Uşak University Institutional Repository
Not a member yet
4105 research outputs found
Sort by
ŞAPHANE (AKDAĞ) DAĞI’NIN VEJETASYON COĞRAFYASI
Bu çalışma, Şaphane Dağı ve çevresinin vejetasyon coğrafyasını araştırmaya
dayanmaktadır. Saha ile ilgili çalışmalar olduğu halde tüm kütleyi kapsayan bir
çalışmanın olmaması bizi böyle bir araştırma yapmaya yönlendirmiştir. Botanikçiler
ve ormancıların Şaphane Dağı ile alakalı yaptıkları flora çalışmalarının yanı sıra
vejetasyon araştırmalarının eksikliği bu araştırma ile giderilmeye çalışılmıştır. Ayrıca
Şaphane Dağı’nın Akdeniz, İran-Turan ve Avrupa-Sibirya fitocoğrafya bölgelerinin
birbirlerine geçiş yaptığı ve bu flora bölgelerine ait bitkilerin bulunduğu kesimde yer
alması da araştırma sahası olarak seçilmesinde etkili olmuştur. Flora bölgelerinin
geçiş sahasındaki Şaphane Dağı bitki tür çeşitliliği bakımından oldukça zengindir.
Şaphane Dağı, Ege Bölgesi’nin İçbatı Anadolu Bölümü’nde Kütahya ili
sınırları içinde yer alır. Şaphane Dağı’nın yükseltisi 2120 metreye kadar çıkar
(Ulugedik Tepe). Murat Dağı’ndan (Kartaltepe, 2309 m) sonra İçbatı Anadolu
Bölümü’nün en yüksek ikinci dağı konumundadır.
Araştırma sahasındaki bitki kademelerindeki farklılaşmayı ortaya koymak
amacıyla nicel araştırma yöntemlerinden amaçsal örnekleme yöntemi kullanılmıştır.
3 bitki kesiti üzerinden incelemeler yapılmıştır. Arazi çalışmaları 2019 ve 2020
yıllarının Temmuz ayları içerisinde gerçekleştirilmiş.
iv
Dağlık kütle kuzeybatı-güneydoğu ekseninde uzanır. Gerek kuzeyden gerekse
güneyden eğim atımlı faylarla parçalanmıştır. Şaphane Dağı’nın güney yamaçlarında
eğim daha fazladır. Bu durum sahanın litolojik ve tektonik özellikleriyle yakından
ilişkilidir. Kütle, Paleozoik yaşlı metamorfik kayaçlar, Mesozoik zamanına ait
kalkerler ve ofiyolitler, Senozoik zamanına ait tortul ve volkanik formasyonlarla
örtülüdür.
Bitkilerin yetişme koşullarının başında iklim gelmektedir. İklim
elemanlarından sıcaklık ve yağış bitkilerin ekolojik şartlara uyumu için hayati önem
taşımaktadır. Çalışma sahasında kullanılan istasyonlarda yıllık ortalama sıcaklık
değerleri Uşak’ta 12,6 ⁰C, Simav’da 12,0 ⁰C, Gediz’de 12,8 ⁰C ve Emet’te
11,5⁰C’dir. Bu istasyonların yetişme dönemleri Uşak’ta 228 gün, Simav’da 227 gün,
Gediz’de 227 gün ve Emet’te 223 gün olarak tespit edilmiştir. Bitkilerin yetişme
şartlarından olan su, özellikle kurak ve yarı kurak sahalarda bitki hayatı ve tür
çeşitliliği için önem arz etmektedir. Yıllık ortalama yağış miktarı Uşak’ta 546,6 mm,
Simav’da 768,7 mm, Gediz’de 566,2 mm ve Emet’te 445,7 mm’dir.
Kahverengi orman toprağı, kireçsiz kahverengi orman toprağı, kestane rengi
topraklar, redzina topraklar, alüvyal ve kolüvyal topraklar dağlık kütlede yayılış
gösteren toprak tipleridir.
Şaphane Dağı’nda ekolojik şartların imkan verdiği bitki formasyonları orman
formasyonu, çalı formasyonu ve alpin bitkilerdir. Dağlık alanda en geniş yayılışa
sahip olan formasyon ormandır. Şaphane Dağı’nın kuzey ve batısında iklim ve
topografik şartlardan dolayı nemli-yarı nemli orman; güney ve doğusunda ise yağışın
düşük, sıcaklığın ve buharlaşmanın yüksek olması nedeniyle kuru orman gelişme
imkânı bulmuştur. Nemli-yarı nemli orman sınırlı alana sahip olup hâkim elemanını
Doğu kayını (F.orientalis) ve Avrupa kayını (F. sylvatica) oluşturur. Kestane
(Castenia sativa), Türk fındığı (Corylus colurna), gümüşî ıhlamur (Tilia tomentosa),
Titrek kavak (Populus tremula), çınar yapraklı akçaağaç (Acer platonoides), Kazdağı
akçaağacı (Acer hyrcanum subsp. keckianum) ise diğer nemli-yarı nemli ormanı
oluşturan türlerdir. Kuru ormanın yayılış gösterdiği sahalarda ise palamut meşesi
(Quercus ithaburensis), tüylü meşe (Quercus pubescens), saçlı meşe (Quercus
cerris), kızılçam (Pinus brutia) gibi bitkiler başlıca türleridir. Türkiye endemiği olan
v
Kasnak meşesi (Quercus vulcanica) çalışma sahasında görülen kuru ormanın bir
diğrer elemanıdır.
Vejetasyon bakımından çalışma sahasının kuzeyinde 900 m’lerde karaçamlar
(Pinus nigra), doğusunda 900 metrelerde meşeler (Quercus cerris, Quercus
ithaburensis), güneyinde 700 m’lerde kızılçamlar (Pinus brutia) ve batısında 950
metrelerde karaçamlar (Pinus nigra) orman toplulukları oluştururlar. Bilhassa dağın
güney ve doğusundaki alt kesimlerinde antropojenik etkilerden dolayı orman örtüsü
tahrip edilmiştir. Orman üst sınırı dağın kuzeyinde 1800-1850 m, güneyinde ise 1900
m’ye kadar çıkar. Daha üst kısımlarda ise alpin bitkiler kuşağı yer alır. 1800 m’den
sonra Juniperus communis subsp. nana kendini göstermeye başlar ve zirvelere kadar
çıkar. Cüce ardıçlar, alpin bitki kuşağının en geniş yayılışa sahip çalı türüdür. Geven
(Astragalus sp.), çoban yastığı (Acantholimon sp.) ve sığırkuyruğu (Verbascum sp.)
gibi otsu türler cüce ardıçlara eşlik ederler.
Çalışma sahasındaki hayvancılık faaliyetleri, tarımsal amaçlı tahribat, kaçak
kesimler, madencilik faaliyetleri, Saruhanlar köyünde geleneksel tahta kaşık yapımı,
taş ocaklarının varlığı ve bunun yanında orman yangınları bölgenin en önemli
sorunlarıdır.
Bu çalışmanın İçbatı Anadolu bölümünün ikinci en yüksek dağı olan Şaphane
Dağı’nın vejetasyon coğrafyası ve bitki formasyonlarıyla ilgili açığı kapatacağını
umut ediyoruz. Ayrıca Türkiye’nin relik ve endemik bitki varlığı hususuna katkılar
sağlayacağı kanaatindeyiz
Türkiye’deki Kuşaklar Arası Gelir Hareketliliği
This study presents a thorough review of the literature on intergenerational income mobility with a focus on the issues regarding consistent estimation of mobility correlations. In the light of the discussions, the intergenerational income association in Turkey is analyzed using OLS and IV estimation strategies. The sample is extracted from Household Budget Surveys and includes father-son and father-daughter pairs with either non-zero wages or non-zero earnings living in the same household in any of the years between 2003 and 2011. OLS and IV estimation strategies are shown to bound the true population mobility correlation from below and above; hence, resulting in a consistent interval estimate of intergenerational mobility. The true mobility correlations in the population are estimated to be in the range of (0.10, 0.51) for sons and (0.17, 1.00) for daughters. The large mobility correlations may call for government intervention to break the harmful income link across generations
PROBLEME DAYALI FEN ÖĞRENME ETKİNLİKLERİNİN ÜSTÜN VE ÖZEL YETENEKLİ ÖĞRENCİLER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİNİN BELİRLENMESİ
Bu araştırma, probleme dayalı fen öğrenme sürecinin üstün ve özel yetenekli öğrencilerin kavramsal öğrenmeleri üzerindeki etkisini ve öğrencilerin süreçteki problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerilerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada karma yöntem araştırma desenlerinden iç içe gömülü desen kullanılmıştır. Uşak Bilim ve Sanat Merkezinde 4.sınıfa giden destek eğitim grubundaki 22 üstün ve özel yetenekli öğrenciyle gerçekleştirilençalışma 8 hafta sürmüştür. Araştırmada veri toplama aracı olarak “Problem Çözmeye Yönelik Yansıtıcı Günlükler”, “Kavramsal Öğrenmeye Yönelik Görüşme Formu” ve “Probleme Dayalı Etkinlikler Hakkındaki Üstün ve Özel Yetenekli Öğrencilerin Görüşlerini Belirlemeye Yönelik Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu” kullanılmıştır. Öğrencilerin, probleme dayalı öğrenme uygulamaları sürecinde karşılaşılma sıklığına göre sırasıyla sorgulama, değerlendirme ve nedenlemeye ilişkin yansıtmalar yapabildikleri belirlenmiştir. Öğrencilerin çalışmalar sırasında genellikle problemi en kısa yoldan çözerek sonuca ulaşmak istedikleri, problem çözerken hangi işlemi neden yaptıklarını düşünmedikleri, geliştirme ve değiştirme çok az yaptıkları sonucuna ulaşılmıştır. Aynı zamanda veriler; probleme dayalı öğrenme uygulamalarının, üstün ve özel yetenekli öğrencilerin kavramsal öğrenme düzeylerini olumlu yönde geliştirdiğini göstermektedir. Probleme dayalı öğrenme uygulamalarının öğrencilerin alternatif kavramlarını gidermede de etkili olduğu belirlenmiştir. Probleme dayalı etkinlikler hakkında yapılan görüşmelerde ise, öğrencilerin genel olarak olumlu görüşlere sahip oldukları tespit edilmiştir. Bu görüşmelerde; öğrenciler günlük hayatta karşılaşabilecekleri olay ve durumlardan bahseden senaryoların ilgilerini çektiğini, probleme dayalı öğrenme yöntemiyle problem üretme ve çözme becerilerinin geliştiğini, grup çalışmasıyla iş birliği yapabilmeyi öğrendiklerini ve araştırma alışkanlığı kazandıklarını ifade etmişlerdir
Jenerik 1-1
Rusuh Jenerik Sayfası ve İçindekiler YAYINLAYAN KURUM VE SAHİBİ/PUBLISHING INSTITUTION AND OWNER Uşak Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi adına/ on behalf of Uşak University Faculty of Islamic Sciences Ali Yılmaz (Dekan/Dean) EDİTÖR/EDITOR IN CHIEF Mehmet Saki Çakır, Uşak Üniversitesi EDİTÖR YARDIMCILARI/ASSISTANT EDITORS Mustafa İbiş, Uşak Üniversitesi ∣ Okan Uzunöz, Uşak Üniversitesi EDİTÖRLER KURULU/EDITORIAL BOARD Halil Büyüksaka (Temel İslam Bilimleri Alan Editörü/Basic Islamic Sciences Field Editor), Mehmet Dallı (Felsefe ve Din Bilimleri Alan Editörü/Philosophy and Religious Studies Field Editor), Ferdi Karabulut (İslam Tarihi ve Sanatları Alan Editörü/Islamic History and Arts Field Editor), Sadık Seymen (Yabancı Dil Editörü/Foreign Language Editor) YAYIN KURULU/PUBLISHING BOARD Hüseyin Yaşar, Uşak Üniversitesi ∣ Sayın Dalkıran, Uşak Üniversitesi ∣ Zülfikar Güngör, Ankara Üniversitesi ∣ Hasan Aksoy, Hakkari Üniversitesi ∣ Nurullah Denizer, Uşak Üniversitesi ∣ Yusuf Eşit, Batman Üniversitesi ∣ Yakup Bıyıkoğlu, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi ∣ Yusuf Kabakcı, Uşak Üniversitesi ∣ Hüseyin Okur, Kocaeli Üniversites
KABİN EKİBİNİN MESLEKİ TÜKENMİŞLİK DÜZEYİNİN İNCELENMESİ: BİR ÖZEL HAVAYOLU ŞİRKETİ ÖRNEĞİ
Tükenmişlik, her meslek grubunda ortaya çıkabilecek psikolojik bir rahatsızlık olmakla birlikte özellikle hizmet sektöründe çalışan bireylerde daha sık görülebilmektedir. Havayolu şirketlerinin vitrini durumunda olan kabin ekiplerinin yüz-yüze hizmet vermeleri, emek yoğun çalışmaları, düzenli mesai kavramlarının olmayışı gibi etkenler bir takım sıkıntıları beraberinde getirmektedir. Tükenmişlik sendromunu yaşayan kabin ekibi çalışanlarının uçuşlarına katılmamaları, çalışırken işe odaklanamamaları, yolcuya verilen hizmetin düşük olması şirketler için de maliyet ve imaj kaybına neden olmaktadır. Bu çalışmada; kabin ekiplerinin tükenmişlik düzeylerinin ölçülmesi ve elde edilen sonuçların demografik faktörlere göre değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Verileri elde etmek amacıyla Maslach Tükenmişlik Envanteri kullanılmış ve Antalya’da faaliyet gösteren bir özel havayolu şirketinin kabin ekibi çalışanlarına anket çalışması uygulanmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre; gençlerin tükenmişlik düzeylerinin daha fazla olduğu, yaş ilerledikçe çalışanların duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve düşük kişisel başarı düzeylerinin azaldığı görülmektedir. Evli olan ve de çocuk sahibi olan işgörenlerin beklenenin aksine tükenmişlik alt boyutları anlamında etkilenmedikleri görülmektedir. Çalışma statüsü ile tükenmişlik alt boyutları arasında anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır
Eğitim Yönetimi Araştırmalarında Gömülü Teori Deseninin Kullanımına İlişkin Bir Değerlendirme
Bu araştırmada, nitel araştırma desenlerinden biri olan gömülü teori deseninin felsefi arka planı ile ön plana çıkan özellikleri incelenerek eğitim yönetimi alanındaki kullanımına yönelik bir bakış açısı geliştirmek amaçlanmıştır. Olgu ve olaylara doğrudan deneyimleyenlerin gözünden anlam verme olanağı sunan gömülü teori, pek çok kavram ve kuramın da kendi bağlamı içinde, mevcut disiplin çerçevesinde yeniden tanımlanmasına veya oluşturulmasına aracılık etmektedir. Disiplinlerarası pek çok bilim dalının olduğu gibi eğitim yönetimi alanının da kendi kavram ve kuramlarının geliştirilmesine gereksinim duyduğu gerçeği, bu araştırmanın çıkış noktasını oluşturmaktadır. Bu doğrultuda eğitim yönetimi alanın kendine özgü kuramlarının ortaya koyulmasına katkıda bulunacak gömülü teorinin eğitim yönetimi alanındaki kullanılabilirlik durumu incelenmeye değer görülmüştür. Araştırma kapsamında öncelikle gömülü teori deseni ve özellikleri ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. Ardından gömülü teorinin eğitim yönetimi alanında yapılan çalışmalarda kullanılabilirliğine ilişkin kuramsal bir tartışma yürütülmüştür. Gömülü teori deseninin, eğitim yönetimi alanında kullanımı, geçmişten geleceğe uzanan bir bakış açısıyla, alanın yöntembilimsel gelişimi dikkate alınarak tartışılmıştır. Araştırma sonucunda gömülü teori deseninin, eğitim yönetimi alanında kuram ve uygulama bütünlüğünün sağlanması ve alana özgü bir bilgi temeli oluşturulması sorunlarının her ikisi için de önemli çözümler sağlayacak bir araştırma deseni olduğu belirlenmiştir. Ayrıca gömülü teori deseninin, sosyal olgu ve olayların zamanla nasıl değiştiğine yönelik süreci açıklamaya yardımcı olarak eğitim yönetimi alanına katkı sağlayabileceği görülmüştür
Effects of rosmarinic acid in ovo injection in broiler hatching eggs treated with different formaldehyde fumigation on incubation results and post performance
Bu çalıĢmada; farklı oranlarda (F3x ve F4x) formaldehit dezenfeksiyonu uygulanan
etlik piliç kuluçkalık yumurtalarına yapılan in ovo besleme yöntemi ile rosmarinik asit
enjeksiyonunun kuluçka sonuçları ve çıkıĢ sonrası performans sonuçlarına etkilerini
incelemek hedeflenmiĢtir. Denemede toplam 720 tane Ross 308 döllü etlik piliç kuluçkalık
yumurtası kullanılmıĢtır. ÇalıĢmanın deneme deseni 2 ana grupta 4 muamele grubu (RK-
:
Uygulama yok, RK+,:0,5 ml izotonik su,R1: 0,5 ml 250 ppm‟lik rosmarinik asit ,R2: 0,5 ml
500 ppm‟lik rosmarinik asit) ve her muamele grubunda 3 tekerrür olacak Ģekilde
oluĢturulmuĢtur. Enjeksiyon iĢlemi kuluçkanın 18. gününde yumurtaların küt tarafından
hava keseleri belirlenerek hava kesesinin yanından 18 mm derinliğe amniyon sıvısına
enjekte edilmiĢtir. Kuluçka iĢlemini tamamlanmasının ardından her muamele grubundan
çıkıĢ yapan civcivlerden yeterli sayıda ve toplamda 240 adet civciv deneme kümesine
aktarılmıĢtır. Civcivler 6 hafta boyunda yetiĢtirilmiĢ ve bu süreçte hayvanların geliĢim
performansları hakkında veriler toplanmıĢtır.
Sonuç olarak, formaldehit fumigasyon dozunun (F3x, F4x) geç dönem ölümleri (%)
ve kuluçka randımanı (%) üzerine etkisi istatistik olarak önemli tespit edilmiĢtir. (P<0,05).
Rosmarinik asit in ovo enjeksiyonunun çıkıĢ ağırlığı (g) ve kuluçka randımanı (%) üzerine
etkisi istatistik olarak önemli olduğu tespit edilmiĢtir (P<0,05). Formaldehit fumigasyon
dozunun ve rosmarinik asit in ovo enjeksiyonunun deneme sonu canlı ağırlığına etkisi
istatistik açıdan önemli saptanmıĢtır (P<0,01). Rosmarinik asit in ovo enjeksiyonunun
ii
deneme sonu yemden yararlanma oranına etkisi istatistik olarak önemli bulunmuĢtur
(P<0,01). Formaldehit fumigasyon dozunun (F3x, F4x) erkek ve diĢilerde karaciğer ağırlığı
üzerine etkisi istatistik açıdan önemli bulunmuĢtur (P<0,05)
DİŞ HEKİMLİĞİ FAKÜLTESİNİN İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ YÖNÜNDEN İNCELENMESİ: RİSK DEĞERLENDİRMESİ ÖRNEĞİ
Sağlık Bakanlığı Sağlıkta Kalite Standartları kriterlerinde önemli bir yere sahip olan risk yönetimi hasta, hasta yakını, ziyaretçi, çalışan, tesis ve çevre güvenliği ile hastanede sunulan hizmetlere ilişkin tanımlanan diğer risklerin önlenmesi veya kaynağında mücadele edilerek en az seviyeye indirilmesi açısından yol gösterici olmaktadır. Sağlık sektörü karmaşık yapılı bir sektör olduğundan ve riskler birimlere özgü olabileceğinden risk analizi yaparken hangi metodun kullanılmasının daha doğru olduğunu bilmek ve buna yönelik analizler yapmak önemli bir adımdır.
Yaptığımız bu çalışmada iki çeşit risk analiz metodu kullanarak hangi yöntemin daha kullanılabilir olduğunu görmek ve risklerin iki metot arasında ne kadar farklı derecelenebileceğini tespit etmek için L tipi matris ve Fine Kinney Metodu birlikte kullanılmıştır. Yapılan değerlendirmede elde edilen veriler sonucunda belirlenen 47 risk L tipi Matris metoduna göre değerendirildiğinde, 15’i önemli düzeyde, 30’u orta düzey, 2’si tolere edilebilir risk; Finne Kinney metoduna göre hesaplandığında ise 9’u olası, 14’ü önemli, 12’si esaslı ve 12’si tolere edilemez risk belirlenmiş ve bunlara neden olan tehlikeler tespit edilerek her risk için alınması gereken önlemler belirtilmiştir Belirlenen riskler ve önerilen önlemler dikkate alındığında yapılacak olan iyileştirmeler hasta ve çalışan güvenliğinde önemli olumlu sonuçlar sağlayarak hizmet kalitesinin de arttırılmasında önemli rol oynamaktadır
Bazı Çeltik Çeşitlerinde Toksik Düzeyde Demir İçerikli Tam Besin Çözeltisi Uygulamasının Taze Yapraklarda Glutatyon Redüktaz ve Askorbat Peroksidaz Aktiviteleri Üzerine Etkisi
Bu çalışmanın amacı, bazı çeltik çeşitlerinde toksik düzeyde demir içerikli tam besin çözeltisi uygulamasının taze yapraklarda glutatyon redüktaz ve askorbat peroksidaz aktiviteleri üzerine etkisini belirlemektir. Kum kültüründe yetiştirilen çeltik çeşitlerine demir sülfat (FeSO4.7H2O) formunda; I) 0, II) 45 µM Fe (yeterli Fe), III) 3.50 mM Fe (toksik Fe), IV) 3.50 mM Fe (toksik Fe + bentonitli ortam) şeklinde olmak üzere dört farklı muamele uygulanmıştır. Toksik demir düzeyinde (3.50 mM Fe) yetiştirilen çeşitler arasında taze yaprakta askorbat peroksidaz enzim aktivite değeri en yüksek çeşidin Ronaldo çeşidi olduğu; buna karşın, en düşük çeşidin ise Edirne çeltik çeşidi olduğu görülmektedir. Toksik demir düzeyinde yetiştirilen çeşitlerden glutatyon redüktaz aktivitesi en yüksek çeltik çeşidinin Osmancık-97 çeşidi olduğu; buna karşın, en düşük çeşidin ise Biga İncisi olduğu tespit edilmiştir
UŞAK İLİ NOHUT (Cicer arietinum L.) EKİM ALANLARINDA SORUN OLAN YABANCI OTLARIN, YABANCI OT SORUNLARININ VE HERBİSİTLERİN ETKİNLİĞİNİN BELİRLENMESİ
Yeterli ve kaliteli beslenmede önemli bir yeri olan, geniş adaptasyon yeteneğine sahip, birçok iklimde yetişebilme özelliği ile toprak isteği açısından seçici olmayan nohut yetiştiriciliğini sınırlandıran ve verim kayıplarına sebep olan faktörlerden biri de yabancı otlardır. Bu çalışmada; Uşak ili nohut ekim alanlarında yabancı otların tür, yaygınlık ve yoğunluklarının belirlenmesi amacıyla survey çalışması, üreticilerin yabancı otlarla mücadelede bilgi ve deneyimlerinin belirlenmesi amacıyla anket çalışması ile bazı çıkış öncesi ve çıkış sonrası herbisitlerin yabancı otlar ve nohut üzerine olan etkilerinin belirlenmesi amacıyla tarla çalışması yer almıştır. Survey sonucunda nohut ekim alanında belirlenen yabancı otlar içerisinde % 84 rastlama sıklığıyla Convolvulus arvensis L. ilk sırada yer alırken; üreticilerin % 54’ü bitki koruma sorunları içerisinde yabancı otların önemli bir sorun olduğunu belirtirken, % 87,40’ı narin yabani yulaf (Avena barbata Pott ex Link subsp. barbata), % 46,60’ı yabani hardalı (Sinapis arvensis L.) en önemli türler olarak ifade etmişlerdir. Deneme alanında, Amaranthus retroflexus, Chondrilla juncea, Chenopodium album ve Polygonum aviculare yoğun olarak görülen türler olarak kaydedilirken, türlerin kontrolünde çıkış öncesi ve çıkış sonrası herbisitler ve dozlarına bağlı olarak farklılıklar elde edilmiştir