Uşak University Institutional Repository
Not a member yet
4105 research outputs found
Sort by
Sosyal Medyada Görünür Olma Ve Beğenilme: Üniversite Öğrencileri Üzerine Bir Araştırma
Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin beğenilme ve görünür olma istekleri ile sosyal medya kullanım davranışları arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma nicel araştırma paradigmasına dayalı olarak ilişkisel tarama modeliyle desenlenerek yürütülmüştür. Çalışma grubu Süleyman Demirel Üniversitesi’ndeki lisans programlarında öğrenim gören 191 öğrenciden oluşturulmuştur. Verilerin toplanmasında kişisel bilgi formu, Sosyal Ağ Siteleri Kullanım Amacı Ölçeği, Beğenilme Arzusu Ölçeği ve Kendini Sunma Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda katılımcıların düşük düzeyde beğenilme ve orta düzeyde görünür olma isteklerinin olduğu tespit edilmiştir. Korelâsyon analizlerinde bu isteklerin, sosyal medya platformlarını farklı kullanım amaç (iletişim, tanınma ve eğitim) düzeyleri, yapılan paylaşımın türü, paylaşımın içeriği, takipçi sayısı ve paylaşımın sıklığı ile istatistiksel olarak anlamlı düzeyde ilişkili olduğu bulunmuştur. Diğer taraftan, demografik değişkenlere göre yapılan ANOVA testleri bu istek düzeylerinde cinsiyete, yaşa, medeni duruma, öğrenim görülen bilim alanına ve sınıf düzeyine göre anlamlı farklılık olmadığını fakat görünür olma istek düzeylerinin katılımcıların sahip olduğu harçlık miktarına göre anlamlı olarak değiştiğini göstermiştir
555 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğ ve TMS 29 Standardı Kapsamında Enflasyon Muhasebesi Üzerine Bir Değerlendirme
Enflasyonist ekonomilerde yaşanan fiyat değişimleri nedeniyle, ulusal para biriminin satın alma gücü de değişmektedir. Bu değişim satın alma gücünü, muhasebe sistemini ve ekonomik yapıyı olumsuz etkilemektedir. Parasal olmayan kalemler finansal tablolarda maliyet değerleri ile gösterilip de enflasyonun etkilerinden arındırılmadığında gerçek değerlerinin altında gösterilmiş olmaktadır. Bu durumda finansal tablolar gerçek mali durumunu yansıtamayacak ve doğru bilgi sunamayacaktır. Bu nedenle enflasyonist dönemlerde finansal tabloların enflasyona göre düzeltme yapılarak sunulması gerekmektedir. Enflasyon muhasebesi ise bu konuda geliştirilmiş özel bir muhasebe yöntemidir. Türkiye’de enflasyon muhasebesi ilk olarak 2003 yılında uygulanmaya başlanmıştır. 2005 yılında uygulama şartları oluşmadığından uygulanamamıştır. Ancak 2022 yılında 7352 Sayılı Vergi Usul Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair kanunla tekrar uygulamaya konmuştur. Bu çalışmada enflasyon muhasebesi ile ilgili enflasyon düzeltme esaslarının düzenlendiği 2023 Tarihli ve 555 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğ ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK) tarafından yayınlanan Türkiye Muhasebe Standardı (TMS) 29 Yüksek Enflasyonlu Ekonomilerde Finansal Raporlama Standardı hakkında bilgi verilecektir. Çalışmada Tebliğ ve Standardın arasındaki benzerlik ve farklılıkların açıklanması amaçlanmaktadır. Bu nedenle ilgili mevzuat ve literatür taranarak, konu ile ilgili nitel içerik analizi yapılmıştır. Çalışma sonucunda genel görüş olarak, tebliğdeki uygulamanın vergi matrahının hesaplamasının doğruluğuna odaklandığına ulaşılmıştır. Ayrıca tebliğ ve standartta benzerlikler bulunduğu üzere farklılıklar da mevcuttur
İlâhiyat Fakültelerine Kayıtlı Hâfız Öğrencilerin Hâfızlığa Yüklediği Anlam ve Değer
Müslümanlar ilk dönemden itibaren hâfızlığa ve hâfızlık eğitimi veren kurumlara rağbet göstermişlerdir. Kur’ân-ı Kerîm’in Allah kelâmı olması ve Hz. Peygamber’e atfedilen hâfızlığa teşvik edici nitelikteki sözler bu rağbetin altında yatan temel etkenlerdir. Müslüman toplumlarda hâfızların toplumsal saygınlıklarını öteden beri koruyabilmiş olması da büyük ölçüde söz konusu faktörlere bağlı bir durumdur. Hâfızların, hâfızlığa yönelik sağlıklı bir bakış açısına sahip olmaları, hâfız olmanın onurunu ve huzurunu iç dünyalarında derinden hissetmeleri ve hâfız olmanın üzerlerine yüklediği sorumlulukların bilincinde olmaları söz konusu durumun devam etmesine katkı sağlayacak temel faktörlerdir. Bu araştırmada, ‘Hâfızların, hâfızlığa yükledikleri anlam ve değer nedir?’ sorusuna cevap aranmıştır. Araştırma sonucunda, öğrenim hayatlarına yüksek din öğretimi kurumlarında devam etmekte olan hâfızların, hâfızlığın anlam ve değerine yönelik görüşleri arasında tutarlılık ve uyumun bulunmadığı anlaşılmıştır. Hâfızlık eğitimi veren kurslarda verilen eğitimle ilgili düzenlemeler yapılırken bu sonucun dikkate alınmasının yerinde olacağı değerlendirilmektedir
A New Type of Extended Soft Set Operations: Complementary Extended Difference Operation
Soft set theory has many theoretical and practical applications. It was first introduced by Molodtsov in 1999 as a way to represent specific situations including uncertainty. The fundamental building blocks of soft set theory are soft set operations. Since its debut, several types of soft set operations have been defined and utilized in diverse contexts. In order to further the theory, a new soft set operation known as the complementary extended difference operation is defined in this paper. Its properties are thoroughly discussed, with particular attention to how it differs from the difference operation in classical sets. Additionally, the distribution of this operation over other types of soft set operations is examined in order to determine how this operation relates to other soft set operations
Çin’in Pandemi Öncesi/Sonrası Dönemde Türkiye ile Olan Endüstri İçi Ticaretinin Seyri
2019 yılının aralık ayında Çin’in Wuhan eyaletinde başlayan ve tüm dünyaya hızla yayılan koronavirüs, küresel pazarda çok yönlü durgunluklara neden oldu. Karantina döneminde tüketim, üretim, yatırım ve perakende satışlardaki küresel yavaşlama eğilimi, ülkeler arasındaki dış ticareti ve endüstri içi-ticareti büyük ölçüde etkilemiştir. Devam eden salgının ne kadar süreceği belli olmadığı için Covıd-19 salgınının etkilerinin ne zaman biteceği ve ne gibi yeni değişiklikler getireceği belirsizliğini korumaktadır. Belirsizliğin sürmesi, tüketici uygulamalarını ve tüketici davranışlarını da etkilemiştir. Çalışmanın temel amacı, Çin ve Türkiye’nin Covid-19 Pandemi öncesi-sonrası endüstri-içi ticaret faaliyetlerinin nasıl ve ne yönlü değiştiğini araştırmaktır. Bu bağlamda, Çin ve Türkiye’nin EİT seviyeleri ve ürün bazlı EİT değerleri, 2015-2021 yılları boyunca Grubel-Lloyd endeksi kullanılarak hesaplanmıştır. Grubel-Lloyd Endeksi (ağırlıklandırılmış ortalama) ile yapılan ölçümler sonucunda, Çin/Türkiye arasındaki EİT düzeyinin özellikle ürün bazında birçok ürün grubunda gerçekleştiği tespit edilmiştir. Çin ve Türkiye arasında gerçekleşen endüstri-içi ticaretin, tekstil-hazır giyim ve motor-motorlu araç ara malları üzerinde yoğunlaştığı gözlenmiştir
Sınıf Öğretmenlerinin 21. Yüzyıl Becerileri Bağlamında Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi (TPAB) Yeterlilik Algılarının İncelenmesi
Bu çalışma, sınıf öğretmenlerinin 21. yüzyıl becerileri bağlamında teknolojik pedagojik alan bilgisi yeterlilik algılarını çeşitli değişkenler açısından incelemeyi amaçlamıştır. Kesitsel tarama modeline uygun olarak düzenlenen bu çalışma, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Gaziantep ili Şahinbey ilçesinde görev yapmakta olan ve kolay ulaşılabilir örneklem yöntemi kullanılarak ulaşılan 250 sınıf öğretmeni ile yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak 21.Yüzyıl Becerileri Odaklı TPAB Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmada ölçeğin alt boyutları da değerlendirilmiştir. Ölçekten toplanan verilerin analizinde betimsel ve çıkarımsal istatistikler kullanılmıştır. Betimsel analizlerde ortalama, standart sapma, çarpılık ve basıklık gibi değerlere yer verilmiştir. Çıkarımsal istatistiklerde ise t-testi ve ANOVA analizleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre sınıf öğretmenlerinin PB, AB, PAB, TPB, TAB yeterlilik algılarının yüksek düzeyde oldukları görülmüştür. Öğretmenlerin TPAB yeterlilik algıları mesleki deneyime göre anlamlı farklılık göstermemiştir. TPAB yeterlilik algıları cinsiyet değişkenine göre incelendiğinde TB ve TPB düzeylerinde erkek öğretmenler lehine anlamlı farklılık olduğu görülmüştür. TPAB yeterlilik algıları öğretmenlerin görev yaptıkları kurum çeşidine göre incelendiğinde ise TB, TPB, TAB ve TPAB düzeylerinde özel okullarda görev yapan öğretmenler lehine anlamlı farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır
Impact of autonomous vehicle driving behaviors on signalized intersection performance: A review
The use of autonomous vehicles (AVs) in transportation at signalized intersections is proposed to improve safety, efficiency, and sustainability. The discussion shall thus focus more on the impacts of different AV driving behaviors to some key transportation metrics solely at signalized intersections. Among the parameters considered are travel time, queue length, delay, and speed.
This is clear from one such holistic study that Cautious AV behavior would reduce accidents, but on the other way around, it might increase traffic delays and lead to congestion at signalized junctions. Aggressive AVs will improve the flow of traffic but face problems in safety in this kind of set-up. Normal AV operation A balanced approach that offers intermediary levels of travel time and safety.
The review further investigates the environmental effects of various driving patterns within signalized intersections, where it notes that there are noticeable differences in emissions and fuel consumed if the driving behavior is taken into consideration. It goes further into the implications for traffic management and control systems, noting challenges and opportunities while integrating AVs into existing infrastructure and spotlighting at signalized intersections.
Paramount to the review are the considerations of safety, regulatory frameworks, and mitigating strategies relevant to AV behavior at signalized intersections. In so doing, this review seeks to inform future research and policy decisions with a nuanced understanding of how various AV driving behaviors affect signalized intersection performance, seeking to optimize AV benefits while mitigating possible risks at critical traffic junctures
36-72 Aylık Çocukların Saldırganlık Yönelimlerinin İncelenmesi: Bir Karma Yöntem Araştırması
Araştırmanın amacı 36-72 aylık çocukların saldırganlık yönelimlerinin incelenmesidir. Karma yöntem desenlerinden yakınsayan paralel desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel aşamasının evreni 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Gaziantep il merkezinde resmi anaokulu ve anasınıfındaki 36-72 aylık çocuklardan oluşmuştur. Örneklemini ise bu okullardaki 189 (%48,5) kız ve 201 (%51,5) erkek toplam 390 çocuk oluşturmuştur. Araştırmanın nitel boyutunun çalışma grubunu Gaziantep il merkezine bağlı anaokulu ve anasınıflarında görev yapan 10 kadın 10 erkek toplam 20 öğretmen oluşturmuştur. Veri toplama araçları olarak Kaynak vd. (2016) tarafından geliştirilen “36-72 Aylık Çocuklara Yönelik Saldırganlık Yönelim Ölçeği” ile birinci yazar tarafından geliştirilen “Saldırganlık Görüşme Formu” kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde SPSS paket programından yararlanılmıştır. Nitel veriler betimsel analiz yaklaşımıyla çözümlenmiştir. Araştırmada 36-50 aylık çocukların 61-65 aylık çocuklardan daha çok kendilerine yönelik saldırganlık sergiledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca 36-72 aylık çocukların saldırganlıklarının cinsiyete göre anlamlı şekilde farklılaştığı görülmüştür. Erkeklerin kızlara oranla daha yüksek düzeyde fiziksel, kendilerine ve nesnelere/eşyalara yönelik saldırganlık sergiledikleri belirlenmiştir
Dijitalleşen Dünyada Yaşlılık-Teknoloji İlişkisi Üzerine Bir Araştırma
Teknoloji, insanın nesneler aracılığıyla kendisine konfor sağladığı bir alan olarak sürekli gelişim halinde olmuştur. İnsanın zekâ ve yaratıcılığının bir sonucu olan teknolojik ürünler, öncelikle daha az emekle daha fazla ihtiyacı karşılama arzusuna yöneliktir. Ancak teknolojik ürün ve sistemler kullanıldıkları toplumlarda sadece üretim ve emek ilişkisini etkilemezler. Aynı zamanda, toplumsal yapı, düzen ve ilişkileri de şekillendirirler. Günümüz toplumları hem teknolojik sistemlerin gelişim hızı hem de toplumlar üzerindeki etkileri bakımından eşsizdir. Ancak teknoloji ve toplum ilişkisinin tezahürleri, toplumsal gruplara ve toplumlara göre değişmektedir. Bu açıdan yaşlılık, en özel toplumsal kategorilerden birisidir. Teknoloji, sağlık, ulaşım, altyapı gibi alanlarda sağladığı imkanlarla insan ömrünün uzamasına katkı sağlamaktadır. Ancak, uzayan insan ömrünün son evresi olan yaşlılık dönemindeki bireylerin teknolojiyle ilişkisi, sorunsala dönüşebilmektedir. Günümüzde yaşlı bireyler, dijital teknolojilerdeki hızlı gelişmeler ile yaşlılığa ve kendi yaşam tecrübelerine bağlı engeller arasında sıkışıp kalmaktadırlar. Bu bağlamda, bu çalışma, yaşlı bireylerden oluşan bir araştırma grubundan hareketle, teknoloji ve yaşlılık ilişkisini analiz etmeyi hedeflemektedir
Petrol Fiyatlarının Türkiye’de Tüketici Fiyatları Enflasyonuna Asimetrik Geçişkenliği
Bu çalışmada, petrol fiyatlarının enflasyon üzerindeki olası simetrik ve asimetrik etkileri, 2002:01 – 2020:03 dönemini kapsayan aylık zaman serisi verileri kullanılarak Türkiye örneğinde doğrusal ARDL ve doğrusal olmayan ARDL (NARDL) modelleri kapsamında analiz edilmeye çalışılmaktadır. Elde edilen bulgular, her iki model özelinde de değişkenler arasında uzun dönemli bir ilişkinin varlığını doğrulamaktadır. Doğrusal ARDL modeli sonuçları, petrol fiyatları ve döviz kurunun uzun dönemde enflasyon üzerinde pozitif bir etkisinin olduğunu ortaya koyarken; NARDL modeli kapsamında elde edilen bulgular, pozitif petrol fiyatı şoklarının enflasyon üzerindeki etkisinin petrol fiyatlarındaki düşüşlere kıyasla daha güçlü olduğunu göstermektedir. Bu etki, uzun dönemde istatistiksel olarak anlamlıdır. Döviz kurunun enflasyon üzerindeki etkisine ilişkin ulaşılan sonuçlar ise döviz kurundan enflasyona tam bir geçişkenliğin olmadığını göstermekle birlikte uzun dönem asimetri testi sonuçları bu bulguyu doğrulamamaktadır