Uşak University Institutional Repository
Not a member yet
4105 research outputs found
Sort by
Development Of A Modular Bıtter Leaf Washıng And Juıce Extractıon Machıne
Bitter leaf (Vernonia amygdalina) is one of the leafy vegetables that can be used to alleviate the problem of micronutrient malnutrition, prominent in tropical Africa. To ensure availability in non-growing areas, the vegetable needs to be preserved. Processing and preservation methods influence the nutrient content of the vegetables. This research work is therefore focused on the development of a modular bitter leaf washing and juice extraction machine. The machine is an electrically powered bitter leaf juice extractor that washes bitter leaf fed into it and at the same time squeezes out the juice. It uses stainless steel beaters inclined to angle of 0o to wash and squeeze the leaves against the cylindrical hopper incorporated with a perforated plate that drained juice while pulp is expelled. The beater is designed to work with the principle of oscillatory motion. The designed and fabricated bitter leaf juice washing and extraction machine was evaluated to determine the power, torque, force, etc., that are required to wash and extract the juice. The results obtained showed that the speed reduction, angular velocity, centrifugal force, torque, and power of 0.0127 m3, 480 rpm, 50.285 rad/sec, 303.430 N, 3.03 Nm, 0.75 hp are required. Also, a minimum bitter leaf extraction time of 398.28 seconds was required by the machine in comparison to manual extraction time of 724.13 seconds. Besides, the result of volume of bitter leaf juice extracted manually and mechanically from 407.54 g of bitter leaf were 3.60 litre and 3.63 litre respectively. The efficiency of the machine and the machine throughput capacity were obtained as 55.00 % and 1.032 g/sec respectively. This simply implies that the developed machine is 55.00 % efficient than manual method of washing bitter leaf
BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ'NİN ESMÂÜ'L-HÜSNÂ KONUSUNDAKİ METODU (KELAM İLMİ ÇERÇEVESİNDE ANALİTİK BİR ÇALIŞMA)
Esmâü’l-Hüsnâ’nın, asırlar boyunca İslam âlimlerinin ilgilendikleri bir konu olduğu ve marifetullahın derecelerinde yükselmek amacıyla bu konuda telifler kaleme aldıkları bilinmektedir. Bediüzzaman Said Nursi de, Esmâü’l-Hüsnâ’ya önem veren çağdaş bilim adamlarından biri olarak kabul edilir. Bediüzzaman Kelam ilminin yenilenmesinede katkıda bulunmak maksadıyla Esmâü’l-Hüsnâ konusuna bir Kur'anî yöntem ile yaklaşmıştır.
Esmâül-Hüsnâ konusunda önceki alimlerin kaleme döktükleri çalışmalarda temel üç yöntem takip edildiği görülmektedir: Ehl-i lügat, ehl-i rivayet ve ehl-i sülûk. Asrımızda bu mevzuda yazılan eserlerin çoğunluğu önceki alimlerin yöntemlerini takip ettiği görülmektedir. Ne var ki bunların arasından muasır mütefekkir olan Bedüzzaman’ı istisna tutmak mümkündür. Zira yöntemi Kur’ân Yöntemine çok daha uygundur. Bediuzzaman’ın Risale-i Nur Külliyatı olarak isimlendirilen eserlerinde bu konuyu Kur’ân'ı Kerîm ışığında ele alırken yeni bir yaklaşım benimsediği görülmüştür. Bediüzzamn eserlerinde, Kelam İlmini yeni çıkan meydan okumalara ve bu çağda zihinlere hâkim olan materyalist düşüncesine karşı durmak için kelam ilmini yenileme hususunda katkı vermiştir. Bu yüzden Bediüzzaman, başta ulûhiyet hakikati olmak üzere iman hakikatlerini, kâinattaki Esmâu’l-Hüsna tecellileriyle delil getirip ispatlamak için çalışmanın gerekliliğini fark etmiştir. Zira bir eserin müessirsiz, bir fiilin failsiz ve bir vasfın mevsufsuz olması muhaldir/imkânsızdır. Tezimizde detaylı olarak ele alacağımız bu yaklaşımı, Esmâü’l-Hüsnâ’yı mevcudattaki tezahürleri aracılığıyla tarif eden Kur'ânî bir yaklaşım olarak adlandırabiliriz.
Bu çalışmada Esmâül-Hüsnâ konusunda yazılmış eserlerde ele alınan kelami meseleleri zikredilecek ve söz konusu yöntemler’e temas edilecektir. Bununla birlikte Risale-i Nur’da uygulanan Kur'ani metodoloji’yi da bir takım örneklerle analiz edilecektir. Araçtırmanın etrafında döndüğü en önemli temalar şunlardır: Esmâü’l-Hüsnânın büyük tecellileri, Esmâü’l-Hüsnâ ve alemdeki etkileri, ilimlerin Esmâü’l-Hüsna ile ilişkisi, Esmâü’l-Hüsnanın insan aynasındaki yanısmaları ve Esmâü’l-Hüsnâ ve iman-ı tahkiki
Asya-Avrupa Diyaloğu: Zirve Diplomasisi Bağlamında Bir Değerlendirme
Bu çalışma, zirve diplomasisi bağlamında, Asya-Avrupa Diyaloğu (Asia-Europe Meeting-ASEM) zirvelerinin, diyalog sürecine ve ASEM’in küresel yönetişim içerisindeki işlevlerine yönelik katkısını tartışmaktadır. Asya ile Avrupa arasındaki etkileşim kanallarından biri olan ASEM, bölgesel örgütler, devletler, çeşitli gruplar ve sivil toplumun dâhil olduğu, çok boyutlu ve çok aktörlü bir platformudur. Bu yapı içerisinde, katılımcı devletlerin devlet veya hükümet başkanları ile Avrupa Birliği (AB) Konseyi ve Avrupa Komisyonu Başkanlarının ve Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (Association of Southeast Asian Nations-ASEAN) Genel Sekreteri’nin katılımıyla düzenlenen zirveler, kilit bir role sahiptir ve diyalog sürecine ivme kazandırmaktadır. ASEM’e siyasal liderlerin bizzat dâhil olması, katılımcı devletlerin ilgili etkileşim kanalının değerine (added value) yönelik farkındalığını göstermektedir. Bu bağlamda çalışmada, ASEM zirvelerinin, ASEM’in esnek ve enformel işleyişiyle uyumlu olduğu ve ASEM sürecinin küresel yönetişim içerisindeki işlevlerinin gerçekleştirilmesine destek verdiği ileri sürülmektedir
Sıddîk Hân, Muhammed Abduh ve Ömer Rıza Doğrul’un Tefsîr Mukaddimeleri: Kur’ân İlimleri ve Tefsîr Usûlüne Dair İnceleme
İnsanları dalâletten hidâyete sevk etmek için indirilen Kur’ân-ı Kerim, tarih boyunca farklı yorumlarla karşı karşıya kalmıştır. Âlimler, bu farklı yorumlardaki metotlarını/yöntemlerini tefsîrlerinin mukaddimelerinde açıklamışlardır. Mukaddimeler İslâmî ilimlerdeki eserlerin ana içeriğini oluşturan ve esere bir nevi başlangıç olan giriş yazılarıdır. Bu sebeple eser incelemelerinde öncelikle mukaddimeler göz önüne alınmıştır. Biz de bu çalışmada İslâm dünyasının farklı bölgelerinde ve birbirine yakın zamanda yaşamış Sıddîk Hasan Hân (1832-1890), Muhammed Abduh (1849-1905) ve Ömer Rıza Doğrul’un (1893-1952) tefsîrlerinin mukaddimelerinde ortak veya herhangi iki âlimin ele aldıkları konuları tefsîr usûlleri ve Kur’ân ilimleri açısından inceleyeceğiz. Özellikle bu üç âlim, yaşadıkları dönemlerde Kur’ân’ı anlama noktasında görüşler serdetmeleri açısından önemli kişiliklerdir. Yazdıkları eserlerin etkileri hali hazırda İslâm dünyasının birçok yerine damga vurmuştur. Çalışma ana iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde müfessirlerin tefsirleri, usûl açısından: Tefsîr ilminin konusu ve kısımları, tefsîr Yöntemi, Hz. Peygamber ve Sahabe tefsîri, tasavvufî tefsîr, re’y tefsîri, İsrâiliyât; ikinci kısımda: Kıraât, Mekkî-Medenî, Nâsih-Mensûh konuları irdelenmiştir
Beyzâvî ve Muhammed B. Melek’in Mesâbîh Şerhlerindeki Hadis Kaynaklarına Dair Bir İnceleme
Begavî’nin Mesâbîhu’s-sünne adlı derleme hadis kaynağı üzerinde oldukça fazla şerh çalışması yapılmıştır. Bu çalışmalardan birisi Kâdî Beyzâvî’nin Tuhfetü’l-ebrâr’ıdır. Kâdî Beyzâvî, İran’da Şîrâz ve Tebrîz bölgesinde yaşamış, İslâmî ilimlerin neredeyse tamamında eser telif etmiş velûd bir âlimdir. Bu eser üzerine yazılmış diğer bir şerh de Muhammed b. Melek’in Şerhu Mesâbîhi’s-sünne adlı çalışmasıdır. Muhammed b. Melek, Anadolu’da İzmir/Tire bölgesinde yaşamış bir âlimdir. Eserleri Arap dili, fıkıh, ahlak ve hadis ilimleri etrafında şekillenmiştir. Her ikisinin de Mesâbîh şerhleri dilsel tahlilleri ile ön plana çıkarken, muhteva olarak fıkhî, kelâmî meseleleri ele almakta birtakım tasavvufî yorumlara da yer vermektedir. Hadis şârihlerinin eserlerinde kullandıkları hadislerin kaynakları son derece önem arz etmektedir. Nitekim bu kapsamda yapılacak tahliller şârihlerin hadis kullanımlarına dair net bulguların elde edilmesine imkân tanıyacaktır. Bu makale Kâdî Beyzâvî ve Muhammed b. Melek’in şerhlerindeki hadis kaynaklarına dair bir analiz yapmayı ve aralarındaki farklara değinmeyi hedeflemektedir
İlk Sayı, İlk Editoryal
Değerli okuyucularımız,
“Uşak Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dergisi” bu sayı ile yayın hayatına ilk adımını atmaktadır. Bu ilk sayımızda sizlerle buluşmaktan dolayı çok mutluyuz. Dergimiz, diş hekimliği alanında çalışan ve ilgilenen herkese bilimsel bilgi sunmayı amaçlayan resmi bir bilimsel dergidir.
Diş hekimliği, insan sağlığının önemli bir parçasıdır ve her geçen gün daha da gelişmektedir. Diş hekimliği, birçok farklı bilim dalının bir arada kullanıldığı bir alandır. Bu dergi, diş hekimliği alanında yapılan son araştırmaları ve gelişmeleri paylaşmanın yanı sıra, diş hekimliği alanında çalışan ve ilgilenen herkese bilimsel bilgi sunmayı amaçlamaktadır. Bu hedefe ulaşmak için, bu dergide farklı bilim dallarından yazarların makalelerini yayınlayacağız. Bizimle birlikte bu hedefe ulaşmak isteyen meslektaşlarımızı bu dergiyi takip etmeye davet ediyoruz.
Bu ilk sayımızda, diş hekimliğinin farklı bilim dallarından birbirinden değerli bilim insanlarına ait makaleler bulacaksınız. Bu makalelerde, diş hekimliği alanında son derece önemli konular ele alınmaktadır ve yapılan araştırmaların sonuçları paylaşılmaktadır. Bu makaleler arasında, pedodonti, protetik diş tedavisi, ağız-diş-çene cerrahisi, ağız-diş-çene radyolojisi gibi farklı bilim dallarından bilim insanlarının çalışmaları yer almaktadır.
Uşak Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dergisi ekibinin üyeleri olarak, sizleri bu yolculuğumuzda yalnız bırakmayacağız ve sürekli olarak en iyi makaleleri ve bilgileri paylaşmaya çalışacağız. Bizimle birlikte diş hekimliği alanında ilerleme kaydetmek isteyen meslektaşlarımızı bu dergiyi takip etmeye davet ediyoruz. Umarız bu dergi, diş hekimliği alanında çalışan ve ilgilenen meslektaşlarımıza yardımcı olur ve onların bilgi birikimlerine katkıda bulunur
KRİZ İLETİŞİMİNDE GÜVEN İNŞA ETMENİN ROLÜ: SAĞLIK BAKANLIĞI COVİD-19 PANDEMİ AÇIKLAMALARI ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA
İletişim süreçlerinin var oluşu insanın sosyalleşmesiyle yakından alakalıdır. Toplum
ve coğrafyaya bağlı olarak iletişim süreçleri farklılaşmaktadır. Dönemin getirdiği
etkiler de iletişim süreçlerini etkiler niteliktedir. Günümüzde iletişimin sosyal süreçleri
yönetmedeki rolü oldukça ciddiye alınmaktadır. Bu noktada gelişen iletişim
teknolojileri ve imkânlarının da dikkate alınması gerekmektedir. Sosyal iletişimde kriz
iletişiminin de önemli bir yeri vardır. Bu krizler ekonomik, sağlık, afet vs. nedenlerle
ortaya çıkabilmektedir. Covid-19 pandemisi 2019 senesinde Çin’de ortaya çıkışından
itibaren dünyada sosyal ve ekonomik anlamda çok önemli etkileri olan bir sağlık
krizidir. Pandeminin yayılışındaki hız sağlık sistemlerinin süreci yönetmekte zorluklar
yaşamasına da sebep olmuştur. Ülkemizde de pandeminin hem tıbbi açıdan bir halk
sağlığı krizi olması hem de iletişimsel olarak yönetilmesi gereken olağanüstü bir
durum olması sebebiyle bu süreci yönetenler de Sağlık Bakanlığı ve Sağlık Bakanıdır.
Kriz süreçlerinin denetim altında tutulabilmesi yönetilirken ve değerlendirilirken
toplumun farklı kesimlerinin sürece katılabilmesi ancak güven veren bir kriz yönetim
stratejisi ve kriz yönetiminin sağlanmasıyla olanaklı olur. Covid-19 pandemisi ve
ülkemizde bu sağlık krizinin farklı yönleriyle kriz iletişiminin değerlendirilmesi
sonraki süreçlere ışık tutabilecek bir niteliğe sahiptir
KULA’DA EĞİTİM (19. YÜZYIL SONU- 20. YÜZYIL BAŞI)
ÇalıĢmada, II. Abdülhamid Dönemi’nde Kula’da geleneksel ve modern eğitim kurumları incelenmiĢtir. 1852 yılına kadar Kütahya Sancağı’na bağlı kalan Kula Kazası, aynı yıl Manisa’ya yakın olması nedeniyle Saruhan Sancağı’na bağlanmıĢtır. Kula Kazası’nın önemli üretim sektörleri tarım ve hayvancılığa dayanmaktaydı. Ayrıca halı ve seccade imalinde de önemli bir kazaydı. Kazada ayrıca sünger taĢları ve mermer madenleri bulunmaktaydı.
Kula’da geleneksel eğitim kurumlarından birini oluĢturan sıbyan mektepleri, 19. yüzyılda faaliyetlerine devam etti. Kula Kasabası’nda 1880’li yıllarda usûl-ı cedîde göre ibtidai mektepleri açılmıĢ, bu mekteplerin açılmasında Kaymakam Abdi Bey önemli bir rol oynamıĢtır. Kula’nın eğitim bakımından ilerlemesinde önemli hizmetleri olmuĢtur. Bu dönemde Kula Kasabası’nda dört erkek ve bir kız ibtidai mektebi açılmıĢtır. Diğer bir geleneksel eğitim kurumu olan medreseler de ele alınan dönemde faaliyetlerini sürdürmüĢtür. Ele alınan dönemde Kula Kazası’nda dört tane medrese bulunmaktaydı. Bu medreseler genelde ahalinin yardımlarıyla kurulmuĢtur.
Kula’da modern eğitim kurumlarından olan erkek rüĢdiye mektebi geç bir tarihte açılmıĢtır. 1870 yılında açılması gündeme gelmiĢ, ancak 1884 yılında açılabilmiĢtir. Bu gecikmede maddi imkânsızlıklar baĢlıca sebeplerinden birini oluĢturmuĢtur. Mektepte uzun yıllar muallim-i evvel olarak Ahmed Nuri Efendi görev yapmıĢtır. Kendisi yirmi yıla yakın mektepte görev yapmıĢ, ahalinin takdirini kazanmıĢ, hatta baĢarılarından dolayı rütbesi yükseltilmiĢti. Kula Kasabası’nda diğer bir eğitim kurumu olan Çırak Mektebi 1900 yılında açılmıĢtır. Mektebe yaklaĢık 70 esnaf çırağı devam etmiĢtir. Mektebe atanan ilk muallim Halil Efendi olmuĢtur..Kula Kasabası’nda Rumlar önemli bir nüfusa sahipti. Rumlar Kuzguncuk ile Hızırilyas mahallelerinde ikamet etmekteydi. Kula Kasabası’nda bir ibtidâî Rum mektebi, ibtidâî ve rüĢdî derecede bir erkek Rum mektebi ile ibtidâî ve rüĢdî derecede bir kız Rum mektebi bulunmaktaydı. Ayrıca Kula Kasabası’nda Fransız mektebi de vardı
Uşak İli Tarımsal Yapısının Mevcut Durumu
Uşak ili, Ege Bölgesi’nin iç kesiminde yer almakta olup, 5556 km² lik yüzölçümü ile Türkiye’de iller arasında 61. sırada yer almaktadır. İlin yüzölçümünün % 39’unu tekabül eden 2194 km²’lik tarım alanı, Türkiye ortalamasının üzerindedir. Uşak ilinde karasal iklimin hüküm sürmesi, toprak yapısı ve sulanabilir tarım arazilerinin sınırlı olması tarım ürünleri çeşitliliğini sınırlandırmıştır. İl genelinde bitkisel üretimin aldığı pay, hayvansal üretime göre Türkiye ortalamasına göre yüksektir. Bu çalışmada Uşak ilinin tarımsal yapısının mevcut durumu 2004-2020 dönemindeki gelişimi ve genel yapısı, Türkiye verileriyle karşılaştırılarak gerçekleştirilmiştir. İncelenen dönemde sulama alanlarının artması ve sağlanan teşviklerle meyve ekim alanları artmış ancak tahıl ekim alanları azalmıştır. Hayvansal üretimde ise iklim şartlarının uygunluğu tavukçuluk sektörünün ön plana çıkmasını sağlamıştır. Bu araştırmada, Uşak ilinin tarımsal üretim özellikleri ve envanterinin ortaya konulması amaçlanmıştır
IŞIK GEÇİREN SERAMİK BÜNYE KOMPOZİSYONLARININ GELİŞTİRİLMESİ VE UYGULANMASI
Dünyada ve ülkemizde porselen çamuruna ilgi çok fazladır. Zor bir yapısı olan porselen disiplinli bir çalışma gerektirir. Porselenin kullanım alanları çok geniş olup, yüksek sıcaklıkta pişirilmeleri dayanıklılığı ve zarif duruşuyla ilgi uyandırır. Transparan görünümüne sahip olması ise bu ilgiyi daha da arttırmaktadır. Bu çalışmada özel hammaddeler ve çamurlar kullanılmadan halihazırda karo, seramik sağlık gereçleri fabrikalılarında kullanılan hammaddelerle döküm özelliğine sahip seramik kompozisyonlarının ışık geçirgenliğine olan etkisi incelenmiştir. Oluşturulan reçeteler 4’lü sistem ile çalışılmış, 1220-1240oC pişirilerek ışık geçirgenliği (transparanlık) ve döküm özellikleri incelenerek, ışık geçirgenliği, bünye yapısı, yüzey parlaklığı ve deformasyonları incelenmiştir. Bu çalışmanın devamı olarak farklı döküm kalınlıklarının transparanlığa etkisi de incelenmiştir. Çalışma sonucunda piyasada kolaylıkla ulaşılabilecek hammaddeler ile ışık geçirgenliğine sahip seramik bünyeler geliştirilmiş ve uygulamaları gerçekleştirilmiştir