Siirt University Institutional Repository
Not a member yet
1590 research outputs found
Sort by
Fuzzy Logic Applications in Horticulture and a Sample Design for Juice Volume Prediction in Pomegranate (Punica granatum L.).
Fuzzy expert systems search for a solution based on the expertise of people who are experts in a particular field. This could be described as a kind of advisory system edited on computer. The use of natural language on the basis of fuzzy logic and easier understanding of system logs provide this technique to resolve many daily and current problems. In this study, a sample expert system to estimate juice volume in pomegranate was designed, using the fuzzy logic method, which closest to the logic of the human mindset. Recording of data was performed on the private farm of the province of Siirt, Turkey. The Fuzzy Logic Interface of MATLAB Program was used in the designing phase of the system. The evaluation of the model was carried out according to coefficient of determination and coefficient of correlation. The model revealed R2 = 80% coefficient of determination, and r = 0.89 coefficient of correlation. With more informative parameters, the error rate can be decreased. Fuzzy logic seems one of the useful tools with prediction purposes in horticulture
Synthesis and properties of Schiff base Fe(II) complex
In our current study, Fe (II) complex with 4-4ʹ-methylene bis (2,6-diethyl)
aniline-3,5-di-tert-butylsalisilaldimine (HL1) ligand was synthesized by chemical method and the synthesized Fe (II) complex with HL1 ligand was
named as Fe(L1)2 complex. Structural, morphological, electronic absorption
and photovoltaic properties of Fe(L1)2 complex were characterized by x-ray
diffraction, Fourier transform infrared spectroscopy, scanning electron
microscope, electronic absorption, and current density (J)–voltage (V) measurements, respectively. The obtained result from the J-V measurement
shows that Fe(L1)2 complex synthesized by the chemical method can be
used as a promising sensitizer for a dye-sensitized solar cell.In our current study, Fe (II) complex with 4-4ʹ-methylene bis (2,6-diethyl)
aniline-3,5-di-tert-butylsalisilaldimine (HL1) ligand was synthesized by chemical method and the synthesized Fe (II) complex with HL1 ligand was
named as Fe(L1)2 complex. Structural, morphological, electronic absorption
and photovoltaic properties of Fe(L1)2 complex were characterized by x-ray
diffraction, Fourier transform infrared spectroscopy, scanning electron
microscope, electronic absorption, and current density (J)–voltage (V) measurements, respectively. The obtained result from the J-V measurement
shows that Fe(L1)2 complex synthesized by the chemical method can be
used as a promising sensitizer for a dye-sensitized solar cell
İklim Değişikliğinin Kısa Tarihçesi, Türkiye ve Antalya Havzasının İklim Değişikliğine Adaptasyon
Oldukça geniş bir bölgede, uzun bir süre boyunca gözlemlenen (WMO’ya göre en az 30 yıllık bir ölçüm) sıcaklık, rüzgâr, basınç ve yağış gibi değişmeyen meteorolojik olayların ortalamasına iklim adı verilmektedir. Hava durumundan farklı olarak iklim, geniş bir sahanın uzun yıllık ortalamasını ifade eder ve hava durumu elle tutulan, iklim ise tahmin edilmeye çalışılandır (Erol, 2004; Erlat, 2009; Hulme, 2016; URL 1). İklimin sabit değildir. Ortalama 4.6 milyar yaşında olan dünyamızda bugüne kadar iklim kuşaklarında birçok değişiklik görülmüştür. İklimdeki değişmelerinin etkileri; jeoloji, jeomorfoloji, paleontoloji, paleoklimatoloji, paleocoğrafya gibi araştırmalarla elde edilmektedir. Bu araştırmaların sonuçlarına göre bugünle kıyasla yapılır. Mesela Kretase döneminde sıcaklık günümüze göre 10 °C’den daha yüksek, atmosferdeki karbondioksit birikimi ise 4 ile 8 kat daha fazladır (Türkeş ve Erlat, 2003). Yeryüzünün atmosferi tıpkı bir sera gibi çalışmaktadır. Yere ulaşan güneş ışınlarının % 50’ye yakını geri yansımaktadır. CO2, CH4, H2O, O3 gibi gazlar, bu yansıyan ışınların bir kısmını yine yeryüzüne geri göndermektedir. Bu gazlar adeta yeryüzüne bir örtü işlevi görmektedir. Bu gazlar sayesinde yeryüzünde ortalama sıcaklık canlıların hayatını devam ettirebileceği 15°C’yi bulur. Eğer sera gazları olmasaydı, yeryüzündeki sıcaklık ortalama -18°C civarında olurdu (Türkeş, 2010; Ackerman and Knox, 2012). Yerkürenin uzun jeolojik tarihi boyunca doğal yollarla iklimde bir değişiklik yaşanmıştır. Sadece soğuma eksenli değil ortalamanın üstünde ısınmalar da yaşanarak dünya coğrafyasında kalıcı değişiklikler meydana gelmiştir. Bu iklim değişiklikleri; buzul hareketleri, deniz seviyesi değişmeleri, ekosistemlerdeki kalıcı değişikliklere neden olmuştur. Özellikle sanayi devrimiyle buhar gücünün makinelerde kullanılmasıyla fosil yakıt kullanımı yaygınlık kazanmıştır. Kömür daha sonra 20 yüzyılda petrol ve türevlerinin kullanımının artması, başta CO2 olmak üzere karbon temelli gazların sera etkisi oluşturarak iklim değişikliğini hızlandırdığını biliyoruz. Doğal seyrinde devam eden bu değişiklikler insan etkisiyle farklı bir evreye girmiştir. Antroposen olarak adlandırılan bu devre birçok bilim adamı tarafından yeni bir jeolojik devir olarak kabul edilmektedir (Crutzen, 2000; Yiğitbaşoğlu, 2016). Bu çalışmada amaç geçmişten günümüze kadar meydana gelen iklim değişiklikleri ve sanayi devrimiyle birlikte sürecin nasıl bir hal aldığını irdelemektir. Ayrıca iklim değişikliklerinin Türkiye ve özellikle Antalya havzası üzerindeki görülen etkileri ve yine bölge üzerinde meydana gelebilecek senaryolar tartışmak ve çözüm önerileri sunmaktır
Reproducing Kernel Method for Fractional Derivative with Non-local and Non-singular Kernel
Crank–Nicholson difference method and reproducing kernel function for third order fractional differential equations in the sense of Atangana–Baleanu Caputo derivative
Aşağı Kürtün Vadisi paleosol istifinin çok yönlü analizine göre Geç Kuvaterner iklim değişimleri üzerine bir değerlendirme, Samsun/Türkiye
The effect of different levels of teat-end hyperkeratosis on mammary infrared thermograph and mastitis in dairy cows
The object of this study was to assay different levels of teat hyperkeratosis and to determine the connections between teat thermographic characteristics, somatic cells count (SCC) and mastitis in dairy cows. A total of 920 teats of 230 Lithuanian Black and White cows were evaluated to assess teat-end conditions and the thermographic characteristics were determined before evening milking. Teats of the animals were grouped into four different classes of hyperkeratosis. Additionally, quarters of udder were divided into three different classes based on the California mastitis test (CMT) and clinical signs: group 1 (healthy), group 2 (subclinical mastitis), and group 3 (clinical mastitis). The 44.3% of the teats were given a score of N (No ring), 41.1% of the teats were scored S (smooth ring), 11.8% of teats were given a score R (rough ring) and 2.9% of teats were given a score VR (very rough skin). The N and S groups had more healthy udder quarters than R and VR groups (P<0.001). Analysis of thermographic images at the teat sinuses showed that group 1 had lower teat temperature (0.93-1.32 0C) than group 2 and group 3 (P<0.01). There was a significant positive correlation between milk SCC and temperature of the teats evaluated by hyperkeratosis scores N, S, and R. The results of the present study clearly showed that there was a significant connection between different levels of hyperkeratosis and teat temperature in all groups, indicating a greater risk to mastitis
KÜRESELLEŞME VE TURİZM: MAKROEKONOMİK BİR ANALİZ
SEKİZİNCİ BÖLÜM: KÜRESELLEŞME VE TURİZM: MAKROEKONOMİK BİR ANALİ
Ortaokul TÜrkçe Ders Kı taplarında Empatı Kurarak Dİnleme ve KonuŞma Etkınlıklerı Üzerıne Bır Değerlendırme ÇalıŞması
Empati (duygudaGlık) bir insanın kendini bir baGkasının yerine koyarak onun duygu ve düGüncelerini hissetmesidir. BaGkalarının değer yargılarını, üzüntülerini, sevinçlerini ve ideallerini anlamanın en etkili yolu empati kurmaktır. Empati duygusu, bireylerin saygı, sevgi ve dayanıGma bağlarını güçlendirir. Bu sebeple modern toplumlar, bilgiyi edinen, üreten, geliGtiren bireyler yetiGtirmek kadar empati kurabilen bireyler yetiGtirmeyi de önemser. Eğitim öğretim programlarında öğrencilerin empati kurma becerilerine yönelik farklı metot ve teknikler uygulanmaktadır. Türk Milli Eğitim Programlarında empati bir değer olarak görülmekte; bütün ders programlarında da bu değere yer verilmektedir. Özellikle Türkçe Dersi Öğretim Programında empati değerine daha kapsamlı yer verildiği görülmektedir. Dinleme, okuma, konuGma ve yazma becerileri üzerine planlanan Türkçe Dersi Öğretim Programında empati kurma kazanımları 7. ve 8. sınıf seviyesinde yer almaktadır. KonuGma ve dinleme stratejileri arasında yer alan empati kurma kazanımları “KiGisel GeliGim, Birey ve Toplum” temalarıyla iliGkili kılınmıGtır. Türkçe ders kitaplarında öğrencilerin empati kurma becerilerini geliGtirmeye yönelik etkinlikler de bulunmaktadır. Bu çalıGmanın temel amacı: Türkçe ders kitaplarında yer alan empati kurarak dinleme ve konuGma etkinliklerini analiz etmektir. ÇalıGmada nitele araGtırma metodu uygulanmaktadır. ÇalıGmanın sınırlılığı empati kurarak dinleme ve konuGma kazanımlarının yer aldığı MEB yayınları 7. ve 8. sınıf ders kitaplarıdır. ÇalıGmanın problem cümleleri Gu Gekilde belirlenmiGtir? Ders kitaplarında yer alan dinleme ve konuGma stratejileri öğrencilerin empati kurma becerilerini geliGtirebilecek nitelikte midir? Etkinliklerde yer alan sorular, öğrencilerin yansıtıcı düGünme becerilerini geliGtirmekte midir? Etkinlikler, empati kurarak dinleme ve konuGma tekniğinin diğer dinleme ve konuGma tekniklerinden farklı olduğunu gösterir nitelikte midir? Yapılan araGtırma sonucunda empati kurarak dinleme ve konuGma etkinliklerinin öğrencilerin empati kurma becerilerini sağlayacak nitelikte ve yeterlilikte olmadığı tespit edilmiGtir.Etkinliklerdeki soruların çoğu öğrencilerin eleGtirel dinleme ve konuGma becerisini geliGtirmeye yönelik sorulmaktadır. ÇalıGmada öğrencilerin empati kurma becerilerine yönelik soruların arttırılması ve empati kurarak dinleme ve konuGma kazanımlarının daha alt sınıf seviyelerine göre planlanması önerilmektedir
Chapter 16: Immobilization of Aspergillus niger glucoamylase on epoxy activated Supports
Firstly, in the present study, ANGA was covalently immobilized onto Eupergit CM
with 100.00 % immobilization and 100.00 % activity yield by optimizing the
immobilization conditions. This result is the best between the immobilization studies of
ANGA in the literature. Secondly, the immobilized ANGA obtained in this study showed
higher usage and storage stabilities than the ANGAs immobilized on another supports in
previous studies in the related literature. Thirdly, maltodextrin was completely converted
to glucose by using immobilized ANGA. Consequently, it can be said that immobilized
ANGA obtained in the present study can be used in the production of glucose syrup from
maltodextrin.Siirt Üniversitesi BAP Koordinatörlüğü
Proje No: 2017-SİÜMÜH-7