Zonguldak Bülent Ecevit University Institutional Repository
Not a member yet
9495 research outputs found
Sort by
CAM FİBER TAKVİYELİ PLASTİK MALZEMELERİN DELAMİNASYON DURUMUNUN İNCELENMESİ
Cam fiber malzemeler ekonomikliği ve hafif olması sebebiyle endüstride geniş bir uygulama alanına sahiptir. Cam fiber kompozit malzemelerin mekanik özelliklerinin ve montaj sırasında oluşabilecek olası hasar mekanizmalarının (delik delmede delaminasyon gibi) bilinmesi tasarımcılar için önemlidir. Bu çalışmada farklı imalat teknikleriyle üretilmiş (sıcak presle kalıplama, 3B baskı ve elle yatırma) cam elyaf takviyeli plastiklerde (CTP) delik delme işleminden sonra oluşan delik çıkış hasarları incelenmiştir. Deneylerde işlem parametreleri olarak üç farklı ilerleme hızı (200, 400 ve 600 mm/dak) ve iki farklı takım dönme hızı (1500 ve 3000 dev/dak) kullanılmıştır. Delik delme işlemi sonunda delaminasyon oranları hesaplanmıştır. En düşük ve en yüksek delaminasyon oranına sahip deney numunelerinin görsel muayeneleri yapılmıştır. Ek olarak, 3B yazıcıda delikli olarak basılmış ve sonradan matkapla delinmiş iki ayrı CTP malzemenin delik delme işlemi karşılaştırılmıştır. Sıcak presle kalıplama tekniği ile üretilen parçalarda takım ilerleme hızı artarken delaminasyon oranı artmış, 3B baskı tekniği ile üretilen parçalarda ilerleme hızının artmasıyla delaminasyon oranı düşmüştür. Elle yatırma tekniği ile üretilen parçalarda ise düşük takım dönme hızlarında delaminasyon oranının arttığı belirlenmiştir. Ayrıca delaminasyonda işlem parametrelerinin etkisi kadar malzeme üretim tekniğinin de etkili olduğu görülmüştür. Sıcak presle kalıplama ve elle yatırma tekniğiyle üretilen cam elyaf takviyeli kompozitlerde delik delme işlem parametrelerinin delaminasyona etkileri benzerken, 3B yazıcı ile üretilmiş parçalar farklı davranış sergilemiştir.</jats:p
Novel predictor for metabolic syndrome: Para-aortic adipose tissue
Metabolic Syndrome (MetS) is an independent risk factor for cardiovascular disease. Perivascular fat depots not only serve as energy storage but also function as endocrine organs. Para-aortic adipose tissue (PAT), a perivascular local adipose tissue, has been suggested to play a role in obesity-mediated vascular disease, and has been associated with MetS components and measures of coronary and abdominal aortic calcification. PAT was previously described and examined using tomography and magnetic resonance imaging. This study aimed to describe the features of para-aortic adipose tissue measured echocardiographically in individuals with MetS.Patients were divided into two groups according to their MetS status. The hypoechoic space in front of the ascending aorta was considered a PAT on the parasternal long-axis view. Possible covariates for the regression analysis were determined using the DAGitty diagram.A total of 494 patients were enrolled in this study. The PAT was significantly higher in the MetS group [9.6 (6.1/10.6) vs. 6.1 (0.9/9) mm, p < 0.001]. Logistic regression analysis revealed that PAT (OR=2,15, p = 0,003) was significantly associated with MetS. 7.55 mm of PAT has a sensitivity of 65 % and specificity of 65 % [AUC = 0.675, p < 0.001, 95 % CI (0.623-0.726)] in predicting the presence of MetS.Based on the measurements obtained using this newly described modality in transthoracic echocardiography, its relationship with MetS was determined. These results can guide clinicians in diagnosing MetS
Ana Metal Sanayide İşlem Gören Firmaların Dönem Karlılıkları Üzerine Bir Araştırma: Ampirik Bir Uygulama
Ülke ekonomileri üzerinde önemli bir etkiye sahip olan ve sanayi sektörünün temel taşlarından biri olarak kabul edilen firmalar ana metal sanayiyi oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı BIST ana metal sanayi endeksinde yer alan firmaların dönem karlılıkları ile hasılat, özkaynaklar, kısa ve uzun vadeli yabancı kaynaklar ve satışların maliyeti arasındaki ilişkiyi dikkate alarak analiz etmektir. Araştırma kapsamında, 2023 yılı itibariyle BIST ana metal sanayi endeksinde yer alan firmaların 2013-2022 dönemlerine ait verileri panel regresyon analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Analiz sonuçları, firmaların hasılatlarının ve uzun vadeli borç kullanımlarının, dönem karında pozitif bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Bu bulgular, firmaların büyüme ve genişleme stratejileri kapsamında elde ettikleri hasılat artışlarının ve uzun vadeli finansman kaynaklarının kullanımının, karlılık üzerinde olumlu bir etki yarattığını ortaya koymaktadır. Öte yandan, kısa vadeli borçlanma, öz kaynak kullanımı ve satışların maliyeti gibi değişkenlerin firmaların dönem karında negatif bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlar, kısa vadeli finansal yükümlülüklerin ve maliyet yönetiminin zorluklarının, firmaların karlılık performanslarını olumsuz yönde etkileyebileceğini göstermektedir. Ayrıca analiz sonucunda firmaların elde ettiği hasılat ve firmaların uzun vadeli borç kullanımının firmaların dönem karlarını pozitif yönde etkilediği, kısa vadeli borçlanma, öz kaynak kullanımı ve satışların maliyeti değişkenlerinin ise firmaların dönem karlarını negatif yönde etkilediği görülmüştür.</jats:p
Zonguldak Merkez İlçedeki Satılık Konut Fiyatlarına Etki Eden Unsurların Çoklu Regresyon Modelleri ile İncelenmesi
Amaç: Son dönemlerde ekonomide yaşanan dalgalanmalar ve konut kiralarının artması nedeniyle tüketiciler ev satın almaya yönelmektedirler. Bu nedenle, satılık konut ilanların incelenmesi ve fiyat tahmin modeli oluşturulması gerekli görülmüştür. Bu çalışmada, Zonguldak Merkez İlçede bulunan mahallelerdeki satılık ilanlarından elde edilen bilgilerle fiyat tahmin modeli oluşturmak amaçlanmıştır. Yöntem: Veri temini amacıyla RStudio ortamında “rvest” kütüphanesi kullanılmıştır. Veriler Hepsi Emlak web sitesinden elde edilmiştir. Konut fiyatlarının tahmininde çoklu doğrusal ve doğrusal olmayan regresyon modelleri kullanılmıştır. Bulgular: Zonguldak Merkez’de bulunan satılık evlerin ortalama fiyatı 2.320.000 TL’dir. Çoklu doğrusal regresyon modeli satılık konut fiyatları varyansındaki değişimin yaklaşık %60'ını açıklayabilirken, doğrusal olmayan çoklu regresyon modeli varyansın %62'sini açıklamaktadır. Sonuçlar: Doğrusal modelde, konut fiyatını en çok arttıran değişkenler sırasıyla oda sayısı, kat sayısı ve konut alanıdır. Bina yaşının artması ise satılık konut fiyatını düşürmektedir. Doğrusal olmayan modelde sadece konut alanı ve bina yaşı anlamlı bulunmuştur. Bu çalışmadan elde edilen bulguların, emlak sektörüne ve pazarlama alanında çalışan akademisyenlere katkı sağlayacağı düşünülmektedir.</jats:p
Örgütsel Muhalefet ile Öğrenen Okul Arasındaki İlişki: Öğretmen Algıları
Bu çalışmanın amacı öğretmenlerin örgütsel muhalefet davranışları ile öğrenen okul algıları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelinin kullanıldığı bu çalışma 2023-2024 eğitim-öğretim yılında gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın örneklemi, tabakalı örnekleme tekniği olup Batı Karadeniz bölgesinde yer alan bir ildeki kamu ve özel okullarda görevli, okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise kademelerinde çalışan 388 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri, gönüllü öğretmenlerden dijital ortamda “Örgütsel Muhalefet Ölçeği” ve “Öğrenen Okul Ölçeği” kullanılarak elde edilmiştir. SPSS 26.0 (Statistical Package for Social Sciences) programı aracılığıyla bulgular frekans, yüzde, ortalama ve standart sapma hesaplamalarının yanı sıra bağımsız örneklem t-testi, Anova, Pearson korelasyon analizi ve basit doğrusal regresyon analizi kullanılarak elde edilmiştir. Bulgulara göre öğretmenlerin örgütsel muhalefetle ilgili genel algılarının "katılmıyorum" düzeyinde olduğu gözlemlenmiştir. Öğretmenlerin öğrenen okul konusundaki genel algılarının ise "katılıyorum" düzeyinde olduğu belirlenmiştir. Çalışmada ayrıca öğretmenlerin örgütsel muhalefet davranışları ile öğrenen okul algıları arasında negatif yönde ve zayıf düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Son olarak, öğretmenlerin örgütsel muhalefet davranışlarının, öğrenen okul algılarını negatif ve anlamlı bir şekilde yordadığı tespit edilmiştir.</jats:p
Investigation of the inhibitory effects of the telomere-targeted compounds on glutathione S-transferase P1
Abstract Glutathione S-transferase P1 (GSTP1) plays a significant role in cancer progression and chemotherapy resistance, with its overexpression diminishing chemotherapeutic efficacy across various tumor types. This study evaluates the inhibitory effects of 6-thio-2′-deoxyguanosine (6-thio-dG) and its dimeric form (6-thio-2′-dG-Dimer) on GSTP1. Enzyme inhibition assays with recombinant human GSTP1, kinetic analysis, molecular docking, and molecular dynamic simulations were employed. Enzymatic assays were performed in 0.1 M phosphate buffer (pH 6.5) at 30 °C, containing 1 mM EDTA, 1 mM GSH, and 1 mM CDNB. The compounds 6-thio-dG and its dimer were dissolved in 2.5% DMSO for the experiments. The IC₅₀ values indicated that the dimer exhibited a higher potency (IC₅₀: 0.339 μM) than the monomer (IC₅₀: 15.14 μM). Kinetic analysis revealed noncompetitive inhibition with glutathione (Ki: 12.26 μM) and mixed inhibition with CDNB (Ki: 11.41 μM) for the monomer, whereas the dimer showed mixed inhibition with glutathione (Ki: 0.972 μM) and competitive inhibition with CDNB (Ki: 0.723 μM). Molecular docking confirmed the higher binding affinity of the dimer (binding energy: − 7.9 kcal/mol, Ki: 1.595 μM) compared to the monomer (binding energy: − 6.2 kcal/mol, Ki: 28.21 μM). The dimer form of 6-thio-dG shows strong potential to enhance chemotherapeutic efficacy by effectively inhibiting GSTP1 and overcoming drug resistance. Its superior inhibitory properties make it a valuable candidate for targeted cancer therapies. Graphical abstract </jats:p
Investigating the impact of various insole applications on balance and postural stability in the elderly
Aging leads to physical and cognitive declines, notably affecting balance and motor skills, making falls a prevalent health concern among the elderly. Falls, a significant health issue among the elderly, often stem from these impairments. This study aims to investigate the impact of different insole materials, specifically cork and silicone, on balance and postural stability in the elderly.A randomized controlled trial was conducted at the Istanbul Barinyurt Elderly Care Center with 24 participants, divided into two groups to test cork and silicone insoles. Balance parameters, plantar pressure, the Timed Up and Go (TUG) test, and the Five Times Sit-to-Stand Test were used as measures. Data analysis was performed using the Mann-Whitney U and Wilcoxon tests.Post-intervention, the cork insole group showed significant improvements in balance, maximum plantar pressure, and functional mobility tests compared to the silicone insole group. While both insoles enhanced certain balance parameters and walking performance, cork insoles proved more effective in key outcomes. Additionally, maximum plantar pressure for the cork insoles group decreased significantly, indicating better pressure distribution and potentially enhanced balance.Cork insoles are superior to silicone insoles in improving balance and postural stability among the elderly. This study supports using cork insoles as part of fall prevention strategies, emphasizing the importance of material properties in orthopedic insole design. Future research should explore long-term effects and integrate insoles with other postural stability methods for comprehensive elderly care
The assessment of alternative fuel and engine power limitation utilisation in hybrid marine propulsion systems regarding energy efficiency metrics
Effects of different approaches of infraclavicular brachial plexus block on perfusion index and tissue perfusion
Although both the lateral sagittal and costoclavicular approaches are applied at the cord level in the infraclavicular region, there is a major difference between the distributions of the two approaches. We aimed to investigate the effects of this different distribution on tissue perfusion and oxygenation.Sixty patients undergoing elective elbow, forearm, wrist and hand surgery under infraclavicular brachial plexus block were included in the study. Patients were divided into two groups: group CC (costoclavicular approach, n = 30) and group LS (lateral sagittal approach, n = 30). The primary outcomes of this study were increased perfusion index (PI) and tissue oxygen saturation (StO2) rate. Secondary outcomes were the duration of block application, sensory and motor block onset time, time to first analgesic need and duration of motor block.The PI and StO2 increased significantly from baseline to each time point in both groups; however, there were no significant differences between the groups. The time to reach the sensory block stage was shorter with the costoclavicular approach. The duration of block application was shorter when using the costoclavicular approach. There were no differences between the approaches in terms of the time to the first analgesic requirement or need for additional analgesics.The different distributions of the two different approaches to infraclavicular brachial plexus block, costoclavicular and lateral sagittal, did not have an additional effect on tissue perfusion and oxygenation. Both approaches can be preferred especially in surgeries in which an increase in tissue perfusion is desired owing to perfusion-enhancing properties.NCT04764591
Oğuz Kağan ve Manas Destanlarında Beşikte İken Konuşma Motifi Üzerine Kahramanlık Mitosu Bağlamında Bir İnceleme
Destan, kolektif bilinç dışına ait pek çok motifi sembolik yönleriyle ihtiva eden bir anlatı türüdür. Edebî yaratmalar içerisinde müstesna bir yere konumlanan destan, olağanüstü hadiselerin mitolojik imgelerle birlikte anlam bulduğu gizemli bir yapıya sahiptir. Bu bağlamda kahramanının henüz beşikte iken konuşması, Türk destanlarında karşımıza çıkan sırlı motiflerden biridir. Bu sırrın psikomitolojik açıdan çözümlenmesi, millî kültürümüze de ışık tutacak niteliktedir. Beşikte iken konuşma motifi, kahramanın henüz bebeklik çağında dile gelmesini ifade eden ve onu diğer insanlardan farklı kılan bir fenomendir. Fizyolojik, biyolojik ve nöropsikolojik açıdan tam olarak gelişmemiş/olgunlaşmamış bir bebeğin konuşması mucizevi bir olaydır. Türk destanlarında sembolik yönü güçlü bir şekilde yer alan bu mucizenin, İslam inancında da var olduğu görülür. Kur’an-ı Kerim’de Hz. İsa’nın; Hz. Muhammed’in bir hadisinde ise Hz. İsa’nın, Cüreyc’e şahitlik eden bebeğin ve Benî İsrâil’den bir kadının çocuğunun beşikte iken konuştuğu anlatılır. Bunların yanında Yusuf kıssasını konu edinen mesnevilerde de Hz. Yusuf’un iffetini gün yüzüne çıkaran bebeğin, olağanüstü bir şekilde dile geldiği görülür. Binlerce yıllık kültürümüzün köklü değerlerinden olan Oğuz Kağan ve Manas destanlarında da beşikte iken konuşma motifi, epik yönleriyle kolektif bilinç dışından bilince ulaşmaktadır. Bu makalede, Oğuz Kağan ve Manas destanlarında tespit edilen beşikte iken konuşma motifi, kahramanlık mitosu bağlamında sembolik ve arketipsel açıdan incelenecektir.</jats:p