Bartin University Institutional Repository
Not a member yet
    12212 research outputs found

    A thematic analysis on Nihan Kaya's stories

    No full text
    Tanzimat Fermanı'nın ilanı ile birlikte Osmanlı Devleti'nde her alanda Batılılaşma çabaları başlamış, sanat alanına da yansıyan bu çabaların neticesinde -çeviri eserlerle başlayarak- yeni edebî türler ortaya çıkmıştır. Gazete, tiyatro, roman, hikâye gibi türler Türk edebiyatına girmiş, yazarlar hem Batı edebiyatını tanımış hem de bahse konu türlerin ilk örneklerini bu dönemde vermişlerdir. Hem yazılı hem sözlü olarak hikâye anlatma geleneğine sahip olan Türk edebiyatında modern anlamda hikâye yazımına ilk olarak Tanzimat Dönemi'nde rastlamaktayız. Türk edebiyatında hikâyenin serüveni Giritli Ali Aziz Efendi'nin Tanzimat öncesinde yazdığı Muhayyelât ile başlar. Sonrasında Ahmet Mithat Efendi, Mehmet Celâl, Nabizâde Nâzım ve Samipaşazade Sezai ile devam eder. Bir hikâye ve roman yazarı olarak Nihan Kaya, 1979'da İzmit'te dünyaya gelmiştir. Lisans eğitimini İngiliz Dili ve Edebiyatı üzerine alan yazar, lisansüstü eğitimine psikoloji ve karşılaştırmalı edebiyat alanlarında devam etmiştir. Psikoloji alanında da eserler veren Nihan Kaya, bu konudaki bilgi, birikim ve tecrübelerini edebî eserlerine de yansıtmıştır. İlk hikâyesi "Yedi Kontörlük Hayat" 2000 yılında Dergâh dergisinde yayımlanan yazarın ilk romanı Gizli Özne ise 2003 yılında yayımlanmıştır. Devamındaysa 2004 yılında Çatı Katı adında bir hikâye kitabı yayımlanan yazar, bu eseriyle Türkiye Yazarlar Birliği Öykü ödülünün sahibi olmuştur. 2012 yılında ise Ama Sizden Değilim adlı ikinci hikâye kitabını yayımlamıştır. Erken yaşlarda yazmaya başlayan Nihan Kaya, yaşadığı aileyi ve çevreyi derinden duyumsayan, toplumdaki kadın/erkek rolleri üzeri düşünen, çocuklar ve çocuk kavramı üzerine hassasiyet hisseden ve bunları bir iletişim ve ifade biçimi olarak edebî eserlerine yansıtan bir yazardır. Yaşadığı ülkenin geleneklerine eleştirel bir gözle bakan Nihan Kaya, edebiyat vasıtası ile kadınlar ve çocukların toplum içerisinde ötelendiklerini, kalıp rollere mecbur bırakıldıklarını, toplumsal rollerin hakimiyetinde ezildiklerini okuyucuda empati duygusu oluşturacak şekilde başarıyla anlatır. Günümüze kadar yapılan akademik çalışmalarda hikâye türü üzerine yapılan çalışmaların azlığı dikkat çekmektedir. Özellikle çağdaş hikâyeciler hakkında yapılan çalışmaların eksikliği bizi bu çalışmaya iten sebeplerden biri olmuştur. Nihan Kaya hikâyeciliği işlediği konular itibariyle Türk edebiyatında kayda değer temalar ihtiva eder. Yaşadığımız coğrafyanın bir gerçeği olan ataerkil toplum yapısını, kadınlara dayatılan toplumsal rolleri, çocukların masumiyetlerini başarılı bir şekilde yansıtan ve içerisinde otobiyografik ögeler barındıran Nihan Kaya'nın hikâyeleri, hikâye çözümleme yöntemi ile tahlil edilecektir.With the announcement of the Tanzimat Edict, Westernization efforts began in the Ottoman Empire in every field, and as a result of these efforts, which were also reflected in the field of art, new literary genres emerged - starting with translated works. Genres such as newspapers, theater, novels, stories have entered Turkish literature, writers have both recognized Western literature and given the first examples of these genres during this period. In Turkish literature, which has the tradition of both written and oral storytelling, we first encounter modern story writing in the Tanzimat Period. The adventure of the story in Turkish literature begins with Muhayyelat written by Giritli Ali Aziz Efendi before the Tanzimat. Afterwards, it continues with Ahmet Mithat Efendi, Mehmet Celal, Nabizade Nazım and Samipaşazade Sezai. Nihan Kaya, a story and novel writer, was born on 1979 in Izmit. The author, who received her undergraduate education in English Language and Literature, continued her graduate education in the fields of psychology and comparative literature. Nihan Kaya, who also produces works in the field of psychology, has reflected her knowledge and experience on this subject to her literary works. Her first story, "Yedi Kontörlük Hayat", was published in Dergâh magazine in 2000, and her first novel, Gizli Özne, was published in 2003. Afterwards, the author, who published a story book called Çatı Katı in 2004, won the Turkish Writers' Union Short Story award with this work. In 2012, she published her second story book called Ama Sizden Değilim. Nihan Kaya, who started writing at an early age, is a writer who deeply feels the family and the environment in which she lives, thinks about the roles of men and women in society, feels sensitivity about the concept of children and reflects them in her literary works as a form of communication and expression. Nihan Kaya looks critically at the traditions of the country in which she lives, successfully explains through literature that women and children are excluded from society, forced to mold roles, oppressed under the dominance of social roles in a way that creates a sense of empathy in the reader. In the academic studies conducted to date, the scarcity of studies on the type of story draws attention. In particular, the lack of studies on contemporary storytellers has been one of the reasons that led us to this study. Nihan Kaya's storytelling contains significant themes in Turkish literature in terms of the subjects she deals with. The stories of Nihan Kaya, which successfully reflects the patriarchal social structure of the geography we live in, the social roles imposed on women, the innocence of children and contains autobiographical elements, will be analyzed with the method of story analysis

    ELEKTRONİK JAKARLI DOKUMA MAKİNELERİNDE KUMAŞ ENİNE GÖRE OPTİMUM JAKAR YÜKSEKLİĞİNİN BELİRLENMESİ

    No full text
    Bu çalışmada, jakarlı dokuma makinelerinde ağızlık yüksekliğinin kumaş eni boyunca uniform dağılımı için gerekli jakar kulesi yüksekliğinin belirlenmesine yönelik geometrik bir analiz gerçekleştirilmiştir. Harniş kablolarının platin yatağından harniş tablasına kadar olan eğimli yolu, jakar yüksekliğinin önemli bir tasarım parametresi olduğunu göstermiştir. Yapılan analizlerde, farklı kumaş enleri (20-200 cm) için jakar yüksekliğinin (25-200 cm) ağızlık geometrisine etkisi incelenmiştir. Yapılan analizler, ağızlık yüksekliğinin uniform dağılımı için jakar kulesi yüksekliğinin kumaş eni ile doğrudan ilişkili olduğunu ve kumaş enine göre optimum değerlerde seçilmesi gerektiğini göstermiştir. Bu geometrik analiz, 192 kancalı ve maksimum 67,5 cm dokuma enine sahip bir elektronik jakarlı numune dokuma makinesinin tasarımında kullanılmıştır. Her kancaya 5 harniş bağlanarak toplamda 960 çözgü ipliğinin kontrolü sağlanmıştır. Geliştirilen prototipte 67,5 cm dokuma eni için jakar kulesi yüksekliği 120 cm olarak belirlenmiş ve merkezden en uzak noktadaki ağızlık yüksekliği 4,31 cm olarak hesaplanmıştır. Bu çalışmada sunulan geometrik analiz ve tasarım parametreleri, farklı kumaş enlerinde çalışacak jakarlı dokuma makinelerinin tasarımında temel alınabilir

    HELAL GIDA TÜKETİMİ MÜSLÜMAN GÖÇMENLER İÇİN DİNİ BAŞA ÇIKMA STRATEJİSİ OLABİLİR Mİ? ABD'DE YAŞAYAN MÜSLÜMAN TÜRKLER ÖRNEĞİ

    No full text
    This study investigates the psychological functions of halal food consumption habits among Muslim Turkish individuals living in the United States. The aim of the research is to examine the role of halal food consumption in helping Muslim Turkish immigrants overcome potential challenges they face in a foreign cultural environment. A qualitative methodology was employed, and a phenomenological approach was adopted to focus on participants' experiences regarding their halal food consumption habits. The sample consisted of 13 participants, including 9 women and 4 men, who reside in the United States and voluntarily agreed to participate in the study. Participants were deliberately selected from diverse socio-economic and cultural backgrounds. A semi-structured interview technique was used during the data collection process. Interview questions were designed to address halal food consumption habits, religious values, identity formation processes, and coping strategies encountered during the integration process. The interviews were conducted face-to-face and online, and the data obtained were analyzed using descriptive analytical techniques. The findings of the study show that halal food consumption serves as an important coping mechanism for participants to deal with loneliness, alienation, and cultural adaptation difficulties by establishing a connection based on religious and cultural paradigms. The results of the study reveal that halal food consumption goes beyond a mere religious obligation and functions as a type of religious coping strategy to deal with the challenges of being a migrant. Additionally, it is understood that halal food consumption is a manifestation of participants' efforts to strengthen and maintain their identities in a new social context. In conclusion, the research findings emphasize that halal food consumption not only enables individuals to fulfill their religious practices but also contributes positively to their psychological resilience and identity preservation processes.Bu çalışma, Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşayan Müslüman Türk bireylerin helal gıda tüketim alışkanlıklarının psikolojik işlevlerini araştırmaktadır. Araştırmanın amacı, helal gıda tüketiminin Müslüman Türk göçmenlerin yabancı kültürel bir ortamda karşılaştıkları potansiyel zorlukların üstesinden gelmedeki rolünü incelemektir. Araştırmada nitel bir metodoloji kullanılmış ve katılımcıların helal gıda tüketim alışkanlıklarına ilişkin deneyimlerine odaklanmak için fenomenolojik bir yaklaşım benimsenmiştir. Örneklem, Amerika Birleşik Devletleri'nde ikamet eden ve çalışmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden 9 kadın ve 4 erkek olmak üzere 13 katılımcıdan oluşmaktadır. Katılımcılar bilinçli olarak farklı sosyo-ekonomik ve kültürel geçmişlerden seçilmiştir. Veri toplama sürecinde yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Görüşme soruları, helal gıda tüketim alışkanlıkları, dini değerler, kimlik oluşum süreçleri ve entegrasyon sürecinde karşılaşılan başa çıkma stratejilerini ele alacak şekilde tasarlanmıştır. Görüşmeler yüz yüze ve çevrimiçi olarak gerçekleştirilmiş, elde edilen veriler betimsel analitik tekniklerle analiz edilmiştir. Çalışmada elde edilen bulgular, katılımcıların deneyimleri çerçevesinde, helal gıda tüketiminin, bireylerin dini ve kültürel paradigmalara dayalı bir bağ kurarak yalnızlık, yabancılaşma ve kültürel uyum zorluklarıyla başa çıkmalarında önemli bir başa çıkma mekanizması olarak hizmet ettiğini göstermektedir. Çalışmanın sonuçları, helal gıda tüketiminin salt dini bir yükümlülüğün ötesine geçerek göçmen olmaktan kaynaklı zorluklarla başa çıkmak için bir tür dini başa çıkma stratejisi işlevi gördüğünü ortaya koymaktadır. Ayrıca, helal gıda tüketiminin katılımcıların yeni bir sosyal bağlamda kimliklerini pekiştirme ve sürdürme çabalarının bir tezahürü olduğu anlaşılmaktadır. Sonuç olarak araştırma bulguları helal gıda tüketiminin bireylerin sadece dini pratiklerini yerine getirmelerine değil, aynı zamanda psikolojik dayanıklılıklarını ve kimliklerini koruma süreçlerine de olumlu katkı sağladığını vurgulamaktadır

    Intolerance of Uncertainty and Psychological Flexibility Predict Worry in Young Adults

    No full text
    Bu araştırma üniversite mezunu genç yetişkin bireylerin endişe, belirsizliğe tahammülsüzlük ve psikolojik esneklik düzeylerinin demografik değişkenlerle olan ilişkisini incelemeyi ve katılımcıların endişe düzeylerinin değişkenler açısından yordanmasını hiyerarşik regresyon analiziyle test etmeyi amaçlamıştır. İlişkisel araştırma yöntemiyle gerçekleştirilen bu araştırmanın örneklemi toplam 425 genç yetişkin bireyden (339K, 86E) oluşmaktadır. Araştırmanın verileri COVID-19 pandemisi döneminde Demografik Bilgi Formu, Penn Eyalet Endişe Ölçeği, Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği ve Kabul ve Eylem Formu-II kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, araştırma değişkenlerinin arasındaki ikili ilişkiler incelendiğinde üç değişkenin de birbiriyle yüksek düzeyde anlamlı ilişkisinin olduğu; katılımcıların endişe düzeylerinin, cinsiyete, aile aylık gelir düzeyine göre anlamlı farklılık gösterirken yaşa ve aktif çalışma durumuna göre anlamlı bir farklılık göstermediği; üç aşamalı modelle yapılan hiyerarşik regresyon analizi sonucunda ise katılımcıların endişe düzeylerini cinsiyet, belirsizliğe tahammülsüzlük ve psikolojik esneklik değişkenlerinin birlikte yordadığı ve bu değişkenlerden endişeyi en iyi açıklayan değişkenin toplam varyansa sağladığı %39,5'lik katkıyla belirsizliğe tahammülsüzlük olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Son olarak araştırmadan elde edilen bulgular tartışılıp yorumlanarak sonraki çalışmalar için öneriler sunulmuştur.This research purposed to examine the relationship among worry, intolerance of uncertainty, and psychological flexibility levels of young adult individuals with a university degree and their demographic features, and to test the prediction of participants' worry levels in terms of these variables using hierarchical regression analysis. The sample of this correlational research consisted of 425 young adults (339F, 86M). The data of the study were obtained using the Demographic Information Form, the Penn State Worry Questionnaire, the Intolerance of Uncertainty Scale, and the Acceptance and Action Questionnaire-II during the COVID-19 pandemic period. The results of the study revealed that there were significant high-level relationships among the research variables. While participants' worry levels showed significant differences based on gender and monthly family income, they did not show significant differences based on age and current employment status. The hierarchical regression analysis conducted using a three-step model revealed that participants' worry levels were jointly predicted by the variables which gender, intolerance of uncertainty, and psychological flexibility, with intolerance of uncertainty contributing the most, explaining 39.5% of the total variance in worry. Lastly, the findings of the study were discussed and interpreted, and recommendations were provided for future studies

    Madde Bağımlılığında Çeşitli Süreçleriyle Zorunlu Askerlik Dönemini Anlamak: Nitel Bir Araştırma

    No full text
    Madde kullanımı, kullanılan maddenin türüne ve miktarına bağlı olarak kişinin yaşamında çeşitli ve tekrarlı sorunlar oluşturan bir durumdur. Askerlik ise Türkiye’de 20 yaşını doldurmuş erkeklerin hukuki olarak yerine getirmek zorunda oldukları bir yükümlülüktür. Dolayısıyla madde kullanıcıları için askerlik deneyimi, bağımlılık dinamikleri açısından özel bir öneme sahip olabilmektedir. Bu çalışmanın amacı Türkiye’de 20 yaş üstü erkeklerin yasal yükümlülükleri olan askerlik sürecinin, bir madde kullanıcısı açısından nasıl deneyimlendiğini anlamak ve askerliğin bağımlılık dinamikleriyle nasıl ilişkilendiğini keşfetmektir. Çalışmada askerliğini yapmış 8 madde kullanıcısı bireyin deneyimleri üzerinden askerliğin madde kullanımı dinamikleriyle nasıl ilişkilendiği, nitel araştırma desenine uygun olarak ele alınmıştır. Ulaşılan sonuçlar 9 tema altında tasnif edilmiştir. Buna göre askerlik süreci, bağımlı ve ailesi açısından kullanımı sonlandırmak için bir fırsat dönemi olarak görülürken askeriye ortamındaki zorunlu sosyalleşme ve yoğun stres faktörü kullanıcıları askeriyede kullanıma tetikleyici unsurlar olarak belirlenmiştir. Diğer yandan kullanım davranışı bilinen askerlere yönelik üstleri/komutanları tarafından destekleyici bir tutumun geliştirildiği bildirilirken olası olumsuz sonuçlar açısından kullanıcıların risk unsuru olarak değerlendirildiği ve buna uygun görevlere verildiği anlaşılmıştır. Askeriyedeki denetim sisteminin kullanımı zorlaştırmasına karşın verilen görevlerin suiistimal edilerek kullanım davranışının sergilenmesine yönelik girişimlerin olduğu aktarılmıştır. Sonuç olarak askerlik sürecinin, bir madde kullanıcısı açısından ayırıcı dinamiklere sahip olduğu anlaşılmakla birlikte bu durumun bağımlılıkta tedavi ve mücadele programlarında dikkate alınması önerilmektedir

    Role of therapeutic landscapes and emotional experiences in the relationship between water-based recreational experiences, well-being, and environmental behaviors

    No full text
    Water areas (WA) can potentially promote well-being (WB), but there exists a paucity of research on the positive effects and role of water-based recreational experiences (WBRE). In an attempt to fill the gap in the literature, this study proposes a model to determine how WBRE can affect WB. Thus, this study investigates the role of therapeutic landscapes (TL) and emotional experiences (EE) in the relationship between WBRE, WB, and environmental behaviors (EB). Data are obtained from a total of 491 participants who previously had WBRE through the questionnaire method. This study finds that the variables had significant and positive relationships with each other. More specifically, it reveals a moderating role of TL in the relationship between WBRE and EE; a mediating role of EE in the relationship between WBRE and WB. The model analysis yields that EE have no effect on EB, and also that EE are not a mediating variable in the relationship between WBRE and EB.conducted in accordance with academic ethical principles. The authors would like to express their heartfelt gratitude to Professor Medet Yolal for his insightful comments and valuable suggestions that greatly contributed to the improvement of the dissertation. Professor Yolal played a key role in the planning and supervision of the study. Following his passing, he is respectfully listed as one of the authors in recognition of his meaningful contributions. He will always be remembered with admiration and gratitude. May he rest in peace

    An experimental study about unreinforced masonry panels strengthening with CFRP: Out-of-plane failure

    No full text
    This study presents an experimental investigation into the out-of-plane behavior of unreinforced masonry (URM) panels strengthened with carbon fiber-reinforced polymer (CFRP) strips. Motivated by the widespread collapse of masonry walls observed during the 2023 Kahramanmaras, earthquakes, the research aims to evaluate the effectiveness of various CFRP configurations in enhancing structural performance under out-of-plane loading. A total of ten medium-scale masonry panels were tested under monotonic three-point bending, including a control specimen and nine strengthened specimens featuring different numbers of strips (one, two, and full-wrap) and layer configurations (one, two, and three layers). Key parameters such as load-carrying capacity, displacement at peak load, initial stiffness, energy dissipation, and strain behavior were measured and analyzed. Results demonstrate that CFRP strengthening significantly improves the out-of-plane resistance of masonry panels, with full-wrap and multi-layered configurations yielding the most pronounced gains. While debonding was the dominant failure mode in limited-strip specimens, full-wrap specimens reached the compressive capacity of the brick units before failure, indicating strong bond performance. The study also discusses the implications of scale, absence of anchorage, and limitations associated with monotonic loading. Findings contribute valuable insights into the development of practical and efficient CFRP-based retrofitting strategies for seismic risk mitigation in existing masonry structures

    The Analysis of The Impact of Companies' Logistics 4.0 Awareness on Digital Transformation and Logistics Capabilities

    No full text
    Çalışmada Lojistik 4.0 farkındalığının belirlenebilmesi ve bu farkındalığın işletmelerin dijital dönüşümü ile lojistik yeteneklerine olan etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. İstanbul Ticaret Odası taşımacılık ve lojistik hizmetleri komitesinde yer alan işletmelere amaca yönelik örnekleme yöntemi ile anket formu ulaştırılmış 401 kişiden geri dönüş alınmıştır. Lojistik 4.0 farkındalığının dijital dönüşüm üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu bulunmuştur. Lojistik 4.0 farkındalığının alt boyutları olan iş modeli ürün ve hizmetler, süreç yönetimi, bilgi sistemleri altyapısı ve değerlendirme değişkenlerinin dijital dönüşüm üzerinde anlamlı etkileri olduğu ancak pazarlama müşteriye ulaşma değişkeninin dijital dönüşüm üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığı belirlenmiştir. Lojistik 4.0 farkındalığının aynı zamanda lojistik yetenekler üzerinde de anlamlı bir etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Lojistik 4.0 farkındalığının alt boyutlarının lojistik hizmet farklılıklarına ve lojistik inovasyona etkisi incelendiğinde, pazarlama müşteriye ulaşma ve süreç yönetiminin lojistik hizmet farklılıklarına anlamlı bir etkisi olmadığı ancak lojistik inovasyona etkisi olduğu görülmüştür. Diğer yandan, iş modeli ürün ve hizmetler, bilgi sistemleri altyapısı ve değerlendirme değişkenlerinin lojistik hizmet farklılıklarına anlamlı bir etkisi olduğu ancak lojistik inovasyona etkisi olmadığı sonucuna varılmıştır. Çalışma, işletmelerin lojistik 4.0 farkındalığının hem dijital dönüşüm süreçlerini hızlandırmada hem de lojistik yeteneklerin geliştirilmesinde kritik bir rol oynadığını ortaya koymaktadır. Araştırma, dijitalleşmenin yalnızca teknolojik bir yenilik değil, aynı zamanda işletmelerin lojistik yeteneklerini geliştirip rekabet avantajı elde etmede stratejik bir araç olduğuna vurgu yaparak teorik ve metodolojik bir katkı sunmaktadır.The study aims to determine the awareness of Logistics 4.0 and examine its impact on businesses' digital transformation and logistics capabilities. A survey was distributed to businesses in the Istanbul Chamber of Commerce's transportation and logistics services committee using a sampling method, and 401 responses were received. It was found that Logistics 4.0 awareness has a significant impact on digital transformation. The sub-dimensions of Logistics 4.0 awareness—business model products and services, process management, information systems infrastructure, and evaluation variables—were found to have significant effects on digital transformation. However, the marketing and customer outreach variable did not have a significant effect on digital transformation. It was also concluded that Logistics 4.0 awareness has a significant effect on logistics capabilities. When examining the impact of the sub-dimensions of Logistics 4.0 awareness on logistics service differentiation and logistics innovation, it was found that marketing and customer outreach, and process management had no significant effect on logistics service differentiation, but did affect logistics innovation. On the other hand, business model products and services, information systems infrastructure, and evaluation variables were found to have a significant effect on logistics service differentiation but no effect on logistics innovation. The study highlights that businesses' awareness of Logistics 4.0 plays a critical role in both accelerating digital transformation processes and developing logistics capabilities. The research contributes theoretically and methodologically by emphasizing that digitalization is not only a technological innovation but also a strategic tool for businesses to enhance their logistics capabilities and gain a competitive advantage

    Determination of the piezoelectric properties of wood, the variation of electrical potential in living trees, and its effects on their physiological properties

    No full text
    Bu çalışmada, ahşap malzemelerin ve dikili ağaçların elektriksel potansiyel özellikleri çok boyutlu bir perspektifle ele alınmıştır. Araştırmada; ahşabın fiziksel özelliklerinin, ahşap anatomisinin, mikroskobik ve makroskobik faktörler ile ahşap kusurlarının piezoelektrik davranış üzerindeki etkilerinin yanı sıra dikili ağaçlarda elektriksel potansiyelin oluşum dinamiklerinin ve bu potansiyel üzerindeki coğrafi faktörler ile fitohormonların rolünün anlaşılması hedeflenmiştir. Çalışmada, ahşap malzemelerde basınç altında oluşan piezoelektrik etki incelenmiş; dikili ağaçlarda ise, bir yıl boyunca gözlemlenen elektriksel potansiyel değişimleri analiz edilmiştir. Elde edilen veriler, farklı ahşap malzemeler ve dikili ağaçlardaki elektriksel potansiyel varyasyonlarını açıklamak amacıyla istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda, ahşap malzemelerin piezoelektrik davranışları üzerine yapılan incelemelerde, ahşaptaki rutubet oranının kritik bir etken olduğu tespit edilmiştir. En iyi piezoelektrik performans, lif doygunluk noktası üzerindeki rutubet seviyelerinde, 5000N kuvvet uygulanarak hazırlanan 3×3×9 cm boyutlarındaki kavak numunelerinde elde edilmiştir. Vrms değerlerinin, rutubet artışı ve kuvvet etkisiyle genel olarak yükseldiği, ancak belirli bir kuvvet seviyesinden sonra plato yaparak düşüşe geçtiği belirlenmiştir. Lif doygunluk noktası üzerindeki rutubette yoğun tekstür alanlarında piezoelektrik yanıtın zirveye ulaştığı saptanmıştır. Lif kıvrıklığının piezoelektrik davranışı %19,7 oranında etkilediği görülmüştür. Kristallik derecesinin piezoelektrik etkinin oluşumundaki rolü, toplam varyansın %37'sini açıklayacak kadar önemli bulunmuştur. Ayrıca, ultimate analiz sonuçları, azotun piezoelektrik performans üzerinde (%98,98) belirgin bir etkiye sahip olduğunu işaret etmiştir. Ahşap malzemelerde budaklı yapının, ahşabın piezoelektrik özellikleri üzerinde belirgin bir olumsuz etkisi olduğu, toplam varyansın %78,29'unu açıklayarak elektriksel yanıtı ciddi şekilde azalttığı ortaya konulmuştur. Dikili ağaçların elektriksel potansiyel davranışları üzerine yapılan analizlerde, coğrafi ve çevresel faktörlerin etkileri incelendiğinde, elektriksel potansiyel ile çevresel faktörler arasındaki en güçlü ilişki, negatif bir korelasyon ile toprak sıcaklıklarında (%27–29) gözlemlenmiştir. Aylık değişimler (%22,92) ve ağaç türleri (%19,70), elektriksel potansiyel üzerinde belirgin etki sergilemiş, sıcaklık ve ayların etkileşimi en yüksek katkıyı (%22,33) sağlamıştır. Daha kapsamlı çalışmayla dikili ağaçların fitohormonlar ve coğrafi faktörlere bağlı olarak gösterdiği elektriksel potansiyel davranışları incelendiğinde, hormonların Vrms üzerindeki etkilerinin çevresel faktörlere bağlı olarak değişkenlik gösterdiği ve bu ilişkinin doğrusal olmayan bir yapıya sahip olduğu ortaya konmuştur. Sıcaklık, güneşlenme şiddeti, güneşlenme süresi ve toprak sıcaklığı gibi çevresel faktörlerin; özellikle ABA, IAA ve Z gibi fitohormonlar üzerinde baskılayıcı bir etki yaratarak Vrms üzerinde negatif etkiler oluşturduğu belirlenmiştir. Güneşlenme şiddetinin artışıyla stres ve büyüme hormonları seviyelerinde %40'tan fazla azalma olduğu gözlemlenmiştir. Bununla birlikte, yağışın tüm hormonlar ve elektriksel potansiyel üzerindeki pozitif etkisi, nemli koşulların hormonal dengeyi ve piezoelektrik performansı desteklediğini ortaya koymuştur. Hormonlar ile aylar arasındaki etkileşimin toplam varyansın %61'ini açıkladığı tespit edilmiştir. Hormonların Vrms üzerindeki etkisinin, mevsimsel olarak ilkbahar ve yaz aylarında odun hücrelerinin aktif büyümesiyle arttığı; buna karşın kış aylarında metabolik aktivitelerin azalmasıyla azaldığı görülmüştür. Bu çalışma, ahşap malzemelerin ve dikili ağaçların elektriksel potansiyel özelliklerini analiz ederek yenilenebilir enerji ve çevre dostu teknolojiler için stratejik bir temel oluşturmuştur. Bulgular, hem teorik literatüre katkı sağlamakta hem de pratik mühendislik uygulamaları için yol gösterici bir rehber niteliği taşımaktadır.In this study, the electrical potential properties of wood materials and standing trees were examined from a multidimensional perspective. The research aimed to understand the effects of the physical properties of wood, wood anatomy, microscopic and macroscopic factors, and wood defects on piezoelectric behavior, as well as the dynamics of electrical potential formation in standing trees and the roles of geographical factors and phytohormones in this potential. In the study, the piezoelectric effect induced by pressure in wood materials was examined, while the changes in electrical potential observed in standing trees over one year were analyzed. The obtained data were statistically analyzed to explain the electrical potential variations in different wood materials and standing trees. As a result of the research, it was determined that the moisture content in the wood was a critical factor in the studies on the piezoelectric behavior of wooden materials. The highest piezoelectric performance was observed with poplar specimens prepared at moisture levels above the fiber saturation point, using dimensions of 3×3×9 cm and subjected to a force of 5000 N. It was observed that the Vrms values generally increased with rising moisture content and force application but plateaued and subsequently declined beyond a certain force threshold. At moisture levels above the fiber saturation point, the piezoelectric response peaked in areas with dense texture. Fiber waviness was found to influence piezoelectric behavior by 19.7%. The degree of crystallinity played a significant role in piezoelectric activity, accounting for 37% of the total variance. Additionally, ultimate analysis results indicated that nitrogen significantly affects piezoelectric performance, contributing to 98.98%. It was also revealed that knots in wood structures negatively impact the piezoelectric properties, explaining 78.29% of the total variance and substantially reducing the electrical response. In analyses of the electrical potential behaviors of standing trees, the effects of geographical and environmental factors revealed that the strongest relationship between electrical potential and environmental factors was observed with soil temperatures, showing a negative correlation of 27–29%. Monthly variations (22.92%) and tree species (19.70%) exhibited significant influences on electrical potential, with the interaction of temperature and months providing the highest contribution (22.33%). Further comprehensive studies examining the electrical potential behaviors of standing trees about phytohormones and geographical factors demonstrated that the effects of hormones on Vrms varied with environmental conditions and exhibited a non-linear relationship. Environmental factors such as temperature, solar radiation intensity, solar exposure duration, and soil temperature exert suppressive effects, particularly on phytohormones such as ABA, IAA, and Z, which negatively impacts Vrms. Increased solar radiation intensity reduced stress and growth hormone levels by more than 40%. Conversely, precipitation positively affected all hormones and electrical potential, suggesting that humid conditions promote hormonal balance and enhance piezoelectric performance. The interaction between hormones and months accounted for 61% of the variance. The effect of hormones on Vrms was observed to increase during the spring and summer due to active growth in wood cells, while it decreased during the winter due to reduced metabolic activities. This study has analyzed the electrical potential properties of wood materials and standing trees, establishing a strategic foundation for renewable energy and environmentally friendly technologies. The findings contribute to the theoretical literature while serving as a guiding framework for practical engineering applications

    Assessment of Thermal and Electrical Conductivity Enhancements in PC-PBT Blends Reinforced with Hybrid MWCNT-GNP Nanofillers

    No full text
    This study aims to examine the improvement of thermal properties and electrical conductivity of PC-PBT blends through reinforcement with hybrid MWCNT-GNP nanofillers via melt-mixing. Differential scanning calorimetry (DSC) and thermogravimetric analysis (TGA) showed that the incorporation of nanofillers increased the crystallinity of the blends. On the other hand, a marginal decline in thermal stability was observed in the case of higher filler concentrations which was ascribed to the phase transitions within the polymer matrix. A conductive network was achieved with 5% wt. MWCNT-GNP weight fraction, and a notable reduction of 7 % was observed which was attributed to agglomeration effects. These findings reveal the importance of optimizing nanofiller concentration to achieve superior thermal and electrical performance in hybrid nanocomposites.TUBITAK [TUBIdot;TAK 1002-A, 1002-A]; [123M666]This research was supported by the TUB & Idot;TAK 1002-A project (grant no. 123M666) . The authors gratefully acknowledge the financial support provided by TUB & Idot;TAK

    1,215

    full texts

    12,212

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Bartin University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇