Uşak University Institutional Repository
Not a member yet
4105 research outputs found
Sort by
Ergenlerde İnternet Bağımlılığının Yordayıcısı Olarak Psikolojik Sağlamlık Ve Yaşam Doyumu
Bu araştırmanın amacı, psikolojik sağlamlık ve yaşam doyumu değişkenlerinin ergenlerin internet bağımlılığı düzeylerini ne kadar yordadığının incelenmesidir. Araştırma grubu 348 ergenden meydana gelmiştir. Araştırma grubunun yaş ortalaması 16.37’dir. Veri toplama araçları olarak “İnternet Bağımlılık Ölçeği”, “Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği”, “Yaşam Doyumu Ölçeği” ve “Kişisel Bilgi Formu” kullanılmıştır. Araştırmada veriler çoklu doğrusal regresyon analiz (adımsal) yöntemi ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda, ergenlerde internet bağımlılığını psikolojik sağlamlık ve yaşam doyumu değişkenlerinin anlamlı düzeyde yordadığı belirlenmiştir
Aile Ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne Bağlı Kuruluşlarda Çalışan Personelin Toplumsal Cinsiyet Algısının İncelenmesi (Uşak İli Örneği)
Bu çalışmanın amacı alanda eşitlikçi hizmet sunma sorumluluğu olan sosyal hizmet kurumları personellerinin toplumsal cinsiyet algılarının belirlenmesi ve alana ilişkin görüş ve önerilerin ortaya konmasıdır. Bu araştırmanın önemi, toplumsal cinsiyetin sebep olduğu eşitsizliklerin bazılarından etkilenmiş olan müracaatçılara, bu sorunları aşma konusunda hizmet vermekte olan profesyonellerin, problemin kaynağına ilişkin algılarının ne düzeyde olduğunu ortaya koyacak olmasıdır. Çalışmada verileri toplamak için sosyo-demografik bilgileri içeren form ve 25 maddelik Toplumsal Cinsiyet Algısı Ölçeği (TAÖ) anket formundan yararlanılmıştır. Örneklem, Uşak Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne bağlı kuruluşlarda çalışan 321 sosyal hizmet çalışanından oluşmuştur. Araştırma sonucunda eğitim, yaş, çalışılan kurum ve cinsiyetin toplumsal cinsiyet algısını anlamlı şekilde belirlediği, meslek elemanı olanlar ile olmayanlar arasında TAÖ sonuçları açısından anlamlı fark olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırma sonuçlarına dayanarak; başta Bakanlık taşra teşkilatlarında olmak üzere toplumsal cinsiyet algısını yükseltecek politikalar izlenmesi ve hizmet içi eğitimler düzenlenmesi ve tutum değiştirici çalışmalara odaklanılmasının verimli olacağı düşünülmüştür
Okul Öncesi Öğretmenlerinin Öğretmen Yeterliliği ve Mesleki Doyumları Arasındaki İlişkinin İncelenmesi
Mesleğini icra eden kişinin yaptığı işe karşı duyduğu mutluluk, duygusal tatmin, mesleki doyum olarak ifade edilir. Bireylerin yaptıkları işe karşı duygusal doyumun yetersizliği mesleki isteksizliğe yol açabilir. Okul öncesi öğretmenlik mesleğinde, öğretmenlerin mesleki doyumu düzeylerinin düşük olması öğretmen-çocuk etkileşimlerini olumsuz etkileyebilir. Bu bağlamda öğretmenlerin mesleki doyum düzeyleri ile ilişkili olabilecek faktörlerin belirlenmesi önemli görülmektedir. Araştırmada okul öncesi öğretmenlerinin öğretmen yeterlilikleri ve mesleki doyum düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmada katılımcıların mesleklerini sevme düzeyleri ile mesleki doyum düzeyleri arasındaki ilişkide belirlenmiştir. İlişkisel tarama deseninde gerçekleştirilen araştırmanın çalışma grubunu 103 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın sonuçlarında öğretmen yeterlilikleri ile mesleki doyum düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişki belirlenmiştir. Araştırmada ayrıca öğretmenlerinin mesleklerini sevme düzeyleri ile mesleki doyum düzeyleri arasında olumlu ilişki bulunmuştur
Lgs Türkçe ve Matematik Sorularındaki Grafiklerin İncelenmesi
Çalışmanın amacı Liselere Geçiş Sistemi sınavında (LGS) Türkçe ve matematik alt testlerinde yer alan grafik sorularını çeşitli değişkenler açısından incelemektir. Araştırmada nitel yöntemin bir çeşidi olan durum analizi deseni kullanılmıştır. Durum analizinin uygulanmasında doküman analizi tekniğinden yararlanılmıştır. Çalışmanın veri toplama araçları: Liselere Geçiş Sistemi sınavında Türkçe ve matematik alt testleri kapsamında bulunan grafik soruları, Milli Eğitim Bakanlığı Türkçe ve matematik dersleri öğretim programları, grafik okuryazarlığı boyutları için tasarlanan sınıflama modeli ve PISA yeterlik düzeyi adımlarıdır. Veri analizinde, betimsel analiz ve içerik analizinin her ikisi de incelenen alt problemin niteliğine göre kullanılmıştır. Çalışmada ulaşılan sonuçlar: 2018-2021 yılları arasında Liselere Geçiş Sistemi sınavında grafiklerle ilgili Türkçe alt testinde üç, matematik alt testinde sekiz soru bulunmaktadır. 2018 yılı hariç Türkçe alt testinde grafiklerden her yıl birer soru çıkmıştır. Türkçe alt testinde her yıl farklı bir grafik türünün tek bir kazanıma bağlı olarak gelmesi dikkat çekicidir. Üç soru da grafik okuryazarlığı modelinde yorumlama boyutundadır ve soruların PISA yeterlik düzeyi açısından orta seviyede olduğu tespit edilmiştir. Matematik alt testi için sekiz sorunun ikisi doğrusal denklemlerin grafiklerle ilişkisine yönelik iken altısı grafik türleri ve grafikleri dönüştürme becerisi üzerinedir. Soruların grafik okuryazarlığı boyutu açısından ağırlığı yorumlama düzeyindedir ancak dönüştürme soruları da fazla sayıdadır. PISA yeterlik düzeyi açısından da soruların geneli orta düzeydedir. Çalışmada Liselere Geçiş Sistemi Türkçe ve matematik alt testlerinin grafik sorularının benzerlikleri ve farklılıkları çeşitli kriterler açısından belirlenmeye çalışılmıştır ve konu bağlamında çeşitli öneriler sunulmuştur
How Conscious Is a Compulsive Buyer? A Case Study
Compulsive buying is often studied in the field of psychiatry and marketing as a behavioral disorder. While individuals who exhibit compulsive (excessive) buying behavior hold common features in terms of some characteristics, there is limited information about the extent to which consciousness is included in the purchase decision, the awareness of the individual and the extent to which s/he can control himself / herself in purchase behavior. In this case study, I made in-depth investigations about the excessive purchase behavior of an individual whom I identified as a compulsive buyer according to a compulsive buying screener. I have developed the themes of excessive (compulsive) buying motivations and conditions, conscious consumption, buying process and buying consciousness and identified sub-themes. The findings I have obtained show that the compulsive buyer, who is a female consumer, exhibits similar characteristics with the relevant literature by excessive purchase behaviour especially in clothing and similar products. On the other hand, she also takes precautions by creating a consciousness to prevent excessive consumption during shopping process, which she sees as a leisure time activity. In other words, while making purchases with the motivation of public self-consciousness, she tries to prevent this by showing private self-consciousness. In the conclusion I related them to the relevant literature and proposed recommendations
Fonksiyonel Bir Gıda Bileşeni Olarak Keçiboynuzu: Özellikleri Ve Gıda Uygulamaları
Keçiboynuzunun (Ceratonia siliqua L.) ve bundan elde edilen ürünlerin, sahip olduğu yüksek besin değeri ve zengin biyoaktif bileşen içeriği ile birlikte glutensiz ürün üretimine olanak sağlaması son zamanlarda keçiboynuzuna olan ilgiyi arttırmıştır. Keçiboynuzu çeşitli ticari ürünlerin üretiminde de hammadde olarak kullanılmaktadır. Bu derlemede, keçiboynuzunun sahip olduğu nitelikler ve gıda alanındaki çeşitli ürün uygulamaları hakkında genel bilgiler verilmiştir. Yapılan literatür incelemesine göre, keçiboynuzu yüksek oranda şeker, mineral madde ve vitamin (A, B1, B2, B3, B5, B6, B12, C, D, E) içermektedir. Keçiboynuzu kabuklarının un halinde kullanılması yanında, çekirdeğinden keçiboynuzu zamkı (LBG) elde edildiği de rapor edilmiştir. İçeriklerindeki farklılıklar sebebiyle keçiboynuzunun farklı kısımları çeşitli gıda uygulamalarına konu olmuştur. Örneğin, keçiboynuzu unu kakao ikamesi olarak kek ve bisküvi gibi ürünlerde kullanılabilirken, glutensiz ekmeklerin niteliklerini iyileştirmek, bitkisel sütlerden elde edilecek ürünlerde reolojiyi ve et ürünlerinde tekstürel özellikleri geliştirmek amacıyla keçiboynuzu liflerinin ve çekirdek ununun kullanıldığına ilişkin çalışmalar da mevcuttur. Bütün bunlar ışığında keçiboynuzu ürünlerinin fonksiyonel bir gıda bileşeni olarak kullanılmak için büyük bir potansiyele sahip olduğu sonucuna varılmaktadır. Keçiboynuzu katkılı gıda ürünleri ile ilgili ileriye dönük çalışmalar, kakao ikameleri, doğal kaynaklardan elde edilen hidrokolloidler ve çölyak hastalarının damak tadına hitap eden glutensiz ürünler konusunda gelecekteki muhtemel gereksinimlerin karşılanması açısından önem taşımaktadır
SOSYAL BİLGİLER DERSİ BAĞLAMINDA İLKOKUL ÖĞRENCİLERİNİN TOPLUMSAL CİNSİYET ALGILARI
Bu araştırmanın genel amacı, Sosyal Bilgiler dersi bağlamında ilkokul öğrencilerinin toplumsal cinsiyet algılarını belirlemektir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Uşak il merkezinde ilkokul dördüncü sınıfta öğrenim gören 493 öğrenci oluşturmuştur. Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen “İlkokul 4. Sınıf Öğrencilerinin Toplumsal Cinsiyet Algısı Ölçeği” ile toplanmıştır. Araştırmanın birinci alt problemi için elde edilen veriler Bağımsız Örneklem T-Testi ile, ikinci ve üçüncü alt problemler için elde edilen veriler ise One-Way ANOVA Testi ile analiz edilmiştir.
Araştırma sonunda, kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre toplumsal cinsiyet algılarının daha eşitlikçi yönde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Ayrıca sosyo-ekonomik düzeyi yüksek olan okullarda eğitim öğretimine devam eden öğrencilerin diğer okullardaki öğrencilere oranla toplumsal cinsiyet algılarının daha eşitlikçi yönde olduğu araştırma sonuçlarına yansımıştır. Araştırmanın bir diğer sonucunda ise ebeveynlerin eğitim düzeyi arttıkça, çocuklarının toplumsal cinsiyet algılarının daha eşitlikçi olduğu bulunmuştur.
Araştırmanın sonuçlarına göre elde edilen bilgiler doğrultusunda toplumsal cinsiyet algısını ölçümünde kullanılan boyutların artırılması, toplumsal cinsiyet algısına etki eden faktörlerin kapsamının geliştirilmesi, Sosyal Bilgiler dersinde toplumsal cinsiyet eşitliği algısının kazandırılmasına ilişkin uygulamalı araştırmalar yapılması gibi öneriler sunulmuştur
Geçiş Ekonomilerinde Kurumsal Sosyal Sorumluluk, Ahlaki Bozulma ve İçsel Motivasyon Arasındaki İlişkiler
Bu çalışmanın amacı, geçiş ekonomilerinde çalışanların kurumsal sosyal sorumluluk algısını, iş hayatında ahlaki bozulma algısını ve içsel motivasyon düzeylerini incelemek, ahlaki bozulma ve sosyal sorumluluk algılarının içsel motivasyonları üzerinde etkili olup olmadığını belirlemektir. Çalışanların ahlaki bozulma algısının kurumsal sosyal sorumluluk ile içsel motivasyon düzeyi arasındaki ilişkide biçimlendirici (düzenleyici) rolünün bulunup bulunmadığı da araştırılmaktadır. Araştırmanın ana kütlesini Türkmenistan’ın Türkmenabat şehrinde bulunan bir devlet hastanesinde faaliyet gösteren 193 çalışan oluşturmaktadır. Bu ana kütleden %95 güven düzeyinde %5 hata payı ile seçilen 129 çalışan araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Yeterli örneklem büyüklüğüne ulaşmak amacıyla basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle toplam 140 kişiye anket uygulanmış ve veriler toplanmıştır. Soru formlarıyla toplanan veriler IBM SPSS 25. programı ile analiz edilmiştir. Yapılan analizlerle çalışanın kurumsal sosyal sorumluluk algısı arttıkça içsel motivasyonunun arttığı, ahlaki bozulma algısı arttıkça içsel motivasyonunun düştüğü bulunmuştur. Ayrıca çalışanların ahlaki bozulma algısı arttıkça kurumsal sosyal sorumluluk ile içsel motivasyon düzeyi arasındaki ilişkinin güçlendiği tespit edilmiştir
HAVLU YAPILARDA KALİTE ALGISININ OBJEKTİF / SUBJEKTİF DEĞERLENDİRME KRİTERLERİNİN BELİRLENMESİ VE GELİŞTİRİLMESİ
Günümüzde, tekstil malzemeleriyle insanlar arasındaki etkileşime ilgi artmaktadır. Zihinsel ve fiziksel rahatlık özellikle son dönemlerde tüketiciler için çok daha önemli hale gelmektedir. Tüketiciler bir tekstil malzemesi veya kumaşı seçerken, ürünün kalite algısını değerlendirmek ve kumaşın kullanım amacına uygun olup olmadığına karar vermek için, tekstil üreticileri ve tüketicilerinin kumaş kalite algısı açısından ilk sergiledikleri durum kumaşa dokunmaktır. Dokunsal özelliklerin sağlanması tüketici davranışını olumlu yönde etkilediği için, tekstil malzemelerinin önce kalite algısı açısından değerlendirilmesi önem arz etmektedir. Bu sebeple kalite ve konfor açısından birbirine benzeyen kumaşlar üretebilmek ve bunun sürekliliğini sağlayabilmek için öncelikle subjektif değerlendirmeler yapılması ve bunların objektif ölçümlerle desteklenmesi gerekmektedir.
Bu çalışmada, tekstil sektöründe ev tekstili ürünleri içerisinde önemli bir yere sahip olan havlu kumaşların kalite algısı öncelikle havlu alanında profesyonel deneyime sahip uzman kişiler tarafından subjektif olarak değerlendirilmiş, daha sonra havlu kumaşlar Kawabata KES sistemi ile ölçülerek objektif olarak değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, herhangi bir havlu kumaşın kalite değerini yapılan testler sonucunda belirli limitler içinde veren, üretici ve kullanıcıların kabul edeceği objektif bir yöntem geliştirerek, ölçülen veriler arasında korelasyon kurulup TQV (Total Quality Value) değeri için, subjektif ve objektif değerlendirmeler arasında max korelasyon katsayısı 0,963 bulunmuştur
Pultrüzyon Yöntemi İle Üretimi Yapılan Kompozit Malzemelerin Sıcaklık Şoku Testi Sonucunda Mekaniksel Özelliklerinin İncelenmesi
Bu araştırmada, pultrüzyon yöntemi ile üretilmiş olan cam elyaf takviyeli polimer matrisli kompozit profillerin sıcaklık şoku testine maruz bırakılması durumunda mekaniksel özelliklerinin incelenmesi kapsamında deneysel çalışmalar yapılmıştır. Pultrüzyon yöntemi ile üretilen U profili kompozit malzemesinden, üç nokta eğilme, basma ve çekme testleri için ASTM standartlarına uygun şekilde numuneler hazırlanmıştır. Numunelerin bir kısmı sıcaklık şoku testine maruz bırakılmıştır. Ortam koşullarında bulunan ve sıcaklık şoku testine maruz bırakılan numunelerin mekaniksel testleri yapılarak sonuçlar karşılaştırılmıştır. Çalışma sonucunda; sıcaklık şoku testine maruz kalan kompozit malzemelerin üç nokta eğilme ve basma testleri sonucunda elde edilen dayanım değerlerinin sıcaklık şoku testi uygulanmayan numunelere göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanında, sıcaklık şoku testine maruz bırakılan numunelerin çekme deneyinde elde edilen çekme dayanımlarının sıcaklık şoku testi yapılmayan numunelerin çekme dayanımları ile yaklaşık aynı olduğu tespit edilmiştir