Uşak University Institutional Repository
Not a member yet
4105 research outputs found
Sort by
Possible sleep and awake bruxism, chronotype profile and TMD symptoms among Turkish dental students
It was hypothesized that an individual's chronotype profile has an effect on the performance of work or study tasks. Dental students have to cope with both academic and clinical workloads, and the latter requires extra concentration. The first aim was to evaluate the association of sleep bruxism (SB) and awake bruxism (AB) with sleep related items, temporomandibular disorder (TMD) complaints, and chronotype profile; the second aim was to evaluate the association between complaints of TMD and chronotype profile among dental students. The present cross-sectional descriptive study involved 218 dental students whose ages ranged between 18 and 30 years. In order to gather data, students were required to respond to a questionnaire, which aimed to evaluate possible SB and possible AB occurrence and demographics, sleep-related items and complaints of TMD. For the assessment of the chronotype profile, the morningness-eveningness questionnaire (MEQ) was used. The chi-square test, the Mann-Whitney U test, and t-test analyses were performed to evaluate the factors associated with SB, AB and chronotype profile. The frequency of self-reported SB was 25.2% and AB was 28.9%. The prevalence in the eveningness profile who reported possible AB was 45.3%, while it was 24.2% in intermediate individuals and 18.8% in the morningness profile. An association was also found between possible AB and eveningness chronotype profile (p = .009). No association was found between other temporomandibular joint (TMJ) pain and noise and chronotype profiles (p > .05). An association was found between possible AB and eveningness chronotype profile but no association was found between possible SB and chronotype profile. Moreover, complaint of TMD (face, head, neck pain) was observed particularly in students with an eveningness profile
EVALUATION OF PULMONARY EMBOLISM IN THE PACE OF COVID-19
Background: To investigate the prevalence and clinical and laboratory characteristics of the cases with pulmonary embolism (PE) in the pace of coronavirus disease-2019 (COVID-19).
Materials and methods: COVID-19 patients' records were retrospectively scanned from the hospital's automation system and recorded on patients' files.
Results: Of 1452 COVID-19 patients, 17 (1.2%) were diagnosed with PE. Compared cases with PE with controls, it was seen that mean age was higher (p=0.036), male gender was prominent (p=0.016), patients presented with dyspnea symptoms further (p<0.001), while O2 saturation measured at room air on admission was lower (p=0.002). In PE patients, glucose (p=0.007), D-dimer (p<0.001), C-reactive protein (p<0.001) and ferritin levels (p=0.002) were higher than controls. In Receiver-Operator Characteristics analysis, the cut-off value of D-dimer in predicting PE was found to be 4211 ng/mL (p<0.001). COVID-19 patients were diagnosed with PE median five (min:max=0: 36) days after hospitalization. Additionally, PE patients were found to have longer hospitalization time (p<0.001), the requirement for caring in the intensive care unit (p<0.001), and intubation (p=0.001), and non-invasive mechanical ventilation (p<0.001) in more patients, compared to controls. Mortality rates were similar in both groups, with three and 106 deaths in PE and control groups, respectively. Lower-extremity Doppler ultrasonography was performed in 196 patients, and thrombi were detected in the femoral vein in four patients, also presenting with PE.
Conclusions: Even if there is no embolism without any obvious clinic of PE in all cases with COVID-19, such cases should be screened for PE in the presence of significant D-dimer elevation
A systematic review of the use of gamification in flipped learning
Flipped learning is considered an increasingly common strategy along with some drawbacks. Gamification has the significant potential to deal with the drawbacks. This study presents a systematic literature review on the use of gamification in flipped learning research. To demonstrate its effectiveness clearly, the only empirical research was covered related to this topic. The Web of Science, Scopus, Wiley Online Library, ERIC and Science Direct databases were surveyed and a total of twenty two articles were selected for the review. The findings reveal that adding game elements into a flipped classroom yields higher motivation, participation and better learning performance. Yet there is insufficient evidence to generalize the results. It is also found that the platforms, Moodle and Kahoot, are the most preferred platforms and points, badges and leaderboards are the most used game elements for gamification
β-HİDROKSİ AMİN TABANLI KALİKS[4]AREN LANGMUİR-BLODGETT İNCE FİLMLERİN KARAKTERİZASYONU VE ORGANİK BUHAR DUYARLILIK ÖZELLİKLERİ
Bu tez çalışmasında β-hidroksi amin tabanlı kaliks[4]aren (NHDACx) maddesi kullanılarak, Langmuir-Blodgett (LB) ince film tekniği ile tek ve çok katlı ince filmler üretilmiştir. Katı alttaş olarak kuartz cam, kuartz kristal ve altın kaplı cam yüzeyleri seçilmiş ve su yüzeyinde bulunan NHDACx molekülleri katı yüzey üzerine transfer edilmiştir. NHDACx LB ince filmleri Ultraviyole-Görünür Bölge Spektroskopisi, Kuartz Kristal Mikrobalans(KKM) ve Yüzey Plazmon Rezonans (SPR) teknikleri ile karakterize edilmiştir. NHDACx LB ince filmleri altın kaplı cam yüzey üzerine kaplandıktan sonra üç farklı zararlı organik buhara (diklorometan, aseton ve benzen) maruz bırakılmıştır. Sonuçlar NHDACx LB ince film maddesinin oda sıcaklığında sensör maddesi olarak kullanılabileceğini göstermiştir. Aynı zamanda, NHDACx LB ince film sensörünün diklorometan buharına olan tepkisinin diğer zararlı organik buharlara karşı olan tepkisinden daha çok olduğu görülmüştür
FEN BİLGİSİ ÖĞRETMEN EĞİTİMİNDEKİ ÇEVRİMİÇİ ÖZ, AKRAN VE ÖĞRETİM ELEMANI DÖNÜTLERİNİN AMAÇ, İŞLEV VE SUNUŞ YOLU AÇISINDAN ZAMANLA DEĞİŞİMİNİN İNCELENMESİ
Bu araştırma, Web-Tabanlı Otantik Değerlendirme Sisteminde (Web-ODS) Fen Bilgisi öğretmen adaylarına sunulan öz, akran ve öğretim elemanı dönütlerinin; amaç, işlev ve sunuş yolunun zamanla nasıl değiştiğini belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada durum çalışması desenlerinden “boylamsal iç içe geçmiş tek durum deseni” kullanılmıştır.
Araştırmada kullanılan veriler; 18 Fen Bilgisi öğretmen adayının (N=18) Öğretmenlik Uygulaması dersi kapsamında işledikleri Fen bilimleri dersi video kayıtlarının değerlendirilme sürecinde; Web-ODS’de sunulan öz, akran ve öğretim elemanı dönütlerinden oluşmaktadır. Verilerin analizi sürecinde; öz, akran ve öğretim elemanı dönütlerinin “amaç, işlev sunuş yolu” kategorileri açısından incelenmesi için geliştirilen “Dönüt Kontrol Listesi” kullanılmıştır. Sunulan dönütler “amaç, işlev ve sunuş yolu” ana kategorileri altında 14 alt kategoride incelendikten sonra kullanılma sıklıklarına göre frekans ve yüzdelik değerler hesaplanmıştır.
Elde edilen bulgular, Fen Bilgisi öğretmen adaylarına sunulan çevrimiçi öz, akran ve öğretim elemanı dönütlerinin; (i) “amaç” kategorisi açısından çoğunlukla “Hedef ve Performans” odaklı olduğu ve zamanla önemli bir değişimin meydana gelmediğini, (ii) “işlev” kategorisi açısından öz dönütlerin süreç boyunca genellikle “Doğrulayıcı dönüt”, akran dönütlerinin çoğunlukla “Ayrıntılı ve Doğrulayıcı dönüt” türünde olduğunu ve öğretim elemanı dönütlerinin ise “Düzeltici dönüt” türünden süreç içerisinde “Yapılandırmacı dönüt” türüne doğru bir eğilimin oluştuğunu ve (iii) “sunuş yolu” açısından öz, akran ve öğretim elemanı dönütlerinin büyük bir kısmı “Yönlendirici” yollarla verilirken süreç içerisinde “Kolaylaştırıcı” sunulma yoluna doğru bir eğilim oluştuğu belirlenmiştir. Çalışmanın sonuçları; çevrimiçi sistemlerde kullanılacak değerlendirme araçlarının asenkron ortamlarda tartışılarak yapılandırılmasının, pilot değerlendirme uygulamaları yapılmasının ve dönütler üzerinden kurulacak etkili iletişim süreçlerinin, çevrimiçi dönütlerin niteliği üzerinde önemli bir katkısı olduğunu ortaya koymuştur
YİYECEK VE İÇECEK SEKTÖRÜNDE GÖSTERİŞÇİ PAYLAŞIM SÜRECİ VE BU SÜRECİ ETKİLEYEN FAKTÖRLERİN İNCELENMESİ
Yiyecek ve içecekler kapitalist sistemin, dijitalleşmenin etkisiyle prestij, statü, güç göstergesi olarak sembolleştirilebilmektedir. Yiyecek ve içecek sektörü gerek bireylerin fizyolojik ihtiyaçları sebebiyle gerek gösterişçi tüketim faaliyetleri sebebiyle dünyada gittikçe büyüyen bir gelir kaynağıdır. Sektörün pazarlama faaliyetlerini daha etkin olarak yapabilmeleri amacıyla gösterişçi paylaşım eğilimi üzerinde etkisi olabileceği düşünülen gösterişçi tüketim, itkisellik, gösterişçi tüketim yeniden satın alma ve kişilik tipleri arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Çalışmada veri toplama tekniği olarak nicel araştırma deseni kapsamında anket yöntemi kullanılmıştır. Türkiye genelinde kolayda örnekleme metoduyla 412 kişiye pandemi dolayısıyla online platformalar aracılığıyla anket çalışması yapılmıştır. İnceleme amacıyla SPSS 19 paket programı ile çoklu regresyon, çoklu korelasyon, t-testleri, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) testleri yapılmıştır. Çalışma sonucunda gösterişçi paylaşım eğilimi üzerinde gösterişçi tüketim ve gösterişçi tüketim yeniden satın alma eğiliminin anlamlı bir etkiye sahip olduğu, itkisel satın alma eğiliminin ise anlamlı bir etkiye sahip olmadığı görülmüştür. Gösterişçi paylaşım eğilimi A B kişilik tiplerine göre anlamlı bir farklılık göstermemiştir
BURDUR MÜZESİ’NDE BULUNAN ANADOLU SELÇUKLU DÖNEMİ SİKKELERİ
Sikkeler, uygarlık tarihi boyunca ait olduğu devletin tarihine, dini inancına, sanat anlayıĢına, ekonomisine, sosyal ve kültürel hayatına dair bilgilere ıĢık tutan tarihi birer vesika niteliğinde olup, adına darp yapılan hükümdarın gücünü de göstermiĢlerdir. Sikke, devletlerin her döneminde iktidarın/hükümdarın maddi ve kültürel sembolü olma özelliği taĢımıĢtır. Tarihi bir hazine olan sikkeler, aynı zamanda ihtiva ettikleri yazılar, motifler, darp edildikleri dönemin inanıĢ biçimini, Ģekillerini ve üslubunu da yansıtırlar. Birçok bilgiyi ortaya çıkararak Ģahısların ve olayların aydınlatılmasında da önemli rol oynarlar.
Burdur Müzesi‟nde bulunan Anadolu Selçuklu Dönemi sikkelerini ele alan bu çalıĢmada, müzenin depo bölümünde muhafaza edilen Ġslamî sikkelerden sadece idarece izin verilen 2476 adet sikkeden 201 tanesi araĢtırma kapsamında incelenmiĢtir.
ÇalıĢmamızda Anadolu Selçuklu Dönemi örneklerinden II.Ġzzeddin Kılıç Arslan, Süleyman ġah, I. Gıyaseddin Keyhusrev, I.Ġzzeddin Keykavus, I. Alaeddin Keykubad, II. Gıyaseddin Keyhusrev, II. Ġzzeddin Keykavus, Üç KardeĢler, IV. Rükneddin Kılıç Arslan (2. Saltanat), III. Gıyaseddin Keyhusrev, II. Gıyaseddin Mesud dönemlerine ait sikke örnekleri bulunmaktadır. ÇalıĢmamızda en erken tarihli sikke II.Ġzzeddin Kılıç Arslan Dönemi H.551-588 (M.1156-1192) dönemine aittir.
ÇalıĢmada kronolojik olarak ele alınan sikkelerin, fotoğrafları çekilmiĢ, ölçüleri alınmıĢ, malzemeleri belirlenmiĢ, üzerlerinde mevcut yazılar da okunarak katalog kısmı tamamlanmıĢtır.Sonrasında elde edilen veriler, genel bir değerlendirme ile sonuçlandırılmıĢtır.
Burdur Müzesi‟nde bulunan Anadolu Selçuklu Dönemi sikkelerinin daha önce bilimsel açıdan incelenmemiĢ olması, bizi böyle bir çalıĢmaya yönlendirmiĢtir
On Combining with Fourier Transform and Adomian Methods to solve the Riccati Equations
In this paper, we apply the Fourier transform method with the Adomian decomposition method to solve Riccati equations . Proposed method is based on the Fourier transform and adomian decomposition methods. The solutions obtained using FADMs are compared with the numerical solutions obtained using the Rung Kutta2 and Euler method. Also, error graphs of the solutions are presented
SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA: SANAYİ, YENİLİKÇİLİK ve ALTYAPI HEDEFİNDE TÜRKİYE’DEKİ GELİŞMELER
Gerçekleştirilen tüm faaliyetler için çevreye doğrudan ihtiyaç duyulmaktadır. Bu nedenle çevrenin korunması ve ekonomik faaliyetlerin birlikte yönetimi uluslararası topluluk gündemini meşgul eden en önemli konuları oluşturmuştur. Sürdürülebilir kalkınma, ekonomik, sosyal ve çevresel yaklaşımların bir araya gelmesi ve bu üç sistemin alt hedeflerinin dengelenmesiyle gerçekleştirilebilecektir. 1960’lı yıllar sanayileşmenin de etkisiyle çevrenin korunmasıyla ilgili endişelerin arttığı yıllardır. Ekonomik büyüme ve çevrenin korunması ilgili kamusal tartışmalar, Roma Kulübü’nün 1972 yılında yayınladığı Büyümenin Sınırları raporuyla ön plana çıkmıştır. 1992 yılında Birleşmiş Milletler çevre ve kalkınma konferansı düzenlemiştir. Konferansta ulus liderlerinin katılımıyla farklı alanlarda sürdürülebilir kalkınma ilkelerinin yer aldığı Gündem 21 isimli deklarasyon oluşturulmuştur. Bu ilkeler kalkınmaya yönelik çevre, ekonomi, kentleşme gibi alanlarda neler yapılması gerektiği üzerinde durmaktadır. 21. yüzyılda ekonomik bir yaklaşım olarak sürdürülebilirlik, teknoloji ve yeniliğe dayalı faaliyetlerle yakından ilgilidir. Teknolojinin sadece kullanımı değil aynı zamanda tüm ekonomik faaliyetlerde teknolojik dönüşümün gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu çalışmada sürdürülebilir kalkınmanın tarihsel gelişimi ve Birleşmiş Milletler'in sürdürülebilir kalkınma hedefleri bağlamında Türkiye’nin Sanayi, Yenilikçilik ve Altyapı hedefleri incelenmektedir. Sürdürülebilirliği sağlamak için teknoloji ve yeniliğe dayalı faaliyetler gelecek yıllarda gerçekleştirildiği taktirde imalat, tarım ve doğal kaynaklar alanında sektörel olarak meydana gelebilecek sorunlara çözüm üretebilecektir. Yenilikçi sistemler hem verimlilik artışı ile kaynakların etkin kullanımını sağlayacak hem de sosyal ve ekonomik kalkınmaya yardımcı olacaktır. Bu nedenle çalışmada sanayi altyapı ve yenilikçilik hedefi üzerinden Türkiye’deki gelişmeler incelenmiştir. Birleşmiş Milletlerin 2030 yılı için belirlediği alt hedef ve göstergeler için, Türkiye'de 2019 yılında resmi bir rapor da hazırlanmıştır. Bu çalışmada sanayi yenilikçilik ve alt yapı hedefine yönelik olarak belirlenen göstergelerin 1997 yılından 2018 yılına kadarki seyrini açıklayabilmek için farklı kaynaklardan veriler elde edilerek endeksler oluşturulmuş, görsel olarak daha etkili sonuçların ortaya çıkması amacıyla ısı haritası yöntemi kullanılmıştır. Böylece, Türkiye’nin mevcut durumu analiz edilmiş ve analiz sonuçlarına göre politika önerileri sunulmuştur
Recommendations for Making Okada Safer and Better for Urban Mobility
ABSTRACT Okada is the common name for motorcycle taxis in Nigeria. Despite its huge benefits to urban travel, its growing popularity has aroused serious public concerns bordering chiefly on the recklessness and unruly behaviour of Okada operators. These concerns have led to prohibition or restriction of Okada operation in some cities, which is not in the best interest of the public. This study was undertaken to determine what needs to be done to make Okada safer and better. The objectives of the study were to: investigate Okada operators’ characteristics; know why and how people become Okada operators; determine the prevalence rates of various Okada crash scenarios; and to propose recommendations for making Okada safer and better for urban travel. The study found that the problems associated with Okada derive mainly from lack of training of the operators and absence of regulation of its operation. To make Okada safer and better, the study recommended the following measures: introduction of a compulsory motorcycle training program for prospective Okada operators, regulation of entry into Okada, provision of a fool-proof means of identification of Okada operators, and provision of separate Okada paths/lanes on busy corridors