Bayburt University Institutional Repository
Not a member yet
3703 research outputs found
Sort by
Birinci Dünya Savaşı’nda Doğu Karadeniz’de Rus-Türk Harbi: Rus Kaynaklarına Göre Trabzon’un İşgali
Osmanlı ile Rusya arasında I. Dünya Savaşı’nda Kafkas Cephesi’nde şiddetli çatışmalar meydana geldi. Bölgedeki ordusu savaşa tam hazır olamayan Osmanlı devleti, Sarıkamış Harekâtı’nda ağır yara aldı ve sonrasında Rus saldırıları karşısında yeteri kadar savunma yapamadı. Neticede doğuda yaşanan çatışmalar Osmanlı açısından yenilgiyle sona erdi. Ruslar Erzurum’a hâkim olduktan sonra Karadeniz’in doğu kıyıları yönünde askeri operasyonlarına ağırlık verdiler. Bu bağlamda Rus Kafkas Ordusu komutanlığı doğudaki Osmanlı III. Ordusu’nun teçhizatında kilit rol oynayan stratejik konumdaki Trabzon’u ele geçirmek üzere bir plan yaptı. Esasında Trabzon’u ele geçirmesi halinde Rus ordusu doğudaki askeri birliklerini silah, mühimmat ve gıdayla daha hızlı temin edilebilecekti. Bu anlamda Trabzon Ruslar için oldukça önemliydi. Rus ordusu bir yandan Bayburt ve Gümüşhane üzerinden kara kuvvetleriyle, bir yandan da doğu Karadeniz’de hem donanma hem de kara güçleriyle Trabzon üzerinde baskı kurdu. 1916 yılının Mart sonlarında şehre yönelik saldırıları arttıran Rus ordusu nihayet 18 Nisan 1916’da Trabzon’u işgal etmeği başardı. Bu çalışmada Trabzon’un işgali süreci Rus kaynakları bağlamında kaleme alınmıştır. Çalışmanın bugüne kadar yapılanlardan temel farkı da, konuya ilişkin dönemin Rus arşiv vesikaları ve basınında, aynı zamanda genel olarak Rusça kaynaklarda verilen bilgilerin incelenmesi sonucu hazırlanmış olmasıdır. Dolayısıyla çalışmada kullanılan Trabzon’un işgali döneminde Rus komutanlarının karargâhlarıyla yaptıkları yazışmalara ilişkin arşiv kayıtları ve gazeteler ile dergilerin gün gün savaşla ilgili haberleri, makalenin özgünlüğünün temelini teşkil etmiştir
Mindfulness-based cognitive therapy for adherence of immunosuppressive treatment in liver transplant recipients: A randomized controlled trial
Objective: The aim of this study was to analyze the effects of mindfulness-based cognitive therapy on the adherence of liver transplant recipients to immunosuppressive therapy with a randomized controlled design. Method: This randomized controlled trial was performed with 120 liver transplant recipients hospitalized at the liver transplant department of a research and practice hospital (n = 120). While we administered no intervention to the patients in the control group (n = 60), we provided Mindfulness-Based Cognitive Therapy to those in the experimental group (n = 60). We used the Mindful Attention Awareness Scale and the Immunosuppressant Therapy Adherence Scale to collect data. We utilized descriptive statistics, paired-samples t-tests, independent samples t-tests, one-way analysis of variance, and chi-squared tests to analyze the data. Results: After the intervention, the immunosuppressive therapy adherence levels of the experimental group increased significantly (p < 0.01). On the other hand, the control group had significantly higher adherence to immunosuppressive therapy and significantly higher levels of mindfulness in the pretest phase than it did in the posttest phase (p < 0.01). Conclusions: Complete adherence to immunosuppressive therapy is imperative for the prevention of graft rejection in liver transplant recipients. In our study, the experimental group equipped with enhanced mindfulness had higher adherence to immunosuppressive therapy. Therefore, the use of Mindfulness-Based Cognitive Therapy in the promotion of adherence to immunosuppressive therapy is recommended
Biosynthesis of alternan-stabilized selenium nanoparticles: A study on characterization and applications for antibacterial and antifungal purposes
In this study, the alternan/selenium nanoparticles (Alt/SeNPs) were characterized with respect to their formation, morphology, size, selenium distribution, molecular, crystallographic, and thermal properties using UV-Vis spectroscopy, SEM, TEM, EDAX, FTIR, XRD, DSC and TGA measurements. UV-VIS measurements confirmed the synthesis of nanoparticles by observing a maximum surface plasmon resonance peak at 212 nm. In this study, alternan contributed to stabilizing the dispersion of SeNPs, resulting in a cluster of spherical and well-dispersed nanoparticles ranging in size from 50 to 90 nanometers. Nanoparticles were found to be highly thermally stable and in a nanocrystalline structure. The ABTS and CUPRAC radical scavenging activities of Alt/SeNPs were remarkable (95% and 78% at 4 and 6 mg/mL levels of Alt/SeNPs, respectively). Alt/SeNPs had also good inhibitory activities (3.5-4.0 and 4-15 mm of inhibition zone levels at 5 mg/mL level of Alt/against foodborne pathogenic bacteria and fungi, respectively).King Abdulaziz University, Jeddah, Saudi ArabiaNo Statement Availabl
HASTANELERDE AFET VE ACİL DURUMLARA HAZIRLIK DÜZEYİ: PLANLAMA, TATBİKAT VE BİRİM ETKİNLİK DÜZEYİ ETKİSİ
Bu araştırmada hastanelerin afet ve acil durum hazırlık düzeyini belirleyen ve literatürde geçen üç faktör ele alınmış ve bu faktörlerin hastane afet ve hazırlık düzeyini belirleme seviyeleri incelenmiştir. Bu amaçla bir il ve iki ilçe devlet hastanesinde doktor ve hemşire harici çalışan personelden tesadüfi olmayan örnekleme metotlarından biri olan kolayda örnekleme metoduyla 128 kişiye ulaşılmıştır. Araştırma, anket yöntemi kullanılarak 09/01/2023 ile 13/01/2023 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Hipotez testleri çok değişkenli regresyon analizi yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda, afet ve acil durum planlamasının düzeyinin afet ve acil durum hazırlık düzeyini pozitif yönde (düşük ve orta seviyede) etkilediği, afet ve acil durum tatbikatı düzeyinin afet ve acil durum hazırlık düzeyini pozitif yönde (orta ve yüksek seviyede) etkilediği ve son olarak, afet ve acil durum biriminin etkinlik düzeyinin, afet ve acil durum hazırlık düzeyini pozitif yönde (düşük düzeyde) etkilediği bulunmuştur
İkinci dil öğretiminde Chatbot teknolojisinin kullanımına yönelik çalışmalardaki genel eğilimler
Bu araştırmanın amacı, ikinci dil öğretiminde “Chatbot” teknolojisinin kullanımına yönelik araştırma makalesi türündeki çalışmaların incelenerek bu konuda var olan eğilimlerin ortaya koyulmasıdır. Nitel araştırma yaklaşımına uygun olarak yürütülen bu çalışma, doküman incelemesi yöntemi ile yürütülmüştür. İkinci dil öğretiminde Chatbot kullanımını ele alan araştırma makalesi türündeki 40 çalışma ise bu araştırmanın temel veri kaynağını oluşturmuştur. Analizler sonucunda ikinci dil eğitiminde Chatbot kullanımına yönelik çalışmaların önemli bir kısmının önce deneysel bir sürecin yürütüldüğü, ardından katılımcılardan görüş alınan karma yöntem araştırmaları şeklinde kurgulandığı belirlenmiştir. Karma yöntem araştırmalarından sonra en sık olarak kullanılan yaklaşımların ise sırasıyla nicel ve nitel yaklaşımlar olduğu görülmüştür. Ayrıca araştırmaların büyük oranda İngilizcenin öğretimine odaklandığı görülmüş, Çince ve Almanca dillerine yönelik birer çalışma dışında farklı bir hedef dillere yönelik çalışmalara rastlanılmamıştır. Çalışmalardaki genel eğilimin hâlihazırda var olan chatbotları kullanma yönünde olduğu belirlenmiş, bu anlamda Replika, Andy, Alexa, Elbot, Mitsiku ve Google Asistan’ın yaygın olarak kullanıldığı görülmüştür. Araştırmacıların kendi Chatbot’unu geliştirdiği çalışma örneklerine de rastlanmıştır. Araştırmalardaki katılımcı gruplarını büyük oranda üniversite öğrencilerinin oluşturduğu görülmüş, lise, ortaokul ve ilkokul öğrencileri ile öğretmenlerin çalışma grubu olduğu çalışmaların nadir olduğu belirlenmiştir. Çalışmaların sıklıkla konuşma ve gramer becerileri etrafındaki akademik başarı faktörüne odaklandığı görülmüştür. Ayrıca katılımcıların görüş ve algılarını belirlemeye yönelik çalışmaların da bulunduğu, bu noktada en az çalışmanın motivasyon, ilgi, tutum gibi duyuşsal özellikler etrafında gerçekleştirildiği belirlenmiştir
Comparison ofNietzsche andJibran: The Case of Thus Spoke Zarathustra and The Prophet
While Nietzsche is a 19th century German philosopher, man of letters, musician, linguist and cultural critic, one of the most well-known names in the field of modern Arabic literature is the man of letters, painter, poet and philosopher Cibran Khalil Cibran. Bringing literature and philosophy together, Cibrans writing life is divided into three phases. The first period in which he deals with social issues is the second stage, which includes doubt and rebellion, and the third stage, where he reaches the maturation of the mind and moves to more peaceful thoughts. In the second phase, when Cibran adopted Nietzsche and identified himself with his thoughts, he wrote his work called The Prophet. The work called The Prophet is very similar to Zarathustra, Thus Spoke, in terms of subject and thought. In study, the German philosopher Friedrich Wilhelm Nietzsche, who wrote critical articles on religion, morality, culture, philosophy and science, and his work titled Also Sprach Zarathustra, titled Thus Spoke Zarathustra, and Cibran Khalil Cibran, the most important face of Immigrant literature, which started a great era in modern Arabic literature. Cibrans Ermis, original printed as The Prophet, will be compared in terms of the aforementioned similarities and differences
Analyzing the relationship between risk indices and stock market indices: The case of Stock Exchange Istanbul
Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, İşletme Ana Bilim Dalı, İşletme Bilim DalıKrizin tetikleyici koşulları ve küresel ekonomik kriz sonrası durum, hala belirgin bir değişim göstermemektedir. Piyasalara önemli miktarda likidite enjekte edilmesine rağmen, yapısal sorunlar devam etmekte ve krizin etkilerini hafifletmek için yetersiz kalmaktadır. Bu durum, Avrupa Birliği'nin ekonomik darboğazdan çıkamaması ve dünya genelinde çözülemeyen bir borç sorunuyla karşı karşıya olmasıyla açıkça görülmektedir. Bu durum, mevcut stratejilerin yetersiz olduğunu ve yeni çözümler gerektirdiğini ortaya koymaktadır. 2008'deki küresel ekonomik kriz sonrasında krizin aşılması hakkında farklı görüşler öne sürülmüştür. Bu yüksek lisans tezi, BIST 100, BIST 50 ve BIST 30 endekslerinin, Sistemik Riskin Kompozit Göstergesi (CISS) endeksi, Korku Endeksi (VIX) ve Türkiye Kredi Temerrüt Takası (CDS) endeksleri arasındaki nedensellik ve eşbütünleşme ilişkisini incelemektedir. Bu tez, Türkiye'nin finansal piyasalarındaki dalgalanmaların bu endeksler üzerindeki etkisini araştırmakta ve literatüre katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Bu endeksler, ekonomik belirsizlikler ve finansal istikrarsızlık dönemlerinde piyasa davranışlarını ve risk algısını yansıtmaktadır. Çalışma, nedensellik ve eşbütünleşme testleri kullanarak bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki ilişkinin yönünü belirlemede yardımcı olacaktır. Bu testler, endeksler arasındaki uzun ve kısa vadeli dinamikleri ortaya çıkarmada yardımcı olacaktır. Elde edilen sonuçlar, risk yönetimi ve yatırım stratejileri açısından bazı önemli bilgiler sunmaktadır. Bu bilgiler, özellikle Türkiye'nin finansal piyasalarındaki dalgalanmaların bu endeksler üzerindeki etkisini anlamak için önemlidir. Yatırımcılara ve politika yapıcılara, ekonomik belirsizlikler ve finansal istikrarsızlık dönemlerinde daha bilinçli kararlar alma konusunda yardımcı olabilecek bu bilgilerin önemli olduğu düşünülmektedir.The triggering conditions of the crisis and the situation after the global economic crisis still do not show a significant change. Despite a significant amount of liquidity being injected into the markets, structural problems remain and are insufficient to alleviate the effects of the crisis. This situation is clearly seen by the fact that the European Union has not been able to get out of the economic bottleneck and is facing an unsolvable debt problem worldwide. This situation reveals that current strategies are inadequate and require new solutions. After the global economic crisis in 2008, different opinions were put forward about overcoming the crisis. This master's thesis examines the causality and cointegration relationship between BIST 100, BIST 50 and BIST 30 indices, Composite Indicator of Systemic Risk (CISS) index, Fear Index (VIX) and Turkey Credit Clearing Premium (CDS) indices. This thesis investigates the impact of fluctuations in Turkey's financial markets on these indices and aims to contribute to the literature. These indices reflect market behavior and risk perception during periods of economic uncertainty and financial instability. The study will help determine the direction of the relationship between dependent and independent variables using causality and cointegration tests. These tests will help reveal long- and short-term dynamics between indices. The results obtained provide some important information in terms of risk management and investment strategies. This information is especially important to understand the impact of fluctuations in Turkey's financial markets on these indices. This information is considered important as it can help investors and policy makers make more informed decisions in times of economic uncertainty and financial instability
Edition critical of hashiyah ala Sharh al- Miftah li al jorjany by Lutfullah b. Hasan (Molla Lutfi) et-Tokadi
Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Temel İslam Bilimleri Ana Bilim Dalı, Temel İslam Bilimleri Bilim Dalıes-Sekkâkî "Miftâhu'l-?ulûm" isimli eserinin üçüncü kısmını belağat ilmine tahsis etmiştir. es-Sekkâkî'nin bu eseri üzerine yapılan onlarca şerhten biri de es-Seyyid eş-Şerif el-Cürcani'ye ait olup el-Cürcani'nin de bu şerhi üzerine onlarca hâşiye yazılmıştır. Bu haşiyelerden en muteber olanlardan biri de Ali Kuşçu'nun talebesi, Kemalpaşazâde'nin hocası olan Osmanlı âlimlerinden Molla Lütfi'nin yazmış olduğu haşiyedir. Bu çalışmada Molla Lütfi'nin bu kıymetli eserinin tahkikli neşrinin ortaya koyulması hedeflenmiştir. Çalışma bir giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde müellif Molla Lütfi'nin hayatı ve eserleri hakkında bilgi verilmiş; ilgili yazmanın tahkik çalışmasında esas kabul edilen nüshaları tanıtılmış, edisyon kritik çalışmasında takip edilen yöntem açıklanmıştır. İkinci bölümde ise eserin tahkikli neşri yapılmıştır.es-Sekkâkî devoted the third part of his work named "Miftâhu'l-?ulûm" to the science of rhetoric. One of the dozens of commentaries on this work of es-Sekkâkî belongs to es-Sayyid al-Sharif al-Curcani, and dozens of annotations were written on this commentary of al-Cürcani. One of the most reliable of these annotations is the one written by Molla Lütfi, an Ottoman scholar who was the student of Ali Kuşçu and the teacher of Kemalpaşazâde. In this study, it is aimed to reveal the verified publication of this valuable work of Molla Lütfi. The study consists of an introduction and two parts. In the first part, information is given about the life and works of the author Molla Lütfi; The copies of the relevant manuscript that were considered essential in the investigation study were introduced, and the method followed in the critical study of the edition was explained. In the second part, the investigative publication of the work was made
MUHASEBE MESLEK MENSUPLARINDA DUYGUSAL EMEK VE ÖRGÜTSEL BAĞLILIĞIN İLİŞKİSİ; BAYBURT, GÜMÜŞHANE İLLERİNDE BİR ARAŞTIRMA
Bu çalışmanın amacı, duygusal emek ve örgütsel bağlılığın muhasebe meslek mensupları üzerindeki ilişkisini ortaya çıkarmaktır. Analizler sonucunda duygusal emek ve örgütsel bağlılık arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı elde edilmiştir. Duygusal emek alt boyutlarını oluşturan yüzeysel davranış, derin davranış ve samimi davranış ile örgütsel bağlılık alt boyutları olan duygusal bağlılık, devam bağlılığı ve normatif bağlılık arasında ki ilişkilerin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilen analiz neticesinde, sadece samimi davranış boyutu ile devam bağlılığı boyutu arasında pozitif yönlü bir ilişki tespit edilmiştir. Diğer alt boyutlar arasında pozitif ya da negatif yönlü ilişki tespit edilmemiştir
HAVAYOLU ŞİRKETLERİNDE KURUM İTİBARININ MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ, GÜVEN VE TELAFİ MEMNUNİYETİ ÇERÇEVESİNDE ELE ALINMASI
Bu çalışma telafi memnuniyetinin müşteri memnuniyeti ve güveni üzerindeki etkisi ile bu iki değişkenin kurum itibarı üzerindeki etkisinin belirlenmeyi amaçlanmıştır. Müşteri memnuniyeti ve güveni rekabet avantajı elde etmede havayolu şirketlerine fırsatlar sunmaktadır. Memnuniyet sağlanması ve güven kazanımı noktasında hizmet sunumu sırasında ortaya çıkabilecek hataların telafi edilme sürecinin göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bu bağlamda çalışmada müşterilerin şirkete güven duyması ve memnun olması açısından telafi memnuniyetinin etkisi de belirlenmeye çalışılmıştır. Verilerin toplanma sürecinde çevrimiçi anket yönetimi ile katılımcılara ulaşılmıştır. Havayolu ile seyahat eden ve şikâyetine çözüm bulunan 402 katılımcının anket formu değerlendirmeye alınmıştır. Araştırma sonuçlarına göre telafi memnuniyeti müşteri memnuniyeti ve güveni üzerinde, müşteri memnuniyeti ve güveni ise kurum itibarı üzerinde olumlu etkiye sahiptir