Kapadokya University Institutional Repository
Not a member yet
2517 research outputs found
Sort by
Microorganisms Isolated from Blood Cultures of Intensive Care Patients and Follow-up of Antibiotic Susceptibilities in the Last Five Years
Objective: This study aimed to determine the antimicrobial resistance profiles of microorganisms isolated from blood cultures of patients hospitalized in intensive care units of a secondary-level state hospital.Materials and Methods: Samples sent to the Microbiology Laboratory between 2018 and 2022 from patients receiving treatment in intensive care units of Nevşehir State Hospital were studied with conventional methods and automated system, and the results of the samples for which identification and antimicrobial susceptibility tests were performed were evaluated retrospectively.Results: Gram-negative bacteria growth was detected in 54.5% of all samples, gram-positive bacteria growth was detected in 40.7%, and yeast growth was detected in 4.8%; Among gram-negative bacteria, Acinetobacter baumanni with a maximum of 28% (n = 47); Enterococcus faecalis was isolated as gram-positive bacteria with a maximum of 20.3% (n = 34). The rate of methicillin resistance in CNSs was found to be 92.8% (26/28), and in Staphylococcus aureus, it was 33% (2/6). Extended-spectrum beta-lactamase (ESBL) positivity was detected in 72% (13/18) and 80% (20/25) of Escherichia coli and Klebsiella pneumonia isolates, respectively. Carbapenem resistance was observed in all A.baumanii isolates (100%). The antibiotics E. coli and K. pneumonia were most sensitive to, and they were imipenem, meropenem (100%), and amikacin, respectively. The most sensitive antibiotics in all gram-positive isolates were linezolid and glycopeptides.Conclusion: To guide empirical treatment, each center should examine its own blood culture results, question the antimicrobial resistance status, and make rational antibiotic selection, aiming to reduce mortality in cases of sepsis and bacteremia
Uygur Halk Destanlarında Kut Algısı Üzerine
Destanlar, kültürel belleğin bir yansımasıdır. Halkın şuurunu yansıtan, onların
istediği ve beklediği ölçüde hareket eden, ortak değerleri bünyesinde toplayan
kahramanlar ile anlam kazanırlar. Toplumun sesi olma görevini üstlenen bu ideal
kahramanlar bilhassa kutu, kutsalı ve manevi değerleri üzerinde taşımalarıyla dikkat
çekerler. Bu değerler Türk inanç sistemlerinde önceleri Gök Tanrı ile alakalı olarak
karşımıza çıkmıştır. Gök Tanrı kutun kaynağıdır. Talihi, bahtı, saadeti, gücü temsil
eden kut kavramı önceleri Tanrı tarafından doğrudan yeryüzündeki temsilcisi kabul
edilen hanlara, hakanlara verilmiştir. Böylelikle iktidarı elinde tutan hakan, toplum
üzerinde hâkimiyeti elde etmiştir. Ancak siyasi devamlılığı ve töreyi devam
ettiremeyen hükümdarların kutu Tanrı tarafından geri alınmakta ve kutsallık
kalkmaktadır. Dolayısıyla kutu elde etme kadar kutun devamlılığını sağlayabilmek de
önemlidir. Türkler zamanla değiştirdikleri sosyokültürel hayat ve inanç tarzları ile kut
kavramını farklı yapılarda devam ettirmiştir. İslamiyet ile birlikte bu kavram dolaylı
yollarla aktarılmıştır. Bu süreçten itibaren aktarma eyleminde kutlu kabul edilen
insanların başında peygamberler ve din uluları yer almıştır. Söz konusu kişiler Tanrı ile
toplumun sözcüsü olan ideal tipler arasındaki iletişimi sağlayan, kutu aktaran aracı
konumunda olmuşlardır. Bu aktarıcılar kut aktarma sürecinde asa, bakış/nazar, el
verme, elbise, kan/ soy, nefes, nur, toprak, tükürük, rüya gibi kavramlardan
yararlanmıştır. Geçmişten günümüze sosyal ve beşerî açıdan zorluklar yaşayan Uygur
Türkleri için de kut ve manevi değerler büyük önem taşımıştır. Bu doğrultuda halkın
hafızasına kazınacak destan kahramanları yaratılmıştır. Halkın sözcüsü olan bu ideal
Uygur kahramanlarına özellikle din lideri olan peygamberler başta olmak üzere din
uluları ile ilişkilendirilerek kut verilmesi dikkat çekmiştir. Bu çalışmada Abdurrahman
Han, Göroğlu, Yusuf ile Züleyha ve Şah Adilhan destanları esas alınmıştır. Dinî ve
mistik unsurların yoğun olarak kullanılması mevcut destanların tercih edilmesinde
etkili olmuştur. Abdurrahman Han, Göroğlu, Yusuf ile Züleyha destanlarından
hareketle ideal kahramanlara kut verilme nedenleri, kutun aktarılma şekilleri tespit
edilmeye çalışılmış ve elbise, kan, mühür, nazar/bakış, rüya gibi unsurlarla destan
kahramanlarına kut aktarıldığı görülmüştür. Ayrıca Şah Adilhan destanından
hareketle de kut kaybına sebep olan durumların tespiti üzerinde durulmuştur
Suça Sürüklenen Çocuklarla İlgili Yayınlanan Haberlerin Analizi: Hürriyet Gazetesi Örneği
Amaç: Toplumda çocuk suçluluğunu önleyici çalışmalar yapılırken çok yönlü bir perspektifle ekonomik, sosyal ve siyasal politikaların uygulanması ve çocuğun yüksek yararının gözetilmesi gerekmektedir. Suça sürüklenen çocuk sayısının giderek artması, çocuk suçluluğu ile ilgili çok alanlı çalışmaları gerekli kılmaktadır. Ülkemizde suça sürüklenen çocuklarla ilgili birçok haber yapılmıştır. Bu araştırmanın amacı son 11 yılda suça sürüklenen çocuklarla ilgili yapılan haberlerin Hürriyet Gazetesi örneğinde kategorilendirilmesi ve haber sunumunda çocuk hakları ihlalinin varlığının değerlendirilmesidir.Gereç ve Yöntem: Araştırmaya dâhil edilecek haberleri belirlemek için en yüksek baskı sayısına sahip olan gazetelerden olması, çevrimiçi gazete arşivine sahip olması, haberin 1 Eylül 2012-1 Eylül 2023 tarihleri arasında olması gibi kriterler belirlenmiştir. Hürriyet Gazetesi internet arşivinde “suça sürüklenen çocuk” kavramıyla arama yapılmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden belge analizi kullanılmıştır. İçerik analizi türlerinden kategorisel analiz tercih edilmiştir. 170 haber ile veri seti oluşturulmuştur.Bulgular: Suça sürüklenen çocuklara yönelik haberlerin %62’si 2015-2018 yıarı arasında yayınlanmıştır. Haberin geçtiği iller açısından ise suça sürüklenen çocuk haberlerinin yaklaşık %60’ının büyükşehirlerde olduğu saptanmıştır. Haberdeki suçların %69’u grupla işlenen suçlar kapsamındadır. Haberlerin %40'ında çocukların yüzü veya bedeni açıkça gösterilmiştir.Sonuç: Çocuk suçlarına kaynaklık eden sorunların çözümü için multidisipliner bir anlayış ve özveri gereklidir. Ayrıca bu süreçte çocuk haklarının korunmasına da özen gösterilmelidi
Prof. Dr. Hülya Eraydın Argunşah’ın akademik öz geçmişi
Yurt içi ve yurt dışında birçok kongre, sempozyum, panel ve televizyon programlarına davetli konuşmacı olarak katıldı. Birçok ulusal ve uluslararası akademik derginin hakem, danışma ve bilim kurullarında görev aldı; editörlükler yaptı. Asıl çalışma alanı Yeni Türk Edebiyatı bilim dalı olmakla birlikte edebiyat- tarih lişkisi ve tarihî roman türü; kadın ve edebiyat ilişkileri özelinde edebiyatta toplumsal cinsiyet ve kadın çalışmaları; edebiyatta millî kimlik inşası, edebiyat tarihçiliği, Millî Mücadele ve erken Cumhuriyet Dönemi roman ve öykücülüğü akademik çalışmalar yaptığı başlıca alanlardır.
Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanlığı, Yeni Türk Edebiyatı Anabilim Dalı Başkanlığı, Fen-Edebiyat, Edebiyat ve Eğitim Fakültesi ile Sosyal Bilimler Enstitüsü Yönetim Kurulu Üyelikleri, Edebiyat Fakültesi Fakülte Kurulu Üyeliği, Kadın Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi Yönetim Kurulu Üyeliği gibi
çeşitli görevleri üstlendi. Hâlen Erciyes Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak lisans, yüksek lisans ve doktora dersleri vermeye; yüksek lisans ve doktora tezlerine danışmanlık yapmaya devam etmektedir
Yerel Halkın Gözünden Aşırı Turizmin Değerlendirilmesi: Kıyıköy Örneği
Bu çalışmada, Kıyıköy turizm destinasyonundaki aşırı turizm olgusu incelemek amaçlanmıştır. Bu
destinasyonda ikamet edenlerin aşırı turizmi nasıl algıladıkları, aşırı turizme nasıl tepki verdikleri ve aşırı
turizme karşı nasıl öneriler geliştirdikleri araştırılmıştır. Nitel araştırma yöntemleriyle gerçekleştirilen bu
araştırmanın verileri Kıyıköy’de ikamet etmekte olan 20 kişiden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği
kullanılarak toplanmıştır. Veriler MaxQDA programı kullanılarak içerik analiziyle çözümlenmiştir.
Bulgular Kıyıköy halkının beldelerinde aşırı turizm olduğuna inandıklarını göstermektedir. Bununla
birlikte, yıl boyunca devam eden bir aşırı turizm yerine sadece yaz aylarında ve özellikle dini bayramlar ve
resmi tatillerde yaşanan dönemsel bir aşırı turizm yaşandığı algısı olduğu anlaşılmıştır. Kıyıköy’ün yüksek
turizm potansiyelinin doğal güzelliklerinden, denizi ve kumsalından, kamp ve karavan turizmi gibi
alternatif turizme elverişli olmasından, İstanbul’a yakın olmasından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Kıyıköy
sakinlerinin çoğunluğunun beldenin bir turizm destinasyonu olarak yoğun bir biçimde tercih edilmesinden
memnun oldukları ve bu memnuniyetinin öncelikli nedeninin ekonomik kazanç olduğu gözlemlenmiştir.
Destinasyonda, turizmin gelişmesine engel olan bazı problemlerin dile getirildiği ve bu problemlerin
çözülerek turizmin daha da gelişmesinin istendiği saptanmıştır. Dile getirilen problemlerin önde
gelenlerinin sunulan hizmetlerin ziyaretçileri cezbedecek ve onların memnun olmalarını sağlayacak
yeterlilikte ve kalitede olmaması olduğu tespit edilmiştir. Bulguları Kıyıköy sakinlerinin beldelerindeki aşırı
turizmin olumsuz etkilerinin olduğuna inandıklarını göstermiştir. Sakinlerin çevresel ve ekonomik etkilere
daha çok, sosyal olumsuz etkilere ise daha az odaklandıkları anlaşılmıştır. Olumsuz çevresel etkilerin;
çöplerle etrafın kirletilmesi, bitki ve hayvanlara zarar verilmesi ve evcil hayvanların beldede bırakılıp
gidilmesi olduğu saptanmıştır. Olumsuz ekonomik etkilerin; kiraların aşırı artması, tarım ve hayvancılığın
yok olması olduğu tespit edilmiştir. Olumsuz sosyal etkilerin ise; yaşam kalitesinin, toplumsal değerlerin,
eğitimin ve çocukların olumsuz etkilenmesi olduğu belirlenmiştir