Uşak University Institutional Repository
Not a member yet
4105 research outputs found
Sort by
The Role of Informal Value Transfer Systems in Money Laundering and Financing Terrorism: The Hawala System
Gayri Resmi Değer Transfer Sistemleri (Informal Value Transfer Systems-IVTS), fonların veya değerlerin belirli bir coğrafi bölgeyle ilişkisi olan kişisel bir ağ yoluyla bir bölgeden diğerine taşınmasına ilişkin finansal hizmetlerdir. IVTS dünya çapında yaygın bir sitemdir ve çeşitli meşru ve gayri meşru amaçlar için kullanılmaktadır. IVTS’lerin en yaygın türlerinden biri, kara para aklama ve terörizmin finanse edilmesiyle ilişkilendirilen ve dünya çapında geçerli bir ödeme yöntemi olan Hawala sistemidir. Başlangıçta Hawala ağları Asya'da yüzyıllar önce İpek Yolu boyunca seyahat eden tüccarlar için güvenli para transferleri sağlamıştır. Fakat 11 Eylül 2001'de ABD Dünya Ticaret Merkezi’ne yapılan terörist saldırılardan sonra Hawala uluslararası basında “terörizm için kurulmuş bir bankacılık sistemi”, bir “uluslararası yeraltı bankacılık sistemi” olarak tanımlanmıştır. Bu çalışmada Hawala’nın ortaya çıkışı ve istikrarını sağlayan yönetişim mekanizmaları açıklanmaktadır. Çalışmada bu sistemlerin meşru yönleri korunurken, yasadışı kullanımını sınırlandırmak için etkili düzenleyici politikaların nasıl geliştirilebileceğine odaklanılmaktadır
MOZAİKLERDE ANTİK DÖNEM ONARIMLARI
Mozaikler ilk oluşturulduklarından bu yana önemli bir süsleme öğesi
olmuşlardır. Bulundukları mekanlarda görsel şölen etkisi veren mozaikler,
kullanıldıkları dönem içinde çeşitli nedenlerle tahrip olmuşlar, bu tahribatın ardından
da çeşitli tekniklerle onarılarak kullanıma yeniden kazandırılmışlardır. Mozaiklerdeki
onarım izleri, sadece uygulanan teknik hakkında bilgi vermemekte, mozaik sanatının
dönemsel ya da bölgesel gelişimine dair ipuçları da barındırmaktadır. Bunlar dönem
insanlarının günlük yaşamları ve toplum düşüncesini yansıtan etkilerdir.
Antik dönem mozaik onarımları incelendiğinde, herhangi bir kural ya da
disiplin çerçevesinde yapılmadıkları fakat bir anlayış ve düşünce tarzıyla
uygulandıkları anlaşılmaktadır. Kullanımdan kaynaklı, bir felaket sonucu ve kasıtlı
tahribatlar sonucu hasara uğrayan mozaik döşemeler, farklı anlayışlar doğrultusunda
onarılmıştır. Onarımın boyutu, niteliği (uyumluluğu/uyumsuzluğu), çevre koşulları,
yapının niteliği, mozaiğin konumu, dönemin şartları gibi etkenler, onarımın niteliğini
belirleyen unsurlardır. Bunlar dışında özgün malzeme kullanımı, uygulanan yöntem
ve uygulama şekli de onarımın kalitesine doğrudan etki etmiştir. Bu onarım
uygulamaları, tercih ediliş nedenleri ve uygulama biçimlerindeki farklılıklarla birlikte
antik dönem restorasyon çalışmaları hakkında da önemli bilgiler verir.
Bu tez çalışması, erken dönem mozaiklerden geç dönem mozaiklere kadar,
onarım uygulamalarında bir bütünlüğün, stilin olup olmadığını anlamaya yönelik
bilgiler edilmesini amaçlamıştır
Fiscal Democracy in Turkey: A Research for 2010-2019 Period
Zorunlu kamu harcamalarını karşıladıktan sonra geriye kalan vergi gelirlerinin toplam vergi gelirlerine yüzdesini ölçen mali demokrasi indeksi, zorunlu harcamalar karşısında bütçe üzerindeki kontrolü, mali alanı ve hareket kabiliyetini yansıtmaktadır. Mali demokrasi indeksindeki artış kamunun mali manevra kabiliyetini arttırırken, konjonktüre göre daha hızlı ayarlama yapabileceğini göstermektedir. Ayrıca, mali demokrasi indeksindeki artış, vatandaşların kamu harcamaları konusunda daha çok söz sahibi ve bütçenin katılığının sınırlı olduğunu vurgulamaktadır. Geçmiş politika yapıcıların mali kararları zamanla vergi gelirlerini ve kamu harcamalarının katılığını etkilemiş ve birtakım harcamalar zorunlu hale gelmiştir. Benzer şekilde Türkiye’de de vergi gelirleri geçmiş dönem politikalarından etkilenirken bazı harcamaların yapılması zorunlu (katı) hale gelmiştir. Zorunlu harcamalardaki artış ise mali alanı daraltmakta ve bütçenin esnekliğini düşürmektedir. Bununla beraber, çalışmanın sonuçlarına göre Türkiye’de mali demokrasi indeksi pozitiftir. Yani, iradi harcamalar (mali alan) son yıllarda artmaktadır
CAGE Analizi Aracılığıyla Kadın Girişimciliği Üzerine Ülkelerarası Bir Çalışma: Çin ve Türkiye’den Kanıtlar
Global changes have advanced the understanding of entrepreneurship towards the embracement of gender, and, thereby, women entrepreneurship become more prominent. Yet, inadequate attention paid to women entrepreneurship in studies, especially in developing countries, also caused a blurry picture for rendering the practices of women entrepreneurs. For investigating policies and structures of developing countries regarding women entrepreneurship, some particular components, which are economic and non-economic, remained pivotal. Accordingly, this study aims to identify the idiosyncratic characteristics of two indicative developing countries, China and Turkey, for women entrepreneurship and evaluate them through the CAGE analysis aspects. The findings regarding both contexts contribute to the entrepreneurship literature, especially to the women entrepreneurship since it is at its infancy, and to the theories of social network and strong ties. Moreover, the implementation of the CAGE analysis advances the nascent knowledge on its usage in entrepreneurship through the evidences from women entrepreneurship. The presented approach and findings can be used as reference by potential entrepreneurs engaging in different countries and policy-makers
Income Inequalıty And Economıc Growth: An Econometrıc Analysıs Of Oecd Countrıes (2005-2018)
The aim of this paper is to explore how income inequality affects economic growth and to determine the other effects of income inequality. We used secondary data provided from the reports of the central banks of the OECD member countries and then subject them to trend analysis and 4 analysis methods, specifically; fixed effect regression method, random effect, Hausman-Taylor estimation and Arellano-Bond estimation. Based on empirical results we can conclude that income inequality, poverty rate and unemployment have significant effects on the economic growth of a country
ÜÇ BOYUTLU GEOMETRİK ŞEKİLLERİN SERAMİK FORM VE YÜZEYLERE UYGULANMASI
Kent yaşamında oldukça karşılaşılan, hatta çoğunlukla yaşamın içerisinden gelen, seramik çalışmalarda geometrinin kullanımı kent yapılaşmasında da karşımıza çıkmaktadır. Geometrik formların; silindir, küre, küp, üçgen prizma vb. sanatta bir araç olarak kullanılmaya başlanması süreci araştırmada incelenmiştir. Geometrik şekillerin seramik formlarla bir araya getirilmesinin nedeni olan modern kent kavramı bir araya getirilen geometrik formların seramik formlarla nasıl birleştirildiği ve bu konuda eleştirel çalışmaları olan sanatçılardan örnekler sunulmuştur. Bir araya getirilen geometrik formlar ile yapılan, çalışmada incelenen konular doğrultusunda geometrik formlar referans alınarak sanatçıların seramik uygulamalarına yer verilmiştir. Bu araştırmanın amacı seramik tarihinde önemli bir yere sahip ve yaşadığımız coğrafyada ortaya çıkmış olan ve buradan Anadolu, Avrupa’ya yayılarak büyük bir hayranlık kazandıran Seramik formların ve iki boyutlu çizimleri, seramik çamur üzerine kullanılan malzemelerin teknik özelliklerinin araştırılması ve yapılan uygulamalarla desteklenmesidir. Ülkemizde mevcut hammaddelerle, seramik çamuru ve matematiği kullanarak seramik formlara çevirmek bu nedenle konuyla ilgili olarak yapılan araştırma ve uygulama sonuçlarının, ileride çalışmak isteyen seramikçilere yardımcı bir kaynak olması amaçlanmaktadır.
Mimarinin tarihi ilk çağ medeniyetlerine kadar inmektedir. Tezin uygulamalarının yapıldığı malzeme olan seramik, ilk çağlardan günümüze kadar gelen, ilk zamanlar da yalnızca ihtiyaç amaçlı üretilen ve kullanılan şimdilerde ise ihtiyacın yanı sıra bir sanat nesnesi olarak da karşımıza çıkmaktadır. El ile şekillendirme yapılarak veya birçok farklı materyaller yardımıyla şekillendirilen pişmiş kilin genel ismidir. Seramik malzemesi kullanım amaçlı ve sanatsal amaçlar dışında mimari yapılarda önemli bir rol oynamıştır. Bu mimari yapılardaki eserler yorumlandıktan sonra 3 boyutlu hale dönüştürülerek bir sergi ortaya çıkarılmıştır.
Bugün hala kullanılan birçok teknik ve yöntem eski uygarlıklardan kalan metotlardır. Bu da eski Anadolu uygarlıklarının bugünkü seramik sanatının kökeninde ne denli bir önem taşıdığını göstermektedir. Seramik Sanatının tarihsel süreçten sıyrılması ve bugünün modern şekline bürünmesi ise bugünün seramik sanatçısı tarafından gerçekleştirilir.
Seramiğin bir malzeme, günlük kullanım eşyası ya da sadece bir zanaat dalı olarak varlık gösterme sınırlılığından sıyrılabilmesi zor bir süreç sonunda mümkün olmuştur.
Araştırma genel olarak tüm kaynaklar kullanılarak analiz edilmiştir. Anlatılmak istenilen bu ve bunun gibi yapıların sadece bir obje ya da ihtiyaç amaçlı yapılmasından ziyade bir sanat eseri olarak tanımlamak daha açıklayıcıdır. Bunun için de yapıları iyi analiz edip en belirgin özellikleri seçilip çizimleri yapılıp, daha sonrasında ise gerekli malzemeler belirlenerek ve üç boyutlu seramik formlarda uygulama yapılmıştır. Araştırmada yazılı kaynaklar ve yer yer elektronik kaynaklardan yararlanılmıştır. Araştırmada uygulanan teknik kalıp yöntemi ve elle şekillendirmedir
Nohut Üretiminde Sorun Olan Yabancı Otlar ve Kimyasal Mücadele Çalışmaları
Dünya nüfusundaki hızlı artış bir taraftan doğal kaynaklar ve çevre üzerinde tahribatlar oluştururken, diğer taraftan gıdaya ulaşma ve gıda güvenilirliği açısından sorunları gündeme getirmektedir. Yeterli ve kaliteli beslenmede önemli bir yeri olan, geniş adaptasyon yeteneğine sahip, birçok iklimde yetişebilme özelliği ile toprak isteği açısından seçici olmayan nohut yetiştiriciliğini sınırlandıran ve verim kayıplarına sebep olan faktörlerden biri de yabancı otlardır. Bu çalışmada nohut üretiminde sorun olan yabancı otların türleri ve kimyasal mücadele yöntemleri hakkında yapılan araştırmalar derlenmiştir. Bu bilgiler ışığında, tarımsal üretimde tüm kültür bitkilerinde olduğu gibi nohut üretim alanlarında da yabancı otlardan kaynaklı verim kayıplarının yadsınamaz olduğu, sorun olan türlerin erken dönemde teşhislerinin ve uygun mücadele/mücadele tekniklerinin uygun zamanda yapılması gerekliliği anlaşılmaktadır
7. SINIF KUVVET VE ENERJİ ÜNİTESİNDE TERS YÜZ SINIF MODELİ DESTEKLİ FeTeMM YAKLAŞIMINA DAYALI TASARLANAN ÖĞRENME ORTAMININ BAŞARI VE MOTİVASYONA ETKİSİ
Bu çalışmanın amacı, Ters Yüz Sınıf modeli destekli FeTeMM yaklaşımına dayalı 7. sınıf fen bilimleri dersi kapsamında tasarlanan öğrenme ortamının öğrencilerin akademik başarılarına ve fen bilimleri öğrenmeye yönelik motivasyonlarına etkisini ortaya koymaktır. Araştırma yarı deneysel desen kapsamında yürütülmüştür. Öğrenme ortamında gerçekleşen FeTeMM etkinlikleri seçilen bir deney grubunda küçük grup çalışmaları/işbirlikli, diğer bir deney grubunda ise bireysel olarak gerçekleştirilmiştir. Bu araştırma 2019-2020 eğitim öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Uşak ili Ulubey ilçesinde bulunan iki devlet ortaokulunda öğrenim gören 7. sınıf öğrencileriyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 7/A (deney-1 (işbirlikli) grubu, N=17), 7/B (deney-2 (bireysel) grubu, N=16) ve 7-C (kontrol grubu, N=15) sınıflarında öğrenim gören toplam 48 öğrenci oluşturmaktadır. Deney gruplarında Ters Yüz Sınıf Modeli destekli FeTeMM yaklaşımı ile kontrol grubunda ise fen bilimleri dersi öğretim programı çerçevesinde öğrenme ortamı tasarlanmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak, Kuvvet ve Enerji Başarı Testi, Fen Öğrenimine Yönelik Motivasyon Ölçeği ve bir görüş formu kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, başarı ve fen öğrenme motivasyonu değişkenleri çerçevesinde gruplar arasında deney grupları lehine anlamlı bir fark olduğunu göstermektedir. Sonuç olarak ters yüz sınıf modeli destekli FeTeMM yaklaşımına dayalı tasarlanan öğrenme ortamının başarı ve fen öğrenme motivasyonu üzerinde olumlu etkisi olduğu belirtilebilir. Bununla birlikte deney gruplarının kendi aralarında hem başarı hem de motivasyon değişkeni çerçevesinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark ortaya çıkmamıştır. Katılımcıların çoğu tasarlanan öğrenme ortamının öğrenmeyi kolaylaştırdığını ve derse katılımı teşvik ettiğini belirtmişlerdir. Küçük grup çalışmalarıyla FeTeMM etkinliklerini gerçekleştiren öğrencilerin büyük bir kısmının da işbirlikli çalışmaların daha fazla fikir üretme, yardımlaşma ve hedefe ulaşma gibi olumlu katkılarının olduğunu ifade ettikleri görülmektedir
Exergoeconomic analysis of photovoltaic thermal systems based on phase change materials and natural zeolites for thermal management
Conventional photovoltaic thermal (PVT) systems provide unstable thermal energy, which changes throughout the day. In PVT systems, phase change materials (PCMs) and heat storage materials could be used to make thermal energy more stable and provide longer-term thermal energy. In the present study, exergoeconomic analysis of PVT systems integrated with natural zeolites has been firstly carried out, and the results were compared with the results of PVT systems integrated with PCM and conventional one. PVT systems integrated with paraffin and stearic acid, common PCMs and conventional PVT systems were analyzed by specific exergy costing method, systems were compared exergoeconomically and suggestions were made to improve the economic performance of PVT systems. As a result of the analyzes conducted with 297 data obtained experimentally, the average energy efficiencies were calculated as 33%, 40%, 37% and 32% for paraffin, natural zeolite, stearic acid and conventional PVT system, respectively. Besides, average exergy efficiencies were 24%, 24%, 22% and 22% for paraffin, zeolite, stearic acid and conventional PVT system, respectively. The average entropy generation of the PVT based paraffin; natural zeolite, stearic acid and conventional one were found as 2.11, 2.29, 2.18 and 2.07 W K-1, respectively. According to the exergoeconomic analysis, specific exergy flow cost values were found as 0.206, 0.176, 0.204 and 0.206 euro kWh(-1) for the PVTs based on paraffin, natural zeolite, stearic acid and the conventional PVT. It was concluded that the natural zeolite-based PVT system was found as the best system exergoeconomically
DERİ SANAYİSİ ATIK SULARINDAN KROM-VI’NIN ÇEŞİTLİ KATI ADSORBENTLERLE GİDERİMİ
Deri sanayisi atık sularında, çevre üzerine toksik etkisi olan yüksek oranda Krom-VI bulunmaktadır. Bu çalışmada, deri sanayisi atık sularında Krom VI’nın farklı katı adsorbanlar kullanılarak giderimi incelenmiştir. Endüstriyel deri atık sularındaki Krom-VI konsantrasyonları gözönünde bulundurularak, değişik konsantrasyonlarda (20,40,60,80,100 ppm) Krom-VI çözeltileri hazırlanmıştır. Bu çözeltilerde uygun miktarlar alınarak, farklı katı adsorbanların (Pomza, zeolit, kırmızı çamur, granül aktif karbon ve toz aktif karbon) adsorbsiyon kapasiteleri test edilmiştir. Deneysel çalışmalarda, çeşitli parametreler incelenmiş, her defasında parametrelerden bir tanesi değiştirilerek, diğer tüm parametreler sabit tutulmuştur.
Deneysel ölçümlerden yararlanarak, Krom-VI giderimi üzerine etkin olan parametreler tespit edilmiş, ve kullanılan katı adsorbanlarında adsorbsiyon kapasiteleri tespit edilmiştir. Kullanılan adsorbanlar içinde Nevşehir Pomzası ve Isparta Pomzasının adsorpsiyon kapasiteleri düşük bulunmştur. Kırmızı çamur, Bigadiç zeoliti ve moleküler elek(4A)’nın adsorpsiyon kapasiteleri orta seviyede bulunmuş ve HCl ile aktivasyon işlemi sonrasında iyileştirilmiştir. Granül aktif karbon ve Toz aktif karbonun adsorpsiyon kapasiteleri incelenmiş, granül aktif karbonun adsorpsiyon kapasitesi iyi seviyede bulunmuş ve toz aktif karbonun adsorpsiyon kapasitesinin en iyi olduğu tespit edilmiştir. Granül ve toz aktif karbon deneysel verilerinin Freundlich ve Temkin izotermlerine iyi uyum sağladığı ve Langmuir izotermine kısmen uyum sağladığı görülmüştür.
Adsorpsiyon işleminin yalancı ikinci derece kinetiğe göre gerçekleştiği tespit edilmiş, yapılan hesaplamalardan, granül aktif karbon ve toz aktif karbon için ortalama aktivasyon enerjisi sırasıyla
45,0465 kJ/mol ve 31,0304 kJ/mol'dur. Adsorbsiyon işleminin denge parametreleri hesaplanmış, ....değeri negatif olarak, .... ve ..... değerleri pozitif olarak tespit edilmiştir