; bir gruba klasik fizik tedavi yöntemlerine ek olarak torakal mobilizasyon egzersizleri uygulandı. Verilerin istatistiki analizlerinde SPSS 22,0 programı kullanıldı
Kapadokya’da Kentsel Sorunlara İlişkin Akıllı Çözümler: Ürgüp Örneği
Akıllı kent kavramını sadece teknoloji ile bağdaştırmanın yetersiz olduğu bir gerçektir. Akıllı kentleri, teknoloji ile beraber insanlar, veriler ve yönetişim ile ele almak gerekmektedir.
Ürgüp, Türkiye’nin tarih ve doğa zenginliği ile ön plana çıkan şehirlerinden biridir. Kapadokya’nın merkezinden yer alan bu benzersiz şehir, tarihî dokusuyla binlerce yıllık geçmişi barındırırken modern dünyanın gereksinimlerine uyum sağlamış bir kent olarak da dikkat çekmektedir. Akıllı kent kavramının ince- lenmesi bağlamında Ürgüp, sadece teknolojik yeniliklerle değil, aynı zamanda kültürel ve tarihî mirasa nasıl entegre olduğunu da görmemizi sağlamaktadır.
Ürgüp’ün tarih sahnesindeki rolü, Hititlerden Perslere, Romalılardan Bizans İmparatorluğu’na geniş bir yelpazede görülebilir. Antik dönemlerden beri önemli bir yerleşim yeri olan Ürgüp, jeolojik yapısıyla da dikkat çekmektedir. Eşsiz pe- ribacaları ve volkanik oluşumlar, bölgeyi doğal bir cazibe merkezi hâline geti- rirken bu özellikler aynı zamanda kente özgü bir kimlik oluşturur.
Günümüzde Ürgüp, sadece tarihî mirasıyla değil, turizm ve tarım gibi alan- lardaki gelişmişlik düzeyiyle de öne çıkmaktadır. Modern altyapısıyla beraber geleneksel yaşam tarzını koruyan Ürgüp, bu dengeyi sağlayarak akıllı kent olma yolunda önemli adımlar atmıştır. Bu bölümde, Ürgüp’ün akıllı kent olma sü- reci incelenerek bu sürecin kent sakinlerine ve ziyaretçilerine sağladığı fayda- lar ele alınacaktır
İşitme Engelli Kişilerin İletişim Ortakları Tarafından Bildirilen Yaşam Sonuçları Ve Olumlu Deneyimler
Bu çalışmada işitme engelli kişilerin iletişim ortaklarının bildirdiği yaşam sonuçları ve olumlu deneyimlerin ortaya konması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda işitme engelli kişilerle iletişim halinde olan 50 kişi çalışmaya dâhil edilmiştir. Çalışmaya toplam 50 kişi dâhil edilmiştir. Katılımcıların %40’ı (n = 20) 41-50 yaş arasında, %32’si (n = 16) 18-40 yaş arasında iken %28’i (n = 14) de 50 yaşın üzerinde idi. Katılımcıların 30’u (%60) kadın, 20’si (%40) ise erkekti. Çalışmaya dâhil edilenlerin 20’si (%40) işitme engelli bireyin anne/babası, 18’i (%36) eşi, 7’si (%14) arkadaşı iken 5’i de (%10) diğer yakını idi. Katılımcıların 24’ü (%48) işitme kayıplı bireyler 4-6 yıldır, 21’i (%42) 6 yıldan daha uzun süredir, 5’i (%10) de 1-3 yıldır temaslı olduğunu ifade etmiştir. Katılımcıların iletişim ortağı olduğu işitme engelli bireylerden 24’ü (%48) 6-10 yıldır, 18’i (%36) 10 yıldan daha uzun süredir, 8’i (%16) de 1-5 yıldır işitme kayıplı idi. Çalışmada veri toplama aracı olarak açık uçlu 4 adet sorudan oluşan anket kullanılmıştır. Veriler tematik analiz ile analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda iletişim ortaklarının ve işitme engelli yakınlarının bazı olumlu deneyimlerinin ve işitme kaybının yaşam boyu etkilerinin olduğu görülmüştür. Hem iletişim ortaklarının hem de işitme engelli bireylerin karşı karşıya kaldığı başlıca yaşam yansımalarının iletişim ve psikolojik hususlar ile ilişkili olduğu saptanmıştır. İletişim ortakları için birinci faydaların daha iyi ilişkiler ve kişisel gelişim, işitme engelliler için temel faydaların ise işitme kayıplarını kendi yararına kullanma olduğu görülmüştür. Çalışmanın metodolojisi ve bulguları kullanılarak, iletişim ortakları odyolojik etkinleştirme ve rehabilitasyon oturumlarına dahil edilebilir. Elde edilen tüm bu bu veriler işitme engelli bireylerin rehabilitasyon sürecinde kullanılabilir. Çalışma ayrıca, belirli ipuçları sağlayan yarı yapılandırılmış görüşmelerin bu tür yanıtları daha fazla ortaya çıkarmak için kullanılabileceğini ve açık uçlu anketlerin iletişim ortaklarının yaşam yansımalarını ve olumlu deneyimlerini anlamak için yararlı bir araç olduğunu göstermiştir
Türklerde Gerçek Kulak Cihazsız Cevabının (REUR) Değerlendirilmesi
Amaç: Çalışmamızda Türk popülasyonunda elde edilen REUR değerlerinin daha önce farklı
popülasyonlardan elde edilen REUR değerleri ile arasında fark olup olmadığını araştırmayı hedeflenmiştirYöntem: 20-35 yaş aralığındaki 23 kadın, 22 erkek toplam 45 katılımcı çalışmaya dahil edilmiştir.
Otoskopik muayene bulgularında bir sorun olmayan, herhangi bir işitme kaybı olmayan, katılımcılardan
REUR değerleri elde edilmiştir. Daha önce yapılan çalışmalarla elde edilen REUR değerleri
karşılaştırılmıştır.Bulgular: Yapılan çalışmada REUR değerleri ortalama maksimum genlik 15,81 dB SPL ve ortalama tepe
rezonans frekansı 2849,92 Hz’de bulunmuştur. Yaş, boy, kilo ve baş çevresi ölçümlerinin boy arttıkça sağ
kulakta REUR değerlerinin tepe rezonans frekansının artığı gözlemlenmiştir. Erkeklerde ve kadınlarda sağ
kulak REUR değerinin daha yüksek çıktığı gözlemlenmiştir. Kulak kanalı hacmi ve REUR tepe rezonans
frekansları arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır.Sonuç: Bulunan sonuçlar, daha önceki yapılan çalışalar ile benzerdir. Ortalama bir REUR değerinin
kullanılmasının gerekli olduğu durmalarda daha önce çalışmaların standart verileri kullanılabilir
Concentrated Fragmentations
Care is often associated with maternal bodies because they provide soothing or comforting actions. However, care work is complex and goes beyond the body and is critically important for every one, species, and thing (de la Bellacasa 2010). A great deal of recent work has emphasized how mothering is an institutional cultural practice: hard, oppressive, patriarchal, yet liberating, non-binary, intersectional, multifaceted, and experiential
Sürdürülebilir Gastronomi Turizmini Destekleyen Yaklaşımlar
Gerçekleştirilen araştırmada gastronomi turizminin sürdürülebilirliğini destekleyen çeşitli organizasyonlar ve faaliyetler incelenmiştir. Sürdürülebilir turizm ve gastronomi turizmi bağlamında ortaya çıkan bu ilişki hem turizm endüstrisinin hem de gastronomi dünyasının geleceğini şekillendirmede kilit bir rol oynamaktadır. Bu kapsamda gastronomi turizminde sürdürülebilirliği destekleyen çeşitli organizasyonların ve faaliyetlerin incelenmesi gastronomi turizmi ile ön plana çıkan destinasyonların sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda kalkınmasında önemli bir rol oynamaktadır. Mevcut literatürde çalışmanın konusu olan ilgili organizasyonları ve bu kapsamda gerçekleştirilen faaliyetleri kapsamlı bir şekilde inceleyen çalışma sayısı azdır. Ayrıca sürdürülebilirliği destekleyen organizasyon sayısının ve faaliyetlerinin güncellenmesi gerekmektedir. Gerçekleştirilen araştırma kapsamında mevcut literatürden ve organizasyonların resmi web sitelerinden elde edilen güncel veriler doküman analizi metoduyla derlenmiştir. Araştırma neticesinde elde edile veriler ışığında sunulan önerilerin turizm paydaşlarına, destinasyon yöneticilerine ve alan yazına katkı sağlaması amaçlamaktadır
Tehdit, Risk ve Fırsatlar Bağlamında 2024’ten 2025’e: Dünya Nereye Gidiyor?
Küresel olayların etkilerini analiz etmek, sadece
bireysel faktörlere değil, bu faktörlerin
birbirleriyle nasıl etkileşimde bulunduklarına
odaklanmayı gerektirir. Bu karmaşıklığı anlamak
için nüfus dinamikleri, iklim değişikliği, doğal
kaynaklar ve insani krizlerin kesişim noktalarını
göz önünde bulundurmak elzemdir.Doğum oranlarının azalması, özellikle gelişmiş
ülkelerde ciddi bir sorun haline gelmiştir. Bu
durum, yalnızca demografik yapıyı değil, aynı
zamanda ekonomik büyümeyi ve toplumsal
yapıyı da derinden etkilemektedir.İklim krizi, ülkelerin hayatta kalmaları için en
kritik meselelerden biri haline gelmiştir.
Çölleşme, kuraklık, sel ve kasırgalar gibi doğal
afetler, yalnızca çevresel değil, aynı zamanda
sosyal ve ekonomik krizlere yol açmakta ve
ülkelerin iç ve dış politikalarını doğrudan
etkilemektedir.Doğal kaynaklar ve yeraltı zenginlikleri, küresel
rekabetin önemli unsuru haline gelmiştir. Petrol,
doğal gaz, nadir toprak elementleri gibi stratejik
kaynaklar, çıkar mücadelesine yol ve bunların
kontrolü, ekonomi, enerji güvenliği ve hatta
askeri stratejiler üzerinde belirleyici bir etkiye
sahip olmaktadır.Çatışmalar ve iklim krizi nedeniyle yerinden
edilme, bir başka önemli küresel meseledir.
Savaşlar, iç göçler ve çevresel afetler sonucu
milyonlarca insan evlerini terk etmek zorunda
kalmaktadır. Bu tür insani krizler, sadece
bölgesel istikrarsızlık yaratmakla kalmaz, aynı
zamanda göçmen politikalarını, uluslararası
ilişkileri ve güvenlik stratejilerini de
şekillenmektedir.Küresel sağlık tehditleri, salgın hastalıklar ve
biyolojik riskler, büyük bir tehdit
oluşturmaktadır. Covid-19, bu tehditlerin
dünyayı etkileyebileceğini göstermiştir. Sağlık
krizleri, sadece sağlık sistemlerini değil, küresel
ekonomik yapıları ve uluslararası işbirliklerini
de etkilemektedir.Bu faktörlerin birleşimi, küresel düzeyde bir
etkileşim ağı oluşturur. Her biri, bir diğerini
tetikleyebilir ve küresel sistemdeki
dengesizlikleri daha da derinleştirebilir. Bu
karmaşık olayların çözülmesi için uluslararası
işbirliği, sürdürülebilir kalkınma politikaları ve
teknoloji kullanımı gibi çok disiplinli yaklaşımlar
gerekecektir