Uşak University Institutional Repository
Not a member yet
4105 research outputs found
Sort by
Covid 19 Sürecinde Öğretmenlerin Pozitif Liderlik Algıları İle Psikolojik İyi Oluş Düzeyleri Arasındaki İlişki
Bu araştırmada, öğretmenlerin pozitif liderlik algıları ile psikolojik iyi oluşları arasındaki
ilişkiyi açıklamak amaçlanmıştır. Araştırma örneklemi 2020-2021 yılında Uşak merkez
ilkokul, ortaokul ve liselerde görev alan 405 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada
‘’Kişisel Bilgi Formu’’, ‘’Pozitif Liderlik Ölçeği’’ ve ‘’Psikolojik İyi Oluş Ölçeği ‘’
kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde nicel araştırma yöntemi ve ilişkisel model
tercih edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre, öğretmenlerin pozitif liderlik
algılarının ve psikolojik iyi oluşlarının yüksek olduğu görülmektedir. Öğretmenlerin
pozitif liderlik algıları ile psikolojik iyi oluşları arasında pozitif yönde düşük düzeyde bir
ilişki bulunmuştur. Pozitif liderlik ölçeği boyutları birlikte değerlendirildiğinde
öğretmenlerin psikolojik iyi oluşlarındaki varyansın yaklaşık %4’ünü açıklamaktadır
İL ÖZEL İDARELERİ VE YATIRIM İZLEME VE KOORDİNASYON BAŞKANLIKLARI ÜZERİNE NİTEL BİR ARAŞTIRMA
Türkiye'nin yönetim sisteminde küresel ve yerel gelişmelerin etkileriyle son dönemlerde önemli düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemelerden biri olan 2012 yılında kabul edilen 6360 sayılı Kanun ile birlikte de idari yapıda, mali sistemde ve siyasi coğrafyada önemli değişiklikler yapılmıştır. Bu önemli değişikliklerden biri de büyükşehir olan illerde il özel idarelerinin kaldırılıp, Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlıklarının (YİKOB) kurulmasıdır. İl özel idarelerinin kaldırılıp aynı zamanda YİKOB’ların kurulması taşra yönetimi içinde yeni bir örgütlenme olan YİKOB’ların il özel idarelerinin yerine kurulduğu yönünde tartışmalara neden olmuştur. Bu yüzden YİKOB’larla ilgili çalışmalarda mutlaka il özel idarelerinden bahsedilmektedir. Ayrıca bu iki kurumun mevzuat açısından ya da sadece YİKOB’lar incelenerek karşılaştırmaları da yapılmıştır. Ancak YİKOB’ların, taşra yönetimi içinde de yer alan il özel idareleri ile uygulamadaki işlevselliği karşılaştırılarak, bu iki kurum arasındaki farklılıkların ve YİKOB’ların Türk kamu yönetimi sistemi içerisinde nerede konumlandığının ve rolünün araştırılması gerekmektedir. Bu kapsamda TR33 bölgesinde bulunan illerden Manisa YİKOB ve Uşak İl Özel İdaresi’nden katılımcılar ile yarı yapılandırılmış, derinlemesine mülakat yapılmıştır. Mülakat doğrultusunda bu iki kurumun yapısal ve işlevsel olarak karşılaştırmalı analizi yapılmıştır. Bu analiz sonucunda elde edilen tespitler ışığında YİKOB’ların Türk kamu yönetimi sistemi içerisinde nerede konumlandığı ve rolü hakkında değerlendirmelerde bulunulmuştur
Dış Borçların Sürdürülebilirliği: Türkiye Üzerine Ampirik Bir Analiz
Dış borç özellikle kaynak gereksinimi bulunan gelişmekte olan ülkelerde artış göstermektedir. Zira dış borç gereksinimini etkileyen birçok unsur olmakla birlikte gelişmekte olan ülkelerde yurtiçi tasarrufların yetersizliği, ülke içinde sermaye birikimi ve yatırımların yapılması önünde en büyük engellerden birini oluşturmaktadır. Bu kapsamda ekonomik büyüme ve kalkınmanın gerçekleştirilmesinde yabancı ülkelerden sağlanan dış borçların sürdürülebilirliği de önem arz etmektedir. Nitekim dış borçların sürdürülebilirliği, mali politikaların oluşturulması dolayısıyla da ülkelerin makro dengelerinin sağlanmasında kilit bir unsurdur.
Bu çalışmada Türkiye ekonomisinde 1974-2020 yıllarını kapsayan periyotta dış borçların sürdürülebilir olup olmadığı geleneksel birim kök testlerinden ADF (Augmented Dickey Fuller) ve tek yapısal kırılmaya izin veren Zivot-Andrews birim kök testiyle analiz edilmiştir. Bu kapsamda hem ADF testinde hem de Zivot-Andrews yapısal kırılmalı birim kök testinde dış borç servislerinin ihracat gelirleri ve gayrisafi milli hasıla içindeki payı serilerinin birim kök sürecine sahip olduğu dolayısıyla incelenen dönemde dış borçların sürdürülemez olduğu tespit edilmiştir
GÖZLER YALAN SÖYLEMEZ; AÇIK HAVA REKLAM ENSTRÜMANLARININ ETKİNLİĞİNİN GÖZ TAKİP TEKNİĞİ İLE ARAŞTIRILMASI: BİR NÖROPAZARLAMA (NEUROMARKETİNG) UYGULAMASI
Küreselleşmenin etkilerinin had safhada hissedildiği günümüzde, işletmelerin ayakta kalabilmesi için rekabet üstü bir çabayla faaliyetlerini devam ettirmesi kaçınılmaz hale gelmiştir. Rekabetin yoğun olduğu piyasalarda işletmeler, başarılı olmak için yoğun bilgi akışına, müşterilerin ihtiyaçlarını belirlemeye ve yeni iş tasarımlarının geliştirilmesine büyük önem vermişlerdir. Geleneksel pazar araştırma ve bilgi toplama tekniklerinin işletmelerin ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelmesi ve istenilen sonuçları her zaman üretememesinden dolayı ihtiyaç duyulan bilgiyi toplamaya yarayan yeni teknik ve yöntemlerin kullanılması zorunlu hale gelmiştir.
İşletmeler gerek yeni bir ürünün tanıtımı için gerekse var olan bir ürünün mevcut satışlarını arttırmak için reklam faaliyetlerini sık sık kullanmakta ve bu faaliyetler için yapılan harcamaların karşılığını almak istemektedirler. Reklamın yayımlanmasını müteakip geri bildirimlerin nasıl olduğunu öğrenebilmek için reklamın etkinliğinin ölçülmesi gerekmektedir.
Uşak Üniversitesi’nden Uşak Otogarına kadar olan mesafede yer alan 25 açık hava reklamının haberleşme etkinliğini araştırmak amacıyla yapılmış olan uygulamada, kolayda örnekleme metodu ile 32 (16 erkek ve 16 kadın) denekten anket ve nöropazarlama yöntemi ile (göz takip cihazı ile) veri toplanmıştır.
Reklamın haberleşme etkinliğini ölçmek amacıyla tanıma yöntemi ile yapılan uygulama sonucunda; anket yönteminin tam olarak işletmenin ihtiyacı olan gerçek veriyi sunmada yeterli olmadığı, tanıma yöntemine getirilen en büyük eleştirinin (deneklerin hatalı cevap vermesi) gerçeği yansıttığı, nöropazarlama yöntemi ile deneklerden gerçek verilerin elde edilebildiği ve işletmenin ihtiyacı olan gerçek veriye ulaşabildiği tespit edilebilmiştir
ETLİK PİLİÇLERİN KARMA YEMLERİNE DEFNE (Laurus nobilis L.) YAPRAĞI TOZU İLAVESİNİN VERİM, ET LİPİT OKSİDASYONU, KARKAS ÖZELLİKLERİ VE BAZI KAN PARAMETRELERİ ÜZERİNE ETKİSİ
Bu çalışma, defne (Laurus nobilis L.) yaprağı tozu (DYT) ilavesinin etlik piliçlerin performans, göğüs ve but etlerinin lipit oksidasyonu ve kimyasal bileşimi, bazı iç organlar, karkas özellikleri ve bazı kan parametreleri üzerine etkilerini amacıyla yürütülmüştür. Toplam 144 adet günlük yaştaki karışık cinsiyette etlik civciv tartılmış ve her biri 12 civcivden (6 dişi ve 6 erkek) oluşan üç tekerür olmak üzere dört gruba rastgele dağıtılmıştır. Gruplar şu şekildedir: (i) standart yem, (ii) standart yem + 1 g/kg DYT, (iii) standart yem + 5 g/kg DYT ve (iv) standart yem + 10 g/kg DYT. Sonuçlar, araştırma boyunca canlı ağırlık ve canlı ağırlık artışının DYT takviyesi ile arttığını ortaya koymuştur (P0.05). Karaciğer ağırlığı 10 g/kg DYT (P<0.001) ve ileum + jejunum ağırlığı 5 ve 10 g/kg DYT ile artmıştır (P<0.01). DYT muamelesi ile göğüs eti kuru maddesi (P<0.05) ve glikoz (P<0.05), göğüs ve but etinin TBARS değerleri azalmıştır (P<0.001). Sonuç olarak, etteki lipid oksidasyonunu azaltmasından ve performansa pozitif etkisinden dolayı etlik piliç karma yemlerinde DYT takviyesi önerilebilir
HİKÂYE ANLATMA BECERİSİ EDİNİMİNİN HAZIRLIKSIZ KONUŞMA BECERİSİ GELİŞİMİNE KATKISI
Bu araştırmanın amacı hikâye anlatma becerisi ediniminin 6. sınıf öğrencilerinin hazırlıksız konuşma becerisi gelişimine katkısını ortaya koymaktır. Araştırmada nitel ve nicel araştırmaların birlikte verildiği karma yöntem deseni kullanılmıştır. Araştırma 2020-2021 eğitim-öğretim yılının ikinci döneminde Afyonkarahisar il merkezinde yer alan bir ortaokulun altıncı sınıfında öğrenim gören 10 kişilik çalışma grubuyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri; dereceli puanlama anahtarı, konuşma becerisi tutum ölçeği, video kayıtları, yarı yapılandırılmış görüşme formları ve gözlem formlarıyla toplanmıştır.
Uygulama öncesinde hikâye anlatma becerisi ediniminin hazırlıksız konuşma becerisine etkisini belirlemek amacıyla alan yazında tespit edilen çalışmalar ve ilgili müfredatlar incelenmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda araştırmacı tarafından öğrencilerin hazırlıksız konuşma becerisini geliştirmek amacıyla hikâye anlatma eğitimi ve hazırlıksız konuşma etkinliklerini içeren günlük plan hazırlanmıştır. Araştırmacı tarafından yürütülen araştırmanın uygulama süreci 15 hafta sürmüştür. Uygulama öncesinde öğrencilerin hazırlıksız konuşma becerisine yönelik düzeyleri ve konuşma becerisi tutumları ölçüldükten sonra uygulama aşamasına geçilmiştir. Uygulamada öğrencilere hikâye anlatıcılığı eğitimi verilmiştir ve araştırmacı hikâye anlatma eğitimi uygulama gözlem formu doldurmuştur. Hikâye anlatıcılığı eğitimi tamamlandıktan sonra öğrencilerin hazırlıksız konuşma becerisi gelişimine katkısını belirlemek için öğrencilere hikâye anlatımı sonrasında hazırlıksız konuşma etkinlikleri yaptırılmıştır. Uygulama öncesinde ve sonrasında öğrencilere hazırlıksız konuşma türleri ile ilgili etkinlik yaptırılıp video kaydına alınmıştır. Alınan video kayıtları incelenerek Ortaokul 6. Sınıf Öğrencilerinin Hazırlıksız Konuşma Becerisine Yönelik Dereceli Puanlama Anahtarı doldurulmuştur. Ayrıca süreç içerisinde araştırmacı tarafından her hafta, ön ve son uygulamada hazırlıksız konuşma uygulama gözlem formu doldurulmuştur. Uygulama öncesinde ve sonrasında öğrenci görüşleri alınmıştır. Ayrıca uygulama sonunda velilerin ve öğretmenlerin görüşlerini belirlemek için veli ve öğretmen görüşleri alınmıştır.
Elde edilen bulgulara göre öğrencilerin boyut bazlı ön test ve son testten aldıkları puanlara ilişkin bağımlı örneklem t testi sonuçlarına göre hazırlıksız konuşma boyutlarında gelişmeler olduğu görülmüştür. Ayrıca öğrencilerin hazırlıksız konuşma becerisi genel toplam ön test ve son testten aldıkları puanların son test lehine olduğu görülmüştür. Benzer durum hem boyutlar hem de genel toplam kalıcılık testi puan ortalamalarında da görülmüştür. Öğrencilerin ön test ve son test hazırlıksız konuşma becerisi tutum puanlarına ilişkin bağımlı örneklem t testi puanları ile kaygı puanlarına ilişkin wilcoxon işaretli sıralar t testi puanları son test lehine olduğu görülmüştür. Öğrenciler eğitimi verimli-eğlenceli-eğitici-güzel bulduklarını, eğitimin hazırlıksız konuşmalarında gelişme sağladıklarını, hazırlıksız konuşma türleriyle ilgili bilgi sahibi olduklarını, hikâye anlatımını öğrendiklerini, beden dili-jest ve mimikleri kullanmada geliştiklerini, konuşurken heyecan ve utanma duygularının azaldığını, konuşurken kendilerini iyi ifade ettiklerini, özgüvenlerinde artış sağladığını, akıcı konuştuklarını, söyleyiş özelliklerinde gelişme olduğunu, dinleyicilerle etkileşim sağladıklarını görüşlerinde belirtmiştir. Veli ve öğretmen görüşleri öğrenci görüşlerini destekler niteliktedir. Araştırmacı uygulama sürecinde öğrencilerin hazırlıksız konuşma etkinlikleri ile hikâye anlatımı yapmaktan hoşlandıklarını ve sosyal yönden gelişme gösterdiklerini gözlemlemiştir.
Sonuç olarak 6. sınıf öğrencilerinin hazırlıksız konuşma becerisi gelişiminde, hikâye anlatma becerisi edinmeleri etkilidir. Bu sonuç doğrultusunda birtakım öneriler ileri sürülmüştür
Erzurum Çifte Minareli Medrese Ve Yakutiye Medresesi Çinili Minarelerinin Mevcut Durumu Ve Tamamlama Uygulamaları
Erzurum İli merkezinde bulunan Çifte Minareli Medrese ve Yakutiye Medresesi, Anadolu’da inşa edilen medreseler içinde önemli yere sahip Türk-İslam eserleridir. Medreseler ve çinili minareleri zaman içinde farklı etkenlere bağlı olarak bozulmalara uğramış ve onarımlar geçirmiştir. Bu onarımlar incelendiğinde yoğunlukla yapısal bozulmalara önem verildiği anlaşılmaktadır. Ancak bu eserler, Selçuklu Dönemi çini tekniğine sahip minareleriyle bölgede tekdir. Medreseler, mimarisi, tarihi, süslemeleri vb. özellikleriyle pek çok araştırmaya toplu ya da münferit olarak konu edilmiştir. Ancak yapı onarımları bağlamında özellikle çinili minarelerinin koruma-onarımına ilişkin yayına rastlanmamıştır. Bu çalışmada, Çifte Minareli Medrese ve Yakutiye Medresesi’nin kısaca tarihi ve mimari özelliklerinden bahsedilerek, eserlerin çinili minarelerinin özgün durumlarına değinilecektir. Ardından çinili minarelerin mevcut korunmuşluk durumlarının tespit edilmesi ve restorasyon geçmişlerinin incelenmesi sonucunda elde edilen bilgiler ile toplu bir değerlendirmeye gidilerek, özgün çinili minarelerin eksikliklerinde görülen tamamlama uygulamaları incelenecektir. Bu sayede minarelerin özgününe kıyasla mevcut durumuna dair bir değerlendirmenin ve belgelemenin yapılması amaçlanmıştır
OTUZ ESERDEKİ İSİM TÜRETEN EKLERİN MORFO-SEMANTİK İŞLEVLERİ
Türkiye Türkçesinde sözcük türetme, dil yapısı itibariyle sonekler ile
yapılmaktadır. Soneklerin bazıları yapım ekleri grubuna dâhil edilmektedir. Yapım
ekleri, isim veya fiil kök ve gövdelerinden yeni isim veya fiil gövdeleri oluşturan
eklerdir. Bu çalışmada isim türeten ekler üzerine durulmuştur. İsimden isim yapan
ekler, isim kök veya gövdelerinden yeni bir isim yapmak için kullanılan eklerdir. Bu
türetme ile oluşturulan kelimelerde, yeni bir anlam da ortaya çıkmaktadır. Gramer
çalışmalarında eklerin sadece işlevleri üzerine durulmakta, kelimeye verdiği anlam
göz ardı edilmektedir. Sözcüklerdeki anlamı oluşturan unsurların kök merkezli ele
alınması nedeniyle, eklerin kelimeye kattığı anlam yeterince incelenmemiştir.
Türkiye Türkçesi dil bilgisinde daha çok görünüş ve yapıya ağırlık verilmesi; isim
veya eylem kökü veya gövdesine kattığı anlamların yüzeysel olarak ele alınmasına
sebep olmuş, bununla birlikte eklerin türettiği kelimelere farklı görevlerde anlamlar
katmasına değinilmemiştir.
İşlev ve anlam birbirleriyle ilişkili olmasına rağmen işlev sınırlı anlam
muğlaktır. Kelimelerin kazandıkları anlam farklı farklıdır. Ekleri sadece işlev altında
ele almak kelimelerin kullanım alanını sınırlandırmaya ve yanlış türetmelere de
sebep olmaktadır. Bundan dolayı çalışma içerisinde eklerin morfolojik işlev ile
morfo-semantik işlev başlıkları altında ele alınması gerektiği tartışılmıştır.
Dolayısıyla çalışmada eklerin anlam boyutu ele alındı ve bu anlam da morfosemantik
adı altında incelendi.
Morfo-semantik için kaynaklarda mevcut bir tanım bulunmamaktadır. Eğer
tanım yapılacak olursa morfo-semantik, eklerin eklendikleri kelimelere
kazandırdıkları anlamı inceleyen anlambilimin alt kolu olarak değerlendirilebilir.
Bu çalışmada gramer çalışmalarında belirlenen isim türeten eklerin listesi
oluşturuldu ve eklerin tespiti için otuz eser seçildi. Bu otuz eser incelenerek isim
türeten eklerin olduğu kelime listesi sıralandı, kelimeler üzerinde eklerin verdiği
anlamlar tablo halinde gösterildi ve cümle içerisinde kazandığı diğer anlamlar diğer
kullanım örnekleri başlığı altında incelendi.
Bazı eklerin, eklendikleri kök veya gövde ile bağlantılı; bazı eklerin, kök
veya gövdenin anlamından farklı bir anlam oluşturduğu, bazı eklerin ise, tek başına
anlamı olmayan kelimelerden anlamlı yeni bir kelime türettiği tespit edilmiştir.
Morfo-semantik türetimin yeni kavram ve sözcük dağarcığına nasıl katkıda
bulunduğu gösterilmiştir
FARKLI EKİM SIKLIĞI VE GELİŞME DÖNEMLERİNİN ASPİR (Carthamus tinctorius L.)’DE KABA YEM VERİMİ İLE BAZI KALİTE ÖZELLİKLERİ ÜZERİNE ETKİLERİ
Bu çalışma, farklı ekim sıklıkları ve gelişme dönemlerinin aspirin kaba yem verimi ve bazı kalite özelliklerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırma, tesadüf bloklarında faktöriyel deneme desenine göre üç tekerrürlü olarak 2021 yılında Uşak’ta yürütülmüştür. Çalışma kapsamında aspir 30, 60, 90, 120 ve 150 bitki m-2 ekim sıklıklarında yetiştirilmiş ve tabla çıkarma, çiçeklenme başlangıcı ve tam çiçeklenme dönemi olmak üzere 3 farklı gelişme döneminde hasat edilmiştir. Araştırmada aspirin bitki boyu, yeşil ot verimi, kuru madde verimi, ham protein oranı, ham protein verimi, NDF ve ADF oranları belirlenmiştir.
Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre aspirde uygulamalara bağlı olarak bitki boyu 72.35-77.67 cm, yeşil ot verimi 1333.54-2001.87 kg/da, kuru madde oranı %16.53-40.73, kuru madde verimi 303.72-585.86 kg/da, ham protein oranı %8.36-12.29, ham protein verimi 37.40-55.23 kg/da, NDF oranı %31.30-47.92 ve ADF oranı %27.61-38.59 arasında değişim göstermiştir. Çalışmada artan bitki sıklığı yeşil ot, kuru madde ve ham protein verimini artırırken ilerleyen hasat dönemi kalite özelliklerinde azalmalara neden olmuştur. Çalışma sonucunda kaba yem amacıyla yetiştirilen aspirde yüksek ot verimi ve kalite için 90 bitki m-2 ekim sıklığında yetiştirilmesinin ve hasadın çiçeklenme başlangıcı dönemde yapılmasının gerektiği sonucuna varılmıştır
LAVANTA KOKUSU İÇEREN MİKROKAPSÜLLERİN PAMUKLU KUMAŞLARA AKTARILMASI VE KUMAŞLARIN YIKAMA PERFORMANSLARI
Bu çalışmanın amacı; pamuklu kumaşlara lavanta kokulu mikrokapsül uygulaması ve yıkama
performanslarının belirlenmesidir. Bu amaçla ticari olarak satın alınan lavanta kokulu
mikrokapsüllerin pamuklu dokuma kumaşlara iki farklı yöntem kullanarak aktarılmış ve
aplikasyon yöntemlerinin, tekrarlı yıkamalar sonucunda kumaşlardaki koku kalıcılığına etkisi
araştırılmıştır. Emdirme ve rotasyon baskı yöntemleri ile kumaşlara aktarılan
mikrokapsüllerin morfolojik karakterizasyonları SEM (taramalı elektron mikroskobu analizi)
ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen kumaş numuneleri 20 kez tekrarlı yıkamalara maruz
bırakılmıştır. Yıkama sonucunda SEM ile kumaşların morfolojik analizleri, FTIR-ATR
(fourier dönüşümü kızılötesi zayıflatılmış toplam yansıma) ile kumaşların kimyasal yapıları
analiz edilmiştir. Ayrıca kumaşlardaki koku kalıcılığı ve koku azalma oranları, birbirinden
bağımsız ve farklı demografik özelliklere sahip denek grupları tarafından sübjektif olarak
değerlendirilmiştir. Sübjektif değerlendirmeler, anket metodu uygulanarak
gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlar tekrarlı ölçümler (ANOVA) istatistiksel yöntemi
kullanılarak analiz edilmiştir. Tekrarlı yıkama sonrası koku kalıcılı en yüksek olan kumaş
grubunun haslık ve performans testleri ilgili stadandartlar doğrultusunda tamamlanmıştır.
Tez çalışmasının sonuçları; tekrarlı yıkama yapılan tekstil yüzeylerindeki koku kalıcılığının
sağlanması, mikrokapsüllerin aplikasyon yöntemlerine göre değiştiğini göstermiştir. Yapılan SEM ve FTIR analizleri sonucunda kumaşlardaki mikrokapsüllerin varlığı tespit edilmiştir.
Kumaşların 20 yıkama sonuçları sübjektif olarak değerlendirildiğinde baskı yöntemiyle
üretilen kumaşların, emdirme yöntemine göre daha güçlü kokulara sahip olduğu tespit
edilmiştir. Ayrıca rotasyon baskı prosesi esnasında kullanılan mikrokapsüller, yardımcı
kimyasal maddeler ve ajanlar, kumaşlardaki haslık ve performans değerlerini olumsuz yönde
etkilemediği belirlenmişti