Zonguldak Bülent Ecevit University Institutional Repository
Not a member yet
9495 research outputs found
Sort by
Determination of hydrogen production performance with waste exhaust gas in marine diesel engines
Designing Human–Robot Interaction Algorithms for Developing Metacognitive Skills
ABSTRACTIn today's technology, robots are involved in all life aspects. Therefore, it is inconceivable that robots will not affect the field of education either. Robot simulators can help developers test and improve intelligent systems before putting them in natural environments. In this study, the use of robots in education has been discussed in relation to the development of metacognitive abilities. A simulation environment was prepared for testing and developing the methods that follow learning models in human–robot interaction. The simulation is about a humanoid robot making an engineering lesson plan. It has been tested on a group of academicians consisting of 64 (32 persons in the experimental group and 32 persons in the control group) persons working in Computer Engineering in the 2021–2022 academic year. The application process includes an 8‐week course period. The data as the result of the test were collected from both groups using the MCQ‐30 scale and from the experimental group by the metacognitive strategy questions after preparing the engineering lesson plans made by robot simulation. Evaluation of the data showed that the robot simulation was effective in the metacognition scores of the people in the experimental group, and the success level of the people in the control group did not change significantly, considering the results of the pretest and the posttest.</jats:p
Does Internet Use Help in Reducing Corruption in Selected Asian Economies? A Panel Data Estimation
Mothers’ views on death education for children aged 4–6
This study forms the second phase of the research examining the inclusion of death in the Qur'an courses curriculum for children aged 4-6 years. The research aimed to determine the thoughts and feelings of mothers who sent their children on these courses if death is included in their children's education. The study was designed as qualitative research, allowing for a deep exploration of participants' views. A total of 61 mothers were interviewed using a structured interview form, and the collected data underwent rigorous content analysis. The result indicated that the participants showed positive attitudes toward the including death in their children's education. However, this positive stance toward the incorporation of such a sensitive topic raises the pressing issue of providing training on how to handle this subject effectively, both within family and among teachers responsible for conveying the content
Hungarıan Prıme Mınıster Gyula Gömbös’s Vısıt To Türkiye And Its Reflectıons On The Hungarıan Press
Türk ve Macar milletleri arasında oldukça eskiye dayanan ilişkiler, I. Dünya Savaşı sırasında iki ülkenin müttefik olması ile gelişme göstermiştir. I. Dünya Savaşı sonucunda Macaristan 4 Haziran 1920 tarihinde imzalamış olduğu Trianon Barış Antlaşması ile toprak ve nüfus kaybetmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nun 10 Ağustos 1920 tarihinde imzalamış olduğu Sevr Antlaşması’nı ise reddeden Mustafa Kemal Paşa liderliğinde emperyalist güçlere karşı Kurtuluş Savaşı başlatılmış, elde edilen zafer sonuncunda 1923 yılında imzalanan Lozan Antlaşması’nın ardından Cumhuriyet ilan edilmiştir. Genç Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşanan bu gelişmeler Macaristan’da Türkiye ile ilgili ciddi bir hayranlık uyandırmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra iki ülke arasında imzalanan dostluk antlaşması ve sonrasında kurulan diplomatik ilişkilerle Türkiye-Macaristan arasındaki dostluk ilişkileri daha da güçlenmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin Sevr Antlaşması’nı kabul etmeyip akabinde de Lozan’da elde ettiği kazanımların akisleri, Macaristan’ın da farkındalığını artırmış ve böylece Macaristan, Trianon Barış Antlaşması ile kaybettiklerini yeni bir antlaşma ile revize etmek istemiştir. 1932 yılında Macaristan’da iktidara gelen ve Türkiye ile Bulgaristan arasında yakınlaşma olmasını isteyen Başbakan Gyula Gömbös, Bulgaristan’ın Balkanlardaki Küçük Antant Devletleriyle anlaşmasından tedirgin olmuştur. Bütün bu olaylar sonucunda Gömbös, Küçük Antant’a karşı Türkiye’yi İtalya, Macaristan ve Bulgaristan’ın oluşturduğu bir gruba dâhil etmek istemiştir. Türkiye’yi kendi yanında konumlandırma çabaları doğrultusunda 19-25 Ekim 1933 tarihleri arasında Türkiye’ye bir ziyaret düzenleyen Gömbös’ün yaptığı ziyaret hem Türk basınında hem de Macar basınında büyük bir dikkat ile takip edilmiştir. Macar basınının bu ziyaret çerçevesinde yaptığı haberler ve yorumlar Macaristan’ın Türkiye ile ilgili bakış açısını göstermesi açısından önemlidir. Ayrıca bu ziyaret Türkiye Cumhuriyeti ile Macaristan arasında temelleri daha önce atılan ve 1930’lu yıllarda ciddi bir ivme kazanan yakınlaşmayı belgelendirmesi bakımından kayda değerdir. Çalışmamızda Başbakan Gyula Gömbös’ün Dışişleri Bakanı Kálmán Kánya ile birlikte Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk ile çeşitli konuları müzakere etmek ve siyasi bağlamda Türkiye’nin desteğini sağlamak amacıyla Türkiye’ye yapmış olduğu bir haftalık bu uzunca ziyaretin Macar basınına nasıl yansıdığı incelenecektir. Bu bağlamda Macaristan’da “Arcanum Dijital Bilim Kütüphanesi”nde (Arcanum Digitális Tudománytár) ve “Millet Meclisi Kütüphane Koleksiyonları”nda (Országgyűlési Könyvtár gyűjteményei) bulunan gazeteleri merkeze alarak bu ziyaretin ayrıntılarına yer veren diğer bazı kaynakların incelemesi yapılıp ziyaretin iki ülke ilişkilerine nasıl yansıdığı ve neler kattığı tespit edilmeye çalışılacaktır.</jats:p
Evaluation of Trabecular Changes Using Fractal Analysis After Orthodontic Treatment for Congenital Maxillary Lateral Incisor Missing with Space Opening and Closure Methods
Aim: The aim of the study was to compare the trabecular changes in alveolar bone structure after the treatment of congenital maxillary lateral incisor missing (CMLIM) with space-opening and -closure methods by fractal dimension (FD) analysis. Material and Methods: The study included 48 patients and three groups were formed: control (Group 1), space-opening (Group 2), and space-closure groups (Group 3). FD analysis was performed on panoramic images taken before (T0) and after (T1) treatment in the area of interest of trabecular alveolar bone determined in the distal apical region of the maxillary central incisor. For inter-group comparisons, the Kruskal-Wallis test was employed, while the Wilcoxon test was utilized for intra-group comparisons. The statistical significance was determined as p0.05). In Group 2, a significant decrease in FD values was observed during the T1 period compared to T0, whereas Group 3 showed a significant increase (p</jats:p
İletişimde Anlık Otorite Kurma ve Tıpta Otorite Kavramı
Otorite, toplumların düzenini sağlamak ve bireyleri ortak amaçlar etrafında bir araya getirmek için kritik bir unsurdur. Otorite, bireylerin bilgi, yetenek, makam ve karizma gibi farklı kaynaklara dayanarak liderlik etmesini mümkün kılar. İnsanlar bazı durumlarda otorite figürü olurken, bazen de başkalarına itaat eder. Otorite; rol otoritesi, bilgi ve beceri otoritesi, makam otoritesi ve karizmatik otorite gibi türlere ayrılır. Rol otoritesi, yaş, aile içindeki konum veya deneyim gibi doğal olarak kazanılan rollerden oluşur. Örneğin bir yaşlıya hürmet göstermek bu türdendir. Bilgi ve beceri otoritesi, kişinin sahip olduğu uzmanlıkla çevresindekilere liderlik etmesini sağlar. Ancak, bu otoritenin etkili olabilmesi için karşı tarafın bilginin değerini anlayabilmesi gerekir. Makama dayalı otorite, kamu veya özel sektördeki liderlerin yasal güçlerini ifade eder ve astlar tarafından itaatle karşılanır. Kamu kurumlarında ve orduda bu otorite türü daha baskındır. Karizmatik otorite, liderin kişisel çekiciliği, hitabet yeteneği ve vizyonu ile kurulur. Kriz dönemlerinde güçlü liderlerin karizması daha belirgin hâle gelir. Anlık otorite, özellikle karizmatik liderlikte görülür ve ses tonu, beden dili gibi unsurlarla kısa sürede kurulur. Araştırmalar, yüz ifadeleri (%55) ve ses tonunun (%30) iletişimde büyük rol oynadığını göstermektedir. Otorite, tıbbi hizmetlerin kalitesini artırmak için ihtiyaç duyulabilen önemli kavramlardan birisidir. Sağlık profesyonelleri mesleki uygulamalar sırasındaki süreçlerin yönetiminde, sahip oldukları bilgi, makam ve deneyimle hem meslektaşları hem de hastalar üzerinde zaman zaman otorite sergilemek durumunda kalabilir. Acil servis ve yoğun bakım gibi kritik ortamlarda hızlı ve etkili müdahaleleri mümkün kılmak için anlık otorite kurabilmek hasta güvenliği ile yakından ilgili olabilmektedir. Bu yönüyle otorite, sağlık hizmetlerinin kalitesini ve hasta memnuniyetini artırmada sık sık kilit rol oynayan bir tutum hâline gelebilmektedir.</jats:p
The Development of Education for Sustainable Development in Turkey: A Historical Review (1990-2024)
Bu makale, son otuz yılda Türkiye'de Sürdürülebilir Kalkınma İçin Eğitim (SKE) söyleminde meydana gelen değişiklikleri ortaya koymakta ve yeni bulgular sunmaktadır. 1990 yılından itibaren günümüze kadar yayımlanan resmi ulusal kalkınma raporları ve değerlendirme raporlarında SKE söylemindeki değişiklikleri incelemek için söylem analizi yapılmış ve bunlar UNESCO çerçevesindeki SKE kavramıyla karşılaştırılmıştır. Bulgular, Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınma için eğitim konusunda Uluslararası anlaşmalarla uyumlu olduğunu ancak ekonomik gelişme ile çevresel gelişme arasında ekonomik gelişmeye daha fazla önem verildiğini ortaya koymaktadır. Ayrıca Türkiye’de çevre eğitimi ve farkındalık artırma faaliyetlerinin sürekli gelişim gösterdiği sonucuna varılmıştır. Bu makalede ayrıca SKE’nin tarihçesi, eğitimin rolü ve Türkiye’deki uygulamalara odaklanılmıştır. Brundtland Raporu ve Rio Konferansı gibi önemli olayların çevre eğitimine katkısı incelenmiştir. Çevre eğitimi konusunda Türkiye'deki politika ve uygulamaların analizi, karşılaşılan zorluklar ve çözüm önerileri ele alınmıştır. Türkiye’nin SKE konusundaki mevcut durumu değerlendirilmiş ve geleceğe yönelik öneriler sunulmuştur. Araştırmada, resmi Ulusal Kalkınma Planları (1990-2024) ve değerlendirme raporları incelenmiş ve SKE ile ilgili söylemler değerlendirilmiştir. Türkiye'nin SKE kavramına yaklaşımının UNESCO’nun 2030 hedefleri ile uyumlu olduğu görülmüştür. Ancak uygulamada çeşitli zorluklar yaşanmıştır. Sürdürülebilir kalkınma eğitiminin etkinliğini artırmak için yenilikçi öğretim yöntemlerinin geliştirilmesi, öğretmenlerin sürdürülebilirlik konularında eğitilmesi ve kamuoyunun bilinçlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Türkiye’deki sürdürülebilir kalkınma eğitimi politikaları ve uygulamaları, uluslararası standartlara uyumlu olarak geliştirilmiş, ancak uygulamada daha fazla desteğe ihtiyaç duyulduğu görülmüştür.</jats:p
BELİRSİZLİK ENDEKSİ VE MAKROEKONOMİK DEĞİŞKENLER ARASINDA NEDENSELLİK İLİŞKİSİ: BRIC-T ÖRNEĞİ
Günümüz koşullarında bir ülkenin refahını ve ekonomik geleceğini etkileyen birden fazla değişken bulunmaktadır. Belirsizlik endeksi de bunlardan biridir. Belirsizlik, yatırımcıların, üreticilerin ve hatta bütün ekonomik aktörlerin davranışlarını şekillendirmektedir. Bu noktadan hareketle çalışmada dünya belirsizlik endeksi (WUI) ile ekonomik aktörlerin kararlarında etkili olan döviz kuru, petrol fiyatları, enflasyon ve gelir değişkenleri baz alınarak ampirik analiz yapılmıştır. Yapılan ampirik analizde Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin (BRIC) ve Türkiye’nin 2003-2022 dönemine ait verilerle belirsizlik endeksi, döviz kuru, ham petrol fiyatları, enflasyon ve gelirle nedensellik ilişkisi Vektör Hata Düzeltme Modeli (VECM) ile test edilmiştir. Seçilmiş ülkelerin dünya belirsizlik endeksi ve petrol fiyatları verisine Federal Reserve Economic Data (FRED) web sitesinden ulaşılmıştır. Diğer değişkenlere ait veriler ise Dünya Bankasından alınmıştır. Yapılan ekonometrik analiz sonuçlarına göre, belirsizlik endeksi ile gelir arasında çift yönlü nedensellik ilişkisi bulunurken; döviz kuru, enflasyon ve petrol fiyatları ile belirsizlik endeksi arasında tek yönlü nedensellik ilişkisi bulunmuştur. Buradan hareketle BRIC+Türkiye için ekonomik politika belirsizliğinin azaltılması ve geleceğe yönelik kalkınma ve büyüme stratejilerinin bu yönde uygulanması gerekmektedir.</jats:p
Apoptosis-inducing, anti-angiogenic and anti-migratory effects of a dinuclear Pd(II) complex on breast cancer: A promising novel compound
Because of the high mortality and morbidity rate of breast cancer, successful management of the disease requires synthesis of novel compounds. To this end, ongoing attempts to create new candidates include synthesis of multinuclear metal complexes. The high DNA binding affinity and cytotoxic activity of these complexes makes them promising as breast cancer treatments. This study investigated anti-growth/cytotoxic effect of the dinuclear Pd(II) complex on breast cancer cell lines (MCF-7, MDA-MB-231) using various methods of staining, flow cytometry, and immunoblotting. The study conducted colony formation, invasion, and migration assays were to assess the effect of the complex on metastasis. Increased caspase-3/7 levels and positive annexin V staining were observed in both cell lines, proving apoptosis. Altered TNFR1 and TRADD expression with caspase-8 cleavage followed by BCL-2 inactivation with loss of mitochondrial membrane potential confirmed the presence of apoptosis in MCF-7 and MDA-MB-231, regardless of p53 expression status. The results implied anti-migration properties. Finally, the study used the CAM assay to assess antiangiogenic properties and showed that the complex inhibited angiogenesis. The study concluded the dinuclear Pd(II) complex warrants further in vivo experiments to show its potential in the treatment of breast cancer