Kapadokya University Institutional Repository
Not a member yet
2517 research outputs found
Sort by
Gürültü Düzeyi Sabit Ortamlarda Çalışan İşçilerde Son 3 Yıllık İşitme Eşiği Değişimlerinin Retrospektif Olarak Değerlendirilmesi
Giriş ve Amaç: Gürültülü ortamlarda çalışan işçilerin gürültüye maruz kaldıkları süre ve gürültü şiddetine bağlı olarak sensörinöral işitme kaybı oluşabilmektedir ve bu işçilerin rutin işitsel kontrollerinin yapılması ve sonuçlara göre koruma yöntemleri belirlenmesi önem arz etmektedir.
Bu çalışmanın amacı gürültü düzeyi sabit ortamlarda çalışan bireylerin son 3 yıllık işitme eşiklerini frekansa spesifik inceleme yapıp değerlendirmektir.Yöntem: Bu araştırmada çalıştıkları ortamda haftanın 6 günü 8 saat gürültüye maruz kalan 20-50 yaş arasındaki erkek bireylerin son 2020, 2021, 2022 yıllarındaki işitme eşik değişimi incelenmiştir. Saf ses işitme testi ile işitme eşikleri ölçülmüş, 250-8000 Hz aralığındaki işitme eşik seviyelerindeki değişimler incelenmiş ve istatiksel analizi yapılmıştır.Bulgular: Yapılan analizler sonucunda gürültülü ortamlarda çalışan işçilerde 2020 yılında elde edilen frekans bazında işitme eşiklerinin 2021 ve 2022 yıllarında anlamlı derecede arttığı bulunmuş olup etkilenmenin alçak frekanslara kıyasla yüksek frekanslarda daha yoğun olduğu saptanmıştır (p<0,05). 2020 yılında elde edilen saf ses ortalamalarının 2021 ve 2022 yıllarında yükseldiği gözlenmiştir (p<0,05). Sol kulağın gürültüden sağ kulağa göre daha yoğun etkilendiği saptanmıştır (p<0,05).Sonuç(lar): Gürültülü ortamda çalışan işçilerde maruziyet süresi (yıl) arttıkça, işitme eşik yükselmesine bağlı olarak işitme kaybı riskinin artabileceği gözlenmiştir
Türkiye-Japonya İlişkilerinde 100 Yılın Muhasebesi ve Gelecek.
Türkiye ve Japonya arasındaki diplomatik
ilişkilerin 100. yıldönümü, iki ülkenin tarihi
bağlarının derinliğini ve stratejik
ortaklıklarının geleceğini vurgulamaktadır.
Uluslararası sistemdeki değişim ve
dönüşüm, 2001 saldırılarından itibaren
belirginleşmiş olup, Amerika'nın
hegemonyasının zayıfladığı bir dönem
olarak görülmektedir. Bu değişim, özellikle
Türkiye'nin bulunduğu Ukrayna, Suriye ve
Gazze gibi bölgelerde ve Asya Pasifik
bölgesinde belirginleşmiştir.Türkiye ve Japonya, Avrasya'nın iki ucu
olarak birbirlerine yakınlık göstermektedir.
Her iki ülkenin de kendine özgü dinamikleri
ve Asya kökenli doğu toplumları olmaları,
aralarındaki ilişkileri pekiştirmiştir. Tarihi
olarak Osmanlı ve Japonya
İmparatorlukları arasındaki ilk diplomatik
ilişkiler 1887 yılında başlamış, 1890 yılında
Ertuğrul Fırkateyni olayıyla dostluk
ilişkileri güçlenmiştir. 1924 yılında Japonya,
Türkiye Cumhuriyeti’ni tanımış ve iki ülke
arasındaki ilişkiler Atatürk'ün Prens
Takamatsu'yu daveti üzerine daha da
gelişmiştir.İkinci Dünya Savaşı'nda iki ülke karşıt
kamplarda pozisyon almış ve savaştan sonra
Soğuk Savaş döneminde benzer stratejiler
benimsemiştir. Turgut Özal döneminde
Türkiye, Japonya'nın kalkınma modelini
yakından takip etmiştir. Bu süreçte iki ülke,
“kazan-kazan” ilkesine dayalı bir ilişki
geliştirmiştir.Geleceğe yönelik olarak Türkiye ve
Japonya, stratejik ortaklıklarını
kurumsallaştırmalı ve bu ortaklıklarını daha
da güçlendirmelidir. Türkiye, Japonya’nın
normalleşme sürecini desteklemelidir. Orta
Asya, Afrika ve Kafkasya bölgelerinde
Japonya ile Türkiye'nin işbirliği, gelecekteki
stratejik ortaklıkları için büyük bir
potansiyel taşımaktadır
Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri Arasında Haşhaş Krizi
Türkiye için önemli bir tarımsal ürün olan haşhaş bitkisi, Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye
arasında bir dönem sorun olmuştur. Türkiye Cumhuriyet’i on yıllar boyunca haşhaş ekimi konusunda
ABD’nin yersiz, baskıcı ve tehditkâr ithamlarına maruz kalmıştır. Bu durum iki ülke arasında
diplomatik bir krize yol açmıştır. Amerikan tarihinde hep sorun olmuş olan afyon kullanımının
yaygınlaşmasında ABD, Türkiye’yi hedef alarak ülkesine giren afyonun büyük bir bölümünün
Türkiye’den sokulduğunu iddia etmiştir. Hâlbuki Türkiye’nin uluslararası alanda afyon piyasasındaki
rolü yok denecek kadar azdı. 1969 seçimlerinde iktidara gelen ABD Başkanı Richard Nixon Türkiye’ye
uyguladığı baskı ve tehditler sonucunda haşhaş ekimini sonlandırmıştır. Hakikat ise Çin, Afganistan ve
“Altın Üçgen” denilen bölgede üretilen afyon, ABD’ye sokuluyordu. Altın üçgen Güneydoğu Asya’da
yer alan bir bölgeyi ifade eder. Bu bölge Laos, Tayland ve Burma’nın birleşim noktasında bulunur. Bu
bölge özellikle uyuşturucu geliri sağlayan afyon üretimin yoğun olduğu bir alan olarak bilinir. Altın
Üçgen’in ABD ile ilişkisi, özellikle Soğuk Savaş sürecinde CIA’in bu bölgede anti-komünist mücadele
kapsamında bazı grupları desteklediği iddiaları güçlü şekilde yer almıştır. Ne ilginçtir ki ABD, Türkiye
de haşhaş ekimini yasaklattıktan sonra kendi ülkesinde çiftçilerini haşhaş ekimi konusunda teşvik
etmiştir. Yasağın ardından çiftçiler, ekonomik olarak zorlu bir dönemle karşı karşıya kaldılar. Üç yıl
aradan sonra Türkiye ulusal bağımsızlık doğrultusunda hareket ederek haşhaş ekim yasağını
kaldırmıştır. Türkiye-ABD arasında gerçekleşen haşhaş krizi Türkiye’deki siyasi, ekonomik ve
toplumsal durumu derinden etkilemiştir
2-7 Yaş Arası Kendi Yaşına Uygun Dil Gelişimi Göstermeyen ve Gösteren Çocukların Alıcı ve İfade Edici Dil Becerilerinin Cinsiyet ve Yaş Bağlamında İncelenmesi
Bu çalışmada, 2-7 yaş arası kendi yaşına uygun dil gelişimi göstermeyen ve gösteren çocuklar alıcı ve ifade edici dil becerileri cinsiyet ve yaş bağlamında incelenmiştir. Çalışmanın örneklemi kendi yaşına uygun dil gelişimi göstermeyen çalışma grubu (n=52) ve kendi yaşına uygun dil gelişimi gösteren kontrol grubu (n=52) olarak toplam 104 çocuktan oluşmaktadır. Dâhil edilme kriterlerini karşılayan çocuklara TEDİL testi kullanılarak değerlendirme yapılmıştır. Gruplar arası karşılaştırmalarda Mann Whitney U Testi kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS 25.0 programı ile yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre Alıcı Dil Ham Puanı, Alıcı Dil Standart Puanı, Yüzdelik Dilim, Bozukluk Derecesi, Eşdeğer Yaş ve Gerçek Yaş ile Eşdeğer Yaş arasındaki fark skoru açısından çalışma ve kontrol grubu arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Yaş ve cinsiyet bağlamında gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Sonuç, araştırmanın amacı doğrultusunda hipotez soruları sorgulanmış ve amacına hizmet eden cevaplar alınmıştır. Gelecekteki çalışmalar; çeşitli sosyoekonomik arka planlardan gelen çocukları içermeli, teknolojinin etkisini incelemeli ve dil gelişimi ile bunların bağlantıları araştırılmalıdır
18-24 Yaş Aralığında Kekemeliği Olan Bireylerin Kendi Kekemeliklerine Karşı Öz Tutumlarının İncelenmesi
Kekemelik; konuşma akıcılığını bozan, toplum içinde çeşitli damgalamalara sebep olan, özel, sosyal,
akademik, iş hayatlarında çeşitli zorluklarla karşılaşmasına neden olan yaygın bir konuşma bozukluğudur.
Bu çalışmada kekemeliği olan 18-24 yaş aralığındaki bireylerin kendi kekemeliklerine karşı öz tutumlarının
incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya kekemeliği bulunan 200 kişi dahil edilmiştir. Katılımcılara
demografik bilgi formu ve WASSP-TR (Kekemeliği Öz Değerlendirme Ölçeği) Ölçeği uygulanmıştır.
Kekemeliği olan ergen ve yetişkinlerde kekemelik ile ilgili eğitim/terapi alanların kekemelik ile ilgili
eğitim/terapi almayanlara oranla daha olumlu tutum sergilediği tespit edilmiştir (p<0,05). Eğitim düzeyi
arttıkça düşünceler ve kaçınma boyutunda anlamlı farklılık tespit edildiği bulunmuştur (p<0,05).
Kekemeliği olan ergen ve yetişkinlerin kendi kekemeliklerine karşı öz tutumlarının olumsuz olduğu tespit
edilmiştir (p<0,05). Kekemeliği olan bireylerin kekemeliklerine karşı öz tutumlarının olumlu hale
getirilebilmesi amacıyla zamanında terapi alması ve gerek dil ve konuşma terapistleri gerekse farklı kişiler
ve kaynaklardan toplumun bilinçlendirilmesi önerilmektedir
Girişimsel Olmayan Klinik Etik Kurum Başvuru Formu
Girişimsel Olmayan Klinik Etik Kurum Başvuru Form
Türkiye’de Sosyal Belediyecilik Anlayışı Bağlamında Dezavantajlı Gruplara Yönelik Uygulamalar: Pursaklar Belediyesi Örneği
Karar organları seçim ile oluşturulan belediyeler, yerel halkın müşterek ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlayan en önemli yerel yönetim kuruluşlarındandır. Farklı kültürel özellikler taşıyan yerel halkın müşterek ihtiyacı ise, sosyal belediyecilik faaliyetlerinin geliştirilmesi ve kültürel entegrasyonun sağlanmasıdır. Bu sebeple, belediyelerin son dönemlerdeki en önemli idari reformu, sosyal belediyecilik hizmetlerini iyileştirmeye ve geliştirmeye çalışmaktır. Yerel yönetimlerin gerçekleştirmek istediği sosyal politika uygulamaları, sosyal belediyecilik kavramı ile ilintilidir. Sosyal belediyecilik ise en genel hâli ile vatandaşın yaşam kalitesini arttırmaya, sosyal adaleti ve sosyal refahı sağlamaya yönelik projeler geliştirmek ve uygulamaya çalışmak olarak tanımlanmaktadır. Sosyal belediyeler, sosyal devletin yerel yönetimlerdeki temsilcileri olarak nitelendirilebilir. Bu çalışmada, sosyal belediyecilik anlayışı kapsamında dezavantajlı gruplar, kuramsal ve kavramsal boyutları ile ele alınmıştır. Çalışmanın temel amacı ise sosyal belediyeciliğin uygulamadaki görünümünü dezavantajlı gruplar açısında analiz etmektir. Uygulama ise, Ankara ili Pursaklar ilçesi özelinde gerçekleştirilmiştir
Çevresel Koşullara Uyumlu Kaya Mimarisinin İncelenmesi: İran-Kandovan ve Türkiye- Kapadokya
Kaya mimarisi, ek malzeme kullanılmadan dağlara, kayalıklara ve bazen yer
altında boşluklar oluşturularak yapılmaktadır. Bu barınma ve yaşam alanlarının
birincil amacı savunma ve korunma olsa da bunların yapımında iklimsel ve çevresel
koşullar da aynı zamanda belirleyici olmuştur. Bu çalışmada, kaya mimarisinin
önemli yerleşim örneklerinden olan İran’nın Tabriz ilinde bulunan Kandovan
köyü ve Türkiye’nin Kapadokya bölgesinde yer alan yerleşimler incelenmiştir.
Çalışmada, farklı coğrafyalarda yer alan iki yerleşimin kaya mimarisi arasındaki
farklılıklar ve benzerlikler incelenmiş ve iki bölgede de kaya mimarisinin yerel
mimari biçimi olarak nasıl şekillendiği sorusuna cevap aranmıştır
Kapadokya Üniversitesi Ön Lisans Programları Tanıtım Broşürü 2024
Kapadokya Üniversitesi Ön Lisans Bölümleri Tanıtım Broşürü 202