Zonguldak Bülent Ecevit University Institutional Repository
Not a member yet
    9495 research outputs found

    Usage of rotational atherectomy and drug-coated balloon angioplasty for isolated popliteal artery lesions: two-year results of a retrospective study

    No full text
    In this study, perioperative properties and early and mid-term clinical outcomes of endovascular revascularization with a combined usage of rotational atherectomy (RA) and drug-coated balloon angioplasty (DCB) angioplasty for isolated popliteal artery lesion were reported.A total of 28 patients with isolated popliteal artery stenosis who underwent combined RA and DCB angioplasty between December 2018 and September 2022 were analyzed retrospectively. Temren atherectomy system (Invamed, Ankara, Turkey) and Extender paclitaxel-coated drug-coated balloon catheter (Invamed, Ankara, Turkey) were used in all cases. The main outcome was primary patency; secondary outcomes were technical success, freedom from amputation, and mortality.The mean age of patients was 64.2 ± 9.1 years and the majority of the patients were male (n = 20; 71.4%). Types of the lesions were total occlusion in 24 limbs and critical stenosis in 4 limbs. The mean total occlusion length was 65.2 ± 14.2 mm. Flow-limiting dissection was seen in lesions of 2 patients (7.1%) and treated with prolonged balloon dilatation without bail-out stenting requirement. Technical success defined as an adequate vascular lumen (less than 30% stenosis) was achieved in 26 (92.8%) with a mean follow-up of 17.2 ± 8.2 months. The mean primary patency rates at 12 months and 24 months were 92.3% ± 3.2 and 81.2% ± 3.2, respectively. Complications included 1 distal embolization following RA, 2 flow-limiting dissections, and 3 puncture site hematomas.Endovascular procedures using combined RA and DCB angioplasty seem to be effective alternative treatment modalities for the treatment of popliteal artery lesions with high rates of primary patency and freedom from TLR

    Adherence to Current Dyslipidemia Guideline in Patients Utilizing Statins According to Risk Groups and Gender Differences: The AIZANOI Study

    No full text
    The aim of this study was to assess the adherence to the current European Society of Cardiology dyslipidemia guidelines, the ratio of reaching target values according to risk groups, and the reasons for not reaching LDL-cholesterol (LDL-C) goals in patients on already statin therapy in a cardiology outpatient population.The AIZANOI study is a multi-center, cross-sectional observational study including conducted in 9 cardiology centers between August 1, 2021, and November 1, 2021.A total of 1225 patients (mean age 62 ± 11 years, 366 female) who were already on statin therapy for at least 3 months were included. More than half (58.2%) of the patients were using high-intensity statin regimens. Only 26.2% of patients had target LDL-C level according to their risk score. Despite 58.4% of very high-risk patients and 44.4% of high-risk patients have been using a high-intensity statin regimen, only 24.5% of very-high-risk patients and only 34.9% of high-risk patients have reached guideline-recommended LDL-C levels. Most prevalent reason for not using target dose statin was physician preference (physician inertia) (40.3%).The AIZANOI study showed that we achieved a target LDL-C level in only 26.2% of patients using statin therapy. Although 58.4% of patients with a very high SCORE risk and 44.4% of patients with a high SCORE risk were using a target dose statin regimen, we were only able to achieve guideline-recommended LDL-C levels in 24.5% and 34.9% of them, respectively, in cardiology outpatients clinics. Physician inertia is one of the major factors in non-adherence to guidelines. These findings highlight that combination therapy is needed in most of the patients

    Kur’ân'ın Dinamikliğine ve İşlevselliğine Delalet Eden Özellikleri

    No full text
    Kur’ân, inzâlinden günümüze kadar dinamik bir şekilde hayatın içerisinde yer almıştır. Bu durum, onun işlevsel olmasıyla da ilgilidir. Çalışmada Kur’ân’ın bu etkin ve etkili durumunun boyutları incelenmeye çalışılmış olup Kur’ân’ın dinamik olmasının anlamı, bu dinamikliğinin boyutları, hangi açılardan işlevsel olduğu, bu işlevlerinin insana hususiyle mümine nasıl etki ettiği araştırma konusu edinilmiştir. Bu çerçevede, Kur’ân’ın Ahsenü’l-hadîs, ´Aceb, ´Adl, ´Alî, ´Arabî, Âyet, ´Azîm, ´Azîz, Belâğ, Besâir, Beşîr, Beyân, Beyyine, Emr, Fasl, Furkân, Habl, Hakîm, Hakk, Hikmet, Hüdâ, Hüküm, Ílim, Îmân, Kavl, Kayyım, Kelâm, Kerîm, Kitâb, Kur’ân, Mecîd, Merfû´a, Mesânî, Mev´ıza, Muhkem, Musaddık, Mutahhara, Mübârek, Mübeyyin/Mübeyyen, Mübîn, Müheymin, Mükerreme, Münâdî, Münezzel, Müteşâbih, Nezîr, Ni´met, Nûr, Rahmet, Rûh, Sıdk, Sırât-ı Müstakîm, Suhuf, Şâhid, Şifa, Tenzîl, Tezkira, Tibyân, ´Urvetü’l-vüskâ, Ümmü’l-kitâb, Vahiy, Zebûr, Zikir ve Zikrâ gibi özellikleri inceleme konusu edinilmiştir. Çalışmada tarama yöntemi kullanılmış olup Kur’ân’ın özellikleri, ilgili ayetler içerisinde taranmış, tefsir eserlerindeki yorumlar da dikkate alınarak belirli ortak yönleri tespit edildikten sonra ilgili başlıklar halinde çalışma meydana getirilmiştir. Çalışma hangi açıdan önem arz etmektedir? Dinamiklik ve işlevsellik birbirini tamamlayan iki kavramdır. Zira bir şeyin dinamik olması, aynı zamanda o şeyin işlevsel olmasını da gerektirmektedir. Nitekim fen ve sosyal bilimlerin terimleri arasında yer alan dinamiklik, zaman ve zemine göre bir şeye hareket edebilme ve ivmelenme özelliği kazandıran şey anlamındadır. Bu hareket ve ivmelenme de işlevsel olmayı gerektirmektedir. Bu açıdan bakıldığında Kur’ân, yaklaşık on dört küsur asırdan beri her zaman insanı ve mümini pozitif yönde harekete geçirmiş ve bu sebeple zindeliğini korumuş ilâhî bir kitaptır. Bu dinamikliğin ardında vahiy mahsulü bir kitap olan Kur’ân’ın ahkâm ve ahlâkî ilkelerinin içeriğindeki işlevselliğinin etkisi olduğu görülmektedir. Bu etki, vahyin nüzulü esnasında Hz. Peygamber başta olmak üzere inanan ve inanmayan insanlarda kendini göstermektedir. Nitekim inen vahye kulak veren Mekke halkının bir kısmı iman ile şereflenmişken büyük bir bölümü ayak diretme yolunu tercih etmişler ve müşrik olarak hayatlarına devam etmişlerdir. Ebû Süfyân, Ebû Cehl ve Ahnes b. Şerîk gibi müşrik olarak yaşayanlar bile Kur’ân’ın işlevsellik ve dinamikliğine şahit olduklarından onun vahyinden etkilenmişlerdir. Yine Kur’ân’ın zindeliğini, dinamikliğini ortaya koyan etmenlerden biri de onun kendisiyle ilgili zikredilen özellikleridir. Çalışmamızın çerçevesini oluşturan söz konusu bu özellikler, onun farklı fonksiyonlara sahip olduğunu göstermesi yönüyle işlevselliğine delalet ederken her zaman ve her zeminde yetkin ve etkin oluşu da dinamikliğinin bir göstergesidir. Ayrıca Kur’ân, Allah’ın kelâmı olması sebebiyle insanın hem dünyadaki hem de ahiretteki selâmet ve saâdetini temin etmeyi amaçlamaktadır. Kur’ân’ın inzâl gayesi olan bu durum, onun fonksiyonel ve dinamik yönünü de açığa çıkarmaktadır. Nitekim sıdk, hak, kavl gibi vasıflar, Kur’ân’da hata veya zararlı içeriğin bulunmadığına işaret ederken; hüdâ, mev´ıza, sırât-ı müstakîm, beyân gibi vasıflar, Kur’ân’ın insana ve özellikle mümine yararlı ve zararlı olan şeyleri açıkladığını ifade ederek onun çeşitli fonksiyonlarına delalet etmektedirler. Kur’ân’ın diğer vasıflarında da aynı durum söz konusudur. Yani her biri onun ayrı özelliğini ortaya çıkarmaktadır. Bu da Kur’ân’ın işlevsel ve dinamik bir kitap olduğunu göstermektedir. Tefsir literatürü incelendiğinde bu özelliklerin Kur’ân’ın dinamikliğine ve işlevselliğine delalet ettiğine ilişkin izahları görmek mümkündür. Kur’an’ın vasıflarıyla ilgili söz konusu bu özellikler bağlamında daha önce bir çalışma yapılmadığı görülmektedir. Bu sebeple Kur’ân’ın dinamikliğinin ve işlevselliğinin ortaya konulması açısından söz konusu bu özelliklerin incelenmesi önem taşımaktadır. Bu inceleme neticesinde Kur’an’ın insana özellikle de mümine hangi cihetlerden etki ettiği hususunun ortaya konulması amaçlanmış olup Kur’an’ın rehber olma boyutu ve bu rehberliğin nitelik ve niceliğine de ışık tutulmaya çalışılmıştır. Nihai olarak; Kur’ân’ın çok yönlü mesajlar içerdiği ve insanın hem manevî (ruhsal, psikolojik) hem de maddî (bedensel) yapısına etki ettiği sonucuna varılmıştır.</jats:p

    Şarköy-Mürefte (1912) Depreminin Osmanlı Basınına Yansıması

    No full text
    Marmara Denizinde tarihin her döneminde büyük felaketlere yol açan depremler yaşanmıştır. Marmara Denizi’nin kuzey kıyılarında yer alan Şarköy ve Mürefte de bu yerleşim birimlerindendir. Bu çalışmada 9 Ağustos 1912 tarihinde Marmara Denizinde gerçekleşen deprem hakkında bilgiler verilmiş, depremin sonrasında yaşanan sorunlar basından tespit edilmiştir. Deprem hakkında bilgilerin edilmesini sağlayan Osmanlı basınının oluşumu, gelişimi ve depremin yaşandığı dönemdeki durumu açıklanmıştır. Çalışmanın ana kaynağı olan Osmanlı gazetelerinin depremin ertesi günlerdeki baskıları incelenmiş, afetin nasıl gerçekleştiği, etkilenen yerleşim birimleri, depremzedelerin yaşadığı sorunlar basında görülmüştür. Depremde zarar gören yerlerin durumları, devletin afet bölgesindeki faaliyetleri, ülke içindeki her kesimden ve ülke dışından afetzedeler için olan yardım çalışmaları belirlenmiştir. İyi niyetli yardımlar ve başarılı çalışmalar yapılmasına karşın başlangıçta iletişimde sorunlar çıkmış ardından ülkenin genel sosyoekonomik durumu, İtalyan Savaşının devam etmesi, felaketten kısa bir süre sonra başlayan Balkan Savaşı öncesindeki Rumeli bölgesinin kötü şartları depremin yardım faaliyetlerini olumsuz etkilemiştir. Şimdiye dek konuyla alakalı gerek sosyal bilimler gerek fen bilimleri açısından bakan çalışmalar kaleme alınmıştır ancak gazeteler açısından bakılan bir çalışma konuya büyük katkı sağlayacaktır. Ayrıca basının depremle ilişkisi, sorunların duyurulmasında ve yardımlarda olan etkisi ortaya konulmuştur.</jats:p

    Investigating the Non-Linear Effects of Breach Parameters on a Dam Break Study

    No full text
    AbstractWhen settlements are located close to a dam, it is important to accurately predict the breach peak flow and the time to reach the peak. Therefore, the prediction of dam breach properties is essential in dam break studies. Dam breach parameters such as the breach side slope, final bottom width, final bottom elevation, weir coefficient, breach formation time, and initial elevation of reservoirs are the key variables for estimating the peak discharge during a dam break scenario. In this study, these six breach parameters were analyzed to investigate the impact of breach parameters on breach peak flow and the time to reach the peak. Thus, several scenarios were calculated and compared for Atasu Dam. The results revealed that the role of the initial water elevation, final bottom elevation, and breach development time had more of an impact on the breach peak flow and the time to reach the peak. In addition, the study indicated that the final bottom width and breach weir coefficient were less sensitive to both the peak discharge and peak discharge time. Furthermore, the analysis indicated that the breach side slope parameter had no major influence on the time to peak while also having an insignificant impact on the peak discharge. Understanding this breach mechanism provides a basis for relevant research in designating key parameters for dam break analysis. Thus, the results can contribute to decision making toward the design of flood mitigation and dam emergency action planning.</jats:p

    A Novel Hybrid Optical Imaging Sensor for Early Stage Short-Circuit Fault Diagnosis in Printed Circuit Boards

    No full text

    0

    full texts

    9,495

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Zonguldak Bülent Ecevit University Institutional Repository
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇