Kapadokya University Institutional Repository
Not a member yet
2517 research outputs found
Sort by
İstanbul’da Yaşayan Musevilerin Defin ve Matem Süreçlerinin Etnografik Analizi
Bu çalışmada, İstanbul’da yaşayan Musevilerin defin ve matem süreçlerinin
etnografik analizi yapılmıştır. Çalışmanın kapsamını oluşturan analiz neticesinde elde
edilen bulgular, İstanbul’da yaşayan Musevilerin günlük yaşantılarındaki inanışları,
matem ritüelleri, mezarlık kültürlerinin belirlenmesi ve bu bağlamda betimlemelerde
bulunulması gibi değişkenler çerçevesinde ele alınmış ve söz konusu bulgular olgusal
olarak ifade edilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda, İstanbul’da yaşayan ve söz konusu
toplum içerisinde kabul gören Musevilerin beyanları esas olarak kabul edilmiştir.
Çalışma, 2021-2023 yılları arasında İstanbul’un Avrupa ve Asya yakalarında
yapılmıştır. Ulaşılabilir hedef evren olarak İstanbul’da yaşayan Museviler ve cenaze
işlemlerinde görevli kişiler örneklem seçilmiştir. Elde edilen bulgulara ilişkin
durumları ve olayları İstanbul’da yaşayan Musevilerin gözünden anlamaya çalışmak
için nitel araştırma deseni tercih edilmiştir. Yine aynı kapsamda; ölüm, ahiret inancı,
matem, cenaze işlemleri, mezarlıkları ve kültürel değişimlerin etnografik yansıması
sonucu dini söylemler ve dini ritüeller ile ortaya çıkan olgular üzerine inceleme
yapıldığından etnografik araştırma/kültür analizi deseninden de faydalanılmıştır. Yüz
yüze yapılan görüşmelerde yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılmış ve
tümevarım veri analizi yapılmıştır.Bu çalışma neticesinde tabutla gömülme ve rehitsa (yıkama) odasının
Müslümanlardan esinlenerek işletilebilir hale getirilmesi gibi net bulgular tespit
edilmiştir. Buna ek olarak, mezar taşlarında ve objelerin, ölüm ve ölüm sonrası cenaze
işlemlerinde, mezar açılmasında, gömü yönü değişikliğinde farklılıklar ve tüm bu
süreçlerde Müslüman görevli çalıştırılması gibi değişiklikler de tespit edilmiştir. Ayrıca
7 Ekim sonrası kısa vadede 5, 10 ve 15 yıl sonrası özellikle İstanbul’a olası Yahudi göçü
olması düşünüldüğünde İstanbul’daki Yahudi habitusu başta olmak üzere ahiret
inancına bağlı olarak dini ritüellerdeki, mezar taşlarındaki, gömü işlemlerindeki
farklılıklar tespit edilebilecektir. Elde edilebilecek dini bulguların kültürel hegemonya
kapsamında uzun vadedeki olgularının yansımalarına (siyasi, politik, sosyoekonomik)
karşı kültürel etkileşim analizlerine yönelik senaryoların hazırlanması kaçınılmaz
zorunluluk olarak görülmektedir
Ahlaki Olgunluk ve Örgütsel Özdeşleşme İlişkisi
Bu çalışma, iş yaşamında bireylerin ahlâkî olgunluk düzeyleri ile örgütsel özdeşleşme
düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla tasarlanmıştır. Ahlâkî olgunluğun örgütsel
özdeşleşme üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkisi olabileceği varsayımından hareketle, iş
yaşamında aktif rol alan bireyler arasından tesadüfi örnekleme yöntemi ve anket tekniği
aracılığıyla elde edilen 303 veri istatistiki analizlere tabi tutulmuştur. Bulgular incelendiğinde
ahlâkî olgunluk ve örgütsel özdeşleşme arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişki tespit
edilmiş olup hem araştırma sorusu doğrulanıp cevaplanmış hem de araştırma varsayımı
desteklenmiştir
Dil ve Konuşma Bozukluklarında Teleterapi ve Geleneksel Yüz-Yüze Terapi Programlarının Etkililiklerinin Karşılaştırılması
Dil ve konuşma bozukluklarının sağaltımında geleneksel yüz-yüze terapi uygulamaları uzun yıllardır kullanılmaktadır. Özellikle son yıllarda COVID-19 pandemisiyle birlikte çevrimiçi dil ve konuşma terapisi hizmetleri yaygınlaşmaktadır. Bu projenin amacı afazi, konuşma sesi bozukluğu ve gelişimsel dil bozukluğu olan bireylere uygulanan yüz-yüze dil ve konuşma terapisi programları ve çevrimiçi olarak uygulanan teleterapi programlarının etkililiğinin karşılaştırılmasıdır. Bu amaçla proje kapsamında Kapadokya Üniversitesi Dil ve Konuşma Terapisi Eğitim, Uygulama ve Araştırma Ünitesi’nde 2000 seansın üzerinde yüz-yüze ve çevrimiçi dil ve konuşma terapisi hizmeti sağlanmıştır. Dil ve Konuşma Terapisi lisans programı dördüncü sınıf öğrencileri Klinik Uygulama ve Mesleki Uygulama dersi kapsamında uygulamalarını yürütmüşlerdir. Ayrıca terapiye gelen danışanlardan alınan bilgilendirilmiş onam ile değerlendirme ve terapi videoları derslerde öğrencilere eğitim amaçlı izletilmiştir. Proje kapsamında bir adet TÜBİTAK 2209-A projesi, bir adet ulusal sözel bildiri, bir adet ulusal hakemli dergilerde makale, bir adet yüksek lisans tezi ve iki adet lisans bitirme projesi tamamlanmıştır
Söz Uçtu Yazı Kaldı “Şecere-i Terākime’de Edim" Bilimsel Bir İnceleme
Özdemir, Merve Özde. Söz Uçtu Yazı Kaldı “Şecere-i Terākime’de Edim Bilimsel Bir
İnceleme”. İstanbul: Kesit Yayınları, 2023.Dilbilimde metin ve söylemlerin, anlamlandırılabilmesi için edim bilimsel, söz
dizimsel ve anlam bilimsel açıdan sınıflandırmalar ve çalışmalar mevcuttur. Türkçenin tarihî
dönemlerindeki metinlerin bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilebilmesi için, dil bilimin
bir kolu olan edim bilimsel yöntemden yararlanılabilir. Edim bilim aracılığıyla dil
kullanımları, bağlam ve olaylar arasında yer alan ilişkiler incelenir. Bu ilişkiler, sözcelerin
yorumlanmasını, metin dışı dünyada (gerçek dünya) nasıl karşılık bulduğunu, yazarın
iletmek istediği söylem eksenini tespit edip metin içinde nasıl kullandığı ve metinde yer alan
yapıların yazar-okur arasındaki iletişimsel ilişkisi etkileşiminden oluşur. Söz konusu etkileşim
göstergelerden hareketle edim bilimsel, ruh bilimsel ve toplum bilimsel olgularla doğrudan
ilişkilidir. Bu bağlamda toplumsal olguları yansıtan Şecere-i Terākime[ŞT], Seçkin tarafından
Söz Uçtu Yazı Kaldı adlı eserde edim bilimsel olarak ele alınmıştır. Araştırmacı tarafından farklı
bir bakış açısıyla hazırlanan kapsamlı bir eserdir.Ebulgazi Bahadır Han tarafından Çağatay Türkçesi ile yazılan ŞT, Türklerin soy
kütüğünü anlatır. Eserde, Oğuzların tarihinin yanında, sosyal ve kültürel unsurlar da yer alır.
Seçkin’in çalışması, ŞT’nin yazıldığı dönemde kültürel anlamda iletişim kurma görevini
üstlendiğini varsaymaktadır. Bu varsayım doğrultusunda, ŞT’nin yazılış sebebi, Türklerin
kültürel belleğini oluşturan dil kullanımı, iletişimin söylem ekseni ve iki aşamalı akış
kuramına nasıl hizmet ettiği edim bilim aracılığıyla tespit edilmiştir
The Incidence and Risk Factors of Refeeding Syndromelike Hypophosphatemia in Inflammatory Bowel Disease: A Preliminary Study
Background & Aims: Refeeding syndrome (RFS) is defined by the presence of acute electrolyte disturbances,
including hypophosphatemia. Underlying disease(s), malnutrition and hospitalisation are known risk factors
for RFS. It can occur in patients with inflammatory bowel disease (IBD). We aimed to determine the frequency
of hypophosphatemia and the relationship between hypophosphatemia, disease severity and nutritional status
in hospitalized patients with IBD.
Methods: This study was performed prospectively in hospitalized adult patients for the treatment of IBD in
a tertiary-care hospital. Disease severity was assessed using Truelove and Witts score for ulcerative colitis
(UC) and Crohn‘s Disease Activity Index for Crohn’s disease (CD). Nutritional status was determined using
Subjective Global Assessment (SGA). Serum phosphate concentration was recorded for first 7 days after
hospitalization, and less than 0.65 mmol/l was defined as hypophosphatemia.
Results: Fifty participants (33 with UC and 17 with CD) were included in the study. The mean age of the study
sample was 43.4±14.9 years, of which 64% were male. A total of 8.8% of patients with UC and 37.5% of patients
with CD had severe (>moderate) disease upon study admission. Seventeen patients (34%) were malnourished.
During the 7 study days, 23 participants (46%) had at least one episode of hypophosphatemia. Serum phosphate
concentration was significantly and moderately correlated with serum potassium concentration in both the
patients and the hypophosphatemia group on study day 3 (p<0.05). Multivariate logistic regression analysis
showed that the presence of malnutrition [odds ratio (OR) = 3.64, 95% confidence interval (CI): 1.52-5.58,
p=0.008), the administration of parenteral nutrition (OR=2.91, 95%Cl: 1.37-4.63, p=0.015), and severe IBD
(OR=1.74, 95%CI: 1.03-3.42, p=0.020) were associated with hypophosphatemia.
Conclusions: Approximately half of the participants exhibited at least one instance of hypophosphatemia
during the study period. Hypophosphatemia was found to be associated with malnutrition, parenteral nutrition,
and severe disease in patients with IBD requiring hospitalization
3-6 Yaş Aralığında Olan Çocukların Duygu Düzenleme Becerileri İle Mizaç Özellikleri Ve Ebeveyn Tutumları Arasındaki İlişkinin İncelenmesi
Bu araştırmada 3-6 yaş aralığında olan çocukların duygu düzenleme becerileri ile
mizaç özellikleri ve ebeveyn tutumları arasındaki ilişkinin araştırılması amaçlanmıştır.
Araştırmanın çalışma grubu 3-6 yaş aralığında olan 106 çocuğu kapsamaktadır.Araştırmada veri toplama aracı olarak Duygu Düzenleme Ölçeği (DDÖ), Ebeveyn
Tutum Ölçeği (ETÖ), Çocuklar İçin Kısa Mizaç Ölçeği (ÇKMÖ) ve Demografik
değerlendirme formu kullanılmıştır.Araştırmaya katılan çocukların duygu düzenleme yetersizliği ile sıcakkanlılık/
utangaçlık ve tepkisellik mizaç özellikleri arasında pozitif yönlü istatistiksel olarak
anlamlı ilişki bulunurken ,ritmiklik mizaç özellikleri arasında negatif yönlü istatistiksel
olarak anlamlı ilişki bulunmuştur.Duygu düzenleme becerileri ile
sıcakkanlılık/utangaçlık ve tepkisellik özellikleri arasında pozitif yönlü istatistiksel
olarak anlamlı ilişki bulunurken ritmiklik mizaç özelliği ile negatif yönlü istatistiksel
olarak anlamlı ilişki bulunmuştur
Okul Öncesi Kekemeliği Olan ve Olmayan Çocukların Ebeveyn Tutumlarının Duygu Düzenleme Becerisi Üzerindeki Etkisinin Karşılaştırılması
Bu çalışmanın amacı 4-6 yaş arası kekemeliği olan ve olmayan çocukların ebeveyn tutumlarının duygu düzenleme becerisi üzerindeki etkisinin karşılaştırmalı olarak incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda araştırmaya 4-6 yaş aralığında 30 kekemeliği olan ve 30 kekemeliği olmayan toplamda 60 çocuk ve ebeveyni dahil edilmiştir. Araştırma verilerinin toplanmasında “Kişisel Bilgi Formu’’, çocukların duygu düzenleme becerilerini ölçen “Duygu Düzenleme Ölçeği (DDÖ)’’, ebeveyn tutumlarını belirleyen “Ebeveyn Tutum Ölçeği’’ kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler SPSS 26.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda, kekemeliği olan ve olmayan çocukların değişkenlik/olumsuzluk ve DDÖ toplam puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Kekemeliği olan çocuklar ile olmayan çocukların duygu düzenleme kontrol puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Çocukların ebeveynlerinin yaş gruplarına göre duygu düzenleme kontrol puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu gözlemlenmiştir. Çocukların yaşlarına ve cinsiyetlerine göre kekemeliği olan ve olmayan çocukların duygu düzenleme ölçek puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Çalışmadan elde edilen bulgular, kekemeliği olan ve olmayan katılımcı çocukların ebeveyn tutum puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığını göstermektedir. Ebeveynlerin demografik özelliklerine göre yapılan analizlerde kekemeliği olan ve olmayan çocukların arasında ebeveyn tutumları puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Kekemeliği olan çocukların ebeveynlerinin Ebeveyn Tutum Ölçeği (ETÖ) puanlarının DDÖ puanları üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etki oluşturmadığı gözlemlenmiştir. Kekemeliği olmayan çocukların ebeveynlerinin ETÖ puanlarının duygu düzenleme ölçek puanları üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi olduğu bulunmuştur. Otoriter tutumun DDÖ toplam puanı ve değişkenlik/olumsuzluk puanı üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi olduğu bulunmuştur
MİLAS’IN EKOTURİZM POTANSİYELİ VE ALTERNATİF TUR ROTALARI
Antik dönemden bu yana zengin tarihi, benzersiz doğal güzellikleri ve eşsiz
kültürel mirasıyla, Milas dikkat çeken bir bölgedir. Modern dönemin sürdürülebilir
turizm anlayışıyla harmanlanarak eko turizmin cazibe merkezlerinden biri olma
potansiyeli taşımaktadır. Gerek antik ve tarihi kalıntıları gerekse bozulmamış doğasıyla,
bölge, ziyaretçilere doğayla iç içe, sorumlu bir turizm deneyimi sunma olanaklarına
sahiptir. Muğla iline bağlı Milas ilçesinin ekoturizm potansiyeli araştırılarak alternatif tur
rotalarının oluşturulması amaçlanmaktadır. Milas, kültürel değerleri, doğal güzellikleri,
biyoçeşitliliği ve iki uygarlığa başkentlik yapmış olmasıyla önemli bir ekoturizm
lokasyonu olabilecek özellikleri içinde bulundurmaktadır. Bu potansiyel, doğru
yönlendirilmediği ve yönetilmediği takdirde büyük tehditleri de içinde barındırmaktadır.
Madencilik, orman yangınları ve tarım alanlarını yok eden yapılaşma tehditleri altında
bulunan bölgenin, ekoturizm aracılığıyla kalkınabileceği hipoteziyle yola çıkılmaktadır.
Günümüzde turizm gelirleri, gelişmekte olan ülkeler için önemli bir gelir kaynağı olup
bu kaynağın doğaya ve çevreye zarar vermeden geçerliliğini ve devamlılığını sağlamak
için önemli çaba sarf edilmektedir. Turizmi çeşitlendirmek ve sürdürülebilir olmasını
sağlamak için ekoturizm önemli hale gelmişti
6-8 Yaş Aralığındaki Kekemeliği Olan ve Olmayan Fonolojik Farkındalık Becerilerinin Karşılaştırılması
Fonolojik farkındalık sözcüğün anlamından bağımsız ve bilinçli olarak, konuşulan dilin ses yapısına ilişkin sesleri tanıma, ayırt etme, bölme ve ortak seslerden oluşan sözcükleri fark etme şeklinde analiz yapabilme becerisini kapsamaktadır. Kekemelik dilin sadece akıcılığında değil bazı araştırmalarda fonolojik farkındalık becerilerinin de etkilendiği bulunmuştur. Bu amaç doğrultusunda kekemeliğin fonolojik farkındalık becerilerini ne derece etkilediğini ölçmek için bu tez çalışmasında Türkçe konuşan 6;0-8;11 yaş aralığındaki kekemeliği olan (KO) 20 ve kekemeliği olmayan (KOLM) 20 çocuğun fonolojik farkındalık becerilerinin karşılaştırılmıştır. Araştırma betimsel karşılaştırmalı model kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmanın veri toplama aracı, Fonolojik Farkındalık Testi’dir. Elde edilen veriler SPSS 26 paket programı ile analiz edilmiştir. Fonolojik Farkındalık Testi toplam skorları ve testte bulunan alt ölçekler (sözcük sayma, sözcük atma, sözcük birleştirme, sözcük ayırma (sözcük farkındalığı), kafiye ayırt etme, kafiye üretme (kafiye farkındalığı), hece bölme, hece silme (hece farkındalığı), fonem ayırt etme, baştaki fonemi bulma, sondaki fonemi bulma, fonem birleştirme, fonem bölme, fonem silme, fonem ekleme, fonem değiştirme (fonem farkındalığı) gruplar arası karşılaştırılmıştır. Araştırma bulgularına göre kekemeliği olmayan çocukların ortalama puanları kekemeliği olmayan çocuklardan daha yüksek çıkmasına rağmen sözcük farkındalığı toplam puanı, sözcük sayma ve baştaki fonemi bulma görevleri dışında diğer alt ölçeklerde ve toplam skorda istatistiksel olarak anlamlı fark çıkmamıştır (p<0,05). Kekemeliği olan çocuklar sözcük sayma, baştaki fonemi bulma ve sözcük farkındalığı toplam puanlarında akranlarına göre daha düşük performans göstermiştir. Araştırma bulguları, kekemeliği olan çocukların toplam skorları arasında anlamlı bir sonuç çıkmamasına rağmen alt ölçeklerdeki performans göz önüne alındığında kekemeliği olan çocukların fonolojik farkındalık becerilerinin göz önünde bulundurulmasının önemi vurgulanmıştır
Evaluation of the Results of Ganglion Impar Blockade in Patients with Chronic Coccydynia
Our study examined whether bupivacaine and steroid injections followed by Radiofrequency Thermocoagulation (RFT)
improved symptoms among coccydynia patients.
The Ganglion Impar Block (GIB) treatment of eight patients with coccydynia in our neurosurgery clinic was reviewed. A
retrospective analysis of demographics, pain causes, X-ray results, types of invasive procedures, and Visual Analog Scale
(VAS) and Oswestry Disability Index (ODI) scores was performed. VAS and ODI scores were recorded before the
procedure, the first day after the procedure, and three months after the procedure.
The study included five females (62.5%) and three males (27.5%). The mean age of the patients was 4 0.5 ± 10.6 years, and
the mean BMI was 26.21 ± 4.2 kg/m². Two patients had idiopathic neuralgia, two had trauma -related neuralgia, two had
post-herpetic neuralgia, and one patient had persistent pain following previous anorectal surgery and S2 perineural c ystrelated pain. There was a significant improvement in both VAS [2.5 (range: 1 -4)] and ODI scores [4 (range: 0-34)] on the
first day after the procedure (p<0.001). These low scores were maintained at the third month [VAS: 1.5 (range: 1 -10) and
ODI: 1 (range: 0-78)]. In only one patient, excision of the coccyx was planned due to inadequate pain relief.
In patients with coccydynia, bupivacaine and steroid injections followed by RFT provide satisfactory long -term analgesia,
as evidenced by decreased VAS and ODI scores