Uşak University Institutional Repository
Not a member yet
4105 research outputs found
Sort by
OKULLARDA LİDERLİK KAPASİTESİ İLE ÖĞRETMENLERİN MESLEĞE ADANMIŞLIK DÜZEYİ İLİŞKİSİ
Okulların başarısında öğretmenin mesleğine adanmışlıkları önemli bir rol oynamaktadır. Öğretmenlerin mesleğe adanmışlığında da okulların liderlik kapasitesinin rolü büyüktür. Bu nedenle bu araştırmada okulların liderlik kapasitesi ile öğretmenlerin mesleğe adanmışlık düzeylerinin ilişkisinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda “Ortaöğretim kurularında görevli öğretmenlerin, okulun liderlik kapasitesi algısı ile öğretmenlik mesleğine adanmışlık düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki var mıdır?” sorusuna yanıt aranmıştır. İlişkisel tarama modelinde desenlenen bu araştırmanın evrenini İzmir ili merkez ilçelerinde ve Menemen ilçesinde bulunan ortaöğretim kurumlarında 2020-2021 eğitim-öğretim yılında görev yapan 9322 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini evrende yer alan öğretmenlerden, ilçelerin öğretmen sayılarına doğru orantılı bir dağılımla rastgele örneklem ile seçilmiş, 443 öğretmen oluşturmaktadır. Örnekleme dâhil olan öğretmenlere Kılınç (2013) tarafından geliştirilen ve 30 ifadeden oluşan Okullarda Liderlik Kapasitesi Ölçeği ile Kozikoğlu ve Senemoğlu tarafından geliştirilmiş ve 20 ifade içeren Öğretmenlik Mesleğine Adanmışlık Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen verilerin betimleyici istatistik analizleri yapıldıktan sonra çarpıklık ve basıklık değerlerine göre normal dağılıma sahip olduğunun tespit edilmesi üzerine verilere, t-Testi ve ANOVA analizleri uygulanmıştır. Ayrıca okul liderlik kapasitesi ile öğretmenlerin öğretmenlik mesleğine adanmışlık düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemek üzere Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon analizi uygulanmıştır. Bu analizlerle birlikte okul liderlik kapasitesinin öğretmenlerin öğretmenlik mesleğine adanmışlık düzeyinin yordayıcısı olup olmadığını belirlemek üzere basit doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, öğretmenlerin okul liderlik kapasitesine ilişkin algılarının tüm ölçek düzeyinde ve ölçeğin tüm alt boyutlarında “yüksek” düzeyde olduğu görülmüştür. Örnekleme dahil olan öğretmenlerin öğretmenlik mesleğine adanmışlık düzeyinin tüm ölçek genelinde ve ölçeğin tüm alt boyutlarında çok yüksek düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçları okul liderlik kapasitesinin ve öğretmenlerin öğretmenlik mesleğine adanmışlık düzeylerinin; öğretmenlerin cinsiyetlerine, mesleki kıdemlerine ve eğitim düzeylerine göre farklılaşmadığını göstermektedir. Ancak öğretmenlerin okuldaki çalışma sürelerine göre okul liderlik kapasitesinde anlamlı bir fark olduğu, bununla birlikte öğretmenlik mesleğine adanmışlık düzeylerinde anlamlı bir fark olmadığı sonuçlarına ulaşılmıştır.
Araştırma bulgularına göre öğretmenlik mesleğine adanmışlık düzeyinin, okul liderlik kapasitesi algısı ile pozitif yönde ve zayıf bir ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte öğretmenlik mesleğine adanmışlığın tüm boyutları ile okul liderlik kapasitesi arasında anlamlı ilişkiler olduğu saptanmıştır. Araştırmada yapılan basit doğrusal regresyon analizi sonucunda okul liderlik kapasitesinin öğretmenlik mesleğine adanmışlık düzeyinin anlamlı bir yordayıcısı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuca göre okul liderlik kapasitesi düzeyi öğretmenlik mesleğine adanmışlık düzeyinin yaklaşık %4’ünü açıklamaktadır
GÜÇLENDİRİLMİŞ TARİHİ YIĞMA BİR YAPININ DOĞRUSAL OLMAYAN ANALİZ YÖNTEMİ İLE İNCELENMESİ
Bu tez çalışmasında, Uşak ilinde bulunan tarihi yığma Ulu Cami ve minaresinin doğrusal ve doğrusal olmayan zaman tanım alanı analizleri gerçekleştirilmiştir. Analizler neticesinde, seçilmiş olan tarihi yığma yapıların deprem yükü altında dinamik davranışları incelenmiştir.
Tez çalışması on bölüme ayrılmıştır. Birinci bölümde, tarihi yığma yapıların ne amaçla inşa edildiği, nasıl inşa edildiği, hangi malzemelerin kullanıldığı, tarihi yapıların toplumdaki önemi, tarihi yapıları ayakta tutmak için yapılmış, literatürde yer alan çalışmalardan bahsedilmiştir. İkinci bölümde, Uşak Ulu Cami’nin 600 yıllık tarihinden söz edilmiştir. Üçüncü bölümde, Uşak Ulu Cami’nin taşıyıcı mimari özellikleri hakkında genel bilgiler verilmiştir. Dördüncü bölümde, tarihi yığma yapılarda kullanılan malzemelerden söz edilmiştir. Beşinci bölümde tarihi yapıların yapısal özelliklerin belirlenmesinde kullanılan yöntemler, yığma yapılarda kullanılan malzemelerin özelliklerinin belirlenmesinde kullanılan yöntemler, malzeme modelleme teknikleri, modelleme ve malzeme idealleştirmelerinden ve tarihi yapılarda kullanılan malzemelerin mekanik özelliklerinden söz edilmiştir. Yığma yapıların deprem etkisi altında dinamik davranışlarını belirlemek için kullanılan deneysel ve sayısal modal analiz yöntemlerine ve dinamik formülasyonlara yer verilmiştir. Son olarak yığma yapıların doğrusal olmayan analizinde yaygın bir şekilde kullanılan metotlar hakkında bilgiler sunulmuştur. Altıncı
xiii
bölümde, Sonlu Elemanlar Yöntemi (SEY) hakkında bilgiler verilmiştir. Yedinci bölümde cami ve minarenin geometrik özelliklerinden, Sonlu elemanlar analizine başlamadan önce yapılması gerekenlerden, kullanılan malzemelerin özelliklerinden ve analizde kullanılacak olan 1999 Kocaeli depremi ivme kayıtları hakkında bilgi verilmiştir. Cami ve minarenin ayrı ayrı katı modelleri oluşturulmuştur. Yerinde keşiflerle yapıların mesnet şekilleri araştırılmıştır. Böylece sonuçların daha gerçekçi olduğu düşünülmüştür. Yapıların doğrusal olmayan zaman tanım alanı analizlerinde ise Beton Hasar Plastisite (CDP) modeli kullanılmıştır. Sekizinci bölümde, Uşak Ulu Cami ve Uşak Ulu Cami minaresinin sayısal analizlerine yer verilmiştir. Doğrusal olmayan analizlerden elde edilen sonuçlara yer verilmiştir. Dokuzuncu bölümde Çelik Kumaş Takviyeli Beton Karışım (ÇKTBK) ile güçlendirilen minarenin güçlendirilmemiş minare ile olan karşılaştırması yapılmıştır. Onuncu bölümde sonuç ve önerilere yer verilmiştir. Bu bölümde kaynaklar ve özgeçmişe de yer verilmiştir. Çalışmada, analiz sonuçlarının röleve çalışmalarında işaretlenen çatlak bölgeleri ile uyumlu olduğu görülmüştür
İHSANİYE İLÇESİNİN JEOMORFOLOJİSİ VE DOĞAL ORTAM KAYNAKLI SORUNLARI
Bu çalışmada Afyonkarahisar/İhsaniye’nin jeomorfolojisi insan-doğa-coğrafya ekseninde coğrafi bakış açısıyla değerlendirilmiştir. Araştırmanın özünü, coğrafi yapısıyla oldukça zengin ve karakteristik özelliklere sahip İhsaniye oluşturmaktadır. Araştırmanın kapsamını İhsaniye’nin doğal görünümünün yer sistemlerinin tümünü içeren üç doğal küre ile (atmosfer, hidrosfer, litosfer) birlikte biyosferi de içine alan kapsamı geniş bir değerlendirmesi oluşturmaktadır.
İhsaniye, Porsuk Çayı ve Eber Gölü’ne dökülen Akarçay’ın kolları tarafından yarılmış olup; Afyon ovasından kuzeye doğru kademeli şekilde yükselen 1250-1500 metre yükseltili bir platonun üzerine kurulmuştur. Kuzeyden Türkmen dağları, doğudan Emirdağları ve batıdan Murat dağlarının devamı niteliğindeki dağlar silsilesi tarafından çevrelenmiştir. Eskişehir sınırlarına doğru kuzeyden Eynihan dağları ve batıdan Elmalı dağları ile çevrelenmiştir.
İhsaniye, mevcut konumu itibariyle Ege Bölgesi İç Batı Anadolu Bölümü’nde, Orta Anadolu ve Ege Bölgesi arasında bir geçiş bölgesinde yer almaktadır. “İç Batı Anadolu Eşiği” olarak tanımlanan bölge, İç Anadolu’nun batıya açılan kapısı, doğu ile batıyı birleştiren bir kavşak durumundadır. Burası aynı zamanda Kral Yolu’nun da geçtiği ve önemli yolların düğüm noktası olup geçmişten bu yana jeopolitik ve jeostratejik önemini muhafaza etmektedir.
İhsaniye, çeşitli yeryüzü şekilleri, jeolojik-jeomorfolojik oluşumlar, termal kaynaklar, bitki örtüsü ve geçiş iklimi ile tabiat ve tarihe dair önemli izlerin bulunduğu nadiren karşılaşılan bir bölgedir. Çalışma alanı sırasıyla Hititler, Frigler, Persler, Lidyalılar, Romalılar, Bizanslılar ve Türkler tarafından iskan görmüş ve bölgede şehirler kurulmuştur. Hem doğal ve kültürel varlıkları hem de tarihi geçmişi ile jeoekolojik açıdan güçlü bir potansiyele sahip bu alan yoğun ve yanlış kullanımlar sonucu hızla degradasyona uğramaktadır. Bunu ortaya koyabilmek bağlamında araştırma sahasının bir bütün olarak coğrafi özellikleri belirlenip, sorunlar ortaya çıkarılmış ve çözüm önerileri sunulmuştu
EŞME KOYUNLARINDA MEME ÖZELLİKLERİNİN SÜT VERİMİ VE SÜT KALİTESİNE ETKİLERİ
Bu araştırma, Uşak ilinde Eşme kıvırcık koyunu projesinde tümleşik sürüsü olan özel bir işletme de yapılmıştır. İşletmedeki Eşme koyunları meme tipine göre sınıflandırılarak, meme tipi ile meme özellikleri, süt verimi ve süt kalite özellikleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmada, meme özellikleri, süt verimi ve kalitesi için 38 baş koyun kullanılmış olup ölçümler laktasyonun 30 ve 60. günlerinde yapılmıştır. Araştırmada koyunlarda dört meme tipi (Tip 1, Tip 2, Tip 4 ve Tip 5) belirlenmiş olup, bunların görülme oranları sırasıyla % 10.5; 34.2; 39.5; 15.8 olarak bulunmuştur. Araştırmadaki Eşme koyunlarında (%31.6 ' ı tek, %50 'si ikiz ve % 18.4 oranında üçüz yavru elde edilmiş olup), sürü ortalaması 1.87 kuzudur. Meme özelliklerinden; meme derinliği (MD), meme çevresi (MÇ), meme genişliği (MG), sol meme başı uzunluğu(MBU\SOL),sağ meme başı uzunluğu(MBU\SAĞ), ortalamaları meme tipinden bağımsız olarak 1.ölçüm 14 Ocak ve 2. Ölçüm14 Şubat’ta yapılmış olup, değerleri sırasıyla 14.71-12.37, 40.49-30.63, 20.99-15.41, 2.46-2.25, 2.36-2.17 cm olarak tespit edilmiştir. Meme başları arası uzaklık(MBAU), sol meme başı çevresi(MBÇ\SOL),sağ meme başı çevresi(MBÇ\SAĞ),memenin yerden uzaklığı (MYU) ortalamaları1.ölçüm ve 2. ölçüm değerleri sırasıyla 20.25-17.53, 4.98- 4.73, 5.01- 4.86, 35.58-39.16cm olduğu belirlenmiştir. Günlük ortalama süt verimi 1. ölçüm 326.29 ml, 2. ölçüm 283.39 ml bulunmuştur. Sütteki yağ, yağsız kuru madde, protein, laktoz ve tuz oranları 1. ölçüm ve 2. ölçüm sırasıyla; %7.74-7.18, %12.63-11.23, %4.59-4.18, %6.92-6.32 olarak bulunmuştur. Sütteki yoğunluk, donma noktası değerleri ise sırasıyla; 35.17-32.81 g/cm3, -0.96 ile -0.86 °C ve iletkenlik değeri de 4.11- 4.79 olarak belirlenmiştir.
Sonuç olarak ölçüm zamanlarının meme özelliklerine, süt verimine, süt kalitesine etkisi önemli bulunmuştur. Meme özelliklerinin, süt veriminin ve süt kalitesinin meme tiplerine etkisi önemli bulunmamıştır
OKUL YÖNETİCİLERİNİN GÜÇ MERKEZİ OLUŞTURMA TAKTİKLERİ İLE ÖĞRETMENLERİN İŞE TUTKUNLUKLARI ARASINDAKİ İLİŞKİ
Bu çalışma, kamuya bağlı eğitim kurumlarında görev yapan okul yöneticilerinin güç merkezi oluşturma taktikleri ile bu kurumlarda görev yapan öğretmenlerin işe tutkunlukları arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır.
İlişkisel tarama modelinde gerçekleştirilen araştırmanın evrenini, 2020–2021 öğretim yılında Uşak ili ve ilçelerindeki kamuya bağlı ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan 2798 öğretmen oluşturmaktadır. Kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemiyle seçilen araştırma örneklemini ise, 350 ilkokul, ortaokul ve lise öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Gencer (2018) tarafından geliştirilen 5’li likert tipi, 41 maddelik ve üç boyutlu “Güç Merkezi Oluşturma Oyunları Ölçeği” ve Turgut, T (2011) tarafından Türkçeye uyarlanan 6’lı likert tipi, 17 maddelik ve yine üç boyutlu “Çalışmaya Tutkunluk Ölçeği” kullanılarak toplanmıştır. Verilerin istatistiksel analizi için Aritmetik Ortalama, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Bağımsız Örneklemler t-Testi, Pearson Momentler Çarpımı Katsayısı ve Çoklu Regresyon Analizinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucu elde edilen veriler istatistik programı ile analiz edilmiştir.
Araştırma sonucunda elde edilen verilere göre, öğretmenlerin, okul yöneticilerinin güç merkezi oluşturma taktiklerine yönelik algı düzeylerinin; sponsorluk taktiğinde orta, ittifak kurma taktiğinde orta, imparatorluk kurma taktiğinde orta, bütçeleme taktiğinde orta, uzmanlık taktiğinde orta ve patronluk taktiğinde düşük olduğu saptanmıştır. Araştırma verilerine göre, öğretmenlerin, okul yöneticilerinin güç merkezi oluşturma taktiklerine yönelik görüşleri, cinsiyet, okul düzeyi ve kıdem yılı bağımsız değişkenine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmamakta iken; mezuniyet durumu, okuldaki öğretmen sayısı ve aynı okulda çalışma süresi bağımsız değişkenlerine göre farklılaşmaktadır. Öğretmenlerin, araştırmanın diğer değişkeni olan işe tutkunluğa yönelik dinçlik ve yoğunlaşma alt boyutlarına ilişkin algı düzeylerinin yüksek, adanmışlık alt boyutuna ilişkin algı düzeyi ise oldukça yüksek olarak tespit edilmiştir. Araştırma genelinde işe tutkunluk düzeyine yönelik öğretmen algı düzeyinin yüksek olduğu anlaşılmaktadır. İşe tutkunluk ve bazı alt boyutlarına yönelik öğretmen görüşlerinin ise, görev yapılan okul düzeyi bağımsız değişkenine göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı görülmüştür. Cinsiyet, kıdem yılı, mezuniyet durumu, okulda bulunan öğretmen sayısı ve aynı okulda yaklaşık çalışma süresi bağımsız değişkenlerinde ise herhangi bir farklılaşmaya rastlanmamıştır.
Araştırmada okul yöneticilerinin güç merkezi oluşturma taktikleri ile öğretmenlerin işe tutkunlukları arasındaki ilişkiler incelendiğinde, okul yöneticilerinin güç merkezi oluşturma taktiklerinin; sponsorluk, ittifak kurma, imparatorluk kurma, bütçeleme, uzmanlık, patronluk, tümü ile öğretmenlerin işe tutkunluk düzeyleri arasında anlamlı, negatif yönlü, orta düzey bir ilişki olduğu görülmüştür.
Son olarak, okul yöneticilerinin güç merkezi oluşturma taktiklerinden patronluk taktiğinin, öğretmenlerin işe tutkunluk düzeylerini anlamlı ve negatif yönde yordadığı görülmüştür
ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN İŞ ÖZELLİKLERİ İLE OKUL ETKİLİLİĞİ ARASINDAKİ İLİŞKİ
Bir okul, belirlediği hedeflerine ulaĢtığı sürece etkilidir. Eğitim kurumlarında yapılan her yeniliğin temel amacı daha iyi, daha kaliteli ve daha etkili bir eğitim sağlamaktır. Bir okulun etkili olarak nitelendirilmesinde öğretmenlerin sahip olduğu özerklik, öğretmen rol ve sorumlulukları, öğretmenlik mesleğine verilen önem, öğretmenlerin yeterliliği ve öğretmenlerin performansları sonucunda aldıkları geribildirimin artırılması önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle bu çalıĢmada öğretmenlik mesleği iĢ özellikleri ile okul etkililiği arasındaki iliĢkinin tespit edilmesi amaçlanmıĢtır. Bu amaç doğrultusunda ilk ve ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin görüĢlerine göre, öğretmenlik mesleği iĢ özellikleri ile okul etkililiği arasında iliĢki var mı? sorusuna yanıt aranmıĢtır. DeğiĢkenler arası iliĢkilere odaklanan bu çalıĢma, UĢak ili merkezinde görev yapan resmi ilk ve ortaokullarda görev yapan öğretmenlerle gerçekleĢtirilmiĢtir. AraĢtırmanın evrenini UĢak merkezde görev yapan 1962 ilk ve ortaokul öğretmeni oluĢturmuĢtur. AraĢtırma örneklemi, kolay ulaĢılabilir örnekleme yöntemiyle belirlenmiĢ, bu Ģekilde 376 öğretmen çalıĢmaya dâhil edilmiĢtir. Öğretmenlerin okul etkililiği algılarını belirlemek için Hoy (2009) tarafından geliĢtirilen ve Demirkasimoğlu ve TaĢkın (2015) tarafından Türkçeye uyarlanan Okul Etkililiği Ġndeksi ve öğretmenlik mesleğinin iĢ özelliklerine iliĢkin öğretmen görüĢlerini belirlemek amacıyla Polat ve Özdemir (2018) tarafından geliĢtirilen Öğretmenlik Mesleğinin ĠĢ Özellikleri ölçeği kullanılmıĢtır. Verilerin istatistiksel analizi için doğrulayıcı faktör analizi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), bağımsız örneklemler t-Testi, pearson momentler çarpımı katsayısı ve hiyerarĢik regresyon analizinden yararlanılmıĢtır. Analizler sonucu elde edilen bulgulara göre öğretmenlik mesleğinin iĢ özellikleri ile okul etkililiği arasında önemli ve güçlü bir iliĢki olduğu sonucuna varılmıĢtır. Özellikle öğretmenlik mesleği iĢ özellikleri alt boyutlarından öğretim özerkliği, öğretim performansı geri bildirimi ve öğretimin rol ve sorumlulukları okul etkililiği üzerinde önemli rol oynamaktadır
ENDÜSTRİYEL SERAMİK MALZEMENİN SANATSAL YORUMU
Birinci bölümde, seramik malzemenin seramik endüstrisinde kullanımı, endüstrinin tanımı, tasarım, tasarlama süreci, endüstri devrimi tarihi, sanat ve zanaat kavramları, seramik endüstrisi alanları, Endüstri devriminin sosyal, ahlaksal ve sanatsal karmaşasına karşı çıkış noktası olan Arts and Craft haretinin savunulması. Dünya ve Türkiye’deki seramik endüstrisinin gelişiminden bahsedilmiştir.
İkinci bölümde ise, sanatsal bir ifade aracı olarak kullanılan endüstriyel seramik nesneler başlığı altında fikir, kavram, kavramsal sanat, ifade arayışı, nesne, endüstriyel seramik atık nesne ve Marcel Duchamp ile hazır nesne kavramının ortaya çıkmasından bahsedilmiştir.
Üçüncü bölümde ise Türkiye’den ve Dünya’dan örnekler verilmiş seramik malzeme ve hazır nesne kullanarak eserler ortaya koyan sanatçılardan bahsedilmiştir. Dördüncü bölüm olan son bölümde ise, yapmış olduğum, kişisel uygulamalarla konunun anlaşılması ve pekiştirilmesi amaçlanmıştır
A Comparative Theoretical Discussion on the Modern and Postmodern Consumer Behaviors
To understand consumption, which is one of the most important factors of the post-modern period, it is necessary to examine it comparatively with modern consumption. Because the method of understanding Postmodernism, which was born as a reaction to Modernism, is to compare it with Modernism. In this study, the modern consumption is examined in a comparative way with the post-modern consumption. Although post-modern consumption is frequently studied in the literature, modern consumption has not been studied enough. Considering that post-modern consumption can be correctly understood by comparing it with modern consumption, the importance of this study also emerges. As a result, modern consumption is divided into functional consumption, socialist consumption, sustainable economy, rational consumption and supply-leading economy sub-dimensions. The equivalents of these dimensions in post-modern consumption are symbolic consumption, pleasure seeking, meta-orientation, experiential consuming, communicator, activist, individual consumption, asocial individualism, acceptance of differences, identity creator, decentered subject, paradoxical juxtaposition of opposites, sustainable consumption, reversal of production and consumption, greed, hyper-reality, shopping-focused behavior, impulse purchase and demand-leading economy. In the conclusion part, these determinations are classified and analyzed in a comparative way
ŞEHBENDERZÂDE FİLİBELİ AHMET HİLMİ’NİN TARİH-İ İSLAM KİTABININ İSLAM MEZHEPLER TARİHİ VE KELAM AÇISINDAN İNCELENMESİ
Siyasî ihtirasların etkisinde kalan tarihçilerin büyük bir kısmı maalesef İslam tarihini objektif bir şekilde değerlendirememişlerdir. Şehbenderzâde Filibeli Ahmet Hilmi Bey, siyasî ihtirasların etkisinde kalan tarihçilerin, zahirî vazifeler, batınî faziletler, ahlak, irfan ve içtimaî vaziyet gibi birbirinden ayrı değerlendirilmesi gereken bahisleri birbirleriyle karıştırdıklarını belirtmiş ve Tarih-i İslam isim eserinde, bu minvalde gelişen tarih kültürünün İslam toplumlarını ciddi bir şekilde etkisi altına aldığını ifade etmiştir. Ahmet Hilmi Bey’e göre bu etki, İslam toplumları arasındaki ihtilafları ortadan kaldırmak ve sorunları çözmek yerine daha da çıkmaza sürüklemiş; nitekim tarihi süreç içerisinde İslam toplumları arasında ayrışma ve bunun neticesinde taassup kaçınılmaz olmuştur. Ahmet Hilmi Bey, İslam Mezhepler Tarihi’nin de siyasî ihtiraslardan nasibini aldığını ve yanlış temel üzerine bina edildiğini belirtmiştir. Bu düşüncesini İslam’ın en büyük iki mezhebi olan Ehl-i Sünnet ile Şîa arasındaki ihtilafları ele alarak desteklemeye çalışmıştır. Ayrıca Ahmet Hilmi Bey, Müslümanların yanlış temel üzerine inşa ettikleri tarih ilminin müsteşrikler tarafından istismar edildiğini, Hollandalı müsteşrik Dozy üzerinden örneklendirmeye çalışmıştır
Mâide Sûresinde Kıraat Farklılığı Olan Bazı Ayetlerin Tefsire Etkisi
Kur’an-ı kerim ile çok yakın ilişkisi olan kıraat ilmi, ameli yönü itibariyle Resûlüllah’a (a.s) kadar varmakta iken nazarî yönü itibariyle de hicrî ikinci asra kadar gitmektedir. Kıraat ilmi Kur’an lafızlarının kelimelerindeki farklılık ve okunuşlarındaki keyfiyeti konu edinmektedir. Bu okuyuşlar ile bazı durumlarda ayetler farklı anlamlar kazanabilmektedir. Bazı müfessirler ayetleri izah ederken kıraat farklılıklarına da değinmektedirler. Ayetlerin kıraat farklılıklarıyla tefsir edilmesi Kur’an’ın daha iyi anlaşılmasına fırsat sunacaktır. Kıraat farklılıkları bazı durumlarda ayetlerin anlamını etkilemiştir. Telif edilmiş birçok meal ve tefsir çalışmaları belli bir kıraate göre yazıldığından farklı kıraatler ile ortaya çıkabilecek anlam bütünlüğünden uzaktır.
Bu makalede Mâide sûresindeki bazı ayetlerin kıraat farklılıkların meale yansımasının neticelerini ortaya koymak amaçlanmış ve ayetlerdeki anlam zenginliğinin araştırılması konu edinilmiştir