Uşak University Institutional Repository
Not a member yet
    4105 research outputs found

    OYUN TEMELLİ ÖĞRETİMİN İLKOKUL 4.SINIF ÖĞRENCİLERİNİN MADDENİNÖZELLİKLERİ ÜNİTESİNDEKİ ÖĞRENCİ BAŞARISI VE TUTUMLARINA ETKİSİ

    No full text
    Bu araştırma, Fen Bilimleri dersi “Maddenin Özellikleri” ünitesinde oyuntemelli öğretimin öğrenci başarısına ve derse yönelik tutumlarına etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya, 2019- 2020 eğitim-öğretim yılı, Manisa ili, Kulailçesi sınırları içinde yer alan bir resmi ilkokul 4.sınıfında öğrenim gören 62 öğrencikatılmıştır. Araştırma, ön test - son test ile kontrol gruplu deneysel modele göre desenlenmiş, veri toplama aracı olarak Maddenin Özellikleri Kavramsal Bilgi Testi ile Fen Bilimleri Dersi Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Maddenin Özellikleri Kavramsal Bilgi Testi kavram öğretiminin önemi vurgulanarak, kazanım ve kavram ile hedefdavranışların yer aldığı belirtke tablosuna uygun hazırlanmıştır. Deney grubunda, araştırmacı tarafından hazırlanan oyun temelli öğrenme tekniği ve oyun kartları konunun öğretimini destekleyici şekilde uygulanmıştır. Kontrol grubunda ise programda uygun görülen öğretim yöntemi kullanılarak Fen Bilimleri Öğretim Programı çerçevesinde uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Uygulama sonrasında elde edilen verilerin normal dağılıma uyup uymadığı, Shapiro-Wilks Testi ile kontrol edilmiştir. Öğrencilerin Akademik Başarı Testi ve Fen Bilimleri Dersi Tutum Ölçeğinden aldıkları puanlar arasında İlişkili Örneklemler T Testi, İlişkisizÖrneklemler T Testi, Wilcoxon Testi ve Mann-Whitney U Testi kullanılarakkarşılaştırmalar yapılmıştır. Etki büyüklüğü hesaplaması yapılarak grupların başarı düzeyleri karşılaştırılmıştır. Analiz sonuçlarına göre, deney ve kontrol grubu öğrencilerinin Maddenin Özellikleri Kavramsal Bilgi Testi son test puanları arasında deney grubu lehine anlamlı düzeyde fark olduğu belirlenmiştir. Oyun temelli öğretimin “Maddenin Özellikleri” ünitesi üzerindeki öğrenci başarısını arttırdığı veFen Bilimleri dersine yönelik tutumlarını olumlu yönde etkilediği belirlenmiştir

    Synthesis Of Ag-Doped Zno Nanomaterials For Dye Sensitized Solar Cells And Investigation Of The Optimum Ag Doping Rate

    No full text
    Silver (Ag) doped ZnO (SZO) nanomaterials were synthesized by hydrothermal method and characterized. ZnO nanostructures were doped with 0.0%, 0.5%, 1%, 1.5mol% Ag. These obtained SZO nanomaterials were analyzed using X-ray diffraction measurement (XRD), Scanning Electron Microscopy (SEM), and Energy Dissipative X-ray spectroscopy (EDX). The structural analysis confirmed the formation of synthesized SZO samples having a hexagonal ZnO wurtzite phase. The morphology of SZO samples changed partially and the ZnO nanorod length increased somewhat as the Ag doping ratio increased. Despite this increase, it was seen that the average crystal sizes first increased and then decreased. The crystallite sizes calculated from XRD data for 0.0, 0.5, 1.0 and 1.5mol% SZO were obtained as 41, 42, 38 and 37 nm, respectively. Ag doping concentration has increased the absorbance of SZO nanomaterials increased and the transmission decreased was observed. The band gap of the 0.0%, 0.5%, 1.0% and 1.5mol% SZO nanomaterials were measured 3.19, 3.18, 3.16 and 3.19 eV, respectively. Then dye sensitized solar cells (DSSCs) were fabricated using these SZO nanomaterials, Z907dye, N719 dye and examined their photovoltaic performances. The calculated efficiencies of DSSCs fabricated using Z907 dye for 0.0%, 0.5%, 1.0% and 1.5mol% SZO were 0.005, 0.51, 0.46 and 0.22%, respectively. Then the calculated efficiencies of DSSCs fabricated using N719 dye for 0.0%, 0.5%, 1.0% and 1.5mol% SZO were 0.06, 0.17, 0.07 and 0.06%, respectively. In both works, DSSCs with ZnO film doped with 0.5mol% SZO showed the best photovoltaic performance. Consequently, these results indicated that the synthesized SZO nanomaterial for DSSCs of the optimum ratio of Ag doping is 0.5mol% clearly

    ULUSLARARASI GENEL ORTAÖĞRETİM SERTİFİKA (IGCSE) PROGRAMINA AİT MATEMATİK SINAVI BAŞARI DÜZEYLERİNİN BAZI DEĞİŞKENLERE GÖRE İNCELENMESİ

    No full text
    Bu çalışmada 11. Sınıf öğrencilerinin IGCSE programı Matematik sınavı başarı düzeylerinin bazı değişkenlere göre incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, Uşak ili merkezinde bulunan tüm devlet liselerindeki 11. Sınıfta öğrenim görmekte olan 963 öğrenci ile yapılmıştır. Çalışmada mevcut durum olduğu gibi ortaya konulmak istendiği için nicel araştırma modellerinden tarama deseni kullanılmıştır. Araştırmanın verileri IGCSE programı 2016 yılı Haziran ayı Matematik dersi 1. Oturum sınavı ile elde edilmiştir. Sınav 20 sorudan oluşmakta olup Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı 0,922 olarak hesaplanmıştır. Öğrencilerin matematik sınavı başarı puanlarının cinsiyet ve Destekleme ve Yetiştirme kursuna katılım durumu değişkenlerine anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği bağımsız grup t-testi; okul türü, alan tercihleri, anne ve baba eğitim durumlarına göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği ise ANOVA testi kullanılarak belirlenmiştir. Anlamlı bulunan farklılıklarda kaynağın ne olduğunun belirlenmesinde ise Bonferroni testinden faydalanılmıştır. Bu süreçte SPSS-26.0 programı kullanılarak analiz yapılmıştır. Analizler sonucunda 11. Sınıf öğrencilerinin matematik sınavı başarı puanlarının cinsiyete göre farklılık göstermediği; kurs katılım gösteren öğrencilerin matematik sınavı başarı puanlarının ise anlamlı farlılık göstererek daha yüksek olduğu görülmüştür. Okul türü, alan tercihleri, anne ve baba eğitim durumları ile matematik sınavı başarı puanları arasında anlamlı farklılıklar görülmüştür. Literatür incelendiğinde ise lise düzeyinde IGCSE sınavı kullanılarak yapılmış bir araştırma ile karşılaşılmamış olması bu araştırmanın sonuçlarının önemini artırmaktadır

    HİKÂYE ANLATICILIĞININ YARATICI HİKÂYE YAZMA BECERİSİNİN GELİŞİMİNE KATKISI

    No full text
    Bu çalışmanın amacı, hikâye anlatıcılığı tekniklerinin ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin yaratıcı hikâye yazma becerisinin gelişimine katkısını araştırmaktır. Eylem araştırması ile desenlenen bu çalışma, 2019-2020 eğitim-öğretim yılı birinci döneminde Uşak il merkezindeki bir ilkokulda, dördüncü sınıf 15 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Uygulama öncesinde alan yazın taranmış, müfredatta yer alan ilkokul dördüncü sınıfa yönelik kazanımlar ve etkinlikler incelenmiş, ilkokul dördüncü sınıf öğretmenliği yapan ya da yapmış olan sınıf öğretmenleri ile yaratıcı hikâye yazma becerisine dair görüşme yapılmıştır. Elde edilen verilerin ardından araştırmacı tarafından yaratıcı hikâye yazma becerisini geliştirmek amacıyla hikâye anlatıcılığı teknikleri hazırlanmıştır. Uygulama süreci araştırmacı tarafından yürütülmüş olup öğrencilerin yaratıcı hikâye yazma becerisine yönelik gelişimlerini belirlemek amacıyla ön test, son test ve kalıcılık testi puanları belirlenmiştir. Uygulama sonrasında ise öğrenci görüşleri alınarak ve uygulama süresince gözlem yapılarak süreç derinlemesine incelenmiştir.Elde edilen verilere göre, öğrencilerin yaratıcı hikâye yazma becerisi ön test puan ortalaması ile son test puan ortalaması arasında 60,8 puanlık bir fark bulunmuştur. Bu bulguya göre hikâye anlatıcılığı tekniklerinin öğrencilerin yaratıcı hikâye yazma becerisine katkı sağladığı söylenebilir. Ayrıca yapılan analizler sonucunda, ön test puanları yüksek olan öğrencilerin son test puanları yüksek, ön test puanları düşük olan öğrencilerin son test puanlarının da düşük olduğu tespit edilmiştir. Çalışma grubunun, son test ve kalıcılık testi puan ortalamalarının arasında ise 9,68 puanlık bir fark bulunmuştur. Bu bulgular, yaratıcı hikâye yazma becerisini geliştirmede, çeşitli alt becerileri ve elemanları içeren hikâye anlatıcılığı tekniklerinin etkili olduğunu göstermektedir. Uygulama sonrası yapılan görüşmede ise öğrencilerin hikâye anlatıcılığı tekniklerine ve uygulama sürecine dair olumlu tutum sergiledikleri belirlenmiştir. Öğrenciler; hayal dünyalarını geliştiren, eğlenceli olan, farklı türde etkinlikleri içeren hikâye anlatıcılığı tekniklerinin yaratıcı hikâye yazmayı kolaylaştırdığını düşünmektedirler. Öğrencilerin, en çok duyulara hitap eden, canlandırma ve resim yapmayı içeren tekniklerden hoşlandıkları belirlenmiştir. Ayrıca çalışma grubu; duyuları daha iyi tanıma, hayal gücünü keşfetme ve kullanma, olayları farklı bakış açısıyla değerlendirme, zihinde canlandırma, yaratıcı düşünme ve yaratıcı bir hikâye yazma sürecinde detayları kullanma, hikâyeyi zenginleştirmeye katkı sağladığı için teknikleri faydalı bulmuşlardır. Yapılan gözlemler, öğrenci görüşlerini destekler niteliktedir. Öğrencilerin uygulama sürecinde, hikâye dinleme aşamasından zevk aldıkları; uygulama sayısı arttıkça yaratıcı hikâyeler yazmaya yönelik motivasyonlarının arttığı gözlemlenmiştir. Yine tekniklere yönelik uygulamalar yapıldıkça öğrencilerin yaratıcı hikâyeleri daha rahat biçimde yazdıkları görülmüştür. Sonuç olarak kapsamlı bir süreci barındıran yaratıcı hikâye yazma becerisini geliştirmede, öğrencilerin gelişim özellikleri dikkate alınarak hazırlanan hikâye anlatıcılığı teknikleri etkilidir

    İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNDE RİSK DEĞERLENDİRMESİ: UŞAK ÜNİVERSİTESİ YEMEKHANESİNDE BİR UYGULAMA

    No full text
    Çalışma hayatında teknolojik ve bilimsel gelişmelerle birlikte iş sağlığı ve güvenliği önemli bir konu haline gelmiştir. Çalışma ortamından veya işin yürütümünden kaynaklanan tehlike ve risklerin belirlenmesi iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesinde büyük yer tutmaktadır. Yemekhane ortamı iş sağlığı ve güvenliği kapsamında incelenmesi gereken çalışma alanlarındandır. Yemekhane alanlarında fiziksel, biyolojik, ergonomik, kimyasal ve psikolojik açıdan birçok tehlike ve risk mevcuttur. Yoğun iş yükü ve hızlı çalışma yapılan yemekhane sektöründe iş sağlığı ve güvenliği açısından ortaya çıkan problemlerin belirlenmesi ve gerekli tedbirlerin alınması amacıyla yapılan bu çalışma da tehlike ve risklerin belirlenmesi için risk değerlendirmesi yapılmıştır. Risk değerlendirmesi ile iş sağlığı ve güvenliğine yönelik alınması gereken önlemler 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çerçevesinde değerlendirilmiştir. Bu araştırmada risk analiz yöntemi olarak L tipi matris metodu kullanılmıştır. L tipi matris metodu ile birlikte yemekhane ortamındaki tehlike ve riskler belirlenerek risk düzeylerine göre önleyici tedbirler belirlenmiştir. Yapılan çalışma kapsamında iş sağlığı ve güvenliği çalışmalarına öneriler sunulmuştur

    BİYOKOMPOZİT ÜRETİMİNDE BİTKİSEL TABAKLANMIŞ DERİ ATIKLARININ KULLANIM POTANSİYELİNİN ARAŞTIRILMASI

    No full text
    Polimer matrisli kompozitler sahip oldukları hafiflik, kolay işlenebilme ve iyi korozyon direnci gibi avantajları sebebiyle birçok endüstriyel uygulamada tercih edilmektedir ve birçok polimer esaslı malzemenin üretiminde yaygın olarak petrol ve doğalgaz gibi fosil kaynaklardan sentezlenen “geleneksel” petrokimyasal polimerler kullanılmaktadır. Ne var ki bu tür polimerlerin sentezlenmesi ve oldukça yoğun bir biçimde kullanımı ciddi bir çevresel yüke sebep olmaktadır. Fosil kaynaklara bağımlı olan geleneksel polimerlerin kullanımı, azalan petrol rezervlerinin etkisiyle sürdürülebilirliğin sağlanması noktasında endişeleri de artırmaktadır. Endüstriyel üretimde bir diğer önemli konu, döngüsel ekonomi kapsamında atıkların bertaraf edilmesi veya depolanması yerine ikincil hammaddeler olarak yeniden kullanılması ve katma değer sağlanmasıdır. Bu amaçlar doğrultusunda tez çalışması kapsamında sürdürülebilir ve çevre dostu yeni bir biyokompozitin üretimi araştırılmıştır. Biyokompozitlerin takviye fazında bitkisel tabaklanmış deri tıraş atıkları, matris fazında ise şeker kamışı gibi yenilenebilir bir kaynaktan elde edilen yüksek yoğunluklu biyopolietilen (BiyoPE) kullanılmıştır. Literatür incelendiğinde BiyoPE’nin çeşitli takviye malzemeleri ile biyokompozit üretiminde değerlendirildiği fakat deri atığı takviyeli herhangi bir biyokompozit çalışmasının bulunmadığı görülmüştür. Bu açıdan bakıldığında tez çalışması; bir yandan endüstriyel bir atığın yeniden kullanımına diğer yandan biyopolimer kullanılarak çevre dostu yeni bir biyokompozitin üretimine odaklanmıştır. Bu çalışmada kullanılan matris ve takviye malzemeleri, herhangi bir uyumlaştırıcı veya bağlayıcı kimyasal madde ilave edilmeden, termo-kinetik karıştırıcı vasıtasıyla çeşitli oranlarda karıştırılmıştır ve ardından ısıtma üniteli hidrolik pres kullanılarak biyokompozit üretiminde değerlendirilmiştir. Üretilen biyokompozit örneklerinin mekanik, termal ve morfolojik özellikleri yapılan testler ile belirlenmiş ve literatürdeki benzer çalışmalar ile karşılaştırılmıştır. Biyokompozitlerin termal analizlerinden elde edilen sonuçlar, deri atığı takviyesinin saf BiyoPE’nin bozunma sıcaklığını öteleyerek termal kararlılığını artırdığını ve 200°C’lere kadar kabul edilebilir kütle kayıpları sergileyerek kompozit üretimi için elverişli olduklarını göstermiştir. Mekanik testlerden elde edilen veriler ise, kompozitlerin çekme dayanımı ve kopma uzaması değerlerinin saf polimere göre düştüğünü fakat elastisite modülünün yükseldiğini ve bazı konsantrasyonlarda darbe dayanımının arttığını göstermiştir

    GERİ DÖNÜŞÜM İPLİKÇİLİĞİNDE KENEVİR LİFİ KULLANIMININ ARAŞTIRILMASI

    No full text
    Doğal kaynakların hızlı bir şekilde tüketilmesi, sentetik üretim faaliyetleri ve plastik atık sorunlarına ilişkin çevresel farkındalıkların ve küresel ölçekte çevre sorunlarının artması sebebiyle ekolojik ve sürdürülebilir üretime yönelen dünyada, doğal kaynaklardan elde edilen hammaddeler endüstride son zamanlarda büyük ilgi görmektedir. Bütün bunlar araştırmacıları, yenilenebilir malzemeler ve alternatif enerji elde etmek için çevresel sürdürülebilirlik kavramlarını geliştirmeye motive etmektedir. Geri dönüştürülebilir ve organik tekstil ürünlerine günümüzde artan talep göz önünde bulundurulduğunda, sentetik liflerin yerine alternatif lif arayışlarına gidilmesinin önemi anlaşılmaktadır. Böyle bir çerçeve içinde, birçok medeniyette yaygın olarak yer bulan kenevir liflerinin kullanımı, doğal, eski bir kaynağın zenginleştirilmesinin ilginç bir örneğini temsil etmektedir. Kenevir lifleri, yüksek mukavemetleri ve dikkat çekici özellikleri ile uzun zamandır tekstil ürünleri imalatında kullanılmıştır. Bu sebeple sentetik lifler yerine sak (gövde) liflerinin kullanılması hem ekolojik hem de ekonomik anlamda daha fazla yarar sağlayarak dışa bağımlılığı da büyük ölçüde azaltılacağı öngörülmektedir. Bu tez çalışmasında, geri dönüşüm iplikçiliğinde kenevir liflerinin kullanımı incelenmiştir. Mekanik işlem görmüş liflere, open-end iplikçiliğinde işlenebilir hale getirilmesi için alkali yıkama, ağartma ve yumuşatma işlemleri uygulanmıştır. İşlem sonunda liflerin FT-IR spektroskopisinde spektrumları alınarak kimyasal içerikleri incelenmiştir. Kotonize edilen lifler, geri dönüşüm pamuk ve poliester lifleri ile belli oranlarda ve partilerde harmanlanarak 4 farklı numarada 20 farklı numune elde edilmiştir. Numuneler belirli kalite testlerine tabii tutulmuş ve sonuçlar, kenevir liflerinin geri dönüşüm iplikçilinde kullanımının uygunluğunu göstermiştir

    Katılım Bankaları ve Türkiye’deki İlgili Muhasebe Mevzuatının İncelenmesi

    No full text
    Katılım bankalarına (ya da faizsiz finans kuruluşlarına) ilişkin mevzuatın geliştirilmesi, ekonomik dünyanın sınırsızlığının bir gerekliliğidir. Dünyadaki yüksek petrol arzını ve altın gibi değerli madenleri çoğunlukla elinde bulunduran İslam Ülkeleri ile ticaretin geliştirilebilmesi ve Türkiye’deki vatandaşların ve yatırımcıların çoğunluğunun dini inancının İslâmiyet olması, bankalarla çalışmak istemeyen insanların yatırımları için bir alternatif sunmayı gerektirmiştir. Dolayısıyla katılım bankalarının faaliyetlerinin yeterli ve işler düzeyde olması önem arz etmektedir. Katılım bankalarını geleneksel bankalardan ayıran en önemli özellik faizsiz olarak sadece kârdan elde edilen paydır. Bu kuruluşlarda faiz harici gelir elde etme ve müşterisine faizsiz gelir kazandırma özelliği olduğundan geleneksel banka mevzuatından farklı bir ölçüte ihtiyaç duyulmuştur. Çalışmamızda, katılım bankalarının gelişiminden, geleneksel bankalarla olan farklılıklarından ve konu ile ilgili literatürden bahsedilmiş ve faizsiz finans kuruluşları için muhasebe ve denetim mevzuatına değinilmiştir

    Yûnus Emre Dîvânı’nda Kıyâmet, Mahşer ve Âhiret Hayatı

    No full text
    Yûnus Emre mutasavvıf bir şairdir; dîvânında tasavvufun her yönü ile ilgili sözleri bulunabilmektedir. Bir taraftan da dinî hayatla ilgili konuları işlemiş olduğu da görülür; hatta o konuları çoğu zaman tasavvufî bir bakış açısıyla işlediği de bilinmektedir. Dîvânı okunurken onun dünyanın geçiciliği ve fânîliği, ölüm, ölüm sonrasında yapılanlar, kabir hayatı, kıyâmet, mahşer ve âhiret hayatı üzerinde çok durduğu hemen farkedilir. Kur’an-ı Kerim’de bir gün kıyâmetin kopacağı, bunun vaktinin bilgisinin sadece Allah indinde olduğu, vakti gelince sûra üflenmesi üzerine kıyâmetin kopacağı, kâinattaki her şeyin alt üst olacağı, bütün canlıların öleceği, sûra ikinci defa üflenmesi üzerine canlıların yerlerinden kalkarak dirileceği değişik âyetlerde anlatılmaktadır. Yine âyet-i kerîmelerde bu dirilişten sonra bütün insanların mahşer yerinde toplanacağı, herkesin amel defterlerinin kendilerine gösterileceği, dünya hayatında iman edip Allah’ın rızâsına uygun bir kulluk yaparak emrettiklerini yerine getirenlerin cennete; iman etmeyenlerin ve Allah’ın rızâsına uygun yaşamayanların ise cehenneme sürülecekleri söylenmektedir. Ondan sonra da âhiret hayatı başlayacaktır. Yûnus Emre’nin dünya hayatına, ölüme, kabir hayatına, kıyâmetin kopuşuna, mahşer gününe ve âhiret hayatına bakışı tam bir mü’min bakışıdır, Kur’an’da belirtilenlere paraleldir; hatta onun bu konuları genellikle tasavvufî alâkasından bağımsız işlediği de farkedilmektedir

    KARA HARDAL (Brassica nigra L.) BİTKİSİNİN DOKU KÜLTÜRÜ İLE IN VITRO ÇOĞALTIMI

    No full text
    Bu çalışmada, Cu akümülatörü olduğu tespit edilen Brassica nigra L. Diyarbakır, Ergani ve Station ekotipi ile metal akümülatörü olmayan Firma ekotipi’ nin in vitro koşullarda sürgün gelişimi ve kallus oluşumu için etkili bir protokol geliştirilmiştir. Kallus oluşumu ve sürgün gelişimi için 10 günlük yetişkin bitkilerden alınan nod eksplantları kullanılmıştır. En yüksek kallus oluşum yüzdesi (%100) 0,1 mg/L Benzilaminopürin (BAP) + 0,5 mg/L Naftalin asetik asit (NAA) (MS 2), 0.6 mg/L BAP 0.2 mg/L NAA (MS 7) içeren Murasige Skoog (MS) besin ortamlarında meydana gelirken, en yüksek sürgün rejenerasyon yüzdesi (%100) 0.6 mg/L BAP + 0.05 mg/L İndol bütirik asit (IBA) (MS 8), 0,2 mg / L IBA + 0,2 mg / L NAA (MS 10) ortamlarında gerçekleşmiştir. Eksplant başına en yüksek sürgün sayısı ise (3,25) ile 0.6 mg/L BAP + 0.05 mg/L IBA (MS 8) içerikli MS ortamında elde edilmiştir. MS ortamındaki eksplantlar 15 gün arayla alt kültüre alınmıştır. Eksplantlarda kök, gövde ve yaprak oluşumu meydana geldikten sonra, bu bitkiler toprağa aktarılmış ardından bitki büyüme odasına alınmış ve bir ay boyunca büyütülmüştür. Yapılan bu çalışmayla Brassica nigra' da genetik dönüşümün temelini oluşturan verimli ve güvenilir bir sürgün rejenerasyon protokolü geliştirilmiştir

    0

    full texts

    4,105

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Uşak University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇