Siirt University Institutional Repository
Not a member yet
1590 research outputs found
Sort by
Morphological changes of salicylic acid application on pepper (capsicum annuum l.) seedling under cold condition
This project was developed to investigate the contribution of
salicylic acid (SA) to the development of pepper seedlings grown in low
temperature (0 0C) conditions. The research was carried out in the controlled
plant growing cabinet in the research- investigation area of the Department
of Horticulture, Faculty of Agriculture, Siirt University. As a vegetable
material, Urartu F1 pepper type (capia) which is used in greenhouse
cultivation has been used. As a dose of different salicylic acid; 0.01 and 0.05
mmol doses were applied. The dose of 0 mmol salicylic acid was used as a
control group. Application frequency; It was applied 1 time, 2 times and 3
times.3 different cold application times were also investigated; 24 hours, 48
hours and 72 hours. The experiment was designed in randomized plots and
3 replications. In the pepper seedlings Rate of Lost Seedling Weight
(ROLSW) and Rate of Lost Seedling Length (ROLSL) were investigated. At
the end of the research; Both SA applications increased the ROLSW rate
according to the control. The application of 0.01 ppm was the SA application
with the highest ROLSW rate. The application of 0.01 ppm SA also increased
the ROLSL rate compared to the control. The highest ROLSW and ROLSL
rates were obtained from 24-hour cold application. There was no statistically
significant difference between the frequencies of application
Variables predicting video development process in teacher training
For pre‐service teachers, it is very important to use digital technology effectively
and productively during their teacher training and in the educational institutions
that they will work in the future. In this context, video development process is
an effective learning environment in improving digital skills of students and
acquisition of new skills by them. The present study aimed to determine the
factors that predict the use of video development activity in instruction process.
Freshmen pre‐service teachers attending different departments participated
into the study. During a three‐week application period, students developed
videos on subjects related to social responsibility. In the study, which was
patterned as a single group experimental design, video development score was
determined as the predicted variable while emotion, motivation, personal
innovativeness, and self‐efficacy beliefs on educational internet use were
determined as predicting variables. In the present study, multivariate regression
analysis findings demonstrated that, among these predicting variables, only the
emotion variable was a significant predictor of the video development scor
Density and prevalence of weed species in pistachio orchards of Siirt province
In this study, we aimed to determine the weeds and their prevalence and densities in pistachio gardens of Siirt province. Survey studies were carried out in the 2017-2018 vegetation periods. In the scope of the study, a total of 103 pistachio orchards were randomly selected to represent the region. As a result of survey, a total of 170 weed species belonging to 37 families, including 4 monocots and 33 dicots were recorded. The highest number of weed species were belong to Asteraceae (29 species), Poaceae (23 species), Fabaceae (18 species), Apiaceae (12 species) and Brassicaceae (12 species). Among the identified weed species; Avena spp., Anchusa azurea Miller., Bromus tectorum L., Cardaria draba (L.) Desv., Carduus pycnocephalus L., Fumaria officinalis L., Lamium amplexicaule L., Lactuca serriola L., Galium aparine L., Lolium perene L., Medicago sativa L., Papaver rhoeas L., Sinapis arvensis L., Thlaspi arvense L. and Vicia sativa L. were the most common species that have highest frequency of occurrence. The species have the highest density in the region were Cynodon dactylon (L.) Pers. and Convolvulus arvensis L. The overall coverage area of the weed species in pistachio orchards of Siirt province was determined as 37%. However, the number of weed species, their frequencies and densities and the coverage areas were found to be highly diverse among the districts. The highest percentage of weeds was found in the Siirt center with the rate of 53%, while the lowest rate was found as 19% in Baykan district. Eruh (155 species) district had the highest number of weed species, while the lowest number of weed species was recorded in Baykan (76 species) district. The results revealed that region specific weed management strategies should be applied in the study area
PREDICTION OF INDOOR TEMPERATURE IN A GREENHOUSE: SIIRT SAMPLE
Greenhouses are agricultural structures which allow indoor conditions to be controlled. Food demand is increasing as the population increases. Therefore, creating new areas for food production and making perpetual agricultural production without interruption is a key-stone necessity to meet
demands. Increasing the crop production could only be possible with constant cultivation period. Green-
houses are the capital ships of feeding the population and fighting poverty. Due to the climate
changes and increasing population, greenhouses will gain more and more significance in the years to
come. However, greenhouses will cause harms instead of benefits if they are applied in wrong
climatic conditions. In this study, in a greenhouse having floor area of 11220 m2, indoor and outdoor
temperatures are quantified for two years, after modelling and simulating the energy efficiency,
indoor temperature values are estimated by artificial neural networks. This study shows that artificial
neural networks could accurately estimate the indoor temperature of greenhouses and relative hu-
midity 6 hours in advance, and the temperature could be estimated 3 days in advance
Arı Besleme - Erken Bahar Döneminde Besin Takviyesinin Önemi
Son yıllarda artan kimyasal kullanımı ve değişen iklim koşulları ile ilişkilendirilen sağlık sorunlarında artış görülmektedir. Kent yaşamının yoğun stresi de buna eklenince gerek bir hobi uğraşısı gerekse hayvansal kökenli gıda üretimi amacıyla arıcılığa ilgi her geçen gün artmaktadır. Bu derleme çalışması ile arıcılıkta erken bahar beslemesinin önemine yönelik çalışmalar ve tespitler hakkıknda bilgi verilecektir. Arı kolonilerinde gelişim bal üretiminin temel unsuru olup erken bahar döneminde iyi gelişen kolonilerden nektar akım döneminde yüksek verim alınabilmektedir. Tüm canlılarda olduğu gibi arıların da üreyebilmek için yeterli protein ve karbonhidrat’a ihtiyaçları vardır. Protein kaynağı olarak polenleri kullanan arılar karbonhidrat (Enerji) kaynağı olarak da nektar (bal özü), bal tüketmektedirler. Kış sonu – Erken bahar döneminde kuluçka faaliyetlerinin başlaması ile depo edilen bal ve polen kullanılmaya başlanır ve kısa süre içinde bu kaynaklar tükenir. Kaynakları tükenen arı kolonisi bu sezonda nektar akımı başlamadığı için ihtiyaçlarını doğadan karşılayamayıp hayatını devam ettiremez. Yapılan incelemelerde doğal koşullarda (ağaç oyukları vb..) yaşayan kolonilerin de yeterli stokları olmadığında kışı çıkartamadıkları yada erken baharda söndükleri tespit edilmiştir. Hayatta kalmayı başaran yabanıl kolonilerin ise sönen kolonileri yağmalayarak erken baharda ihtiyaçlarını karşıladıkları düşünülmektedir. Teknik arıcılıkta erken baharda ortaya çıkan bu ihtiyacı karşılamak ve koloni gelişim hızını artırmak amacıyla katı (kek) ve sıvı (sakaroz şurubu) besleme yapılmaktadır. Bazı kaynaklar ballı çıta ya da süzme bal verilerek de besin takviyesi yapılabileceğini belirtmektedir. Besin takviyesi yapılan kolonilerde koloni kayıpları daha az olduğu, nektar akım döneminde bal veriminin de %20 daha fazla olduğu bildirilmektedir. Arıcı maliyet ve eldeki imkanları analiz ederek doğru besin takviye tekniğini seçerek uygulamalıdır
Halit ziya Uşaklıgil’in mensur şiirlerinde güzel ve güzellik
Felsefede güzelin ne olup olmadığı, neyin hangi ölçülerde “güzel” kabul edilip
edilemeyeceği tartışma konusudur. Aristoteles, Platon, Immanuel Kant, Friedrich
Schelling gibi felsefeciler, bu konuda farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Felsefeye göre
güzel, insanın beğeni yargısından kaynaklanır. Güzelin, hoş, yüce, iyi, faydalı gibi farklı
anlamları da bulunmaktadır. Güzelle ilgili her bir gösterge farklı duyu kanalında ortaya
çıkmaktadır. Felsefecilerin en çok tartıştıkları konu, farklı kanallarda ortaya çıkan beğeni
yargısının güzel göstergesiyle sınırlandırılmasıdır. Gecenin güzelliği yüce, gündüzün
güzelliği hoş, objenin güzelliği faydalı, erdemlerin güzelliği iyi olabilmektedir. Estetik
sanat dallarında sanatçılar beğeni yargılarını farklı göstergelerle ifade etmektedirler.
Güzel, bir dil unsuru olduğu için edebiyatla yakın bir ilişkisi vardır. Edebiyat sanatçısı,
güzel göstergesini kullanarak beğeni yargısını görülebilir ve anlaşılabilir hâle getirir. Bu
çalışmanın temel amacı felsefede tartışılan güzel göstergesinin edebiyata bakan yönünü
ortaya çıkarmaktır. Türk edebiyatında güzel göstergesinin retorik amaçlı kullanıldığı çok
sayıda eser bulunmaktadır. Göstergenin kullanıldığı eserler aynı zamanda sanatçının iç
dünyasını, hayata ve objeye bakış açısını da yansıtmaktadır. Evren örneklem modelinin
uygulandığı çalışmada Halit Ziya Uşaklıgil’in Mensur Şiirler eseri analiz edilmektedir. Halit
Ziya Uşaklıgil, Mensur Şiirler eserini 1891 yılında yayımlar. Eser, dönemin dil özelliklerini
(Osmanlı Türkçesi) yansıtmaktadır. Sanatçı, eserinde beğeni yargısının karşılığı olarak
genellikle güzel, bedii, bediâ, hoş ve lâtif göstergesini kullanmaktadır. Kozmik dünya,
sanatçıyı içten ve dıştan kuşatır. Genç sanatçı, özellikle coşkulu ve sevinçli duygular
yaşadığı anlarda kozmik dünyadan haz alır. Beğeni yargısını da güzel (lâtif) göstergesiyle
tanımlar. Sanatçı tabiat unsurlarını güzel göstergesiyle nitelerken genel kabul gören
yargıya göre hareket eder. Bu konuda realisttir. Mensur şiirlerde güzel, eşyanın şekilYENİ TÜRK EDEBİYATI ARAŞTIRMALARI DERGİS
Yeni öznitelik çıkarım yöntemleri ile duygu analizi
Bu çalışmada metin madenciliğinde kullanılabilecek 2 farklı öznitelik çıkarım yaklaşımı önerilmiştir.
Sınıflandırma başarısını ölçmek için aynı alanda elde edilmiş verisetleri üzerinde çalışmalar yapılmıştır.
Buna göre twitter üzerinden elde edilen birçok çalışmada kullanılan 3 farklı duygu analizi veri seti
kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar ile önerilen yeni öznitelik çıkarım yöntemlerinin sınıflandırma başarısını
arttırdığı tespit edilmiştir
Kazakistan ortaöğretim kurumlarında din eğitimini olumsuz yönde etkileyen faktörler
Bağımsızlık öncesi din eğitiminden yoksun bırakılmış olan Kazakistan halkının, bağımsızlığın ilk yılları ile birlikte dine karşı olan ilgisi artmıştır. Bağımsızlığın bu ilk yıllarında ülkedeki misyoner sayısı ile misyonerlik faaliyetleri de hız kazanmıştır. Gerek dine olan bu ilgi gerekse de misyonerlik faaliyetinin artışı ülkede, din ve din eğitimini önemli hale getirmiştir. Kazakistan için en önemli meselelerden biri laiklik çerçevesinde din devlet ilişkisini geliştirmek olarak görünmektedir. Bu bağlamda devlet, bağımsızlığın ilk yıllarında kendi haline bıraktığı din meselesine ilerleyen yıllarda müdahil olmuş, dinler ve mezheplerin birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenlemekte önemli kararlar almış ve kanunlar çıkartmıştır. Kazakistan egemenliğini aldıktan sonra kendisini laik, demokratik, sosyal, din ve vicdan hürriyetine saygılı bir devlet olarak nitelendirmektedir. Ülkede anayasa ve kanunlar bu çerçevede oluşturulmuş, din ile devlet arasındaki ilişki bu temeller üzerine kurulmuştur. Bu değerler aynı zamanda dini faaliyetler ve din eğitimi ile ilgili kanunların da alt yapısını oluşturmuştur. Kazakistan nüfusunun büyük oranı İslâm dini ile Hristiyanlığın Ortodoks mezhebine mensuptur. Ancak Kazakistan, diğer ulusların ve dinlerin de varlığını sürdürmekte olduğu, bu durumun bir zenginlik kaynağı olarak algılandığı çok uluslu ve çok dinli bir devlettir. Kazakistan Anayasası ve “Dini Hizmet ve Dini Kurumlar” kanunu, ülke içerisinde yaşayan çok çeşitli dini ve etnik gurup mensupları için en büyük güvence olmuştur.
Bütün bunların neticesinde “din” “eğitim” perspektifinde ele alındığında ülkede din eğitimi, ortaöğretim kurumlarında “bütün dinlerin tarihini öğretme ve dini inançları tanıma” amacıyla da olsa yapılmaya başlanmıştır. Ancak ortaöğretim kurumlarında müstakil olarak, İslâm dininin öğretilmesi söz konusu değildir. Yüksek öğretim kurumlarında ise ilahiyatçı yetiştirilmesi için fakülteler ve bölümler açılmıştır. Bu çalışmada Kazakistan’daki dini durum ve ortaöğretimdeki din eğitimi incelenmiş, din eğitimini olumsuz yönde etkileyen etmenler ele alınarak, ortaya çıkan durum ile ilgili öneri ve gerekçeler sunulmuştur
Vergi ve Muhasebe Boyutları ile Ciro Primi Uygulamasının Değerlendirilmesi
Günümüzde ticari hayat içinde rekabet edebilirliğin sağlanması amacıyla firmaların çeşitli pazarlama yöntemleri kullandığı görülmektedir. Firmalar arasında satış hacminin artırılması maksadıyla yapılan anlaşmaya bağlı olarak, belirli bir kota barındıran alış-satış işlemleri veya her ay düzenli olup kota içermeyen alış-satış işlemleri üzerinden belirli bir oranda, bedelinin fatura olarak yansıtılabildiği prim uygulaması ciro primi olarak adlandırılmaktadır. Tedarikçi firma tarafından uygulanan ciro primi uygulamasında teşvik ve desteğin sağlanması hedeflenmekte olup ciro primi uygulaması vergi mevzuatımızda Gelir Vergisi ve Katma Değer Vergisi (KDV) kanunları uyarınca vergilendirilmektedir. Bu çalışmada öncelikle ciro primi uygulaması hakkında genel bilgilere yer verildikten sonra ciro priminin Katma Değer Vergisi ile Gelir ve Kurumlar Vergileri karşısındaki durumu değerlendirilecektir. Çalışma, ciro primine ilişkin muhasebe uygulamalarına dair örnekler verildikten sonra sonuç ve değerlendirme kısmı ile son bulacaktır